İçeriğe geç
AC
Yargıtay 6. Ceza Dairesi Esas 2025/1826 Karar 2026/837 14.01.2026

Karar birden fazla ilke içerir: hüküm kurulmasına yer olmadığına dair karar CMK'nın 223/1

Karar Özeti

Mersin 6. Ağır Ceza Mahkemesinin nitelikli yağma, şantaj, dolandırıcılık, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, suç eşyasının kabul edilmesi ve tefecilik suçlarına ilişkin 08.04.2022 tarihli mahkûmiyet ve düşme hükümleri; sanık müdafileri, katılanlar vekilleri ve Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, alacak tahsili amacıyla altı adet çek yaprağının zorla alınması ve katılanların haksız çıkar sağlamaya zorlanması olaylarından doğan, bozmalar ve Ceza Genel Kurulu kararıyla uzamış çok katmanlı dosyayı dört ayrı başlıkta incelemiştir.

Ratio Decidendi

Karar birden fazla ilke içerir: hüküm kurulmasına yer olmadığına dair karar CMK'nın 223/1. maddesindeki hüküm türleri arasında sayılmadığından temyiz edilemez; aklama ve tefecilik suçlarından doğrudan zarar görmeyenlerin katılma kararı hukuki değerden yoksun olup temyiz yetkisi vermez; asıl olarak da Anayasa'nın 141. maddesi ve CMK'nın 230/1-b maddesi gereği mahkûmiyet gerekçesinde delillerin her bir sanıkla ilişkilendirilip tartışılması, hangi delilin üstün tutulduğunun ve maddi vakıanın hangi delillerle kabul edildiğinin ayrı ayrı gösterilmesi zorunludur; deliller toptan sayılarak hüküm kurulamaz.

Avukat Yorumu

Daire, şantaja ilişkin karara yönelik istemi incelenmeksizin iade edip katılma hakkı olmayanların temyizlerini 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi uyarınca reddetmiş, düşme hükümlerini onamış; nitelikli yağma mahkûmiyetlerini ise hem gerekçe yetersizliği hem de Ceza Genel Kurulunun 2021/6-308 Esas, 2024/358 Karar sayılı bozması karşısında hükmün mükerrer nitelik taşıması ve davaların birlikte yürütülmesi zorunluluğu nedeniyle CMUK'un 321. maddesi gereği tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle bozmuştur.

Uygulamada Etki — Av. Aycan Ceylan değerlendirmesi

Çok sanıklı ekonomik-örgütlü suç dosyalarında, delillerin sanık bazında tartışılmadan blok hâlinde sayılması tek başına bozma getiren güçlü bir temyiz sebebidir; müdafi gerekçeli kararı bu gözle taramalıdır. Katılan vekili yönünden ise aklama ve tefecilik gibi kamu düzenine karşı suçlarda müvekkilin doğrudan zarar gören sıfatı baştan sağlam kurulmalıdır, aksi hâlde katılma kararı alınmış olsa bile temyiz hakkı tanınmamaktadır.

Bu değerlendirme, kararın Yargıtay tam metnine dayalı genel hukuki bilgilendirmedir; sonuç taahhüdü içermez ve somut dosyanız için mutlaka avukatınıza danışınız.