İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Yaşar Albayrak Başvurusu (B. No: 2013/4523)

1. Başvuru, kamulaştırılan

Başvuru No2013/4523Tarih16 Eylül 2015Okuma16 dk · 3.269 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Yaşar Albayrak Başvurusu

Karar tarihi
16 Eylül 2015
Başvuru Numarası
2013/4523
R.G. Tarih - Sayı
28/11/2015-29546
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.269 kelime·16 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, kamulaştırılan

taşınmazın bedelinin komşu parsel için başka bir davada belirlenen miktardan

daha düşük olması ve dava tarihi ile karar tarihi arasında geçen süre için faiz

ödenmemesi nedenleriyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 25/6/2013 tarihinde

Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına

engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca 19/12/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

27/4/2015 tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına ve başvurunun bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığının görüş

yazısı, 14/7/2015 tarihinde başvurucunun ikamet adresinde tebliğ edilmiş,

başvurucu Adalet Bakanlığının cevabına karşı beyanlarını yasal süresi içinde

ibraz etmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru dilekçesi ve

eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7. İstanbul Büyükşehir

Belediyesi, başvurucuya ait Beykoz ilçesi Akbaba köyü, 116 ada, 13 sayılı

parselin ıslah projesi alanında kalması sebebiyle diğer taşınmazlarla birlikte kamulaştırılması

için 19/6/2007 tarihli ve 1982/1942 sayılı Encümen Kararı almış; başvurucuyla

uzlaşılamaması üzerine taşınmazın 453.11 m²lik kısmının değerinin tespit edilip

başvurucuya ödenerek idare adına tesciline karar verilmesi talebiyle 28/4/2009 tarihinde

Beykoz 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) kamulaştırma bedelinin tespiti ve

tescil davası açmıştır.

8. Mahkemece belirlenen

bilirkişi heyeti 20/8/2009 tarihli raporuyla taşınmazın m² birim fiyatını 225

TL ve kamulaştırma bedelini 139.031 TL olarak belirlemiştir. Başvurucunun

2/4/2010 tarihli dilekçesiyle mevki ve konumu itibarıyla daha az kıymetli

taşınmazın m² birim fiyatının 350 TL olarak belirlendiği belirtilerek yapılan

itiraz sonucu bilirkişi heyetinden alınan 21/4/2010 tarihli ek raporda,

20/8/2009 tarihli rapordaki tespitin 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı

Kamulaştırma Kanunu ve Yargıtay içtihatlarına uygun olduğu belirtilerek

tespitte değişiklik yapılmamıştır.

9. Başvurucu, 18/10/2010

tarihli dilekçesiyle yine taşınmazın m² birim fiyatının düşük olduğu ve

kamulaştırılmayan kısımda değer düşüklüğü karşılığının %49 yerine %40 olarak

belirlenmesine itiraz etmiş ve Mahkemece görevlendirilen yeni bilirkişi

heyetinin hazırladığı 3/9/2010 tarihli raporla taşınmazın m² birim fiyatı 250

TL’ye, kamulaştırma bedeli ise 146.384,50 TL’ye yükseltilmiştir. Bu rapora da

itiraz edilmesi üzerine aynı heyetten alınan 3/8/2011 tarihli ek raporda önceki

tespitte değişikliğe gerek görülmemiştir.

10. Mahkeme, 18/1/2012 tarihli

ve E.2009/146, K.2012/17 sayılı kararında davacının davasının kabulüyle dava

konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin 146.384,50 TL olarak tespitine,

kararın kesinleşmesi beklenmeksizin bedelin davalıya ödenmesine, taşınmazın

kamulaştırılan kısmının başvurucu adına olan tapu kaydının davacı lehine yol

olarak tapudan terkinine karar vermiştir.

11. Anılan karar taraflarca

temyiz edilmiş; başvurucu, bilirkişi raporlarına yaptığı itirazları temyiz

dilekçesinde de dile getirmiş ancak Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 26/11/2012 tarihli

ve E.2012/20058, K.2012/23782 sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesi kararını

onamıştır.

12. Tarafların karar düzeltme

talebi aynı Dairenin 18/4/2013 tarihli ve E.2013/4067, K.2013/7688 sayılı

ilamıyla reddedilmiştir.

13. Nihai karar 29/5/2013

tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş olup başvurunun 25/6/2013 tarihinde

yapıldığı anlaşılmıştır.

B. İlgili

Hukuk

14. 2942 sayılı Kanun’un “Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz

malın idare adına tescili” kenar başlıklı 10. maddesinin ilgili

kısımları şöyledir:

“Kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde

idare, … asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırma

bedelinin tespitiyle, … idare adına tesciline karar verilmesini ister.

Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibaren en geç otuz

gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, … taşınmaz malın malikine …

bildirerek duruşmaya katılmaya çağırır. Duruşma günü idareye de tebliğ olunur.

…

Mahkemece yapılan duruşmada tarafların bedelde

anlaşamamaları halinde hakim, en geç on gün içinde

keşif ve otuz gün sonrası için de duruşma günü tayin ederek, 15 inci maddede

sayılan bilirkişiler marifetiyle ve tüm ilgililerin huzurunda taşınmaz malın

değerini tespit için mahallinde keşif yapar…

Bilirkişiler, taraflar ve diğer ilgililerin beyanını da

dikkate alarak, 11 inci maddedeki esaslar doğrultusunda taşınmaz malın değerini

belirten raporlarını onbeş gün içinde mahkemeye

verirler. Mahkeme bu raporu, duruşma günü beklenmeksizin taraflara tebliğ eder.

Yapılacak duruşmaya hakim, taraflar veya vekillerini

ve bilirkişileri çağırır. Bu duruşmada tarafların bilirkişi raporlarına varsa

itirazları dinlenir ve bilirkişilerin bu itirazlara karşı beyanları alınır.

Tarafların bedelde anlaşamamaları halinde gerektiğinde hakim tarafından onbeş gün içinde

sonuçlandırılmak üzere yeni bir bilirkişi kurulu tayin edilir ve hakim,

tarafların ve bilirkişilerin rapor veya raporları ile beyanlarından

yararlanarak adil ve hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedeli tespit eder.

Mahkemece tespit edilen bu bedel, taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkının

kamulaştırılma bedelidir. … İdarece, kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına

yatırıldığına… dair makbuzun ibrazı halinde mahkemece, taşınmaz malın idare

adına tesciline ve kamulaştırma bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilir

ve bu karar, tapu dairesine ve paranın yatırıldığı bankaya bildirilir. Tescil

hükmü kesin olup tarafların bedele ilişkin temyiz hakları saklıdır.

(Ek fıkra: 11/04/2013-6459 S.K./6. md) Kamulaştırma

bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması

hâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz

işletilir.

…”

15. 2942 sayılı Kanun’un “Kamulaştırma bedelinin tespiti esasları”

kenar başlıklı 11. maddesinin 4650 sayılı Kanunla değişik ilgili kısımları

şöyledir:

“ …bilirkişi kurulu, kamulaştırılacak taşınmaz

mal veya kaynağın bulunduğu yere mahkeme heyeti ile birlikte giderek, hazır

bulunan ilgilileri de dinledikten sonra taşınmaz mal veya kaynağın;

a) Cins ve nevini,

b) Yüzölçümünü,

c) Kıymetini etkileyebilecek bütün nitelik ve unsurlarını ve

her unsurun ayrı ayrı değerini,

d) Varsa vergi beyanını,

e) Kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarca yapılmış kıymet

takdirlerini,

f) Arazilerde, taşınmaz mal veya kaynağın kamulaştırma

tarihindeki mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde

getireceği net gelirini,

g) Arsalarda, kamulaştırma gününden önceki özel amacı olmayan

emsal satışlara göre satış değerini,

h) Yapılarda, resmi birim fiyatları ve yapı maliyet

hesaplarını ve yıpranma payını,

ı) Bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçüleri,

Esas tutarak düzenleyecekleri raporda bütün bu unsurların

cevaplarını ayrı ayrı belirtmek suretiyle ve ilgililerin beyanını da dikkate

alarak gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz malın

değerini tespit ederler.

Taşınmaz malın değerinin tespitinde, kamulaştırmayı

gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer artışları ile

ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kâr dikkate

alınmaz.

…”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

16. Mahkemenin 16/9/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvurucunun 25/6/2013 tarihli ve 2013/4523

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

17. Başvurucu, taşınmazına komşu

parselin metrekare birim fiyatının aynı nitelikteki başka bir davada 350 TL

olarak belirlendiği hâlde kendi taşınmazının metrekaresine 250 TL değer

biçildiğini; birbirine komşu iki parselin metrekaresi hakkında, aynı

nitelikteki davalarda ayrı ayrı değer biçilerek hakkaniyetsiz davranıldığını,

emsal alınan taşınmaz kadastro parseli kendi taşınmazı ise imarlı parsel olduğu

hâlde belirlenen bedele düzenleme ortaklık payı ilavesi yapılmadığını,

taşınmazına dava tarihi olan 28/4/2009 tarihi itibarıyla değer biçilip ödemenin

karar tarihi olan 18/1/2012 tarihinde yapıldığını, aradaki bu zaman dilimi

nedeniyle kendisine faiz ödemesi yapılmadığı için zarara uğradığını belirterek

Anayasa'nın 35. ve 46. maddelerinde düzenlenen hak ve ilkelerin ihlal

edildiğini ileri sürmüş ve 108.784 TL maddi tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

18. Anayasa Mahkemesi,

başvurucuların ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesine bağlı olmayıp somut

dava ve buna bağlı olayların özelliklerine göre olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder.

19. Başvurucunun, bedelin olması

gerekenden düşük tespit edilmesi ve bu nedenle maddi zarara uğradığına dair

şikâyetlerinin özü, nihai Mahkeme kararının sonucunun hakkaniyete uygun

olmadığına ilişkin olup bu şikâyet yargılamanın sonucunun adil olmadığı iddiası

kapsamında değerlendirilecektir. Başvurucunun faiz ödenmemesi nedeniyle

mülkiyet hakkına ilişkin şikâyeti ise mülkiyet hakkı kapsamında ayrıca

incelenecektir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın Sonucunun Adil Olmadığı İddiası

20. Başvurucu, aleyhlerine

açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında, taşınmazın değerinin

olması gerekenden ve yakın çevredeki taşınmazların önceki kamulaştırma

davalarında belirlenen metrekare birim değerinden düşük belirlenmesi nedeniyle

mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek maddi

tazminat talep etmiştir.

21. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

22. 30/3/2011 tarihli ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

23. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

24. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açıkça keyfîlik

veya bariz takdir hatası içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu

şikâyeti niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası bulunmadıkça Anayasa

Mahkemesince incelenemez (Necati Gündüz ve

Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

25. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucunun yukarıdaki iddiaları incelendiğinde başvurucunun iddialarının

özünün, Derece Mahkemesi tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk

kurallarının yorumlanmasında isabet olmadığına, derece mahkemelerinin

uyuşmazlığa getirdiği çözümün adil olmamasına ve esas itibarıyla yargılamanın

sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

26. 2942 sayılı Kanun’un 10. ve

11. maddeleri uyarınca tarafların kamulaştırma kararı sonrasında bedel

hususunda anlaşamamaları hâlinde dava tarihine göre taşınmazın gerçek değerinin

mahkemece adil ve hakkaniyete uygun bir şekilde tespit edilmesi ve bedelinin

taşınmaz sahibine ödenmesi gerekmektedir.

27. Anayasada ve 2942 sayılı

Kanun’da bahsedilen kriterler çerçevesinde bedel veya değer düşüklüğü

karşılığının tespiti, uzman mahkemelerin ve Yargıtayın

bu konudaki uzman dairelerinin yetki ve görevindedir. Anayasa Mahkemesi bu

konuda uzmanlaşmış bir mahkeme olmadığı gibi yapılan bireysel başvurularda

bedel veya değer düşüklüğü karşılığını hesaplamak gibi bir görevi de

bulunmamaktadır. Bununla birlikte çok sayıda alıcısı ve satıcısı bulunmayan ve

satışa konu malların aynı nitelikte (homojen) olmadığı emlak piyasasında, bir

taşınmazın herkes için geçerli tek, değişmez ve kolay hesaplanabilir bir

fiyatının olmadığı da göz önünde bulundurulmalıdır (Mukadder Sağlam ve diğerleri, B. No: 2013/2511, 22/1/2015,

§§ 48, 49).

28. Başvurucunun delil olarak

sunduğu ve metrekare birim değeri 350 TL olarak tespit edilen taşınmaz,

başvurucunun taşınmazına komşu parselde yer almakla birlikte, tespitin nedeni

olan dava, acele el koyma davası olup taşınmazın nihai değeri, sonradan

açılacak kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası ile belirlenecektir.

Ayrıca her iki taşınmazın büyüklükleri, geometrik şekilleri, konumları ile

kamulaştırılan ve kamulaştırma sonrası sahiplerine kalan kısımları arasında

farklıklar bulunduğu görülmekte ve bu faktörlerin değer tespitine etki edeceği

anlaşılmaktadır. Bununla birlikte bu etkinin ne ölçüde olacağını ve

taşınmazların değerinin ne olacağını belirlemek uzman bilirkişi raporlarına

dayalı olarak derece mahkemelerinin görev ve yetkisi içindedir. Verilen mahkeme

kararında açık keyfîlik bulunmadıkça Anayasa

Mahkemesinin bireysel başvuru kapsamında derece mahkemelerinin tespitine

müdahalesi söz konusu olamaz.

