İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ziver Demircan Başvurusu (B. No: 2014/235)

1. Başvuru, tutukluluğa itirazların gerekçesiz olarak

Başvuru No2014/235Tarih3 Şubat 2016Okuma15 dk · 3.057 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ziver Demircan Başvurusu

Karar tarihi
3 Şubat 2016
Başvuru Numarası
2014/235
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.057 kelime·15 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğa itirazların gerekçesiz olarak

reddedilmesi ve tutukluluğun uzun sürmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının, işlemediği suçlardan dolayı cezalandırılmasına karar verilmesi ve

hakkında yeterli ceza indirimi uygulanmaması nedenleriyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 6/1/2014 tarihinde Ceyhan Cumhuriyet Başsavcılığı

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 31/3/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının 2008/1757

soruşturma sayılı dosyası yürütülen soruşturma kapsamında, Tarsus 2. Sulh Ceza

Mahkemesinin 20/11/2008 tarihli ve 2008/132 Sorgu sayılı kararı ile “bir

kimseyi fuhşa teşvik etme veya yaptırma veya aracılık ettirme, suç işlemek

amacıyla kurulan örgüte üye olma” suçlarından tutuklanmıştır.

6. Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının 14/1/2009 tarihli ve 2009/3

sayılı fezlekesi ile başvurucu hakkındaki soruşturma dosyası Adana Cumhuriyet

Başsavcılığına gönderilmiştir.

7. Adana Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK 250. madde ile görevli

) 6/5/2009 tarihli ve E.2009/229 sayılı iddianamesi ile başvurucunun “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, suç

işlemek amacıyla örgüt kurma, kasten yaralama, silahla yağma, tehdit, ruhsatsız

silah taşıma hakaret, basit cinsel saldırı, çocukları fuhşa teşvik etme veya

yaptırma veya aracılık ettirme, bir kimseyi fuhşa teşvik etme veya yaptırma

veya aracılık ettirme” suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması

istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.

8. Dava, Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2009/106 sayılı

dosyası ile başvurucu yönünden tutuklu olarak sürdürülmüştür.

9. Yapılan yargılama sonucunda Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesinin

24/5/2013 tarihli ve E.2009/106, K.2013/139 sayılı kararı ile başvurucunun,

“suç örgütü üyesi olma” suçundan 1 yıl 8 ay hapis “müşteki H.G.ye yönelik

kasten yaralama” suçundan 4 yıl 6 ay hapis “müşteki E.A.ya

yönelik zorla fuhuş yaptırma” suçundan 7 yıl 17 ay 7 gün hapis ve 84.360 TL

adli para, “müşteki E.A.ya yönelik nitelikli yağma” suçundan 12 yıl hapis

“müşteki M.Ö.ye yönelik zorla fuhuş yaptırma” suçundan 16 yıl 10 ay 15 gün

hapis ve 84.375 TL adli para “müşteki M.Ö.ye yönelik nitelikli yağma” suçundan

12 yıl hapis, “mağdur M.T.ye yönelik tehdit” suçundan 3 yıl hapis “mağdur

M.T.ye yönelik hakaret” suçundan 2 yıl hapis “müşteki H.İ.ye yönelik zorla

fuhuş yaptırma” suçundan 7 yıl 17 ay 7 gün hapis ve 84.360 TL adli para

“müşteki H.İ.ye yönelik nitelikli yağma” suçundan

12 yıl hapis cezalarıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece hüküm

ile birlikte “almış oldukları ceza miktarı

ve kaçma şüphesi dikkate alınarak” başvurucunun tutukluluk hâlinin

devamına karar verilmiştir.

10. Anılan karar, başvurucuya duruşmada tefhim edilmiştir.

11. Başvuru formu ve eklerinde, hüküm ile birlikte verilen

tutukluluğun devamı kararına karşı itiraz yoluna gidildiğine dair bilgi ve/veya

belge sunulmamıştır.

12. Başvurucu 10/12/2013 tarihinde tahliyesine karar verilmesi

talebiyle Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesine başvuruda bulunmuş, Mahkemenin

11/12/2013 tarihli ek kararı ile “sanığın

hükmen tutukluluk halinin devamına karar verildiğinden ve tutukluluk

şartlarında bir değişiklik olmadığından” başvurucunun talebine

ilişkin “karar verilmesine yer olmadığına” karar

verilmiştir.

13. Başvurucu 6/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

14. Başvurucu, hakkında verilen mahkûmiyet hükmünü temyiz

etmiştir.

15. Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 25/3/2015 tarihli ve

E.2014/7498, K.2015/38826 sayılı ilâmı ile başvurucu hakkında “suç örgütü üyesi olma, müşteki H.G.ye

yönelik kasten yaralama, müşteki E.A.ya yönelik zorla

fuhuş yaptırma, mağdur M.T.ye yönelik tehdit ve hakaret, müşteki H.İ.ye yönelik

zorla fuhuş yaptırma ve nitelikli yağma” suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerinin

onanmasına “müşteki M.Ö.’ye yönelik zorla fuhuş

yaptırma” suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün (16 yıl 10 ay 15 gün hapis ve

84.360 TL adli para cezası olarak) düzelterek onanmasına, “müştekiler M.Ö. ve E.A.ya yönelik nitelikli yağma” suçlarından verilen

mahkûmiyet hükümlerinin bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlgili Hukuk

16. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Kasten yaralama” kenar başlıklı 86.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Kasten başkasının vücuduna acı veren veya

sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan

üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

17. 5237 sayılı Kanun’un

“Tehdit” kenar başlıklı 106. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Tehdidin;

...

d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin

oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

İşlenmesi halinde, fail hakkında iki yıldan

beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”

18. 5237 sayılı Kanun’un “Hakaret”

kenar başlıklı 125. maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:

“Hakaret suçunun;

a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,

...

İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir

yıldan az olamaz.”

19. 5237 sayılı Kanun’un “Nitelikli

yağma” kenar başlıklı 149. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Yağma suçunun;

a) Silahla,

...

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

...

f) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin

oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

...

İşlenmesi halinde, fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”

20. 5237 sayılı Kanun’un “Suç

işlemek amacıyla örgüt kurma” kenar başlıklı 220. maddesinin (2)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye

olanlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

21. 5237 sayılı Kanun’un “Fuhuş”

kenar başlıklı 227. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları

şöyledir:

“(1) Çocuğu fuhşa teşvik eden, bunun yolunu

kolaylaştıran, bu maksatla tedarik eden veya barındıran ya da çocuğun fuhşuna

aracılık eden kişi, dört yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin

güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır...

(2) Bir kimseyi fuhşa teşvik eden, bunun

yolunu kolaylaştıran ya da fuhuş için aracılık eden veya yer temin eden kişi,

iki yıldan dört yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar

adlî para cezası ile cezalandırılır ...”

22. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Tutuklama kararı” kenar başlıklı 101.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Soruşturma evresinde şüphelinin

tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi

tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının

istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.

Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz

kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki

bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.

Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği

yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.”

IV.İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 3/2/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucu; işlemediği suçlardan dolayı cezalandırılmasına

karar verildiğini, tutukluluğa itirazlarının gerekçesiz olarak reddedildiğini,

tutukluluğunun uzun sürdüğünü, dava konusu olaylara ilişkin bildiklerini

atlatmasına rağmen mahkemece hakkında yeterli ceza indirimi uygulanmadığını

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat

talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucunun; tutukluluğa

itirazlarının gerekçesiz olarak reddedildiği ve tutukluluğunun uzun sürdüğüne

ilişkin şikâyetlerinin, Anayasa’nın 19. maddesi ile koruma altına alınan kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı, işlemediği suçlardan dolayı cezalandırılmasına

karar verildiği ve mahkemece hakkında yeterli ceza indirimi uygulanmadığı

şikâyetlerinin, Anayasa’nın 36. maddesi ile koruma altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.

1. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

26. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir ...”

27. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün (İçtüzük) “Başvuru süresi ve mazeret” başlıklı 64.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”

28. Bireysel başvuruların 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinin

(5) numaralı fıkrası ile İçtüzük'ün 64. maddesinin

(1) numaralı fıkrası uyarınca başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru

yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan veya diğer mahkemeler yahut yurt dışı

temsilcilikler vasıtasıyla yapılması gerekmektedir.

29. Bireysel başvurunun, başvuru yolu öngörülmüş olması hâlinde

bu yolun tüketildiği ve buna ilişkin kararın kesinleştiği tarihten itibaren

otuz gün içinde yapılması gerektiği belirtilmekle beraberbaşvuru

süresinin başlangıç tarihinin belirlenmesi hususunda başvurucunun nihai

karardan yeterince bilgi sahibi olması aranacaktır. Bu noktada nihai kararın tebliğinin

öngörüldüğü hâllerde tebliğ tarihinin, tebliğ şartı öngörülmeyen hâllerde ise

başvurucunun kararın içeriğini kesin olarak öğrenebildiği tarihin esas alınması

gerekir (Taner Kurban, B. No:

2013/1582, 7/11/2013, § 21).

30. Bireysel başvurunun ön şartlarından biri de başvuru

süresidir. Süre, başvurunun her aşamasında dikkate alınması gereken bir usul

hükmüdür (Yasin Yaman, B. No:

2012/1075, 12/2/2013, § 18).

31. Devam eden tutukluluğun hukuka aykırı olduğu iddiasıyla

yapılan bireysel başvurularda şikâyetlerin temel amacı, tutukluluğun hukuka

aykırı olduğunun ya da devamını haklı kılan sebep veya sebeplerin

bulunmadığının tespitidir. Bu tespit yapıldığı takdirde buna bağlı olarak

ilgilinin tutukluluk hâlinin devamına gerekçe olarak gösterilen hukuki

sebeplerin varlığı sona erecek ve böylece kişinin serbest kalmasının yolu

açılabilecektir. Dolayısıyla belirtilen nedenlerle ve serbest bırakılmayı temin

edebilecek bir karar alma amacıyla yapılacak bireysel başvuruların, olağan

kanun yolları tüketilmek şartıyla tutukluluk hâli devam ettiği sürece

yapılabilmesi mümkündür (Korcan Pulatsü, B. No:

2012/726, 2/7/2013, § 30).

32. Kişi serbest bırakılmadan yargılanmakta olduğu davada ilk

derece mahkemesi kararıyla mahkûm olmuşsa mahkûmiyet tarihi itibarıyla tutukluluk

hâli sona erer. Çünkü bu durumda kişinin hukuki durumu “bir suç isnadına bağlı

olarak tutuklu” olma kapsamından çıkmaktadır. Bireysel başvuru incelemesi

açısından, tutuklamanın şartları ile mahkûmiyete hükmedilmesi arasındaki esaslı

fark bunu gerektirir. Zira mahkûmiyete karar verilmiş olmakla isnat olunan

suçun işlendiği, bundan failin sorumlu olduğunun sübuta erdiği kabul edilmekte

ve bu nedenle sanık hakkında hürriyeti bağlayıcı cezaya hükmedilmektedir.

Mahkûmiyetle birlikte kişinin kuvvetli suç şüphesi ve bir tutuklama nedenine

bağlı olarak tutukluluk hâli sona ermektedir. Bu açıdan mahkûmiyet kararının

kesinleşmiş olması ayrıca gerekmez. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve

Yargıtay, mahkûmiyet kararı sonrası tutulma hâlini tutukluluk olarak

nitelendirmemektedir (Korcan Pulatsü, § 33).

33. “Bir suç isnadına bağlı olarak” tutuklulukta geçen sürenin

başlangıcı, başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu

tarih, doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir. Sürenin sonu

ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince

hüküm verildiği tarihtir (Murat Narman, B.

No: 2012/1137, 2/7/2013, § 66).

34. Bu kapsamda “bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu olma”

durumunda tutukluluk süresinin kanuni süreyi veya makul süreyi aştığı

iddiasıyla yapılacak bireysel başvurunun ilk derece yargılaması devam ederken

tutukluluğun devamına karar verilen her aşamada başvuru yolları tüketildikten

sonra veya serbest bırakılmadan itibaren başvuru süresi içinde yapılması

gerekir (Mehmet Emin Kılıç, B.

No: 2013/5267, 7/3/2014, § 28).

35. Somut olayda başvurucu 20/11/2008 tarihinde tutuklanmıştır.

Yapılan yargılama sonucunda Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/5/2013 tarihli

kararı ile başvurucunun “suç örgütü üyesi olma, müşteki H.G.ye yönelik kasten

yaralama, müşteki E.A.ya yönelik zorla fuhuş

yaptırma, mağdur M.T.ye yönelik tehdit ve hakaret, müşteki H.İ.ye yönelik zorla

fuhuş yaptırma ve nitelikli yağma, müşteki M.Ö.ye yönelik zorla fuhuş yaptırma”

suçlarından toplam 52 yıl 58 ay 29 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve

başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiş; anılan suçlardan

verilen mahkûmiyet hükmü, temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 6. Ceza

Dairesinin 25/3/2015 tarihli ilâmı ile onanmıştır. Mahkemece anılan karar ile

başvurucu hakkında “müştekiler M.Ö. ve E.A.ya

yönelik nitelikli yağma” suçlarından verilen mahkumiyet hükmü, temyiz

incelemesi sonucunda bozulmuş ise de bu suçlar yönünden verilen bozma

kararının, başvurucunun tutulmasının niteliği üzerinde bir etkisi

bulunmamaktadır.

36. Dolayısıyla başvurucunun “bir suç isnadına bağlı olarak”

özgürlüğünden yoksun bırakılması, İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyet kararını

verdiği 24/5/2013 tarihinde sona ermiştir. Bu karar, başvurucuya tefhim edilmiştir.

Başvurucunun 10/12/2013 tarihli tahliye talebi üzerine İlk Derece Mahkemesinin

verdiği 11/12/2013 tarihli “karar

verilmesine yer olmadığı” kararının, bireysel başvuru süresi

üzerinde etkisi bulunmamaktadır (Osman

Kılıç, B. No: 2014/12837, 26/2/2015, § 28).

37. Bu belirlemeler karşısında “bir suç isnadına bağlı olarak”

tutuklulukla ilgili şikâyetleri içeren bireysel başvurunun, İlk Derece

Mahkemesince hüküm ile birlikte verilen tutukluluğun devamı kararına itiraz

edilmemiş ise kararın verildiği tarihten itibaren itiraz edilmiş ise itiraz

merciince verilen kararın öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içerisinde

yapılması gerekmektedir. Somut olayda başvurucu tarafından İlk Derece

Mahkemesince hüküm ile birlikte verilen tutukluluğun devamı kararına itiraz

edildiğine yönelik bir bilgi ve/veya belge bulunmamaktadır (bkz. § 11). Bu

nedenle başvurunun İlk Derece Mahkemesinin nihai kararını verdiği 24/5/2013

tarihinden itibaren otuz gün içinde yapılması gerekirken 6/1/2014 tarihinde

yapılan bireysel başvuruda süre aşımı olduğu sonucuna varılmıştır.

38. Açıklanan nedenlerle kararın öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde yapılmayan bireysel başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

a. Ön Sorun Hakkında

39. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

“Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

40. 6216 sayılı Kanun’un

“Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

41. Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri uyarınca Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuru, “ikincil nitelikte bir kanun yolu” olup bu yola

başvurulmadan önce kural olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olması

şarttır.

42. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının

anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak

ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu nedenle temel

hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle idari merciler ve

derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından

değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16).

43. Buna göre Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen

hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği

gereği, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle

olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca başvurucunun,

Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili

idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip

olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu

süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması

gerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmaları önünde ileri sürülüp takip

edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlaline ilişkin iddialar, Anayasa

Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,

§ 17).

44. Bununla birlikte bir başvuru yolu yoksa ya da olan başvuru

yolları etkili değilse Anayasa Mahkemesi somut olayın koşullarını dikkate

alarak bir başvurunun incelenmesine karar verebilir (Ümit Ata, B. No: 2012/254, 6/2/2014, § 33).

45. Diğer yandan başvuru yollarının tüketilmiş olmasına dair

usul kuralı yorumlanırken kişilerin mahkemeye erişim hakkına halel getirecek

bir yorumun benimsenmesinden de kaçınılmalıdır.

46. Dava açma ya da kanun yollarına başvuru için usule ilişkin

belli şartların öngörülmesinin, doğrudan mahkemeye erişim hakkının ihlaline yol

açacağı söylenemez. Yine de mahkemelerin usul kurallarını uygularken bir yandan

davanın hakkaniyetine halel getirecek kadar katı şekilcilikten öte yandan

kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar

aşırı esneklikten kaçınmaları gereklidir. Usul kurallarının, hukuki güvenliğin

sağlanması ve yargılamanın düzgün bir şekilde yürütülmesi sonucu adaletin

tecelli etmesine hizmet etmek yerine davaların yetkili bir mahkeme tarafından

görülmesi bakımından bir çeşit engel hâline gelmeleri durumunda mahkemeye erişim

hakkı ihlal edilmiş olacaktır (Abdullah

Akyüz, B. No: 2013/9352, 2/7/2015, § 30)

47. Somut olayda başvurucunun, Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesinin

24/5/2013 tarihli nihai kararına karşı temyiz yoluna başvurduğu, temyiz

sonucunu beklemeden 6/1/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunduğu anlaşılmıştır.

48. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında başvurucunun, başvuru

tarihi itibarıyla başvuru yollarını tüketmeden bireysel başvuruda bulunduğu

anlaşılmakta ise de bireysel başvuru sürecinde söz konusu hükmün belirli suçlar

yönünden Yargıtay 6. Ceza Dairesi tarafından 25/3/2015 tarihinde onanarak

kesinleştiği (bkz. § 15), somut olayın koşullarında onanan suçlar yönünden

başvuru yollarının tüketildiğinin kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

b. Şikâyetin Değerlendirilmesi

49. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

50. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi” kenar

başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

51. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar

verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında

ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

52. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması, bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel

başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede,

kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfîlik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince esas yönünden

incelenemez (Onur Gür, B. No:

2012/828, 21/11/2013, § 21).

53. Başvurucu, işlemediği suçlardan dolayı cezalandırılmasına

karar verildiğini ve mahkemece hakkında yeterli ceza indirimi uygulanmadığını

ileri sürmekte olup iddiaların özü, Derece Mahkemelerinin hukuk kurallarını

yorumlamada ve olayları değerlendirmede isabet edemediğine ilişkindir.

Dolayısıyla başvuru bu hâliyle kanun yolu incelemesi talebi niteliğindedir.

54. Somut olayda başvurucu hakkında yapılan yargılama sonucunda

Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/5/2013 tarihli kararı ile “sanık savunmaları, müşteki ve katılan bayanları,

tanık beyanları, yakalama ve göz altına alma işlemlerine ilişkin tutanaklar, el

koyma tutanakları, emanet makbuzları, adli tıp ve kriminal

raporları ile doktor raporları, ekspertiz raporları, CD inceleme ve izleme

tutanağı, cep telefonlarına ait tapeler”

gibi delillere dayanılarak başvurucunun üyesi olduğu suç örgütünün faaliyetleri

kapsamında gerçekleştirdiği birtakım eylemlere ilişkin “suç örgütü üyesi olma,

kasten yaralama, zorla fuhuş yaptırma, nitelikli yağma, tehdit ve hakaret”

suçlarından mahkûmiyetine, yine isnat edilen bir kısım suçlar yönünden ise

başvurucunun atılı suçları işlediğinin sabit olmaması ve örgüt üyesi olarak

örgütün tüm suçlarından sorumluluğunun bulunmaması gerekçeleriyle beraatına

karar verilmiştir. Mahkemenin başvurucu hakkında“suç

örgütü üyesi olma” suçu yönünden

“yakalanması sonrasında, pişmanlık duyarak örgütün yapısı ve faaliyeti

çerçevesinde işlenen bir kısımsuçlarla ilgili bilgi

vermesi sebebiyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma”sı yoluna giderek cezasından

indirim yaptığı görülmektedir. Başvurucu hakkında verilen mahkûmiyet hükmü,

temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 25/3/2015 tarihli ilamı

ile bir kısım suçlar yönünden onanırken diğer bir kısım suçlar yönünden ise

atılı suçların işlendiğine ilişkin kanıtların neler olduğu denetime olanak

verecek biçimde gösterilmeden yetersiz gerekçeyle karar verildiğinden bahisle

bozulmuştur.

55. Buna göre Derece Mahkemelerinin kararlarının açıkça hukuka

aykırı olarak kabul edilmesini gerektiren bir olgu ile bu kararlarda bariz

takdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan bir durum

tespit edilmemiştir.

56. Açıklanan nedenlerle kanun yolu incelemesi talebi

niteliğinde olan başvurunun bu kısmının

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

3/2/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Aydın ŞİMŞEK Başvurucu : Ziver DEMİRCAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/235, 3 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olaylar Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. Iv.inceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Yıldırım
  13. Özgüldür
  14. Topal
  15. M. Emin KUZ
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/235
Tarih
3 Şubat 2016

İlgili Kararlar

  • Remezan Orak ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/2229)
  • İlknur Yılmaz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/2651)
  • Seyithan Akkuş Başvurusu (B. No: 2013/4267)
  • Ahmet Avcı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1824)
  • Gemak Gemi İnşaat Sanayi ve Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2013/7698)
  • Muzaffer Özer ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1146)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.