İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Serap Çelik ve Aktuğ Çelik Başvurusu (B. No: 2013/2168)

1. Başvurucular, hakkında

Başvuru No2013/2168Tarih23 Ocak 2014Okuma15 dk · 3.096 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Serap Çelik Ve Aktuğ Çelik Başvurusu

Karar tarihi
23 Ocak 2014
Başvuru Numarası
2013/2168
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.096 kelime·15 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular, hakkında

kamulaştırma kararı alınan taşınmazları ile ilgili olarak idare tarafından

açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasının yaklaşık sekiz yıldır

sonuçlandırılmaması ve kamulaştırma sürecindeki yargılamaya bağlı belirsizlik

nedeniyle adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri

sürerek, ihlalin tespitiyle uğradıkları zararın tazminine karar verilmesini

talep etmişlerdir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 21/3/2013

tarihinde Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtası ile yapılmıştır. İdari

yönden yapılan ön incelemede başvuruların Komisyona sunulmasına engel bir

durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölümün Üçüncü

Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere,

dosyaların Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 17/9/2013 tarihinde yapılan toplantıda, kabul edilebilirlik

ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığının 19/11/2013 tarihli görüş yazısı

4/12/2013 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ edilmiş olup, başvurucular

tarafından Adalet Bakanlığı görüşüne karşı beyanda bulunulmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru dilekçesi ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvuruculara ait Milas

ilçesi Ören beldesi Kaklıç mevkiinde kain 1393 parsel

sayılı taşınmazın 315.12 m2’lik kısmı, Ören Belediye

Başkanlığı’nın 26/3/2003 tarih ve 26 nolu kararı ile

kamulaştırılmıştır.

8. Başvurucular vekili

tarafından ilgili belediye başkanlığına hitaben yazılan 7/10/2003 tarihli

dilekçe ile, idare tarafından, taşınmazın kamulaştırma

bedelinin tespiti ve bedelin ödenmesi karşılığında idare adına tescili

istemiyle dava açılması talep edilmiştir.

9. İlgili idare tarafından 10/4/2004 tarihinde, Milas Asliye Hukuk Mahkemesi’nin

E.2004/254 sayılı dosyası ile kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil

istemiyle dava açılmış, Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin faaliyete geçmesi

nedeniyle yapılan devir sonucunda, yargılamaya Milas 2. Asliye Hukuk

Mahkemesinin E.2004/420 sayılı dosyası üzerinde devam edilmiştir.

10. Milas 2. Asliye Hukuk

Mahkemesi’nin 18/4/2007 tarih ve E.2004/420, K.2007/183 sayılı kararı ile, davanın kabulü ile taşınmazın davalı idare adına tapuya

tesciline ve kamulaştırma bedelinin 17.331,60 YTL olarak tespitine karar

verilmiştir.

11. Kararın temyiz edilmesi

üzerine ilk derece mahkemesi hükmü Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 25/3/2008 tarih ve E.2007/7649, K.2008/3588 sayılı kararı

ile bozulmuştur.

12. Başvurucular tarafından,

Yargıtay bozma ilamı üzerine duruşma günü tebliğ edilmeyen dava dosyasının

akıbetinin araştırılması neticesinde elektronik ortamda veya fiziken dosyanın bulunamadığı iddia edilmiş olmakla, Milas

2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 7/6/2013 tarihli cevabi

yazısında, ilgili dava dosyasına ilişkin bozma ilamının taraf vekillerine

tebliğ edildiği, ancak dosyada yeterli masraf bulunmadığından bahisle yeniden

esasa kaydedilmediğine ilişkin tutanak düzenlendiği, daha sonra yeniden ele

alınan dava dosyasının Mahkemenin E.2013/640 sırasına kaydı yapılmak suretiyle

duruşma günü tayin edildiği ve masraflar suçüstü ödeneğinden karşılanmak üzere

taraflara davetiye tebliğ edildiği bildirilmiştir.

13. Marmaris 3. Asliye Hukuk

Mahkemesinin faaliyete geçmesine bağlı olarak yapılan devir sonucunda, dosyanın

Marmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2013/490 sırasına kaydı yapılmıştır.

14. Yargılamanın 26/12/20013 tarihli son celsesi itibarıyla, başvuruya konu

yargılama hâlihazırda Milas 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin E.2013/490 sırası

üzerinde derdesttir.

B. İlgili

Hukuk

15. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk

Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul

ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın

makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider

yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

16. 4/1/1983 tarih ve 2942 sayılı

Kamulaştırma Kanunu’nun 10. ve 11. maddeleri.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

17. Mahkemenin 23/1/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucuların

21/3/2013 tarih ve 2013/2168 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

18. Başvurucular, hakkında

kamulaştırma kararı alınan taşınmazları ile ilgili olarak açılan kamulaştırma

bedelinin tespiti ve tescil davasının yaklaşık sekiz yıldır sonuçlandırılmadığını,

Yargıtay bozma ilamı sonrası duruşma günü taraflarına tebliğ edilmeyen dosya

hakkında yaptıkları araştırma sonucunda dosyanın mahkeme kaleminde

bulunmadığının bildirildiğini, dosyanın kaydına elektronik ortamda da (UYAP)

ulaşamadıklarını, ayrıca kamulaştırma sürecine ilişkin olarak belirtilen

yargılamaya bağlı belirsizlik nedeniyle mülkiyet haklarının da ihlal edildiğini

ileri sürerek, Anayasa’nın 35. ve 36. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal

edildiğini iddia etmişlerdir.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiği İddiası

Yönünden

19. Başvurucular, yol ve park

haline getirilen taşınmazları üzerinde yaklaşık on yıldır idarenin fiili

işgalinin devam ettiğini ve kendilerinin halen hakimiyetlerinde

olmayan, ancak idarenin de kendi adına tescil ettirmediği taşınmazın

vergilerini ödemek zorunda kaldıklarını belirterek, kamulaştırma sürecine

ilişkin olarak belirtilen yargılamaya bağlı belirsizlik nedeniyle mülkiyet

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

20. Adalet Bakanlığı görüş

yazısında, 2942 sayılı Kanunda 6459 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ve

konuya ilişkin Yargıtay içtihadı uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti

davalarında, davanın 2942 sayılı Kanunda belirtilen yüz beş günlük süre

içerisinde neticelendirilmemesi durumunda faiz ödenmesi yükümlülüğü

öngörüldüğünün, başvurucuların taşınmazlarına ilişkin bedel tespit davasında da

belirlenen kamulaştırma bedeli için faize hükmedilmesinin imkân dâhilinde

olduğunun, ancak yargılamanın hâlihazırda derdest olması nedeniyle,

başvurucuların uzayan yargılama sürecine bağlı olarak mülkiyet haklarının ihlal

edildiği iddiası açısından başvuru yollarının tüketilmemiş olduğunun kabul

edilebilirlik incelemesinde nazara alınması gerektiği bildirilmiştir.

21. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45.

maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca, Anayasa’da güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek

Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü

tarafından ihlal edildiğini iddia eden herkese Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuru yapma hakkı tanınmıştır. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile

6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise, bireysel

başvuruda bulunulmadan önce, ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da

ihmal için kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının tüketilmiş olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini

öncelikle derece mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının

tüketilmesi koşulunu zorunlu kılar (B. No. 2012/1027, 12/2/2013,

§§ 19, 20; B. No. 2012/13, 2/7/2013, § 26).

22. Başvuru konusu olayda,

hukuki uyuşmazlığın ilk derece mahkemesi önünde derdest olduğu ve Mahkemece

henüz uyuşmazlığın esasına dair bir karar verilmediği görülmektedir. Derdest

olan yargılama faaliyeti nazara alındığında, mülkiyet hakkının ihlal edildiği

iddiasının incelenebilmesi için, kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal

başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması gerekir.

23. Açıklanan nedenlerle,

başvurucular tarafından mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddiasına ilişkin

olarak kanunen öngörülmüş olan başvuru yolları tüketilmeksizin bireysel

başvuruda bulunulduğu anlaşıldığından, başvurunun diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin “başvuru

yollarının tüketilmemesi” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Yargılama Süresinin Makul Olmadığı İddiası

Yönünden

24. Başvurucular, somut

başvuruya ilişkin olarak ilk derece mahkemesince yapılan yargılamayı sonlandırır

nitelikte bir karar mevcut olmadığını, zira bozma ilamı sonrasında dava

dosyasının akıbetinin bilinmediğini belirtmişlerdir.

25. Adalet Bakanlığı görüş

yazısında, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruları inceleme hususunda zaman

bakımından yetkisinin 23/9/2012 tarihinden sonra

kesinleşen nihai işlem ve eylemlere ilişkin başvuruları kapsadığı belirtilerek,

Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıç tarihi itibarıyla

derdest olan yargılamanın halen sonuçlanmamış olduğunun nazara alınması

gerektiği bildirilmiştir.

26. Başvuru konusu dava, Anayasa

Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlama tarihi olan 23/9/2012’den

önce açılmış olup, başvuru tarihi itibarıyla derdest olduğu anlaşılmakla,

başvurunun incelenmesi Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi

dâhilindedir. Ayrıca, bireysel başvuruda bulunulmadan önce,

ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş

olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması

gerekmekle birlikte hukuk sistemimizde, yargılamanın uzamasını önleyici etkiye

sahip olan veya yargılamanın makul sürede yapılmaması sonucunda oluşan

zararları tespit ve tazmin edici nitelik taşıyan bir idari veya yargısal

başvuru yolunun bulunmadığı anlaşıldığından, başvuru kanun yollarının

tüketilmesi yönünden kabul edilebilir niteliktedir. (B. No. 2012/13, 2/7/2013, §§ 21-30).

27. Açıklanan nedenlerle, açıkça

dayanaktan yoksun olmayan ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmayan başvurunun kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas İnceleme

28. Başvurucular, hakkında

kamulaştırma kararı alınan taşınmazları ile ilgili olarak idare tarafından

açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasının yaklaşık sekiz yıldır

sonuçlandırılmaması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

iddia etmişlerdir.

29. Adalet Bakanlığı görüş

yazısında, yargılamanın uzun sürmesindeki temel etkenin dava dosyasının

Yargıtay bozma ilamı sonrasında uzun bir müddet esasa kaydedilmemesi olduğunun

ve bu kapsamda 25/6/2008 tarihli bozma kararı

sonrasında, dosya 7/6/2013 tarihinde esasa kaydedilmek suretiyle beş yıl üç

aylık bir zaman diliminin geçtiğinin nazara alınması gerektiği bildirilmiştir.

30. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası

hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen

hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin

kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı

dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No. 2012/1049, 26/3/2013,

§ 18).

31. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

32. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”

kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az

giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

33. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız

bir mahkeme tarafından davasının makul bir

süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme

hakkına sahiptir.”

34. Sözleşme metni ile AİHM

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil

yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.

maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin

6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin

lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer

vermektedir (B. No. 2012/13, 2/7/2013, § 38).

35. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul

sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır.

36. Makul sürede yargılanma

hakkının amacı, tarafların uzun süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz

kalacakları maddi ve manevi baskı ile sıkıntılardan korunması ile adaletin

gerektiği şekilde temini ve hukuka olan inancın muhafazası olup, hukuki

uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin gösterilmesi gereği de yargılama

faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olup

olmadığının her bir başvuru açısından münferiden değerlendirilmesi gerekir (B.

No.2012/13, 2/7/2013, § 40).

37. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No.

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

38. Ancak, belirtilen kriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek

başına belirleyici değildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikme periyotlarının

ayrı ayrı tespiti ile bu kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle,

hangi unsurun yargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır

(B. No. 2012/13, 2/7/2013, § 46).

39. Yargılama faaliyetinin makul

sürede gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın

türüne göre değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi gereklidir.

40. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu

olayda, bir adet taşınmaza ilişkin kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil

davasının söz konusu olduğu görülmekle, 2942 sayılı Kanun ve 6100 sayılı

Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin,

medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B.

No. 2012/13, 2/7/2013, § 49).

41. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olmakla beraber, bazı özel durumlarda girişimin niteliği göz önünde

tutularak uyuşmazlığın ortaya çıktığı daha önceki bir tarih başlangıç tarihi

olarak kabul edilebilmektedir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. König/Almanya, B. No. 51963/99, 23/5/2007, § 24; Poiss/Avusturya, B. No. 8163/07, 2/4/2013, § 21). Somut başvuru

açısından benzer bir durum söz konusu olup, makul süre değerlendirmesinde

nazara alınacak zaman diliminin başlangıç tarihi, başvurucular vekilinin ilgili

idareden ön karar talebinde bulunduğu 7/10/2003

tarihidir.

42. Sürenin bitiş tarihi ise,

çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme

tarihidir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların yargılama faaliyetinin

devamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas

alınacak sürenin bitiş anı bireysel başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B.

No. 2012/13, 2/7/2013, § 52).

43. Davanın ikame edildiği tarih

ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman

bakımından yetkisinin başladığı tarihin farklı olması halinde, dikkate alınacak

süre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil,

uyuşmazlığın başlangıç tarihinden itibaren geçen süredir (B. No. 2012/13,

2/7/2013, § 51).

44. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, yargılamanın konusunun bir adet taşınmaza ilişkin

kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil talebi olduğu, Ören Belediye

Başkanlığı tarafından 10/3/2004 havale tarihli dilekçe ile,

başvurucuların da aralarında bulunduğu üç davacı aleyhine açılan davanın Milas

Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2004/254 sırasına kaydının yapıldığı, 17/3/2004

tarihli tensip zaptı ile birlikte taraflara tebligat yapılması ve diğer usuli işlemlerin ikmaline başlanıldığı, yargılamanın

25/10/2004 tarihli celsesinin, Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin faaliyete

geçmesine bağlı devir nedeniyle, Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2004/420

sırası üzerinde yapıldığı, belirtilen esas üzerinde devam eden yargılama

sürecinde tarafların itiraz ve talepleri doğrultusunda dört keşif icra

edildiği, ayrıca bu süreçte davacı vekilinin masraf yatırması öngörülen bir

celsede mazeretinin kabulüne karar verildiği ve yargılamanın 18/4/2007 tarihli

celsesinde, dava konusu taşınmazın 315.12 m2’lik kısmının Ören Belediye

Başkanlığı adına tescili ile kamulaştırma bedelinin 17.331,60 YTL olarak

tespitine karar verildiği anlaşılmaktadır.

45. İlk derece mahkemesi kararı

temyiz edilmekle Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 25/3/2008

tarih ve E.2007/7649, K.2008/3588 sayılı kararı ile bozulduğu, başvuru evrakı

kapsamından, bozma ilamı sonrasında 7/10/2011 tarihli tutanağa kadar dosyada usuli işlem yapılmadığı ve belirtilen tutanakta, bozma

sonrasında karar düzeltme talebinde bulunulmadığı ve ilgili dava dosyasında

depo edilmiş masraf olmadığından bahisle dosyanın yeniden esasa

kaydedilmediğinin belirtildiği anlaşılmaktadır. Devam eden süreçte, 7/6/2013

tarihinde dosyanın Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2013/640 sırasına

kaydının yapıldığı ve aynı tarihte düzenlenen tensip zaptında taraflara

tebligat yapılmasına ve tebliğ masraflarının ileride haksız çıkacak taraftan

alınmak üzere suçüstü ödeneğinden karşılanmasına karar verildiği, takip eden iki

celsede Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilerek, bozma kararı

doğrultusunda usuli işlem tesisine başlanıldığı ve

yargılamanın 26/12/2013 tarihine tehir edildiği, bu süreçte başvurucular

vekilince 7/10/2013 tarihli dilekçe ile, uzun süre

kaybolduğu bildirilerek esasa alınmayan ancak bozma kararından yaklaşık altmış

dört ay sonra esasa alınan dosya kapsamında yapılacak yargılamanın hukuka ve

hakkaniyete uygun olmayacağı belirtilerek davayı takip etmeyeceklerini

bildirildiği görülmektedir. Marmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin faaliyete

geçmesine bağlı olarak yapılan devir sonucunda, dosyanın Marmaris 3. Asliye

Hukuk Mahkemesinin E.2013/490 sırasına kaydının yapıldığı ve duruşmasının 13/2/2014 tarihine ertelendiği anlaşılmaktadır.

46. Medeni hak ve yükümlülüklere

ilişkin uyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesi, uyuşmazlıkların

makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.

47. Yargılama faaliyetinin

süresine ilişkin değerlendirmede göz önünde bulundurulması gereken unsurlardan

biri ilgili makamların tutumu olup, yetkili makamlara atfedilecek gecikmeler,

yapısal sorunlar ve organizasyon eksikliğinden kaynaklanabileceği gibi,

yargılamanın süratle sonuçlandırılması hususunda gerekli özenin

gösterilmemesinden de ileri gelebilir.

48. İlgili yargılama evrakının

incelenmesinden, Milas Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2004/254 ve Milas 2. Asliye

Hukuk Mahkemesinin E.2004/420 sayılı yargılama dosyaları kapsamında, usuli işlemlerin icrasında genel olarak gereken özenin

gösterildiği, ilk derece mahkemesinde geçen yaklaşık üç yıllık yargılama

sürecinde toplamda dört defa keşif icra edilerek bilirkişi raporu temin

edildiği anlaşılmaktadır. Kanun yolu Mahkemesinde geçen yargılama süresinin ise bir yılın

altında olduğu görülmektedir. Ancak 25/3/2008 tarihli

bozma ilamı sonrasında dosyanın masraf yokluğundan bahisle 7/6/2013 tarihine

kadar geçen beş yıl iki ayı aşkın süre boyunca esasa kaydedilmediği, bu suretle

usuli işlem yapılmadığı ve belirlenen hususun

yargılamanın uzaması üzerinde baskın bir etkiye sahip olduğu anlaşılmaktadır.

Ayrıca, dava dosyasının masraf yokluğu nedeniyle esasa kaydedilmediğinin 7/10/2011 tarihli tutanakla saptanmasına rağmen, 7/6/2013

tarihine kadar esasa kaydedilmeksizin bekletildiği, ancak aynı tarihli tensip

zaptında taraflara tebligat işlemlerine başlanılmasına ve tebliğ masraflarının

ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere suçüstü ödeneğinden

karşılanmasına karar verildiği görülmektedir.

49. Başvurucuların tutumunun

yargılamanın uzamasına özellikle bir etkisi olduğu tespit edilememiştir.

50. Davanın mahiyeti nedeniyle

icrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık

olduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında ve

özellikle tamamen yargısal makamların hareketsizliğiyle geçen beş yıl iki ayı

aşkın yargılama periyodu nazara alındığında, söz konusu on yılı aşkın yargılama

sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

51. Açıklanan nedenlerle,

başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi Yönünden

52. Başvurucular, başvuruya konu

yargılama dosyasında bulunan 23/5/2005 tarihli

bilirkişi raporu nazara alınarak kamulaştırma bedeli yerine geçecek şekilde

ödeme yapılmasını ve adil yargılanma ile mülkiyet haklarının ihlal edilmesi

nedeniyle hakkaniyete uygun bir tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir.

53. Adalet Bakanlığı görüşünde,

başvurucuların tazminat taleplerine ilişkin görüş bildirilmemiştir.

54. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

55. Başvurucuların tarafı

oldukları uyuşmazlığa ilişkin on yılı aşkın yargılama süresi nazara

alındığında, başvurucuların yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında her bir

başvurucuya takdiren 6.350,00 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

56. Başvurucular tarafından

maddi tazminat talebinde bulunulmuş olup, mevcut başvuruda Anayasa’nın 36.

maddesi ihlal edildiği tespit edilmiş olmakla beraber, tespit edilen ihlalle

iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

57. Başvurucular tarafından

yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00

TL vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvuruculara

müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

58. Başvuruya konu yargılamanın

on yılı aşkın bir süredir devam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma

hakkını ihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan

bir yargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü

zararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa

sürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir

örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

nedenlerle;

A. Başvurucuların mülkiyet haklarının ihlal edildiği yönündeki

iddialarının “başvuru yollarının

tüketilmemesi” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Başvurucuların makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği

yönündeki iddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Başvurucular Serap ÇELİK ve Aktuğ ÇELİK’e

ayrı ayrı 6.350,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

E. Başvurucuların tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

F. Başvurucular tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin müştereken

BAŞVURUCULARA ÖDENMESİNE,

G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Hazinesine başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

H. Kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine,

23/1/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Mehmet ERTEN Zehra Ayla PERKTAŞ Burhan ÜSTÜN Nuri NECİPOĞLU Raportör : Şebnem NEBİOĞLU ÖNER Başvurucular : Serap ÇELİK Aktuğ ÇELİK Vekili : Av. Akın ÇELİK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/2168, 23 Ocak 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurucuların mülkiyet haklarının ihlal edildiği yönündeki
  16. B. Başvurucuların makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği
  17. D. Başvurucular Serap ÇELİK ve Aktuğ ÇELİK’e
  18. G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/2168
Tarih
23 Ocak 2014

İlgili Kararlar

  • Yüksel Hançer Başvurusu (B. No: 2013/2116)
  • Gülser Yıldırım Başvurusu (B. No: 2013/9894)
  • Mehmet Çetiner ve Süleyman Çetiner Başvurusu (B. No: 2013/4687)
  • Nezir Çetin ve Ahmet Çetin Başvurusu (B. No: 2013/2588)
  • Ayla Dündar Başvurusu (B. No: 2013/6047)
  • Nafi Tahmaz Başvurusu (B. No: 2012/1040)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.