KÜNYE
T.C. Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi T.C. Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 26 Ocak 2024
- Esas no
- 2023/137 Esas
- Karar no
- 2024/42
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ... - ... ...
- Vekili
- Av. ... - ...
- Davalı
- 1- ... - ...
- Vekili
- Av. ... ...
- Davalı
- 2- ... - ...
- Vekili
- Av. ... - ...
- Dava
- Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü
- Dava tarihi
- 23/03/2023
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 02/02/2024
Karar Metni
4.055 kelime·20 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili 23/03/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili şirketin 29, 30 ve 32. sınıflarda tescilli “...” ibareli markaların yasal sahibi olduğunu, markayı ilk kez 1989 yılında 29. sınıfta tescil ettirdiğini, akabinde “...” ibaresini içeren pek çok marka tescili gerçekleştirdiğini, davalı şahsın ... sayılı “...” ibareli marka başvurusuna müvekkili şirket itirazının kısmen reddedildiğini, ... kararının yasaya aykırı olduğunu, dava konusu marka başvurusunun müvekkili şirkete ait markaların tescilli olduğu 29,
30 ve 32. Sınıf ile doğrudan ilişkili olacak şekilde 35. Sınıf içerisinde yer alan aynı malların perakendecilik hizmetleri için tescil edilmek istenmesinin nihai tüketici açısından markalar arasında iltibas riski doğuracağını, dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin coğrafi kaynak belirttiğini ve marka özelliğinden yoksun olduğunu, “....” anlamına gelen “....” ibaresinin markaları farklılaştırmadığını, dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu ve müvekkili markalarının esas unsurunu aynen içerdiğini, davalı şahsın müvekkili markalarının tanınmışlığından yararlanma amacı ve kötü niyetinin açık olduğunu,
somut olayda SMK’nın 6/4 ve 6/5 maddelerinin koşullarının oluştuğunu, müvekkili şirketin “...” ibareli markalarının tanınmış olduğunu, dava konusu markanın tescili halinde müvekkili markasından haksız kazanç sağlayacağını ve müvekkilinin zarara uğrayacağını, başvuru sahibinin kötü niyetli olduğunu, marka başvurusunun haksız rekabet oluşturduğunu, müvekkilinin markasını uzun yıllardır kullandığını ve kullanmaya devam ettiğini beyanla; ... ...’nın ... sayılı kararının iptaline, ... sayılı markanın 35. sınıfta yer alan ortak/ilişkili hizmetler açısından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili 29/03/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu marka başvurusu ile kısmi ret kararına gerekçe olarak gösterilen markalar arasında tescil edilen mal veya hizmetler yönünden benzerlik veya karıştırılma ihtimali bulunmadığını, tüketici zihninde bir ilişkilendirmeye yol açmasının da mümkün olmadığını, davacının kötü niyete yönelik iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili 01/05/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle.
Müvekkili markasının esas unsurunun “... ...” ibaresi olduğunu, "..." ibaresinin tamamlayıcı unsur niteliğinde olduğunu, müvekkili markasının ... adasında ikamet eden yerel halk ve buraya gelecek olan turistlere hitap ettiğini, davacıya ait markaların zeytin yağı, margarin, süt ve süt ürünleri gibi reyonda satılacak üzere hazırlanan market ürünleri olduğunu, müvekkili ürünlerinin ise .../.... adasında bulunan restoranda lokal müşterilere sıcak olarak sunulmak üzere hazırlanan yiyecek/içecekler olduğunu, markaların satış alanlarının/pazarlarının farklı olduğunu, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunmadığını,
“...” ibaresinin küresel çapta pek çok markada kullanılan bir ibare olduğunu, tek başına kullanılması durumunda ayırt ediciliği düşük bir sözcük olduğunu, taraf markaları arasında ürün/hizmet yönünden haksız rekabetin oluşma imkanı bulunmadığını, somut olayda SMK 6/4 maddesi koşullarının oluşmadığını, davacının markasını sadece 2 adet tereyağ/margarin ürünlerinde kullandığını, belirtilen sınıflarda tam bir kullanmanın söz konusu olmadığını, davacının dayanak markalarına karşı kullanmama def’i ileri sürdüklerini beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK
Dava, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının davacının itirazlarının reddine ilişkin kısmının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şahsa ait ... sayılı "...+..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, dava aşamasında ileri sürülen kullanmama def'inin yerinde olup olmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, davalı şahsın kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın 35.sınıfta yer alan ilişkili/ortak hizmetler bakımından hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka başvuru dosyası ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel ve teknik hususlara ilişkin olarak bilirkişi incelemesi yapılmış,
06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İşlem dosyasının tetkikinde.
Davalı şahsın 30.06.2021 tarihinde "...+..." ibareli ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında ...'nca SMK m.5/1-ç hükmü gereği bir kısım mal ve hizmetlerin çıkarılmasına karar verildiği, kalan mal ve hizmetler bakımından başvurunun 27.09.2021 tarih 381 sayılı ....'nde yayımlandığı, söz konusu ilana karşı davacının 26.11.2021 tarihinde ..., ... sayılı markaları mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1, m.6/4, m.6/5 ve m.6/9 hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, davalı şahsın 15.02.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu,
yayına yapılan itirazın SMK m.6/1 hükmü uyarınca kısmen haklı görülerek ...'nca marka tescil başvurusundan bir kısım emtiaların çıkarılmasına karar verildiği, bu karara karşı davacının 29.04.2022 tarihinde yeniden itirazda bulunduğu, yapılan itirazı değerlendiren ... 'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın kısmen kabulüne ve başvurunun "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri.
Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. Her türlü un, irmikler, nişastalar.
Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" bakımından da reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 23.01.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dava konusu marka 28.09.2023 tarihinde tescil edilmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır.
Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur.
Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir.
Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır.
Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır.
Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır.
Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır.
Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; ... Kararının İptali İstemi Bakımından;
Dava konusu marka kapsamında yer alan “35. Sınıf: Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri.
Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri.
İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri.
Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar.
Alkollü içecekler (biralar hariç): Şaraplar, rakılar, viskiler, likörler, alkol içeren kokteyller. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri, davacı markalarında yer alan 03, 05, 29, 30, 32. sınıf emtialardan, tamamen farklı olup, kullanım amacı ve doğası farklı, rekabet halinde olmayan mal ve hizmetlerdir.
Dava konusu marka kapsamında yer alan “35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar.
Mayalar, kabartma tozları. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç.
Pekmez Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri ise, davacı markalarında yer alan 29, 30, 32. sınıf emtialar gibi, gıda sektörüne ilişkin mal ve hizmetlerdir.
Gıda sektörüne ilişkin olmalarına bağlı olarak, emtia bazında düşükten yükseğe değişebilen düzeylerde “benzer” nitelik taşımaktadır ve gıda sektöründe üretilen ürünler olmalarına bağlı olarak aralarında sektörel bazda benzerlik mevcuttur. Benzer mal ve hizmetler, bilirkişi kök raporunda yer verilen tabloda altı çizili şekilde gösterilmiştir.
Bu ürünlerin tamamı, yeme-içme (benzer) amacına hizmet eden, aynı dükkanlarda bir arada/yan yana satılan, benzer tüketici kesimine hitap eden, tüketicinin aynı anda karşı karşıya kaldığı emtialardır.
Davaya konu marka başvurusu; “....” ibaresinden oluşan, marka kapsamında iç içe geçmiş mavi ve pembe renkli iki daire şeklinin yer aldığı karma nitelikte bir markadır. Markada yer alan “...” ibaresi, İngilizce “kokteyl ve yiyecek” anlamına gelen, marka kapsamındaki gıda ürünleri bakımından tanımlayıcı olan tali bir unsur konumundadır. “...” ibaresi de, .... ilçesine bağlı bir adayı ifade etmekte olup, coğrafi yer adı olarak marka vasfı bulunmamaktadır. “...” ve “...” ibareleri, “...” ibaresine nazaran daha küçük punto ile yazılmış ve markada “...” ibaresi ön plana çıkarılmıştır. Dolayısıyla, dava konusu markanın esas unsuru “...” ibaresidir. “...” ibaresi, İngilizce’de “....” anlamına gelmekte olup, “lu-na” şeklinde telaffuz edilmektedir.
Davacıya ait markalar ise; “... ...”, “... ...” ve “...” ibarelerinden oluşan birer kelime markalarıdır. “...” ve “...” ibareleri, herkesin kullanabileceği, ayırt edici niteliği bulunmayan ibareler olup, davacı markalarının esas unsuru “...” ibaresidir. Davacıya ait ... sayılı marka ise, sadece “...” ibaresinden oluşmaktadır.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; dava konusu marka başvurusu ile davacı markalarının esas unsur bakımından ayniyet taşıdığı, karşılaştırılan markalarda farklı tali unsurlar yer almakta ise de, bu ibarelerin ayırt ediciliğe katkı sağlamadığı, markaların yüksek seviyede görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik taşıdığı, dava konusu marka kapsamında yer alan “35.
Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları.
Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç.
Pekmez Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetlerinin, davacı markaları kapsamında yer alan gıda ürünleri ile ilişkili/benzer nitelik taşıdığı, markalar arasındaki yüksek seviyeli benzerlik de gözetildiğinde, sayılan hizmetler bakımından, somut olayda markaların karıştırılması/ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu tespit edilmiştir.
Markanın Hükümsüzlüğü İstemi Bakımından;
Dava aşamasında davalı şahıs vekili kullanmama def'i ileri sürdüğünden, söz konusu husus ön sorun olarak incelenmiştir.
Somut olayda, dava tarihi 23.03.2023’tür. Davalı taraf, davacıya ait tüm markaların kapsamında bulunan tüm mal ve hizmetler yönünden kullanımın ispatlanmasını talep etmiştir. Davacıya ait .... sayılı markalar, dava tarihinde (23.03.2023) en az 5 yıldır tescillidir.
Dava tarihinde, davacıya ait markaların 5 yılı aşkın süredir tescilli olduğu, bu gerekçe ile davalı şahsın .... sayılı markalar yönünden “kullanmama def’i” ileri sürebileceği tespit edilmiştir.
Davacı taraf, 23.03.2018-23.03.2023 tarih aralığında, .... sayılı markalarını ciddi surette kullandığını ispatlamalıdır.
Davacı şirket gerek dava aşamasında gerekse itiraz aşamasında, markalarının kullanımını gösterir bir belge dosyaya sunmamıştır.
Sonuç olarak; davacı taraf, .... sayılı markalarını ciddi surette kullandığını veya kullanmamaya ilişkin haklı sebebi bulunduğunu ispatlayamadığından, hükümsüzlük davası bakımından, iş bu markaların 6769 sayılı SMK madde 6/1 anlamında değerlendirmeye alınamayacağı, SMK m.25/7 hükmü uyarınca, SMK m.6/1 hükmüne dayalı hükümsüzlük koşulunun somut olayda oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/4 hükmüne göre; ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
SMK m.6/4 hükmü bağlamında tanınmış marka koruması için; toplumun her kesimince bilinme gerekli olmayıp, toplumun ilgili kesimindeki bilinilirlik düzeyi dikkate alınacaktır. Toplumun ilgili kesimi; markanın tanındığı iddia edilen ve kaynak ülkede markanın tescilli olduğu ve kullanıldığı sektörü ifade eder. (....) Bir markanın ...
Sözleşmesi anlamında tanınmış marka olarak kabul edilebilmesi için, bu markanın Türkiye'de tanınmış olmasının ya da kullanılmasının gerekip gerekmediği hususu bakımından; .... sayılı kararında belirtildiği üzere, Türkiye’de tescilli olmayan markalara tanınmış marka koruması sağlanabilmesi için, söz konusu markanın, itiraza konu marka başvuru tarihinden önce Türkiye’de ilgili sektörde tanınmış marka olduğunun dosyaya sunulan objektif delillerle ispat edilmesi gerekir.
(Aynı yönde ....)
SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için;
A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi,
B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi,
C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.
Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır.
Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle,
yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez.
Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.
Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir.
Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır.
Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.
Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.
Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı şirket, itiraz ve dava aşamasında “...” markasının tanınmış marka olarak sicile kayıtlı olduğunu ifade etmiş olup, bu kapsamda yapılan araştırmada, “...” ibaresi için ... sayı ile tanınmış marka olarak kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. ... kayıtlarında, tanınmışlığın kabul tarihinin 2012 yılına ait olduğu tespit edilmiştir. Eldeki marka başvurusu ise 2021 yılında yapılmıştır.
Davacı markasının ...'ce tanınmış marka olarak tescil edilmesinin üzerinden 8 yılı aşkın süre geçmekte olup, bu süreç içerisinde davacının "..." markasının tanınmışlığını korumak için yapmış olduğu kullanım, tanıtım, reklam, promosyon, tescil vb gibi yeterli nitelik ve nicelikte doküman ibraz edilmemiştir.
Çok eski bir tarihte “...” markasının tanınmış olduğu kabul edilse dahi, tanınmışlığın sabit bir olgu kabul edilmesi, bir kere tanınmış kabul edilen markanın bir daha tanınmışlığının ispatlanmasının gerekmeyeceğinin kabulü hayatın olağan akışına aykırıdır. Tanınmışlığın sürüp sürmediğinin her somut olay bazında ayrıca incelenmesi gerekmektedir.
Dava konusu markanın başvuru tarihinde, davacı markalarının tanınmış olduğunu gösterir yeterli nitelik ve nicelikte, belge ve bilgi, dosya kapsamında mevcut değildir.
Davacı tarafça, gerekçe olarak gösterilen markalarının, dava konusu marka tescil başvuru tarihi itibariyle, tanınmışlığının ispatına yönelik Türkiye’de gerçekleşen tanıtım faaliyetlerine ilişkin, dosyaya yeterli nitelik ve nicelikte bir belge, ilan, reklam harcaması, haber, dergi vb. tanıtım malzemesi sunulmadığı, tanınmışlığın değerlendirilebileceği yeterli belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, bu nedenle iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı, kanaatine varılmıştır. SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Kötü niyetli marka başvurusu. Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir.
Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez.
Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (....)
Somut olayda; davaya konu marka ile itiraza mesnet markaların, bir kısım hizmetler bakımından iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın kısmen kabulü ile. "35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis.
Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç.
Pekmez Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" bakımından ... sayılı ... kararının davacının itirazlarının reddine ilişkin kısmının iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, dava konusu markanın hükümsüzlüğü isteminin reddine, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... · E imzalıdır Hakim ... · E imzalıdır
Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/137, K. 2024/42, 26 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama