İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Şuayip Şen Başvurusu (B. No: 2014/4859)

1. Başvuru, prematüre olarak doğan çocuğun ve annesinin özel bir

Başvuru No2014/4859Tarih14 Eylül 2017Okuma16 dk · 3.114 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Şuayip Şen Başvurusu

Karar tarihi
14 Eylül 2017
Başvuru Numarası
2014/4859
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.114 kelime·16 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, prematüre olarak doğan çocuğun ve annesinin özel bir

sağlık kuruluşunda tedavisinin yapılmasından kaynaklanan masrafların devlet

tarafından karşılanması talebiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle kişinin

maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı ile adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. OLAY VE OLGULAR

2. Başvuru 7/4/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 26/12/2014 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık görüşü 14/1/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 17/2/2015

tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. (Kapatılan) Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) sigortalısı olan

başvurucu, beş buçuk aylık hamile eşinin rahatsızlanması üzerine Bakırköy Çocuk

ve Doğum Devlet Hastanesinde ilgili servisin bulunmadığı gerekçesiyle 25/1/2001

tarihinde özel bir sağlık kuruluşuna müracaat etmiştir.

9. Bunun üzerine başvurucunun eşi, özel sağlık kuruluşunda

ameliyata alınmış ve prematüre bir bebek dünyaya getirmiştir. Ameliyattan sonra

anne ve bebeğin tedavileri, 6/3/2001 tarihine kadar özel sağlık kuruluşunda

devam etmiştir.

10. Başvurucu, söz konusu tedavi hizmeti karşılığında özel

sağlık kuruluşuna 10.193 TL ödeme yapmıştır. Başvurucu, SSK'ya başvurarak

tedavi gideri olarak ödediği bu meblağın tarafına geri ödenmesini talep

etmiştir.

11. Başvurucunun bu talebi, SSK'nın anlaşmalı olduğu

hastanelerde boş yataklar olmasına rağmen bunlardan yararlanılmadığı

gerekçesiyle reddedilmiştir.

12. Başvurucu, doğum olayının beklenenden çok önce

gerçekleştiğini, acil bir durum olması nedeniyle zaman kaybetmeleri durumunda

bebeğin ve annesinin hayati tehlikeyle karşı karşıya kalacağını, uzman doktor

tarafından söz konusu özel hastaneye yönlendirildiğini, aynı olayda SSK'nın

anlaşmalı olduğu özel hastaneler tarafından belirlenecek tedavi ücretinden

fazlasını ödemekle yükümlü olmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı

kalmak kaydıyla 4.000 TL tutarındaki tedavi masrafının SSK tarafından ödenmesi

talebiyle 25/10/2004 tarihinde Tekirdağ İş Mahkemesinde (İş Mahkemesi) dava

açmıştır.

13. İş Mahkemesi, 18/6/2008 tarihli kararıyla davanın kabulüne

karar vermiştir. SSK'nın devredildiği davalı Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)

tarafından söz konusu karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulmuştur. Karar,

Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 15/2/2010 tarihli kararıyla bozularak Mahkemesine

gönderilmiştir. Bozma gerekçesinde, tedavinin SGK'nın

anlaşmalı olduğu özel sağlık kuruluşlarında yapıldığı takdirde ne kadar masraf

oluşturacağı araştırılmadan karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu

belirtilmiştir.

14. Bozma üzerine İş Mahkemesi, tedavinin SGK sağlık

kuruluşlarında yapılması hâlinde, olay tarihinde yürürlükte bulunan bütçe

uygulama tebliği de dikkate alınarak ne kadar masraf oluşturacağının

hesaplanması amacıyla eczacı, jinekolog ve mali müşavirden oluşan üç kişilik

bilirkişi heyeti görevlendirmiştir.

15. İş Mahkemesi, 29/5/2013 tarihli kararıyla bilirkişi raporuna

dayanarak davanın kısmen kabulüne ve başvurucuya 1.069,53 TL ödenmesine

hükmetmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

".. davacı sigortalı eşi Ü. Şen'in

25/01/2001 tarihinde 5,5 aylık hamile iken rahatsızlandığı, SSK Bakırköy çocuk

ve doğum hastanesine kaldırıldığı, ilgili hastane tarafından ilgili servis

bulunmadığı gerekçe gösterilerek hastanın özel .. hastanesine acil olarak gönderildiği,

Ü. Şen'in orada bir çocuk doğurduğu, davacının bu doğum nedeni ile ilgili

hastaneye 10.193,00 TL ödeme yaptığı, davalı kurumdan bu bedeli talep ettiği,

davalı kurumun bu bedeli ödememesi üzerine eldeki davayı açtığı, dosya kapsamı,

bilirkişi raporu ve Yargıtay bozma ilamı gereğince davacının eşi ve çocuğuna

yapılan tıbbi müdahalenin acil nitelikte olduğu, Sosyal Sigortalar Kanunu 118.

maddesi gereğince hastalık sigortası yardımlarından yararlanacak olanların

kurumca tespit edilecek belgeler ile davalı kuruma bağlı sağlık müesseselerine

veya kurum hekimlerine başvurarak muayene olmaları gerektiği, ilgili kurum

hastanesinde yeterli donanımın bulunmaması nedeni ile özel bir kurumda yapılan

tedavi giderleri ile ilgili olarak davalı kurumun söz konusu tedavinin Sosyal

Sigortalar Kurumu sağlık tesisinde yapılması halinde bu tedavi için ne kadar

bedel karşılığında sağlanacak ise ancak davalı kurumun bu bedeli ödemekle

sorumlu olduğu, bilirkişi raporuna göre tedavinin gerçekleştiği tarihte

yürürlükte olan 2000 yılı bütçe uygulama tebliğine göre söz konusu tedavinin

davalı kurum hastaneleri veya anlaşmalı hastanelerde yapılması halinde ödenmesi

gereken tedavi tutarının 1.069,53 TL olduğu anlaşıldığından davacının talebi

kısmen haklı ve yerinde görüldüğünden davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile

1.069,53 TL tedavi giderinin kurumdan tahsil talep tarihi olan 03/10/2001

tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacı

tarafın fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmesi cihetine gidilmiş ve

.. hüküm kurulmuştur."

16. Söz konusu karar, başvurucu tarafından temyiz edilmiş ve

Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 28/1/2014 tarihli ilamıyla onanmıştır.

17. Nihai karar, 11/3/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

18. Başvurucu, 7/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

19. İşlem tarihinde yürürlükte olan 17/7/1964 tarihli ve 506

sayılı mülga Sosyal Sigortalar Kanunu’nun "Tedavinin

nasıl yapılacağı" kenar başlıklı 118. maddesi şöyledir:

"Hastalık ve analık yardımlarından yararlanacak olanlar Kurumca

tespit edilecek belgelerle Kurumca bildirilen sağlık müesseselerine veya

hekimlere başvurarak muayene ve tedavi olurlar."

20. İşlem tarihinde yürürlükte olan ve 16/1/2004 tarihli ve

25348 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sosyal

Sigortalar Kurumu Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) "Kurumca Sevk Edilmeksizin Kurum Dışı Sağlık

Tesislerinde Yapılan Tedaviler" kenar başlıklı 57. maddesi

şöyledir:

''Kurum sağlık yardımlarından yararlandırılanların ani ve acil

hastalığı dolayısıyla Kurum sağlık tesisleri dışında bir sağlık tesisine

yatırılması halinde, bu husus raporla tevsik edilmek ve Kurum tarafından kabul

olunmak şartıyla;

a) Resmi sağlık tesislerinde yapılan tedavi masrafları aynen,

b) Tedavi özel sağlık tesislerinde yapılmış ise, Kurum sağlık

kuruluşlarında ayakta veya yatırılarak yapılacak muayene ve tedavilerden

alınacak ücret tarifesi üzerinden hesaplanmak suretiyle ödenir.

Resmi sağlık tesislerinde özel nitelikte tedavi görmüş olanların

masrafları, o sağlık tesisinin normal ücret tarifesi üzerinden, yatak ücretleri

ise Kurumca belirlenecek yatak ücret tarifesi üzerinden ödenir.

Kurumca olaya el konulabilmesi için durumun ilgililer tarafından mümkün

olan en kısa zamanda Kuruma bildirilmesi şarttır. ''

21. Anılan Yönetmelik'in "Doğum

Sağlık Yardımlarının Sağlanması " kenar başlıklı 61. maddesi

şöyledir:

"Sigortalı kadın ile sigortalı erkeğin sigortalı olmayan eşinin,

aylık ve/veya gelir alan sigortalı kadın ile aylık ve/veya gelir alan sigortalı

erkeğin sigortalı olmayan eşinin, doğum sağlık yardımlarının Kurumca aynen

sağlandığı yerlerde doğum için Kurum sağlık tesislerine veya sözleşme ya da

protokol yapılan sağlık tesislerine başvurularında boş yatak olmaması veya

doğumun sağlanamaması hallerinde, ilgililer Kurumca resmi bir sağlık tesisine,

resmi sağlık tesisinde boş yatak bulunmadığı veya doğumun resmi sağlık

tesisinde sağlanamayacağı raporla belgelendiği takdirde özel bir sağlık

tesisine sevk edilmek suretiyle doğum yardımları Kurum tarafından

sağlanır."

B. Uluslararası Hukuk

22. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı" kenar

başlıklı 8. maddesi şöyledir:

"(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı

gösterilmesi hakkına sahiptir.

(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak

müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu

güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin

önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin

korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir."

23. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre kişilerin

bedensel ve ruhsal bütünlükleriyle ilgili konular, onlara sağlanan tıbbi tedavi

seçimindeki katılımları ve bu tedavilere olan rızaları ile ilgili hususlar,

Sözleşme’nin 8. maddesinin sınırları içerisinde yer almaktadır (İclal Karakoca ve Hüseyin Karakoca/Türkiye (k.k.), B. No: 46156/11, 21/5/2013). AİHM'e göre kişilerin

tedavi masraflarına yeterli ölçüde destek sunulmadığına ilişkin iddialar da

Sözleşme’nin 8. maddesinin kapsamındadır (Pentiaciova ve diğerleri/Moldova, B. No: 14462/03,

4/1/2005).

24. AİHM, Sözleşme'nin ücretsiz tıbbi tedaviye ulaşma gibi bir

hakkı garanti altına almamakla birlikte bazı davalarda engelli başvuranların

hareketliliğini ve yaşam kalitesini kolaylaştırmanın kamusal finansmanı

hakkındaki şikâyetleri 8. madde kapsamında incelemektedir (Zehnalová and Zehnal/Çek

Cumhuriyeti, B. No: 38621/97, 14/5/2002; Sentges/Hollanda (k.k.), B. No: 27677/02,

8/7/2003). AİHM'e göre kapsam, sınırlı devlet kaynaklarının tahsisi bağlamında

önceliklerin değerlendirilmesini içerdiğinde, ulusal makamların takdir marjı

daha geniştir. (Osman/Birleşik Krallık,

B. No: 23452/94, 28/10/1998, § 116).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 14/9/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A.Kişinin Maddi ve Manevi Varlığını Koruma ve

Geliştirme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

26. Başvurucu, zamanından önce gerçekleşen doğumların mevzuata

ve hayatın olağan akışına göre acil müdahale edilerek tedavisinin yapılması

gereken hâllerden olduğunu, ancak bu kapsamdaki eşine ve çocuğuna yönelik

yapılan tedaviler sonucu oluşan masrafların sigortalı olmasına rağmen SGK

tarafından karşılanmadığını ve kendisinden talep edildiğini, devletin sosyal

güvenliği tesis etmesinin anayasal bir görev olduğunu belirterek haksız yere

uğradığı zararların giderilmemesi nedeniyle Anayasa'nın 41., 56. ve 60.

maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

27. Bakanlık görüşünde, sosyal güvenlik hakkının ihlal edildiği

iddiasının bireysel başvuru kapsamında incelenemeyeceği belirtilmiştir. Başvurucu,

Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru dilekçesindeki beyanlarını ve

taleplerini tekrar etmiştir.

2. Değerlendirme

28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda bebeğin ve annenin başvurucunun

maddi imkânlarıyla karşılanamayacak kadar pahalı bir bakıma ihtiyaç duyduğu ve

hizmetin imkânlar ya da yer darlığı gibi nedenlerle bir kamu kurumunda ya da

anlaşmalı bir özel sağlık kuruluşunda verilemediği iddiaları dikkate

alındığında, başvurucunun şikâyetlerinin özünün Anayasa’nın 17. maddesinin

birinci fıkrasında güvence altına alınan kişinin maddi ve manevi varlığını

koruma ve geliştirme hakkıyla ilişkili olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca her ne

kadar söz konusu tedavilerin başvurucunun eşine ve yeni doğan çocuğuna

uygulandığı görülmekte ise de mevcut sosyal güvencenin başvurucunun hukuki

durumuyla kazanıldığı, tedavi ücretlerinin başvurucudan alındığı ve İş

Mahkemesindeki davanın başvurucu tarafından açılarak takip edildiği gözönüne alındığında, başvurucu yönünden mağdur sıfatının

bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.

29. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın

17. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme

hakkına sahiptir.

Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kimsenin vücut

bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi

tutulamaz."

30. Anayasa’nın “Sağlık

hizmetleri ve çevrenin korunması” kenar başlıklı 56. maddesinin

üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkraları şöyledir:

“Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı

içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi

artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık

kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.

Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki

sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine

getirir.

Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine

getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir.”

31. Anılan Anayasa hükümleri ile kişinin maddi ve manevi

varlığının bütünlüğü, gerek kamusal yetkilerle

donatılmış kişilerin gerekse özel kişilerin müdahalelerine karşı güvence altına

alınmıştır. Bu çerçevede devletin, egemenlik alanında yaşayan ve kontrolü

altında bulunan kişilerin maddi ve manevi varlıklarına yönelen müdahaleleri önleme,

önlenememiş olan müdahalelere yönelik olarak da gerekli soruşturma, kovuşturma,

failleri tespit edip cezalandırma ve gerektiğinde bundan doğan zararları etkili

bir şekilde bizzat karşılama veya sorumlularına karşılatma yükümlülüğü

bulunmaktadır. Kişilerin vücut bütünlüğüne yapılan bir müdahaleden doğan

zararlara yönelik etkili bir tazminin sağlanamadığı ve bu çerçevede devletin

Anayasa’nın 17. maddesinden doğan koruma yükümlülüğünü yerine getirmediği

durumlarda, kişinin vücut bütünlüğünün korunduğundan söz edilemez (Özkan Şen,B.

No: 2012/791, 7/11/2013, § 40; Salim Sayın,

B. No: 2013/3382, 4/11/2015, § 35).

32. Anayasa’nın 17. maddesinin amacı esas olarak bireylerin

maddi ve manevi varlığına karşı devlet tarafından yapılabilecek keyfî

müdahalelerin önlenmesidir. Devletin ayrıca bedensel ve ruhsal bütünlüğe

yönelik fiziksel ve cinsel saldırılar, tıbbi müdahaleler, şeref ve itibarı

etkileyen saldırılar karşısında kişilerin maddi ve manevi varlığını etkili

olarak koruma ve maddi ve manevi varlığına saygı gösterme şeklinde pozitif

yükümlülüğü de bulunmaktadır (Adnan Oktar

(3), B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 32).

33. Bu kapsamda somut başvurudaki gibi tıbbi tedavinin zamanında

uygulanmaması nedeniyle müracaat edilen özel sağlık kuruluşuna ödenen tedavi

ücretinin devlet tarafından tazmin edilmesi talebi, devletin vücut bütünlüğünü

koruma konusundaki pozitif yükümlülüğü çerçevesinde Anayasa’nın 17. ve

Sözleşme’nin 8. maddelerinin ortak koruma alanı kapsamında yer almaktadır.

34. Devlet, sağlık hizmetlerini yeterli ölçüde sağlayamadığı

durumda bireylerin vücut bütünlüğünün korunması konusundaki pozitif

yükümlülüğünü yerine getirmemiş olur. Bu kapsamda devletin gerek kamuya ait

sağlık kuruluşarında gerekse de özel sağlık

kuruluşlarında tedavi gören hastaların vücut bütünlüğünün güvence altına

alınması için yasal çerçevenin belirlenmesi ve belli koşullarda gerekli

tedbirlerin alınması konusunda pozitif bir yükümlülüğü bulunmaktadır (Salim Sayın, § 38).

35. Devletin bireylere sağlık hizmeti sunma konusundaki

yükümlülüğü, ülkenin sosyal ve ekonomik gerçekleriyle yakından ilgilidir. Bu

nedenle devlet, kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılabilmesi

noktasında, kaynakların tahsis edildiği alanlara ilişkin bazı sınırlamalar

öngörebilir. Dolayısıyla sağlık hizmeti sunma konusunda devletin pozitif

yükümlülüğünün ekonomik sınırları belirlenirken devletin kamu kaynaklarını

kullanma konusundaki takdir hakkı ile tedavi ücretlerinin bireylere yüklediği

ekonomik külfet arasında makul bir denge kurulmalıdır (Salim Sayın, § 40).

36. Devletin vücut bütünlüğünü koruma konusundaki ödevi, sağlık

hizmetlerinin mutlak anlamda ücretsiz olarak sağlanacağı şeklinde yorumlanamaz.

Anayasa'nın 5. maddesinde belirlenen genel çerçevenin yanında Anayasa’nın 56.

maddesi gereği devletin, sağlık hizmetlerini düzenleme ve planlama konusunda

üzerine yüklenen sorumluluk çerçevesinde oluşturulan genel sağlık sigortası

sistemi vasıtasıyla sağlık hizmetlerinin finansmanına katılması yasayla

öngörülebilir. Ancak bu durumda dahi kamu kaynaklarını kullanma ve hangi kamu

hizmetlerine öncelik tanınacağını belirleme konusunda kamu otoritelerinin geniş

bir takdir yetkisi bulunmaktadır (Salim

Sayın, § 41).

37. Somut olayda hamile olan eşine acil tıbbi müdahalede

bulunulması gerekli olan başvurucu, kamu hastanesinde tedavinin yapılmaması

nedeniyle müracaat ettiği özel sağlık kuruluşunda tedavi sürecinin

tamamlandığını, bu kapsamda ödediği ücretin tamamının devlet tarafından

karşılanması gerektiğini iddia etmektedir. Bu durumda başvuru konusu olayda,

acil durumlarda kamu hastanelerince veya SGK ile sözleşmesi bulunan sağlık

hizmeti sunucularınca sağlanan sağlık hizmetlerinden yararlanamayan bireylerin

SGK ile sözleşmesi bulunmayan bir sağlık hizmeti sunucusuna başvurmaları

hâlinde tedavi ücretinin karşılanması konusunda devlete düşen pozitif

yükümlülüğün sınırlarının belirlenmesi gerekmektedir.

38. Başvurucunun eşine erken doğum nedeniyle tıbbi müdahalede

bulunulmasını, sağlık yardımından yararlanılmasını gerektiren bir durum olarak

belirleyen İş Mahkemesi, başvurucunun SGK ile anlaşması bulunmayan özel bir

sağlık hizmeti sunucusuna ödediği 10.193 TL’nin 1.069,53TL’lik kısmının

başvurucuya ödenmesine karar vermiştir. Mahkeme, başvurucuya ödenmesi gereken

ücreti, tedavinin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan 2000 yılı bütçe

uygulama tebliğine göre söz konusu tedavinin kamu hastaneleri veya anlaşmalı

özel hastanelerde yapılması halinde ödenmesi gereken tedavi tutarını esas

alarak tespit etmiştir.

39. İşlem tarihinde yürürlükte olan Sosyal Sigorta İşlemleri

Yönetmeliği'nin 61. maddesinde, ilgili kişilerin SGK sağlık kuruluşlarına veya

sözleşme ya da protokol yapılan sağlık kuruluşlarına başvurularında boş yatak

olmaması veya doğumun sağlanamaması hâllerinde, resmî bir sağlık kuruluşuna,

resmî sağlık kuruluşunda boş yatak bulunmadığı veya doğumun resmî sağlık

kuruluşunda sağlanamayacağı raporla belgelendiği takdirde özel bir sağlık

kuruluşuna sevk edilmek suretiyle doğum yardımlarının SGK tarafından

sağlanacağı düzenlenmiştir.

40. Devletin, yukarıda bahsedilen mevzuat hükmü uyarınca

sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucularına acil durumlarda veya doğum nedeniyle

başvurulmuş olması ve buralarda tedaviden yararlandırılmış olması neticesinde

oluşan tedavi masarafının gerek bireyler gerekse de

SGK tarafından ödenecek miktarı sınırlandırmış olması, bu kapsamdaki bireylerin

öngörülemez ve orantısız bir ekonomik külfetle karşılaşmalarını engelleyici

niteliktedir. Hatta böyle bir sağlık hizmetinden yararlanan sağlık sigortalısı

veya bakmakla yükümlü olduğu bireylerin sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucularına

ödedikleri ücret, bütçe uygulama tebliğine göre SGK tarafından fatura

karşılığında bireylere geri ödenmektedir. Bu nedenle devletin, acil ve

zorlayıcı şartlar altında sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucularına başvuran

bireyleri ekonomik anlamda karşılaşılabilecek aşırı bir külfetten koruma

konusunda gerekli yasal düzenlemeleri yaptığı görülmektedir.

41. Somut olaya konu tedavinin gerçekleştiği tarihte yürürlükte

olan 2000 yılı bütçe uygulama tebliğine göre tedavinin kamu hastanelerinde veya

anlaşmalı özel hastanelerde yapılması hâlinde ödenmesi gereken tedavi tutarı

esas alınmış ve bu kapsamda başvurucuya geri ödeme yapılmıştır. Ayrıca yapılan

incelemelerde söz konusu olayın gerçekleştiği tarihlerde SGK'nın

anlaşmalı olduğu özel sağlık kuruluşlarında acil müdahaleye ve tedaviye uygun

koşulların bulunduğu anlaşılmaktadır. Tüm bu veriler ışığında başvurucunun

ileri sürdüğü mağduriyetin, devletin sağlık hizmeti sunma konusundaki pozitif

yükümlülüğüne ilişkin bir eksiklikten kaynaklanmadığı ve bu yönde derece

mahkemelerince ilgili ve yeterli gerekçeler oluşturulduğu anlaşılmaktadır.

42. Sonuç olarak başvuru konusu olayda, acil ve zorlayıcı

şartlar altında sözleşmesiz bir sağlık hizmeti sunucusuna başvuran başvurucunun

öngörülemez ve aşırı bir ekonomik zorlukla karşılaşmaması için gerekli mevzuat

düzenlemelerinin yapıldığı ve olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan 2000

yılı bütçe uygulama tebliğinde belirlenen kıstaslar esas alınarak tespit edilen

tedavi ücretinin başvurucuya ödendiği dikkate alındığında, devletin pozitif

yükümlülüklerini yerine getirmediği söylenemez. Dolayısıyla başvurucunun tedavi

masrafları için fazladan ödediğini iddia ettiği yaklaşık 9.100 TL tutarındaki

meblağın, başvurucu ile sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucusu arasındaki hukuki

ilişkiden kaynakladığı, başvurucunun yaptığı ödemeye ilişkin kamusal makamlara

atfedilebilecek herhangi bir kusurun söz konusu olmadığı değerlendirilmektedir.

43. Açıklanan nedenlerle kişinin maddi ve manevi varlığını

koruma ve geliştirme hakkına yönelik bir ihlalin bulunmadığı açık olduğu

anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

44.Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

45. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

46.Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanın

ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, §§ 50, 52).

47. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

48. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda Tekirdağ İş Mahkemesinde

25/10/2004 tarihinde açılan davada 29/5/2013 tarihinde karar verildiği ve

Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 28/1/2014 tarihli kararıyla söz konusu kararın

onandığı anlaşılmıştır. Bu nedenle karmaşık niteliği bulunmayan ve başvurucunun

yargılamanın uzamasında önemli bir etkisinin de tespit edilmediği başvuru

konusu davadaki yaklaşık 9 yıl 3 aylık yargılama süresinin makul olmadığı

sonucuna varmak gerekir.

49. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

50. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…”

51. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 10.000 TL manevi tazminata

karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

52. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

53. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya taleple bağlı kalınarak net 10.000 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

54. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI.HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Tekirdağ İş Mahkemesine (E.2010/82,

K.2013/192 sayılı dosyası) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

14/9/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Raportör Yrd. : Fatih ALKAN Başvurucu : Şuayip ŞEN Vekili : Av. Fahrettin KANER

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/4859, 14 Eylül 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Olay Ve Olgular
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal
  11. C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
  12. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  13. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  14. Necipoğlu
  15. Gökcan
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/4859
Tarih
14 Eylül 2017

İlgili Kararlar

  • Arif Çelebi Başvurusu (B. No: 2014/4601)
  • Sadegül Başkuş ve Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası Başvurusu (B. No: 2014/2197)
  • İhsan Akbıyık Başvurusu (B. No: 2014/15995)
  • Züliye Öztürk Başvurusu (B. No: 2014/1734)
  • Lütfi Yiğenoğlu Başvurusu (B. No: 2014/5558)
  • A. N. A. Başvurusu (B. No: 2014/109)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.