İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1967/4 K.1967/5

Hâkimliği.

Esas1967/4Karar1967/5Tarih7 Şubat 1967Okuma19 dk · 3.757 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
7 Şubat 1967
Esas Sayısı
1967/4
Karar Sayısı
1967/5
Karar Günü
7.2.1967
İtiraz yoluna başvuran mahkeme
Sarıoğlan Sorgu
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.757 kelime·19 dk okuma·13 bölüm

Hâkimliği.

İTİRAZIN KONUSU

3006 sayılı Kanunla değiştirilen 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 124. maddesinde yer alan ve sanığın tevkıfine, salıverilmesine kefaletle tahliyesine, muhakemenin men’ine dair olan Sorgu Hâkimi kararlarına bağlı olduğu asliye ceza hâkiminin onayı ile tekemmül edeceği yolundaki hükmün Anayasanın 132. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmekte ve 124. maddenin iptaline karar verilmesi istenmektedir.

İçtüzüğün 15. maddesine göre yapılan ilk incelemede; hazırlanan rapor ve sorgu hakimliğinden gelen 967/4 sayılı dosyadaki belgeler okunduktan, Anayasanın 151. ve 44 sayılı Kanunun 27. maddelerinde itiraza yetkili merci olarak gösterilen mahkeme terimi içine sorgu hâkimliğinin girip girmediği, bu bakımdan sorgu hâkimliğinin Anayasa Mahkemesine itirazda bulunmağa yetkili olup olmadığı konusunun ön mesele olarak çözümlenmesi lüzumu belirmekle bu yönle ilgili kanun hükümleri incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

GEREKÇE

Belli konularda ve C.Savcısının ilk soruşturma yapılması isteği ile açtığı davalarda ilk soruşturmayı yapmakla görevli olan sorgu hâkimliğinin bir mahkeme niteliğinde olup olmadığının belli edilmesi için üç yönün incelenmesi gerekmektedir:

1- Adlî teşkilât kanunlarına göre sorgu hâkimleri.

2- Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu bakımından sorgu hâkimleri.

3- Anayasanın 151. ve 44 sayılı Kanunun 27. maddelerine göre mahkeme.

1- Mehakimi Şer’iyenin İlgasına ve Mehakimin Teşkilâtına ait

ahkâmı muaddil 340 günlü ve 469 sayılı Kanunun birinci maddesini değiştiren

Ceza Kanununun Mevkii Mer’iyetine Vaz’ına Müteallik Kanunun 25. maddesinde

“Türkiye Cumhuriyetinde yetki ve derecesi kanunla belli edilmiş Sulh

Mahkemeleri ve bulundukları kazanın adile bir başkan ve iki üyeden kurulu

asliye Mahkemeleri vardır.” ve yine adı geçen kanunun 3. maddesini değiştiren

26. maddesinde “Asliye mahkemeleri, sulh mahkemelerinin görevi dışında kalan

bütün, hukuk, ceza ve ticaret dâvalarını görür.” ve 28. maddesinde de “her

asliye mahkemesi nezdinde bir C.savcısı ile lüzumu kadar sorgu hâkimi ve üye

yardımcısı bulunur.” denilmektedir. Maddelerin bu açık anlatımına göre, kuruluş

kanunlarında ve sonradan çıkan usul kanunlarında mahkemelere görev verilirken,

sorgu hâkimliğine onun mahkeme niteliğinde olduğunu kabul ettirecek yargılama

yetkisi tanınmamış, ve sorgu hâkimliği, aşağıda iki numaralı bentte

açıklananlar dışında bir görevle yükümlü tutulmamıştır.

2- Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 183. maddesinde ilk soruşturmanın, sanık hakkında son soruşturmanın açılmasına ve muhakemenin men’ine karar verebilmeğe müsait derecede delillerin elde edilmesi ve toplanmasından ibaret olduğu açıklanmakta ve 196. maddesinde ise, ilk soruşturma sonunda sanığın cezayı gerektiren bir suç işlediği zannını verecek kâfi sebepler bulunması halinde son soruşturmanın açılmasına karar verileceğinden söz edilmektedir. Bu maddelere göre ilk soruşturmanın konusu, delilleri toplamaktan, ereği de, son soruşturmanın açılması, muhakemenin men’i, soruşturmanın tatili ve dâvanın düşmesi ile ilgili kararları verebilmekten ibarettir.

Bu noktada sorgu hâkimlerinin kararlarının hukukî nitelikleri üzerinde kısaca durmak gerekir:

A- Sorgu Hâkimlerinin verdiği son soruşturmanın açılması kararı, onaya bağlı olmadığı gibi, esas yönünden de itirazı kabil değildir. Bu kararlar, o zamana kadar gıyabî, gizli ve yazılı olarak yapılan ilk soruşturma işlemlerini, mahkemenin, açık, yüze karşı yürütülen yargılamalarının aydınlığına çıkarmak gibi önemli bir sonuç verir; uygulamada mahkemeyi bağlamaz, sanık için kazanılmış hak doğurmaz ve muhkem kaziye olmak niteliği taşımaz.

B- Sorgu Hâkimliğinin Muhakemenin men’ine ilişkin kararı:

Bu kararın kesin sonuç doğurmadığını, dolayisiyle muhkem kaziye

teşkil etmediği, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun yazılı emirle bozmaya

ilişkin 343. maddesinin son fıkrasında yer alan “eğer bozma sorgu hakimi

kararları ile dâvanın esasını hal etmeyen mahkeme kararları hakkında ise,

yeniden yapılacak tetkik ve tahkik neticesine göre icap eden karar verilir.”

şeklindeki hükümden de anlaşılmaktadır. Çünkü madde, yazılı emir yolu ile

verilen bu bozma kararının, sanık aleyhine etki yapacağını duraksamaya yer

vermeyecek derecede açıklamış bulunmaktadır. Öte yandan sorgu hâkimlikleri,

kamu dâvasının ortadan kaldırılmasına (Af Kanunu veya zaman aşımı hükümlerinin

uygulanmasında olduğu gibi) karar verebilirse de bu çeşit kararlarda kamu

dâvasının esası bakımından çözümlenmesi niteliği yoktur.

Bu açıklamalar, sorgu hâkimlerinin, ilk soruşturma süresince yargı işi yaptıklarını ve fakat yargılama yapmadıklarını göstermektedir.

Ceza yargılaması, ortak bir faaliyeti gerektirir, mahkemelere özgü, herkese açık duruşma (Anayasa Madde: 135) çevresinde gelişir ve mahkemenin uyuşmazlığı çözümleyen son sözü olan hükümle sona erer. Bu bakımdan (Mahkeme)yi yargılamayı yapan ve uyuşmazlığı kesin olarak çözümleyen organ olarak anlamak zorunluğu vardır. Bu niteliğe sahip olmayan sorgu hâkimlerinin ise (Mahkeme) deyimi kapsamına girmedikleri kabul edilmek gerekir.

3- Anayasanın 151. maddesinde “bir dâvaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanunun hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar dâvayı geri bırakır.

Mahkeme, Anayasa’ya aykırılık iddiasını ciddi görmezse, bu iddia, temyiz merciince esas hükümle birlikte karara bağlanır.

Anayasa Mahkemesi işin kendisine gelişinden başlamak üzere üç ay içinde kararını verir.

Bu süre içinde karar verilmezse, mahkeme, Anayasaya aykırılık iddiasını kendi kanısına göre çözümleyerek dâvayı yürütür. Ancak Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinciye kadar gelirse, Mahkemeler buna uymak zorundadır.” denilmektedir, 44 sayılı Kanunun 27. maddesinde de, Anayasa maddesinin birinci fıkrası hükmü tekrarlanmaktadır. Metinde görülen (Mahkeme) deyimi ile, bu konudaki itiraz yetkisinin mahkemelere tanınmış olduğu açıkça belirmiş bulunmaktadır.

SONUÇ

Sorgu hâkimleri, gerek mahkemelerin kuruluş kanunlarına gerek Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun ilk soruşturma ile ilgili hükümlerine göre bir dâvaya konu olan uyuşmazlığı çözümlemekle görevli mahkeme ve hüküm hâkimi niteliğinde Anayasanın 151 ve 44 sayılı Kanunun 27. maddesinde “bir dâvaya bakmakta olan mahkeme” den söz edilmiş olup, Mahkeme kavramı içine girmeyen sorgu hâkimliğinin Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkili bulunmadığına ve itirazın 44 sayılı Kanunun 21. maddesi uyarınca reddine üyelerden Recai Seçkin ve Ziya Önel’in karşı oylarıyle ve oyçokluğu ile,

7.11.1967 gününde karar verildi.

Başkan

İbrahim SENİL

Üye

Şemsettin

AKÇOĞLU

Üye

İhsan KEÇECİOĞLU

Üye

Salim BAŞOL

Üye

Feyzullah USLU

Üye

A.Şeref HOCAOĞLU

Üye

Fazlı ÖZTAN

Üye

Celâlettin

KURALMEN

Üye

Fazıl ULUOCAK

Üye

Muhittin TAYLAN

Üye

İhsan ECEMİŞ

Üye

Recai SEÇKİN

Karşıoy yazısı eklidir.

KARŞI OY YAZISI

Çoğunluk kararı, Anayasa’nın 151. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesine başvurabilecek hâkimlerin bir dâvayı esas yönünden karara bağlamak üzere davaya bakan hâkimler olduğu, sorgu hâkimlerinin ise dâvanın esasını karara bağlamaya yetkili hâkimlerden bulunmadıkları için Anayasa Mahkemesine başvuramayacakları ilkesine dayanmaktadır. Buna göre Anayasamızın 151. maddesindeki (Bir dâvaya bakmakta olan mahkeme) sözlerinin ne anlama geldiğinin, Anayasaya ne gibi bir ereğe dayanılarak konuldukları dahi gözönünde tutularak, incelenmesi gerekmektedir.

I- Anayasamız, Anayasa Mahkemesini Anayasanın koruyucusu olarak

kurmuş, belli organlara da doksan günlük süre içinde her hangi bir yasa veya

yasama meclisi içtüzüğüne karşı Anayasaya aykırılık nedeniyle iptal dâvası açmak

yetkisi tanımıştır. Ancak doksan günlük sürenin geçirilmesi veya dâva

açabilecek organların dikkatsizlikleri veya herhangi bir siyasal düşünceleri

yüzünden dâva açmamış olmaları sonunda Anayasaya aykırı her hangi bir hükmün

hukuk düzeni içinde kalması ve uygulanması tehlikesini dahi önlemeyi erek

edinen Anayasa koyucusu, mahkemelerin belli bir dâvada uygulayacakları bir

hükmün Anayasaya aykırı olup olmadığını Anayasa Mahkemesine incelettirmek

yetkisini mahkemelere de tanımıştır. Bu durum, Anayasanın, Anayasa Mahkemesinin

görev ve yetkilerini gösteren 147., doğrudan doğruya iptal dâvası

açabilecekleri gösteren 149., iptal dâvası için hak düşüren süreyi bildiren

150., Anayasaya aykırılığın ilgililerce öbür mahkemelerde ileri sürülmesi veya

öbür mahkemelerce kendiliklerinden gözönünde tutulması üzerine işin Anayasa

Mahkemesine gönderileceğini gösteren 151. ve Anayasa Mahkemesinin gerek iptal

dâvası, gerekse öbür mahkemelerin başvurması üzerine vereceği iptal kararları

sonunda Anayasa’ya uymayan hükmün yürürlükten kalkacağı ilkesini benimseyen

152. maddesi hükümlerinin tüm olarak ve birbirleriyle karşılaştırılarak

incelenmesinden anlaşılmaktadır. Ayrıca, Anayasanın hazırlık çalışmalarına

ilişkin belgelerin gözden geçirilmesi dahi, bizi yine bu sonuca ulaştırmaktadır;

nitekim, İstanbul Öntasarısının 104. ve 105. maddelerinin hem belli organların,

hem de bir dâvaya bakan mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkili

olduklarını ve bu Mahkemenin Anayasaya aykırılık nedeniyle verdiği iptal

kararları sonunda iptal edilen hükümlerin yürürlükten kalkmasını benimseme

ilkelerine dayandığı görülmektedir. (Burada Avukat Kâzım Öztürk’ün Türkiye İş

Bankası kültür yayınlarından olup Ajans Türk Matbaası/Ankara, 1966’da basılmış

bulunan İzahlı, Gerekçeli, Anabelgeli ve Maddelere göre Tasnifli Bütün

Tutanakları ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası adlı kitabına gönderme

yapılmıştır), (Cilt I S. 75, 382 ve 383). Yine Temsilciler Meclisi Anayasa

Komisyonunun yargıya ilişkin hükümleri düzenleyen Alt Komisyonunun raporunda

(Mahkemelerin hangi hukukî esasları uygulıyacaklarının Anayasa dercedilmesi

lâzımdır. Eskiden beri mahkemenin bütün kanunları ve idarî tasarrufları

kayitsiz, şartsız uygulıyacağı, bunların Anayasa’ya veya kanuna uygunluğu

üzerinde duramıyacağı düşüncesi ileri sürülegelmiştir. Halbuki kurulmak

istenilen hukuk devletinde böyle bir anlayışa yer verilemez. Mahkeme bir kanun

hükmünün Anayasaya aykırı olduğunu görürse bu hususta kesin bir karar

verilmesini Anayasa Mahkemesinden istiyebilmelidir.) (Cilt 1. S.561) denilmektedir.

Bu alt komisyonca yazılan metnin 16. maddesiyle, doğrudan doğruya iptal dâvası,

17. maddesiyle bu dâvanın süresi ve 18. maddesiyle de mahkemelerin ellerindeki

dâvayı durdurarak Anayasa Mahkemesine başvurma yetkileri hükme bağlanmıştır. Bu

18. maddenin gerekçesinde sistem açıklandıktan sonra bir kanunun Anayasaya

uygunluğunu incelemek yetkisinin bütün hâkimlerde bulunduğu ve işin gösterdiği

özellik dolayısiyle Anayasa Mahkemesinin kurulmuş olduğu yazılmakta ve daha

sonra “Fakat unutmamak lâzımdır ki, bütün hâkimler Anayasa’ya aykırılık

iddiasını incelemeye yetkilidirler. Bu sebeple, Anayasa Mahkemesinin üç ay

içinde karar vermemesi halinde mahkemelerin Anayasaya aykırılık iddiasını resen

karara bağlamaları esasen haiz bulundukları bir yetkiyi istisnaî olarak

kullanmalarından ibaret olup prensipleri ihlâl eden bir mahiyet arz

etmemektedir” (Cilt 1 S.582) denilmektedir.

Temsilciler Meclisi Anayasa Komisyonunun raporunda, genel

ilkelerin yargıya ilişkin bölümünde (Hukuk Devletinin temel unsuru, bütün

devlet faaliyetlerinin hukuk kurallarına uygun olmasıdır. Bu uygunluğu

sağlıyacak makamlar yargı organlarıdır. Tasarı, bütün devlet faaliyetlerini

kaideler iyerarşisi içinde kazaî murakabeye tabi tutmuş bulunmaktadır. Yasama

organının faaliyetleri yeni kurulan Anayasa Mahkemesinin kazaî denetimi

altındadır. Bu denetimin müessiriyetini sağlamak için ilgililere tanınan iptal

dâvası yetkisi yanında, defi yoluyla murakebe imkânı da açık bırakılmıştır.)

(Cilt 1. S.605) denildiği gibi yine o raporda, metin bakımından değişikliğe

uğramamış bulunan Anayasanın 132, mad. 1. fıkrası hükmü için, konumuzla ilgili

olarak (Tasarının 8. maddesinde Anayasa hükümlerinin yargı organlarını bağlayan

“doğrudan doğruya uygulanması gereken temel hukuk kuralı” olduğu yazılıdır. Bu

hale göre hâkim bir kanunu tatbik ederken onun Anayasaya uygun olup olmadığını

her zaman nazara alabilecektir ve Tasarının 152. maddesinde yazılı olduğu

şekilde hareket edebilecektir.) (Cilt 3, S.3748) sözleri yer almıştır.

Hatırlatalım ki Tasarının 152. maddesi, Anayasanın 152. maddesinin

karşılığıdır. Raporda 151. maddeye gönderme yapılmak istendiği anlaşılmaktadır;

zira, bir yasa hükmünün Anayasaya aykırılığı söz konusu olan durumlarda

mahkemenin yapacağı işlemleri gösteren hüküm 151. maddededir ve 152. maddede bu

yönü kapsayan bir hüküm yoktur.

Yine sözü edilen raporda, 151. maddenin gerekçesi olarak, bu maddenin yasaların Anayasaya aykırılığının itiraz yoluyla ileri sürülmesi usulünü düzenlediği, Anayasa Mahkemesinin kurulması sonucunda, bir dâva sırasında ortaya atılacak olan bir yasanın Anayasaya aykırılığı iddiasının, artık kural olarak, mahkeme için bir bekletici mesele olacağı, dâvanın sürüncemede kalmasını önlemek üzere, Anayasa Mahkemesinin en çok üç ay içinde işi karara bağlaması gerekeceği, üç ay içinde Anayasa Mahkemesi karar vermezse, Anayasaya aykırılık yönünü mahkemenin kendisinin inceleyip çözümleyeceği bildirilmiştir. (Cilt 3, S. 3787).

Adı anılan Komisyonun raporunda 145. maddenin gerekçesinde (Cilt 3 S.3706) (Tasarı, kanunların Anayasa’ya uygunluğunun kazaî murakabesi prensibini kabul etmiştir. Bu prensip, memleketimiz için yenidir. Yıllardan beri, Anayasaya aykırı kanunlardan şikâyet edilen memleketimizde, bu prensibin kabul edilmesi, mühim gelişmelerden biri telâkki edilmiş ve bu sebeple son batı Avrupa Anayasalarında görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi teşkili uygun görülmüştür.) sözleriyle Mahkemenin ne gibi bir ihtiyacı karşılamak ereğiyle kurulduğu özellikle belirtilmiştir.

Kimlerin Anayasa Mahkemesine başvurarak iptal dâvası açabileceğini

düzenleyen 149. maddenin Temsilciler Meclisinde görüşülmesi sırasında bir üye,

(egemenlik kayıtsız, şartsız ulusundur.) dendiğine göre, verdiği oylarla

kurulan meclisi denetleyebilmesi için yurttaşların Anayasa Mahkemesinde iptal

dâvası açmaya yetkili kılınmaları gerektiğini ileri sürerek bir önerge

vermiştir. (Cilt 3, S. 3775). Bunu destekleyen başka bir üye, Anayasa

Mahkemesinin kapısının kişilere sım sıkı kapatılmış bulunması ile temel hak ve

hürriyetleri çiğneyenlerin resmî kişiler olduğunu, iptal dâvası açma hakkının

ise yalnızca bu resmî kişilere tanınıp hakkı çiğnenen yurttaşlara tanınmadığını

ortaya atmıştır (Cilt 3, S. 3776). Herkesin dâva açabilmesi görüşüne karşılık

komisyon sözcülerinden Ardıçoğlu, bunun bugün için artık bırakılmış bir yol

olduğunu (Cilt 3, S.3773), Aksoy ise, iptal dâvası açma yetkisinin belli

kişilere verildiğini, öbürlerinin ise ancak defi yoluna gitmelerinin kabul

edildiğini, Mecliste bir yandan herkesin iptal dâvası açabilmesi ilkesinin

benimsenmesinin, öte yandan iptal dâvası açma yetkisinin herkesten

esirgenmesinin istendiğini söyledikten sonra (halbuki biz bu fikirlerin

ortasında bir yol tutarak, iptal dâvası açmak hakkını mahdut şahıslara ve

teşekküllere tanıdık, diğerlerine de, dâvalarını defi yoluyla her zaman

dermeyan etmek imkânını verdik), (S. 3778), meclis üyelerinden Necip Bilge (27

milyon vatandaştan dâva hakkına sahip 10-15 milyon vatandaşı nazarı itibara alacak

olursak, bir kanunun iptal edilmesi hususunda re’sen birkaç dâva hakkı tanımak

çok tehlikeli olur. Kaldı ki, Anayasaya aykırı bir kanun vatandaşa tatbik

edilmişse o kişi defi yoluyla Anayasa Mahkemesine müracaat yapabilir. Onun için

defi dışında iptal dâvası bir istisna olmak gerekir.), Esat Çağa ise bütün

yurttaşlara iptal dâvası yetkisinin tanınmasının doksan günlük hak düşüren süre

dolayısiyla yurttaşların yararına olmayacağını savunmuş ve (kanunlar

menfaatlerimize dokundukları zaman Anayasaya bir kanunun mugayir olup

olmadığını düşünürüz. Onun için 151. maddede vatandaşa bir imkân tanınmıştır.

Anayasaya mugayir görüyorsak def’an dermeyan etmemiz lâzımdır…. Binaenaleyh

defi yolu dâva yolundan vatandaşın daha lehindedir. Vatandaş için en teminatlı

yol ihtiyar edilmiştir.) demiştir.

Anayasa Mahkemesine ilişkin hükümlerin ilki olan 147. maddenin

görüşülmesi sırasında Temsilciler Meclisinde söz alan üyeler (Anayasa

Mahkemesi, Anayasanın koruyucusu olacaktır.) (S. 3754), (Devlet teşkilâtımızda

yer alacak olan yeni müessese, hukuk devletinin tahakkukuna hizmet edecek bir

müessesedir. İnşallah bundan sonra kanunların Anayasaya aykırı olmayacak

şekilde tedvini bu müessesenin kontrolü ile mümkün olacak ve memleketimiz

hakikaten çoktan beri özlenen hukuk devletine kavuşacak ve büyük milletimiz

bundan büyük huzur ve refah duyacaktır.) (S. 3756), (Anayasa Mahkemesi, insan

haklarını korumak ve kötü niyetli iktidarların baskı rejimi kurmalarını önlemek

bakımından pek çok faydalar sağlayacak) (S. 3770) diyerek mahkemenin kuruluş

amacını belirtmişlerdir.

II- Yukarıki bentte anılan hazırlık çalışmalarından anlaşılıyor ki

Anayasanın 151. maddesi hükmü, Anayasanın 132. maddesinin 1. fıkrasındaki

(Hâkimler görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna, hukuka ve vicdanî

kanaatlerine göre hüküm verirler) yollu hükümle bağlantılıdır ve baktığı dâvada

her hukuk kuralından önce Anayasayı uygulamakla ödevli tutulan hâkim, belli

dâvada uygulayacağı bir yasa hükmünün Anayasa hükmüyle çatıştığını gördüğünde

Anayasanın 151. maddesindeki açık hüküm uyarınca dâvayı durduracak ve Anayasa

Mahkemesinden karar isteyecektir ve şayet Anayasa Mahkemesi üç ay içinde karar

vermemiş bulunursa o zaman Anayasaya aykırılık sorununu kendisi

çözümleyecektir; başka deyimle belli dâvada hâkim tarafından Anayasanın

uygulanması, eğer o konuda Anayasayla çatışır gibi görünen bir yasa hükmü

varsa, Anayasaya aykırılık yönü için Anayasa Mahkemesinden karar istenmesi ve

şayet karar üç ay içinde verilmezse, bu yönün kendisi tarafından karara

bağlanması biçiminde olacaktır.

III- Dâvaya bakmak, onu sonuçlandırmak için incelemek demektir, yoksa her halde dâvanın esasını karara bağlamak için incelemek değildir; görevsiz veya yetkisiz bir mahkemede dâva açılmış ise, o mahkemenin görev veya yetki yönü incelemesi dahi, Türk Hukuk dilinde dâvaya bakmaktır. Dâvayı görmek sözü de yine o anlamda kullanılır.

IV- Anayasanın 151. maddesinde Anayasaya aykırılık iddiasının

mahkemece ciddi görülmemiş olması halinde bu yönün temyiz merciince esas

kararla birlikte inceleneceği hükmüne dayanılarak 151. maddedeki mahkemenin

esas üzerinde karar verilebilecek mahkeme olduğu sonucuna varılamaz; çünkü,

Anayasaya bu hükmün konulmasının nedeni, (Mahkeme, Anayasaya aykırılık

iddiasını ciddi görmezse, bu iddia esas hükümle birlikte karara bağlanır) yolu

yazılıştan ve hazırlık çalışmalarındaki belgelerden (Temsilciler Meclisi

Anayasa Komisyonu gerekçesi Cilt 3, S. 3787) anlaşıldığı üzere, Anayasaya

aykırılık iddiasının reddine ilişkin ara kararının son karar beklenmeksizin

temyiz edilebilmesini ve böylece dâvaların sürüncemede kalmasını önlemektir.

Bundan dolayı, bu hüküm, sorgu hâkimlerini Anayasa Mahkemesine başvurmak

yetkisinden yoksun bırakacak biçimde yorumlanamaz.

V- Anayasamızda hâkim ve mahkeme sözleri, çoğu kez, eş anlamlı

sözler olarak kullanılmıştır; nitekim 32. maddedeki tabiî hâkim tabiî mahkeme,

olağan mahkeme; 132/3 teki mahkeme kararları, hâkim kararları; 22/6 daki

mahkeme hâkim, geçici 9. maddenin 1. fıkrasındaki mahkeme, hâkim; 14, 15, 16,

17 ve 27. maddelerin 2. fıkralarındaki hâkim, mahkeme; 22/4 teki hâkim tarafından,

mahkeme tarafından, 22/5 teki hâkim, mahkeme; 30/1 ve 30/4 teki hâkim, mahkeme

ve yine 30/4 teki mahkeme sözcüğü de hâkim anlamına gelmektedir. Buna göre

Anayasamızın 151. maddesindeki mahkeme sözcüğünün de hâkim yerine kullanıldığı

kabul edilebilir. Bu, o denli doğrudur ki maddedeki mahkeme, sözcüklerinin

yerine hâkim sözcüğü yazılmış olsaydı metnin anlamında hiç bir değişiklik

olmazdı.

Gerek Medenî yasada, gerekse öbür yasalarımızda da hâkim ve mahkeme sözlerinin eş anlamlı olarak kullanıldığı hükümler çoktur; Anayasa Mahkemesi de, Anayasamızda ve olağan yasalarımızda ve özellikle Anayasanın 151. maddesinde, (hâkim) ve (mahkeme) sözlerinin birbiri yerine, eş anlamlı sözler olarak kullanılageldiğini kabul etmektedir. (Anayasa Mahkemesinin Esas 1966/15, Karar 1966/33 sayılı, 20.9.1966 günlü kararı, gerekçe II ve bu gerekçede anılan 1965/2-57 sayılı ve 26.10.1965 günlü kararı – Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi, Sayı 4, S.189 ve 190)

VI- Yukarıki açıklamalardan anlaşıldığını üzere Anayasanın 151.

maddesi, defi yoluyla Anayasaya aykırılığın hâkim önünde ileri sürülmesini

sağlamak ereğiyle Anayasa koyucu tarafından kabul edilmiştir. Sorgu hâkimi,

esas hakkında kesin karar verebilen bir hâkim değilse de, kişisel durumu

bakımından bir adliye hâkimi olduğu, herkesçe kabul edilmektedir. Sorgu Hâkimi

ancak kamu dâvasından sonra dâvaya el atan ve ilk soruşturma yaparak dâvayı

yürüten bir hâkim olduğu için dâvaya bakan bir hâkimdir. Bu hâkime karşı gerek

sanık, gerekse kişisel dâvacı, her türlü iddia ve savunmada başka deyimle her

türlü defi veya itirazda bulunabilirler. Anayasaya aykırılık itirazı da bu

savunmaların en önemlilerindendir. Buna göre, sorgu hâkimlerine karşı

baktıkları dâva dolayısıyla ileri sürülen Anayasaya aykırılık itirazını, öbür

itirazlar gibi gözönünde tutmak ve itirazı ciddi görürse dâvayı durdurarak işi

Anayasa Mahkemesine ulaştırmak yetkisinin bu hâkimlere tanınması, 151. madde

hükmünün konuluş amacına uygun ve bu yetkinin tanınmaması, Anayasaya aykırı

olur.

VII- Defi veya itiraz yoluyla Anayasaya aykırılık iddiasını hâkime

karşı ileri sürme yetkisi, Anayasamızda kişilere Anayasa Mahkemesinde iptal dâvası açma yetkisinin tanınmamış olmasına karşılık Anayasaya aykırılık hükmün kendilerine uygulanmasına engel olmak amacıyla tanınmıştır. Sorgu hâkimi kamu dâvasının açılması sonunda dâvaya bakmakta olan bir hâkimdir; o halde, Anayasaya aykırılık iddiasının ona karşı da ileri sürülmesi ve onun da işi Anayasa Mahkemesine ulaştırarak karar isteyebilmesi, yurttaşın Anayasa ile korunmuş hak ve hürriyetlerinin bir an önce gerçekleştirilmesi bakımından zorunludur.

İlk soruşturma yolu, yurttaşlar bakımından, beraatle

sonuçlanabilecek dâvaların açılarak yurttaşların herkese açık duruşmalarda

sanık olarak kamuya tanıtılmasını önleme ereğiyle konulmuştur. Yurttaşların

haysiyetlerinin korunmasını hak ve hürriyetlerine bir an önce kavuşmalarını ve

adaletin gecikmeden ortaya çıkmasını sağlama, Anayasanın başlıca temel

ilkelerindendir. Anayasa’ya aykırı bir hükme dayanılarak kendisine karşı ilk

soruşturma açılmış olan bir yurttaşın Anayasaya aykırılık savunmasını sorgu

hâkiminin ciddi görmesi veya sorgu hâkiminin dâvaya temel olan ceza hükmünü

Anayasaya aykırı görmesi durumunda dâvayı durdurarak işi Anayasa Mahkemesine

göndermesi, ilk soruşturmanın ve Anayasanın yurttaşların haysiyetlerini koruma

ve adaleti gecikmeden ortaya çıkarma ereklerinin gereği, çoğunluk düşüncesi ise

bu ereklere ve dolayısıyla Anayasaya aykırı bulunmaktadır.

VIII- Sorgu hâkimlerinin son soruşturmanın önlenmesine ilişkin

kararlarının asliye hâkiminin onamasına bağlı bulunması, bu kararların hâkim kararı sayılmamasını gerektirmez; nitekim, ağır ceza mahkemelerinin ölüm cezasına, veya ölünceye dek ağır hapse ve belli bir sınırı aşan hapse ilişkin kararları da Yargıtay’ca incelenip onanmadan hiç bir hukukî sonuç doğurmazlar. Bu durum, onların hâkim kararı ve ağır ceza mahkemelerinin başkan ve üyelerinin hâkim sayılmasına hiç bir zaman engel olmaz.

Tekrarlıyalım ki bu hâkimler, bir çok kararlarıyla dâvayı

sonuçlandırmaktadırlar; sorgu hâkimlerinin yaptıkları ilk soruşturma, ceza

dâvasında gerçeğe varılması için zorunlu olduğu gibi bu hâkimler son

soruşturmanın açılmasının önlenmesine, zaman aşımı veya af dolayısıyle dâvanın

ortadan kaldırılmasına karar vererek dâvayı sonuçlandırma yetkisine de

sahiptirler. Verdikleri bu türlü kararlar, son soruşturma sonunda verilen

kararlar oranında kesin hüküm değerini kazanmaz ise de, bu kararların Dâvaya

son verdikleri ve belli bir ölçüde kesin hüküm değerini taşıdıkları da, bir

gerçektir; sorgu hâkimi dahi belli sonuçlara varmak üzere işlemler yapan, yasa

ve öbür hukuk kurallarını tıpkı son soruşturma yapan hâkim gibi uygulayan ve

dâvanın esasına karar verebilecek mahkemece işin ele alınmasına engel olup

dâvayı sonuçlandıran kararlar veren bir hâkim olması dolayısıyla, onun dahi

dâvanın sonuçlandırılması için uygulayacağı usule veya esasa ilişkin hükümlerin

Anayasa’ya aykırılığını Anayasa Mahkemesine incelettirme yetkisi olmalıdır.

Öğreti alanında, ileri sürüldüğüne göre, son soruşturma açılmaması

kararları, uyuşmazlığı dolayısıyla sonuçlandırır, sorgu hâkimi, eylemin suç

olmaması nedeniyle talepnamenin reddine veya son soruşturmanın açılmamasına

karar verdiğinde, bu kararlar işin esasını doğrudan doğruya çözdükleri için

taraflar bakımından kesinleşince, kesin hüküm niteliğini alırlar (Nurullah

Kunter, Ceza Muhakemesi Hukuku, İkinci Baskı, Sermet Matbaası, İstanbul 1964

No: 146/4 No: 454/II, 455/1), son soruşturmanın açılmaması kararıyla kamu

dâvası ortadan kalkar, bu karar ancak “izafi kesin hüküm” etkisini doğurur,

bundan dolayı, kararın kesinleşmesinden sonra “dâva, ancak yeni vakıaların veya

yeni delillerin meydana çıkması halinde açılabilir” (Ceza Yargılama Usulü Ka.

204) (Faruk Erem, Ceza Usulü Hukuku, Ajans-Türk Matbaası, Ankara 1964 No: 124).

Son soruşturmanın açılmaması ve dâvanın ortadan kaldırılması gibi

kamu dâvasını sona erdiren kararları dahi verebilen bir hâkimin, açılmış dâva

üzerine bir sonuca varmak amacıyla o davayı incelemesine soruşturma denilmekle

yetinilip dâvaya bakma denilmemesi, hukukî gerçeği olduğu gibi değerlendirmek

sayılamaz. Ceza Usulü Yasasının değişik 197. maddesindeki (Sorgu hâkimi,

maznunun muhakemesinin men’ine karar verirse bu kararında fiilî veya hukukî

sebeplerden hangisine istinat ettiğini gösterir.) hükmü, sorgu hâkiminin de son

soruşturma sonunda karar verecek olan mahkeme gibi hukuk kurallarını

uygulayacağını belirttiği gibi son soruşturmanın açılması kararında sorgu

hâkiminin suçun ne olduğunu ve uygulanması gereken kanun maddesinin hangisi

olduğunu yazması ödevi de yine onun öbür hâkimler gibi hukuk hükümlerini

uygulayacağını anlatmaktadır. Yine Ceza Usulü Yasasının değişik 204. maddesindeki

(Sorgu hâkimi muhakemenin men’ine karar verip de bu karar kat’îleştikten sonra

dâva, ancak yeni vâkıaların veya yeni delillerin meydana çıkması halinde tekrar

açılabilir.) hükmü de sorgu hâkiminin son soruşturma açılmaması kararı ile ceza

dâvasının bittiğini, hiç bir tartışmaya yer bırakmayacak açıklıkta,

bildirmektedir. Af ve zaman aşımı yüzünden dâvanın ortadan kaldırılması

kararları dahi, kuşkusuz, yine dâvayı sona erdiren nitelikte kararlardır. Şayet

sorgu hâkiminin Anayasaya aykırı gördüğü bir ceza hükmü iptal edilirse onun

vereceği karar dahi yine dâvayı sonuçlandıracaktır.

Bu açıklamalardan anlaşılıyor ki, son soruşturma yapan bir hâkim gibi hukuk kurallarını uygulayan ve yerine göre dâvayı sona erdirecek nitelikte kararlar verebilen sorgu hâkiminin dâvaya baktığını kabul etmemek ve yalnızca son soruşturma yapan hâkimlerin dâvaya baktıkları ilkesini benimsemek, usul kanununun sözüne de, özüne de uygun değildir.

IX- Bir an için Anayasanın 151. maddesindeki (dâvaya bakan

mahkeme) sözlerinin (dâvanın esası üzerinde karar vermek üzere dâvaya bakan

mahkeme) anlamına geldiği varsayılsa bile, Anayasadaki bu yazılış, sorgu

hâkimlerinin Anayasa Mahkemesine başvurma yetkisinden yoksun bırakılması

amacıyla benimsenmiş sayılamaz; çünkü, bir kez yukarıki bentlerde açıklanan

hazırlık çalışmalarından hiç birinde söz konusu yetkinin yalnızca dâvanın

esasına hükmedebilecek hâkimler için tanınmak istendiğini gösteren hiç bir söz

yoktur; bütün hazırlık çalışmalarında iptal dâvasının gerek dâvacılar, gerekse

süre bakımından sınırlandırılmış olmasından yurttaşlar için doğan sakıncayı

karşılamak ve iptal dâvası açma süresinin geçirilmiş olması yüzünden yürürlükte

kalmış bulunan Anayasaya aykırı hükmün yürürlükten kaldırılmasını sağlamak için

yurttaşa defi veya itiraz yolunu açmak düşüncesi ortaya atılmış ve bunun için

(Dâvaya bakan mahkeme) den söz edilmiştir. Gerçekten, yurttaşın hakkının

korunmasını isteyebileceği ve yurttaşın Anayasaya aykırılık iddiasını tam bir

güven içinde ileri sürebileceği resmî bir yer düşünülünce ilk hatıra gelen yer,

esas dâvaya bakacak olan mahkemedir ve bundan dolayı 151. maddede dâvaya

bakmakta olan mahkemeden söz edilmiş olabilir, yoksa sorgu hâkimlerini maddenin

kapsamı dışında tutmak için hiç bir hukukî neden yoktur. 151. maddede, dâvada uygulanacak

hüküm sınırlandırmasının konulması da, bir defi veya bir itirazın, hukuk

bakımından, ancak dâvada uygulama yeri olabilecek bir hüküm için söz konusu

edilebilmesindendir; dâvada uygulama yeri olmayan bir hüküm için Anayasa

Mahkemesine baş vurma yetkisinin tanınması, bütün mahkemelere hem de doksan

günlük süre söz konusu edilmeden, bütün yasalar için iptal isteme yetkisinin

tanınması demek olur ki, 149 ve 150. maddelerde benimsenen ilkeye aykırı

düşerdi. Demek ki dâvaya bakan mahkemeden söz edilmesi, olsa olsa, dâva ile

uğraşan hâkimler için en uygun olan durumu anlatmak amacına dayanır, yoksa

dâvayı sonuçlandırmak üzere dâvanın ortadan kaldırılması veya son soruşturma

açılması kararları verebilecek olan sorgu hâkimlerini Anayasa Mahkemesine başvurmaktan

yoksun bırakmak ve böylece yurttaşa son soruşturmaya değin Anayasaya aykırı bir

hükmün uygulanmasına göz yummak amacına değil ……..

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü çoğunluk kararına karşıyız.

Üye Ziya ÖNEL Muhalefet · ektedir. Üye Muhittin GÜRÜN Üye Lûtfî ÖMERBAŞ Üye Recai SEÇKİN Üye Ziya ÖNEL

Anayasa Mahkemesi, E. 1967/4, K. 1967/5, 7 Şubat 1967 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazın Konusu
  4. Gerekçe
  5. Sonuç
  6. Akçoğlu
  7. Kuralmen
  8. Karşı Oy Yazısı
  9. I- Anayasamız, Anayasa Mahkemesini Anayasanın koruyucusu olarak
  10. II- Yukarıki bentte anılan hazırlık çalışmalarından anlaşılıyor ki
  11. IV- Anayasanın 151. maddesinde Anayasaya aykırılık iddiasının
  12. V- Anayasamızda hâkim ve mahkeme sözleri, çoğu kez, eş anlamlı
  13. VII- Defi veya itiraz yoluyla Anayasaya aykırılık iddiasını hâkime
  14. VIII- Sorgu hâkimlerinin son soruşturmanın önlenmesine ilişkin
  15. IX- Bir an için Anayasanın 151. maddesindeki (dâvaya bakan
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1967/4
Karar No
1967/5
Tarih
7 Şubat 1967

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1963/144 K.1967/6
  • AYM Norm Denetimi E.1967/8 K.1967/7
  • AYM Norm Denetimi E.1966/24 K.1967/8
  • AYM Norm Denetimi E.1966/30 K.1967/9
  • AYM Norm Denetimi E.1967/12 K.1967/10
  • AYM Norm Denetimi E.1964/21 K.1967/11

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.