KÜNYE
T.C. Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 6 Mart 2024
- T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2023/321 Esas - 2024/117
- Esas no
- 2023/321 Esas
- Karar no
- 2024/117
- Hakim
- ....
- Katip
- ...
- Davacı
- ....
- Vekili
- Av. ....
- Davalı
- 1- ...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- 2- ...
- Vekili
- Av. ...
- Dava
- Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali
- Dava tarihi
- 13/07/2023
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 08/03/2024
Karar Metni
3.763 kelime·19 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili 13/07/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle. Davacının bağlı olduğu “...
A.Ş.”nin bünyesinde yer alan kardeş kuruluşlarla birlikte deniz inşaatı, gemi kurtarma ve acil müdahale hizmetleri, tersanecilik, römorkör işletmeciliği ile ... ve ileri mühendislik alanlarında 1995 yılında bu yana hizmet verdiğini, bu alanlarla ilintili 37 ve 39. Sınıflara giren hizmetlerde kullanmak üzere yaptığı ... sayılı “... ...” ibareli marka başvurusunun davalı firmanın tescilli “...”lı markalarına dayalı olarak karıştırılma ihtimali gerekçesiyle dosyaladığı itirazları neticesinde diğer davalı ... tarafından bir kısım hizmetler yönünden kısmen ve nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu,
davacının bu markasını bahsi geçen sektörlerde tüm markalarıyla birlikte aynı çizgi ve kurumsal kimlikle ciddi bir biçimde kullandığını ve markalarına faaliyet gösterdiği sektörde halihazırda ayırt edicilik kazandırarak bu markaların firmasının tüzel kişiliğiyle eşleşmesini sağlamış olduğunu, davacının faaliyetleri kapsamında kurduğu ve bünyesine kattığı şirketlerle büyüyor olduğunu, bünyesinde bulunan ve deniz teknolojileri alanında stratejik ... faaliyetleri gören “...” ve “...” firmaları sayesinde hem deniz altında hem de gemilerde karşılaşılan birçok probleme çözümler getirerek teknoloji ihracatı yapabilecek,
bu alandaki ithalatı azaltacak teknolojiler de üretiyor olduğunu, davacının yolcu ve kargo taşımacılığı hariç olmak üzere denizcilik spesifik mühendislik işlerine odaklandığının davacının dava dosyasına sunmuş olduğu beyan ve belgelerden netlikle anlaşılabileceğini, dolayısıyla bu sektörde davacının “...” markasının gerçek hak sahibi olduğunu, davacının bu marka üzerinde kazanılmış bir hakkının bulunduğunu, zira “...” markasını tescili kapsamına alınmak istenilen hizmetlerde davacının uzun yıllardır fiilen ve ciddi bir şekilde kullandığını, bu sektörde bu markayı ilk defa kullananın davacı olduğunu,
davalı firmanın kısmi redde mesnet alınan markalarını ise sadece yolcu ve kargo taşımacılığı sektöründe kullanıyor olduğunu, zaten taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan birbirlerine benzemediğini, hem ortalama tüketicinin hem de ilgili kesimin tüketicisinin, bu markalar arasında bağlantı kurma ve markaları karıştırma ihtimalinin bulunmadığını, davalının dosyaladığı itirazlarda dayandığı,
davacının davalının tescilli markalara yakınlaşma çabası içerisinde bulunduğu ve davalının markasından haberdar olduğu yönündeki kötü niyet itirazlarının da kabul edilemeyeceğini, zira davalının davacının kötü niyetine ilişkin herhangi somut bir delil sunamamış olduğunu ileri sürerek, ... ...’nın dava konusu edilen 16.05.2023 tarihli ve ... sayılı kararının iptaline ve ... başvuru sayılı markanın reddedilen hizmetler bakımından tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili 26/07/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle.
Taraf markalarının birbirleriyle karıştırılma ihtimali doğuracak derecede benzer olduğunu, markalarda ortak olarak “...” ibaresinin ön planda yer aldığını, bu nedenle tüketiciler açısından markaların aynı şirkete ait olduğu izleniminin uyanma ihtimalinin yüksek olduğunu, davacının markasının kısmen reddi kararına mesnet alınan davalının ... sayılı markaların davacının markasının başvuru tarihi itibariyle beş yıldan uzun süredir tescilli durumda olmadığını, dolayısıyla bu markaların kullanım ispatı talebine konu olmadığı ve tescilleri kapsamındaki tüm mal ve hizmetler bakımından incelemeye tabi tutulacağı,
söz konusu markaların tescil kapsamında yer alan hizmetler ile davacının dava konusu edilen markasının başvuru kapsamından çıkartılan hizmetlerin aynı/aynı tür hizmetler olduğu, dolayısıyla taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... Şirketi vekili 06/09/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle.
Davalının 1979 yılından bu yana ticari faaliyetlerinde “...” ibaresini kullanmakta olup bugüne dek “...” esaslı unsuru etrafında türettiği seri markalarla başta davacının tescil talep ettiği 37. ve 39. sınıflar olmak üzere faaliyet göstermekte olduğunu, ...’nun ününün sektörel bilinirliğin ötesine taşınarak ulusal ve uluslararası düzeyde tanınan Türkiye’nin en bilinen markaları arasında yerini aldığını, bu tanınmışlığın ... nezdinde de 2006 yılından beri ... sayı tahtında ilgili sicile şerh edilmiş olduğunu,
dolayısıyla davalının “...” kök unsurlu tanınmış markasının ayırt edici gücünün en yüksek düzeyde ve en fazla koruma sağlanan markalardan olduğunu, yani davalının tanınmış markasının “taşımacılık hizmeti” dışında kalan tescilli olduğu diğer mal ve hizmetlerde de korunması gerektiğini, dava konusu edilen markanın tescili halinde davalının markasının tanınmışlığından, yüksek kalite ve güvencesinden haksız olarak bir fayda sağlanacağını ve davalının markasının sulandırılmasına yol açılacağını, davacının sonsuz seçenek varken davalının tanınmış markasını seçmesinin davacının kötü niyetinin açık bir tezahürü olduğunu iddia ederek,
davadaki taleplerinin reddinin gerektiğini savunmuştur.
UYUŞMAZLIK
Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davacıya ait ... sayılı "...+... ..." ibareli marka başvurusu ile davalı şirkete ait redde mesnet markalar arasında "37.SINIF: Su altı ve yüzeyine yönelik temizlik hizmetleri; su altı ve yüzeyine yönelik temizlik araçları ve makinelerinin kiralanması hizmetleri.
39.SINIF: Deniz taşıtlarının kiralanması hizmetleri;Deniz taşıtlarının ve mallarının kurtarılması hizmetleri;Denizdeki atıkların ve müsilaj gibi biyolojik veya kimyasal oluşumların toplanması ve taşınması hizmetleri;Deniz römorkörlerinin işletilmesi, boşaltılması hizmetleri; liman ve rıhtımların işletilmesi hizmetleri; gemilerin, batık gemilerin ve yüklerin kurtarılması hizmetleri;Sualtı ve su üstü arama kurtarma ve acil müdahale hizmetleri." bakımından ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunup bulunmadığı, davacı tarafından ileri sürülen kullanmama def'inin yerinde olup olmadığı,
davacının müktesep hakkının bulunup bulunmadığı, davacının gerçek hak sahipliği iddiasının nispi tescil engelini bertaraf etme kabiliyetinin bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel veya teknik hususlara ilişkin bilirkişi raporu aldırılmış,
06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İşlem dosyasının tetkikinde.
Davacı yanın 30.07.2021 tarihinde "...+... ..." ibareli ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 12.11.2021 tarih ve 384 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davalı yanın 11.01.2022 tarihinde "..." ibareli markaları mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1, m.6/5, m.6/6 ve m.6/9 hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, davacı şirketin 20.03.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, dilekçesinde bir kısım markalara ilişkin, bir kısım hizmetler bakımından kullanmama def'i ileri sürdüğü,
yayına yapılan itirazın ...'nca kısmen kabulüne karar verilerek marka tescil başvurusundan "Su altı ve yüzeyine yönelik temizlik hizmetleri; su altı ve yüzeyine yönelik temizlik araçları ve makinelerinin kiralanması hizmetleri" ve 39. Sınıfa giren. "Deniz taşıtlarının kiralanması hizmetleri. Deniz taşıtlarının ve mallarının kurtarılması hizmetleri. Denizdeki atıkların ve müsilaj gibi biyolojik veya kimyasal oluşumların toplanması ve taşınması hizmetleri.
Deniz römorkörlerinin boşaltılması hizmetleri; liman ve rıhtım hizmetleri; gemilerin, batık gemilerin ve yüklerin kurtarılması hizmetleri.
Sualtı ve su üstü arama kurtarma ve acil müdahale hizmetleri" nin çıkarılmasına karar verildiği, redde mesnet olarak SMK m.6/1 hükmü uyarınca bir kısım davalı şirket markalarının mesnet gösterildiği, bu karara karşı davacı tarafından 17.09.2022 tarihinde itirazda bulunulduğu, davalı yanın 20.10.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, yapılan itirazı değerlendiren ... 'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 22.05.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır.
Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur.
Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir.
Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır.
Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır.
Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır.
Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır.
Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, redde mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava konusu edilen ... kararına mesnet alınan ... sayılı marka hariç, davalı markalarının tescil tarihleri üzerinden, dava konusu edilen markanın başvuru tarihi itibariyle henüz 5 yıl geçmemiş olduğundan, bu markalar kullanmama def’ine muhatap olamayacaktır. ... sayılı markanın kapsamına da, davacının kullanmama def'i talebinde bulunduğu “Deniz araçlarının bakımı ve tamiri hizmetleri; gemi inşaatı hizmetleri.
Sualtı ve su üstü inşaat hizmetleri, ... hizmetleri, tersanecilik hizmetleri, ... araç - gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri. Su altı ve yüzeyine yönelik temizlik hizmetleri; su altı ve yüzeyine yönelik temizlik araçları ve makinelerinin kiralanması hizmetleri. Deniz taşıtlarının kiralanması hizmetleri. Deniz taşıtlarının ve mallarının kurtarılması hizmetleri.
Denizdeki atıkların ve müsilaj gibi biyolojik veya kimyasal oluşumların toplanması ve taşınması hizmetleri. Deniz römorkörlerinin işletilmesi, boşaltılması hizmetleri; liman ve rıhtımların işletilmesi hizmetleri; gemilerin, batık gemilerin ve yüklerin kurtarılması hizmetleri. Sualtı ve su üstü arama kurtarma ve acil müdahale hizmetleri. Deniz taşıtlarının kiralanması hizmetleri. Deniz taşıtlarının ve mallarının kurtarılması hizmetleri.
Denizdeki atıkların ve müsilaj gibi biyolojik veya kimyasal oluşumların toplanması ve taşınması hizmetleri. Deniz römorkörlerinin işletilmesi, boşaltılması hizmetleri; liman ve rıhtımların işletilmesi hizmetleri; gemilerin, batık gemilerin ve yüklerin kurtarılması hizmetleri. Sualtı ve su üstü arama kurtarma ve acil müdahale hizmetleri;” girmediğinden, davacı yanın ileri sürdüğü kullanmama def'i bu marka bakımından da geçerli değildir.
Başka bir deyişle davacıya ait ... sayılı marka kapsamında yer alan hizmetler SMK m.6/1 hükmü uyarınca yapılacak incelemede dikkate alınmalıdır.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; davacının markasının kısmen reddedildiği 37. sınıfa giren hizmetler yönünden, davalı şirketin bir tek ... sayılı markası tescillidir.
Ancak bu markanın tescili kapsamına giren 37. sınıftaki hizmetlere bakıldığında; bunların davacının markasının kısmen reddedildiği “Su altı ve yüzeyine yönelik temizlik hizmetleri; su altı ve yüzeyine yönelik temizlik araçları ve makinelerinin kiralanması hizmetleri”nden tamamen farklı özellikler taşıyan, farklı kaynaklardan temin edilen, alıcıları farklı olan hizmetler olduğu görülmektedir.
Her ne kadar ... sayılı marka, “dezenfeksiyon hizmetleri” yönünden tescilli ve davacının markasının kısmen reddedildiği 37. sınıftaki hizmetler de “su altı ve yüzeyine yönelik temizlik hizmetleri”, yani temizlikle ilintili hizmetler ise de, bu hizmetlerin çok spesifik bir alanla -su altı ve yüzeyi- ile sınırlı tutulmuş olduğu ve spesifik olarak sadece dezenfeksiyon amacına hizmet etmediği fiili gerçekleri gözetildiğinde; bu hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap ettiği, benzer ihtiyaçları giderdiği, hedeflenen alıcı profillerinin veya hizmet sağlayıcılarının benzer olduğu, birbirleri yerine ikame edilebilir oldukları söylenememektedir.
Ancak aynı husus, davacının markasının kısmen reddedildiği, 39. sınıfa giren hizmetler yönünden söylenememektedir.
Davalının kısmi redde mesnet alınan .... sayılı markaları, “deniz taşımacılığı hizmetleri deniz taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tekne barındırma hizmetleri, taşıt ve malları kurtarma hizmetleri, atıkların toplanması hizmetleri” yönünden tescilli olduğundan, davacının markasının kısmen reddedildiği, 39. sınıfa giren hizmetler de bahsi geçen hizmetlerin “deniz” mecrasında sağlanması hizmetleri olduğundan, 39. sınıfa giren hizmetler özelinde, somut uyuşmazlıkta emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmiş olduğu düşünülmektedir.
Dolayısıyla; davacının markasının kısmen reddedildiği, 39. sınıfa giren tüm hizmetler özelinde, davalının muhtelif markaları hasebiyle emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmiş olduğu, 37. sınıfa giren; “Su altı ve yüzeyine yönelik temizlik hizmetleri; su altı ve yüzeyine yönelik temizlik araçları ve makinelerinin kiralanması hizmetleri” yönünden ise bu şartın gerçekleştiğinden bahsedilemeyeceği değerlendirilmiştir.
Davacının marka başvurusu; renk, ... ve kelime unsurlarının bir arada kullanıldığı karma bir markadır. İşaretin sol baş kısmına “....” ve “....” harflerinden ve çizgilerden müteşekkil mavi-gri renkli bir ... unsuru konuşlandırılmış, bunun yanına da düz yazım karakterindeki mavi renkli büyük harflerle ve puntolarla “...” ibaresi ve bu ibarenin altına da, nispeten çok küçük puntolarla gri renkli/zeminli harflerle “...” kelime öbeği yazılmıştır.
Öncelikle; davacının markasında kullanılmış olan basit ... unsurunun, işarete markasal hüviyette kattığı ayırt ediciliğin, kelime unsurlarına nispeten düşük olduğu değerlendirilmektedir. Zira, böyle, basit ... unsuru yanında daha büyük puntolarla yazılmış kelime unsurlarını haiz markalarda, marka hukukundaki yerleşik görüşe göre, “söz görünümden daha yüksek sesle konuşur”.
Ayrıca; potansiyel müşteriler kelime, ..., renk gibi unsurları bir arada ihtiva eden böyle karma markalarda kelime unsuruna diğer unsurlara göre daha fazla önem vereceklerdir.
İşarette geçen “...” kelime öbeğinin de, Türkçe’de yerleşik/yaygın olarak bilinen bir anlamı olan bir kelime ve isim tamlaması olması nedeniyle markasal hüviyette ayırt ediciliğinin olmadığı ve dahi bu ibarenin işarette çok küçük puntolarla, adeta bir dipnot hüviyetinde yazılmış olduğu gözetildiğinde dava konusu edilen işarette markasal hüviyette asıl koruma altına alınması istenilen unsurun “...” ibaresi olduğu değerlendirilmektedir.
Davalı şirketin, kısmi ret kararına mesnet alınan markalarına bakıldığında; bunlardan "... ..." ve "... ..." görselli olanlar haricinde kalanların, davacının markasında olduğu gibi, karma markalar olduğu görülmektedir. Bu işaretlerde “...” kelimesi, “....” gibi, Türkçe’de veya İngilizce’de, yaygın olarak bilinen/bilinebilecek ülkemizdeki ticari hayatta sıklıkla kullanılan kelimeler oldukları ve somut ayırt ediciliklerinin bulunmadığı düşünüldüğünde, davalının redde mesnet markalarında da esas unsurun “...” ibaresi olduğu söylenebilecektir.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; dava konusu marka başvurusundan çıkartılan ve iş bu davaya konu olan 39.sınıftaki hizmetler ile redde mesnet markaların kapsamlarında yer alan 39.sınıf hizmetlerin aynı, aynı tür veya benzer oldukları, gerek başvuru markasının, gerekse redde mesnet markaların esas unsurunun müştereken "..." ibaresi olduğu, buna göre;
daha önce redde mesnet markaları gören, işiten, bu markalı 39.sınıfta yer alan hizmetlerden yararlanan ilgili tüketici kesiminin, daha sonra başvuru markasını davaya konu 39.sınıf hizmetler üzerinde gördüğünde veya işittiğinde, bu marka ile redde mesnet markalar arasında ilişki kuracağı, markaların aynı ticari kökenden geldiği hususunda yanılsamaya düşerek tüketim tercihinde bulunacağı, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökenleri işaret ettiğini algılaması ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde kafa karışıklığı yaşayacağı,
dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında davaya konu 39.sınıftaki hizmetler bakımından ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Dava konusu marka başvurusundan çıkartılan ve iş bu davaya konu olan "Su altı ve yüzeyine yönelik temizlik hizmetleri; su altı ve yüzeyine yönelik temizlik araçları ve makinelerinin kiralanması hizmetleri." ile redde mesnet markaların kapsamlarında yer alan hizmetlerin aynı veya benzer olmadıkları, bu nedenle her ne kadar karşılaştırılan markaların esas unsuru müşterek olarak "..." ibaresinden oluşsa da, markaların kapsamlarında yer alan hizmetlerin aynı veya benzer olmaması nedeniyle, yukarıda belirtilen hizmetler bakımından ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Davacı taraf marka işlem dosyasında önceki tarihli markaları bulunduğunu belirttiğinden somut olayda müktesep hak koşullarının mevcut olup olmadığı aşağıdaki şekilde tetkik edilmiştir:
... .’nin 19.09.2008 tarih ve ... . sayılı “...” kararında kazanılmış hak teşkil eden önceki markaların tespiti yönünden bazı kıstaslar getirmiştir.
.... Dairesinin 19.09.2008 tarihli ve .... Sayılı kararına göre.
Bir işletme tarafından uzunca süredir kullanılan markanın asli unsuru muhafaza edilerek ve markanın bu işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle, önceki markanın kapsadığı ürünlerin veya bir ürün çeşidinin tüketiciye yenilenmiş bir marka imajı ile sunulması ve bu yolla marka sahibi işletmenin piyasaya arz ettiği ürünlerinin de işletmesel köken olarak öncekilerle bağlantılı olduğu mesajını veren yeni markalar yaratmak amacıyla önceki markada yer alan asıl unsurun yanına başkaca asli ve/veya tali unsurlar ekleyerek oluşturduğu markaların seri marka olarak kabulü olanaklıdır.
Bu tür markalar niteliği itibariyle 556 sayılı KHK'nın 55. maddesinde tanımlanan ortak markalara benzemekle birlikte; seri markalar, ortak markalarda mevcut olan bir grupta yer alan işletmelerin mal veya hizmetlerini diğer işletmelerden ayırt edilmesi fonksiyonu, teknik yönetmelik gibi özelliklere sahip olması gerekmeyen ve esasen ortak asli unsuru taşımakla birlikte her biri diğerinden bağımsız nitelikteki ticaret ve hizmet markalarıdır.
Bu karar içeriğinden de anlaşılabileceği üzere müktesep hakkın kabulü üç koşula bağlanmıştır. Bunlar: • müktesep hak iddia edilen marka ile davaya konu markadaki asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markaya karşı hükümsüzlük davası açılacak sürenin dolmuş olması ve bu markanın çekişmesiz şekilde kullanılması, • markalar arasında işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunması, • dava konusu markada, müktesep hak iddia edilen markaya nazaran kapsamın genişletilmemiş olması.
Bu üç şartın gerçekleştiği durumlarda marka sahibi kazanılmış hak elde eder. Hemen belirtmek gerekir ki; yukarıdaki şartlar sağlansa bile, sonraki tarihli marka başvurusu, itiraza mesnet markaya yakınlaşma ve bu yolla haksız yararlanma tehlikesi oluşturmamalıdır.
Burada irdelenmesi gereken husus; marka olarak seçilen işaretin önceki tarihli kök seri markaların yenilenmesi suretiyle mi oluşturulduğu, yoksa itiraza mesnet markalar ile yakınlaşarak onunla iltibas tehlikesi doğurma tehlikesi oluşturacak şekilde mi mizanpajının yapıldığıdır.
Daha ilk bakışta başvurunun kök markanın değil de, itiraza mesnet markanın yeni düzenlenmiş bir versiyonu olduğu yönünde ortalama tüketici nezdinde izlenim doğuyorsa, önceki kök markalardan kaynaklı müktesep hak şartlarının doğduğundan söz edilemez. Bu itibarla seri marka olarak tescili talep edilen işaret, kök markadan esaslı farklılıklar göstermemeli ve seri marka seçilirken itiraza mesnet markaya yakınlaşacak font, renk, mizanpaj değişikliklerinden kaçınılmalıdır. (....)
Müktesep hak iddiası bakımından hemen belirtmek gerekir ki; önceki tarihli markanın çekişme konusu olmaktan çıkması hali tek başına müktesep hak şartlarının doğumunu sağlamaz. Önceki tarihli markanın başvuruya konu emtialar bakımından aynı zamanda fiili olarak kullanıldığının da ispatlanması gerekir.
Zira, müktesep hak müessesesinin kabul edilmesinin amacı, önceki tarihli markanın uzunca süredir kullanımı nedeniyle ilgili tüketici kesiminde oluşan imajın, sonraki tarihli marka başvurusuna sirayet etmesini sağlamaktır. Bu nedenledir ki, fiilen kullanılmayan önceki tarihli markanın ilgili tüketici kesiminde bir imaj duygusu oluşturduğundan söz edilemez. Olmayan imajın yenilenen yeni bir marka başvurusuna aktarımı da dolayısıyla söz konusu olamaz.
Müktesep hak şartları bakımından yukarıda ifade ettiğimiz görüşü destekler nitelikte, .... Dairesi'nin 06/01/2020 tarih .... sayılı kararında, önceki markanın fiilen kullanılmasını, müktesep hakkın doğumu bakımından gerekli görmüştür.
Somut olayda yapılan incelemede; her şeyden önce, dava konusu marka tescil başvuru tarihi itibariyle en az beş yıl süre ile tescilli olan davacı markası bulunmadığından, başkaca bir inceleme yapılmasına gerek kalmaksızın davacı yanın önceki tarihli markalarından kaynaklı olarak müktesep hakkının bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Davacı vekili her ne kadar önceki tarihli kullanım iddiasına dayalı gerçek hak sahipliği argümanını ileri sürmüşse de, bu husus somut olayda davalı kurumun SMK m.6/1 hükmü uyarınca tespit ettiği nispi tescil engelini bertaraf edecek kabiliyette değildir. Davacı yanın bu iddiası, redde mesnet markaların hükümsüzlüğü davasında veya redde mesnet marka başvurularının tescili aşamasında itiraz veya hükümsüzlük sebebi olarak ileri sürülebilirse de, somut olaydaki gibi dava konusu marka başvurusu bakımından davalı ...'in SMK m.6/1 hükmü uyarınca redde mesnet markaları baz alarak yaptığı değerlendirmede bu hususu değerlendirme yükümlülüğü bulunmamaktadır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle, davanın kısmen kabulü ile; "Su altı ve yüzeyine yönelik temizlik hizmetleri; su altı ve yüzeyine yönelik temizlik araçları ve makinelerinin kiralanması hizmetleri." bakımından ... sayılı ... kararının iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili her ne kadar dava dilekçesinde dava konusu marka başvurusunun tescilini de talep etmişse de, .... sayılı kararında belirtildiği üzere, markanın tescili 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (somut olayda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu) sisteminde idari bir sürecin neticesinde gerçekleşir. Marka başvuru sahibi, başvuru ile bir hukuki durum içine girer ancak başvuru, sahibine şarta bağlı bir talep hakkı verir. Söz konusu olan beklenen bir haktır.
Gerekli şartların yerine getirilmesi ile birlikte bir sonuca (tescile) ulaşacaktır (....). Adı geçen KHK (somut olayda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu) kapsamında mahkemelere tescil isteminin kabulü ya da reddi yönünde tanınmış bir yetki bulunmamaktadır. Tescil işlemi idari nitelikte bir işlem olup Kurul kararının kabulüne bağlı doğal bir sonuçtur. Tescil istemi ayrı bir dava olarak değerlendirilemez.
Bu nedenle yukarıda belirtilen gerekçelerle davaya konu "Su altı ve yüzeyine yönelik temizlik hizmetleri; su altı ve yüzeyine yönelik temizlik araçları ve makinelerinin kiralanması hizmetleri." bakımından ... sayılı ... kararının iptali ile yetinilmiş, tescil istemi yönünde olumlu/olumsuz ayrıca hüküm kurulmamıştır.
Katip ... · E imzalıdır Hakim .... · E imzalıdır
Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/321, K. 2024/117, 6 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama