KÜNYE
Türk Milleti Adına Karar Vermeye Yetkili T.C. Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2024
- T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2024/60 Esas - 2024/332
- Esas no
- 2024/60
- Karar no
- 2024/332
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- ....
- Vekili
- Av. ...
- Dava
- Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 09/02/2024
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 17/10/2024
- Talep
- —
Karar Metni
2.130 kelime·11 dk okuma·4 bölüm
Davacı vekili 09/02/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle: Davacının ... (...) nezdinde ... sayı ile 43. sınıfa giren hizmetlerde tescilli “...” markası altında .... 'nın gözde mekanlarından biri olan ...'de restoran işletmeciliği yapmakta olduğunu, davalının 24.10.2022 başvuru tarihli "..." markası altında tescilsiz olarak ve davacının markasıyla iltibasa neden olacak bir şekilde aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer olduğunu ve aynı hizmetlerde kullanıldığını, davacının davalıya 04.01.2024 tarihinde ....
Noterliği vasıtasıyla gönderdiği ihtarnameye cevaben davalının uyuşmazlık konusu markanın kullanımına son vermediği gibi davacıya gönderdiği cevabi ihtarname ile davacının iddialarını da kabul etmediğini, davalının markasal kullanımlarının davalıya haksız yarar sağladığını, davacının markasının itibarına ve ayırt ediciliğine de zarar verdiğini, tarafların markalarında geçen “...” ve “...” ibareleri arasında sadece tek bir harf farklılığının bulunduğunu, ayrıca bu ibarelerin birebir aynı şekilde okunduğunu,
davalının iddialarının aksine benzer markaların farklı şehirlerde kullanılıyor olmasının haksız rekabetle ilgili kaygıları ortadan kaldırmadığına ilişkin yerleşik ... içtihatlarının bulunduğunu ileri sürerek, davalı tarafından tescilsiz olarak kullanılan markanın davacının tescilli markasına tecavüz ettiğinin ve davacı ile haksız rekabet yarattığının tespitini, men’ini ve ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davalının “...” markasının tescili için 24.10.2022 tarihinde ... nezdinde bir başvuruda bulunmuş olduğunu, davalının bu marka başvurusunun tescil edilmek üzere ilanına karşı dava dışı 3. kişilerin "...." gibi davacının “...” markasına benzeyen markalarına dayalı olarak dosyaladığı itirazların ... tarafından reddedilmiş olduğunu, davalının bu markasının davacının “...” markasından tamamen farklı olan, yalnızca içerisinde "i" harfi bulunan "..." isimli iki marka ile karıştırılma ihtimali bulunduğu gözetilerek reddedilmiş olduğunu,
dolayısıyla davacıya ait “...” markası ile davalının “...” markasının halk nezdinde karıştırma ihtimalinin bulunmadığının ... tarafından gönderilen yazıdan da açıkça anlaşılabildiğini, zaten de taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzemediğini ve tarafların farklı illerde faaliyet gösterdiğini, davalının herhangi bir taklit amacı olmaksızın davacıdan habersiz ve bağımsız bir marka kurmak amacında olduğunu, davalıya ait “...” markasının yalnızca restoran hizmetlerinde kullanıldığını, davacının markasının kapsamına giren geçici konaklama veya konferanslar için yer sağlama gibi hizmetlerde kullanılmadığını,
“...” kelimesinin İngilizce dilinden tercüme gibi “...” olarak okunması için önce İngilizce bir anlamının olması gerektiğini, ancak “...” kelimesinin İngilizce’de bir anlamı olmadığını, davalının markasının ise ... ’de “eğlenceli, aktüel” anlamlarına gelen “...” kelimesinden esinlenerek oluşturulduğunu, taraf markaları bir bütün olarak algılandığında aralarında ortalama tüketiciler nezdinde karışıklığa ve haksız rekabete yol açacak bir durumun bulunmadığının görüleceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
MUHAKEME
HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve
GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı eylemlerinin, davacının ... sayılı markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı, varsa bu eylemlerin tespiti, durdurulması ve imha istemlerinin yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olunmuş, sundukları deliller toplanmış, tasarım konusu bilgi ve belgeler ...'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş,
06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
Mahkememizce alınan 09/07/2024 havale tarihli bilirkişi tespit raporunun sonuç bölümünde özetle: "...Yukarıda ayrıntılı olarak incelendiği ve değerlendirildiği üzere, somut olayda; davalının dava konusu edilen işyerlerinde, internet sitesinde ve sosyal medya hesaplarında gerçekleşmiş olan markasal kullanımlarının, davacının “...” ibareli tescilli markasından kaynaklanan haklarının ihlali niteliğini haiz olduğu ve davacının faaliyetleri ile haksız rekabet sayılabileceği,...." ifade edilmiştir.
UYGULANACAK HÜKÜMLER
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 29 ve 149. maddeleri şu şekildedir:
Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller
Madde 29- (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
(2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır.
Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibinin ileri sürebileceği talepler
MADDE 149- (1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir:
a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti.
b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi.
c) Tecavüz fiillerinin durdurulması.
ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini.
d) Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması.
e) (d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması.
f) Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası.
g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi.
(2) Birinci fıkranın (e) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda, söz konusu ürün, cihaz ve makinelerin değeri, tazminat miktarından düşülür. Bu değerin kabul edilen tazminat miktarını aşması hâlinde, aşan kısım hak sahibince karşı tarafa ödenir.
(3) Birinci fıkranın (g) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda ilanın şeklî ve kapsamı kararda tespit edilir. İlan hakkı, kararın kesinleşmesinden sonra üç ay içinde talep edilmezse düşer.
(4) Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adları bakımından manevi zararın tazmini talep edilemez.
SMK'nın 29. maddesinde önce 7. maddeye gönderme yapılarak, belirtilen maddede sayılan hallerin birer tecavüz olduğu belirtilmekte, devamında ise kısmen tekrar yoluyla marka hakkına tecavüz sayılan diğer haller sıralanmaktadır. SMK'nın 7/2(a) maddesinde "Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması" hali düzenlenirken 29/1(b) maddesinde marka sahibinin izni olmaksızın markayı ya da ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek durumu düzenlenmiştir.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 55/4. maddesinde “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” dürüstlük kuralına aykırı davranış ve ticari uygulamalar olarak haksız rekabet teşkil eden fiiller arasında sayılmıştır.
Tarafların iddia ve savunmaları, davacıya ait marka tescil belgesi, tarafların ibraz ettiği deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamında göre: ... sayılı "..." ibareli davacı markasının 43. sınıf alt gruplarında 20/12/2023 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır ve kapsamı şu şekildedir: "43: Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri.”. Davalının kullanımına konu emtialar ise "yiyecek ve içecek sağlanması (restoran) hizmetleri." şeklindedir.
Davalının “...” ibaresini restoran işletmeciliği sektöründe tanıtıcı işaret hüviyetinde kullandığı dosya kapsamında sunulan delillerden anlaşılmaktadır.
Dava konusu edilen markasal kullanımların gerçekleştiği hizmetler, davacının markasının kapsamında birebir yer almamaktadır (Her ne kadar davacının markasının tescilli olduğu 43. Sınıftaki hizmetlerin kapsamına “yiyecek-içecek sağlanması hizmetleri” de giriyor ise de, davacının markasının tescili esnasında bu hizmetlerin markanın kapsamından çıkartıldığı, yani davacının markasının tescilinin bu hizmetler yönünden, dava dışı 3. kişiler adına tescilli markalar nedeniyle çıkartıldığı ... kayıtlarından anlaşılmaktadır).
Ancak, davacının markasının tescilli olduğu “geçici konaklama hizmetleri” ile dava konusu edilen markasal kullanımların gerçekleştiği “restoran hizmetleri”nin, aynı işletmeler/kaynaklar tarafından verilen ve bilhassa da birbirlerini tamamlayan hizmetler olduğu değerlendirilmiştir. Nitekim; .... sayılı ilamı, .... Sayılı ilamları ile .... sayılı ilamlarında da yiyecek-içecek hizmetleri ile 43. Sınıfta geçici konaklama hizmetlerinin benzer olduğunun kabul edildiği anlaşılmıştır.
Dava konusu markalar/markasal kullanımlar incelendiğinde ise; davacının markasının, renk ve şekil unsurlarından yoksun bir kelime markası olduğu görülmektedir. İşarette özel stildeki yazım karakterli siyah renkli büyük harflerle yazılmış “...” ibaresi tek unsur olarak kullanılmıştır ve markanın esas unsuru olduğu hususunda herhangi bir tereddüt yoktur.
Dava konusu edilen markasal kullanımların ise, şekil unsuru da ihtiva eden karma markalar olduğu görülmektedir; işaretlerin üst kısmına, bütünleşik bir çizim özelliğini haiz bir şekil konuşlandırılmış, bunun altına da, yine özel stildeki yazım karakterli büyük harflerle yazılmış “...” ibaresi yazılmıştır.
Her ne kadar işaretlerdeki figür/şekil unsuru işaretlerde geniş birer yer kaplamakta ise de bu figürün basit bir şekilden müteşekkil, orijinalliği düşük, alelade birer şekil olması nedeniyle, işaretlere kattığı markasal hüviyetteki ayırt ediciliğin, “...” kelime unsurundan geri planda kaldığı değerlendirilmiştir.
Zira; böyle, basit şekil unsuru yanında büyük puntolarla/baskın özelliklerde yazılmış ve konuşlandırılmış kelime unsurlarını haiz markalarda, “söz görünümden daha yüksek sesle konuşur” ilkesi hakimdir. Ayrıca, potansiyel müşteriler somut olaydaki gibi kelime, renk ve şekil içeren karma markalarda kelime unsuruna diğer unsurlara göre daha fazla önem vereceklerdir.
Dolayısıyla, dava konusu edilen markasal kullanımlarda ilk planda algılanan ve zihinde kalıcı olan unsurun, yani markaların esas unsurunun, “...” ibaresi olduğu değerlendirilmiştir.
Taraf markalarında esas/tek unsur hüviyetinde kullanılmış olan “...” ve “...” ibarelerinin üç harfi, dizinleri de dahil olacak şekilde birebir aynıdır. Diğer bir ifadeyle; taraf markalarının esas unsurları arasında tek bir harf -ortadaki bir harf- farklılığı vardır. Aralarında bir/birkaç harf değişikliği olan sözcüklerin esas unsur olarak kullanıldığı markalar arasında benzerlik olduğu hususunda ...’ın artık iyice yerleşmiş bir içtihadı vardır.
Ayrıca; “...” ve “...” ibarelerinin “...” ve “...” şeklindeki okunuşlarının, kulakta bıraktıkları tınının da ayniyete yakın benzer olduğu değerlendirilmiştir. Dolayısıyla, taraf markalarının işitsel anlamda yakın benzer olduğu söylenebilecektir.
Bu benzerliğin; potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yaptıkları ve bu nedenle de markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları gerçeği gözetildiğinde, davacının “...” markasını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının “...” esas unsurlu markasıyla karşılaştığında bu markaları benzer bulmasının ihtimal dahilinde olduğu değerlendirilmiştir.
Bu meyanda; taraf markalarında geçen “...” ve “...” kelimelerinin, Türkçe’de ve yaygın olarak bilinen dillerde yerleşik birer anlamının bulunmaması durumunun da markaların tüketici zihninde yarattığı ilk algıyı yakınlaştırdığı değerlendirilmiştir.
Neticeten; somut olayda karşılaştırılan markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzerlik olduğu sonuç ve kanaatine varılmış olup, yukarıda detaylı olarak incelendiği üzere, davacının tescilli “...” markası ile dava konusu edilen markasal kullanımların iltibas tehlikesinin/karıştırılma ihtimalinin bulunduğu ve bu nedenle de davalının dava konusu edilen işyerlerinde, internet sitesinde ve sosyal medya hesaplarında markasal kullanımların, davacının tescilli markalarından doğan haklarının ihlali fiili ile örtüştüğü sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Öte yandan somut olayda, davalının “...”lı markasal kullanımlarının, davacının tescilli “...”lı markasının mevcudiyeti gözetildiğinde, haksız rekabet iddiası bakımından, “başkasının iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” şeklinde bir “aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı bir davranış” olup olmadığının tespiti gerekmektedir.
Davalının bu kullanımlarda “...” ibaresinin tanıtıcı vasıtanın esas unsuru olarak ön planda olduğu yani söz konusu kullanımların, davacının tescilli “...” markası ile “karıştırılacak” hüviyette kullanımlar olduğu ve bu ibarenin, benzer/türdeş hizmetlerde başkası tarafından markasal kullanımının “ticari dürüstlük kuralına uygun bir davranış” olarak nitelendirilmesi mümkün görülmemiştir.
Davalının ticari faaliyetlerinde kullanabileceği sonsuz sayıda işaret ve kelime var iken, aynı tanıtma vasıtasını aynı faaliyetlerde kullanmakta olan davacının faaliyetleri mevcut iken kendisine bu tanıtıcı vasıtayı/işareti marka olarak seçmesinin, “aldatıcı bir davranış” olarak değerlendirilmiştir.
Bu kapsamda sonuç olarak, somut olayda; davalının “...” ibaresini restoran işletmeciliği sektöründe tanıtıcı işaret hüviyetinde kullanmasının davacının aynı sektördeki faaliyetleri ile haksız rekabet sayılabileceği kanaatine ulaşılmıştır.
Yukarıda yer alan gerekçe ile davacıya ait mesnet marka kapsamında yer alan bir kısım hizmetlerin aynı olduğu ve markaların benzer olduğu hususlarına göre, davanın kabulü ile davalı eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin ve haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile taleple bağlı kalınarak, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur:
Katip ... · e-imzalıdır. Hakim ... · e-imzalıdır. Davacı Masraf Dökümü: · İlk Masraf 916,00-TL · Posta Masrafı 245,00-TL · Bilirkişi Ücreti 7.500,00-TL · Toplam 8.661,00-TL
Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2024/60, K. 2024/332, 17 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama