KÜNYE
T.C. Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Türk Milleti Adına Karar Vermeye Yetkili T.C. Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2024
- Esas no
- 2024/73
- Karar no
- 2024/339
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av. ... -...
- Davalı
- 1- ... ...
- Vekili
- Av. ... -...
- Davalı
- 2-...
- Vekili
- Av. ... -...
- Dava
- Marka (Marka ile ilgili Kurum Kararlarının İptali
- Dava tarihi
- 19/02/2024
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 19/10/2024
- Talep
- —
Karar Metni
1.879 kelime·9 dk okuma·7 bölüm
Davacı vekili 19/02/2024 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Müvekkilinin ... (...) nezdinde 39. Sınıf hizmetlerde tescil amacıyla "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, ... sayılı numarayı alan başvurunun ... yayınlanması üzerine davalı şirketin ... sayılı ve "... " ibareli markalarını gerekçe göstererek yaptığı itirazın kabulüne karar verilerek müvekkili başvurusunun reddedildiğini, bu ret kararına karşı müvekkilinin yeniden inceleme taleplerinin ...'in ... sayılı ... (...) kararı ile nihai olarak reddedildiğini, söz konusu kararın haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu,
zira müvekkili logosunda açık mavi ve koyu mavi renklerle "..." ibareleri yer alırken itiraz sahibi şirketin logosunda siyah renkle "... " yazdığını, her iki logodaki metinlerin yazı tiplerinin farklı olduğunu, tarafların farklı şehirlerde faaliyet gösterdiklerini, web sitelerinin farklı olduğunu, markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadıklarını, müvekkili markasındaki “...” harflerinin müvekkili şirketin ortaklarının isimlerinin baş harfleri olduğunu ileri sürerek, ...’in ... sayılı kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında özetle: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir. Davalı şirket vekili cevap dilekçe ve beyanında özetle: Taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, dava konusu başvuruda “... ...” ibareleri yer alırken müvekkili markalarının “...” ibaresini içerdiğini, her iki markaya bakıldığında dahi markaların birbiri ile benzer ve karıştırılma ihtimali olduğunu, verilen kararın hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME
HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1 dayalı taraf markalarının benzemediği iddiası temelinde, davacı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali istemlerine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'den celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş,
06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve
GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı şirketin ... başvuru sayılı markası ile davalı şirketin itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. İptali istenen ... kararının davacıya tebliğ tarihinin 25/12/2023 olduğu, 19/02/2024 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
İDARİ AŞAMANIN ÖZETİ
Dava konusu "..." ibaresinin 39. sınıf hizmetlerde tescili amacıyla 03.02.2022 tarih ve ... sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 28.02.2022 tarih ve 391 sayılı ...’nde yayımlanmasına karar verildiği görülmüştür.
Anılan ilana karşı davalı tarafça itiraz edildiği, ...’nın 10.10.2022 tarihli kararı ile davalı itirazlarının kabul edilerek başvurunun SMK m. 6/1 kapsamında reddedildiği görülmüştür.
Bu karara karşı itiraz edilmesi üzerine ... ...'in ... sayılı kararında;
"... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun .... sayılı "... " ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi uyarınca kısmen reddi yönündeki ... kararına karşı, başvuru hakkındaki kısmi ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir.
....
Yapılan itirazlar yukarıda belirtilen genel ilkeler esas alınarak incelenmiştir. Yapılan inceleme sonucunda, başvuru ile ret gerekçesi markaların aynı malları/hizmetleri kapsadığı ve bütün olarak bıraktıkları izlenim dikkate alındığında karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkabileceği kanaatine varılmış ve aynı tespit doğrultusunda ...'nca verilen ret kararı yerinde görülmüştür.
Bununla birlikte, başvuru sahibinin emsal kararlar gerekçeli itirazı, farklı markalar hakkında verilen kararların incelenen başvuruyla ve bu başvuru hakkındaki kararla bağlantısının bulunmaması nedeniyle haklı bulunmamıştır.
Sayılan nedenlerle itirazın tüm gerekçeler açısından reddedilmesi gerekmiştir.
KARAR
İtirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında: Davacı Başvuru Markası Davalı Markaları "..." "... ...", (...) "..." 39. sınıf. (2003/30329, 2007/16289) 39. sınıf.
Bilirkişi heyetinden alınan 14/08/2024 havale tarihli raporda özetle: "- Dava konusu başvuru kapsamında yer alan ve reddine karar verilen 39. Sınıf hizmetlerin tamamının, davalı yana ait önceki tarihli markalar kapsamında yer alan hizmetler ile aynı olduğu, - Ayrıntıları rapor kapsamında açıklandığı üzere taraf markaları arasında karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde bir benzerliğin bulunduğu, bu haliyle ... neticesinde ulaşılan kanaate heyetimizce de varıldığı," ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin, yeni heyetten rapor yada ek rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.
TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME 1. 6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER
A. Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Kapsamında Değerlendirme
Dava konusu "..." ibareli ve ... başvuru numaralı davacı başvurusu kapsamında 39. sınıfta:
"39:Kara, ... ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, ... ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri.Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri.Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri." mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
İtiraza dayanak .... sayılı markaların koruma kapsamında 39. sınıftaki bir kısım mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır. Bu doğrultuda, dava konusu başvuru kapsamında reddine karar verilen 39. sınıf hizmetlerin tamamının, davalı yana ait ret gerekçesi markalar kapsamında doğrudan yer aldığı anlaşılmakla, taraf markalarının kapsamları itibariyle ayrıntılı bir inceleme yapılmasına ihtiyaç duyulmaksızın birbiri ile doğrudan rekabet halinde, birbirlerini tamamlayıcı, benzer tüketici gruplarına benzer satış yöntemleri ile sunulan türden mal ve hizmetleri kapsadıkları değerlendirilmiştir.
B.Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. Ayrıca değerlendirme yapılırken, işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır.
Taraf markaları incelendiklerinde; dava konusu başvurunun "..." ibaresinden oluşan bir bileşke marka olduğu, markanın bütününe hakim ve merkezde yer alan unsurunun “...” kelimesi olduğu, bu kelimenin lacivert ve mavi renklerde stilize edilmiş bir biçimde yazıldığı, bu ibarenin hemen altında daha küçük harf karakterleri ile 39. sınıf hizmetler açısından tanımlayıcı nitelikte ve herkesin kullanımına açık kalması gereken “lojistik” sözcüğüne yer verildiği, bütüne hakim olan bu unsurların sol kısmında ise yine kavisli şeritler arasında konumlandırılmış “...” harflerinden oluşan küçük bir logoya yer verildiği,
bu logonun bütüne etkisinin tamamen tali nitelikte olduğu, bütünsel algıyı üstlenmediği gibi değiştirmediği ve özgünlüğünün de düşük düzeyli olduğu değerlendirilmiştir. Dolayısıyla mevcut marka örneği ile dava konusu markanın kullanılacağı bir durumda, ortalama zekadaki bir tüketici için dava konusu markanın esas unsuru “...” şeklindeki tamlamada yer alan “...” ibaresi olacaktır.
Davalı yana ait redde gerekçe markalar ise "..." ve "..." ibaresinden meydana gelmekte olup, "... ..." markasında, davalı yanın ticaret unvanının unsurlarını da içerir şekilde yazılmış ve fakat “...” kelimesi markanın üst kısmında ve kalan tüm sözcüklerden daha kalın ve büyük harf karakterleri ile yazılmak suretiyle ön plana çıkartılmışken, sol kısımda dairesel bir şekil içerisinde “...” harfinin kullanıldığı görülmektedir.
Markadaki “nakliyat ve ticaret limited şirketi” ibareleri tali algı yaratır nitelikteki unsurlardır.
Davalıya ait diğer marka ise "..." markası olup anılan markada da “...” kelimesi, aynı dava konusu markada olduğu gibi markanın merkezinde yer alan, ilk dikkat çeken ve sair tüm unsurlardan daha büyük yazılmış şekilde kullanılmış, bu sözcüğün hemen altında İngilizce “taşıma, nakliye” anlamlarına gelen ve yine 39. sınıf hizmetler yönünden jenerik nitelikte bir sözcük olan “...” kelimesi ile üst kısımda ise davalı yanın diğer markasında da olan “...” harfini içerir logoya yer verilmiştir.
Davalı markalarında da anılan logonun bütüne etkisi tali nitelikte olup her iki markanın da esas unsuru “...” kelimesidir. Bu bağlamda tespiti gereken husus, taraf markalarının bütünsel algıları itibariyle yukarıda tespit edilen tüketici grubu nezdinde, iltibasa yol açacak bir benzerlik taşıyıp taşımadıklarıdır.
Taraf markaları salt görsel açıdan karşılaştırıldıklarında; aralarında doğrudan bir şekli benzerlik bulunmamakla birlikte her bir markada “...” sözcüğünün hakim unsur oluşu, yine farklı nitelikte eklentileri de olsa “...” harfi içerir logolar kullanılması ve “..., nakliyat, lojistik” gibi aynı sektörü işaret eden jenerik/tali unsurlar kullanılmasından kaynaklı genel görsel algılarının güçlü bir benzerlik taşıdığı, sonraki tarihli dava konusu markanın, davalı yanın önceki tarihli markalarının görsel olarak revize edilmiş, yeni bir kurumsal imaj kazandırılmış versiyonu gibi bir algı yaratmasının ihtimal dahilinde olduğu,
keza yine markaların hakim esas unsurunun ayniyetinden kaynaklı işaretlerin işitsel ve kavramsal olarak da benzer algıları yaratacakları düşünülmektedir.
Her ne kadar markalarda ek birtakım sözcük ve şekilsel unsurlar yer almakta ise de bu unsurların hiçbiri, markaların bütünsel algılarını birbirlerinden somut olarak ve yeterli düzeyde farklılaştırmaya elverişi olmadıkları gibi her iki taraf markası ile ayrı zamanlarda karşı karşıya kalacak bir tüketicinin dahi birebir aynı hizmetlerde bu düzeyde benzer işaretleri, iktisadi anlamda ilişkilendirmelerinin de kaçınılmaz olacağı değerlendirilmiştir.
Zira her bir markada tüketicinin markalara yönelik tecrübelerini üçüncü kişilere aktarımında ön plana çıkacak olan unsurun öncelikli olarak “...” sözcüğü olacağı, markalardaki ek unsurların ise benzerliği pekiştirir algıları bütüne yüklediği kanaatine varılmıştır.
Nitekim tüketiciler daha önce gördükleri, satın aldıkları mal veya hizmetin markasının, göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildikleri kadarıyla hafızalarında kalan özelliklerine dayanarak sonraki alışverişlerinde aynı veya benzer markayı taşıyan malı/hizmeti satın almayı tercih ederler. Dolayısıyla önceki markanın zihninde bıraktığı algıyı uyarabilecek düzeyde benzer sonraki bir marka ile karşı karşıya kalan tüketicinin, sonraki markayı da bu güven duygusuna dayanarak tercih etme eğilimi ile hareket edebileceği değerlendirilmektedir.
Taraf markaları arasında “...” ibaresinden kaynaklı ortaya çıkan benzerliğin ve bu benzerliğin taraf markalarının esas unsurları yönünden var olmasının markaları somut bir biçimde birbirine benzer kıldığı, sair unsurların markaları yeterince uzaklaştırmadığı gibi aksine daha da yakınlaştırarak her bir markanın aynı iktisadi kaynağın görsel olarak revize edilmiş versiyonları algısı yarattıkları, bu halde taraf markalarının aynı iktisadi çatı altında sunulan hizmetlere yönelik oldukları yönünde bir algı yaratacak benzerlik taşımaya devam ettikleri değerlendirilmiştir.
Sonuç olarak taraf markalarının başvuru kapsamında reddedilen 39.sınıf hizmetlerde birebir aynı hizmetleri kapsadıkları bir durumda karıştırılma ihtimalinin önüne geçilebilmesi adına tercih edilen işaretler arasındaki görsel, işitsel ve kavramsal farklılıkların çok daha belirgin bir şekilde olması gerektiği, halbuki somut uyuşmazlıkta taraf markalarının “...” esas unsurunu ortak olarak içerdikleri ve görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzer algıları tüketiciye verdikleri,
ilgili tüketicinin markaların farklılaşan unsurları itibariyle iki ayrı marka karşısında olduğunu algılasa dahi bu markaların işletmesel kaynakları yönünden aynı kaynağa ait olduklarını düşünebileceği ve buna bağlı olarak yanılgı yaşayabileceği bu durumun ise tam olarak karıştırılma ihtimalinin bir karşılığı olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek dava konusu ... kararının yerinde olduğu kanaatine varılmış, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip .... · e-imzalıdır. Hakim ... · e-imzalıdır.
Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2024/73, K. 2024/339, 19 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama