KÜNYE
T.C. Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi T.C. Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 14 Şubat 2024
- Esas no
- 2023/184 Esas
- Karar no
- 2024/71
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ... - ... ...
- Vekilleri
- Av. ... -...
Karar Metni
2.034 kelime·10 dk okuma·12 bölüm
Av. ... ...
DAVALI
... -... ...
VEKİLLERİ
Av. ... -... Av. ... -...
DAVA
5846 Sayılı Kanundan Kaynaklı Eser Sahipliğinin Tespiti, Eser Sahipliğinden Kaynaklı Haklara Tecavüzün Ref'i, Hükmün İlanı
DAVA TARİHİ : 10/04/2023
KARAR TARİHİ : 14/02/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 01/03/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan 5846 Sayılı Kanundan Kaynaklı Eser Sahipliğinin Tespiti, Eser Sahipliğinden Kaynaklı Haklara Tecavüzün Ref'i, Hükmün İlanı davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili 10/04/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle.
Davacının.... araştırma görevlisi olarak yaptığı görev sırasında ...’nın editörlüğünü yapacağı kitapta yayınlanmak üzere bir kitap bölümü yazdığını, kitap için yazdığı makaleyi aynı fakültede görev yapan doktora danışmanı ...’ya incelemesi ve fikirlerini belirtmesi için mail yoluyla gönderdiğini, ancak davalının, davacının söz konusu kitap için yazdığı eseri kendi eseri olarak göstererek 1 Temmuz 2020 tarihinde “....” adlı kitapta baskısı .... ’da yapılmak suretiyle yayınlattığını, eser üzerinde hiçbir sahipliği olmamasına rağmen söz konusu kitabı kendi eseri olarak gösterdiğini, .... isimli kitabın birinci baskısında yer alan ....
İlişkisi isimli makalenin eser sahibinin davacı olduğunu, davalının intihal suretiyle davacıya ait eseri kendi eseri gibi yayınlattığını ve FSEK m.15 hükmünü ihlal ettiğini, söz konusu eserin ilk olarak davacının mail adresinden davalıya 1 Mart 2020 tarihinde gönderildiğini, daha sonra davalı tarafından, davacı tarafından yazılan eserin bazı cümlelerinin anlaşılmadığı, cümlelerin düzeltilmesi ve bazı paragrafların yerinin değiştirilmesi,
giriş bölümü eklenmesi yönünde önerilerde bulunduğunu, daha sonra davacının eseri tamamen kendi cümleleriyle revize ederek 8 Mart 2020 tarihinde davalıya makale gönderdiğini, akabinde ise 25 Nisan 2020 tarihinde makalenin son halinin davalıya iletildiğini, dava konusu eserin davacının mensup olduğu ....
Gelişme alanında bir konuyu içerdiği ve davacının doktora tezinin bir bölümü ile de uyuştuğunu, davalının kitabın ilk baskısında davacı adına yer vermezken daha sonra davacının yasal olarak başvurabileceğinden çekinerek düzeltilmiş baskıda ikinci yazar olarak davacının adına yer verdiğini ve bunun eser sahipliği anlamın da bir delil olduğunu ifade ederek.
FSEK m.15 hükmü uyarınca eser sahibinin müvekkili olduğunun tespitine, davalının tecavüz oluşturan eyleminin ref'ine ve hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı, dava dilekçesinin kendisine tebliğ edilmesine rağmen yasal süre içinde cevap dilekçesi sunmadığından, 6100 sayılı HMK m.128 hükmü uyarınca dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır. Davalı vekilinin, davaya cevap verme süresi sona erdikten sonra ibraz ettiği 09/06/2023 tarihli beyan dilekçesi savunmanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağı kapsamında mütalaa edilmiştir.
UYUŞMAZLIK
Dava, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'ndan kaynaklı hukuki korunma istemlerine yöneliktir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; "..." isimli kitapta yer alan "..." isimli makalenin 5846 sayılı Kanun uyarınca "eser" vasfının bulunup bulunmadığı, eser ise; söz konusu eser üzerinde davacının tek başına "eser sahipliği" sıfatının bulunup bulunmadığı, davalının, davacıya ait olduğu iddia edilen bu eserde "yazar" olarak yer alması, ilk baskıda davacının adına yer verilmemesi eylemlerinin davacıya ait olduğu iddia edilen eser sahipliğinden kaynaklı mali-manevi hakların ihlali mahiyetinde olup olmadığı, davalı tarafından ileri sürülen zamanaşımı def'inin yerinde olup olmadığı, bunlara bağlı olarak;
"..." isimli makale üzerinde davacının tek başına eser sahibi olduğunun tespit edilmesi, davalının oluşturduğu tecavüz eylemlerinin ref'i ve hükmün ilanı istemlerinin yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip, dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmiş, davalı yasal süre içinde cevap dilekçesi sunmadığından dilekçe teatisi tamamlanmış, davacı yanın ibraz ettiği deliller dosya arasına alınmış, 6100 sayılı HMK m.145 hükmü uyarınca davalı hakkında yürütülen idari inceleme evrakı celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş,
özel ve teknik hususlara ilişkin bilirkişi raporu aldırılmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Tarafların iddia ve savunmaları, usulüne uygun olarak ibraz edilmiş deliller, davalı hakkında yürütülen idari inceleme evrakı, davacıya ait idari evrak, davacı tanık beyanı, özel veya teknik hususlar bakımından tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Davalı vekili her ne kadar beyan dilekçesi ile zamanaşımı def'inde bulunmuşsa da, dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilmesine rağmen yasal süre içinde cevap dilekçesi sunmadığı anlaşıldığından; yasal süre geçtikten sonra ibraz edilen beyan dilekçesi ile ileri sürülen zamanaşımı def'inin savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında kaldığının tespitine karar verilmiştir.
Dava konusu “...” isimli makalenin, sahibinin hususiyetini yansıtacak biçimde şekillenmiş bulunması, FSEK’te öngörülen eser türlerinden birinin içine girmesi ve fikri bir çabanın ürünü olması nedeniyle FSEK anlamında “ilim ve edebiyat eseri" vasfında olduğu kanaatine varılmıştır.
Dava konusu eserin eser sahipliğinin tespiti için davacıya ait "..." ibareli mail hesabı içinde bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmıştır.
"..." ibareli mail hesabı içeriğinde yapılan tahkikata göre; ilk olarak 2 Mart 2020 tarihinde davacı tarafından davalıya davaya konu makalenin yer aldığı ... dokümanı gönderilmiştir. Daha sonra aynı metin 08 Mart 2020 tarihinde birtakım değişiklikler yapılması sonucunda tekrar davacı tarafından davalıya iletilmiştir.
2 ve 8 Mart 2020 tarihlerinde davacı tarafından davalıya iletilen metinler karşılaştırıldığında değişiklerin davacı tarafından yapıldığı görülmüştür (Bilirkişi raporuna ekli EK 1). Son olarak 25 Nisan 2020 tarihinde metnin son hali davacı tarafından davalıya iletilmiştir. Davacı tarafından davalıya gönderilen 25 Nisan 2020 tarihli metin ile davalı tarafından yayınlanan makale karşılaştırılmıştır (Bilirkişi raporuna ekli EK 2).
Ek-2'de yer alan yorum/değişikliklerden “... kullanıcısı” (...) adı altında gösterilen açıklamalar davalıya, ... (...) adı altında gösterilen açıklamalar davacıya aittir. (... adı altında gösterilen yorumlar ise bilirkişi heyetine aittir.) Bu noktada davalı tarafından davacıya verilen bazı fikir ve dilbilgisi düzeltmeleri davacı tarafından kaleme alınarak metne işlenmiştir.
Dava dosyası bu açıdan tetkik edildiğinde; “...” isimli makalenin eser sahipliği sıfatının tek başına davacıda bulunduğu, zira Ek-2'de “... kullanıcısı” tarafından yapılan yorumlara bakıldığında; davalının yardımının teknik yardım düzeyini aşmayacak derecede olduğu, diğer bir deyimle davalı katkısının birlikte eser sahipliği sıfatını doğuracak düzeyde olmadığı kanaatine varılmıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; "..." isimli kitapta yer alan "..." isimli eser üzerinde davacının tek başına "eser sahipliği" sıfatının bulunduğunun tespitine karar verilmiştir.
Davacı tarafından davalıya gönderilen 25 Nisan 2020 tarihli metin ile davalı tarafından yayınlanan makale karşılaştırılmıştır. Öncelikle Ek 2'de yer alan yorum/değişikliklerden kırmızı çerçeveli baloncukta gösterilen açıklamalar davalıya, mavi çerçeveli baloncukta gösterilen açıklamalar davacıya aittir. Bu noktada davalı tarafından davacıya verilen bazı fikir ve dilbilgisi düzeltmeleri davacı tarafından kaleme alınarak metne işlenmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından yapılan incelemede iş bu doküman ile davalı tarafından yayınlanan makalenin yüksek oranda aynı olduğu, sadece aşağıda yer alan farklılıkların bulunduğu görülmüştür:
a. Davacı metninde giriş kısmında yer alan “Devlet klasik iktisatçılar tarafından sadece bir düzenleyici veya güvenliği ve bürokrasiyi sağlaması gereken bir aygıt olarak görülse de her krizde devlet müdahaleleri gerekmiş ve devlet ekonomi politikaları ile özellikle kriz dönemlerinde ve kriz sonrası dönemlerde ekonomide çok önemli bir yer teşkil etmiştir.” ibaresi, davalı metninde “Devlet klasik iktisatçılar tarafından güvenliği sağlayan sadece bir düzenleyici ve bürokrasiyi tesis etmesi gereken bir araç olarak görülse de her krizde devlet müdahaleleri gerekmiştir. Bu bakımdan devlet, ekonomi politikaları ile özellikle kriz dönemlerinde ve kriz sonrası dönemlerde ekonomide önemli rol üstlenmiştir.” şeklinde,
b. Davacı metninde ... başlığı altındaki “...’ın bu icadı pratik ve üretken hale getirmesiyle birlikte su değirmenleri ile çalışan erken fabrikalaşmanın…” ibaresi davalı metninde “...’ın bu icadı pratik ve üretken hale getirmesiyle birlikte su değirmenleri ile çalışan erken makineleşmenin…” şeklinde, (Davalı sadece fabrikalaşma yerine makineleşme ibaresini kullanmıştır.)
c. Yine davacı metninde aynı başlık altındaki 4. Paragrafta yer alan “İlk Kondratief dalgası buhar pistonu ve pamuk ile tarif edilirken ikincisi demiryolları ve çeliğin getirdiği büyüme dalgası, üçüncüsü ise elektrik mühendisliği ve kimyasalların, dördüncüsü petrokimyasallar ve otomobiller olarak tanımlanır.” şeklindeki ifade, davalı metninde “İlk Kondratief dalgası buhar pistonu ve pamuk ile tarif edilirken ikincisi demiryolları ve çeliğin getirdiği büyüme dalgası, üçüncüsü ise elektrik mühendisliği ve kimyasalların, dördüncüsü petrokimyasallar ve otomobillerin büyüme dalgası olarak tanımlanır.” şeklinde, (Davalı sadece son kısma “otomobillerin büyüme dalgası” ifadesini eklemiştir.)
d.
Davalı metninde Teknolojide ve İnovasyon Üretmede Devletin Rolü başlığı altında yer alan “Mikroçipler bir teknoloji olarak değerlendirilebilir ve tek başına bir inovasyon değildir fakat bilgisayarların temelini oluşturur ve bilgisayarlar veya diğer bir değişle elektronik ile birlikte 1970’lerden itibaren robotların ve otomasyonun gelişmesine temel sağlamış ve üçüncü sanayi devriminin önünü açan çok önemli bir inovasyonun yolunu açmıştır.” ifadesi davalı metninde “Mikroçipler tarihteki en önemli teknolojilerden birisidir.
1948'de temelleri atılsa da 1970'lerden sonra ekonomide elektroniğin ve bilgisayarların kullanılmasına imkan sağlayarak bugün bildiğimiz birçok inovasyonun temelini oluşturmuştur. Mikroçipler insanoğlunun zekâsını taklit edebilen makinelerin öğrenebilmesini sağlayan devrimsel bir teknolojidir.” şeklinde,
e. Yine aynı kısımda davacı metninde “…...’nin seksenlerde bu hoparlörleri küçülterek portatif kasetçalarları üretmesi de farklı bir inovasyondur.” şeklindeki ifade, davalı metninde “...’nin 19809’lerde bu hoparlörleri küçülterek portatif kasetçalarları(...) üretmesi de farklı bir inovasyondur.” şeklinde, (Davalı sadece yılı değiştirmiş ve kasetçalar yanına ... ibaresini eklemiştir.)
f. Davacının sonuç ve öneriler başlıklı son kısımda yer alan son paragraftaki “Sonuç olarak özel sektörün bilim ve teknoloji için yatırım yapmasının neoklasik iktisat teorilerinin de vurguladığı gibi amacı kar maksimizasyonu olduğundan yatırım yapması beklenemez ve çok sınırlı olacaktır.” şeklindeki cümle, davalıda “Sonuç olarak özel sektörün bilim ve teknoloji için yatırım yapmasının neoklasik iktisat teorilerinin de vurguladığı gibi amacı kar maksimizasyonu olduğundan yatırım yapması beklenemez ve yatırımlar çok sınırlı olacaktır.” şeklinde (Davalı sadece son kısma “yatırımlar” ifadesini eklemiştir.) yer almıştır.
Bunlar yanında davacı metninde olan yazım ve dilbilgisi hatalarının aynısının davalı metninde de olduğu tespit edilmiştir. Bu durum intihalin de açık göstergesidir. (Bkz. EK 2 örnek mahiyetinde olmak üzere. Kondratief dalgaları (Kondratieff olmalıydı, her iki metinde de aynı yerlerde tek “f” harfi ile yazılmıştır, işlemeği ibaresi “işlemeyi” olmalıydı, “genişletmeği” ibaresi “genişletmeyi” olmalıydı, “oryaya çıkmış” ibaresi “ortaya çıkmış” olmalıydı.)
Yukarıda yer verilen karşılaştırmalı inceleme neticesine göre; somut olayda davacının izni olmadan davacıya ait makaleyi kitap bölümü olarak yayınlayan davalı, davacının çoğaltma, yayma, umuma arz haklarını ihlal etmiştir.
Dava konusu olayda yapılan incelemede, davacının izni olmaksızın davacıya ait esere kendi adını koyarak yayınlatan davalının, davacının FSEK m.15 hükmünde düzenlenen adın belirtilmesi hakkını ihlal ettiği kanaatine varılmıştır. Bununla birlikte; davacının izni olmadan davacıya ait eserde yukarıda yer alan bazı değişiklikleri yaparak yayınlayan davalının, davacının eser sahibinin manevi hakkı olan eserde değişiklik yapılmasını men hakkını ihlal ettiği tespit edilmiştir.
Davalının, davacıya ait eser sahipliğinden kaynaklı umuma arz hakkı, adın belirtilmesi hakkı, eserde değişiklik yapılmasını men hakkı, çoğaltma hakkı ve yayma hakkını ihlal ettiği kanaatine varıldığından davalının, davacıya ait eser sahipliğinden kaynaklı haklara tecavüz oluşturan eylemlerinin ref'ine, karar verilmiştir.
5846 sayılı Kanun m.78 hükmü uyarınca; 67.maddenin ikinci fıkrasında yazılı halden maada, haklı olan taraf, muhik bir sebep veya menfaati varsa, masrafı diğer tarafa ait olmak üzere, kesinleşmiş olan kararın gazete veya buna benzer vasıtalarla tamamen veya hulasa olarak ilan edilmesini talep etmek hakkını haizdir.
Somut olayda; davacının akademik çalışmaları esnasında hazırladığı iş bu davaya konu makaleyi, davalının, davacının izni olmaksızın yapmış olduğu birtakım değişiklikler ile birlikte salt kendi adı ile kitap bölümü olarak yayınlattığı, davalının bu eyleminin davacının eser sahipliğinden kaynaklı mali-manevi hakları ihlal ettiği, akademik camiada bilimsel eser üretimi ve yayımlanmasının akademik bilgi ve itibar düzeyinin artmasındaki etkisinin yadsınamaz olduğu, buna göre, eldeki davada davacı yanın hükmün ilanı isteminde muhik sebebi ve menfaatinin bulunduğu anlaşılmakla; karar kesinleştiğinde masrafı davalı yan tarafından karşılanmak üzere hükmün gazetede ilan edilmesine, karar verilmiştir.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... · E imzalıdır Hakim ... · E imzalıdır
Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/184, K. 2024/71, 14 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama