İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Seyitahmet Çavuş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6613)

1. Başvurular, Göçmen Konutları Projesi kapsamında satın

Başvuru No2013/6613Tarih7 Ocak 2016Okuma27 dk · 5.349 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Seyitahmet Çavuş Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
7 Ocak 2016
Başvuru Numarası
2013/6613
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.349 kelime·27 dk okuma·28 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurular, Göçmen Konutları Projesi kapsamında satın

alınan konut için avans olarak ödenen ve konut taksit ödemelerinden mahsup

edilmeyen tutarın tahsili amacıyla açılan davaların reddedilmesi nedeniyle

mülkiyet ve adil yargılanma hakları ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Ekli listede sıralanan başvurulara ait başvuru formları

ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemeleri neticesinde belirlenen

eksiklikler tamamlatılmış ve başvuruların Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek eksikliklerinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Komisyonlarca başvuruların

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümler tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Konularının aynı olması

nedeniyle ekli tablonun B sütununda numaraları belirtilen başvuru dosyalarının,

aynı tablonun 1 numaralı satırında yer alan 2013/6613 numaralı bireysel başvuru

dosyası ile birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına

karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından 25/2/2015

tarihinde başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir

örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 27/3/2015

tarihli yazısında Anayasa Mahkemesinin önceki kararına ve bu kapsamda sunulan

görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucular, 1989 yılında zorunlu göçe tabi tutulmaları

sonucu Bulgaristan'dan Türkiye'ye gelmiş ve Türk vatandaşı olmuşlardır.

9. Başvurucular; Başbakanlık ile Toplu Konut İdaresi

Başkanlığı (TOKİ) aleyhine muhtelif tarih aralıklarında Ankara 7. Tüketici

Mahkemesinde görülen davalarında Türkiye’ye geldikten sonra Türkiye’nin değişik

yerlerinde Göçmen Konutları Projesi kapsamında göçmen evlerinin yapıldığını, bu

evlerden bir konuta sahip olmak için değişik miktarlarda peşinat ödediklerini

belirtmiş; ayrıca oturdukları konutların maliyet hesabı çıkarıldıktan sonra

ödenen miktarların evin taksit miktarlarından mahsup edilmesi gerektiğini, mahsup

işleminin gerçekleştirilmediğini ileri sürerek yatırılan tutarların günün

ekonomik koşullarına göre güncellenerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak

kaydıyla tahsilini talep etmişlerdir.

10. Ankara 7. Tüketici Mahkemesince istenen bilirkişi raporlarının

dava dosyalarına sunulmasını müteakip başvurucular; ıslah dilekçesi ile

birlikte taleplerini ilgili bilirkişi raporunda belirtilen güncellenmiş miktara

kadar çıkarmıştır.

11. Mahkeme; değişik tarihli ve sayılı kararlarıyla ekli

tablonun C sütununda isimleri belirtilen başvuruculardan aynı tablonun 40 ve 41

numaralı satırında yer alan başvurucular Ramadan

Alkan ile Zülbiye Özgür-Basri Boran’ın bahse konu

olan davaları hariç olmak üzere diğer başvurucuların konut almak üzere avans

yatırdığı, yatırılan tutarın taksit ödemelerinden mahsup edilmediği, paranın

Banka nezdinde Devlet Bakanlığı adına açılan hesapta tutulduğu, bilahare bu

hesabın TOKİ’ye devredildiği, denkleştirici adalet

ilkesi dikkate alınarak yatırılan peşinat ve avansın güncellenmiş tutarının

iade edilmesi gerektiği şeklindeki gerekçelerle açılan davaların kabulüne karar

vermiştir.

12. TOKİ ve Başbakanlık tarafından davanın kabulüne ilişkin

kararların temyizi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesi muhtelif tarihlerde

vermiş olduğu kararlarla temyiz ya da karar düzeltme aşamasında İlk Derece

Mahkemesi kararlarını davalılar lehine farklı gerekçelerle bozmuştur.

Başvuruculardan Zafer Aytekin’e ilişkin kararın TOKİ ve Başbakanlık tarafından

temyizi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 20/6/2011 tarihli ve E.2011/6666,

K.2011/9710 sayılı kararla, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına

hükmetmiştir. Bozma gerekçesi diğerlerinden farklı olarak şu şekildedir:

“…Mahkemece, davacı tarafından yapılan ödemelerin dava

tarihi itibariyle ulaştığı değerin bilirkişi raporu ile 19782,35 TL olduğu

belirlenerek bu bedele hükmedilmiştir. Ne var ki, davalılardan Toplu Konut

İdaresi Başkanlığı, davacı tarafından yapılan ödemelerin taksit ödemeleri

sırasında nazara alınarak taksitlerden mahsup yapıldığını karar düzeltme

aşamasında bildirmiştir. Ödeme def’i davanın her aşamasında ileri

sürülebileceğinden davacının taksit ödemelerinden mahsup işlemi yapılıp

yapılmadığı hususu araştırılıp belgeleri getirtilerek sonucuna göre karar

verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup

bozmayı gerektirir.”

13. Davaları ilk derece yargılamasında kabul edilen diğer

başvuruculara ilişkin olarak ise; TOKİ ve Başbakanlık tarafından kararların

temyizi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesi değişik tarihli ilamlarıyla bozma

kararı vermiştir. Bozma gerekçeleri şu şekildedir:

“…Uyuşmazlık,

davacının yaptığı peşin ödemenin maliyet hesabına göre borçlandığı anlaşılan

davacı borcundan mahsup edilip edilmediği hakkındadır. Mahkemece, alınan

bilirkişi raporunda soyut ifadelerle ödenen peşinatın mahsup edilmediğine

ilişkin düşünce esas alınarak peşinatın güncelleştirilmiş değerinin

davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline

karar verilmiştir. Yukarıda

açıklandığı üzere davalılar mahsup işleminin yapıldığını ve peşin ödemenin

mahsup edildiğini savunmaktadır. Taraflar arasındaki borçlanma sözleşmesine

göre davacının kullandığı kredi üzerinden borçlandığı anlaşılmaktadır. Buna

karşılık yapılan maliyet hesaplarında göçmen konutlarının şerefiyelendirmesi

de gözetildiğinde maliyetlerin davacı borçlanmasının üzerinde kaldığı

görülmektedir. Bu durumda mahkemece taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine

elverişli yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak, borçlandırma işleminin

başlangıcında mahsuplaşma yapılıp yapılmadığı, konutun maliyet bedeli,

borçlandırma bedelinden yüksek olduğu takdirde davacının maliyet bedelinden

borçlanmayı kabul ettiği halde daha düşük miktarda borçlandırılmasının kabul

edilebilir açıklaması yaptırılmalı, ödenmesi gereken taksitlerden mahsup işlemi

yapılıp yapılmadığı dosya içindeki ve emsal dosyalardaki listeler ve yazışmalar

değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme

ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.”

14. Mahkemece bozma kararlarına uyularak yapılan yargılamalar

sonunda “…başvurucuların 1991 ve 1992

yıllarında, kesin maliyet hesabı çıkarıldığında mahsup edilmek üzere, … TL

yatırdığı, proje kapsamında Başbakanlık Göçmen Konutları Bürosu, Emlak Bankası

ve Emlak Bankasının devredildiği Banka ve TOKİ’den gelen yazı cevaplarına ve

kurumlar arası yapılan iç yazışma kayıtlarına göre mahsup işleminin yapıldığını

kabul etmek gerektiği, göçmen konutları projesi kapsamında Çorlu, Ankara,

Sincan, İkitelli, Pendik ve Görüklü'de yapılan

konutlar için yatırılan avansların mahsup edildiği, bu nedenle Ankara Pursaklar, Bursa Kestel ve Tekirdağ'da yapılan konutlar

için alınan avansların da mahsup işlemine tabi tutulduğunu kabul etmenin

zorunlu olduğu, Yüksek Yargıtay yerleşik içtihadının da bu doğrultuda olduğu,

tüm deliller, tapu kaydı örneği, ödeme makbuz örnekleri, bankadan gelen yazı

cevapları, aynı nitelikteki emsal dosyalar, emsal bilirkişi raporları, Yüksek

Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin bu konudaki yerleşik uygulaması, bozma ilamı ve

tüm dosya içeriğine göre yatırılan avansın mahsup edildiğinin anlaşıldığı…”

şeklindeki gerekçelerle davaların reddine karar verilmiştir.

15. Ekli tablonun C sütununda isimleri belirtilen

başvuruculardan aynı tablonun 40 ve 41 numaralı satırında yer alan başvurucular

Ramadan Alkan ve aynı zamanda mirasçı da olan Zülbiye Özgür, Basri Boran’ın bahse konu olan davaları yine

aynı gerekçeyle reddedilmiştir.

16. Temyiz üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesi değişik tarihli

ilamlarııyla

“dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir

isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının

reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına” karar

verilmiştir.

17. Karar düzeltme yolu açık olanlar yönünden karar düzeltme

talebi hakkındaki istemler de reddedilmiş, nihai kararlar başvurucuların

vekillerine 22/7/2013 ile 6/3/2014 tarihleri arasında tebliğ edilmiştir.

18. Ekli tablonun C sütununda isimleri belirtilen başvuruculardan

aynı tablonun 2 ve 3 numaralı satırında yer alan başvurucular Müsel Şen ve Ali Öztürk’ün davalarına ilişkin nihai belge

8/10/2013 tarihinde avukatlarına tebliğ edilmiş, sürenin son günü olan

7/11/2013 tarihinde başvurucuların avukatı “bel ağrısı” nedeniyle acil

servisten bir gün istirahat raporu almış ve ertesi gün bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

19. 12/1/2011 tarihli ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir

biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

20. 22/4/1926 tarihli ve 818

sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 113. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Asıl borç tediye ile veya sair bir surette sakıt olduğu

takdirde kefalet ve rehin ve sair fer'i haklar dahi

sakıt olur.”

21. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun

131. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde,

rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona

ermiş olur.”

22. 23/2/1995 tarihli ve 4077 sayılı mülga Tüketicinin

Korunması Hakkında Kanun’un 23. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları

şöyledir:

“Bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü

ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılır. Tüketici mahkemelerinin yargı

çevresi, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir.

Tüketici mahkemeleri nezdinde tüketiciler, tüketici

örgütleri ve Bakanlıkça açılacak davalar her türlü resim ve harçtan muaftır.

Tüketici örgütlerince açılacak davalarda bilirkişi ücretleri, 29 uncu maddeye

göre kaydedilen bütçede öngörülen ödenekten Bakanlıkça karşılanır. Davanın,

davalı aleyhine sonuçlanması durumunda, bilirkişi ücreti 6183 sayılı Amme

Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil

olunarak 29 uncu maddede düzenlenen esaslara göre bütçeye gelir kaydedilir.

Tüketici mahkemelerinde görülecek davalar Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun

Yedinci Babı, Dördüncü Faslı hükümlerine göre yürütülür.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

23. Mahkemenin 7/1/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

diğer başvurularla birleştirilen 2013/6613 numaralı bireysel başvuru incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

24. Başvurucular; 1989 yılında Bulgaristan’dan zorunlu göçe

tabi tutularak Türkiye’ye geldiklerini, Göçmen Konutları Projesi kapsamında

konut sahibi olabilmek için belli miktarda avans olarak ödeme yaptıklarını,

daha sonra da konutların taksitlerini ödediklerini ancak avans ödemesinin

taksitlerden mahsup edilmediğini, yaptıkları ödemelerin iadesi amacıyla

açtıkları davaların Ankara 7. Tüketici Mahkemesince önce kabul edildiğini,

temyiz veya karar düzeltme aşamalarında kararların Yargıtay 13. Hukuk

Dairesince bozulduğunu, Mahkemece bozma kararlarına uyularak veya bu bozma

kararları dikkate alınarak dosyada aleyhlerine hiçbir delil veya rapor

bulunmamasına rağmen davaların reddine karar verildiğini, temyiz üzerine

Yargıtay 13. Hukuk Dairesince gerekçe gösterilmeksizin hükümlerin onandığını,

benzer iddialarla açılan davaların Derece Mahkemeleri ve Yargıtay tarafından

daha önce kabul edildiğini, aynı binada yan yana dairelerde oturan kişiler için

farklı sonuçlar ortaya çıktığını, Yargıtay 13. Hukuk Dairesince davanın

tarafları arasında eşitsizlik yaratıldığını, eşitliğin kamu kuruluşu lehine

bozulduğunu, avans olarak ödedikleri bedellerin iade edilmediğini belirterek

mülkiyet ve adil yargılanma hakları ile kanun önünde eşitlik ilkesinin ihlal

edildiğini ileri sürmüşler ve tazminat talep etmişlerdir.

25. Ekli tablonun C sütununda isimleri belirtilen

başvuruculardan aynı tablonun 2 ile 30 numaralı satırları arasında ismi yer

alanlar, davanın açıldığı ve sona erdiği tarihi dikkate alarak yargılamanın

uzun sürdüğünü belirtmiş ve makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini

ayrıca ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

26. Başvuru dilekçeleri ve ekleri incelendiğinde

başvurucuların Ankara 7. Tüketici Mahkemelerinde görülen alacak davalarının

reddedilmesi dolayısıyla Anayasa’nın 10., 35., 36. ve 141. maddelerinde

tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia ettikleri görülmektedir. Anayasa

Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile

bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

16). Başvurucular; Mahkemelerce verilen ret kararları neticesinde haksız yere

davalarının reddedildiğini, kendilerine verilmesi gereken tazminatın

verilmediğini, aynı durumda olan kişilerce açılan davaların Derece Mahkemeleri

tarafından daha önce kabul edildiğini iddia etmişlerdir. Gerekçeli karar

hakkına yönelik inceleme sonucunda varılan sonuç gereği, başvurucuların

mülkiyet hakkı ve eşitlik ilkesinin ihlaline yönelik iddialarının değerlendirilmesine

gerek görülmemiştir. Makul sürede yargılama yapılmadığı iddiası olanlar

yönünden adil yargılanma hakkı kapsamında ayrıca bir değerlendirme yapılmıştır.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Başvurucular Müsel

Şen ve Ali Öztürk’ün Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddiası

27. Başvurucular, Derece Mahkemesi ve Yargıtay kararlarının

gerekçesiz olduğunu ve makul sürede yargılanmadıklarını belirterek Anayasa’nın

36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia

etmişlerdir.

28. Bireysel başvurunun ön şartlarından birisi de başvuru

süresidir. Süre, başvurunun her aşamasında dikkate alınması gereken bir usul

hükmüdür (Yasin Yaman, B. No:

2012/1075, 12/2/2013, § 18).

29. Bireysel başvuruların 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve

Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası

ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) 64.

maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca başvuru yollarının tüketildiği tarihten,

başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün

içinde Anayasa Mahkemesine doğrudan veya diğer mahkemeler yahut yurt dışı

temsilcilikler vasıtasıyla yapılması gerekmektedir.

30. Bununla beraber 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinin (5)

numaralı fıkrası ile İçtüzük'ün 64. maddesinin (2)

numaralı fıkrası uyarınca mücbir sebep veya ağır hastalık gibi "haklı

mazeret" nedeniyle otuz gün içinde başvuru yapılamadığı takdirde bu durumu

delillendiren belgeler ile birlikte mazeretin kalktığı

tarihten itibaren on beş gün içinde de bireysel başvuru yapma imkânı

bulunmaktadır.

31. 6216 sayılı Kanun ve İçtüzük'te,

haklı mazerete muhatap olan kişinin başvurucu olduğu ifade edilmekte ise de

temsil veya vekâlet yoluyla yapılan başvurularda temsilci veya avukatın da

haklı mazeretlerinin dikkate alınması gerekmektedir. Temsilci veya avukatın

haklı mazeretinin dikkate alınmaması, başvuru süresinin kaçırılmasında hiçbir

kusuru bulunmayan ve bu kişiler aracılığıyla bireysel başvuru yapan başvurucular

açısından mahkemeye erişimi daha baştan engelleyebileceğinden hakkın telafisi

imkânsız biçimde kaybına neden olabilir (Ramazan

Sönmez, B. No: 2013/6325, 15/4/2014, § 21).

32. Bu durumda temsilci veya avukat aracılığıyla yapılan

bireysel başvurularda, bu kişilerin haklı mazeretlerinin bulunması hâlinde

mazeretin kalktığı tarihten itibaren on beş gün içinde yapılan başvuruların

süresinde yapılmış olduğunun 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinin (5) numaralı

fıkrası ile İçtüzük'ün 64. maddesinin (2) numaralı

fıkrası uyarınca kabul edilmesi gerekir (Ramazan

Sönmez, § 22).

33. Başvuruculardan Müsel Şen ve

Ali Öztürk’ün avukatı 7/11/2013 tarihinde bel ağrısı nedeniyle bir günlük istirahatının uygun olduğuna dair sağlık raporu aldığını ve

bu durumun haklı mazeret kapsamında değerlendirilerek başvurunun süresinde

yapıldığının kabulü gerektiğini ileri sürmektedir.

34. İçtüzük'te, mücbir sebep veya ağır hastalık

gibi haklı bir mazeretin başvuru süresini uzatacağı kurala bağlanmış olup bu

hususlara ilişkin bir belirleme veya tanımlama yapılmamıştır (Ramazan Sönmez, § 25).

35. Hangi hâllerin haklı mazeret olduğunun önceden

belirlenmesi mümkün olmadığından Anayasa Mahkemesi, ileri sürülen mazeretin

haklı olup olmadığını her başvuruda olayın özelliklerini dikkate alarak

değerlendirmektedir (Yasin Yaman, §

21).

36. Yukarıda ismi belirtilen başvurucular ile avukatları

arasındaki vekâlet akdi incelendiğinde başvurucular, farklı tarihlerde olmak

üzere aynı sözleşmelerle iki avukata birden vekâlet vermiştir. Dolayısıyla

başvurucuların birden fazla avukata vekâlet vermesi ve başvuruyu bizzat yapan

avukatın hastalığıyla ilgili bir sağlık raporunun bulunması, diğer avukatın

süresi içinde bireysel başvuruda bulunmasına engel bir durum teşkil

etmemektedir. Kaldı ki başvuru konusu olayda, başvuruyu bizzat yapan avukatın

hastalığıyla ilgili düzenlenen sağlık raporunda “bel ağrısı” tanısı konduğu ve

bir günlük istirahatın uygun görüldüğü, hastalığının

ağır olup olmadığı hususunda bir tespit yapılmamakla birlikte hastalığın

hastane veya sağlık kuruluşunda yatarak tedavisinin yapılmasını gerektirmemesi

nedeniyle yatış işlemlerinin uygulanmadığı anlaşılmıştır. Bu sebeplerle mazeret

olarak ileri sürülen hastalığın haklı mazeret olarak değerlendirilmesi mümkün

değildir.

37. Nihai karar başvurucuların avukatına 8/10/2013 tarihinde

tebliğ edilmiş, bu durumda bu tarihten itibaren en son 7/11/2013 tarihine kadar

başvuru yapılması gerekirken haklı mazeret olarak değerlendirilmeyen hastalığa

ilişkin istirahat raporu süresinin bittiği tarihten itibaren birinci günün

sonunda yapılan başvurularda süre aşımı bulunduğu sonucuna varılmıştır.

38. Açıklanan nedenlerle başvurucular Müsel

Şen ve Ali Öztürk’ün başvuru yollarının tüketildiği tarihten itibaren otuz gün

içinde yapılmayan sırasıyla 2013/8108 ve 2013/8111 numaralı bireysel

başvurularının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b.

Yargılamaların Makul Sürede Sonuçlanmadığına İlişkin İddialar

39. Ekli tablonun C sütununda isimleri belirtilen

başvuruculardan aynı tablonun 2 ile 30 numaralı satırları arasında ismi yer

alanlar, davanın açıldığı ve sona erdiği tarihi dikkate alarak yargılamanın

uzun sürdüğünü belirtmiş ve makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini

ayrıca ileri sürmüşlerdir. Başvurucular Müsel Şen ve

Ali Öztürk’ün bireysel başvurularını süresinde yapmaması nedeniyle ilgili

başvurucuların makul süre şikâyetleri kapsamında bir değerlendirme yapılmasına

gerek görülmemiştir.

40. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, …açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

41. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni

ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil

yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen

Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da

unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı

ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup ayrıca davaların en az giderle ve

mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de -Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği- makul

sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde dikkate alınması gerektiği

açıktır (Güher Ergun ve diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38, 39).

42. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde dikkate alınması gereken

kriterlerdir (Güher Ergun ve diğerleri,

§§ 41–45).

43. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca medeni hak ve yükümlülükler ile cezai alanda yöneltilen suçlamalara

ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru

konusu olaylarda, Göçmen Konutları Projesi kapsamında avans olarak ödenen

bedelin iadesi talebiyle açılan alacak davaları bulunmakta olup bu sorunun çözümüne

yönelik olarak 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Muhakemeleri Usulü

Kanunu ile 6100 sayılı Kanun’da yer verilen usul hükümlerine göre yürütülen

somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir

yargılama olduğunda kuşku bulunmamaktadır.

44. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde sürenin başlangıcı kural olarak

uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka

bir deyişle davanın ikame edildiği tarihtir. Sürenin bitiş tarihi ise

yargılamanın sona erme tarihidir (Güher

Ergun ve diğerleri, § 52). Bu

kapsamda somut yargılama faaliyeti açısından sürelerin başlangıç ve bitiş

tarihlerinin dikkate alınması gerekmekte olup ekte yer alan tablonun F ve G

sütunlarında bu süreler belirtilmiştir.

45. Tüketici mahkemelerinin görevi 4077 sayılı mülga Kanun’un

23. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddede, bu Kanun’un uygulanmasıyla

ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağı, tüketici mahkemeleri

nezdinde açılan davaların harçlardan muaf olduğu ve bu mahkemelerde basit

yargılama usulüne göre yargılama yapılacağı belirtilmiştir. Bu şekilde kanun

koyucu, tüketiciyi koruma amacını dikkate alarak genel mahkemelerin dışında

özel bir tüketici davalarının yargılaması sistemi oluşturmuş ve bu davaların;

konunun uzmanı mahkemelerce mümkün olduğunca hızlı, basit ve ucuz bir biçimde

sonuçlandırılmasını amaçlamıştır.

46. Başvurucuların 2009, 2010 ve 2011 yıllarında Ankara 7.

Tüketici Mahkemesinde açtıkları davaların kabulüne veya reddine karar

verildiği, anılan kararlardan davanın kabulüne ilişkin kararların Yargıtay 13.

Hukuk Dairesince bozulduğu, yeniden yapılan yargılama neticesinde davaların

reddedildiği, davaların reddine ilişkin kararların kanun yollarının usulüne

uygun tüketilmesi ile beraber 2013 ve 2014 yıllarında kesinleştiği

anlaşılmaktadır.

47. Başvuruların değerlendirilmesi neticesinde yargılamanın

başından itibaren iki dereceli yargılama sistemi içinde Tüketici Mahkemelerinde

görülen alacak davalarının niteliği, söz konusu olan olayların üzerinden uzunca

sayılabilecek bir süre geçtikten sonra davaların açılması ve ilgili belgelere

ulaşımda yaşanabilecek güçlükler, başvurucular açısından davaların taşıdığı

değer ve başvurucuların davadaki menfaatleri, husumet ve görev konularında

yaşanılan sıkıntılar, daha çok karar düzeltme aşamalarında bozma kararlarının

verilmesi bakımından Yargıtay kararlarının süreç içinde bir değişikliğe

uğraması dikkate alındığında ekli tablonun F ve G sütunlarında yer alan

sürelerin makul olduğu açıktır. Kaldı ki başvurucuların hiçbiri makul sürede

yargılama yapılmaması dolayısıyla manevi tazminat talep etmemiştir. Belirtilen

nedenlerle başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilmezliğine karar verilmesi gerekir.

c. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

48. Başvurucular, Derece Mahkemesi ve Yargıtay kararlarının

gerekçesiz olduğunu belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

49. Başvurucular Müsel Şen ve

Ali Öztürk dışında diğer

başvurucuların gerekçeli karar hakkına ilişkin şikâyetleri açıkça dayanaktan

yoksun olmadığı gibi kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka

bir neden de bulunmadığından başvuruların gerekçeli karar hakkı yönünden kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Gerekçeli

Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

50. Başvurucular, Anayasa’nın

36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

51. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

52. Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak

yazılır.”

53. Sözleşme’nin 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

54. Yapılan yargılama sırasında tanık dinletme hakkı da dâhil

olmak üzere delillerin ibrazı ve değerlendirilmesi adil yargılanma hakkının

unsurlarından biri olarak kabul edilen silahların eşitliği ilkesi kapsamında

kabul edilmekte olup bu hak ve gerekçeli karar hakkı da makul sürede yargılanma

hakkı gibi adil yargılanma hakkının somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de

Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili

hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle

Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi

ilke ve haklara Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve diğerleri, § 38).

55. Mahkeme kararlarının

gerekçeli olması, adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olmakla beraber

bu hak, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı

şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe

gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir. Bununla

birlikte başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmeyi gerektiren usul veya

esasa dair iddialarının cevapsız bırakılmış olması bir hak ihlaline neden

olacaktır (Mehmet Yavuz, B. No:

2013/2295, 20/2/2014, § 51). Gerekçenin ayrıntısı davanın niteliğine göre

değişmekle birlikte kararın hüküm kısmına dayanak oluşturacak hukuki bir

gerekçenin kısa ve özet de olsa bulunmasının zorunlu olduğu açıktır (Vesim Parlak, B. No: 2012/1034, 20/3/2014, §

33).

56. Kararların gerekçeli olması,

davanın taraflarının mahkeme kararının dayanağını öğrenerek mahkemelere ve

genel olarak yargıya güven duymalarını sağladığı gibi, tarafların kanun yoluna

etkili başvuru yapmalarını mümkün hale getiren en önemli faktörlerdendir.

Gerekçesi bilinmeyen bir karara karşı gidilecek kanun yolunun etkin

kullanılması mümkün olmayacağı gibi bahsedilen kanun yolunda yapılacak

incelemenin de etkin olması beklenemez (Vesim Parlak, § 34).

57. Kanun yolu mahkemelerince

verilen karar gerekçelerinin ayrıntılı olmaması, ilk derece mahkemesi kararlarında

yer verilen gerekçelerin onama kararlarında kabul edilmiş olduğu şeklinde

yorumlanmakla beraber (Aziz Turhan,

B. No: 2012/1269, 8/5/2014, § 53), başvurucuların dile getirmesine rağmen ilk

derece mahkemesinin de tartışmadığı esaslı hususlara ilişkin temyiz

başvurularıyla başvurucuların usule ilişkin haklarının ihlal edildiğine yönelik

somut şikâyetlerinin temyiz incelemesinde tartışılmaması gerekçeli karar

hakkının ihlali olarak görülebilir (Faik

Gümüş, B. No: 2012/603, 20/2/2014, § 49).

58. Başvurucular; Göçmen Konutları Projesi kapsamında avans

olarak ödedikleri bedelin iadesi amacıyla Ankara 7. Tüketici Mahkemesinde

açtıkları ve kabul ile sonuçlanan davalarda, davası kabul edilen kararlara

yönelik temyiz veya karar düzeltme aşamalarında Yargıtay 13. Hukuk Dairesince

bozma yönünde hüküm kurulduğunu, Mahkemece bozma kararlarına uyularak dosyada

aleyhlerine hiçbir delil veya rapor bulunmamasına rağmen davaların tümünün

incelenmeksizin reddine karar verildiğini, yerel Mahkemenin verdiği kararların

Yargıtay tarafından onandığını, Mahkeme ve Yargıtay kararlarının gerekçesiz

olduğunu belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

59. Gerekçeli karar hakkına

ilişkin şikâyet yönünden başvuruları kabul edilebilir bulunan başvurucuların

davaları incelendiğinde bozma kararı verilen davalara ilişkin olarak

başvurucular yönünden yapılan değerlendirmelerde mahsubun yapılıp yapılmadığı

noktasında eksik inceleme yapıldığı ve yeniden bilirkişi raporu alınmak

suretiyle davanın aydınlatılması istenmiştir.

60. Mahkeme, bozma kararları

sonrasında yaptığı duruşmalarda bozma kararlarına uymuş; Yargıtay 13. Hukuk

Dairesinin emsal bozma ilamlarında belirtilen delillerin ilgili dosyaya

sunulması için bir ay süre verilmesine, dava konusu taşınmaz ve proje ile

ilgili tanzim edilen kesin hesap özetinin yazı ile TOKİ’den ve bildirilecek

yerden istenilmesine, tüm deliller tekemmül ettiğinde Yargıtay bozma ilamına

göre bilirkişilerden ek rapor alınmasına, ek raporda başvurucunun itirazlarının

değerlendirilmesine, bilirkişilerin kesin hesaptaki maliyet değerinin

Bayındırlık Bakanlığı birim fiyatları ve yıllık katsayı artışlarını dikkate

alarak güncelleştirmelerinin, yapılan ödemeler ve binanın maliyetinin

karşılaştırılmasının istenilmesine ve ileri bir tarihte duruşma yapılmasına

karar vermiştir.

61. Daha önce belirlenen

tarihlerde yapılan duruşma sonucunda Mahkeme, dosyada mevcut toplanan delillere

göre bilirkişi incelemesi yapılmasından vazgeçildiğini ve ilgili davayı

reddettiğini taraflara bildirmiştir. Yerel Mahkeme tarafından davası herhangi

bir bozma kararı olmaksızın doğrudan reddedilenlerde de aynı şekilde dosyada

mevcut olan kayıtlar, kurum iç yazışma örnekleri, emsal Yargıtay kararları ve

diğer belgeler ayrı ayrı okunmuş; bilirkişi incelemesi yapılmasından

vazgeçilmiştir.

62. Yargılama makamları

yargılamanın taraflarınca ileri sürülen iddiaları ve gösterdikleri delilleri

gereği gibi incelemek zorundadır. Bununla birlikte belirli bir davaya ilişkin

olarak delilleri değerlendirme ve gösterilmek istenen delilin davayla ilgili

olup olmadığına karar verme yetkisi esasen derece mahkemelerine aittir (Benzer

yöndeki AİHM kararı için bkz. Barbera Messegue ve Jabardo/İspanya,

B. No: 10590/83, 6/12/1988, § 68). Mevcut yargılamada geçerli olan delil sunma

ve inceleme yöntemlerinin adil yargılanma hakkına uygun olup olmadığını

denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp Mahkemenin görevi,

başvuru konusu yargılamanın bütünlüğü içinde adil olup olmadığını

değerlendirmektir. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın

yürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri

ışığında taraflara iddialarını sunmak hususunda uygun olanakların sağlanması

şarttır. Taraflara tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini sunma ve

inceletme noktasında da uygun imkânların tanınması gerekir. Bu anlamda

delillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsizlik iddialarının da

yargılamanın bütünü ışığında değerlendirilmesi gerekir (Yüksel Hançer, B. No: 2013/2116,

23/1/2014, § 19).

63. Başvurulara konu olan tüm

davalarda Banka ve TOKİ’den gelen yazı cevaplarına ve kurumlar arası yapılan iç

yazışma kayıtlarına göre mahsup işleminin yapıldığını kabul etmek gerektiği,

göçmen konutları projesi kapsamında birçok yerde yatırılan avansların mahsup

edildiği, bu nedenle başvurucuların aldıkları konut için yatırdığı avansların

da mahsup işlemine tabi tutulduğunu kabul etmenin zorunlu olduğu gerekçesiyle

Mahkemece davaların reddine karar verilmiştir (bkz. § 13). Mahkemece

tarafından, gerekçede anılan belgeler açıkça değerlendirilmediği gibi bu yönde

bilirkişi incelemesi de yapılmadığı veya bilirkişi incelemesinden vazgeçildiği,

farklı yerlerde yapılan konutlar için ödenen avansın mahsup edildiği belirtilerek

ve bu varsayım üzerine başvurucuların aldıkları konut için ödedikleri avansın

da mahsup edildiğini kabul etmenin zorunlu olduğu gerekçesiyle davaların

reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Yargıtay tarafından da Mahkemece verilen

bu gerekçe kabul edilerek hüküm onanmıştır (bkz. § 15).

64. Görüldüğü üzere başvurucular tarafından açılan alacak

davalarının büyük bir kısmında olduğu gibi başvurucuların avans olarak davalıya

ödeme yaptığı kabul edilmesine ve Mahkemece somut delillere dayalı olarak

davanın kabulüne ilişkin kararlar verilmesine rağmen bu kararların

bozulmasından sonra davalı TOKİ’nin, avans ödemesinin taksitlerden mahsup

edildiği savunması yeterince açıklığa kavuşturulmadan varsayım üzerine

davaların reddine karar verilmiştir. Dolayısıyla Mahkemenin, açılan davaların

kabulüne ilişkin ilk kararında vardığı sonucun tam tersi bir sonuca varsayımla

ulaşması ve bunu ikna edici şekilde gerekçelendirememesi adil bir yargılama

yapılmadığını göstermektedir.

65. Belirtilen nedenlerle

başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

66. Başvurucular; mülkiyet ve adil yargılanma hakları ile eşitlik

ilkesinin ihlali nedeniyle avans olarak yatırdıkları bedelin bilirkişi

raporlarıyla güncellenmiş değerlerini, yargılama giderlerini ve davalarda

aleyhlerine hükmedilen vekâlet ücretlerinin ödenmesini talep etmişlerdir.

67. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin birinci ve ikinci

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve

işlem niteliğinde karar verilemez.

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

68. Gerekçeli karar hakkı

yönünden kabul edilebilir bulunan dosyaların değerlendirilmesi neticesinde

Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiş olduğundan ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere kararın bir

örneğinin Ankara 7. Tüketici Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi

gerekir.

69. Başvurucular maddi tazminat talebinde de bulunmuş olup

mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiş

olmakla beraber tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi zarar arasında illiyet

bağı bulunmadığı anlaşıldığından başvurucuların maddi tazminat talebinin

reddine karar verilmesi gerekir.

70. Dosyadaki belgelerden tespit edilen ve ekli tablonun H

sütununda gösterilen şekliyle geri verilmesi gereken harç miktarlarının ilgili

başvuruculara ayrı ayrı ödenmesine ve ekli tablonun E sütununda belirtildiği

üzere vekilleri aynı olan başvuruculara 1.800 TL vekâlet ücretinin müştereken

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. 1. Müsel

Şen ve Ali Öztürk’ün başvurularının süre

aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Diğer

başvurucuların gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarının

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Başvuruları gerekçeli karar

hakkı yönünden kabul edilebilir bulunan diğer başvurucuların Anayasa'nın 36.

maddesinde güvence altına alınan gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Gerekçeli karar hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapmak

üzere kararın bir örneğinin Ankara 7. Tüketici Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuların tazminat

taleplerinin REDDİNE,

E. 1. Müsel

Şen ve Ali Öztürk yönünden yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde

BIRAKILMASINA,

2. Müsel Şen ve Ali Öztürk dışındaki başvuruculara; ekli

tablonun H sütununda yer alan harç miktarlarının AYRI AYRI ÖDENMESİNE,

F. Ekli tablonun D sütununda

T.C. kimlik numaraları gösterilen ve vekilleri aynı olan;

1. Fatma Güney, Zafer Aytekin,

Selime Ölürdönmez, İsmet Topal, Pakize Utkualp-Zatiye Utkualp, Ahmet

Çetin, Sıtkı İslamoğlu, Erdinç Öztürk, Raif Çavuş, Nasuf

Eyüpoğlu, Behzat Lütfüoğlu, İsmet Karabekir, Hikmet

Çavuşoğlu, Nazif Şen, Rufi Korkmaz, Sabit Özkan,

Niyazi Öztürk, Ercan Haksever, Hasan Aksoy, Ahmet Özdemir, Mestan

Mutlu, Servet Mutlu, Emin Mutlu ve Kazım Ertürk’e 1.800 TL vekâlet ücretinin

MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

2. Seyitahmet Çavuş, Sebahattin Dönmez,

Mümin Balcı, Halil Öztürk, İsmail Güler, Hüseyin Güneş, Hilmi Cesur, Mustafa

Kılıç, Sevda Aladağ, Yılmaz Aladağ, Sevinç Aladağ, Servet Güler, Nurettin

Özçelik ve Ramadan Alkan’a 1.800 TL vekâlet ücretinin

MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

3. Gülşen Ahmetoğlu, Sebahin Ahmetoğlu, Zülbiye Özgür,

Basri Boran ve İsmail Çakıroğlu’na 1.800 TL vekâlet ücretinin MÜŞTEREKEN

ÖDENMESİNE,

4. Hikmet Özgür’e 1.800 TL vekâlet ücretinin

ÖDENMESİNE,

G. Ödemelerin, kararın

tebliğini takiben başvurucuların Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren

dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona

erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

7/1/2016

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Hikmet Murat AKKAYA

Başvurucular

:

Seyitahmet

ÇAVUŞ ve diğerleri (bkz. ekli tablonun C ve D sütunları)

Vekilleri

:

Bkz. ekli tablonun E sütunu

A

B

C

D

E

F

G

H

Sıra Başvuru Numarası Başvurucunun İsmi T.C. Kimlik Numarası Başvurucunun Vekili Makul Sürede Yargılama Yapılmadığı İddiası Olanlar Yönünden Ödenmesi Gereken Harç Miktarı (TL) Davanın Açıldığı Tarih - Nihai Karar Tarihi Yargısal Süreçte Geçen Toplam Süre 1 2013/6613 Seyitahmet ÇAVUŞ - Av. Belgin ERSOY KARACABEY - - 198,35 TL. 2 2013/8108 Müsel ŞEN - Av. Mehmet Zeki KÖSE - - - 3 2013/8111 Ali ÖZTÜRK - Av. Mehmet Zeki KÖSE - - - 4 2013/8709 Fatma GÜNEY - Av. Mehmet Zeki KÖSE 2/6/2009 - 1/10/2013 4 yıl 3 ay 29 gün 198,35 TL. 5 2014/4710 Zafer AYTEKİN - Av. Mehmet Zeki KÖSE 26/10/2009 - 20/2/2014 4 yıl 3 ay 24 gün 206,10 TL. 6 2013/8109 Selime ÖLÜRDÖNMEZ - Av. Mehmet Zeki KÖSE 5/11/2010 - 19/9/2013 2 yıl 10 ay 14 gün 198,35 TL. 7 2013/8110 İsmet TOPAL - Av. Mehmet Zeki KÖSE 15/2/2010 - 19/9/2013 3 yıl 7 ay 4 gün 198,35 TL. 8 2013/8112 Pakize UTKUALP Zatiye UTKUALP - Av. Mehmet Zeki KÖSE 19/11/2011 - 19/9/2013 1 yıl 10 ay 198,35 TL. 9 2013/8547 Ahmet ÇETİN - Av. Mehmet Zeki KÖSE 5/11/2010 - 19/9/2013 2 yıl 10 ay 14 gün 198,35 TL. 10 2013/8548 Sıtkı İSLAMOĞLU - Av. Mehmet Zeki KÖSE 16/8/2010 - 19/9/2013 3 yıl 1 ay 3 gün 198,35 TL. 11 2013/8549 Erdinç ÖZTÜRK - Av. Mehmet Zeki KÖSE 16/8/2010 - 19/9/2013 3 yıl 1 ay 3 gün 198,35 TL. 12 2013/8550 Raif ÇAVUŞ - Av. Mehmet Zeki KÖSE 24/5/2010 - 19/9/2013 3 yıl 3 ay 25 gün 198,35 TL. 13 2013/8551 Nasuf EYÜPOĞLU - Av. Mehmet Zeki KÖSE 16/8/2010 - 19/9/2013 3 yıl 1 ay 3 gün 198,35 TL. 14 2013/8552 Behzat LÜTFÜOĞLU - Av. Mehmet Zeki KÖSE 24/5/2010 - 19/9/2013 3 yıl 3 ay 25 gün 198,35 TL. 15 2013/8708 İsmet KARABEKİR - Av. Mehmet Zeki KÖSE 21/5/2010 - 1/10/2013 3 yıl 4 ay 10 gün 198,35 TL. 16 2013/8710 Hikmet ÇAVUŞOĞLU - Av. Mehmet Zeki KÖSE 16/8/2010 - 1/10/2013 3 yıl 1 ay 15 gün 198,35 TL. 17 2013/8780 Nazif ŞEN - Av. Mehmet Zeki KÖSE 2/11/2010 - 1/10/2013 2 yıl 10 ay 29 gün 198,35 TL. 18 2013/8782 Rufi KORKMAZ - Av. Mehmet Zeki KÖSE 21/5/2010 - 1/10/2013 3 yıl 4 ay 10 gün 198,35 TL. 19 2013/8783 Sabit ÖZKAN - Av. Mehmet Zeki KÖSE 2/11/2010 - 1/10/2013 2 yıl 10 ay 29 gün 198,35 TL. 20 2013/9490 Niyazi ÖZTÜRK - Av. Mehmet Zeki KÖSE 1/6/2010 - 1/10/2013 3 yıl 4 ay 198,35 TL. 21 2013/9491 Ercan HAKSEVER - Av. Mehmet Zeki KÖSE 1/6/2010 - 1/10/2013 3 yıl 4 ay 198,35 TL. 22 2014/2297 Hasan AKSOY - Av. Mehmet Zeki KÖSE 24/5/2010 - 24/12/2013 3 yıl 7 ay 206,10 TL. 23 2014/2329 Ahmet ÖZDEMİR - Av. Mehmet Zeki KÖSE 21/5/2010 - 24/12/2013 3 yıl 7 ay 3 gün 206,10 TL. 24 2014/2508 Mestan MUTLU - Av. Mehmet Zeki KÖSE 21/5/2010 - 24/12/2013 3 yıl 7 ay 3 gün 206,10 TL. 25 2014/2509 Servet MUTLU - Av. Mehmet Zeki KÖSE 11/2/2010 - 20/1/2014 3 yıl 11 ay 206,10 TL. 26 2014/4205 Emin MUTLU - Av. Mehmet Zeki KÖSE 5/11/2010 - 4/2/2014 3 yıl 11 ay 9 gün 206,10 TL. 27 2014/4709 Kazım ERTÜRK - Av. Mehmet Zeki KÖSE 12/4/2010 - 20/2/2014 3 yıl 10 ay 8 gün 206,10 TL. 28 2014/3503 Sebahattin DÖNMEZ - Av. Belgin ERSOY KARACABEY 25/1/2011 - 4/2/2014 3 yıl 21 gün 206,10 TL. 29 2014/3504 Mümin BALCI - Av. Belgin ERSOY KARACABEY 25/1/2011 - 4/2/2014 3 yıl 21 gün 206,10 TL. 30 2014/3517 İsmail GÜLER - Av. Belgin ERSOY KARACABEY 24/5/2010 - 24/12/2013 3 yıl 7 ay 206,10 TL. 31 2013/7167 Hikmet ÖZGÜR - Av. Sinan KARACABEY - - 198,35 TL. 32 2013/8402 Halil ÖZTÜRK - Av. Belgin ERSOY KARACABEY - - 198,35 TL. 33 2013/8409 Hüseyin GÜNEŞ - Av. Belgin ERSOY KARACABEY - - 198,35 TL. 34 2013/8636 Hilmi CESUR - Av. Belgin ERSOY KARACABEY - - 198,35 TL. 35 2014/1054 Mustafa KILIÇ - Av. Belgin ERSOY KARACABEY - - 206,10 TL. 36 2014/1520 Nurettin ÖZÇELİK - Av. Belgin ERSOY KARACABEY - - 206,10 TL. 37 2014/1522 Sevda ALADAĞ Yılmaz ALADAĞ Sevinç ALADAĞ Servet GÜLER - Av. Belgin ERSOY KARACABEY - - 206,10 TL. 38 2013/6061 İsmail ÇAKIROĞLU - Av. Murat MECİT - - 198,35 TL. 39 2013/8471 Gülşen AHMETOĞLU Sebahin AHMETOĞLU - Av. Murat MECİT - - 198,35 TL. 40 2014/2447 Ramadan ALKAN - Av. Belgin ERSOY KARACABEY - - 206,10 TL. 41 2013/6060 Zülbiye ÖZGÜR Basri BORAN - Av. Murat MECİT - - 198,35 TL.

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/6613, 7 Ocak 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. A. 1. Müsel
  16. B. Başvuruları gerekçeli karar
  17. C. Gerekçeli karar hakkının
  18. D. Başvurucuların tazminat
  19. E. 1. Müsel
  20. F. Ekli tablonun D sütununda
  21. G. Ödemelerin, kararın
  22. M. Emin KUZ
  23. A
  24. B
  25. C
  26. D
  27. E
  28. F
  29. G
  30. H
  31. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/6613
Tarih
7 Ocak 2016

İlgili Kararlar

  • Doğan Kasadolu Başvurusu (B. No: 2013/3985)
  • Ayhan Karaman Başvurusu (B. No: 2013/2801)
  • Ayser Demiralp Başvurusu (B. No: 2013/2849)
  • Orhan Veli Yalçın Başvurusu (B. No: 2013/4097)
  • Ali Suat Ertosun Başvurusu (B. No: 2013/1299)
  • A. C. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1827)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.