İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Süleyman Koç Başvurusu (B. No: 2014/14482)

1. Başvuru, merada aşırı otlatma yapılması nedeniyle maddi ve

Başvuru No2014/14482Tarih19 Aralık 2017Okuma12 dk · 2.365 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Süleyman Koç Başvurusu

Karar tarihi
19 Aralık 2017
Başvuru Numarası
2014/14482
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.365 kelime·12 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, merada aşırı otlatma yapılması nedeniyle maddi ve

manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının; bunu kanıtlamak amacıyla

otlatılan hayvan sayısının tespitine yönelik olarak yapılan delil tespiti

talebinin reddedilmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/9/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, 1948 doğumlu olup Ankara'nın Çankaya ilçesinde

ikamet etmektedir.

A. Delil Tespiti Dosyası

9. Başvurucu, Ardahan'ın Merkez ilçesine bağlı Tazeköy ve Samanbeyli köyü

sınırında bulunan merada otlatma kapasitesinin üzerinde otlatma yapıldığının

tespiti istemiyle Ardahan Sulh Hukuk Mahkemesinden 8/7/2014 tarihinde delil

tespiti talebinde bulunmuştur.

10. Mahkeme 8/7/2014 tarihinde başvurucunun delil tespiti

talebinin usul yönünden reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde,

başvurucu tarafından meradan

doğrudan yararlanmasına engel olunduğu iddia edilmediğinden başvurucunun

talepte bulunma hakkının olmadığı belirtilmiştir. Mahkemeye göre ancak köy

muhtarı veya tayin ettirilecek temsilcisi talepte bulunabilir. Mahkeme; köy

muhtarı veya muhtarın davalı olduğu hâllerde ise köy derneğince seçilecek

kişinin köyü temsil edebileceğini, mera ile ilgili davalarda özel kişilerin

talepte bulunmasının mümkün olmadığını vurgulamıştır.

11. Başvurucu 21/7/2014 tarihinde karara itiraz etmiş; itiraz

dilekçesinde, merada aşırı otlatma sebebiyle Erzurum 1. İdare Mahkemesinde

açılan davada hukuki menfaatinin bulunduğunun tespit edildiğini belirtmiştir.

Başvurucu, olayda köy merasının aşırı otlatılarak ekolojik dengenin

bozulmasına, erozyon ve çevre kirliliğine sebep olunduğu için İdare

Mahkemesince verilen kararın uygulanıp uygulanmadığı tespitinin gerektiğini

ifade etmiştir.

12. Mahkeme 21/7/2014 tarihli ek karar ile başvurucunun

itirazını reddetmiştir. Kararın gerekçesinde, meraların korunmasından ve tahsis

amacına uygun kullanılmasından muhtar ve belediye başkanlarının sorumlu olduğu

belirtilmiştir. Mahkeme, başvurucunun meradan yararlanmasına engel olunmadığı

için talepte bulunamayacağı yönündeki ilk kararındaki gerekçeyi yinelemiştir.

13. Karar, başvurucuya 5/8/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu 4/9/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İdari Yargılama Süreci

15. Başvurucu, Ardahan'ın Merkez ilçesi Tazeköy

sınırları içindeki merada otlatma kapasitesine uygun sayıda hayvan

otlatılmasına ilişkin olarak -başvuru formu ve eklerinde belirtilmeyen bir

tarihte- Ardahan Valiliğinden (Valilik) talepte bulunmuştur. Valilik tarafından

süresinde cevap verilmemesi üzerine başvurucu, Valilik aleyhine Erzurum İdare

Mahkemesinde iptal davası açmıştır. Mahkeme 6/5/2003 tarihinde davanın ehliyet

yönünden reddine karar vermiştir.

16. Başvurucunun temyiz ettiği karar Danıştay Sekizinci

Dairesinin 20/1/2004 tarihli kararı ile onanmıştır. Ancak karar düzeltme istemi

üzerine Dairenin 9/3/2005 tarihli ilamıyla onama ilamı kaldırılmış ve temyiz

edilen hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlamda, başvurucunun Ankara'da

ikamet etse bile belirtilen köyde arazisinin bulunduğuna dikkat çekilmiştir.

Daire, köydeki meranın aşırı otlatma nedeniyle tahrip edilmesinin önlenmesi

amacıyla idareye ve yargıya başvurmada başvurucunun kişisel, güncel ve meşru

bir menfaatinin bulunduğunu vurgulamıştır. Daireye göre bu sebeple başvurucunun

kendisini ilgili görerek iptalini istediği işlemin menfaatini ihlal etmediği

gerekçesine dayalı olarak davanın reddine karar verilmesinde isabet

bulunmamaktadır.

17. Bozma ilamına uyan Mahkeme 21/9/2005 tarihinde davanın

kabulü ile dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. Mahkeme, Tazeköy'ün tüm merasında ortalama kapasitesinin dört katı

miktarında aşırı bir otlatmanın var olduğu ve meranın bir kısmının Samanbeyli köyüne tahsisi ile de aşırı otlatmanın

artacağının açık olduğunu belirtmiştir. Fazla otlatma ise Mahkemeye göre

ekolojik dengenin bozulmasına, veriminin azalmasına, erozyon ve çevre

kirliliğine sebebiyet verir. Mahkeme bu gerekçeyle başvurucunun fazla

otlatmanın önlenmesi yolundaki talebinin zımmen

reddinde hukuka uyarlık görülmediği kanaatine varmıştır.

18. Valilik tarafından temyiz edilen karar Dairenin 26/9/2006

tarihli ilamıyla onanmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. İlgili Mevzuat

19. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 382. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Çekişmesiz yargı, hukukun, mahkemelerce,

aşağıdaki üç ölçütten birine veya birkaçına göre bu yargıya giren işlere

uygulanmasıdır:

a) İlgililer arasında uyuşmazlık olmayan

hâller.

b) İlgililerin, ileri sürülebileceği herhangi

bir hakkının bulunmadığı hâller.

c) Hâkimin resen harekete geçtiği

hâller."

20. 6100 sayılı Kanun'un 400. maddesi şöyledir:

"(1) Taraflardan her biri, görülmekte

olan bir davada henüz inceleme sırası gelmemiş yahut ileride açacağı davada

ileri süreceği bir vakıanın tespiti amacıyla keşif yapılması, bilirkişi

incelemesi yaptırılması ya da tanık ifadelerinin alınması gibi işlemlerin

yapılmasını talep edebilir.

(2) Delil tespiti istenebilmesi için hukuki

yararın varlığı gerekir. Kanunda açıkça öngörülen hâller dışında, delilin hemen

tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı yahut ileri sürülmesinin önemli ölçüde

zorlaşacağı ihtimal dâhilinde bulunuyorsa hukuki yarar var sayılır."

2. Yargıtay İçtihadı

21. Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 11/10/2016 tarihli ve

E.2016/7824, K.2016/8806 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Kanunda çekişmesiz yargı işlerinin neler

olduğu düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 382/1

maddesinde ... olmak üzere çekişmesiz yargının genel çerçevesi belirlenerek,

mümkün olduğunca çekişmesiz yargı işleri sayılarak belirtilmiştir. Ancak bu

sayma sınırlı olmadığından yasa maddesinde sayılmayan fakat çekişmesiz yargı

ölçütlerini taşıyan diğer işlerin de çekişmesiz yargı işi olarak kabulü gerekir.

Yani, 382. Maddede sayılmamakla beraber çekişmesiz yargının ölçütlerinden

birini veya birkaçını taşıyan bir iş de çekişmesiz yargı işi olarak değerlendirilmelidir.

...

Delil tespitine ilişkin talepler, 01.10.2011

tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 382.

maddesinde belirtilen çekişmesiz yargı işlerinden sayılmalıdır..."

22. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 29/5/2014 tarihli ve

E.2014/5679, K.2014/8995 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...Delil tespiti davaları; temyizi

mümkün olmayan, HMK' nın 403. maddesi uyarınca ancak

itiraz yolu açık çekişmesiz yargı davalarındandır...."

B. Uluslararası Hukuk

23. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının medeni

hukuk alanına giren konularda uygulanabilirliği öncelikle bir “uyuşmazlığın”

varlığına bağlıdır. İkinci olarak söz konusu uyuşmazlık iç hukukta tanındığı,

en azından savunulabilir bir biçimde söylenebilecek “hak ve yükümlülüklerle”

ilgili olmalıdır. Son olarak bu “hak ve yükümlülükler” -her ne kadar 6.

maddenin kendisi bu hak ve yükümlülüklere sözleşmeci devletlerin hukuk sistemi

içinde belirli bir anlam atfetmiyorsa da- Sözleşme anlamında “medeni nitelikte”

olmak zorundadır (James ve

diğerleri/Birleşik Krallık [GK], B. No: 8793/79, 21/2/1986, § 81).

24. AİHM kararlarında “uyuşmazlık” sözcüğüne şeklî bir tanımdan

çok maddi bir tanım verilmesinin daha uygun olduğu benimsenmiştir (Le Compte, Van Leuven ve De Meyere/Belçika

[GK], B. No: 6878/75-7238/75,23/6/1981, § 45). Buna göre görünüşün ve

kullanılan dilin ötesine bakılması ve her davanın koşullarına göre durumun

gerçeklerine yoğunlaşılması gerekmektedir (Gorou/Yunanistan (No. 2) [BD], B. No: 12686/03,

20/3/2009, § 29). AİHM, 6. maddenin karşıt tarafların ve haklara ilişkin

herhangi bir uyuşmazlığın bulunmadığı durumlara ilişkin çekişmesiz ve tek

taraflı yargılamalara uygulanamayacağını kabul etmiştir (Alaverdyan/Ermenistan (k.k.),

B. No: 4523/04, 24/8/2010, § 35).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 19/12/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

26. Başvurucu, aşırı otlatmanın tespitine yönelik delil tespiti

talebinin reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmektedir.

27. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının birinci

cümlesi şöyledir:

"Herkes, Anayasa'da güvence altına

alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla

Anayasa Mahkemesine başvurabilir.(...)"

28. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye'nin taraf olduğu ek

protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa ve

Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

18).

29. Anayasa'nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

30. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiş ancak hakkın kapsamı düzenlenmemiştir. 3/10/2001 tarihli ve 4709

sayılı Kanun'un Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasına "adil

yargılanma hakkı" ibaresinin eklenmesine ilişkin 14. maddesinin

gerekçesine göre "değişiklikle Türkiye

Cumhuriyeti'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına

alınmış olan adil yargılama hakkı metne dâhil" edilmiştir.

Dolayısıyla Anayasa'nın 36. maddesinde, herkesin adil yargılanma hakkına sahip

olduğu ibaresinin eklenmesinin amacının Sözleşme'de

düzenlenen adil yargılanma hakkını anayasal güvence altına almak olduğu

anlaşılmaktadır (Yaşar Çoban

[GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017,§ 53). Bu itibarla Anayasa'da güvence altına

alınan adil yargılanma hakkının kapsam ve içeriği belirlenirken Sözleşme'nin "Adil yargılanma hakkı" kenar

başlıklı 6. maddesinin ve buna ilişkin AİHM içtihadının da gözönünde

bulundurulması gerekir (Onurhan Solmaz,§ 22).

31. Sözleşme, bir kişinin sahip olduğunu ileri sürebileceği tüm

hak ve yükümlülükler bakımından adil yargılanma hakkını güvence altına

almamaktadır. Sözleşme'nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesinde,

adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin "medeni hak ve yükümlülükler

ile ilgili uyuşmazlıklar"ın ve bir "suç isnadı"nın esasının karara bağlanması esnasında

geçerli olduğu belirtilerek hakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır.

Hak arama hürriyetinin ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda

bulunabilmek için ya başvurucunun medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili bir

uyuşmazlığın tarafı olması ya da başvurucuya yönelik bir suç isnadının esası

hakkında karar verilmiş olması gerektiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla

bahsedilen hâller dışında kalan adil yargılanma hakkının ihlali iddiasına

dayanan başvurular Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı kapsamı dışında

kalacağından bireysel başvuruya konu olamaz (Onurhan Solmaz, § 23).

32. Somut olayda suç isnadına bağlı bir yargılamanın mevcut

olmadığı hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Diğer taraftan yukarıda da

belirtildiği üzere bir kimsenin "medeni hak ve yükümlülükleri"nin

karara bağlanmasıyla ilgili bir yargılama usulünde Sözleşme'nin 6. maddesi

uygulanabilir. AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

"medeni" meselelerde uygulanabilmesi için ilk olarak ortada bir

"uyuşmazlığın" bulunması koşulunu aramakta; uyuşmazlığın iç hukukta

tanınmış olduğu söylenebilecek "haklar ve yükümlülükler" ile ilgili

olması, bu haklar ve yükümlülüklerin de Sözleşme'deki

anlamıyla "medeni" olması gerektiğini vurgulamaktadır (bkz. §§ 23,

24).

33. Başvuru konusu olayda ise başvurucu, delil tespiti talebinin

reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinden

yakınmaktadır. 6100 sayılı Kanun'un geçici hukuki korumalar kısmında 400. ve

devamı maddelerinde düzenlenen "delil tespiti" yukarıda değinilen

Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere "çekişmesiz yargı işi"

olarak nitelendirilmektedir (bkz. §§ 21, 22). Buna göre görülmekte olan bir

davada henüz inceleme sırası gelmemiş yahut ileride açılacak davada ileri

sürülecek bir vakıanın tespiti amacıyla yapılan delil tespiti aşamasında henüz

taraflar arasında ilgili hakka yönelik bir "uyuşmazlık" söz konusu

değildir. Anayasa'nın 36. maddesinin ise kural olarak herhangi bir uyuşmazlığın

bulunmadığı çekişmesiz yargı işlerinde uygulanması mümkün bulunmamaktadır.

34. Dolayısıyla delil tespitine yönelik somut başvuruda adil

yargılanma hakkının konusu olabilecek medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili

bir "uyuşmazlığın" mevcut olmadığı anlaşıldığından başvurucunun delil

tespiti talebinin reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasının Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kaldığı sonucuna

varılmaktadır.

35. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

B. Maddi ve Manevi

Varlığın Korunması ve Geliştirilmesi Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

36. Başvurucu, meraların tarımsal yapı ve çevre dengesi

bakımından büyük önem arz ettiğini ifade etmektedir. Başvurucu; ekolojik

sistemde temel bir rolü olan bitki olmaksızın insan ve hayvan yaşamının mümkün

olamayacağını, toprak ve su muhafazası için meralardaki bitkilere ihtiyaç

duyulduğunu vurgulamıştır. Başvurucuya göre köy orta malı olması nedeniyle

meralarda aşırı bir otlatma yapılmaktadır. Başvurucu, arazisinin bulunduğu

köydeki hayvan sayısının mera otlatma kapasitesine göre sınırlandırılması

amacıyla yaptığı delil tespiti talebinin reddedildiğinden yakınmaktadır.

Başvurucu, talebinin reddinin gerekçesinin menfaat yokluğuna dayalı olduğunu

hâlbuki açmış olduğu idari davada menfaat ehliyetinin varlığının kabul

edildiğini vurgulamıştır. Başvurucu, Valiliğin bu kararına rağmen Tazeköy ve Samanbeyli köyleri

meralarında aşırı otlatmaya devam edildiğini belirtmiştir. Başvurucu, bu

gerekçelerle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı

çerçevesinde sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkının ihlal edildiğini

öne sürmektedir.

37. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliğinin gereği olarak

Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu

şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne

uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu

makamlara sunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli

özeni göstermiş olması gerekir(İsmail Buğra

İşlek, B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).

38. Somut olayda başvurucunun taşınmazlarının bulunduğu köydeki

meranın aşırı otlatıldığı gerekçesine dayalı olarak Valiliğe yaptığı başvurunun

reddedilmesi üzerine Erzurum 1. İdare Mahkemesinde açtığı iptal davası kabul

edilmiş, bu karar Danıştayca onanarak kesinleşmiştir.

Başvurusu sonrasında meraların aşırı otlatılıp otlatılmadığının tespiti için

başvurucu bu defa delil tespiti talebinde bulunmuştur. Ardahan Sulh Hukuk

Mahkemesi başvurucunun bu talebini 8/7/2014 tarihinde ehliyet yokluğundan

reddetmiştir.

39. 6100 sayılı Kanun'un 400. maddesinde, delil tespitinin

görülmekte olan bir davada henüz inceleme sırası gelmemiş yahut ileride

açılacak davada ileri sürülmesi muhtemel bir vakıanın tespiti amacıyla talep

edilebileceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca delil tespitinin ancak ileride

kaybolması veya ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı muhtemel

durumlarda istenebileceği belirtilmiştir. Delil tespiti talebi bir dava

olmadığı gibi mahkemece buna ilişkin verilen ret veya kabul kararları da nihai

karar değildir. Ara kararı niteliğinde olan bu kararlara karşı kanun yoluna

başvurulamaz. Ancak kararı veren mahkemeye itiraz edilebilir.

40. Delil tespiti -yukarıda belirtilen niteliği dikkate

alındığında- başvuruya konu ihlal iddiaları bakımından ihlalin sonuçlarını

giderici, başarı şansı sunan etkili bir hukuk yolu değildir. Başvurucunun ihlal

iddiaları kapsamında dile getirdiği temel şikâyeti, meraların aşırı

otlatılmasının önlenmesi talebine ilişkindir. Başvurucunun bireysel başvuru

yapmadan önce başvurduğu delil tespiti yolu ise ileride kaybolması veya ileri

sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı muhtemel delillerin toplanmasını

amaçlamaktadır. Buna karşın başvurucu; delil tespitine konu keşif ve bilirkişi

incelemesi delillerini, açılabilecek bir davada talep etmesinin

imkânsızlaşacağı veya güçleşeceğini iddia etmemektedir.

41. Diğer taraftan başvurucunun somut olay bağlamında söz konusu

şikâyetlerini ileri sürebileceği idari ve hukuki yolların mevcut olduğu

anlaşılmaktadır. Nitekim başvurucunun meraların aşırı otlatılması üzerine

gerekli tedbirlerin alınması için daha önce başvurduğu idari yargı sürecinden

olumlu sonuç alabildiği görülmektedir (bkz. §§ 15-18).Ayrıca başvurucu, lehine

sonuçlanan yargı kararının uygulanması için idareye yaptığı başvurunun

reddedildiğine veya yargı kararının idarece yerine getirilmediğine dair somut

herhangi bir bilgi veya belge ise sunmamıştır. Dolayısıyla sonuç olarak

başvurucunun maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının

ihlali iddiası yönünden hukuk sisteminde mevcut idari ve yargısal yolları

tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.

42. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

konu bakımından yetkisizlik

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

19/12/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör : Özgür DUMAN Başvurucu : Süleyman KOÇ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/14482, 19 Aralık 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Delil Tespiti Dosyası
  7. B. İdari Yargılama Süreci
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. A. Ulusal Hukuk
  10. B. Uluslararası Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Adil Yargılanma
  13. B. Maddi ve Manevi
  14. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  15. Yıldırım
  16. Özgüldür
  17. Kömürcü
  18. M. Emin KUZ
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/14482
Tarih
19 Aralık 2017

İlgili Kararlar

  • Cihat Başerli ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/8276)
  • İnan Çoban Başvurusu (B. No: 2014/15208)
  • Bilal Demirdağ Başvurusu (B. No: 2014/5188)
  • Elif Ceyda Özdamar Başvurusu (B. No: 2014/7838)
  • Mehmet Çelebi Çalan Başvurusu (B. No: 2014/8333)
  • Burhan Kuzu Başvurusu (B. No: 2014/4988)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.