KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2024
- Esas Sayısı
- 2024/15
- Karar Sayısı
- 2024/159
- R.G.Tarih-Sayı
- 21/11/2024-32729
- İtiraz yoluna başvuran
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
- İtirazın konusu
- 3/11/1980
Karar Metni
2.248 kelime·11 dk okuma·12 bölüm
tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’un 6. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan “…ve manevi…” ibarelerinin Anayasa’nın 2., 17. ve 35. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talebidir.
OLAY
Operasyon görevi sırasında askerî aracın yaptığı kazada ölen asker kişinin yakınları tarafından açılan maddi ve manevi tazminat davasında itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENİLEN VE İLGİLİ GÖRÜLEN KANUN
HÜKÜMLERİ
A. İptali İstenilen Kanun Hükümleri
Kanun’un itiraz konusu kuralların da yer aldığı 6. maddesi şöyledir:
“Nakdi tazminat ve aylığın etkisi
Madde 6 – Bu Kanun hükümlerine göre ödenecek nakdi tazminat ile bağlanacak emekli aylığı uğranılan maddi ve manevi zararların karşılığıdır.
Yargı mercilerinde maddi ve manevi zararlar karşılığı olarak kurumların ödemekle yükümlü tutulacakları tazminatın hesabında bu kanun hükümlerine göre ödenen nakdi tazminat ile bağlanmış bulunan aylıklar gözönünde tutulur.”
B. İlgili Görülen Kanun Hükümleri
Kanun’un;
1. 3. maddesi şöyledir:
“Nakdi tazminat
Madde 3 – Bu kanun kapsamına girenlerden;
a) (Değişik: 1/4/1998 - 4356/1 Md.) Ölenlerin kanuni mirasçılarına, en yüksek Devlet Memuru brüt aylığının (Ek gösterge dahil) 100 katı tutarında,
b) (Değişik: 1/4/1998 - 4356/1 md.) Yaşamak için gerekli hareketleri yapmaktan aciz ve hayatını başkasının yardım ve desteği ile sürdürebilecek şekilde malül olanlara 200 katı, diğer engelli hâle gelenlere (a) bendinde belirtilen tutarın % 25'inden % 75'ine kadar, yaralananlara ise % 20'sini geçmemek üzere engellilik ve yaralanma derecesine göre,
Nakdi tazminat ödenir.
Bu nakdi tazminatın tespitine esas tutulacak aylık; tazminat verilmesine dair karar tarihindeki en yüksek Devlet memuru aylığının (Ek gösterge dahil) brüt tutarıdır.
c) (a) bendi esaslarına göre tespit edilen nakdi tazminatın kanuni mirasçılara intikalinde; ölenin eş ve füruu veya yalnızca füruu ile içtima eden ve ölüm tarihinde sağ olan ana ve babasının her birine ayrı ayrı olmak üzere % 15 tutarındaki kısmı verildikten sonra kalanı içtima eden diğer mirasçılara ödenir. Diğer hallerde miras hükümleri uygulanır. Ancak ana veya babaya verilen tazminat çocukların her birine ödenen tazminattan fazla olamaz.
d) (Ek: 7/6/1990 - 3658/2 md.) Kesin raporun alınmasının uzayacağının anlaşılması halinde tazminatın ödenme usüllerine göre, olay tarihi itibariyle, (b) bendine göre hesaplanacak miktarın asgari oranı üzerinden avans ödenir.
Olağanüstü halin devam ettiği süre içinde, bu maddede yer alan nakdi tazminat miktarlarının yarıya kadar indirilmesine veya nakdi tazminata ilişkin hükümlerin uygulanmamasına Cumhurbaşkanı yetkilidir.”,
2. 4. maddesi şöyledir:
“Aylık bağlanması
Madde 4 – Bu Kanun kapsamına girenlerden;
a) Engelli hâle gelerek bağlı oldukları sosyal güvenlik mevzuatına göre emekliye sevk edilenlere görev malullüğü aylığı bağlanır.
b) Emekli aylığı almakta iken engelli hâle gelenlerin almakta oldukları aylıkları görev malullüğü aylığına dönüştürülür.
c) Ölenlerin kendilerine bağlanması gereken görev malullüğü aylığı, dul ve yetimlerine intikal ettirilir.
Bu madde gereğince ilgili sosyal güvenlik kurumlarınca kendi mevzuatlarına göre bağlanan aylıklar, (…) % 25 artırılarak ödenir.
d) Herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna tabi olmayanların engelli hâle gelmeleri halinde, öğrenim durumlarına göre 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun değişik 36 ncı maddesi hükümlerine göre belirlenecek giriş derece ve kademeleri üzerinden (Öğrenimi bulunmayanların ilkokul mezunu gibi) kendilerine, ölümlerinde dul ve yetimlerine 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre T.C. Emekli Sandığınca görev malullüğü aylığı % 25 artırılarak bağlanır.
(Değişik fıkra: 12/7/2013-6495/80 md.)
Birinci fıkranın (a) ve (b) bentleri hükümleri uygulanarak aylık bağlananlara
aylık bağlama tarihi itibarıyla sosyal güvenlik kurumlarınca kendi
sigortalılığı nedeniyle ödenmekte olan gelir ve/veya aylıkların toplamı,
14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesi
gereğince öğrenim durumuna göre belirlenecek giriş derece ve kademesi ile 30
yıl fiili hizmet süresi esas alınarak mülga hükümleri de dahil 5434 sayılı
Kanun hükümlerine göre hesaplanacak vazife malullüğü aylığının %25 artırımlı
tutarından az olamaz ve bu şekilde belirlenen gelir ve/veya aylıklar ilgili
sigortalılık hâlindeki aylık artışları dikkate alınarak artırılır. Birinci
fıkranın (a) ve (b) bentleri kapsamına girenler, aylıklara ilişkin hükümler
hariç olmak üzere (d) bendi kapsamına girenlerin malullük hâline bağlı olarak
yararlandığı haklardan da aynı esas ve usuller çerçevesinde yararlandırılır. Bu
Kanuna veya bu Kanun hükümleri uygulanarak aylık bağlanmasını gerektiren
kanunlara göre aylık bağlanan maluller ile 5434 sayılı Kanunun 56 ncıve mülga
64 üncü maddesi kapsamında aylık bağlanan malullerin, malul sayılmaları
sebebiyle aylık bağlandığı tarihten önceki her türlü sigortalılık ve prim ödeme
süreleri, iştirakçilik ve fiili hizmet süreleri ile bunların itibari ve fiili
hizmet süresi zammı olarak değerlendirilen süreleri, malullük aylığı
bağlanmasından sonra geçecek çalışma veya sigortalılık süreleriyle hiçbir
sebeple birleştirilemez. Bu şekilde aylık bağlanmasından önce geçen söz konusu
süreler; malullük aylığı bağlanmasından sonra geçen sigortalılık ve çalışma
sürelerinin tabi olacağı sigortalılık hâli ile mülga 2829 sayılı Kanun
uygulaması yönünden dikkate alınmayacağı gibi, sonradan geçen sigortalılık veya
çalışma süreleri yaşlılık/emeklilik, malullük ya da ölüm/dul veya yetim aylığı
bağlanmasında veya toptan ödeme yapılmasında ilgili mevzuatına göre ayrı bir
çalışma veya sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Ancak, bu Kanuna göre
aylık bağlandığı tarihten sonra çalışmaya başlayanlardan, aylık bağlandıktan
sonraki çalışmaları 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden sonra olanlar için
5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümleri uygulanamaz. Yukarıda
belirtilen kanunlara göre malullük aylığı bağlanmasına esas alınmış hastalık ya
da engellilik hâlleri ve bu hastalık ya da engellilik hallerindeki ilerlemeler,
sonradan geçen çalışmalar sebebiyle yaşlılık aylığına hak kazanılması
koşullarının belirlenmesinde dikkate alınmaz. (Ek cümle: 25/3/2020-7226/6 md.)
Ancak, bu kapsamdakiler aylık bağlandığı tarihten sonra geçen çalışmaları esas
alındığında en az 20 yıldan beri sigortalı bulunmak ve en az 5000 gün malullük,
yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak şartıyla talepleri halinde
ayrıca yaşlılık aylığından yararlanırlar.
(Ek fıkra: 12/7/2013-6495/80 md.) Bu madde hükümleri 5434 sayılı Kanunun 56 ncı maddesi kapsamındakiler ve harp malulleri hakkında da uygulanır.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR ve Muhterem İNCE’nin katılımlarıyla 1/2/2024 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine ve yürürlüğü durdurma talebinin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Cem GÜNDOĞDU tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu ve ilgili görülen kanun hükümleri, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Anlam ve Kapsam
3. 2330 sayılı Kanun’da, anılan Kanun kapsamında belli faaliyetlerde görevlendirilenlerin bu görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniyle derhâl veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma ya da hastalık sonucu ölmeleri veya engelli duruma gelmeleri hâlinde ödenecek nakdi tazminat ile birlikte bağlanacak aylığın ve sayılan nedenlerle yaralanmaları hâlinde ödenecek nakdî tazminatın esas ve yöntemleri düzenlenmiştir.
4. Kanun’un 2. maddesinde
Kanun kapsamına giren kamu görevlileri ve diğer kişiler belirlenmiş; 3. ve 4.
maddelerinde ise bu kapsama girenlere ödenecek nakdî tazminat ile bağlanacak
aylıklara ilişkin usul ve esaslar tespit edilmiştir. 3. maddeye göre Kanun
kapsamına girenlerden ölenlerin kanuni mirasçılarına, en yüksek devlet memuru
brüt aylığının (ek gösterge dâhil) 100 katı tutarında, yaşamak için gerekli
hareketleri yapmaktan aciz ve hayatını başkasının yardım ve desteği ile
sürdürebilecek şekilde malul olanlara 200 katı, diğer engelli hâle gelenlere
(a) bendinde belirtilen tutarın %25’inden %75’ine kadar, yaralananlara ise %20’sini
geçmemek üzere engellilik ve yaralanma derecesine göre nakdî tazminat
ödenecektir.
5. 4. maddeye göre ise Kanun kapsamına
girenlerden engelli hâle gelerek bağlı oldukları sosyal güvenlik mevzuatına
göre emekliye sevk edilenlere görev malullüğü aylığı bağlanacak, emekli aylığı
almakta iken engelli hâle gelenlerin almakta oldukları aylıkları görev
malullüğü aylığına dönüştürülecektir. Ölenlerin kendilerine bağlanması gereken
görev malullüğü aylığı, dul ve yetimlerine intikal ettirilecek, madde gereğince
ilgili sosyal güvenlik kurumlarınca kendi mevzuatlarına göre bağlanan aylıklar
%25 artırılarak ödenecektir. Herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna tabi
olmayanların engelli hâle gelmeleri halinde, öğrenim durumlarına göre 14/7/1965
tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun değişik 36. maddesi
hükümlerine göre belirlenecek giriş derece ve kademeleri üzerinden (öğrenimi
bulunmayanların ilkokul mezunu gibi) kendilerine, ölümlerinde dul ve
yetimlerine 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı
Kanunu hükümlerine göre görev malullüğü aylığı %25 artırılarak bağlanacaktır.
6. 2330 sayılı Kanun’un 6. maddesinde de ödenecek nakdî tazminat ile bağlanacak emekli aylığının uğranılan maddi ve manevi zararların karşılığı olduğu, yargı mercilerinde maddi ve manevi zararlar karşılığı olarak kurumların ödemekle yükümlü tutulacakları tazminatın hesabında bu Kanun hükümlerine göre ödenen nakdî tazminat ile bağlanmış bulunan aylıkların dikkate alınacağı öngörülmektedir. Anılan maddede yer alan “…ve manevi…” ibareleri itiraz konusu kuralları oluşturmaktadır.
7. Bu itibarla kurallar uyarınca Kanun’a göre hesaplanarak ilgililere ödenen nakdî tazminat ve bağlanan emekli aylıkları yargı mercilerince hükmedilecek maddi ve manevi tazminat hesaplamalarında dikkate alınacaktır.
B. İtirazın Gerekçesi
8. Başvuru kararında özetle; itiraz
konusu kurallar kapsamında nakdî tazminat ve emekli aylığı ödemelerinin manevi
zararlar karşılığı olduğunun öngörülmesi nedeniyle mahkemelerce manevi
tazminatın tekliği ve bölünmezliği ilkesinin gözetilerek bu yöndeki taleplerin
reddine karar verildiği, kuralların yer aldığı madde metninde ödenen tazminatın
ne kadarının maddi ne kadarının manevi tazminat karşılığı olacağına ilişkin
herhangi bir belirlemenin yapılmadığı, bu durumun farklı yargısal uygulamalara
sebebiyet verdiği, ayrıca zarar görenin de söz konusu madde gereğince yapılan
ödemenin kapsamını bilmesinin mümkün olmadığı, dolayısıyla bu durumun kişilerin
manevi zararının tam olarak karşılanamamasına neden olduğu belirtilerek
kuralların Anayasa’nın 2., 17. ve 35.
maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
C. Anayasa’ya
Aykırılık Sorunu
9. Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
10. Hukuk devletinin temel ilkelerinden biri
belirliliktir. Bu ilkeye göre yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare
yönünden herhangi bir duraksamaya ya da kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık,
net, anlaşılır ve uygulanabilir olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî
uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Belirlilik ilkesi,
hukuksal güvenlikle bağlantılı olup hukuk güvenliği, normların öngörülebilir
olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini,
devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden
kaçınmasını gerekli kılar. Bu bakımdan kanunun metninin, bireylerin
gerektiğinde hukuki yardım almak suretiyle hangi somut eylem ve olguya hangi
hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte
öngörebilmelerine imkân verecek nitelikte olması gerekir.
11. 2330 sayılı Kanun’un itiraz konusu kuralların da yer aldığı 6. maddesinde anılan Kanun kapsamında ödenecek nakdî tazminat ile bağlanacak emekli aylığının hem maddi hem de manevi zararların karşılığı olduğu belirtilmekte, ayrıca yargı mercilerinde maddi ve manevi zararlar karşılığı olarak kurumların ödemekle yükümlü tutulacakları tazminatın hesabında bu Kanun hükümlerine göre ödenen nakdî tazminat ile bağlanmış bulunan aylıkların gözönünde tutulacağı öngörülmektedir.
12. Bununla birlikte ödenen nakdî tazminat ile bağlanmış bulunan emekli aylıklarının aynı olaya ilişkin olarak açılacak tazminat davalarında hükmedilecek miktarın belirlenmesinde dikkate alınabilmesi için anılan ödemelerin ne kadarının maddi ne kadarının manevi zarar karşılığı olduğunun mahkeme tarafından tespit edilmesi zorunludur.
13. Öte yandan söz konusu ödemelerin hangi zarara karşılık yapıldığının ilgili kişi tarafından bilinmesi de açılacak davalarda tazminat taleplerinin ileri sürülmesi bakımından önem taşımaktadır. Bu yönüyle ödemenin niteliğinin idare tarafından belirtilmesi veya mevzuatta açıkça gösterilmesi gerekir. Aksi durum kişiler yönünden hak kayıplarına yol açan uygulamalara neden olabilecektir.
14. Kurallarda idarece ödenen tutarların bir kısmının manevi zarara karşılık yapıldığı ve yargı mercilerince de manevi zarar karşılığı tazminata hükmedildiği takdirde bunun dikkate alınması gerektiği belirtilmekle birlikte bu tür ödemelerin ne kadarlık kısmının manevi zarara karşılık yapıldığı ile ödemenin niteliğinin idare tarafından belirtilmesi gerektiğini ortaya koyan herhangi bir güvenceye ya da ölçüte yer verilmemiştir.
15. Bu itibarla idarece maddi ve manevi manevi zarar karşılığı yapılan ödemenin ne kadarlık kısmının manevi zarar kapsamında olduğunu ortaya koyan ve bu ödemelerin niteliğinin ilgililer tarafından anlaşılmasını sağlayan herhangi bir güvence ve ölçüt içermeyen kuralların belirli olduğu söylenemez.
16. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 2. maddesine aykırıdır. İptalleri gerekir.
Kurallar Anayasa’nın 2. maddesine aykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 17. ve 35. maddeleri yönünden incelenmemiştir.
IV. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
17. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kanun,
Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da
bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte
yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe
gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede
yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.” denilmekte, 30/3/2011
tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında
Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanarak
Mahkemenin gerekli gördüğü hâllerde Resmî Gazete’de yayımlandığı günden
başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere
ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmektedir.
18. 2330 sayılı Kanun’un 6. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan “…ve manevi…” ibarelerinin iptal edilmeleri nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal hükümlerinin kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
V. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ
19. Başvuru kararında özetle, itiraz konusu kuralların uygulanmaları hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğabileceği belirtilerek yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’un 6. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan “…ve manevi…” ibarelerine yönelik iptal hükümlerinin yürürlüğe girmelerinin ertelenmeleri nedeniyle bu ibarelere ilişkin yürürlüğün durdurulması taleplerinin REDDİNE 24/9/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
Başkanvekili Hasan Tahsin GÖKCAN Başkanvekili Basri BAĞCI Üye Engin YILDIRIM Üye Rıdvan GÜLEÇ Üye Recai AKYEL Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ Üye Yıldız SEFERİNOĞLU Üye Selahaddin MENTEŞ Üye İrfan FİDAN Üye Kenan YAŞAR Üye Muhterem İNCE Üye Yılmaz AKÇİL Üye Ömer ÇINAR Üye Metin KIRATLI
Anayasa Mahkemesi, E. 2024/15, K. 2024/159, 24 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası