İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /2. Daire

DANIŞTAY · 2. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 2. Daire E.2017/1729 K.2022/6639

Kamu görevlisi olan aile hekimleri ile aile sağlığı çalışanlarının izin haklarının kanunla düzenlenmesi gerektiği, davalı idarenin Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği‘nde yer alan izinlere ilişkin hükmün iptal edildiğini göz ardı ederek ve iptal…

Esas2017/1729Karar2022/6639Tarih20 Aralık 2022Okuma13 dk · 2.514 kelime

KÜNYE

Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2017/1729 E., 2022/6639 K.·T.C. Danıştay İkinci Daire

Karar tarihi
20 Aralık 2022
Esas No
2017/1729
Karar No
2022/6639
Davacı
… Birliği
Vekili
Av. …
Davalı
… Bakanlığı
Vekilleri
Av. … - Av. …
Davanın konusu
Davacı Birlik tarafından, (Mülga) Türkiye Halk Sağlığı Kurumu tarafından çıkarılan "Yargı Kararının Uygulanması" konulu 05/05/2017 günlü, 99858683/641.01 sayılı Genel Yazı ile bu yazının dayanağını teşkil eden 05/05/2017 günlü, 1236 sayılı Bakan Oluru ve "Aile Hekimliğinde İzinler" başlıklı 11/05/2017 günlü, 99858683/045.03-E.1313 sayılı Genel Yazının iptali istenilmektedir.
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.514 kelime·13 dk okuma·10 bölüm

Davacının iddiaları

Kamu görevlisi olan aile hekimleri ile aile sağlığı çalışanlarının izin haklarının kanunla düzenlenmesi gerektiği, davalı idarenin Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği‘nde yer alan izinlere ilişkin hükmün iptal edildiğini göz ardı ederek ve iptal gerekçesini de dikkate almayarak daha alt bir düzenleyici işlemle (davaya konu genel yazılarla) "kanunda düzenleme yapılıncaya kadar" demek suretiyle düzenleme yaptığı, aile hekimlerinin izin haklarının 5258 sayılı Kanun‘da düzenlenmesi gerekirken, adsız düzenleyici işlemlerle düzenlenmesinin Anayasa‘nın 7, 50 ve 128. maddelerine aykırılık teşkil ettiği, bu nedenle dava konusu işlemlerin iptal edilmesi gerektiği,

Aile hekimlerinin izin hakları yönünden, 657 sayılı Yasa‘nın 4/B maddesi kapsamında görev yapan sözleşmeli kamu görevlilerine ilişkin izin hükümlerine göre işlem tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğu, aile sağlığı merkezlerinin 657 sayılı Yasa kapsamındaki kurumlardan olmadığı gibi, yerine getirdikleri görevler bakımından da "zorunlu ve istisnai hallere münhasır bir durum" ve "geçici iş yürütümü"nün söz konusu olmadığı,

5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu‘nun 3. maddesinde Bakanlığın, aile hekimi ve aile sağlığı elemanı olarak çalıştırılacak sağlık personelini 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın sözleşmeli olarak çalıştırmaya yetkili olduğunun düzenlendiği, aile hekimleri ile aile sağlığı elemanlarının statülerinin diğer sözleşmeli pozisyanlardan farklı olduğu, geçici de olsa kıyas yoluyla sözleşmeli personele ilişkin hükümlerin uygulanmasının mümkün olmadığı,

Dava konusu işlemler ile aile hekimliği çalışanlarının izin haklarında çok ciddi bir kaybın söz konusu olduğu, Aile Hekimliği ve Ödeme Sözleşme Yönetmeliği‘ne göre izin süresi 30 gün iken, Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar gereği hizmet süresi bir yıldan on yıla kadar olanlar için izin süresinin 20 gün olduğu, bu nedenle aile hekimliği hizmet süresi on yılın altında olan aile hekimlerinin yıllık izin sürelerinde düşüşün söz konusu olduğu; süt izni bakımından da hak kaybına neden olacak faklılıkların bulunduğu, toplum sağlığı merkezlerinde görev yapan sağlık çalışanları ile aile sağlığı merkezlerinde görev yapan sağlık çalışanları arasında izin hakları bakımından fark yaratılmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI

Aile hekimlerinin izinleri ile ilgili hususların 5258 sayılı Kanun’un 8/2. maddesine istinaden Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği’nde düzenlendiği, ancak Danıştay Beşinci Dairesinin 24/12/2014 günlü, E:2011/4869, K:2014/9855 sayılı kararıyla Yönetmelik’in ilgili hükümlerinin iptal edildiği, her ne kadar Anayasa Mahkemesinin mezkur kararında izinlerin Yönetmelikle düzenlenemeyeceği belirtilerek iptal kararı verilmiş ise de, Anayasa Mahkemesi kararında iptal hükmünün yürürlüğe gireceği süreyle ilgili bir belirleme yapılmadığı, oldukça kısa sürede kanunla izinlere yönelik düzenleme yapılması mümkün olmadığından,

16/04/2015 günlü, 29328 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile kanuni düzenleme yapılıncaya kadar oluşacak olan boşluk nedeni ile Geçici 4. madde ile aile hekimlerinin izin hakları ile bunların usul ve esaslarının düzenlendiği, bahsi geçen Geçici 4. maddenin iptali istemiyle açılan davada Danıştay İkinci Dairesince verilen 22/12/2016 günlü, E:2016/12199 sayılı kararla.

Anayasa Mahkemesinin izinlerin kanunla düzenlenmesi gerektiğine ilişkin iptal kararı dikkate alındığında 5258 sayılı Yasa'da aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarının izinlerine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmaması nedeniyle Yönetmelik’in Geçici 4. maddesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle anılan hükmün yürütülmesinin durdurulmasına karar verildiği,

İdarece kanuni düzenleme ile ilgili işlemler başlatılmış olmasına rağmen sürecin ne kadar süreceği hususunda idarenin bir öngörüsünün bulunmadığı, ancak bu boşluk sürecinde görevlerine devam eden aile hekimlerinin izin haklarının kullandırılmaması durumunda mağduriyetlerin doğacağı, bu nedenle idarece hizmet gerekleri ve kamu yararı gözetilerek önlem alınması gerekiği, dava konusu işlemin izin haklarıyla ilgili olarak Kanun'da düzenleme yapılıncaya kadar uygulanmak üzere çıkarıldığı, bu nedenle aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının izin hakları bakımından 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/B maddesi kapsamında çalışan kamu görevlilerine ilişkin izin hükümlerine göre işlem tesis edilmesinin uygun görüldüğü,

Dava konusu işlemle, izinler konusunda kanuni düzenleme yapılana kadar geçecek olan süreçte uygulama farklılıkları, yanlış ve hatalı uygulamalar, izin kullandırmama ya da farklı usullerde izin kullandırma gibi işleyişe yönelik uygulamaların önüne geçilmesinin amaçlandığı; aile hekimlerinin de hizmet sözleşmesi ile çalıştığı dikkate alındığında, 4/B’li personelin izinlerine ilişkin hükümlerin kıyas yoluyla uygulanmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ

Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …

DÜŞÜNCESİ

Dava, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu tarafından çıkarılan "Yargı Kararının Uygulanması" konulu 05/05/2017 günlü, 99858683/641.01 sayılı genel yazı ile bu yazının dayanağını teşkil eden 05/05/2017 günlü, 1236 sayılı Bakan Oluru ve "Aile Hekimliğinde İzinler" başlıklı 11/05/2017 günlü, 99858683/045.03-E.1313 sayılı genel yazının iptali istemiyle açılmıştır.

Danıştay Beşinci Dairesinin 28/02/2014 günlü, E:2011/4849 sayılı kararıyla, 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanununun 8. maddesinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması üzerine, Mahkemenin ... günlü, E:....

K:... sayılı kararıyla, kamu görevlisi statüsünde olan aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarının, özlük hakları kapsamında bulunan izin hakkına ilişkin temel ilkelerin yönetmelikle düzenlenmesine imkan tanıyan kuralların, kamu görevlilerinin statülerinin kanunla düzenlenmesi ve yasama yetkisinin devredilmezliği yönündeki anayasal ilkelerle bağdaşmadığı gerekçesiyle 5258 sayılı Yasanın 8. maddesinin 2. fıkrasının “Aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarıyla yapılacak sözleşmede yer alacak hususlar...” ve “Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınarak,

Sağlık Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” bölümlerinin “sözleşmeli aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarının izin hakkı” yönünden Anayasaya aykırı olduğundan bahisle iptaline karar verilmiş, söz konusu karara dayanılarak yönetmeliklerde aile hekimlerinin ve aile sağlığı elemanlarının izinlerine ilişkin olan düzenlemelere karşı açılan davalarda, izin düzenlemesinin Yasa ile yapılması gerektiğinden bahisle yürütmenin durdurulması ve iptal kararları verilmiş, Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararı 10/01/2015 günlü,

29232 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmasına karşın yasa koyucu tarafından kararda ortaya konulan yasal boşluk doldurulmamış, bu suretle aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarının izinlerine ilişkin olarak uygulanabilecek bir mevzuat hükmü kalmamıştır.

Dava konusu düzenlemenin aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarının izin kullanabilmelerini teminen, anılan yargı kararlarının gerekçeleri dikkate alınarak çıkarıldığı; Bakan Oluru ile, 5258 sayılı Yasa'da aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarının izinlerine yönelik bir düzenleme bulunmaması nedeniyle anılan Yasa'da bir düzenleme yapılıncaya kadar 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4/B. maddesi çerçevesinde görev yapan sözleşmeli kamu görevlilerine ilişkin izin hükümlerine göre işlem yapılması gerektiği belirtilmiştir.

Bu durumda, Anayasa Mahkemesi'nin 5258 sayılı Yasa'nın 8. maddesinin ikinci fıkrasına ilişkin olarak verdiği iptal kararı üzerine doğan hukuksal boşluğun yasama organı tarafından doldurulmasına kadar geçecek zaman zarfında, idari hizmet sözleşmeli kamu görevlisi olduğu açık olan aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarının izni konusunda, kamu görevlilerine ilişkin genel yasa olması dolayısıyla, 657 sayılı Yasa'nın sözleşmeli personelin izinleri için belirlenen hükümlerinin uygulanmasını öngören dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, duruşma isteminde bulunan davacının, 26/09/2022 tarihinde kayda giren dilekçesi ile duruşma isteminden vazgeçtiği görüldüğünden, duruşma yapılmayarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ

Danıştay Beşinci Dairesince verilen 28/02/2014 günlü, E:2011/4869 sayılı kararla. 5258 sayılı Kanun'un 8. maddesinin, aile hekimlerinin ve aile sağlığı elemanlarının izin haklarının kanunla düzenlenmesi gerektiğinden bahisle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması üzerine, Anayasa Mahkemesince verilen ve 10/01/2015 günlü, 29232 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 11/09/2014 günlü, E:2014/82. K:2014/143 sayılı kararla.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 7. maddesinde, yasama yetkisinin Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinde olduğunun ve bu yetkinin devredilemeyeceğinin kurala bağlandığı, aile hekimliği hizmetlerinin Devletin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerden olduğu,

idari hizmet sözleşmesi ile aile hekimliği uygulamalarını yürütmek üzere çalıştırılanların da Anayasa'nın 128. maddesinde ifade edilen “kamu görevlisi” olduğunun kabulü gerekeceğinden, sözleşmeli aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarının nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ile diğer özlük işlerinin Anayasa'nın 128. maddesinin ikinci fıkrası gereğince kanunla düzenlenmesi gerektiği, 5258 sayılı Kanun'da, aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarının tanımı yapılarak kimlerin aile hekimliği personeli olarak sözleşmeli veya görevlendirme suretiyle istihdam edilebileceği,

kamu görevlisi olup da sözleşmeli veya görevlendirme suretiyle aile hekimliği personeli olarak istihdam edilenlerin eski kadrosuyla ilişkisi, bunlara yapılacak ödeme tutarları, sosyal güvenlik kuruluşlarıyla ilişkileri, hizmetin esasları ve personelin kimler tarafından denetleneceği hakkında düzenlemeler yer almakla birlikte, sözleşmeli aile hekimi ile aile sağlığı elemanlarının izin hakkına ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği,

buna göre, kamu görevlisi statüsünde olan aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarının, özlük hakları kapsamında bulunan izin hakkına ilişkin temel ilkelerin yönetmelikle düzenlenmesine imkan tanıyan kuralların, kamu görevlilerinin statülerinin kanunla düzenlenmesi ve yasama yetkisinin devredilmezliği yönündeki anayasal ilkelerle bağdaşmadığı gerekçesiyle 5258 sayılı Yasa'nın 8. maddesinin 2. fıkrasının “Aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarıyla yapılacak sözleşmede yer alacak hususlar...” ve “Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınarak,

Sağlık Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” bölümlerinin “sözleşmeli aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarının izin hakkı” yönünden Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptaline hükmedilmiştir.

Aile hekimlerinin izinlerinin düzenlendiği Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği'nin Geçici 4. maddesinin iptali ve yürütülmesinin durdurulması istemiyle Dairemizin 2016/12199 sayılı esasına kayden açılan davada, 22/12/2016 tarihli kararla. Dairemizce, Anayasa Mahkemesinin 11/09/2014 günlü, E:2014/82.

K:2014/143 sayılı kararı ışığında, aile hekimlerinin ve aile sağlığı elemanlarının izinlerinin kanunla düzenlenmesi gerektiği, yönetmelikle düzenlenemeyeceği, 5258 sayılı Yasa'da aile hekimlerinin ve aile sağlığı elemanlarının izinlerine ilişkin herhangi bir hüküm de bulunmadığı gerekçesiyle anılan maddeye yönelik yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı yapılan itiraz ise İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/05/2017 günlü, YD İtiraz No:2017/221 sayılı kararıyla reddedilmiştir.

Bunun üzerine davalı idarece bahsi geçen yargı kararlarının uygulanması amacıyla davaya konu "Yargı Kararının Uygulanması" konulu 05/05/2017 günlü, 641.01 sayılı genel yazı, bu yazının dayanağını teşkil eden … günlü … sayılı Bakan Oluru ile "Aile Hekimliğinde İzinler" konulu, 11/05/2017 günlü, 045.03-E-1313 sayılı yazı yayımlanmıştır. Dava konusu 05/05/2017 günlü yazıda.

Bakan Oluru ile 5258 sayılı Yasa'da aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarının izinlerine yönelik bir düzenleme bulunmaması nedeniyle anılan Yasa'da bir düzenleme yapılıncaya kadar 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4/B maddesi çerçevesinde görev yapan sözleşmeli kamu görevlilerine ilişkin izin hükümlerine göre işlem tesis edilmesi gerektiği belirtilmiş. 11/05/2017 günlü yazıda da.

05/05/2017 günlü yazının yargı kararı sonrasında oluşan hukuki boşluğun kanuni düzenleme yapılıncaya kadar kıyas yoluyla doldurulmasına ilişkin olduğu ve aile hekimliği çalışanlarının izin sürelerinin belirlenmesi ile sınırlı olduğu belirtilmiştir.

Davacı Birlik tarafından anılan işlemlerin iptali talep edilmektedir.

İLGİLİ MEVZUAT

5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde. "Bu Kanunun amacı.

"Sağlık Bakanlığının belirleyeceği illerde, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi, birey ihtiyaçları doğrultusunda koruyucu sağlık hizmetlerine ağırlık verilmesi, kişisel sağlık kayıtlarının tutulması ve bu hizmetlere eşit erişimin sağlanması amacıyla aile hekimliği hizmetlerinin yürütülebilmesini teminen görevlendirilecek veya çalıştırılacak sağlık personelinin statüsü ve malî hakları ile hizmetin esaslarını düzenlemektir." kuralı yer almış; aynı Kanun'un dava konusu işlem tarihi itibarıyla yürürlükte olan haliyle "Tanımlar" başlıklı 2. maddesinde.

"Aile hekimi; kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini yaş, cinsiyet ve hastalık ayrımı yapmaksızın her kişiye kapsamlı ve devamlı olarak belli bir mekânda vermekle yükümlü, gerektiği ölçüde gezici sağlık hizmeti veren ve tam gün esasına göre çalışan aile hekimliği uzmanı veya Sağlık Bakanlığının öngördüğü eğitimleri alan uzman tabip veya tabiptir.

Aile sağlığı elemanı; aile hekimi ile birlikte hizmet veren hemşire, ebe, sağlık memuru gibi sağlık elemanıdır." kuralına yer verilmiştir.

Dava konusu işlemlerle aile hekimleri ile aile sağlığı elemanlarının izin işlemlerine kıyas yoluyla uygulanacağı bildirilen 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4/B maddesi çerçevesinde görev yapan sözleşmeli kamu görevlilerine ilişkin düzenlemelerin yer aldığı Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar'ın dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan haliyle 9. maddesinde; "160 sayılı Kanunun 4'üncü maddesinde sayılan kurumlarda Sosyal Güvenlik Kurumlarına prim ödemek suretiyle geçen hizmet süresi, bir yıldan on yıla kadar olan personele yirmi gün, on yıldan fazla olanlara otuz gün ücretli yıllık izin verilir.

.......

Sözleşmeli kadın personele, doğumdan önce sekiz, doğumdan sonra sekiz hafta olmak üzere toplam on altı hafta süre ile ücretli doğum izni verilir. Çoğul gebelik halinde, doğum öncesi sekiz haftalık izin süresine iki hafta eklenir. Ancak beklenen doğum tarihinden sekiz hafta öncesinde, sağlık durumunun uygun olduğunu doktor raporu ile belgeleyen sözleşmeli kadın personel, isterse doğumdan önceki üç haftaya kadar işyerinde çalışabilir. Bu durumda, sözleşmeli kadın personelin isteği halinde doğum öncesi çalıştığı süreler, doğum sonrası izin süresine eklenir. Doğum izni sebebiyle Sosyal Güvenlik Kurumunca ödenen geçici iş göremezlik ödeneği ilgilinin ücretinden düşülür.

Sözleşmeli personele, bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam bir buçuk saat süt izni verilir. Süt izninin kullanımında annenin saat seçimi hakkı vardır.

Sözleşmeli personele isteği üzerine; eşinin doğum yapması halinde iki gün, kendisinin veya çocuğunun evlenmesi, annesinin, babasının, eşinin, çocuğunun veya kardeşinin ölümü halinde ve her olay için üç gün ücretli mazeret izni verilir.

Hizmetleri sırasında radyoaktif ışınlarla çalışan ve doğrudan radyasyona maruz kalan sözleşmeli personele ilgili mevzuatı uyarınca ücretli sağlık izni verilir.

Sözleşmeli personele; en az yüzde 70 oranında engelli ya da süreğen hastalığı olan çocuğunun (çocuğun evli olması durumunda eşinin de en az yüzde 70 oranında engelli olması kaydıyla) hastalanması halinde hastalık raporuna dayalı olarak ana veya babadan sadece biri tarafından kullanılması kaydıyla bir yıl içinde toptan veya bölümler halinde on güne kadar ücretli mazeret izni verilir.

." düzenlemelerine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Danıştay Beşinci Dairesinin 28/02/2014 günlü, E:2011/4869 sayılı kararıyla 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun 8. maddesinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması üzerine, Mahkemenin … günlü, E:….

K:… sayılı kararıyla kamu görevlisi statüsünde olan aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarının, özlük hakları kapsamında bulunan izin hakkına ilişkin temel ilkelerin yönetmelikle düzenlenmesine imkan tanıyan kuralların, kamu görevlilerinin statülerinin kanunla düzenlenmesi ve yasama yetkisinin devredilmezliği yönündeki anayasal ilkelerle bağdaşmadığı gerekçesiyle 5258 sayılı Yasa'nın 8. maddesinin 2. fıkrasının “Aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarıyla yapılacak sözleşmede yer alacak hususlar...” ve “Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınarak,

Sağlık Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” bölümlerinin “sözleşmeli aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarının izin hakkı” yönünden Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptaline karar verilmiş; yönetmeliklerde aile hekimlerinin ve aile sağlığı elemanlarının izinlerine ilişkin olan düzenlemelere karşı açılan davalarda yukarıda bahsi geçen Anayasa Mahkemesi kararına dayanılarak,

izin düzenlemesinin Yasa ile yapılması gerektiğinden bahisle yürütmenin durdurulması ve iptal kararları verilmiş, Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararı 10/01/2015 günlü, 29232 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmasına karşın yasa koyucu tarafından kararda ortaya konulan yasal boşluk doldurulmamış, bu suretle aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarının izinlerine ilişkin olarak uygulanabilecek bir mevzuat hükmü kalmamıştır.

Dava konusu düzenlemenin aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarının izin kullanabilmelerini teminen, anılan yargı kararlarının gerekçeleri dikkate alınarak çıkarıldığının ifade edildiği; Bakan Oluru ile 5258 sayılı Yasa'da aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarının izinlerine yönelik bir düzenleme bulunmaması nedeniyle anılan Yasa'da bir düzenleme yapılıncaya kadar 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4/B. maddesi çerçevesinde görev yapan sözleşmeli kamu görevlilerine ilişkin izin hükümlerine göre işlem yapılması gerektiğinin belirtildiği anlaşılmıştır.

Bu durumda, Anayasa Mahkemesi'nin 5258 sayılı Yasa'nın 8. maddesinin ikinci fıkrasına ilişkin olarak verdiği iptal kararı üzerine doğan hukuksal boşluğun yasama organı tarafından doldurulmasına kadar geçecek zaman zarfında, idari hizmet sözleşmeli kamu görevlisi olduğu açık olan aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarının izni konusunda, kamu görevlilerine ilişkin genel yasa olması dolayısıyla, 657 sayılı Yasa'nın sözleşmeli personelin izinleri için belirlenen hükümlerinin uygulanmasını öngören dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE; 2. Aşağıda dökümü yapılan ….TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen …-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine; 4. Posta giderleri avansından artan tutarın, kararın kesinleşmesinden sonra davacıya ve davalı idareye iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 20/12/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 2. Daire, E. 2017/1729, K. 2022/6639, 20 Aralık 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Davacının iddiaları
  4. Davalının Savunması
  5. Danıştay Tetkik Hakimi : …
  6. Düşüncesi
  7. Danıştay Savcısı : …
  8. Düşüncesi
  9. Türk Milleti Adına
  10. Maddi Olay Ve Hukuki Süreç
  11. İlgili Mevzuat
  12. Hukuki Değerlendirme
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
2. Daire
Esas No
2017/1729
Karar No
2022/6639
Tarih
20 Aralık 2022

İlgili Kararlar

  • Danıştay 13. Daire E.2017/1757 K.2022/5380
  • Danıştay 13. Daire E.2017/1819 K.2022/4771
  • Danıştay 13. Daire E.2017/2112 K.2022/4855
  • Danıştay 13. Daire E.2017/2415 K.2022/4772
  • Danıştay 13. Daire E.2017/2700 K.2022/4875
  • Danıştay 13. Daire E.2017/2781 K.2022/4758

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.