KÜNYE
Anayasa
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 17 Ocak 2008
- Esas Sayısı
- 2002/71
- Karar Sayısı
- 2008/44
- Karar Günü
- 17.1.2008
- R.G. Tarih-Sayı
- 03.04.2009-27189
- İtiraz yoluna başvuran
- Bandırma Asliye Ceza
Karar Metni
2.626 kelime·13 dk okuma·25 bölüm
Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU
1.3.1926 günlü, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2370 sayılı Yasa ile değiştirilen 236. maddesi ile 5.5.1983 günlü, 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu'nun 73. maddesinin, Anayasanın 12., 13., 14., 15. ve 90. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Bir kısmı devlet memuru olan sanıklar hakkında "Kararlara tesir maksadıyla kanun dışı grev yapma" suçunu işledikleri iddia edilerek açılan davada, itiraz konusu kuralların Anayasaya aykırı olduğu kanısına varan mahkeme iptalleri için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenen Yasa Kuralları
1- 1.3.1926 günlü, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 236. maddesi şöyledir:
"Memurlardan veya işçi niteliğini taşımayan kamu hizmeti görevlilerinden üç veya daha fazla kimse aldıkları karar gereğince kanun hükümlerine aykırı olarak, memuriyetlerini terk eder veya vazifelerine gelip de görevlerini geçici de olsa kısmen veya tamamen yapmazlar yahut yavaşlatırlarsa her biri hakkında dört aydan bir yıla kadar hapis ve ikibin liradan onbin liraya kadar ağır para cezasiyle birlikte muvakkaten veya müebbeten memuriyetten mahrumiyet cezası da hükmolunur.
Başkaları tarafından alınan karara veya yayınlanan bildirilere uyarak yukarıdaki fıkrada yazılı fiilleri işleyen memurlara ve işçi niteliği taşımayan kamu hizmeti görevlilerine de aynı ceza hükmolunur.
Bu maddedeki eylemler dernek veya meslek kuruluşları yöneticilerinin bu yönde aldıkları karar veya yayınladıkları bildiriler üzerine vuku bulmuşsa, bu kararı alan veya bildiriyi yayınlayanlara bir yıldan üç yıla kadar hapis ve üçbin liradan onbin liraya kadar ağır para cezası verilir. Fail memur ise müebbeten memuriyetten mahrumiyet cezasına da hükmolunur."
2- 5.5.1983 günlü, 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu'nun 73. maddesi şöyledir:
"Yasama, yürütme ve yargı organları ile merkezi veya mahalli idarelerce bir karar alınmasını veya alınmış bir kararın değiştirilmesini veya kaldırılmasını sağlamak veya alınmış bir kararı protesto etmek amacıyla kanun dışı grev veya lokavt kararı verenler, teşvik edenler, zorlayanlar veya propagandasını yapanlar üç aydan dokuz aya kadar hapis ve yetmişbeşbin liradanyüzellibin liraya kadar ağır para cezasına mahkûm edilirler.
Yukarıdaki fıkrada sözü edilen grev veya lokavt kararının uygulanması halinde; grev veya lokavta karar verenler, grev veya lokavta karar verilmesine veya uygulanmasına veya bunlara katılmaya veya devama zorlayan veya teşvik edenler veya bu yolda propaganda yapanlar ile lokavta katılanlar bir yıldan az olmamak üzere hapis ve yüzellibin liradan üçyüzbin liraya kadar ağır para cezasına mahkûm edilirler.
Bu maddede belirtilen kanun dışı greve katılanlar altı aydan az olmamak üzere hapis ve onbin liradan az olmamak üzere ağır para cezasına mahkûm edilirler."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuruda Anayasanın 12., 13. 14., 15. ve 90. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Samia AKBULUT, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Nurettin TURAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN ve Enis TUNGA'nın katılımlarıyla 1.5.2002 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında ilk önce uygulanacak kural sorunu üzerinde durulmuştur.
Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve
Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28. maddesine göre, mahkemeler, bakmakta
oldukları davalarda uygulayacakları kanun ya da kanun hükmünde kararname
kurallarını Anayasa'ya aykırı görürler veya taraflardan birinin ileri sürdüğü
aykırılık savının ciddi olduğu kanısına varırlarsa, o hükmün iptali için
Anayasa Mahkemesi'ne başvurmaya yetkilidirler. Ancak, bu kurallar uyarınca bir
mahkemenin Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış
ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenen kuralların
da o davada uygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak yasa kuralları,
davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı
sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan
kurallardır.
İtiraz başvurusunu yapan mahkemenin bakmakta olduğu davada 765 sayılı TCK'nun 236. maddesi uyarınca Emek Platformu tarafından alınan karar gereği toplu iş bırakma eyleminde bulunanlar hakkında cezai yaptırım talep edildiğinden, 236. maddenin sanıkların eylemlerine uyan ikinci fıkrası ile buna yönelik eylemi belirleyen birinci fıkraların uygulanacak kural oldukları açıktır. Maddenin üçüncü fıkrası ise söz konusu eylemlerin gerçekleşmesine, aldıkları karar veya yayınladıkları bildirilerle neden olan dernek veya meslek kuruluşları yöneticilerini cezalandırmaktadır. Dava konusu eylemler arasında üçüncü fıkrada yazılı suç tipine uygun eylemler yer almamaktadır.
Öte yandan sanıklardan bazılarının işçi olması nedeniyle davayı sonuçlandırmada etkili olan 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu'nun 73. maddesinin bütününün iptali istenmişse de, sanık eylemleri yalnızca alınmış karar uyarınca uygulanan bir kanun dışı greve katılma kapsamına girdiğinden, maddenin ilk iki fıkrasının uygulanacak kural olmadığı anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle,
A- 1.3.1926 günlü, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2370 sayılı Yasa ile değiştirilen 236. maddesinin üçüncü fıkrası ile 5.5.1983 günlü, 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu'nun 73. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanacak kurallar olmadığından, bunlara ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddine,
B- 1.3.1926 günlü, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2370 sayılı Yasa ile değiştirilen 236. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile 5.5.1983 günlü, 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu'nun 73. maddesinin üçüncü fıkrasının esasının incelenmesine,
oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- 765 sayılı Yasa'nın 236. Maddesinin Birinci ve İkinci Fıkralarının İncelenmesi
İtiraz konusu kuralın yer aldığı 765 sayılı Türk Ceza Kanunu,
26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıştır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 260. maddesi ile kamu görevinin terki veya
yapılmaması suçu yeniden düzenlenerek, 765 sayılı Yasanın 236. maddesinde
öngörülen cezanın alt sınırı dört ay yerine üç ay olarak saptanmış, para cezası
da kaldırılmıştır. Ayrıca eylemlerin münhasıran memurların mesleki ve
sosyal güvencelerine ilişkin olması durumunda cezanın indirilebileceği ya da
hiç ceza verilmeyebileceği öngörülmüştür. Buna göre, yeni düzenleme sanıkların
lehine olduğundan, 765 sayılı Yasanın 236. maddesinin birinci ve
ikinci fıkralarına ilişkin istem hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar
verilmesi gerekir.
Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, A. Necmi ÖZLER, Şevket APALAK ve Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe katılmamışlardır.
B- 2822 Sayılı Yasa'nın 73. Maddesinin Üçüncü Fıkrasının İncelenmesi
Başvuru kararında, Anayasa ve yasalarda yapılan değişikliklerle memurlara sendika kurma ve bu tür kuruluşlara girme hakkının sağlandığı, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde bu hakkın güvence altına alındığı, 2822 sayılı Yasa'nın 73. maddesinin Anayasa'nın 90. maddesinin işlevini yok ettiği, dolayısıyla Anayasa'nın 12., 13., 14. ve 15. maddelerinde sınırları ve kapsamı belirlenen temel hak ve özgürlükleri kullanılamaz hale getirdiği ileri sürülmüştür.
2949 sayılı Yasa'nın 29. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi, yasaların Anayasa'ya aykırılığı konusunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmaya mecbur değildir. Taleple bağlı kalmak koşuluyla başka gerekçe ile de Anayasa'ya aykırılık kararı verebilir. Bu nedenle, kuralın Anayasa'nın 2., 5. ve 54. maddeleri yönünden de incelenmesi uygun görülmüştür.
Yasa'nın 73. maddesinde nitelikli yasadışı grev ve lokavt cezai yaptırıma bağlanmaktadır. Cezai yaptırımın uygulanması için yasadışı grev ve lokavtın yasama, yürütme ve yargı organları ile merkezi veya mahalli idarelerce bir karar alınmasını veya alınmış bir kararın değiştirilmesini veya kaldırılmasını sağlama veya alınmış bir kararı protesto amacına yönelmiş olması gerekir.
Anayasa'nın 2. maddesinde öngörülen sosyal devlet, mülkiyet hakkının toplum yararına kullanılması ve ekonomik yaşama müdahale yoluyla sosyal barışı sağlama amacına dönük olarak emek-sermaye dengesini kuran, zayıfları güçlüler karşısında koruyan, bireysel girişim ve sorumluluğu esas almakla birlikte bireylerin kendi güçleriyle üstesinden gelemeyecekleri sosyal riskleri üstlenen, bu yolla sosyal adaleti kuran devlettir. Bu ilke Anayasa'nın birçok maddesinde somutlaştırılmıştır.
Anayasa'nın 5. maddesiyle devlet "kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya" çalışmakla yükümlü kılınmaktadır.
Anayasa'nın, 49. maddesinde devletin çalışanların hayat seviyesini
yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak
ve çalışmayı desteklemekle yükümlü olduğu; 51. maddesinde çalışanların ve
işverenlerin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini
korumak ve geliştirmek için önceden izin
almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma
hakkına sahip bulunduğu; 53. maddesinde de işçiler ve
işverenlerin karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma
şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahip olduğu
vurgulanmaktadır. Bu kurallar, çalışanların ekonomik ve sosyal hak ve
menfaatlerini koruma mücadelelerinin temel bir anayasal değer olarak kabul
edildiğini göstermektedir.
Uluslararası sözleşmelerde de işçilerin en etkin mücadele aracı
olan grev hakkı Anayasa'nın 54. maddesinde düzenlenmiş ve işçilerin "Toplu
iş sözleşmesinin yapılması sırasında, uyuşmazlık çıkması halinde grev hakkına
sahip" olduğu kabul edilmiştir. 54. maddenin ikinci ve yedinci
fıkralarında ise, iyiniyet kurallarına aykırı tarzda, toplum zararına ve milli
serveti tahrip edici grevler ile, siyasal amaçlı grev, dayanışma grevi, genel
grev, işyeri işgali, işi yavaşlatma, verim düşürme ve diğer direnişlerin
yapılamayacağı tüketici biçimde sayılmıştır. Ancak 54. maddenin birinci
fıkrasındaki güvence kapsamında olmamakla birlikte, ikinci ve yedinci
fıkralardaki yasakların kapsamına da girmeyen iş mücadelesi niteliğinde veya
düşünce açıklaması biçimindeki toplu eylemlere de rastlanabilmektedir.
İşçilerin çalışma ilişkilerinde ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak
ve geliştirmek için gerçekleştirebilecekleri bu tür eylemlerin özgürlükler
kapsamında değerlendirileceği açıktır.
Grev uygulaması da iş sözleşmesinden doğan bir edimin işçiler tarafından toplu olarak belirli bir süre için yerine getirilmemesidir. Bu eylem Anayasanın 54. maddesinin birinci fıkrası kapsamında kaldığı sürece, güvenceden yararlanmakta ve herhangi bir yaptırımla karşılaşmamaktadır. Bu kapsam dışındaki grevlerde ise işçiler işten çıkarılma veya sözleşmeden doğan yükümlülüğü ihlal nedeniyle tazminat ödemek zorunda kalabilirler. Dolayısıyla Anayasanın 54. maddesinin birinci fıkrası kapsamına girmemekle birlikte dar yorumlanması gereken yasak grevlerin kapsamına da girmeyen grev uygulamalarının yasaklanması, özgürlüklere yönelik bir sınırlama olacaktır.
İtiraz konusu kural, siyasi veya ekonomik ve sosyal hak mücadelesi amaçlı olup olmadığına bakılmaksızın, "Yasama, yürütme ve yargı organları ile merkezi veya mahalli idarelerce bir karar alınmasını veya alınmış bir kararın değiştirilmesini veya kaldırılmasını sağlamak veya alınmış bir kararı protesto etmek amacıyla" gerçekleştirilen greve işçilerin katılımını yasaklamakta ve bu yasağa cezai yaptırım öngörmektedir.
Maddedeki suç tanımında, yetkili organlarca alınmış ya da alınacak
olan kararların işçilerin iş ve çalışma koşullarına ilişkin olup olmaması
bakımından herhangi bir ayrım yapılmamaktadır. Başka bir anlatımla, işçileri
doğrudan ilgilendirmeyen siyasi veya idari nitelikteki kararlara karşı
uygulanan grev ile, Bakanlar Kurulunun, devletin işveren olduğu belirli bir iş
kolundaki çalışma koşullarına ilişkin bir kararına yönelik grev arasında
herhangi bir ayrım yapılmamakta, her iki olgu da aynı suç kapsamında
değerlendirilmektedir. Ayrıca, işçilerin çalışma koşullarıyla ilgili olarak ya
da emeklilik yaşının yükseltilmesi veya kıdem tazminatının yasal bir zorunluluk
olmaktan çıkarılması ve benzeri konularda verilecek veya verilmiş kararlara
karşı uygulanacak grevlerin de bu suç kapsamına girdiği anlaşılmaktadır.
Nitekim itiraz konusu kuralın uygulandığı davada, işçiler emeklilik yasa
tasarısını protesto amacıyla işi bıraktıklarından haklarında 2822 sayılı
Yasanın 73. maddesi uyarınca dava açılmıştır.
Yasa koyucu, Anayasa'nın 2. ve 5. maddelerinde öngörüldüğü üzere Anayasa'da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlükleri koruma yükümü çerçevesinde temel hak ihlallerini yaptırım altına almak zorunda olduğu gibi, toplumsal ve siyasal yapıyı korumak amacıyla da bazı temel hak ve özgürlükleri sınırlamak suretiyle suç yaratabilir. Yasa koyucu bu çerçevede suç yaratırken koruma yükümünün gerekleriyle bağlıdır. Buna karşın temel hak kullanımlarının sınırlanması niteliğindeki yasama tasarruflarının, Anayasa'nın 13. ve diğer maddelerindeki temel hak ve özgürlük güvenceleriyle sınırlı olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
2822 sayılı Yasanın 73. maddesinin birinci fıkrasında sözü edilen kurum kararlarını protesto amacıyla yürütülen grevin, işçi ile işveren arasındaki iş sözleşmesinden kaynaklanan çalışma yükümlülüğünün ihlali olduğunda kuşku bulunmamaktadır. İşçiler bu eylemleriyle zaten sözleşmenin ihlaline bağlı sonuçlarla karşılaşabilmekte, işten çıkarılmak ve tazminat ödemek zorunda kalabilmektedirler.
Yetkili organlarca alınmış ya da alınacak olan kararlara etki etmek amacıyla işçilerin protesto ve benzeri eylemlerini, iş ve çalışma koşullarına ilişkin olup olmamasına bakılmaksızın cezai yaptırıma bağlanmasına ilişkin itiraz konusu kural, Anayasanın 2., 5. ve 54. maddelerine aykırı düşmektedir. İptali gerekir.
Haşim KILIÇ, Mehmet ERTEN, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR ve Şevket APALAK iptal sonucuna farklı gerekçeyle katılmışlardır.
Kural iptal edilmiş olduğundan, Anayasanın 12. ve 90. maddeleri yönünden ayrıca incelenmesine gerek görülmemiş, 14. ve 15. maddeleriyle de ilgisi kurulamamıştır.
KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
FARKLI
GEREKÇE
2822 sayılı Toplu İş sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu'nun 73. maddesinin itiraz konusu üçüncü fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğuna ilişkin iddianın incelenmesi;
Anayasa'nın 54. maddesinin birinci fıkrası, işçilerin toplu iş
sözleşmesi sırasında çıkacak uyuşmazlıklar nedeniyle grev hakkına sahip
olabileceklerine işaret ederek, anayasal güvence altına alınan grev hakkının
sınırını belirtmiştir. Grev hakkının iyi niyet kurallarına aykırı tarzda, toplum
zararına ve millî serveti tahrip edecek şekilde kullanılamayacağına aynı
maddenin ikinci fıkrasında, siyasî amaçlı grevin, dayanışma grevinin, genel
grevin, işyeri işgalinin, işi yavaşlatmanın, verimi düşürmenin ve diğer
direnişlerin yapılamayacağına ise yine aynı maddenin yedinci fıkrasında yer
vermek suretiyle toplu iş sözleşmesi sırasında olsa bile bu tür grev ve
davranışların anayasal güvence dışında olduğuna işaret ederek, güvence altına
alınan grevin sınırlarını netleştirmiştir. Buna göre, Anayasanın 53. maddesi
ile korunan toplu iş sözleşmesi yapma hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi
için, toplu sözleşmenin yapılması sırasında gerçekleştirilen grevin anayasal
güvence altına alındığı, bunun dışındaki grevlerin anayasal güvenceden
yararlanamayacağı ortaya çıkmaktadır.
İtiraz konusu kural, 2822 sayılı Kanununun 73. maddesinin birinci
fıkrasında yasama, yürütme ve yargı organları ile merkezi veya mahalli
idarelerce bir karar alınmasını veya alınmış bir kararın değiştirilmesini veya
kaldırılmasını sağlamak veya alınmış bir kararı protesto etmek amacıyla kanun
dışı grev veya lokavt kararı verenler, teşvik edenler, zorlayanlar veya
propagandasını yapanlar biçiminde tanımlanan greve katılanlar için yaptırım
öngören, aynı maddenin üçüncü fıkrasıdır. Maddede tanımlanan grevin, Anayasanın
54. maddesinde güvence altına alınan ve sınırları belirtilen grev hakkı
kapsamında olmadığı açıktır. Bu nedenle olağan bir ceza normu niteliğinde olan
kuralın, anayasal güvence altına alınan temel bir hakkı sınırlandırdığı kabul
edilemez.
Öte yandan, yasa koyucu bir eylemi suç olarak nitelendirmede ve ceza tayininde geniş takdir yetkisine sahiptir. Ancak, bu takdir yetkisini Anayasa ve ceza hukukunun genel ilkelerine uygun biçimde kullanarak suç nitelendirmesi ve ceza normunu belirlemesi gerekir.
Kural, ekonomik çıkarlarına veya çalışma koşullarına ilişkin olup
olmadığına bakmadan 73. maddenin birinci fıkrasında tanımlanan suça
katılanlara, altı aydan az olmamak üzere hapis ve onbin liradan az olmamak
üzere ağır para cezası öngörmektedir. Anayasal güvence altında olmasa da
ekonomik çıkarlarını veya çalışma koşullarını ilgilendiren kararları etkilemek
amacıyla kanun dışı greve katılanlar ile diğerleri arasında suçla ceza
arasında bulunması gereken adil dengenin korunması suretiyle ayırt edici
biçimde bir cezanın öngörülmesi gerekirken, böyle bir ayırıma gidilmeden
kanun dışı greve katılanların tümü için altı aydan az olmamak üzere hapis ve
onbin liradan az olmamak üzere ağır para cezası öngörülmesi, adalet
anlayışı ve hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmaz.
İptal kararına, açıkladığımız bu gerekçeyle katılıyoruz.
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla
PERKTAŞ
Başkan
Haşim
KILIÇ
Üye
Mehmet
ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
KARŞIOY
GEREKÇESİ
1.3.1926 günlü, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2370 sayılı Yasa ile değiştirilen 236. maddesi, 26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 260. maddesiyle lehe olarak değiştirilmesine karşın eylem suç olmaktan çıkarılmadığından, 236. maddenin birinci ve ikinci fıkralarının iptaline ilişkin istem hakkında karar verilmesine yer olmadığı yolundaki görüşlere, 17.1.2008 günlü, E.2002/71, K.2008/44 sayılı kararda kullandığım karşıoy gerekçesi ile katılmıyorum.
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket
APALAK
KARŞI
OY
765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2370 sayılı Yasa ile değiştirilen itiraza konu 236. maddesi, 26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 260. maddesiyle lehe olarak yeniden düzenlendiğinden bahisle 236. maddenin birinci ve ikinci fıkralarının iptali istemiyle ilgili itiraz davası hakkında karar verilmesine yer olmadığı yolunda verilen çoğunluk kararına, 2002/54 E. 2008/43 sayılı, 17.1.2008 günlü Anayasa Mahkemesi Kararı'nın karşı oy yazısında belirtilen gerekçe uyarınca katılmıyoruz.
Üye
Fulya
KANTARCIOĞLU
KARŞIOY
GEREKÇESİ
765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2370 sayılı Yasa ile değiştirilen itiraza konu 236. maddesi, 26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 260. maddesiyle lehe olarak düzenlendiğinden bahisle 236. maddenin birinci ve ikinci fıkralarının iptali istemiyle ilgili itiraz davası hakkında karar verilmesine yer olmadığı yolunda verilen çoğunluk kararına 17.1.2008 günlü, E.2002/54, K.2008/43 sayılı Anayasa Mahkemesi kararında kullandığım karşıoy yazısında belirtilen gerekçe uyarınca katılmıyorum.
Başkan
Mehmet
ERTEN
Üye
A.Necmi
ÖZLER
Üye
Şevket
APALAK
Üye Zehra · Ayla PERKTAŞ
Anayasa Mahkemesi, E. 2002/71, K. 2008/44, 17 Ocak 2008 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası