İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Genel Kurul

ANAYASA MAHKEMESİ · GENEL KURUL

KARAR

Zeycan Yedigöl Başvurusu (B. No: 2013/1566)

1.

Başvuru No2013/1566Tarih10 Aralık 2015Okuma11 dk · 2.204 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Genel Kurul Zeycan Yedigöl Başvurusu

Karar tarihi
10 Aralık 2015
Başvuru Numarası
2013/1566
R.G. Tarih ve Sayı
14/1/2016-29593
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.204 kelime·11 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1.

Başvuru, 10/4/1981 tarihinden itibaren kendisinden

haber alınamayan Nurettin Yedigöl’ün (N.Y.) polis

tarafından gözaltına alındıktan sonra devletin himayesi altında kaybolduğu ve

adli makamlarca maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için etkili soruşturma

yürütülmediği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2.

Başvuru, 15/2/2013 tarihinde İstanbul 6. Asliye Hukuk

Mahkemesi aracılığıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan

ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve başvurunun

Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3.

İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 19/9/2013 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4.

Bölüm başkanı tarafından 1/12/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve

başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)

gönderilmesine karar verilmiştir.

5.

Başvuru konusu olay ve olgular 1/12/2014 tarihinde

Bakanlığa bildirilmiştir. Bakanlığın yazılı görüşü 26/12/2014

tarihinde Anayasa Mahkemesine sunulmuştur.

6.

Bakanlık görüş yazısı, başvurucuya 8/1/2015 tarihinde

tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı 20/1/2015

tarihinde beyanda bulunmuştur.

7.

İkinci Bölüm tarafından 14/10/2015 tarihinde yapılan

toplantıda başvurunun, niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara

bağlanması gerekli görüldüğünden Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

28. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca görüşülmek üzere Genel Kurula

sevkine karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

8.

Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle

şöyledir:

9.

Başvuruya konu olay “12 Eylül 1980 Askerî Müdahalesi” sonrasında İstanbul’da

yaşanmıştır.

10.

Başvurucu, 10/4/1981 tarihinde kaybolduktan sonra bir

daha kendisinden haber alınamayan N.Y.nin annesidir.

11.

N.Y. son olarak Kağıthane’de bir düğün merasiminde

görülmüştür. Düğün çıkışında arkadaşlarıyla birlikte polis tarafından gözaltına

alınarak Gayrettepe’de bulunan Emniyet Müdürlüğü binasına götürüldüğü ileri

sürülmektedir. Bu iddia resmî makamlarca hiçbir zaman doğrulanmamıştır.

12. Aynı

tarihlerde gözaltında bulunan A.Ş.Y., yazdığı bir

mektupta başvurucunun iddialarını doğrulayarak N.Y. ile aynı yerde tutulduğunu

ve işkenceye maruz kaldıklarını belirtmiştir. N.Y.nin

gözaltında işkence gördüğünü doğrulayan başka tanıklar da bulunmaktadır.

13. N.Y.nin ailesi; çocuklarının gözaltında tutulduğunu,

çocuklarına işkence yapıldığını ve sonrasında ortadan kaybolduğunu belirterek

Emniyet Müdürlüğüne, Sıkıyönetim Komutanlığına, Millî Güvenlik Konseyi Genel

Sekreterliğine, Cumhurbaşkanlığına, Başbakanlığa ve Askerî Savcılığa başvuruda

bulunmuş ancak sonuç alamamıştır.

14.

Adli makamlarca başvurucunun şikâyetleriyle ilgili farklı tarihlerde üç ayrı

soruşturma yürütülmüş ve tamamı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

(KYOK) verilmiştir. Soruşturmaların üçü de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı

(Savcılık) tarafından yürütülmüştür.

15.

1986 yılında başlatılan birinci soruşturma hakkında zamanaşımı nedeniyle 14/7/2000 tarihli ve 1986/11502 Soruşturma sayılı KYOK

verilmiştir. Başvurucunun 2012 yılında yaptığı ikinci suç duyurusu da aynı

gerekçeyle 2/5/2012 tarihinde 2012/43993 Soruşturma ve

K.2012/24/746 sayılı KYOK ile sonuçlanmıştır.

16.

Bireysel başvuruya konu yapılan üçüncü soruşturma ise başvurucunun 21/3/2012 tarihli dilekçesi ile başlatılmıştır. Başvurucu,

bu soruşturma kapsamında oğlunun gözaltında işkence sonucu ölümünden “12 Eylül

1980 Askerî Müdahalesi” lideri

Ahmet Kenan Evren ve komuta kademesi ile İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siyasi Şube

Müdürü T.S. ve anılan Şubede görevli polislerin sorumlu olduğunu iddia

etmiştir.

17.

Savcılık, anılan soruşturma kapsamında 28/8/2012

tarihli ve 2012/100589 Soruşturma ve K.2012/44082 sayılı KYOK vermiştir. Anılan

kararın ilgili kısmı şöyledir:

“Şüpheli T. S. ve diğer görevli polisler

hakkında müsnet suçlardan yapılan soruşturma

sonucunda; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2/5/2012

günlü ve 2012/43993-24746 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

verilmiş olup, bu karara vaki itiraz Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin

27/7/2012 tarih ve 2012/1226 D.İş. sayılı

kararı ile reddedilmiştir.

Şüpheli K. E. ve

Milli Güvenlik Konseyi Üyelerine isnat edilen suçların işlendiği tarihten

itibaren 765 sayılı TCK’nın 102/1, 104/2 maddelerinde öngörülen süre de geçmiş

olmakla;

Müsnet

suçlardan şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.”

18.

Başvurucu tarafından söz konusu karara yapılan itiraz, yerinde görülmeyerek

Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/11/2012 tarihli

ve 2012/1916 Değişik İş sayılı kararı ile reddedilmiştir.

19.

Bu karar 21/1/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiş olup 15/2/2013 tarihinde süresi içinde Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuruda bulunulmuştur.

B. İlgili Hukuk

20.

Anayasa’nın geçici 15. maddesi şöyledir:

“12 Eylül 1980 tarihinden, ilk genel seçimler

sonucu toplanacak Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanlık Divanını

oluşturuncaya kadar geçecek süre içinde, yasama ve yürütme yetkilerini Türk

milleti adına kullanan, 2356 sayılı Kanunla kurulu Milli Güvenlik Konseyinin,

bu Konseyin yönetimi döneminde kurulmuş hükümetlerin, 2485 sayılı Kurucu Meclis

Hakkında Kanunla görev ifa eden Danışma Meclisinin her türlü karar ve

tasarruflarından dolayı haklarında cezai, mali veya hukuki sorumluluk iddiası

ileri sürülemez ve bu maksatla herhangi bir yargı merciine başvurulamaz.

Bu karar ve tasarrufların

idarece veya yetkili kılınmış organ, merci ve görevlilerce uygulanmasından

dolayı, karar alanlar, tasarrufta bulunanlar ve uygulayanlar hakkında da

yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır. ”

21. 13/3/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102. ve

104. maddeleri şöyledir:

“Madde 102 - Kanunda başka türlü yazılmış olan ahvalin maadasında hukuku amme davası:

1 - Ağırlaştırılmış müebbet ağır

hapis ve müebbed

ağır hapis cezalarını müstelzim cürümlerde yirmi sene,

2 - Yirmi seneden aşağı olmamak üzere muvakkat ağır hapis

cezasını müstelzim cürümlerde on beş sene,

3 - Beş seneden ziyade ve yirmi seneden az ağır hapis veya

beş seneden ziyade hapis yahud hidematı

ammeden müebbeden mahrumiyet cezalarından birini

müstelzim cürümlerde on sene,

4 - Beş seneden ziyade olmamak üzere ağır hapis veya hapis yahud sürgün veya hidematı

ammeden muvakkaten mahrumiyet cezalarını ve ağır para cezasını müstelzim

cürümlerde beş sene,

5 - Bir aydan ziyade hafif hapis veya otuz liradan ziyade

hafif para cezasını müstelzim fiillerde iki sene,

6 - Bundan evvelki bendlerde beyan

olunan mikdardan aşağı cezaları müstelzim

kabahatlerde altı ay geçmesile ortadan kalkar.

Bu kanunun ikinci kitabının birinci babında yazılı ağırlaştırılmış müebbet ağır

hapis veya müebbed

yahud muvakkat ağır hapis cezalarını müstelzim

cürümlerin yurd dışında işlenmesi halinde dava müruru

zamanı yoktur.

Madde 104 - Hukuku amme davasının müruru zamanı, mahkumiyet hükmü yakalama, tevkif, celb

veya ihzar müzekkereleri, adli makamlar huzurunda maznunun sorguya çekilmesi,

maznun hakkında son tahkikatın açılmasına dair olan karar veya C. müddeiumumisi

tarafından mahkemeye yazılan iddianame ile kesilir.

Bu halde müruru zaman, kesilme gününden itibaren yeniden

işlemeğe başlar. Eğer müruru zamanı kesen muameleler müteaddid

ise müruru zaman bunların en sonuncusundan itibaren tekrar işlemeğe başlar.

Ancak bu sebepler müruru zaman müdetini 102 nci maddede ayrı ayrı muayyen olan müddetlerin yarısının

ilavesi ile baliğ olacağı müddetten fazla uzatamaz.”

22. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan

kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin

lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin

10/12/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvurucunun 15/2/2013 tarihli ve 2013/1566 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucu,

10/4/1981 tarihinde kaybolan oğlunun polisler

tarafından gözaltına alındıktan sonra işkence edilerek öldürüldüğünü iddia

etmektedir. Başvurucu, olayın üzerinden geçen 31 yıllık süreçte faillerin ve

tanıkların isimleri belli olmasına rağmen ifadelerine başvurulmadığını, olay

hakkında etkili soruşturma yapılmadığını, 12/9/2010

tarihinde yapılan referandum ile Anayasa’nın geçici 15. maddesinin yürürlükten

kaldırılması üzerine “12 Eylül 1980 Askerî Müdahalesi”ni

gerçekleştiren ve oğlunun kaybolmasında sorumlulukları olduğunu düşündüğü Ahmet

Kenan Evren ve komuta kademesi hakkında açılan soruşturma dikkate alınmayarak

olay hakkında zamanaşımı nedeniyle KYOK verildiğini belirtmiştir. Başvurucu,

Anayasa’nın 17. ve 36. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ve manevi

tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

25.

Bakanlık görüş yazısında başvurucunun iddiaları kabul edilebilirlik ve esas

bakımından ayrı ayrı değerlendirilmiştir.

26.

Bakanlık, kabul edilebilirlik bakımından; başvurucunun yakınının kaybolması ile

ilgili üç ayrı soruşturma yürütüldüğünü, bu soruşturmalardan ilk ikisinin

Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başladığı 23/9/2012

tarihinden önce kesinleştiğini, yeni delil olmaksızın açılan üçüncü

soruşturmanın şeklen yeni bir soruşturma olmakla birlikte esasen yenilik

içermediğini, başvurucunun şikâyeti üzerine yeniden açılan soruşturmanın

başvurucuya bireysel başvuru olanağı verip vermeyeceğinin değerlendirilmesi

gerektiğini belirtmiştir.

27.

Bakanlık, esas bakımından ise başvurucunun yakınının gözaltına alındığına

ilişkin bir kabul veya veri bulunmamakla birlikte etkin soruşturma yapılmadığı

yönündeki şikâyetlerin değerlendirilmesi konusunda takdirin Anayasa Mahkemesine

ait olduğunu ifade etmiştir.

28.

Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında bireysel başvuruya konu suç

duyurusunda yeni tanıklar bildirdiğini “12 Eylül 1980 Askerî Müdahalesi” ile

ilgili olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca açılan soruşturmanın yeni delil

niteliğinde olduğunu, anılan başvuru sonucu verilen KYOK’un

23/9/2012 tarihinden sonra kesinleştiğini, oğlunun

henüz bulunamamış olması nedeniyle mağduriyetinin devam ettiğini belirterek

Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkili olduğunu ifade etmiştir.

29. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin (8)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve

kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler.”

30.

Anılan Kanun hükmü uyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin

başlangıcı 23/9/2012 tarihi olup Mahkeme, ancak bu

tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel

başvuruları inceleyebilir. Bu açık düzenleme karşısında, anılan tarihten önce

kesinleşmiş nihai işlem ve kararları da içerecek şekilde yetki kapsamının

genişletilmesi mümkün değildir (Hasan Taşlıyurt,

B. No: 2012/947, 12/2/2013, § 16).

31.

Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisini doğru olarak belirleyebilmek

için kesinleşen nihai işlem ve kararın tarihinin yanı sıra gerçekleştiği iddia

olunan müdahalenin zamanını da doğru tespit etmek gerekir. Bu tespit yapılırken

müdahaleyi oluşturan olaylar ve ihlal edildiği iddia olunan hakkın kapsamı

birlikte değerlendirilmelidir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Blečić/Hırvatistan [BD], B. No: 59532/00, 8/3/2006, §§ 77-82).

32.

Başvurucunun iddiaları oğlunun gözaltında kaybolduğuna ve etkili soruşturma

yürütülmediğine ilişkindir. Kaybolma “anlık” gerçekleşen bir eylem veya olay

değildir. Tam aksine kaybolan kişiye ne olduğuna dair bilginin bulunmadığı,

belirsizliğin devam ettiği çelişkili bir durum söz konusudur. Devletin etkili

soruşturma şeklindeki usul yükümlülüğü, himayesi altındayken kaybolan kişinin

nerede olduğunu ve akıbetini açıklamadığı sürece potansiyel olarak devam eder.

Dolayısıyla gerekli soruşturma yapmamayı sürdürme, nihayetinde kişinin öldüğü kabul

edilecek olsa bile, devam eden bir ihlal olarak görülebilir (Benzer yöndeki

AİHM kararı için bkz. Varnava

ve diğerleri/Türkiye [BD], B. No: 16064/90 …, 18/9/2009, §§

147-149).

33.

Bir kamu görevlisi, yürüttüğü görevin sağlamış olduğu nüfuzu kötüye kullanmak

suretiyle kişilerin yaşamına ya da maddi veya manevi bütünlüğüne yönelik bir

davranışla suçlandığı takdirde cezasız bırakılmamalıdır. Yargılama veya

mahkûmiyet zamanaşımına uğratılarak bu tür suçlamalar sonuçsuz bırakılmamalı ve

böyle davalarda af veya bağışlama gibi koruyucu önlemlerin alınmasına izin

verilmemelidir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Tuna/Türkiye, B. No: 22339/03, 19/1/2010,

§ 71).

34.

Bu açıklamalardan, devam eden bir ihlalle ilgili olarak hiçbir süre sınırlaması

olmaksızın Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılabileceği sonucuna ulaşmak

mümkün değildir. Mahkeme, hukuk güvenliği ilkesinin bir sonucu olarak zaman

bakımından yetkisinin sınırlarını kesin olarak belirlemek zorundadır (Benzer

yöndeki AİHM kararı için bkz. Šilih/Slovenya

[BD], B. No: 714630/1, 9/4/2009, §§ 148-163). Bu

kapsamda, etkili soruşturma yapılmadığına ilişkin başvurular yönünden

soruşturmayı sonlandıran kararın kesinleştiği tarihin, Mahkemenin zaman

bakımından yetkisini belirleyen 23/9/2012 tarihinden

önce mi yoksa sonra mı olduğunun tespit edilmesi gerekir.

35.

Somut olayda birinci soruşturmayı zamanaşımı gerekçesiyle sonlandıran karar,

Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başladığı tarihten önce

kesinleşmiştir. Dolayısıyla devlet, etkili soruşturma yapmama şeklindeki

müdahalesini kritik tarihten önce son kez ve kesin olarak gerçekleştirmiştir.

Birinci soruşturma sonucunu teyit eden, ikinci soruşturmayı sonlandıran kararın

kesinleştiği tarih de kritik tarihten öncedir (bkz. § 15).

36.

Bireysel başvuruya konu son soruşturma ise Anayasa Mahkemesinin zaman

bakımından yetki sınırları içinde 11/11/2012 tarihinde

kesinleşmiştir (bkz. § 18). Bu durumda Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından

yetkili olmadığı bir tarihte kesinleşen işlemlere karşı sonradan yapılan “yargılamanın yenilenmesi talebi” veya “yeniden suç duyurusu” gibi girişimlerin bireysel başvuru hakkını

yeniden doğurup doğurmayacağı konusunun açıklığa kavuşturulması gerekir.

37.

Kesinleşmiş yargı kararlarına karşı, kararın esasını etkileyecek yeni bir

durumla karşılaşılması hâlinde yargı mercilerine yeniden başvurmak mümkündür.

Bu başvurular neticesinde yargı mercilerince verilen kararların bireysel

başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine taşınmasının önünde bir engel

bulunmamaktadır. Ancak bu başvuru sonucu yapılacak inceleme, kesinleşmiş karara

ilişkin olmayıp sadece ortaya çıkan yeni durum hakkında verilen kararın

münhasıran bir hak ihlali oluşturup oluşturmadığı ile sınırlı olacaktır.

38.

Somut olayda başvurucu, Anayasa’nın geçici 15. maddesinin yürürlükten

kaldırılmasına vurgu yaparak “12 Eylül 1980 Askerî Müdahalesi”ni

gerçekleştiren Ahmet Kenan Evren ve komuta kademesi hakkında açılan

soruşturmayı ve bazı tanık isimlerini yeni delil olarak göstermiştir. Savcılık,

başvurucunun yeni deliller elde edildiğine dair iddialarını dikkate almayarak

olaya ilişkin dava zamanaşımı süresinin dolduğuna dair kararını yinelemiştir.

39.

Dava zamanaşımı, belli koşulların gerçekleşmesi hâlinde devletin cezalandırma

hakkından vazgeçmesidir. Böyle bir durumda, zamanaşımına uğrayan bir soruşturma

dosyasına sunulan yeni delillerin Savcılık tarafından araştırılması veya

değerlendirilmesi beklenemez.

40. Öte

yandan dosyaya sunulan yeni delillerin zamanaşımını etkileyecek veya zamanaşımına

rağmen soruşturmayı yeniden başlatacak nitelikte olması hâlinde bu durumun

dikkate alınması gerekir. Başvurucu, Anayasa’nın yürürlükten kaldırılan geçici

15. maddesinin zamanaşımını kestiğini, insanlığa karşı işlenen suçlarda ve

işkence suçlarında zamanaşımı sürelerinin işlemeyeceğini ileri sürmektedir.

41. Savcılık,

bireysel başvuruya konu kararında şüphelilerin Anayasa’nın yürürlükten

kaldırılan geçici 15. maddesinin koruması altında olduklarından bahsetmemiş ve

soruşturmayı olağan seyrinde sürdürerek zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle

sonuçlandırmıştır. Geçici 15. maddenin, “12 Eylül 1980 Askerî Müdahalesi”

sonrasında oluşturulan hükûmetler ile meclisin karar ve tasarruflarını yerine

getiren kişi ve organları güvence altına aldığı, kamu görevlilerine işledikleri

kişisel suçlar bakımından koruma sağlamadığı görülmektedir.

42. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında da

belirtildiği üzere daha önce başvurulduğu ve reddedildiği için başarılı

olunmayacağı belli olan başvuru yoluna, yeni bir delil ileri sürmeksizin

bireysel başvuruların incelenmeye başlandığı tarih olarak belirlenen 23/9/2012 tarihinden sonra tekrar başvurulması sonucu

verilen ret kararı üzerine yapılan bireysel başvurunun, Anayasa Mahkemesinin

zaman bakımından yetkisi kapsamında olduğunun kabul edilmesi mümkün değildir (İbrahim Oğuz Yapar, B. No:

2012/829, 5/3/2013, § 32).

43.

Açıklanan nedenlerle bireysel başvuruların incelenmeye başlandığı tarih olarak

belirlenen 23/9/2012 tarihinden önce kesinleşen bir

karara ilişkin aynı doğrultuda yapılan yeni şikâyetlerin, bireysel başvuru

hakkını doğurmayacağı anlaşıldığından başvurunun diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin zaman

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun, zaman

bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına

10/12/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

:

Burhan ÜSTÜN

Başkanvekili

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

Alparslan ALTAN

Hicabi DURSUN

Celal Mümtaz AKINCI

Erdal TERCAN

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Hasan Tahsin GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

M. Serhat MAHMUTOĞLU

Başvurucu : Zeycan YEDİGÖL Vekili : Av. Emire Eren KESKİN

Anayasa Mahkemesi Genel Kurul, E. 2013/1566, 10 Aralık 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Başvurunun, zaman
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına
  13. M. Emin KUZ
  14. M. Serhat MAHMUTOĞLU
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Genel Kurul
Başvuru No
2013/1566
Tarih
10 Aralık 2015

İlgili Kararlar

  • Alaattin Hoşer Başvurusu (B. No: 2013/4188)
  • O. H. Başvurusu (B. No: 2013/3156)
  • Mustafa Fehmi Okay Başvurusu (B. No: 2013/5967)
  • Ali Sarıpınar Başvurusu (B. No: 2013/5973)
  • Vedat Acar Başvurusu (B. No: 2013/5971)
  • Mustafa Öcal ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/8196)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.