KÜNYE
T.C. Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 28 Mart 2025
- T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2024/271 Esas - 2025/133
- Esas no
- 2024/271 Esas
- Karar no
- 2025/133
- Hakim
- ....
- Katip
- ....
- Davacı
- ....
Karar Metni
2.056 kelime·10 dk okuma·10 bölüm
.... VEKİLİ : Av. .... DAVALI : 1- .... VEKİLİ : Av. .... DAVALI : 2- .... VEKİLİ : Av. ....
DAVA
Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali)
DAVA TARİHİ : 13/06/2024
KARAR TARİHİ : 28/03/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 16/04/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili 13/06/2024 tarihli dava ve 09/09/2024 tarihli replik dilekçelerinde özetle.
Müvekkili şirketin .... sayılı markaların münhasır hak sahibi olduğunu, müvekkilinin “...” markasını uzun zamandan beri ve aralıksız olarak tescilli olduğu alüminyum folyolar, sentetik malzemeden gıda ambalajı, çöp torbaları, buzdolabı torbaları üzerinde kullandığını, davalı şirketin müvekkili markası ile aynı olan markayı aynı sınıflarda tescil ettirmek istediğini, markaların yazılış, görünüş, okunuş olarak birebir aynı olduğunu, aynı sınıflarda tescilli olduğunu, dava konusu markanın tüketiciler nezdinde seri marka izlenimi yaratacağını,
markaların karıştırılacağını ve bu durumun davalı şirketin müvekkili markasının gücünden faydalanması sonucuna yol açacağını, davalı şirketin kötü niyetli olduğunu, davalı şirketin kullanım ispatı talebinin reddi gerektiğini beyanla; ...’nın ... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili 25/06/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Başvuru konusu markanın itiraz gerekçesi markalar ile iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer olmadığını, markaların görsel, işitsel ve kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle belirgin biçimde farklılaştığını, markalar arasındaki farklılıkların karıştırılma ihtimalini bertaraf edecek etkide olduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacının kötü niyet iddiasını somut delillerle ispatlayamadığını, ... kararının usul ve yasaya uygun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili 03/09/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Taraf markaları arasında benzerlik ve iltibasın söz konusu olmadığını, davacının marka kullanımına ilişkin herhangi bir delil ibraz etmediğini, kullanmama def’i ileri sürdüklerini beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK
Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait 2022/103221 sayılı "... ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olup olmadığı, marka işlem dosyasında ileri sürülmeyen kullanmama def'inin dava aşamasında ileri sürülmesinin dinlenebilir olup olmadığı hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, bilirkişi heyetinden özel veya teknik hususlara ilişkin rapor alınmış,
06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İşlem dosyasının tetkikinde; davalı şirketin 21.07.2022 tarihinde "... ..." ibareli 2022/103221 sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 27.10.2022 tarihli ve 407 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 01.12.2022 tarihinde SMK’nın m.6/1 ve m.6/9 hükümleri kapsamında .... sayılı markaları mesnet göstererek itirazda bulunduğu, davalı şirketin 08.03.2023 tarihinde itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı şirket tarafından 24.08.2023 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu,
davalı şirketin 11.10.2023 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren .... 'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 09.06.2024 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İlk olarak belirtilmesi gerekir ki; .... Dairesi'nin ve ...'nun yerleşmiş uygulamasına göre (.... ) ... kararının yerinde olup olmadığı, kararın alındığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmelidir. (.... ) Eldeki talep de salt ... kararının iptali istemini barındırdığından ... karar tarihi olan 03.06.2024 tarihindeki marka işlem dosyasında mevcut maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak ve salt marka işlem dosyası ile sınırlı olarak değerlendirme yapılmıştır. Bu nedenle marka işlem dosyasında ileri sürülmeyen, ancak dava aşamasında ileri sürülen kullanmama def'inin dinlenebilir olmadığı kanaatine varılmıştır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır.
Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur.
Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir.
Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır.
Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır.
Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır.
Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır.
Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava konusu marka başvurusu kapsamında 03, 18, 25 ve 35. sınıf mal ve hizmetler yer almakta olup, 35/05 alt sınıfı kapsamında 03, 18 ve 25. sınıf emtialar sayılmıştır. Davacıya ait markalar ise hali hazırda 25 ve 35. sınıf mal ve hizmetler bakımından tescilli olup, aynı/aynı tür emtialar bilirkişi raporunda yer verilen tabloda kırmızı renk ile işaretlenmiştir. Dava konusu marka kapsamında yer alan 03 ve 18. sınıf emtialar ise, davacı markalarında yer alan (03 ve 18. sınıf emtiaların satışına özgülenmiş) 35/05 alt sınıf hizmetler ile benzerdir. Zira bir malın üretilmesinin doğal sonucu, o malın pazarlanmasıdır. Dolayısıyla bahsi geçen emtialar ile bunların perakendeciliği hizmetleri arasında tamamlayıcılık ilişkisi söz konusu olup, bu mal ve hizmetler tüketici nezdinde benzerdir.
Sonuç olarak, dava konusu marka kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler bakımından taraf markaları arasında “emtiaların aynı veya benzer olması” şartının sağlandığı kanaatine varılmıştır.
Dava konusu marka başvurusu, “... ...” ibaresinden oluşan bir kelime markasıdır. “...” ibaresi İngilizce “yeşil”, “...” ibaresi ise “melek” anlamına gelmektedir. Dolayısıyla dava konusu markayı oluşturan kelimelerin anlamından yola çıkılarak “yeşil melek” şeklinde çevirisi yapılabilir. “... ...” ibaresi, bir bütün olarak markanın esas unsurudur.
Davacıya ait markalar “...” ibaresinden ya da “...” ibaresine eklenmiş “.... ” kelimelerinden oluşmaktadır. Davacı markalarında “...” kelimesine eklenmiş “...” kelimesi haricindeki kelimeler, tanımlayıcı ya da nitelik belirten kelimeler olup, markaların tali unsuru konumundadır. “...” ibaresinin ise... sözlüğünde herhangi bir anlamı tespit edilememiştir. Google üzerinden yapılan araştırmada ise “...” ibaresinin Macarca “şirin” anlamına geldiği tespit edilmiştir. Davacıya ait markalar kapsamında herhangi bir şekil unsuru bulunmamaktadır. Davacının “...” ibaresini içeren markalarında “...” ve “...” ibareleri ayrı ayrı esas unsur konumundadır. Davacının diğer markalarında ise esas unsur “...” ibaresidir.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; iş bu davanın konusunu oluşturan tüm mal ve hizmetlerin, davacıya ait markalar kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile aynı, aynı tür veya benzer olduğu, markaların ortak olarak “...” ibaresini içerdikleri, fakat taraf markalarının gerek bütünsel olarak gerekse esas unsur bazında farklılaştığı, dava konusu marka başvurusunun bir bütün olarak “... ...” ibaresinden oluşurken, davacıya ait markalar ile arasında tek benzerliğin “...” ibaresi olduğu, “...” ibaresinin hem bir renk adı olması, hem de sürdürülebilirliğe atıf yapan bir ibare olması nedeniyle, ayırt edici niteliğinin zayıf olduğu,
nitekim dava konusu marka başvurusunda önüne geldiği kelimeyi vurgulayan bir sıfat niteliği taşıdığı, dava konusu markada “...” ve “...” ibarelerinin bir araya getirilmesi ile ortaya yeni bir kavram çıktığı ve bu ibarenin bir bütün olarak “yeşil melek” anlamına geldiği, bütün olarak bakıldığında dava konusu markanın davacının dayanak markalarından uzaklaştığı, dava konusu markanın esas unsuru “... ...” iken, davacı markalarının esas unsurunun ya da esas unsurlarından birinin “...” ibaresi olduğu, markaların esas unsur bazında farklılaştığı, buna göre;
daha önce davacıya ait markaları gören, işiten, bu markalı mal ve hizmetlerden yararlanan makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu marka ile karşılaştığında, davaya konu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı davacıya ait markalardan farklı bir marka olarak algılayacağı gibi marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, belirtilen nedenlerle karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Kötü niyetli marka başvurusu. Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir.
Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez.
Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (.... )
Somut olayda; davaya konu marka ile itiraza mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, bunun haricinde davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip .... · E imzalıdır Hakim.... · E imzalıdır
Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2024/271, K. 2025/133, 28 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama