İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Süleyman Dağ Başvurusu (B. No: 2015/3896)

1. Başvuru, katıldığı gösterinin terör örgütüne üye olma suçundan

Başvuru No2015/3896Tarih17 Temmuz 2019Okuma15 dk · 2.921 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Süleyman Dağ Başvurusu

Karar tarihi
17 Temmuz 2019
Başvuru Numarası
2015/3896
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.921 kelime·15 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, katıldığı gösterinin terör örgütüne üye olma suçundan

mahkûmiyetinde delil olarak kullanılması nedeniyle başvurucunun toplantı ve

gösteri yürüyüşü hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 3/3/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu 1989 doğumlu olup olayların meydana geldiği tarihte

Uşak Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Bölümünde

okumaktadır.

7. Başvurucu, terör örgütüne üye olma ve terör örgütü

propagandası yapma suçlarını işlediği gerekçesiyle üç gün gözaltında tutulmuş

ve 16/12/2011 tarihinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı (Savcılık) tarafından

düzenlenen iddianame ile hakkında kamu davası açılmıştır.

8. Yapılan yargılama sonunda iddia makamı esas hakkında

mütalaasını vermiştir. Ana hatları itibarıyla iddianame ile aynı olan esas

hakkındaki mütalaada öncelikle PKK terör örgütüne hiyerarşik olarak bağlı bazı

yapılanmalar hakkında bilgi verilmiştir. Buna göre PKK terör örgütü bünyesinde

faaliyet gösteren gençlik yapılanmalarının değişik dönemlerde farklı isimlerle

eylem ve etkinliklerde bulunduğu belirtilmiştir. Bu yapılardan biri olan

Yurtsever Demokratik Gençlik Meclisinin (YDGM) Demokratik Toplum Partisinin

kapatılması üzerine herhangi bir operasyona maruz kalmamak amacıyla Demokratik

Yurtsever Gençlik adıyla yeniden yapılandırıldığı ifade edilmiştir. Bunun

yanında esas hakkında mütalaada, söz konusu gençlik yapılanmalarının legal

faaliyetler yürüttüğü gibi toplantı ve gösterilerde molotof

kokteyl patlayıcı atma ya da kundaklama gibi şiddet içerikli terörist

eylemlerde de bulundukları belirtilmiştir. Yasal eylemler Demokratik Yurtsever

Gençlik ismiyle gerçekleştirilirken yasal olmayan faaliyet ve eylemlerde

Demokratik Yurtsever Gençlik Meclisi isminin kullanıldığı ifade edilmiştir.

9. Esas hakkındaki mütalaaya göre ayrıca PKK terör örgütüne

hiyerarşik olarak bağlı ve örgütün gençlik yapılanması olarak kabul edilen

Demokratik Yurtsever Gençlik Meclisinin (DYGM) Uşak'ta faaliyete geçirilmesi

için başvurucunun da aralarında olduğu bir kısım Uşak Üniversitesi öğrencisinin

örgütsel çalışma içinde olduğunun tespit edilmesi üzerine Savcılık tarafından

soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda Savcılık, başvurucu dışındaki diğer bazı

şüpheliler hakkında iletişimin dinlenmesi ve tespiti ile teknik takip kararları

alındığını ifade etmiştir. Esas hakkında mütalaada, başvurucunun terör örgütüne

üye olma suçundan cezalandırılmasına, terör örgütü propagandası yapma suçundan

açılan davanın ise ertelenmesine karar verilmesi talep edilmiştir.

10. İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesi 6/11/2012 tarihinde

başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyetine hükmetmiş ve 6 yıl

3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Terör örgütü propagandası

yapma suçu yönünden ise 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin

Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın

Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun

uyarınca kovuşturmanın ertelenmesine hükmedilmiştir.

11. Kararda terör örgütüne üye olma suçu yönünden ilk derece

mahkemesinin başvurucu hakkındaki değerlendirmesi şu şekildedir:

" Sanık Süleyman Dal’ın

[Dağ'ın] (başvurucu) Uşak YDG-M il sorumlusu M. Ş. Ç. ile yaptığı 25.04.2011

tarihli görüşmede, “Şirin akşam toplantı olacak mı herkese aceleden haber

verelim de” dediği, konuşmanın içeriğine göre sanığın terör örgütünün gençlik

yapılanması YDG-M nin yaptığı toplantıları diğer

terör örgütü üyelerine haber verdiği, sanığın terör örgütü PKK nın alternatif nevruz olarak kutladığı 20.03.2011 tarihinde

Elmalıdere Mahallesinde yapılan nevruz etkinliklerine katıldığı ve burada

öldürülen terör örgütü üyeleri için saygı duruşunda bulunduğu evinde yapılan

aramada YDG-M tarafından düzenlenen gezilerle ilgili bilgi notlarının ele

geçtiği, yine aramada terör örgütü üyelerinin kırsal alanda çekilmiş

fotoğrafları ile üniversitede ders gördükleri masanın üzerine kazılarak

yazılmış olan KCK yazısının fotoğraflarının ele geçtiği, yine sanığın terör

örgütü üyeliğinden cezaevinde yatmaktayken ölen M. K. adına düzenlenen

festivale katıldığı anlaşılmış olup, sanığın cep telefonundan gönderdiği terör

örgütünü övücü mesajlar, katıldığı etkinlikler, gizli izleme tutanakları ve ev

aramasında ele geçen örgütsel dökümanlar bir bütün

halinde değerlendirildiğinde sanığın Uşak YDG-M il sorumlusu M. Ş. Ç.ye bağlı

olarak çalıştığı, eylem çeşitliliği, sürekliliği ve katıldığı gösterilerin

niteliği göz önüne alınarak sanığın terör örgütü üyesi olduğu kanaatine

varılmıştır."

12. Terör örgütü üyeliğinden mahkûmiyetine ilişkin kararı

başvurucunun temyiz etmesi üzerine karar, Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından

25/12/2014 tarihinde onanmıştır.

13. Başvurucu, karardan 19/2/2015 tarihinde haberdar olduğunu

belirtmiştir.

14. Başvurucu 3/3/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

15. İlgili ulusal ve uluslararası için bkz. Metin Birdal ([GK] (B. No: 2014/15440, 22/5/2019, §§ 28-39) başvurusu hakkında verilen karar.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 17/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

17. Başvurucu, nevruz etkinliğine katılmış olmasının, hakkında

terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet kararında delil olarak

kullanılması nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu söz konusu mahkûmiyet kararı nedeniyle

memur olabilme imkânı kalmadığını da ifade etmiştir.

B. Değerlendirme

18. Anayasa Mahkemesi Metin

Birdal kararında, kişilerin

anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalan faaliyetlerinin mahkûmiyet

kararlarında delil olarak kullanılmasının bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükler üzerinde caydırıcı etki yaratabileceğini, dolayısıyla bu konunun

Anayasa Mahkemesinin ilgi alanında kaldığını ifade etmiştir ( Metin Birdal, § 48).

19. Bu nedenle somut olayda başvurucunun, nevruz etkinliğine

katılmış olmasının terör örgütü üyeliğinin delili olarak kabul edilmesi ile

başvurucunun toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına müdahalede

bulunulduğu kabul edilmiştir.

20. Başvuru konusu müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesinde

öngörülen kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı (Metin Birdal, § 52)

ve Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan millî güvenlik ve kamu

düzeninin korunması meşru amaçları kapsamında kaldığı açıktır. Bu nedenle

başvuru konusu müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup

olmadığı değerlendirilecektir.

1. Genel İlkeler

a. Demokratik Toplumda

Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkının Önemi

21. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, demokratik

toplumun en temel değerleri arasında yer almakta olup bireylerin ortak

fikirlerini birlikte savunmak ve başkalarına duyurmak için bir araya gelebilme

imkânını korumayı amaçlamaktadır. Kolektif bir şekilde kullanılan ve

düşüncelerini ifade etmek isteyen kişilere şiddeti dışlayan yöntemlerle düşüncelerini

açıklama imkânı veren bu hak, çoğulcu demokrasilerin gelişmesinde zorunlu olan

farklı düşüncelerin ortaya çıkması, korunması ve yayılmasını güvence altına

almaktadır (Ferhat Üstündağ, B.

No: 2014/15428, 17/7/2018, § 40, Dilan Ögüz Canan [GK], B. No: 2014/20411, 30/11/2017,

§ 36; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK],

B. No: 2013/3924, 6/1/2015, § 115; Eğitim ve

Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, [GK], B. No: 2014/920,

25/5/2017, § 79; Osman Erbil, B. No: 2013/2394, 25/3/2015,

§ 45).

b. Müdahalenin Demokratik

Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması

22. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun

kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı

bir müdahale olması gerekir (Bekir Coşkun [GK],

B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 53-55; Mehmet

Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 70-72; AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007; Ferhat Üstündağ, § 45). Müdahaleyi

oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul

edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli olması, başvurulabilecek en son çare

ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini göstermesi gerekmektedir (Ferhat Üstündağ, § 46; bazı farklılıklarla

birlikte ayrıca bkz. Bekir Coşkun,

§ 51; Mehmet Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128,

7/7/2015, § 51). Orantılılık ise bireyin hakkı ile kamunun menfaatleri veya

müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise diğer bireylerin hak ve

menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına işaret etmektedir (Ferhat Üstündağ, § 48; bazı farklılıklarla

birlikte ayrıca bkz. Bekir Coşkun, §§

57; Tansel Çölaşan, §§ 46, 49, 50; Hakan Yiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017, §§ 59, 68).

c. Terör Örgütü Üyeliği

Suçu Bağlamında Yarışan Değerler Arasında Denge Kurulması

23. Uluslararası hukuk literatüründe statü suçu olarak

adlandırılan terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılabilmesi için kişinin

henüz bir suç işlemiş olması gerekmez. Örgüt üyeliği başlı başına

cezalandırılan bir suçtur. Bu bağlamda örgüte üye olmak suçu, üye ve hatta

örgüt henüz bir suç işlememiş olsa dahi örgütün toplum için yarattığı tehlikeyi

cezalandıran ve bu yönüyle bir yandan da örgüt faaliyetleri kapsamında suç

işlenmesini engelleme amacı taşıyan bir suç türüdür. Çünkü birden fazla kişinin

suç işlemek için organize olması toplum için daha açık ve yakın bir tehdit

oluşturur. Özellikle günümüzde terörizmin gerek ulusal gerek uluslararası

alanda ulaştığı düzey gözönüne alındığında bu tehdit

oldukça somut hâle gelmektedir (Metin Birdal,

§ 61).

24. Terör örgütüne üye olmak suçundan mahkûm edilebilmek için

kişi, örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmeli; örgütün bir parçası olmayı

istemeli ve örgütün hayatta kalmasına, amaçlarının gerçekleştirilmesine devamlı

bir irade ile katkı sağlamalıdır. Örgüte üye olmak fiilî bir katılmadır.

Dolayısıyla üyeliğin suç olarak kabul edilmesinin ve cezalandırılmasının

altında yatan sebep, terör örgütü üyesi olan kişinin aslında bu şekilde terör

örgütünün toplum için arz ettiği tehlikeye bilerek ve isteyerek katkı

sağlamasıdır (Metin Birdal, § 62).

25. Terör örgütüne üye olmak suçu diğer tipik suçlara nazaran

erken bir aşamada cezai sorumluluk öngörmektedir. Bu nedenle bir kişinin henüz

başka bir suç işlemeden yalnızca terör örgütüne üye olması nedeniyle

cezalandırılabilmesi için yargılama makamlarının o kişinin terör örgütüyle olan

bağlarını ortaya koyması gerekir. Böyle bir bağın varlığının araştırılması bireylerin

sahip olduğu fikirlerin, bağlı oldukları toplumsal grupların ve

ideolojilerinin, davranışlarının anlamlarının ve bunların altında yatan saiklerin değerlendirilmesine yol açar. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin kanaatine göre henüz ceza kanunlarında

tanımlanan bir suçu dahi işlememiş kişilerin bir terör örgütü ile örgüt üyeliği olarak kabul edilecek

kuvvette bir bağının olup olmadığının bu şekilde değerlendirilmesi ifade,

örgütlenme, din ve vicdan özgürlükleri ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkı gibi temel haklar üzerinde ciddi bir baskı oluşturabilecek potansiyele

sahiptir (Metin Birdal, §§ 63,

64).

26. Öte yandan modern demokrasilerde devletlerin kendi

sorumluluk alanındaki bireyleri terör örgütlerinin faaliyetlerine karşı korumak

şeklinde pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır. Söz konusu yükümlülüğün bir sonucu

olarak insanların terörsüz bir ortamda yaşama hakkı ile bu süreçte bireylerin

potansiyel olarak etkilenebilecek temel hakları arasında adil bir dengeleme

yapılması ihtiyacı doğmaktadır (Metin Birdal,

§ 65). Bu doğrultuda Anayasa Mahkemesi terör örgütü üyeliği

suçundan yapılan yargılamalarda yarışan değerler arasında adil bir denge

kurulabilmesi için aşağıdaki ilkeleri benimsemiştir:

- Terör örgütüne üye olma suçundan her türlü şüpheden uzak bir

şekilde mahkûm edilebilmesi için -eylemlerinin sürekliliği,

çeşitliliği ve yoğunluğu dikkate alındığında- kişinin örgütün

hiyerarşik yapısına bilerek ve isteyerek dâhil olduğunun yeterli bir gerekçe

ile ispat edilmesi şarttır. Örgüt üyeliği konusundaki ispat, iddia makamınca

ortaya konulan maddi olayların gerçekleşip gerçekleşmediğinin yanı sıra söz

konusu suçun unsurlarının, nedensellik bağının, failin kusur yeteneğinin ve

kastının onun örgüt üyesi olduğunu gösterip göstermediği olacaktır (Metin Birdal, § 67).

- Ceza muhakemesindeki "Delilsiz

mahkûmiyet olmaz." ilkesinin bir sonucu olarak somut, gerçekçi,

olayla bağlantılı ve olayı temsil eden her şey hukuka uygun yöntemlerle elde

edilmiş olması şartıyla terör örgütü üyeliği suçunun delili olabilir. Dolayısıyla

terör örgütlerinin yapılarının ve faaliyetlerinin çeşitliliği söz konusu olunca

bir kişinin terör örgütünün üyesi olduğunun ortaya konulması için

değerlendirmeye alınabilecek deliller konusunda ortak ve sınırlı bir öngörüde

bulunulması mümkün değildir (Metin Birdal,

§§ 68-71).

- Buna rağmen terör örgütünün hiyerarşik yapısına dâhil

olunduğunu gösteren delillerin birlikte incelenmesi sonucunda sağlamlıkları

sınanmalı; her bir delil her terör örgütünün amacı, niteliği, bilinirliği,

kullandığı şiddetin türü ve yoğunluğu ile somut olayın ilgili diğer koşulları

dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bunun yanında kişilerin delil olarak

kabul edilen faaliyetleri birbiriyle sınanmalı ve sağlamaları yapılarak

birbirlerini tamamlayıp tamamlamadığı ve tutarsızlık içerip içermediği tespit

edilmelidir. Dolayısıyla her biri örgüt üyeliğine ilişkin bir parçayı açıklayan

ve delil olarak kabul edilen faaliyetler birleştirilerek olayın bütününün

anlaşılması sağlanmalıdır (Metin Birdal,

§ 72).

27. Yukarıda kabul edilen ilkeler doğrultusunda başvurucunun

katıldığı gösterinin terör örgütüne üye olmak suçundan mahkûmiyetinde delil

olarak dikkate alınması şeklindeki müdahalenin demokratik toplum düzeninin

gereklerine aykırı olup olmadığı değerlendirilmelidir.

28. Bireysel başvuru yolunda Anayasa Mahkemesinin görevi bir

yargılamanın sonucu itibarıyla adil olup olmadığını değerlendirmek değildir (Yılmaz Çelik [GK], B. No: 2014/13117,

19/7/2018, § 45). Dolayısıyla mevcut başvuruda da Anayasa Mahkemesinin yapacağı

değerlendirme, katıldığı nevruz etkinliğinin terör örgütüne üye olma suçundan

mahkûmiyetinde delil olarak dikkate alınmasının başvurucunun toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal edip etmediğiyle sınırlıdır. Öte

yandan terör örgütüne üye olma suçunun kendine özgü nitelikleri (bkz. §§

24-26), söz konusu inceleme yapılırken yargılamanın bir bütün olarak

değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.

2. İlkelerin Olaya

Uygulanması

29. Başvurucunun üyesi olduğu gerekçesiyle cezalandırıldığı PKK,

yaklaşık kırk yıldır yurdun Doğu ve Güneydoğu Bölgelerinde yoğun olmak üzere

ülkenin tümünde pek çok sivil vatandaş ile güvenlik gücünün ölümüne sebep olmuş

şiddet eylemlerinin faili bir terör örgütüdür. PKK, başvuruya konu olayların

meydana geldiği tarihlerde faaliyet göstermiş ve faaliyetlerine de devam

etmektedir. Dolayısıyla başvurucunun üyesi olması nedeniyle cezalandırıldığı

terör örgütü PKK, toplum yönünden oldukça yoğun, ciddi ve somut bir tehlike arz

etmektedir (Metin Birdal, § 74).

30.

Somut olayda başvurucunun terör örgütü üyeliğinden mahkûmiyetinde altı delil

dikkate alınmıştır. Birincisi başvurucunun örgüt üyesi olduğu ifade edilen

başka bir şahısla gerçekleştirdiği ve diğer terör örgütü üyelerinin

gerçekleştirilecek toplantıya davetlerinden bahsedildiği belirtilen bir

iletişim kaydıdır. Mahkemeye göre iletişim içeriğinde başvurucu terör örgütünün

gençlik yapılanması YDGM'nin yaptığı toplantıları

diğer terör örgütü üyelerine haber vermiştir. İkinci delil başvurucunun PKK

tarafından alternatif olarak kutlandığı belirtilen nevruz etkinliğine katılması

ve bu etkinlikte, daha önce öldürülen terör örgütü üyeleri için saygı duruşunda

bulunmasıdır. Üçüncü delil ise başvurucunun terör örgütü üyeliğinden mahkûm

olarak ceza infaz kurumunda bulunan bir şahsın ölümü nedeniyle düzenlenen

festivale katılmış olmasıdır.

31. İlk derece mahkemesi dördüncü olarak başvurucunun cep

telefonundan gönderdiği tespit edilen terör örgütünü övücü mahiyetteki birtakım

mesajları delil olarak kabul etmiştir. İlk derece mahkemesi beşinci olarak,

başvurucunun evinde yapılan aramada ele geçirilen, örgütün gençlik yapılanması

YDGM tarafından düzenlendiği anlaşılan gezilerle ilgili bilgi notları ile terör

örgütü üyelerinin kırsalda çekilmiş fotoğrafları ve üniversitede ders

gördükleri masanın üzerine kazılarak yazılmış olan "KCK" yazısının fotoğraflarını da

mahkûmiyet hükmünde gözönüne almıştır.

32. Başvurucu Anayasa Mahkemesine yaptığı bireysel başvuruda

yalnızca nevruz etkinliğine katılmasının terör örgütüne üye olma suçundan

mahkûmiyetinde dikkate alınmasından şikâyetçi olmuştur. Başvurucuya göre

barışçıl bir toplantıya katılmasının bir suçun delili olarak kullanılması

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal etmiştir. Başvurucu bunun

dışında ilk derece mahkemesince değerlendirmeye alınan diğer delillere ilişkin

anayasal hiçbir şikâyet dile getirmemiş hatta katıldığı nevruz etkinliğinin PKK

tarafından organize edildiği kabulüne ilişkin dahi Anayasa Mahkemesinin dikkate

almasını gerektirecek bir itirazda bulunmamıştır.

33. Dolayısıyla somut başvuruda Anayasa Mahkemesinin yapacağı

değerlendirme PKK'nın düzenlediği ileri sürülen bir nevruz etkinliğine katılmasının

-yukarıda sayılan diğer delillerle birlikte ele alındığında- başvurucunun terör

örgütüne üye olduğu kanaatini destekleyen ve tamamlayan bir delil olarak

kullanılıp kullanılamayacağına ilişkin olacaktır. Başka bir deyişle ilk derece

mahkemesinin dayandığı diğer delillerin hem sübutuna ilişkin deliller hem de

terör örgütü üyeliği suçunun delilleri olarak ele alınış tarzlarına ilişkin

meseleler, somut başvuruda Anayasa Mahkemesinin ilgi alanı dışında olacaktır.

34. Anayasa Mahkemesi başvuru konusuna benzer olaylara ilişkin

daha önceki bir kararında, terör örgütü propagandasına dönüştürülen ya da

şiddet olaylarının yaşandığı toplantı ve gösterileri bir emir ve talimat

zinciri altında organize ettiği anlaşılan kişinin terör örgütü üyeliği suçundan

mahkûm edilmesinin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı üzerinde haksız

bir caydırıcı etki yaratmadığını kabul etmiştir (Metin Birdal, §§ 74-84 ).

35. Aynı konuya ilişkin başka bir kararında ise Anayasa

Mahkemesi, terör örgütüne müzahir yayın yapan internet sitelerinden numaralı

biçimde yayımlanan emir ve talimatları istikrarlı bir biçimde yerine

getirdikleri anlaşılan başvurucuların terör örgütüne üye olma suçundan

mahkûmiyetlerinin ifade ve örgütlenme özgürlükleri ile toplantı ve gösteri

yürüyüşü düzenleme haklarını ihlal etmediğine karar vermiştir (Murat Kur ve

Diğerleri, B. No: 2013/7604, 4/7/2019, §70)

36. Bu bağlamda hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş olması

şartıyla somut, gerçekçi, olayla bağlantılı ve olayı temsil eden her şeyin terör

örgütü üyeliği suçunun delili olarak kullanılabileceğinin yeniden

hatırlatılması gerekir (bkz. § 26). Dolayısıyla başvurucunun iddiasının aksine

katıldığı nevruz etkinliğinin başvurucunun terör örgütü üyeliği suçunu

ispatlamak için bir delil olarak kullanılması mümkündür. Bununla beraber derece

mahkemesi şikâyet edilen delille birlikte başvurucunun diğer terör örgütü

üyeleriyle haberleşmesini ve onları bir toplantıya davet etmesini, bir terör

örgütü üyesinin ölüm yıl dönümü nedeniyle yapılan etkinliğe katılmasını,

telefonundan gönderdiği terör örgütünü övücü mesajları ve evinde terör

örgütünün gençlik yapılanması ile bağlantılı bazı bilgi notlarını, bazı

fotoğrafları ve başka bazı delilleri (bkz. § 11) başvurucunun terör örgütünün

üyesi olduğunu göstermek için bir bütün olarak değerlendirmeye almıştır.

37. Başvuru konusu olayda başvurucunun terör örgütünün

hiyerarşik yapısına bilerek ve isteyerek dâhil olduğunun ortaya konulabilmesi

için eylemlerinin sürekliliği, çeşitliliği

ve yoğunluğu belirlenmeye çalışılmış; bu amaçla ilk derece mahkemesi

başvurucunun şikâyet ettiği nevruz etkinliğine katılmasını da başvurucunun

terör örgütü üyesi olduğu kanaatini destekleyici, tamamlayıcı ve güçlendirici

bir delil olarak kullanmıştır. Bu doğrultuda Anayasa Mahkemesi somut olayın

koşullarında başvurucunun söz konusu nevruz etkinliğine katılımının terör

örgütü üyeliği kanaatini destekleyici, tamamlayıcı ve güçlendirici bir delil

olarak kullanılmasının makul olduğunu değerlendirmektedir.

38. Toplantı hakkının güvence altına alınmadığı bir ülkede

demokrasiden bahsetmek mümkün değildir. Bu hak demokrasinin vazgeçilmez bir

koşuludur ve onun ayrılmaz bir parçasıdır (Ferhat

Üstündağ, § 78). Bununla birlikte başvuru konusu olayda ilk derece

mahkemesi, eylem ve davranışlarıyla şiddeti ve demokratik olmayan yöntemleri

benimseyen PKK terör örgütünün üyesi olduğu kabul edilen başvurucunun

demokratik yaşam için ciddi bir tehdit oluşturduğu kanaatine ulaşmıştır.

Dolayısıyla PKK terör örgütünün yöntem olarak benimsediği şiddet eylemlerinin

ortadan kaldırılması doğrultusunda demokratik yaşam için ciddi bir tehdit

oluşturan şiddetin devamına ve artmasına destek olacak tarzda hareket eden

başvurucunun cezalandırılması acil bir toplumsal ihtiyacı karşılamaktadır. Bu

nedenle ilk derece mahkemesinin toplumun terörsüz bir ortamda yaşama hakkı ile

başvurucunun toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı arasında adil bir

denge kurduğu sonucuna ulaşılmıştır.

39. Sonuç olarak somut olayda PKK tarafından düzenlendiği kabul

edilen ve başvurucunun öldürülen bir terör örgütü mensubu için saygı duruşunda

bulunduğu belirtilen alternatif bir nevruz kutlamasına katılmasının terör

örgütü üyeliği suçundan mahkûmiyetinde delil olarak kullanılması, başvurucunun

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı üzerinde haksız bir caydırıcı etki yaratacak

nitelikte görülmemiştir.

40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun

ihlal iddialarını temellendiremediği, temel haklara yönelik bir müdahalenin

olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya

zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul

edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

41. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun toplantı ve gösteri

yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine dair başvurusunun bir ihlal

bulunmadığı açık olduğundan açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezliğine karar

verilmesi gerekir.

42. Başvurucunun adil yargılanma hakkına ilişkin başka

şikâyetleri de bulunduğu görülmekle birlikte bu konuda bireysel başvuru

formunda yeterli açıklamada bulunmadığı gözetilerek söz konusu iddialarının

incelenmesine gerek olmadığı değerlendirilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

17/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Ceren Sedef EREN Başvurucu : Süleyman DAĞ Vekili : Av. Bedri KIŞKIR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/3896, 17 Temmuz 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. B. No: 2013/3924, 6/1/2015, § 115; Eğitim ve
  11. B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 53-55; Mehmet
  12. A. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  14. M. Emin KUZ
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/3896
Tarih
17 Temmuz 2019

İlgili Kararlar

  • Altuğ Tuncer Başvurusu (B. No: 2016/2834)
  • C.k. Başvurusu (B. No: 2016/3114)
  • Gürkan Karacaoğlu Başvurusu (B. No: 2015/1699)
  • K.ö. Başvurusu (B. No: 2016/3569)
  • Aslıhan Baştuğ Başvurusu (B. No: 2016/22172)
  • S.y. Başvurusu (B. No: 2015/19127)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.