KÜNYE
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2020/3266 E., 2021/623 K.·T.C. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu
- Daire
- İdare Dava Daireleri Kurulu
- Karar tarihi
- 29 Mart 2021
- Esas No
- 2020/3266
- Karar No
- 2021/623
- Temyiz eden (davacı)
- …
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davalı)
- … Bakanlığı
- Vekili
- Hukuk Müşaviri …
- İstemin konusu
- Danıştay Onuncu Dairesinin 26/04/2018 tarih ve E:2016/6073, K:2018/1637 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
836 kelime·4 dk okuma·4 bölüm
Dava konusu istem: Aksaray ili, … kasabasında 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu kapsamında gerçekleştirilen toprak dağıtımında hak sahibi yapılan davacının, hak sahipliğinin iptaline ilişkin … tarih ve …sayılı "Olur" işlemi ile bu işlemin dayanağı olan Tarım Reformu Genel Müdürlüğünce 2010 yılında çıkarılan Kamulaştırma, Toplulaştırma, Dağıtım ve Kiralama Teknik Talimatı'nın 39. maddesinin (f) bendi ve Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu Uygulama Yönetmeliği'nin 36. maddesinin (f) bendinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 26/04/2018 tarih ve E:2016/6073, K:2018/1637 sayılı kararıyla;
Dava konusu düzenleyici işlemler yönünden;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesi, 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nun 1, 3, 4 ve 8. maddeleri, Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu Uygulama Yönetmeliği'nin 33, 34 ve 35. maddeleri ve Kamulaştırma, Dağıtım ve Kiralama Teknik Talimatı'nın 39. maddesinde yer alan düzenlemelere yer verildikten sonra,
İdarenin düzenleyici idari işlem tesis etme yetkisinin, ikincil nitelikte bir kural koyma yetkisi olduğu, söz konusu yetkinin, kanunların çizdiği çerçeve içinde kalması ve kanunlara uygun olarak kullanmasının zorunlu olduğu, bu bağlamda, kanunun öngördüğü düzenleme yetkisinin yine kanunda belirtildiği gibi kullanılması ve kanun, bir konunun yönetmelikle düzenlenmesini öngörüyorsa düzenlemenin yönetmelikle yapılması gerektiği,
Uyuşmazlıkta, iptali istenen 36/f maddesini içeren, Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu Uygulama Yönetmeliği'nin, 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nun 25. maddesinde yer alan hüküm doğrultusunda çıkarıldığı ve anılan Kanun'un amacını gerçekleştirmeye yönelik olduğu,
Yine, normlar hiyerarşisinde, yönetmeliğe göre daha alt düzeyde yer alan düzenleyici işlemlerin de yönetmelikle çizilen sınırı aşmaması ve yönetmeliğe uygun olmasının zorunlu olduğu,
Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu Uygulama Yönetmeliği'nin 71. maddesinde verilen yetki uyarınca, uygulama bölge veya alanlarında yapılacak dağıtım esas ve usullerinin şekil ve şartlarını düzenlemek amacına yönelik olarak idare tarafından Kamulaştırma, Dağıtım ve Kiralama Teknik Talimatı'nın çıkarıldığı ve anılan Talimat'ın iptali istenen 39/f maddesinin, dayanağı olan Yönetmelik maddesi ile aynı yönde ve birbirine aykırılık teşkil etmeyen hususları düzenlediği,
Bu durumda, iptali istenen, Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu Uygulama Yönetmeliği'nin 36. maddesinin (f) bendi ile Kamulaştırma, Dağıtım ve Kiralama Teknik Talimatı'nın 39. maddesinin (f) bendinde yer alan ve aynı konuyu düzenleyen hükümlerin, gerek 3083 sayılı Kanun'a, gerekse normlar hiyerarşisi içinde hukuki düzenlemelere ve Anayasa'ya uygun olduğu,
Dava konusu bireysel işlem yönünden;
3083 sayılı Kanun'a istinaden hazırlanan, Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu Uygulama Yönetmeliği'nin 36. maddesinin (f) bendi ve Kamulaştırma, Dağıtım ve Kiralama Teknik Talimatı'nın 39. maddesinin (f) bendi hükümlerine göre, davacının hak sahibi olması, başka bir ifadeyle, arazi dağıtımından yararlanabilmesi için "uygulama alanı ilan edildikten sonra sahibi olduğu araziyi satmak, hibe etmek vb. herhangi bir sebeple elden çıkarmamış olmak" koşulunu taşıması gerektiği,
Davacının, arazi dağıtımında hak sahibi olarak belirlenmesinden ve davacıya ait taşınmazların da bulunduğu alanın uygulama alanı olarak ilan edilmesine dair Bakanlar Kurulu kararının 08/10/1991 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanmasından sonra, davacının, maliki olduğu … parsel numaralı taşınmazı 19/04/2011 tarihinde … isimli kişiye sattığının tespit edildiği,
Bu durumda, anılan Yönetmelik ve Teknik Talimat hükümleri uyarınca, davacının toprak dağıtımında hak sahibi olmasının hukuken mümkün olmadığı sonucuna varılarak, dava konusu düzenleyici işlemlerde ve bu düzenleyici işlemlere dayalı olarak tesis edilen hak sahipliğinin iptaline ilişkin 07/07/2014 tarihli bireysel işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davacı tarafından, dava konusu Yönetmelik ve Teknik Talimat ile getirilen kısıtlamanın, 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nda düzenlenmediği, böylece, dava konusu Yönetmelik ve Teknik Talimatın, anılan Kanun'a ve mülkiyet hakkının koruma altına alındığı Anayasa'ya aykırı olduğu, mülkiyet hakkının ihlal edildiği, kanunla düzenlenmeyen bir konunun yönetmelikle düzenlenemeyeceği, hak sahipliğinin iptal edilmesine ilişkin dava konusu işlemin, tarım reformunun amacına aykırı olduğu, Yönetmelik ve Teknik Talimat'la getirilen yasaklar konusunda kendisine herhangi bir bilgi verilmediği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davalı idare tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2020/3266, K. 2021/623, 29 Mart 2021 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama