İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /10. Daire

DANIŞTAY · 10. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 10. Daire E.2022/4668 K.2025/4561

2- ... Belediye Başkanlığı / ... VEKİLİ: Av. ... 3- ... Başkanlığı / ... (... Başkanlığı) VEKİLİ: Av. ...

Esas2022/4668Karar2025/4561Tarih16 Ekim 2025Okuma10 dk · 1.911 kelime

KÜNYE

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/4668 E., 2025/4561 K.·T.C. Danıştay Onuncu Daire

Karar tarihi
16 Ekim 2025
Esas No
2022/4668
Karar No
2025/4561
Temyiz eden (davalılar)
1- ... Genel Müdürlüğü / ...
Vekili
Av. ...
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.911 kelime·10 dk okuma·7 bölüm

2- ... Belediye Başkanlığı / ... VEKİLİ: Av. ... 3- ... Başkanlığı / ... (... Başkanlığı) VEKİLİ: Av. ...

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... VEKİLİ : Av. ...

İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

DAVANIN_KONUSU : Davacıların oğlu ...'ın ... tarihinde, Tokat ili, Niksar ilçesi, ... Mahallesinde bulunan sulama kanalına düşüp boğularak hayatını kaybetmesi olayında davalı idarelerin kusurlarının bulunduğu ileri sürülerek uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık 297.907,00 TL maddi ve 120.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

YARGILAMA SÜRECİ

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...

İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile sulama tesisleri kurulmasının ve bu tesislerin işletilmesinin, bakım ve onarımının yapılmasının, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün görevinde olduğu, Genel Müdürlük tarafından inşa edilmiş veya hâlen inşa edilmekte olan ya da inşa edilmesi planlanan sulama tesislerinin işletme, bakım ve onarım sorumluluğunun, Genel Müdürlük ile sulama birlikleri arasında imzalanacak sözleşme ile birliklere devredilebileceği ve sulama birliklerinin de bu hizmetleri usul ve esaslara uygun olarak yürütmekle görevli olduğu,

davaya konu olayın gerçekleştiği kanalın Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından inşa edildiği ve 16/08/1995 tarihinde akdedilen devir sözleşmesi ile kanalın işletilmesinin Niksar Ayvaz Sulama Birliğine devredildiği, devir sözleşmesinin maddeleri incelendiğinde Genel Müdürlüğün gözetim, denetim ve mülkiyet hakkının hâlen devam ettiği, bu durumda anılan tesisin mülkiyet, bakım-işletim yetkisinin iki idarenin de uhdesinde bulunduğu, bununla birlikte, Mahkemelerinin ara kararına cevaben gönderilen belgelerden davaya konu sulama kanalının bulunduğu bölgenin meskun mahal içerisinde kaldığı,

yerleşimin olduğu mahallede can ve mal güvenliğinin temini için yeterli önlemlerin alınmadığı, kanalın meskun mahal içerisinde kaldıktan sonra davalı idarelerce çevrede yaşayanlar için risk taşıyan bu kanalla ilgili olarak can güvenliğini sağlayacak biçimde uyarıcı, engelleyici tedbirler alınmasının ilgili idarelerin üstlendikleri kamu hizmetinin doğal sonucu olduğu, bu sebeple Niksar Belediye Başkanlığının da davaya konu olan zarardan mesuliyetinin bulunduğu, davalı idareler ile birlikte davacıların kusuru değerlendirildiğinde, davacıların oğlunun kazanın meydana geldiği tarih itibarıyla 4 yaşında olduğu,

olayın meydana gelmesinde gözetim ve denetim sorumluluğunu gereğince yerine getirmeyen anne ve babanın da %50 oranında kusurunun bulunduğu sonucuna varıldığından davalı idarelerin müşterek ve müterafik kusur oranına göre tazminle sorumlu tutulmaları gerektiği, maddi tazminata hükmedilirken bilirkişi incelemesi sonucu hesaplanan maddi zarar üzerinden anne ve babanın %50 oranında müterafik kusurlarının bulunduğunun kabulü ile zararın hesaplanmasında bu durumun dikkate alınması gerektiği, hazırlatılan bilirkişi raporu ve kusur oranı dikkate alınarak davacı baba için 48.630,16 TL,

davacı anne için 100.323,34 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı idareler tarafından müştereken ve müteselsilen tazmin edilmesi bu tutarı aşan tazminat istemin reddi gerektiği, manevi tazminat istemi bakımından, davacıların olay nedeniyle duyduğu elem ve ızdırap hususları göz önünde bulundurulduğunda davacılar tarafından talep edilen manevi tazminatın tamamının ödenmesinin icap ettiği, ancak Mahkemelerince takdir edilen tazminata da kusur oranının tatbik edilmesi nedeniyle,

kabul edilen 120.000,00 TL manevi tazminata kusur oranı tatbiki neticesinde her bir davacı için 30.000,00 TL olmak üzere toplamda 60.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareler tarafından müştereken ve müteselsilen davacılara ödenmesine bu tutarı aşan tazminat isteminin reddine hükmedilen maddi ve manevi tazminatın idarelerin temerrüt tarihi olan 18/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, geriye kalan tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, istinaf istemine konu edilen kararın ve dayandığı gerekçenin usûl ve hukuka uygun bulunduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecek bir neden görülmediği; ancak İdare Mahkemesi kararında oluşan zararlardan davalı idarelerin kusur oranlarının ne kadar olduğunun tespit edilmediğinin görüldüğü,

bu itibarla, kanalda boğulma olayında davalı idarelerin kusurlarının ve kusur oranlarının belirlenmesinde uzman olan bilirkişilerce teknik değerlendirmeyle değil, mevzuat çerçevesinde idarelere yüklenen görev ve yetki alanının değerlendirilmesi suretiyle belirlenmesi gerektiği, bunun da idari yargı organınca resen takdir edilmesi gerektiği, bu durumda zarara neden olan kanalın yapımı,

işletimi ve süreç içerisindeki bakım ve onarımında yükümlülükleri bulunan davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ile Niksar Ayvaz Sulama Birliğinin asli sorumlu oldukları ve her ikisinin yüzde 20-yüzde 20 oranında sorumluluklarının bulunduğu (her iki idarenin aralarındaki protokol hükümleri kapsamında birbirlerine rücu durumları özel hukuk hükümlerine göre saklı kalmak kaydıyla),

diğer davalı Niksar Belediye Başkanlığının ise belediye mücavir alan sınırları içerisinde genel hayata müessir olabilecek faaliyetler nedeniyle genel bir denetim ve gözetim yükümlülüğü bulunduğu için tali sorumluluğu bulunduğu kabul edilerek yüzde 10 oranında sorumluluğunun bulunduğu sonuç ve kanaatine varıldığı, sonuç olarak davalı idareler arasındaki sorumluluk oranlarına göre tazminat miktarlarından sorumlu tutulmaları gerektiğinden.

Mahkemece hükmedilen toplam 148.953,50 TL maddi tazminatın (davacı anne için 100.323,34 TL, davacı baba için 48.630,16 TL olmak üzere) idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerin kusurları oranında 29,790,70 TL'sinin davalı Niksar Belediye Başkanlığı, 59.581,40 TL'sinin davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, 59.581,40 TL'sinin Niksar Ayvaz Sulama Birliği tarafından davacılara ödenmesine,

60.00,00 TL manevi tazminatın (davacı anne için 30.000,00 TL, davacı baba için 30.000,00 TL olmak üzere) idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte yine davalı idarelerin kusurları oranında 12.000,00 TL'sinin davalı Niksar Belediye Başkanlığı, 24.000,00 TL'sinin davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, 24.000,00 TL'sinin Niksar Ayvaz Sulama Birliği tarafından davacılara ödenmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle ve bu şekilde İdare Mahkemesi kararının düzeltilmesi suretiyle tarafların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI

Davacılar tarafından, kusur incelemesi yapılmadığı, açılan davanın idarenin kusursuz sorumluluğu ilkesine dayandığı, bu nedenle kendilerine kusur atfedilmesinin hukuken mümkün olmadığı, somut olayla alakası olmayan bir olaydaki kusur oranına göre karar verildiği, bilirkişi raporunun idarelerin %100 kusuruna göre hesaplandığı, kendilerinin de bu rapora göre miktar artırımı yaptığı, oysaki Mahkemenin kendilerine %50 oranında kusur atfettiği, Bölge İdare Mahkemesinin de hiçbir rapor hazırlatmadan idarelere yönelik kusur oranı belirlediği, davanın tamamen kabulüne karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

Davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından, ölüm olayının gerçekleştiği yerde bulunan Niksar Sağ Sahil Ana Kanalının işletme ve bakım onarım işlerinin, 6200 sayılı Kanun’un 2. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendi gereğince 28/09/1995 tarihinde Niksar Ayvaz Sulama Birliğine devredildiği, olayda idarelerinin herhangi bir kusurunun olmadığı, yapılan sözleşmede de bu hususun ortaya konulduğu, kaldı ki boğulma vakasının nasıl gerçekleştiğinin de ayrıntılı olarak incelenmediği, Başbakanlığın Akarsu ve Dere Yataklarının Islahı Hakkında 2010/5 sayılı Genelgesi’nin 4. maddesinde de idarelerin sorumluluğunun olmadığının ifade edildiği,

dere ıslahları konusunda şehirleşme faaliyetleri çerçevesinde doğal koşullara yapılan müdahalelerin; önlenmesini kapsayan, kentsel altyapı ile ilgili ayrı bir ihtisası gerektiren özellikte olduğu, bu nedenle de alanın, belediyenin sorumluluk bölgesinde bulunduğu, Orman ve Su İşleri Bakanlığının 2007/19 sayılı Genelgesi’nin de aynı doğrultuda düzenlemeler içerdiği, Sulama Birliği ile Belediye husumeti ile davanın görülmesi gerektiği, ailenin de gerekli bakım ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmediği ileri sürülmektedir.

Davalı Niksar Belediye Başkanlığı tarafından, öncelikle davanın husumet yokluğu ile reddi gerektiği, idarelerinin herhangi bir kusurunun bulunmadığı, sulama kanalının Genel Müdürlük ve Sulama Birliğinin işletim, bakım ve gözetiminde olduğu, sorumluluğun; uyarıcı ve tel çit, korkuluk, bariyer, zincir gibi koruyucu önlemleri alması gerekirken güvenlik önlemleri almayan ve sulama kanalları ile ilgili kontrol ve denetim yükümlülüğü bulunan diğer davalı idarelere ait olduğu, ailenin de gerekli bakım ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmediği ileri sürülmektedir.

Davalı Niksar Ovası Sulama Birliği Başkanlığı tarafından, koruyucu önlemleri alma yetkisinin belediyeye ait olduğu, 6172 sayılı Sulama Birlikleri Kanunu’na göre, birliklerin onarım konusunda yetkili olduğu, Genel Müdürlüğün de onayının zorunlu olduğu, bu yasadan anlaşıldığı üzere sulama birliklerinin çivi dahi çakma yetkisinin olmadığı, kanalların çevresindeki koruyucu ve kollayıcı tedbirleri alma görev ve yetkisinin de Genel Müdürlüğe ait olduğu, 1995 tarihli devir sözleşmesinin işletme hakkı ile ilgili olduğu, nüfusun yoğun olduğu yerlerde, sulama kanalının kenarında gerekli önlemlerin alındığı,

50. Yıl Mahallesi gibi bazı bölgelerde ise belediyenin gerekli önlemleri almadığının görüldüğü, ailenin de gerekli özen ve bakım yükümlülüğünü yerine getirmediği, Çevre ve Orman Bakanlığının 2007/19 sayılı Genelgesi doğrultusunda Tokat Valiliği, Niksar Kaymakamlığı ve Niksar Belediye Başkanlığı ile koruyucu tedbirlerin alınması konusunda gerekli yazışmaların yapıldığı ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...

DÜŞÜNCESİ

Bölge İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat ve faiz başlangıcına yönelik kısmının onanması, manevi tazminata ilişkin kısmının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca Danıştay Onuncu ve Sekizinci Dairelerinden oluşan Müşterek Kurulca Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Maddi Tazminat İstemi ve Faiz Başlangıcı Yönünden Bölge İdare Mahkemesi kararının İncelenmesi:

Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen kararın bu kısımları usûl ve hukuka uygun olup dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Manevi Tazminat İstemi Yönünden Bölge İdare Mahkemesi Kararının İncelenmesi:

Manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminata hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır.

Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar.

Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.

Öte yandan, bu tutarın Mahkemece takdiren belirlenmesi, müterafik kusurdan kaynaklı kusur oranlarına göre bir belirleme yapılmaması gerekmektedir.

Bu durumda, müterafik kusur oranına göre belirlenen toplam 60.000,00 TL tutarındaki manevi tazminat miktarının kusur oranına göre değil takdiren hükmedilmesi hâlinde de manevi zararın karşılığına uygun bir tutar olduğu dikkate alındığında, tarafların iddiaları yerinde görülmeyerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmının sonucu itibarıyla hukuka uygun olduğu anlaşılmaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle;

1. Tarafların temyiz istemlerinin REDDİNE,

2. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurularının düzelterek reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının maddi tazminat istemi ile faiz başlangıcına ilişkin kısmının ONANMASINA, manevi tazminat istemine ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,

3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretlerinin aidiyetine göre iadesine,

4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 16/10/2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)-KARŞI OY

Bir maddi zararın giderilmesine yönelik açılan tam yargı davalarında, tazminat kişinin mal varlığındaki zararın oluştuğu an itibarıyla karşılanması gerektiğinden, istenilecek olan tazminatın gecikerek ödenmesi nedeniyle para değerinde enflasyondan dolayı meydana gelebilecek azalmayı karşılamaya yönelik olarak faize hükmedilmelidir.

Maddi zararlar, mal varlığında meydana gelen ve para ile değerlendirilebilen bir azalmayı ifade ettiklerinden, bu azalma miktarının idare tarafından telafi edilmediği süre içinde ayrıca enflasyon nedeni ile de kayba uğrayacağı açıktır. Manevi zararlar ise, mal varlığında meydana gelen somut bir azalma olmayıp, kişinin manevi varlığında ortaya çıkan olumsuzluklar olduğundan, manevi tazminat değerinin yargılama sonucu para olarak belirlenmesi zarara uğrayanı tatmin ve de bu zararın meydana getireni cezalandırma aracı olarak kullanılmasından kaynaklanmaktadır.

Bu itibarla, ilk defa yargı kararıyla para olarak değerlendirilebilen bir manevi tazminatın önceden davalı idarece belirlenmesi ve de ödenmesinin mümkün olmaması nedeniyle, ödemede gecikmeden bahsedilemeyeceği gibi, manevi tazminat, esasen bütün hususlar dikkate alınarak "takdiren" belirlendiğinden manevi tazminata faiz uygulanmaması gerektiği oyuyla kararın bu kısmına katılmıyorum.

(XX)-KARŞI OY

Tazminata konu olayın gelişmesinde idarelerin hizmet kusuru bulunmadığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen davanın kabulüne ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurularının reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyu ile Daire kararına katılmıyorum.

Danıştay 10. Daire, E. 2022/4668, K. 2025/4561, 16 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Yargılama Süreci
  4. Temyiz_edenlerin_iddiaları
  5. Düşüncesi
  6. Türk Milleti Adına
  7. Hukuki Değerlendirme
  8. (X)-karşı Oy
  9. (Xx)-karşı Oy
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2022/4668
Karar No
2025/4561
Tarih
16 Ekim 2025

İlgili Kararlar

  • Danıştay 12. Daire E.2022/4711 K.2025/4697
  • Danıştay 10. Daire E.2022/4730 K.2025/4492
  • Danıştay 10. Daire E.2022/4731 K.2025/4609
  • Danıştay 10. Daire E.2022/4746 K.2025/4608
  • Danıştay 10. Daire E.2022/4756 K.2025/4788
  • Danıştay 12. Daire E.2022/4766 K.2025/4251

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.