KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 10 Şubat 2016
- Esas Sayısı
- 2015/97
- Karar Sayısı
- 2016/10
- R.G. Tarih-Sayı
- 03.03.2016-29642
- İtiraz yoluna başvuran
- Trabzon 2. İş
Karar Metni
2.410 kelime·12 dk okuma·14 bölüm
Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU
31.5.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 96. maddesinin birinci fıkrasının, 13.2.2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanun'un 44. maddesiyle değiştirilen (b) bendinin, Anayasa'nın 2., 13., 35., 60. ve 125. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY
Sosyal Güvenlik Kurumu'nun hatalı işlemi sonucu yersiz olarak yapıldığı tespit edilen sağlık yardımının iadesi için ilgili aleyhine başlatılan icra takibine itiraz edilmesi üzerine, Kurum tarafından açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I- İPTALİ İSTENİLEN KANUN HÜKMÜ
Kanun'un itiraz konusu kuralı da içeren 96. maddesi şöyledir:
"Yersiz ödemelerin geri alınması
MADDE 96- Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan,
itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.
Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanunî faiz kalan borca uygulanır. Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır.
Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanunî faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır.
Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir."
II- İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca, Zühtü ARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Alparslan ALTAN, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, M.Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA ve Rıdvan GÜLEÇ'in katılımlarıyla 25.11.2015 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III- ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Cengiz ERTEN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. İtirazın Gerekçesi
3. Başvuru kararında özetle, hukukun vatandaşlara
öngörülebilirlik ve güven sağlaması gerektiği, keyfi şekilde düzenlenen
yaptırımların ve vatandaşlara getirilen yükümlülüklerin hukuk devleti ilkesine
aykırı olduğu, önceden yapılan ödemelerin geri alınmasına ilişkin düzenlemenin
mülkiyet hakkıyla birlikte ağır yaptırım öngörmesi nedeniyle ölçülülük ilkesini
de ihlal ettiği, Kurum'un kendi kusurundan dolayı tek taraflı olarak emeklilik
statüsünü iptaliyle ortaya çıkan zarardan vatandaşın sorumlu tutulmasının
Devlet'in yükümlülüklerine aykırılık teşkil ettiği, Kurum'un kusuru nedeniyle
hatalı olarak tesis edilen işlemden kaynaklanan ödemelerin iadesinin iş
mahkemelerine açılan davalar ile sağlandığı ve hatalı işlem nedeniyle uğranılan
zararın Kurum'dan tahsili talebinin bu düzenleme karşısında sonuçsuz kalacağı
belirtilerek, kuralın Anayasa'nın 2., 13., 35., 60. ve 125. maddelerine aykırı
olduğu ileri sürülmüştür.
B. Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
4. İtiraz konusu kural, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun hatalı işlemi sonucunda fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen 5510 sayılı Kanun kapsamındaki her türlü ödemelerden, bu işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık süredeki ödemelerin iadesinde, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmi dört ay içinde yapılması halinde faiz uygulanmayacağını, yirmi dört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılması halindeyse, bu süre sonundan itibaren hesaplanacak kanunî faizin uygulanacağını hüküm altına almaktadır.
5. Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. Hukuk devletinde kanunların kamu yararı gözetilerek çıkarılması zorunludur. Kanun koyucunun, Anayasa'ya ve hukukun genel ilkelerine aykırı olmamak kaydıyla her türlü düzenlemeyi yapma konusunda takdir yetkisi bulunmaktadır.
6. Kural, sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup, Kurum'un hatalı işlemi nedeniyle ilgiliye yapılan fazla veya yersiz ödemeye bağlanan sonuçları öngörmektedir. Kuralın, Kurum tarafından Kanun'a aykırı şekilde ilgililere yapılan ödemelerin geri alınmasıyla Kurum'un gider kaybının önlenmesini ve Kurum'un aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Böyle bir düzenlemenin anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olduğu da açıktır.
7. Öte yandan Kurum'un hatalı işleminden kaynaklanan nedenlerle yapılan fazla veya yersiz ödemelerin yaptırımı, ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışı sonucu yapılan fazla veya yersiz ödemelerin hükümlerine göre hafifletilmiş, kanun koyucu sebepsiz zenginleşene hatalı işlemin tebliğinden itibaren yirmidört ay gibi uzun bir süre faizsiz iade yapması için seçenek tanımıştır. Dolayısıyla kural Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesine aykırı değildir.
8. Mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü malvarlığı haklarını kapsamaktadır. Bununla birlikte, anayasallık denetiminde ekonomik değer ifade eden malvarlıklarına ilişkin olarak Anayasa'nın 35. maddesi kapsamında inceleme yapılabilmesi için ilgili mülkün hâlihazırda kişilerin mülkiyetinde bulunması gerekmektedir. Kişilerin hukuken malik bulunmadıkları malvarlığı değerlerine yönelik mülk edinme beklentileri, kural olarak Anayasa'nın 35. maddesi kapsamında koruma görmemektedir.
9. Sosyal hukuk devletinin somut göstergelerinden biri olan sosyal güvenlik hakkının yer aldığı Anayasa'nın 60. maddesinin birinci fıkrasında, "Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir." denilmektedir. Bu hüküm bireylere yaşlılık, hastalık, kaza, ölüm ve malullük gibi sosyal riskler karşısında asgari ölçüde bir yaşam düzeyi sağlamayı amaçlamaktadır. Aynı maddenin ikinci fıkrasında da "Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar." denilerek bu görevin, Devlet tarafından oluşturulacak kuruluşlar yoluyla yerine getirilmesi öngörülmektedir.
10. Kural, var olmayan bir sosyal güvenlik hakkının gerçekleştiği zannıyla Kurum'un hatalı işlemiyle ilgililere yaptığı ve malvarlıklarında sebepsiz zenginleşmeye yol açan yersiz ödemelerin iadesine ilişkindir. Bu nedenle kişinin malvarlığında ekonomik bir değer taşımakla birlikte geçerliliği bulunmayan bir sosyal güvenlik hakkından kaynaklanan yersiz ödemenin iadesi talebini düzenleyen kuralın mülkiyet hakkı ve sosyal güvenlik hakkıyla bir ilgisi bulunmamaktadır.
11. Anayasa'nın 125. maddesine göre idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. Anayasa'da açıkça yazılı olanların dışında, idarenin hiçbir eylem ve işlemi yargı denetiminin dışına çıkarılamaz ve bu işlemlere karşı yargı mercileri önünde hak arama özgürlüğü kısıtlanamaz. Kuralın, bakılmakta olan davadaki gibi yargı denetimine tâbi bulunduğu açıktır. Bu bağlamda yersiz ödemelerin iadesine ilişkin kararlar yargı denetimi dışına çıkarılmadığından kural Anayasa'ya aykırı değildir.
12. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2. ve 125. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
13. Kuralın Anayasa'nın 13., 35. ve 60. maddeleriyle bir ilgisi görülmemiştir.
14. Celal Mümtaz AKINCI bu görüşe katılmamıştır.
ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep
KÖMÜRCÜ
Üye
Alparslan ALTAN
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz
AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
KARŞI OY GEREKÇESİ
1- Sosyal Güvenlik Kurumunun hatalı işlemi sonucu yersiz olarak yapıldığı tespit edilen sağlık yardımının iadesi için ilgili aleyhine başlatılan icra takibine itiraz edilmesi üzerine, Kurum tarafından açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2., 13., 60. ve 125. maddelerine aykırı olduğu ileri süren mahkeme iptali için başvurmuştur.
2- İtiraz konusu kural, Sosyal Güvenlik Kurumunun hatalı işlemi sonucunda fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen 5510 sayılı Kanun kapsamındaki her türlü ödemelerden, bu işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık süredeki ödemelerin iadesinde, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmi dört ay içinde yapılması halinde faiz uygulanmayacağını, yirmi dört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılması halindeyse, bu süre sonundan itibaren hesaplanacak kanunî faizin uygulanacağını hüküm altına almaktadır.
3- İptali istenilen kuralın yer aldığı 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesi "Yersiz ödemelerin geri alınması" başlığını taşımakta, İtiraz konusu (b) bendinde ise, "Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır." denilmektedir.
4- Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. Hukuk devletinde kanunların kamu yararı gözetilerek çıkarılması zorunludur. Kanun koyucunun, Anayasa'ya ve hukukun genel ilkelerine aykırı olmamak kaydıyla her türlü düzenlemeyi yapma konusunda takdir yetkisi bulunmaktadır.
5- Dava konusu olayda, sigortalıya çalıştığı esnada her nasılsa
iki sigorta sicil numarası verilmiş ve sigortalı yaşlılık aylığı almayı hak
ettiğinde hizmetlerinin birleştirilmesi suretiyle kendisine aylık bağlanmasını
istemiştir. Kurum hizmet birleştirmesi sırasında başka bir sigortalıya ait 120
günlük hizmeti ilgili sigortalının hizmeti sanarak bu süreyi de dahil ederek
sigortalıya yaşlılık aylığı bağlamıştır. Yaklaşık beş yıl bir ay sonra kurum
hatasını fark etmiş ve geriye dönük beş yıl içinde sigortalıya yapılan
aylıklardan dolayı kendisine borç çıkarttığı gibi verilen sağlık hizmeti
nedeniyle de 7.446,73 TL'nin de emekli sigortalıdan istirdadı
istenilmiştir. Mahkememiz çoğunluğunca kuralın, sebepsiz zenginleşmede geri
verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme olduğu, "kurumun hatalı
işlemi nedeniyle ilgiliye yersiz veya fazladan yapılan ödemelerin geri
alınmasıyla Kurum'un gider kaybının önlenmesi, Kurum aleyhine sebepsiz
zenginleşmenin önlenmesi için kamu yararı amacıyla çıkarıldığı"ifade
olunmuştur.
6- Bu düşünceye katılmak mümkün olmamıştır. Çünkü; "hukuk
devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli
bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan,
Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına
egemen kılan devlet" olduğuna göre hukuk devletinde
kişinin sebep olmadığı hatalı işlemden sorumlu tutulması mümkün değildir.
Devletin, idarenin veya bir Kurumun hatasından dolayı yasayla, ilgili
(olayımızda sigortalı) sorumlu tutuluyorsa, devletin "Hukuk Devleti"
değil "Kanun devleti" olduğu algısı ortaya çıkar. Çünkü Hukuk
Devletinde, kişinin kendi hatasından, kusurundan yararlanamaması esastır.
Başkasının hatasından sorumlu tutulmamak da genel kabul görmüş bir
kuraldır.
7- Ayrıca, "kuralın sebepsiz zenginleşmede geri verme
konusuna ilişkin özel bir düzenleme olduğu" yönündeki gerekçeye de
katılmak mümkün değildir. Çünkü ortada bir sebepsiz zenginleşme de
yoktur. Şayet kurum hatalı işlem yapmasa idi, sigortalı 120 gün daha çalışacak,
çalıştığı bu süre içinde adına işveren tarafından prim ödendiği için Kurumdan
sağlık hizmeti almaya devam edecekti. Kurumun hatalı işlemi sonucu kişinin 120
gün erken emekli edilmesi kendisine hak etmediği bir sağlık hizmetini
bahşetmemiştir. Yani sigortalı hiç hak etmediği bir hizmeti almış, dolayısıyla da
sebepsiz zenginleşmiş değildir. Sigortalı aktif sigortalı iken aldığı sağlık
hizmetini kurumun hatalı işlemi sonucu 120 gün önce emekli sigortalı olarak
almaya başlamıştır. Bu nedenle "sebepsiz zenginleşme" den bahsetmek
mümkün değildir.
Kurumun gider kaybının önlenmesi düşüncesine de katılmak mümkün
olmamıştır. Çünkü olayda kurumun gider kaybına uğradığı da söylenemez, yukarıda
ifade olunduğu gibi sigortalı 120 gün erken emekli edilerek hak etmediği bir
hizmeti almış, Kurum da sigortalıya hak etmediği bir hizmeti vermiş değildir.
Sadece aktif sigortalı olarak alınan sağlık hizmeti emeklilikten sonra da (120
gün önce) verilmeye devam olunmuştur. Yani kurum sağlık hizmeti verme yönünden
bir gider kaybına uğramış değildir.Bir an için gider kaybına uğradığı
varsayılsa dahi bu gider kaybının müsebbibi sigortalı değil Kurum ve Kurum
çalışanlarıdır. "Hukuk Devleti"nde esas olan, hatayı yapanın
hatasının bedelini ödemesi, hatasının sonucuna katlanmasıdır.
8- Bu kapsamda AİHM'in Devletin kusuru nedeniyle
yanlışlıkla kazanılan mülkiyet haklarını, ortadan kaldırılıncaya kadar Protokol
1-1 anlamında "mülk" kabul ettiği çok sayıda kararı vardır. AİHM bu
durumlarda, yanlışlıkla verilen ekonomik değere ilişkin hakkın ortadan
kaldırılmasını 'mülkiyet hakkı'na müdahale olarak ele almakta, bunun ihlal
teşkil edip etmediği yönünde değerlendirme yapmakta, bu kapsamda Devletin
yapılan hatayı düzeltmesinin meşru bir amaç taşıdığını belirtmekte, müdahalenin
orantılılığı yönünden Devletin "iyi yönetim" ilkesine uygun davranıp
davranmadığını incelemektedir. Mahkeme bu ilkeye göre, idarenin hatayı
düzeltirken iyi bir zamanlamayla, uygun bir şekilde ve en önemlisi tutarlı
olarak hareket edip etmediğini değerlendirmektedir. Ayrıca, Devletin
kendi hatasından kaynaklanan riskleri kendisinin yüklenmesigerektiğine vurgu
yapmaktadır. Son olarak ifade etmek gerekir ki, Mahkeme, hatayla
elde edilen ekonomik değerin sonradan ortadan kaldırılmasını 'mülkiyet hakkı'
kapsamında incelerken bu ekonomik değerlerin elde edilmesinde başvurucunun iyi
niyetli olup olmadığını dikkate almaktadır.
Nitekim AİHM, Moskal/Polonya kararında, başvurucunun şartları oluşmamasına rağmen erken emekli edilmesi ve durumun yaklaşık on ay sonra anlaşılması üzerine emeklilik işleminin iptal edilmesine ilişkin olayda, Polonya Hükümetinin başvurucunun bir mülkiyet hakkının doğmamış olduğu yönündeki itirazını reddetmiş ve başvuruyu yukarıda belirtilen çerçevede mülkiyet hakkı kapsamında esastan incelemiştir.
9- Mahkememiz Bireysel Başvuru İkinci Bölümünün 2013/3391
sayılı Bülent Akgül kararında da, benzer şekilde; "Başvurucu,
506 sayılı mülga Kanun'un 53. maddesinin son fıkrasına göre
maluliyet sigortasından ödenen aylıkların geri istenemeyeceğini ileri sürmesine
ve başvurucuya maluliyet aylığının bağlandığı tarihte anılan hüküm yürürlükte
olmasına rağmen Mahkemece, SSK Hastanesinin raporuna istinaden SGK tarafından
başvurucuya ödenen. maaşların SGK'ya geri ödenmesine karar verilmesinin
başvurucunun mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği(ne) ve mülkiyet hakkının
ihlal edildiğine (paragraf 62-63), ihlal ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için
yeniden yargılama yapılmak üzere kararın (ilgili) İş Mahkemesine gönderilmesine
(Hüküm D bendi)" karar verilmiştir.
10- Anayasa yargısının amacının Anayasa'ya aykırı kuralları denetleyerek Anayasa'ya aykırılığı gidermek olduğu dikkate alındığında da, Anayasa'ya aykırı kuralın soyut norm denetimi esnasında iptal edilmeyip yürürlükte kalması, ilk derece mahkemesine dahi gelmeyecek bir meselenin önce ilk derece mahkemesine, sonra Yargıtaya ve son olarak da bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine kadar gelmesine neden olacaktır ki bu durumun Anayasa'nın 141. maddesi son fıkrasında ifade olunan "Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir." ilkesine aykırılık teşkil edeceği açıktır.
11- Öte yandan Anayasa'nın 2. maddesinde ifade olunan, "Türkiye
Cumhuriyetinin, Sosyal Bir Hukuk Devleti" olduğu
ilkesi yönünden de kural değerlendirildiğinde ve Sosyal Hukuk Devletinin
Anayasa Mahkemesi kararlarında, "güçsüzleri güçlüler karşısında
koruyarak gerçek eşitliği, sosyal adaleti ve toplumsal dengeyi
sağlamak"(la) yükümlü, "insan hak ve özgürlüklerine
saygı gösteren, bireyin huzur ve refahını gerçekleştiren ve
güvence altına alan, kişi ile toplum arasında denge kuran. Çalışanların insanca
yaşaması, çalışma hayatının kararlılık içinde gelişmesi için sosyal, iktisadi
mali tedbirler alarak çalışanları koruyan. Adaletli hukuk düzenini kuran ve
bunu devam ettirmekle kendini yükümlü sayan, hukuka bağlı. Devlet" olarak
tanımlandığı. İptali istenilen kuralın bu "Sosyal Devlet" tanımına da
aykırı olduğu kanaatindeyim.
12- Yukarıda açıklanmaya çalışılan nedenlerle, 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesi birinci fıkrasının (b) bendinin, Anayasa'nın 2. ve 35. maddelerine aykırı olduğunu düşündüğümden çoğunluk görüşüne katılmadım.
Üye
Hasan Tahsin
GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Celal Mümtaz
AKINCI
Anayasa Mahkemesi, E. 2015/97, K. 2016/10, 10 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası