KÜNYE
- Mercii
- Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/108
- Karar No
- 2024/572
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2024
Karar Metni
1.373 kelime·7 dk okuma·14 bölüm
T.C. ... 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/108 Esas - 2024/572
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ
T.C
...
ASLİYE SEKİZİNCİ TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
ESAS NO : 2024/108
KARAR NO : 2024/572
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/02/2024
KARAR TARİHİ : 19/09/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 23/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ihale sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye dayanarak şirketçe çalıştırılan iş Kadir Güngör'ün müvekkili kurum aleyhine .... .... ....
E sayılı dosyası ile maddi-manevi tazminat davası (iş kazasından kaynaklanan) açtığını, yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiğini, işçinin mahkeme kararını .... .... .... sayılı dosya ile ilamlı takibe koyduğunu ve neticede davacı kurumun dosya borcunun tamamı olan 131.688,51 TL'yi 07.12.2021 tarihinde icra dosyasına ödediğini, ayrıca müvekkil şirketin yargılama sürecinde 4.800,82 TL yargılama gideri de ödediğini,
oysa müvekkil şirket ile davalı şirket arasında imzalanan sözleşme ve ekleri gereği kurumumuz işçisi olmayan işçiye ödenen bu bedellerin davalı şirketin sorumluluğunda olduğunu, bu nedenle ödenen bu miktarın rücuen davalıdan tahsili amacıyla .... .... .... sayılı takip dosyası ile takip başlatıldığını, borçlunun haksız yere itirazı üzerine duran takibe devam edebilmek için iş bu davayı açtıklarını, davanın kabulü ile alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, dava konusu icra takibinin dayanağı olan, .... .... ..... Karar sayılı ilamın gerekçesinde “davacının davalı ... çalışanı olduğunun kabulü ile davalı ile alt işverenler arasındaki ilişkinin muvazaaya dayandığının tespiti usul ve yasaya uygundur.
Bu nedenle de davacının işçilik alacaklarından davalı ...'nin gerçek işveren olarak sorumluluğuna gidilmesi yerinde bulunmuştur hal böyle olunca kabul edilen muvazaa olgusuna göre oluşan talep çerçevesinde davalı ... İnşaat A.Ş. hakkındaki davanın usul yönünden reddine karar verilmesi gerekirken..” denilerek hüküm fıkrası oluşturulduğunu ve hüküm fıkrasının “D-1 Davalı ...
A.Ş. hakkında açılan davanın usul yönünden reddine” karar verildiğini, kararda, alt işverenlik sözleşmesinin muvazaalı olduğunun kabulü ile, işçi baştan itibaren asıl işverenin (...) işçisi olarak kabul edildiğini ve asıl işveren de baştan itibaren alt işverenin işçisi ile iş sözleşmesi yapmış gibi sorumlu hale geldiğini, muvazaalı olduğu yargı kararı ile kesinleşen bir sözleşmenin, bir hakkın dayanağı olmasının mümkün olmadığını, aksi durumun İş Kanununun 2/7 maddesinde yer alan “alt işveren işçilerinin başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görecekleri” yönündeki düzenlemeye aykırılık teşkil edecektir.
İş Kanununun 2/7 maddesinde muvazaalı asıl işveren-alt işveren ilişkisinin yaptırımı olarak “alt işveren işçilerinin başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görecekleri” düzenlendiğini, dolayısıyla muvazaanın tespitiyle birlikte, muvazaalı ilişkide alt işveren işçisi olarak gösterilen işçilere karşı gözetme borcu ve bu borç kapsamında işyerindeki iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini eksiksiz bir şekilde sağlama yükümlülüğünün muhatabı görünürdeki asıl işveren (...) olacağını, bu nedenlerle, işyerindeki iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerine aykırılıklardan sorumlu olan görünürdeki asıl işveren olduğunu,
bütün bu durumlar bir arada değerlendirildiğinde, muvazaalı ilişkinin görünürdeki asıl işvereninin, alt işverene rücu hakkının bulunması İş Kanunu m.2/7’de yer alan “alt işveren işçilerinin başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görecekleri” hükmüyle çelişeceğini, ayrıca, muvazaalı ilişkinin asıl işvereninin, alt işverene rücu hakkının bulunmaması,
geçerli asıl işveren-alt işveren ilişkisi ile muvazaalı asıl işveren-alt işveren ilişkisi arasında rücu hakkı bakımından fark yaratacağından kanun koyucunun amacına da uygun olacağını, muvazaalı olduğu yargı kararı ile kesinleşmiş bir sözleşmenin hukuk alanında ya hüküm ve sonuç doğuracağını ya da hüküm ve sonuç doğurmayacağını, aynı sözleşme İş Hukuku alanında muvazaalı olmasının sonuç ve etkisi doğuruyorsa Borçlar Hukuku, Ticaret Hukuku alanında da aynı sonuç ve etkiyi doğurması gerektiğini, kimse kendi muvazaasına dayanarak bir hak talep edemeyeceğinden muvazaalı işlemin tarafı olan kişilerin muvazaa davalarında davacı olamayacağını,
uygun görüş alınmadan bu hizmetler için ihaleye çıkılamayacağını, müvekkilinin davalı şirketin işçilerine karşı ilave tediye ücreti ödeme sorumluluğu bulunmadığını, müvekkili davalı şirketin 6772 Sayılı Kanun kapsamında “genel ve katma bütçeli kurum, özel bütçeli idare, sermayesinin yarısından fazlası devlete ait olan kurum ve kuruluş, kamu iktisadi teşekkülü, belediye ve özel idare” olmadığını, asıl işverenin kendi niteliklerinden doğan özelliklerin alt işverene sirayet etmesinin mümkün olmadığını, takip talebinde ve ödeme emrinde talep edilen faiz türü, işlemiş faiz miktarları, istenen faiz oranlarının hatalı olduğunu,
icra inkar tazminatı talebinin haksız olduğunu, alacağın likit olmadığını, likit olup olmadığının ancak yargılamayı gerektirdiğini, davanın reddine karar verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava rücuen alacak talebine ilişkin olarak başlatılan takiben iptaline ilişkindir.
Mahkememiz tarafından aldırılan 22/07/2024 tarihli bilirkişi raporuna göre; davacı ile davalılar arasında hizmet alımı sözleşmeleri imzalandığını, imzalanan sözleşmelerde olabilecek kazalarda, yüklenicinin işçi ve personelinden kazaya uğrayanların tedavilerine ilişkin giderlerle, kendilerine ödenecek tazminat yükleniciye ait olduğunun belirtildiğini, davacının icra dosyasına toplam 131.688,51 TL ödeme yapmış olduğunu, Davacının yaptığı ödemeyi davalıya rücu talebiyle .... .... .... sayılı dosyası ile toplam 161.189,12 TL (131.688,
51 TL + 23.354,87 TL işlemiş faiz + 4.800,82 TL yargılama gideri + 1.344,92 TL işlemiş faiz) tutarı üzerinden takibe koyduğunu, davacının rücu isteminde haklı olduğu kanısına varması halinde; davacının davalıdan aşağıdaki miktarda rücuen alacaklı olduğunu, asıl alacak: 131.688,51 TL, işlemiş faiz: 23.397,26 TL (taleple bağlılık gereği 23.354,87 TL), yargılama gideri: 4.800,82 TL işlemiş faiz: 1.962,00 TL (taleple bağlılık gereği 1.344,92 TL ) olduğu tespit edilmiştir.
Uygulamada son işverenden tahsil edilen işçilik alacakları, çoğunlukla işçinin birden fazla alt işverenler nezdindeki çalışmalarını kapsamaktadır. İşçinin çalışmış olduğu her bir alt işverenin dönemine isabet eden işçilik alacaklarından, ilgili olan alt işveren sorumlu olacağından alt işverenin sorumluluğu da sadece kendi dönemi ile sınırlı olmalıdır. Davacın “son işveren“ olması da bu sonucu değiştirmez.
Bununla birlikte feshe bağlı bir hak olan ihbar tazminatından ise, diğer işverenler sorumlu olmayıp, sadece son işveren sorumludur. Başka bir ifade ile davacı üst işveren, dava dışı işçiye ödemiş olduğu ihbar tazminatını ancak son işverendentalep edebilir. Bunun dışındaki tüm işçilik alacaklarından ise, işçinin çalışmış olduğu alt işverenler, üst işverene karşı, kendi dönemleriyle sınırlı olmak üzere sorumludurlar.
Yine, son işveren, yargılama gideri (dava ve icra), avukatlık ücreti, harç, faiz gibi fer'i borçlardan, her bir davalı alt işverenin toplam ana para tutarı içinde sorumlu olduğu tutarına oranı kadarını ilgili alt işverenlere rücu edebilir. Uyuşmazlığın İş Hukuku değil, Borçlar Hukuku hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden, “iş hukukunda geçerli olan mevzuat ve içtihatlara göre yapılan değerlendirmeler" rücu davalarında hükme esas alınamaz.
Değinilmesi gereken bir başka nokta ise alt işverenlerin sorumlu oldukları dönemlere ilişkin hesaplama yapılırken hangi tarihteki ücretlerin esas alınması gerektiğidir. Son işveren, iş mahkemesi ilamı gereğince işçilik alacaklarını iş akdinin sona erdiği tarihteki ücret üzerinden ödemekte olup,iş mahkemesi ilamındaki usul ve hesaplamalar doğrultusunda alt işverenlerden rücu isteminde bulunabilir. ( Bkz. Yargıtay .... .... ...
Bu açıklamalar ışığından somut olayda ilama konu mahkeme kararındaki işçinin davalı nezdinde çalıştığı SGK kayıtlarından anlaşılmaktadır. Taraflar arasında iş yeri devri söz konusu olmaksızın ihale alıcısının değişmesi suretiyle eski işçinin ihale alan şirket nezdinde çalıştırılması söz konusudur. Bu kapsamda dava dışı işçinin davalı bünyesinden bilirkişi raporunda belirtilen dönemlerde raporda belirtilen gün kadar çalıştığı anlaşılmaktadır.
Davalı davacı ile arasındaki sözleşmede açıkça işçi alacaklarından davalının sorumlu oldukları düzenlenmesine ve Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 6. Bölüm 38. Maddesi göre ancak işçiyi çalıştırdığı dönem için sorumludur.
Alınan usul ve yasaya uygun denetime ve hüküm kurmaya elverişli görülen bilirkişi raporunda davalının dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemlere ilişkin yapılan belgeli ödeme olan 161.189,12 TL'den den sorumlu olduğu anlaşıldığından davacının davasının kabulü ile ,davalı borçlunun .... ... ... Esas sayılı dosyasındaki itirazının iptaline , takibin devamına , karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
¸e-imzalıdır. ¸e-imzalıdır.
Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/108, K. 2024/572, 19 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama