İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Sezen Acar Özfidan Başvurusu (B. No: 2014/16746)

1. Başvuru, velayeti başvurucuda olan çocuğun dedesi ve

Başvuru No2014/16746Tarih25 Ocak 2018Okuma14 dk · 2.827 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Sezen Acar Özfidan Başvurusu

Karar tarihi
25 Ocak 2018
Başvuru Numarası
2014/16746
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.827 kelime·14 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, velayeti başvurucuda olan çocuğun dedesi ve

babaannesiyle arasında şahsi ilişki kurulmasına karar verilmesi nedeniyle aile

hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 23/10/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucunun 18/7/2006 tarihinde doğan bir kız çocuğu

bulunmaktadır, eşi vefat etmiştir. Başvurucu bir bankada çalışmaktadır.

8. Başvurucunun eşi vefat etmeden önce kardeşleri ve babası ile

birlikte hissedar olduğu aile şirketinde çalışmaktadır. Eşinin vefatından sonra

başvurucu ve çocuğu en yakın mirasçılar olarak terekenin borçları nedeniyle mirasın

reddi talebinde bulunmuşlardır. Aydın 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 3/12/2010

tarihli kararıyla mirasın reddi talebinin kabulüne, terekenin iflas hükümlerine

göre tasfiyesine karar verilmiştir. Tasfiye işlemleri hâlen devam etmektedir.

A. Şahsi İlişki Tesisine Dair Yargılamaya

İlişkin Süreç

9. Başvurucunun eşinin anne ve babası torunlarıyla şahsi ilişki

kurulması talebiyle başvurucuya karşı Aydın 1. Aile Mahkemesinde 19/10/2010

tarihinde dava açmışlardır.

10. Davacılar, daha önce başvurucuyla aralarında olumlu bir

ilişki bulunduğunu, torunlarını sürekli olarak ziyaret ettiklerini, ancak

oğullarının vefatından sonra aile şirketinde iş hayatından kaynaklanan sorunlar

nedeniyle başvurucunun torunlarıyla görüşmelerini engellediğini iddia

etmişlerdir.

11. Başvurucu, davacıların bir aile şirketinin bulunduğunu,

vefatından önce eşinin de bu şirkette hissedar olduğunu, eşine ait kredi

kartının vefatından sonra dahi şirket ödemeleri için kullanıldığını, kendisinin

de bu durum nedeniyle suç duyurusunda bulunduğunu, ayrıca şirketteki eşine ait

hisselerin devri ile harcama ve borçlar nedeniyle de davacılarla arasında

husumet oluştuğunu belirtmiştir. Davacıların tehdit ve baskılarına maruz

kaldığını, çocuğun halası ve amcasının kendisine saldırdığını,-kendisine vurmaya

teşebbüs ettiğini- bütün bu olayın çocuğunun gözü önünde gerçekleştiğini,

çocuğun korktuğunu ve ağladığını ifade etmiştir. Başvurucu, davacıların dava

tarihine kadar torunlarını görmek için istek ve girişimde bulunmadıklarını,

çocukla şahsi ilişki kurma taleplerinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde

olduğunu ve çocuğun huzurunu bozacağını iddia etmiştir.

12. Mahkeme tarafından bir psikolog ve bir pedagogdan oluşan

bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır.

13. 1/4/2011 tarihli bilirkişi raporunda; çocuğun, babasının

vefat etmesinden önce davacılarla görüştüğü ve bu süreçte herhangi bir

olumsuzluk yaşanmadığı, bu nedenle davacılarla ilişkisinin kesilmesinin

babaanne ve dedeyi tanımadan büyümesine ve onlara yabancı olmasına neden

olabileceği belirtilmiştir. Taraflar arasında miras nedeniyle karşılıklı

iddialarda bulunulduğu, ancak bu iddiaların açılan davalarla ispat aşamasında

olduğu, davacıların çocuğun hakkını kötüye kullanmadıklarının ispatlanması

hâlinde çocuk ile davacıların anne refakatinde kısa sürelerde görüşebileceği

ifade edilmiştir. Çocuğun yaşının küçük olması ve babasını yeni kaybetmiş

olması nedeniyle anneden uzun süre ayrı kalmasının psikolojik ve sosyal

gelişimini olumsuz etkileyebileceği, bu nedenle çocuğun davacılarda -yatılı

kalacağı şekilde- şahsi ilişki tesisinin uygun olmadığı kanaati bildirilmiştir.

14. Mahkemenin 26/5/2011 tarihli duruşmasında ek bilirkişi

raporu alınmasına karar verilmiştir. Bu doğrultuda hazırlanan 22/6/2011 tarihli

sosyal inceleme raporunda, çocuğun davacılara karşı tepki geliştirdiği, bir

önceki raporun düzenlendiği görüşmedekine kıyasla davacılarla ilişki kurmamakta

daha kararlı olduğunun gözlemlendiği belirtilmiştir. Çocuğun dedesini ve

babaannesini görmeyi reddettiği, taraflar arasındaki çekişmenin sağlıklı iletişim

ortamı oluşmasını engellediğinin anlaşıldığı ifade edilmiştir. Çocuğun bu

çekişmeli durumdan ne şekilde olumsuz etkilendiğinin ve niçin böyle tepki

gösterdiğinin anlaşılabilmesi için psikiyatrik değerlendirmeye ihtiyaç olduğu

vurgulanmıştır. Raporda, şayet kişisel ilişki kurulmasına karar verilirse

kişisel ilişki tesis edilmeden önce çocuğun profesyonel bir yardımla

görüşmelere hazır edilmesinin ve eğitilmesinin, gerekirse tarafların da bu tür

eğitime dâhil edilmesinin çocuğun yararına olacağı kanaati bildirilmiştir.

15. Mahkeme, Aydın Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi

Çocuk-Ergen Ruh Sağlığı Bölümünde görevli uzman doktor ve psikolog görüşünü

içeren 27/9/2011 tarihli bilirkişi raporu aldırmıştır.

16. Söz konusu raporda; çocuğun babaanne, dede ve hala ile

görüşmeyi reddettiği, taraflar arasındaki çekişmeden olumsuz olarak etkilenmiş

olduğunun anlaşıldığı, ancak bu etkilenmenin çocuğun ruh sağlığını ve günlük

yaşamını bozacak derecede olmadığı belirtilmiştir. Çocuğun anne ile bağımlı

ilişkisi ve ayrılık kaygısı olduğunun gözlendiği, olumsuz tepkinin anneye olan

düşkünlükten kaynaklanmış olabileceği ifade edilmiştir. Çocuğun yabancılarla

güven ilişkisi kurmakta zorlandığı için yatılı/yatılı olmaksızın davacılarla

şahsi ilişki kurulmasının çocuğun huzurunu tehlikeye düşüreceği, bu nedenle

ancak annesi refakatinde, ayda bir kez en az bir saat olmak kaydıyla babaanne

ve dedeyle ev dışı bir ortamda (oyun parkı vb. alanda) görüşmesinin çocuğun

tepkisini azaltabileceği kanaati bildirilmiştir.

17. Mahkeme, 13/12/2011 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir.

Karar gerekçesinde, taraflar arasındaki çekişme ve husumet ortamı ve çocuğun

davacılar ile görüşmeyi reddetmesi dikkate alındığında kişisel ilişki

kurulmasının çocuğun huzurunu tehlikeye düşüreceği sonucuna varıldığı

belirtilmiştir. Kararda ayrıca her ne kadar bilirkişi raporlarında anne

refakatinde çocuğun davacılarla şahsi ilişki kurması görüşü belirtilmişse de

emsal Yargıtay kararları da dikkate alınarak şahsi ilişkinin çocuğun annesinin

gözetiminde tesisinin beklenen amaca uygun olmadığı ifade edilmiştir.

18. Bu karar, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23/1/2013 tarihli

kararıyla bozulmuştur. Bozma gerekçesinde, davacıların torunlarını görmek ve

onunla uygun kişisel ilişki kurmak, torun sevgisini tatmak ve çocuğa da bu

sevgiyi vermek haklarının bulunduğu, bu haklarını amaca aykırı kullanacaklarına

dair dosyada bir delil ve olgunun bulunmadığı belirtilmiştir.

19. Başvurucunun karar düzeltme istemi aynı Dairenin 1/7/2013

tarihli kararıyla reddedilmiştir.

20. Bozma ilamına uyan yerel mahkeme, 12/11/2013 tarihli kararı

ile davayı kabul ederek çocukla davacılar arasında her ayın 1. ve 3. Cumartesi

günleri saat 10.00 ile 16.00 arasında, dini bayramların 2. günleri aynı

saatlerde ve her yılın 1 ila 7 Temmuz günleri arasında kişisel ilişki

kurulmasına hükmetmiştir.

21. Bu karar, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 12/5/2014 tarihli

ilamı ile onanmıştır. Bu karar başvurucuya 24/9/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

22. Başvurucu 23/10/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. Kredi Kartının İzinsiz Kullanılması

Suretiyle Yarar Sağlama Suçu Nedeniyle Açılan Ceza Davasına İlişkin Süreç

23. Başvurucu ile müteveffa eşinin ailesi arasında eşinin

ölümünden sonra bazı anlaşmazlıklar yaşanmıştır. Bu kapsamda başvurucu,

müteveffa eşine ait kredi kartlarının ölümünden sonra şirket harcamalarında

kullanılarak kendisinin borçlu hâle getirildiğini belirterek suç duyurusunda

bulunmuştur. Aile şirketinin ortakları ve başvurucunun eşinin kardeşleri olan

iki sanık hakkında kamu davası açılmıştır.

24. Aydın 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 1/4/2013 tarihli kararıyla

eylemin sabit olduğu gerekçesiyle sanıkların hapis ve adli para cezasıyla

cezalandırılmalarına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hükmedilmiştir.

25. Anılan karara yapılan itiraz Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesinin

14/5/2013 tarihli kararıyla reddedilmiş ve karar kesinleşmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

26. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun

325. maddesi şöyledir:

"Olağanüstü hâller mevcutsa, çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde

çocuk ile kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı diğer kişilere, özellikle

hısımlarına da tanınabilir.

Ana ve baba için öngörülen sınırlamalar üçüncü

kişiler için kıyas yoluyla uygulanır."

B. Uluslararası Hukuk

1. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi İçtihadı

27. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 8. maddesinde

düzenlenen aile hayatına saygı hakkı, hâlihazırda mevcut olan ve hakiki aile

yaşamı oluşturan fiilî, yakın ve şahsi bağların kurulduğu aile ilişkilerini

korumaktadır. Bu hüküm kapsamında aile kavramı, evliliğe dayalı ilişkilerle

sınırlı değildir ve tarafların evlilik olmadan bir arada oturduğu fiilî

"aile" bağlarını da kapsayabilir. Sözleşme'nin 8. maddesinin amaçları

bakımından "aile hayatı"nın varlığı ya da

yokluğu her somut olayda yakın kişisel bağların mevcut olup olmadığına bağlı

olan olgusal bir sorundur (K. ve

T./Finlandiya [BD], B. No: 25702/94, 12/7/2001, § 150; Marckx/Belçika, B. No: 6833/74, 13/6/1979, §

31).

28. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), aile hayatının sadece

ebeveyn ve çocuk arasındaki ilişkilerle sınırlı olmadığını, örneğin büyükanne

ve büyükbaba ile torun ilişkisinde olduğu gibi yakın akrabalar arasındaki

ilişkilerin de aile hayatına dâhil olabileceğini kabul etmektedir (Marckx/Belçika, § 45). AİHM, devletlerin bu

şekildeki yakın akrabalar arasındaki aile ilişkilerinin normal bir şekilde

sürdürülmesine izin verecek şekilde davranma yükümlülüğü olduğunu

belirtmektedir (Marckx/Belçika, § 45; Bronda/İtalya, B. No: 22430/93, 9/6/1998, § 51).

29. AİHM'e göre çocuğun üstün

menfaatlerine aykırı olmadıkça ailesi ile bağlarını sürdürmesi çocuğun

hakkıdır. Aile bağları ancak istisnai durumlarda koparılabilir ve aile

bağlarının koptuğu durumlarda, kişisel ilişkinin sürdürülmesi ve koşullar uygun

olduğunda ailenin yeniden bir araya gelmesi için gerekli tüm tedbirler

alınmalıdır (Gnahore/Fransa, B. No: 40031/98,19/9/2000, § 59).

30. AİHM kararlarında aile bağlarının sürdürülmesi konusunda

kamu makamlarına düşen yükümlülüğün mutlak olmadığı, her olayın özel

koşullarına bağlı olarak alınacak tedbirlerin nitelik ve kapsamının

farklılaşabileceği belirtilmiştir. AİHM'e göre kamu

makamlarınca konuyla ilgili tüm tarafların hukuki menfaatlerinin gözetilmesi,

özellikle çocuğun üstün menfaati dikkate alınarak tarafların menfaatleri

arasında adil bir denge kurulması gerekmektedir (M.P. ve diğerleri/Bulgaristan, B. No: 22457/08, 15/11/2011, §

128).

2. Diğer Uluslararası

Belgeler

31. 9/11/2010 tarihli ve 6066 sayılı Kanun'la onaylanması uygun

bulunan ve 17/11/2011 tarihli ve 28115 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan Çocuklarla Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesi'nin "Çocukla ana ve babası dışındaki şahıslar

arasında kişisel ilişki" kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:

"1) Çocuğun yüksek

yararına bağlı olarak, çocukla, ana ve babası dışındaki aile bağları bulunan

şahıslar arasında kişisel ilişki kurulabilir.

2)

Taraf Devletler, bu hükmün kapsamını, 1. fıkrada sözü edilen kimselerden

başkalarına da genişletmekte serbesttirler ve böyle bir genişletme durumunda,

devletler, 2. maddenin (a) bendinde tanımlanan kişisel ilişki türlerinden

hangisinin uygulanacağı hususunda serbestçe karar verebilirler."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

32. Mahkemenin 25/1/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

33. Başvurucu, davacıların miras hisselerini bedelsiz olarak

devretmesi için tehditlerde bulunduklarını, müteveffa eşine ait kredi

kartlarını ölümünden sonra şirket harcamalarında kullanarak kendisini ve

çocuğunu borçlandırdıklarını, alacaklıları çalıştığı işyerine ve evine

gönderdiklerini, çocuğun gözü önünde kendisine şiddet uyguladıklarını iddia

etmiştir. Başvurucu, bilirkişi raporunda yatılı/yatılı olmaksızın davacılarla

şahsi ilişki kurulmasının çocuğun huzurunu tehlikeye düşüreceğinin

bildirilmesine rağmen şahsi ilişki tesisine karar verilmesinin çocuğun üstün

menfaatine aykırı olduğunu belirtmiştir. Başvurucu bu nedenlerle kişi hürriyeti

ve güvenliği ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

34. Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, özel hayatına ve aile hayatına

saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının

gizliliğine dokunulamaz."

35. Anayasa’nın "Ailenin

korunması ve çocuk hakları" kenar başlıklı 41. maddesi

şöyledir:

"Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe

dayanır.

Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların

korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için

gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.

Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça

aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme

hakkına sahiptir.

Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu

tedbirleri alır."

36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

37. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında çocukla şahsi

ilişki kurulmasına yönelik şikayetler aile hayatına saygı hakkı çerçevesinde

ele alınmıştır (Serpil Toros, B.

No: 2013/6382, 9/3/2016; Selim Adıyaman, B.

No: 2013/8846, 9/3/2016; Dalga Eda Yıldırım

ve Özgün Yıldırım, B. No: 2014/5974, 26/12/2017).

38. Bireysel başvuru formunda, çocuğun velisi olan annesi,

büyükanne ve büyükbabayla şahsi ilişki kurulmasına dair mahkeme kararının

çocuğun üstün menfaatlerine aykırı olduğunu ileri sürmektedir.

39. Bu bağlamda başvurunun Anayasa'nın 17. maddesinin birinci

fıkrasındaki kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı

kapsamında incelenmesi ihtimali de düşünülebilir. Ancak zaten çocukla şahsi

ilişki kurulmasına yönelik başvurularda incelemenin odak noktasını çocuğun

üstün menfaatlerinin korunması oluşturmaktadır. Çocuğun maddi ve manevi

varlığının korunması ve geliştirilmesinin, çocuğun üstün menfaatleri arasında

yer aldığı konusunda ise şüphe bulunmamaktadır.

40. Bu nedenle mevcut başvuruda Anayasa Mahkemesinin şahsi

ilişki kurulmasına yönelik şikayetlerin aile hayatına saygı hakkı içinde

inceleneceğine dair önceki kararlarından ayrılmaya gerek bulunmamaktadır. Bu

durumda her ne kadar başvurucu, adil yargılanma ve kişi hürriyeti ve güvenliği

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşse de başvurucunun çocukla şahsi ilişki

kurulmasına yönelik şikayetinin Anayasa Mahkemesinin belirtilen kararları

dikkate alınarak aile hayatına saygı hakkı çerçevesinde ele alınması

gerekmektedir (Benzer yönde değerlendirme için bkz. Dalga Eda Yıldırım ve Özgün Yıldırım, § 63).

1. Genel İlkeler

41. Anayasa'da aile hayatı kapsamında korunan aile ilişkileri

temel olarak anne, baba ile çocuk arasındaki ilişkilerdir. Anayasa’nın 20. ve

41. maddeleri anne, baba ve çocuk arasındaki bağın devamlılığını sağlamak üzere

tedbirler alınmasını isteme hakkını ve kamusal makamların bu tür tedbirleri

alma konusunda pozitif yükümlülüğünü içermektedir (Serpil Toros, B. No: 2013/6382, 9/3/2016, § 67; Selim Adıyaman, B. No: 2013/8846,

9/3/2016, § 45).

42. Bununla birlikte çocuğun üstün menfaatine aykırı olmadıkça

aile içinde önemli rolü bulanabilecek büyükanne, büyükbaba gibi yakın akrabalar

ile ilişkilerin de "aile hayatı" kapsamında korunabilmesi mümkündür.

43. Öte yandan çocuk ile yakın akrabalar arasında şahsi

ilişkiler yönünden "aile hayatının sağlanması ve sürdürülmesi"

konusunda devletin geniş takdir yetkisi bulunmaktadır. 4721 sayılı Kanun’un

325. maddesinde olağanüstü hâllerin varlığı durumunda ve çocuğun menfaatine

uygun düştüğü ölçüde ana ve baba dışında üçüncü kişilere de çocukla kişisel

ilişki kurma hakkı tanınabileceği düzenlenmiştir.

44. Kamusal makamlarca olayın bağlamı ve müdahalenin türüne göre

birey menfaatleri ile toplum menfaatleri ve çocuk ile hısımların menfaatleri

arasında adil bir denge kurulmasına özen gösterilmesi gerekmektedir. Bu

dengenin tesisinde niteliği gereği çocuğun menfaatlerine özel bir önem

verilmesi gerektiği açıktır (Selim Adıyaman,

§ 61; N.Ö., B. No: 2014/19725,

19/11/2015, § 53).

45. Ayrıca çocuğun söylemlerinin dikkate alınabileceği belirli

bir olgunluk düzeyine erişmiş olması durumunda ve üstün menfaatine aykırı

olmamak koşulu ile kişisel ilişki sürecinde çocuğun istek ve söylemlerinin de

dikkate alınması zaruridir (M.M.E. ve T.E.,

B. No: 2013/2910, 5/11/2015, § 84).

46. Şüphesiz çocuğun üstün yararının ne olduğuna ilişkin tespit,

bu tür davalarda dikkate alınması gereken en önemli unsurdur. Bu bağlamda

ilgili taraflarla doğrudan temas hâlinde olan yargısal organların, belirtilen

hususun tespiti noktasında daha avantajlı konumda olduğu açıktır. Bu nedenle

Anayasa Mahkemesinin görevi, derece mahkemelerinin yerine geçerek kişisel

ilişki tesisine ilişkin davalarda belirtilen hususun bizzat tanzim ve tespiti

olmayıp ilgili anayasal normlar bağlamında, derece mahkemelerinin kendilerine

tanınmış olan takdir yetkileri çerçevesinde hareket edip etmediklerinin

denetlenmesidir (Selim Adıyaman, §

62; N.Ö., § 54).

47. Derece mahkemelerinin takdir yetkilerini makul ve sağduyulu

bir şekilde kullanıp kullanmadıklarını değerlendirecek olan Anayasa Mahkemesi,

bu bağlamda müdahaleyi haklı göstermek için öne sürülen gerekçelerin ilgili ve

yeterli olup olmadığını inceler(Selim

Adıyaman, § 63; N.Ö.,

§ 55).

2. İlkelerin Olaya

Uygulanması

48. Somut olayda babaanne ve dedenin daha önce çocuğun babası

hayattayken "aile hayatı" çerçevesinde çocukla görüştükleri ve bu

kişilerle çocuk arasında yakın kişisel bağların fiilen mevcut olduğu konusunda

bir tartışma bulunmamaktadır.

49. Somut olayda torunlarıyla aralarında şahsi ilişki kurulması

talebiyle açılan davada, çocuk ile dede ve babaanne arasındaki kişisel

ilişkilerinin yerel mahkeme tarafından gözlemlendiği, tarafların ve tanıkların

beyanlarının dinlendiği anlaşılmıştır. Ayrıca uzman psikolog ve pedagog ile

çocuk-ergen ruh sağlığı konusunda uzman doktorun hazırladığı bilirkişi

raporlarının değerlendirildiği görülmüştür.

50. Olay bu kapsamda incelendiğinde, öncelikle davada avukat

tarafından temsil edilen başvurucunun, bilirkişi raporlarına karşı beyan ve

itirazlarını yargılama sırasında sunabildiği, mahkeme kararlarına karşı temyiz

ve karar düzeltme haklarını kullanabildiği ve bu surette meşru çıkarlarının

korunması için söz konusu davaya gerekli olduğu ölçüde etkili katılımının

sağlandığı görülmüştür.

51. Mahkeme kararında, Yargıtay'ın bozma kararındaki gerekçenin

kabul edildiği, bu çerçevede miras konularında başvurucu ile çocuğun dedesi ve

babaannesi arasında birtakım anlaşmazlıklar olduğu ifade edilmekle birlikte,

çocukla dedesi ve babaannesi arasındaki iletişimin bu sorunlardan ayrı

tutulması gerektiği kabulüyle davacıların şahsi ilişki konusundaki haklarını

amacına aykırı kullanacakları yönünde bir delil bulunmadığı gerekçesine yer

verildiği anlaşılmaktadır.

52. Bu durumda aile mahkemesi tarafından yapılan değerlendirme

neticesinde çocuğun menfaatleri ile dedesi ve babaannesinin kişisel ilişki

kurma hakkı arasında adil bir denge kurulmak suretiyle karar verildiği,

yargısal makamlarca takdirlerinin gerekçelerinin ayrıntılı şekilde ortaya

konulduğu anlaşılmıştır.

53. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde başvurucunun

ileri sürüğü iddialar hakkında verilen derece

mahkemesi kararının konuyla ilgili ve yeterli gerekçe içerdiği anlaşılmaktadır.

Kararda yer verilen tespit ve gerekçe itibarıyla çocuğun üstün menfaatinin

korunması ile aile hayatına saygı hakkı yönünden yargısal makamların takdir

yetkilerinin sınırının aşılmadığı, dolayısıyla bu hakka yönelik bir ihlalin

olmadığının açık olduğu sonucuna varılmıştır.

54. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşe

katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

25/1/2018 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY YAZISI

1. Anayasa Mahkemesinin aile hayatının korunması kapsamında

verdiği daha önceki kararlarında ve bu kararlara emsal alınan AİHM kararlarında

(Serpil Toros, B.No:2013/6382 ve adı geçen

kararda atıf yapılan çok sayıdaki AİHM kararları) vurgulandığı

üzere, aile hayatı kapsamında velayeti elinde bulundurmayan eski eş veya

büyükanne-büyükbaba gibi kişilerin ilke olarak çocukla şahsi temas kurma

hakları bulunmakta ise de, bu hakkın kullanılması;

-çocuğun üstün menfaatlerine aykırı olmaması, özellikle çocuğun

bu ilişkiye zorlanmaması,

- somut olayın özelliklerinin dikkate alınması,

- derece mahkemelerinin çocukla ve taraflarla doğrudan temas

halinde bulunmaları nedeniyle somut olayın koşullarını daha doğru bir şekilde

değerlendirebilecekleri, bu nedenle görüşlerine daha fazla ağırlık verilmesi

gibi ilkelerle birlikte uygulanabilecek bir haktır.

2. Başvuru konusu olayda başvurucunun eşinin vefatı üzerine

başvurucu ile eşinin anne-babası ve diğer aile yakınları arasında parasal

konulardan kaynaklı hukuki ve cezai uyuşmazlıklar çıktığı, bu durumda taraflar

arasında karşılıklı sevgi-saygı ilişkilerinin devam ettiğinin söylenemeyeceği,

bilirkişi raporlarında çocuğun babaanne, dede ve hala ile görüşmeyi istemediği,

davacılarla doğrudan şahsi ilişki kurmasının çocuğun huzurunu tehlikeye düşüreceğinin

belirtildiği ve ilk derece mahkemesince çocuk ile davacılar arasında şahsi

ilişki kurulmasının çocuğun huzurunu bozacağı kanaatine varılarak davanın

reddedildiği anlaşılmaktadır.

3. Buna karşın Yargıtay Dairesince “torun sevgisini tatmak ve çocuğa da bu sevgiyi vermek hakkı”

şeklinde formüle edilen soyut bir gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararı

bozulmuş, yeniden karar veren mahkeme de kişisel ilişki tesisine dair hüküm

vermiştir.

4. Uzman bilirkişilerin ve çocuk ile tarafların durumunu en iyi

değerlendirmek imkanına sahip olan derece mahkemesinin ilk başta ulaştığı

sonuçların tersine çevrilmesiyle sonuçlanan nihai kararın, çocuğun

menfaatlerinim üstün tutulması temeline dayanan AİHM içtihatlarına uymadığı,

çocuktan ziyade dede ve babaanne tarafının hakkına üstünlük tanındığı, bu

nedenle başvurucunun aile hakkının İHLAL EDİLDİĞİ kanaatiyle Bölüm çoğunluğuna

katılmamaktayım.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Recai AKYEL

Raportör

:

Şermin

BİRTANE

Başvurucu

:

Sezen ACAR

ÖZFİDAN

Vekili

:

Av. Seher

ERTÜRK

Üye

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/16746, 25 Ocak 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Şahsi İlişki Tesisine Dair Yargılamaya
  7. B. Kredi Kartının İzinsiz Kullanılması
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. A. Ulusal Hukuk
  10. B. Uluslararası Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucunun İddiaları
  13. B. Değerlendirme
  14. A. Başvurunun açıkça
  15. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  16. Karşıoy Yazısı
  17. Yıldırım
  18. Özgüldür
  19. Kömürcü
  20. Birtane
  21. Özfidan
  22. Ertürk
  23. Paksüt
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/16746
Tarih
25 Ocak 2018

İlgili Kararlar

  • Ahyat Uğurlu ve Mustafa Uğurlu Başvurusu (B. No: 2014/17485)
  • Fatma Döner ve Mehmet Raif Döner Başvurusu (B. No: 2014/20167)
  • Kamuran Reşit Bekir Başvurusu (B. No: 2014/3163)
  • Nuriye Aladağ Başvurusu (B. No: 2014/18685)
  • Mehmet Ali Anıl Başvurusu (B. No: 2014/13596)
  • Şahin Mehmet Çelik Başvurusu (B. No: 2015/12343)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.