İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Tevfik Bulut Başvurusu (B. No: 2013/3327)

1. Başvurucu, 28/3/2005

Başvuru No2013/3327Tarih22 Haziran 2015Okuma15 dk · 3.083 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Tevfik Bulut Başvurusu

Karar tarihi
22 Haziran 2015
Başvuru Numarası
2013/3327
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.083 kelime·15 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 28/3/2005

tarihinde Akçaabat 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tapu iptali ve tescil

sonucunda hukuka aykırı olarak davanın reddine karar verildiğini, silahların

eşitliği ilkesine ve hukuki dinlenilme hakkına uygun bir yargılamanın

yapılmadığını, tanık beyanları üzerindeki çelişki giderilmeksizin karar

verildiğini, Mahkeme ve Yargıtay kararlarının eksik gerekçelere dayandığını,

yargılamanın makul sürede tamamlanmadığını belirterek, adil yargılanma ve

mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlallerin tespiti ile

yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesini veya tazminata hükmedilmesini

talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 21/5/2013 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede

başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca 24/11/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına ve dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

28/1/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığının 10/2/2015 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş

sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, 28/3/2005

tarihinde Akçaabat 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı dört davalısı bulunan

tapu iptali ve tescil davasında, Akçaabat ilçesi N. Puluthane

mahallesinde bulunan taşınmazı, Bulutlar Gıda San. Tic. A.Ş.’de

1/5 hisse oranında ortak oldukları davalılar ile birlikte satın aldıklarını,

buna rağmen davalıların hile ile söz konusu taşınmazı kendi adlarına tescil

ettirdiklerini, anılan şirketin yurt içi ve yurt dışı işlerini takip ettiğinden

tescil sırasında Tapu Sicil Müdürlüğünde hazır bulunamadığını belirterek,

ilgili taşınmazın tapusunun iptali ile 1/5 hissesinin adına tapuya tesciline

karar verilmesini istemiştir.

8. Akçaabat 1. Asliye Hukuk

Mahkemesi, 3/2/2010 tarih ve E.2005/102, K.2010/23 sayılı kararı ile “yapılan keşif, dinlenen tanık beyanları, resmi

kurumlardan alınan bilgiler ve dosya kapsamındaki diğer delillerin

değerlendirilmesi sonucu, dinlenen taraf tanıklarından dava konusu parselin

alım ve tescil aşamasında davacının olmadığı, davalılardan F.B.’nin pazarlık yaptığı ve kargas

halde bulunan inşaatı da kendisinin tamamladığı, dava konusu taşınmazın şirket

adına alındığına dair hiçbir kayıt ve belge bulunmadığı gibi söz konusu

taşınmazı davalı F.B.’nin satın alıp yaptırdığına

dair gerek inşaatta çalışan tanıkların beyanları, gerekse resmi kayıtların

bulunduğu, davacının davaya konu ettiği 6/3/2005 tarihli tutanağın da dava

konusu taşınmazın şirket adına alındığını belgelemeyip, şirket ortağı olan

davacı ve davalılar arasındaki alacak borç ilişkisini içeren bir hesap dökümü

olduğu, kaldı ki bu tutanağa göre de davacının talep ettiği taşınmazları

fazlasıyla aldığının, dosya içerisindeki tapu kayıtlarından anlaşıldığı,

davacının davalılardan başkaca para ve taşınmaz alacak hakkının bulunmadığı”

gerekçesiyle davanın reddine hükmetmiştir.

9. İlk Derece Mahkemesi

kararının temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 1/8/2011 tarih

ve E.2011/8332, K.2011/9905 sayılı ilâmı ile tebligat pulundaki eksiklikten

dolayı dosyanın Mahkemesine iadesine karar vermiştir.

10. Eksikliğin tamamlanmasının

ardından yapılan temyiz incelemesi sonucu Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 10/1/2012

tarih ve E.2011/10774, K.2012/50 sayılı ilâmı ile başvurucunun iddialarını

yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı ile kanıtlayamadığını ancak dava

dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanıldığını bu nedenle bu hakkın

hatırlatılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerektiğini belirtmiş, İlk

Derece Mahkemesi kararını bozmuştur.

11. Bozma kararına uyan Akçaabat

1. Asliye Hukuk Mahkemesi, 6/6/2012 tarih ve E.2012/109, K.2012/238 sayılı

kararı ile bozma ilâmı doğrultusunda davalılara yemin teklif etmiş, teklif

edilen yeminin davalılarca 6/6/2012 tarihli duruşmada usulüne uygun olarak

yerine getirilmesinin üzerine tekrar davanın reddine hükmetmiştir.

12. Temyiz incelemesi sonucu

anılan karar, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin, 18/10/2012 tarih ve E.2012/11103,

K.2012/12104 sayılı ilâmı ile 10/1/2012 tarihli bozma ilâmı doğrultusunda

araştırma ve inceleme yapıldığı ve usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle

onanmış, aynı Daireye yapılan karar düzeltme istemi de 7/3/2013 tarih ve

E.2013/1547, K.2013/3386 sayılı ilâm ile reddedilmiştir.

13. Karar düzeltme isteminin

reddine ilişkin ilâm başvurucuya 22/4/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu, 21/5/2013

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

15. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Usul

ekonomisi ilkesi" kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

"Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir

biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla

yükümlüdür."

16. 22/4/1926 tarih ve 818

sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun “Akidlerin Tefsiri Muvazaa” başlıklı 18. maddesi

şöyledir:

“Bir akdin şekil ve şartlarını tayininde, iki tarafın gerek

sehven gerek akitteki hakiki maksatlarını gizlemek için kullandıkları tabirlere

ve isimlere bakılmıyarak, onların hakiki ve müşterek

maksatlarını aramak lazımdır.

Tahriri borç ikrarına istinat ile alacaklı sıfatını iktisabeden başkasına karşı, borçlu tarafından muvazaa

iddiası dermeyan olunamaz.”

17. 6100 sayılı Kanun’un “Delil Başlangıcı” başlıklı 202. maddesi

şöyledir:

“(1) Senetle ispat

zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir.

(2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen

ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren

ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya

gönderilmiş belgedir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

18. Mahkemenin 22/6/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 21/5/2013 tarih ve 2013/3327

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

19. Başvurucu, 28/3/2005

tarihinde Akçaabat 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tapu iptali ve tescil

davasına ilişkin yargılamada delillerin eksik, hatalı ve yanlış değerlendirilmesi

sonucu davanın reddine karar verildiğini, silahların eşitliği ilkesine ve

hukuki dinlenilme hakkına uygun bir yargılamanın yapılmadığını, tanık beyanları

üzerindeki çelişki giderilmeksizin karar verildiğini, gerekçeli kararda

tanıklardan ikisinin ifadelerine değinilmediğini, bu doğrultuda Mahkeme ve

Yargıtay kararlarının eksik gerekçelere dayandığını ve yargılamanın makul

sürede tamamlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ve adil bir yargılama yapılmamasından dolayı ortaya çıkan sonuç nedeniyle

mülkiyet hakkının da ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

20. Başvuru dilekçesi ve ekleri

incelendiğinde, başvurucunun, bireysel başvuruya konu yargılama sürecinde adil

bir yargılama yapılmaması sonucunda silahların eşitliği ilkesinin, hukuki

dinlenilme hakkının ve mülkiyet hakkının da ihlal edildiğini ileri sürdüğü

anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, başvurucuların ihlal iddialarına ilişkin

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki nitelendirmeyi kendisi yapar (Tahir Canan, B.No: 2012/969, 18/9/2013, §16). Anılan ihlal

iddiaları yargılama sürecinin ve yargılama sonunda verilen kararın adil olup

olmadığına ilişkin olduğundan, söz konusu iddialar adil yargılanma hakkının ihlali

iddiası kapsamında değerlendirilmiştir. Öte yandan başvurucunun diğer iddiaları

gerekçeli karar hakkının ihlali iddiası ve makul sürede yargılanma hakkının

ihlali iddiası başlıkları altında ayrıca değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın Sonucu

İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası

21. Başvurucu, Akçaabat 1.

Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tapu iptali ve tescil davasında, delillerin

eksik, hatalı ve yanlış değerlendirilmesi sonucu davanın reddine karar verildiğini,

silahların eşitliği ilkesine ve hukuki dinlenilme hakkına uygun bir

yargılamanın yapılmadığını, adil bir yargılama yapılmaması sonucunda

mülkiyetinden mahrum bırakıldığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

22. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

23. 30/3/2011

tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan

yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

24. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

25. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir keyfilik içermesi ve bu durumun

kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş

olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, bariz

takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez

(Necati Gündüz, Recep Gündüz, B.

No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

26. Somut

olayda, Akçaabat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 3/2/2010 tarihli kararında, yapılan keşif, dinlenen

tanık beyanları, resmi kurumlardan alınan bilgiler ve dosya kapsamındaki diğer

delillerin değerlendirilmesi sonucu davanın reddine hükmetmiş (bkz. § 8) ancak

bu karar Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 10/1/2012 tarihli ilâmı ile başvurucunun

iddialarını yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı ile kanıtlayamadığı ve

dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanıldığından bu hakkın

başvurucuya hatırlatılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerektiği

belirtilerek bozulmuştur.

27. Bozma ilâmına uyularak

yeniden yapılan yargılama sonucu, Akçaabat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, ilâmda

belirtilen hususu dikkate alarak, davalılara yemin teklif edip usulüne uygun

olarak yemin edilmesinin ardından 6/6/2012 tarihinde tekrar davanın reddine

karar vermiş, bu karar Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 18/10/2012 tarihli ilâmı

ile onanmış, karar düzeltme istemi de 7/3/2013 tarihli ilâm ile reddedilmiştir.

28. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemeleri

tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

29. Başvurucu, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

Derece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt

sunmadığı gibi İlk Derece Mahkemesinin ve Yargıtayın

kararlarında bariz takdir hatası veya açık keyfilik oluşturan herhangi bir

durum da tespit edilememiştir.

30. Açıklanan nedenlerle, başvurucu

tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu,

Derece Mahkemeleri kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de

içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Gerekçeli

Karar Hakkının İhlali İddiası

31. Başvurucu, yargılama

sürecinde dinlettiği tanıklardan iki tanesinin beyanlarına gerekçeli kararda

yer verilmediğini, gerekçeli kararda belirtilen tanık beyanlarına ise özet

olarak yer verildiğini, bu bağlamda davanın taraflarınca dinletilen tanıklar

arasında oluşan çelişkili durum hakkında kararda ayrı ve açık bir değerlendirme

yapılmadığını, bu hususlara ilişkin herhangi bir açıklamanın Yargıtay

ilâmlarında da yer almadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

32. Anayasa’nın 141. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli

olarak yazılır.”

33. Anayasa’nın 36. maddesinin

birinci fıkrasında, herkesin yargı organlarına davacı ve davalı olarak

başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma

hakkı güvence altına alınmıştır. Maddeyle güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hak

ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını

sağlayan en etkili güvencelerden birisidir. Bu bağlamda Anayasa’nın, bütün

mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden

141. maddesinin de, hak arama hürriyetinin kapsamının

belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (Vedat Benli, B.

No: 2013/307, 16/5/2013, § 30).

34. Ancak derece mahkemeleri,

kendisine sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değildir. Bununla beraber,

ileri sürülen iddialardan biri kabul edildiğinde davanın sonucuna etkili olması

söz konusu ise, mahkeme bu hususa belirli ve açık bir yanıt vermek zorunda

olabilir. Böyle bir durumda dahi, ileri sürülen iddiaların zımnen reddi yeterli

olabilir (Yasemin Ekşi, B. No:

2013/5486, 4/12/2013, § 56).

35. Öte yandan temyiz

mercilerinin kararlarının tamamen gerekçeli olması zorunlu değildir. Temyiz

merciinin yargılamayı yapan mahkemenin kararıyla aynı fikirde olması ve bunu ya

aynı gerekçeyi kullanarak ya da basit bir atıfla kararına yansıtması

yeterlidir. Burada önemli olan husus, temyiz merciinin bir şekilde temyizde

dile getirilmiş ana unsurları incelediğini, derece mahkemesinin kararını

inceleyerek onadığını ya da bozduğunu göstermesidir (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 57).

36. Somut olayda, Mahkemece,

başvurucunun iddiaları, davalının cevapları dikkate alınmış, her iki tarafın da

ileri sürdüğü deliller değerlendirilmiş, keşif yapılmış, tanıklar dinlenmiş ve resmi kurumlardan alınan bilgiler çerçevesinde davanın

reddine karar verilmiştir (bkz. § 8). Tarafların temyizi üzerine Yargıtay 14.

Hukuk Dairesi, yaptığı değerlendirme sonucu İlk Derece Mahkemesinin kararını, “… 2-Somut olayda davacı; iddialarını, yazılı delil

veya yazılı delil başlangıcı ile kanıtlayamamıştır. Ancak, dava dilekçesinde

açıkça yemin deliline de dayandığından bu hakkı hatırlatılmalı, sonucuna uygun

bir hüküm kurulmalıdır. …” gerekçesine dayanarak bozmuş, diğer

temyiz nedenlerini de yerinde görmemiştir. (bkz. §

10). Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesi bu doğrultuda davalılara yemin

teklifinde bulunmuş ve usulüne uygun olarak yemin edilmesinin ardından tekrar

davanın reddine hükmetmiştir (bkz. §11). Bu hüküm ise Yargıtay 14. Hukuk

Dairesinin 18/10/2012 tarihli ilâmı ile onanmış, karar düzeltme istemi de

7/3/2013 tarihli ilâmla reddedilmiştir (bkz. §12). Dolayısıyla somut olayda Mahkeme

ve Yargıtay kararlarının gerekçesiz olduğundan söz edilemez.

37. Açıklanan nedenlerle, gerekçeli karar

hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundan, başvurucunun bu yöndeki

iddiası diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun” bulunmuştur.

c. Yargılamanın Makul Sürede Tamamlanmadığı

İddiası

38. Açıkça dayanaktan yoksun

olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden

de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının, kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

39. Başvurucu, 28/3/2005 tarihinde Akçaabat1. Asliye Hukuk

Mahkemesinde açtığı tapu iptali ve tescil davasında makul sürede yargılama

yapılmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

40. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni

ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil

yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen

Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır.

Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok

kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul

sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır (Güher Ergun ve Diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38 - 39).

41. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

42. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede

karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, uyuşmazlık konusu

taşınmazın tapu kaydının iptali ve başvurucu adına tapuya tescili için açılan

davanın söz konusu olduğu görülmekle, 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü

Muhakemeleri Kanunu ile 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre

yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan

bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (Güher

Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).

43. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih,

28/3/2005 tarihidir.

44. Sürenin bitiş tarihi ise,

çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme

tarihidir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52). Bu kapsamda, somut yargılama

faaliyeti açısından sürenin bitiş tarihinin, başvurucunun karar düzeltme

talebinin Yargıtay 14. Hukuk Dairesince reddedildiği 7/3/2013 tarihi olduğu

anlaşılmaktadır.

45. Başvuruya konu yargılama sürecinin

incelenmesinde, yargılamanın konusunun taşınmazın tapu kaydının iptali ile

başvurucu adına tapuya tescili istemi olduğu, Akçaabat 1. Asliye Hukuk

Mahkemesinin 3/2/2010 tarihli kararı ile davanın reddine hükmedildiği, temyiz

talebi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesine gönderilen dava dosyasının eksiklik

nedeniyle 1/8/2011 tarihli ilâmla Mahkemesine iade edildiği, eksikliğin

tamamlanmasının ardından yapılan inceleme sonucu aynı Dairenin 10/1/2012

tarihli ilâmı ile bozmaya hükmedildiği, bozma ilâmına uyan İlk Derece

Mahkemesinin, ilâmda belirtilen hususu dikkate alarak 6/6/2012 tarihinde tekrar

davanın reddine hükmettiği, temyiz incelemesi sonucu anılan kararın Yargıtay

14. Hukuk Dairesinin 18/10/2012 tarihli ilamı ile onandığı, karar düzeltme

isteminin 7/3/2013 tarihinde reddedildiği, böylece İlk Derece Mahkemesi

kararının kesinleştiği belirlenmiştir.

46. 6100 sayılı Kanun’un

öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul

sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati temin

etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde

bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar verilmiştir

(Güher Ergun ve Diğerleri, B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 34-64).

47. Başvuruya konu tapu iptali ve tescil davasının

incelenmesinde; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, yargılamanın niteliği,

maddi olayların karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller,

taraf sayısı gibi kriterler dikkate alındığında davanın karmaşık olmaktan uzak

olduğu anlaşılmıştır. Başvurucunun tutum ve davranışlarıyla ve usulü haklarını

kullanırken özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemli ölçüde sebep

olduğu da söylenemez. Dolayısıyla somut başvuru açısından, daha önce verilen

kararlar dışında farklı karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı, söz

konusu yedi yıl on bir aylık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin

olduğu sonucuna varılmıştır.

48. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi

Yönünden

49. Başvurucu, adil yargılanma

hakkı ile mülkiyet hakkının ihlal edildiğinin tespit edilmesi ile yeniden

yargılama yapılmasına, yeniden yargılama yapılması uygun bulunmaz ise

uyuşmazlık konusu taşınmazın atanacak bilirkişi aracılığı ile güncel değerinin

tespit edilerek bu bedelin kendisine ödenmesine, ayrıca 10.000,00 TL maddi ve

10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

50. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

51. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin yedi yıl on bir aylık yargılama süresi nazara alındığında,

yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 5.850,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

52. Başvurucu tarafından maddi

tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia

edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

53. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca

tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama

giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddiasının “açıkça

dayanaktan yoksun olması”,

2.

Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan

yoksun olması”

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

4. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 5.850,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

22/6/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Hasan Tahsin GÖKCAN Kadir ÖZKAYA Raportör Yrd. : İsmail Emrah PERDECİOĞLU Başvurucu : Tevfik BULUT Vekili : Av. Tülay BEKAR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/3327, 22 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/3327
Tarih
22 Haziran 2015

İlgili Kararlar

  • Chrıstıana Neuhofer Başvurusu (B. No: 2013/9580)
  • Ersin Albuz Başvurusu (B. No: 2014/1664)
  • Vinnel Brown And Root Service Coop. Başvurusu (B. No: 2013/2041)
  • Ali Suat Ertosun Başvurusu (B. No: 2013/1542)
  • Cem Ateşkan Başvurusu (B. No: 2013/4694)
  • Vechettin Yakut Başvurusu (B. No: 2014/9943)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.