29. Başvuruya konu davada

başvurucu, taşınmazın metrekare birim fiyatını 225 TL olarak belirleyen

20/8/2009 tarihli ilk bilirkişi raporuna itiraz etmiş ve Mahkemece 21/4/2010

tarihli ek bilirkişi raporu alınmış, bu rapora da itiraz edilmesi üzerine yeni

bilirkişi heyeti atanarak 3/9/2010 tarihli yeni bilirkişi raporu alınmış ve bu

raporda taşınmazın değeri 250 TL metrekare birim fiyatı üzerinden

belirlenmiştir. Bu rapora da itiraz edilmesi üzerine 3/8/2011 tarihinde ek

rapor alınmış ancak bu raporda taşınmazın değer tespitinde değişiklik

yapılmamıştır. Görüldüğü gibi Mahkemece başvurucunun bilirkişi raporlarına

itirazı dikkate alınarak yeniden inceleme yaptırılmış ve yeni bir heyet tayin

edilerek yeniden hesaplama yaptırılmış ve bu rapor da yeniden

incelettirilmiştir. Uzman bilirkişilerce tespit edilen değer de kamulaştırma

bedeli olarak Mahkemece karara bağlanmıştır. Bu durumda bedelin tespiti

bağlamında Mahkemenin gerekli özeni göstermediği söylenemez.

30. Başvurucu, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşler hakkında bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

Derece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt

sunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açıkça keyfîlik oluşturan herhangi bir durum da tespit

edilememiştir.

31. Açıklanan nedenlerden dolayı

başvurucunun belirtilen iddialarının kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlara ilişkin olduğu ve derece mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası

veya açıkça keyfîlik de içermediği anlaşıldığından

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Mülkiyet Hakkına İlişkin Şikâyet

32. Başvuru formu ile eklerinin

incelenmesi sonucunda başvurucunun, faiz ödenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkına

ilişkin şikâyetinin açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşıldığından

başvurucunun bu şikâyetinin kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

33. Başvurucu, dava tarihi

itibarıyla tespit edilen kamulaştırma bedelinin dava sonunda faiz işletilmeden

ödenmesinden şikâyet etmekte ve kamulaştırma bedeline dava tarihinden ödeme

tarihine kadar geçen süre için kanuni faiz uygulanarak belirlenecek meblağın

tazminat olarak ödenmesini talep etmektedir.

34. Anayasa’nın “Mülkiyet Hakkı” kenar başlıklı 35. maddesi

şöyledir:

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı

olamaz.”

35. Anayasa'nın “Kamulaştırma” kenar başlıklı 46.

maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamu yararının gerektirdiği

hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan

taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve

usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya

yetkilidir.

Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım bedeli

nakden ve peşin olarak ödenir. … Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu

hallerde, taksitlendirme süresi beş yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşit

olarak ödenir.

…

İkinci fıkrada öngörülen taksitlendirmelerde ve herhangi bir

sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en

yüksek faiz uygulanır.”

36. Anayasa'nın “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması”

kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,

demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük

ilkesine aykırı olamaz.”

37. Somut başvuruda başvurucu,

kamulaştırmanın kamu yararı şeklinde meşru bir amaca yönelik olmadığı yönünde

bir şikâyette bulunmamaktadır. Başvuru dosyası incelendiğinde başvurucularla

beraber çok sayıda kişinin hisse sahibi olduğu taşınmazın, kentsel hizmet alanı

olarak kullanılmak üzere kamulaştırıldığı ve kamulaştırma sürecinin 2492 sayılı

Kanun doğrultusunda sürdürülerek tamamlandığı görülmektedir. Bu durumda

mülkiyetten yoksun bırakmanın, meşru amacının bulunduğu ve kanuna uygun olarak

yapıldığı anlaşıldığından başvurucuların faiz ödenmemesine yönelik şikâyetleri

Anayasa’nın 13., 35. ve 46. maddeleri kapsamında ölçülülük ilkesi yönünden

incelenecektir.

38. Anayasa'nın 46. maddesinde

öngörülen ve temel öğesinin “kamu yararı”

olduğu kabul edilen kamulaştırma, bir taşınmaz üzerindeki özel mülkiyet

hakkının, malikin rızası olmaksızın, kamu yararı için ve karşılığı ödenmek

koşuluyla devlet tarafından sona erdirilmesidir. Kamu yararı bulunması,

kamulaştırma kararının yasada gösterilen esas ve usullerine uyulması, gerçek

karşılığın peşin ve nakden ödenmesi kamulaştırmanın anayasal öğeleridir (AYM,

E.2004/25, K.2008/42, K.T. 17/1/2008).

39. Anayasa’nın 35. maddesine

göre kişilerin mülkiyetleri ancak kanunla öngörülmüş usullerle ve kamu yararı

gereği karşılığı ödenmek suretiyle ellerinden alınabilir. Anayasa’nın 13. maddesinde

yer alan ölçülülük ilkesi gereği kişilerin mülklerinden mahrum bırakılmaları

hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile mülkünden mahrum bırakılan bireyin

hakları arasında adil bir denge kurulması gerekmektedir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No:

2013/817, 19/12/2013, § 37).

40. Uzun süren kamulaştırma

bedelinin tespiti davalarında, dava tarihine göre belirlenen kamulaştırma

bedelinin, dava sonunda faiz işletilmeden taşınmazı kamulaştırılan bireylere

ödenmesi hâlinde bireylerin almaları gereken bedelin enflasyon karşısında

aşınmasına neden olunmaktadır. Taşınmazı kamulaştırılan kişilere ödenen

kamulaştırma bedelinin kişinin uğradığı zararı telafi edebilmesi için

taşınmazın gerçek karşılığı olması yanında ayrıca ödenen bedelin tespitiyle ödenmesi

arasında geçen dönemde gözlemlenen enflasyona nispetle hissedilir derecede

değer kaybetmemiş olması gerekir (Mehmet

Akdoğan ve diğerleri, § 59).

41. Bir eşyanın devir

tarihindeki bedelinin daha sonra ödenmesi durumunda arada geçen sürede

enflasyon nedeni ile paranın değerinde oluşan hissedilir aşınma ile mülkiyetin

gerçek değeri azaldığı gibi bu bedelin tasarruf veya yatırım aracı olarak

getirisinden yararlanma imkânı da bulunmamaktadır. Bu tür uygulamalar

neticesinde kişiler mülkiyet haklarından mahrum edilerek haksızlığa

uğratılmaktadır (AYM, E.2008/58, K.2011/37, 10/2/2011).

42. Nitekim kanun koyucu,

bahsedilen husustaki yasal eksikliği gidermek ve kamulaştırma bedelinin tespiti

davalarında davanın zamanında sonuçlandırılamaması hâlinde yargılama sürecinde

kamulaştırma bedelinin enflasyon etkisiyle uğrayacağı değer kaybını telafi

ederek benzer mağduriyetleri önlemek maksadıyla 6459 sayılı Kanun’un 6.

maddesiyle 2942 sayılı Kanun’un 10. maddesine bir fıkra ekleyerek “Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın

dört ay içinde sonuçlandırılamaması hâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin

bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir.” hükmünü getirmiş ve

zamanında tamamlanamayan kamulaştırma bedelinin tespiti davalarında ödemenin

yapıldığı tarihe kadar kamulaştırma bedeline faiz ödenmesi imkânını tanımıştır

(Mehmet Akdoğan ve diğerleri, §

53).

43. Somut başvuruya konu

kamulaştırma işleminde ise davada bahsedilen Kanun hükmünün yürürlüğe giriş

tarihinden önce karar verilmiş, temyiz talebi ise reddedilmiş ve kamulaştırma

bedeli başvurucuya faizsiz olarak ödenmiştir. Bu durumda kamulaştırma sürecinde

kamu yararına ulaşmak için kullanılan yöntemler ile izlenen amaç arasında makul

bir orantılılığın ve mülkünden mahrum bırakılan başvurucunun orantısız ve aşırı

bir yüke maruz kalıp kalmadığının araştırılması gerekmektedir.

44. Başvuru konusu kamulaştırma

bedelinin tespiti ve tescili davası, 28/4/2009 tarihinde açılmış, Mahkemenin

18/1/2012 tarihli kararıyla başvurucuya 146.384,50 TL kamulaştırma bedeli

ödenmiştir. Bu durumda dava tarihi esas alınarak tespit edilen kamulaştırma

bedeli başvurucuya dava tarihinden 2 yıl 9 ay sonra ödenmiştir. Merkez Bankası

verilerine göre davanın açıldığı ve bedel tespitinde esas alınan Nisan 2009 ile

ödemenin yapıldığı Ocak 2012 tarihi arasında enflasyonda meydana gelen artış % 24,56 olup dava tarihine göre belirlenerek yapılan

ödemenin enflasyon karşısında uğradığı değer kaybını telafi edecek fark

35.957,50 TL’dir.

45. Yukarıdaki tespitler

doğrultusunda kamulaştırma bedelinin dava açıldığı tarihteki değeri ile

ödendiği tarihteki değeri arasında gözlemlenen farkın kamulaştırma bedeline

faiz veya enflasyon farkı eklenmemesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

Ödenmeyen enflasyon farkı, bireylerin mülkiyet hakkının korunması ile kamu

yararı arasında olması gereken adil dengeyi bozarak ve Anayasa’da yer alan

ölçülülük ilkesine aykırı bir şekilde başvurucu üzerinde orantısız bir yük

oluşturarak mülkiyet hakkını ihlal etmektedir.

46. Başvurunun değerlendirilmesi

neticesinde başvuruya konu kamulaştırma bedelinin tespiti davasında dava

tarihine göre belirlenen kamulaştırma bedelinin başvurucuya 2 yıl 9 ay sonra

ödendiği, bu süre zarfında Merkez Bankası verilerine göre enflasyonda meydana

gelen artışın % 24,56 olduğu, bahsedilen değer kaybı oranı dikkate alındığında

bu durumun başvurucu üzerinde idarenin ulaşmak istediği meşru kamu yararı ile

haklı gösterilemeyecek şekilde orantısız yüke sebep olduğu sonucuna

ulaşılmıştır.

47. Belirtilen nedenlerden

dolayı başvurucunun Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi

Yönünden

48. Başvurucu, dava tarihine

göre belirlenen kamulaştırma bedelinin dava sonunda kendisine faiz

uygulanmaksızın ödenmesi ve bedelin olması gerekenden düşük tespit edilmesi

nedenleriyle maddi tazminata hükmedilmesini

talep etmiştir.

49. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

50. Başvurucuya dava tarihine

göre belirlenen kamulaştırma bedelinin 2 yıl 9 ay sonunda faiz işletilmeden

ödendiği, faiz işletilmeden yapılan ödemeler sonucu kamulaştırma bedelinde bu

sürede gerçekleşen % 24,56 oranındaki enflasyon nedeniyle bir değer kaybı

oluştuğu, bu durumun başvurucu üzerinde idarenin ulaşmak istediği meşru kamu

yararı ile haklı gösterilemeyecek şekilde orantısız bir yük oluşturduğu

anlaşıldığından bahsedilen maddi değer kaybını telafi edebilmek için

başvurucuya net 35.957,50 TL maddi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

51. Başvurucu tarafından,

bedelin olması gerekenden düşük tespit edilmesi nedeniyle maddi tazminat

talebinde bulunulmuş olmakla beraber tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi

zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından ve başvurucunun bu

iddiası açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle kabul edilemez bulunduğundan

başvurucunun diğer maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

52. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500 TL vekâlet

ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Yargılamanın sonucunun adil

olmadığı iddiasının açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mülkiyet hakkına ilişkin

iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde

güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 35.957,50 TL

MADDİ TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

D. Başvurucunun tazminata

ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

E. Başvurucu tarafından yapılan

198,35 TL harç ve 1.500 TL vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama

giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın

tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren

dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona

erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına

16/9/2015

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Selami ER Başvurucu : Yaşar ALBAYRAK Vekili : Av. Cumhur YILDIZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/4523, 16 Eylül 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Anayasa’nın 35. maddesinde
  16. C. Başvurucuya net 35.957,50 TL
  17. D. Başvurucunun tazminata
  18. E. Başvurucu tarafından yapılan
  19. F. Ödemelerin, kararın
  20. M. Emin KUZ
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/4523
Tarih
16 Eylül 2015

İlgili Kararlar

  • Selçuk Tuncel Başvurusu (B. No: 2013/4065)
  • Haci Altürk Başvurusu (B. No: 2013/5223)
  • Ahmet Eroğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/9418)
  • Rıdvan Bayram Başvurusu (B. No: 2013/1171)
  • İlhan Cihaner Başvurusu (B. No: 2013/9285)
  • Turkuaz Yemek Temizlik Güvenlik Hizmetleri ve Gıda Sanayi Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/3389)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.