KÜNYE
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2015/2245 E., 2020/6013 K.·T.C. Danıştay Onuncu Daire
- Karar tarihi
- 9 Aralık 2020
- Esas No
- 2015/2245
- Karar No
- 2020/6013
- Temyiz eden (davacılar)
- 1- … İnşaat Madencilik Gıda Tur. Nakliyat
Karar Metni
1.106 kelime·6 dk okuma·9 bölüm
San. Tic. Ltd. Şti. 2- … VEKİLLERİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Başkanlığı VEKİLİ : Av. … İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı davanın reddi yolundaki kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, 18/04/2011 tarihinde yapılan ve üzerlerinde kalan ihaleye ait sözleşmenin imzalanması için gerekli olan sosyal güvenlik prim borcu olmadığına dair belgenin verilmemesinden dolayı 2 yıl süreyle bütün kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılmaktan yasaklanmaları nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık, … için 10.000,00 TL maddi, 15.000,00 TL manevi; … İnşaat Madencilik Gıda Tur. Nakliyat San. Tic. Ltd. Şti. İçin 10.000,00 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:. İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının ihalelerden yasaklanmasına ilişkin işleme karşı açtığı davanın. İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile, "söz konusu belgelerden de anlaşılacağı üzere, idareye sunulan sosyal güvenlik borcu olmadığı yazısının tarihi olan 02/05/2011 tarihi itibariyle, davacı şirketin borcunun bulunduğu, bu tarih itibariyle anılan yazıyı almasının mümkün olmadığı,
her ne kadar iki gün sonra 6111 sayılı Kanun kapsamında ilk taksit yatırılmak suretiyle borcu olmadığı yazısı alınmış ise de, uyuşmazlığa konu 02/05/2011 tarihli borcu olmadığı yazısı tarihi itibariyle ihale üzerinde kalan davacı Şirketin sosyal güvenlik prim borcu bulunduğundan ve borcu yoktur yazısını bu tarih itibariyle alması mümkün olmadığından, ihaleyi yapan idareye sunulan 02/05/2011 tarihli belgenin gerçeğe uygun bir belge olmadığından, davacının ihalelere katılmaktan yasaklanmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle reddedildiği,
söz konusu kararın temyiz aşamasından geçerek kesinleştiği, davacıların ihalelere katılmaktan yasaklanma işleminin yargı kararıyla hukuka uygun bulunduğu, dolayısıyla olayda davalı idareyi tazminat yükümlülüğü altında bırakmaya olanak bulunmamakta olup, hukuki dayanağı bulunmayan maddi ve manevi tazminat talebinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, 6111 sayılı Kanun'un açık hükümleri yanlış yorumlandığından yasaklanma kararı verildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ
Temyize konu kararın vekalet ücreti kısmı yönünden düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
A) Temyiz İstemine Konu Mahkeme Kararının, Davanın Reddine İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın davanın reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyiz İstemine Konu Mahkeme Kararının, Reddedilen Maddi Tazminat Nedeniyle Davalı İdare Lehine Nispi Vekâlet Ücretine Hükmedilmesine İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi:
İNCELEME VE GEREKÇE
İLGİLİ MEVZUAT
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştay'ın kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
31/12/2014 tarih ve 29222 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve Mahkeme kararı tarihi itibariyle uyuşmazlığa uygulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret" başlıklı 13. maddesinde; "(1) Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin İkinci Kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. " hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Tarifenin "Manevi tazminat davalarında ücret" başlıklı 10. maddesinde ise; "(1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. (4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir." düzenlemesi yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Dava, toplam 20.000,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminat istemiyle açılmıştır. İdare Mahkemesi'nce, davanın reddine ve reddedilen maddi tazminat yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre nispi olarak hesaplanan 2.400,00 TL vekalet ücretinin davacılar tarafından davalı idareye ödenmesine karar verildiği görülmektedir.
Maddi tazminat talebiyle açılan davalarda, kabul edilen tazminat miktarının önemli kısmının vekalet ücreti olarak davalı idareye ödenmesi, açılan tazminat davasını davacı açısından anlamsız hale getirmekte, bazı olaylarda ise, davacının dava açılmadan önceki durumundan daha kötü bir duruma girmesine neden olmakta, bu durum, gerek Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kararlarında gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında mahkemeye erişim hakkının ihlali olarak değerlendirilmektedir.
Tümden ret ya da kısmen kabul, kısmen ret ile sonuçlanan maddi tazminat davalarında, taraflar lehine hükmedilecek vekalet ücretinin, kişilerin hak arama özgürlüğü kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal etmeden ne şekilde hesaplanacağı konusunda Tarifenin 10. maddesinin 2. ve 3. fıkralarına paralel bir düzenlemeye yer verilmemiş olması nedeniyle, reddedilen maddi tazminatın Tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceğine ilişkin Tarife hükmünün ihmal edilmesi, hakkaniyete daha uygun olacaktır.
Yukarıda yer alan açıklamalar uyarınca, İdare Mahkemesince, maddi tazminat isteminin tamamı için ret hükmü kurulmasına rağmen davalı idare lehine nispi vekâlet ücreti hükmedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir. Bu durumda; reddedilen maddi tazminat talebi yönünden davalı idare lehine Mahkeme kararının verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre duruşmalı işler için maktu olarak belirlenen 1.500,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden, Mahkeme kararının hüküm fıkrasında yer alan "maddi tazminata yönelik olarak 2.400,00 TL nispi" ibaresinin "maddi tazminata yönelik olarak 1.500,00 TL maktu" olarak düzeltilmesi gerekmektedir.
(X)-KARŞI OY
Reddedilen maddi tazminat miktarına ilişkin olarak, davalı idare lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasını gerektiren, "yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hata ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlık" kapsamında bulunmayıp, anılan maddenin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın bozulmasını gerektiren, "hukuka aykırılık" teşkil ettiğinden, İdare Mahkemesi kararının, bu hususta yeniden bir karar verilmek üzere bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyorum.
Danıştay 10. Daire, E. 2015/2245, K. 2020/6013, 9 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama