KÜNYE
T.C. Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2024
- Esas no
- 2023/499 Esas
- Karar no
- 2024/696
- Dava
- Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 25/07/2023
Karar Metni
2.526 kelime·13 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... günü davalı sürücü ...sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile ...
Caddesini takiben ... istikametinden gelip ... istikametine seyir halinde iken ... sokak kavşağına yaklaştığında karşı yönden gelen trafiğin kullandığı yol bölümüne geçerek aracın ön kısmı ile karşı yönden gelen vekil eden adına kayıtlı ...'ın kullanmakta olduğu ... plakalı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, iş bu olayın oluşumu ardından tutulan trafik tespit tutağında ... plakalı araç sürücüsüne 2918 sayılı K.Y.T.K 84/b kusurunu işlediği gerekçesi ile tam kusur verilmiş olduğunu, vekil eden aracının sürücüsünün kusursuz olduğunu,
nitekim dava dilekçemize ekli evraklardan görüleceği üzere davalı ...4,68 promil alkollü olduğu da ...
Hastanesinden alınan tetkik sonuç raporu ile tespit edildiğini, bu nedenle davalıların ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda müvekkil nezdinde doğan maddi zararı tazmin etme yükümlülüğü bulunmadığını, kusurlu hareketi ile zarar doğmasına neden olan kişinin, bu zararı giderme yükümlülüğü bulunmadığını, “Hasar Bedeli ” talebi, Müvekkil, kaza tarihine kadar aracın tüm bakımlarını zamanında ve yetkili servisinde yaptırdığını, kaza gerçekleşene kadar geçen süreçte aracın herhangi bir parçası değişmediği gibi kaporta ve boyasında herhangi bir kusur, çizik dahi olmadığını,
gerçekleşen kaza sonucunda müvekkile ait araçta meydana gelen ağır hasar sonucu araç kullanılamaz hale geldiğini, halen tamirde olduğunu, davalılardan ... tarafından kazaya karışan diğer araç olan ... trafik sigortası yapıldığını, sigorta şirketine yapılan ek ödeme başvurusunun da cevapsız bırakıldığını, bunun ardından vekil eden Arabuluculuk müessesine başvurulduğunu, Antalya Arabuluculuk Bürosunun ... başvuru numarası ile ... dosya numarası ile uzlaşma sağlanamadığını,
ancak müvekkil tarafından kaza tarihine kadar tüm bakımları yaptırılarak hasarsız ve sorunsuz olarak ve üzerinde bir çizik dahi olmaksızın kullanılan aracın değer kaybına uğradığını, Müvekkile ait araç; ... model, orijinal bir araçken, mevcut kaza sebebiyle aracın bir kısım parçaları yenileriyle değiştirildiğini, bir kısım parçaları ise tamir görerek onarılmış olduğunu, bu nedenle ... plakalı aracın sigortalı bulunduğu ...’ nın dava konusu hasarve değer kaybı bedeline ilişkin tutardan sigorta poliçe limitleri aşılmamak üzere temerrüt tarihi itibariyle sorumluluğu olduğunu, “Araç mahrumiyet bedeli” talebi, Müvekkile ait araç,
... de transfer aracı olarak kullanılmadığını, müvekkil aracını kullanamadığı süre içinde, başka firmalardan daha önceden müşterileri olduğu için araç kiralamak zorunda kaldığını, aracın kullanılamamasından ve bu süreçte, başka ikame araç da verilmediğinden başka araç kullanmak zorunda kaldığından bir maddi zarara maruz kalmış olduğunu, uygulama ve doktrinde araç mahrumiyet bedeli olarak nitelendirilen maddi zararın, davalılar tarafından giderilmesini,
sayın Mahkeme tarafından yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile müvekkile ait ... plakalı aracın kullanılamadığı süre içerisinde ikame araç bedelinin miktarı (sunulan faturalar doğrultusunda) belirlenerek, davalılar araç sürücüsü ve araç işleteninden müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle. Müvekkil Şirket ... adresi .../... olduğunu, bu sebeple yetkili mahkeme ...
Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, Sayın Mahkeme'ce yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, davacı tarafın aracı ticari değil, hususi bir araç olduğunu, bu kapsamda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi değil, Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında kaza sonrası araçta meydana gelen değer kaybı hesaplaması için, belirli ve açık bir formül öngörmüş olmakla sigorta şirketinden yapılacak olan taleplerin bu formüle uygun olması gerektiğini,
mevcut poliçede limit ... olduğunu, sigorta bir zenginleşme aracı olmayıp sigorta şirketinin, sigortalı aracın sebep olduğu kadar riziko sebebiyle üçüncü kişilere ait mal veya bedeni zarardan ötürü poliçede gösterilen limit meblağın tamamını değil üçüncü kişilerin maruz kaldığı gerçek zarar miktarını araştırıp ödeme yapılması gerektiğini, müvekkil şirket üzerine düşen mali sorumlulukları davacıya ... tarihinde ...
TL maddi hasar ödemesi ve poliçe kapsamında olmamasına karşılık ekspere ...
TL ödemek suretiyle yerine getirdiğini, müvekkil şirketin yapmış olduğu ödeme göz önüne alındığında teminat limitinin tamamının ödenmiş olduğuni, işbu sebeple müvekkil şirketin davaya konu araç için herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, müvekkil şirket, sigortalının mali mesuliyet sigortasından kaynaklanan sorumluluğundan sigortalının kusuru oranında sorumlu olduğunu, müvekkil şirketin manevi zarar kapsamında bir sorumluluğu bulunmadığını, manevi zarar talebi dolaylı bir zarar olduğunu, bu sebeple, dolaylı zararlardan müvekkilimiz şirketin sorumluluğu bulunmadığından işbu taleplerin reddi gerektiğini,
ZMSS Genel Şartlar uyarınca sigorta poliçesi dolaylı zararları kapsamadığını, başvuran tarafça talep edilen araç mahrumiyet bedeli uyuşmazlık konusu kazanın sebep olduğu doğrudan zararlardan olmayıp dolaylı zararlardan olduğunu, bu sebeple dolaylı zarar olan araç mahrumiyet bedeli talebinin reddi gerektiğini, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ...vekili cevap dilekçesinde özetle. Davacı yan, dava dışı ... sevk ve idaresindeki ... Plaka numaralı araç ile müvekkilin sevk ve idaresindeki ...
Plaka numaralı (araç maliki davalı ...) aracın ... tarihinde çarpışması nedeniyle meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde; davacı tarafa ait ... plaka numaralı aracın zarar gördüğü gerekçesiyle aracın kullanılamamasından dolayı ikame araç kiralandığını, değer kaybı yaşandığını, hasar oluştuğunu ve bu sebeplerle araçta oluşan değer kaybının, meydana gelen hasar bedelinin, ikame araç kiralama masraflarının davalılardan müştereken - müteselsilen tahsil edilmesi gerektiğini talep ve iddia ettiğini,
müvekkil aleyhine açılmış işbu davada ileri sürülen talep ve iddiaların kabulü tarafımızca mümkün olmamakla birlikte huzurdaki davanın reddi gerektiğini, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, ticari ilişkiden kaynaklanmadığı, davacıya ait araç ile davalı şirkete ait aracın karıştığı maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklandığı, bu haliyle uyuşmazlığın haksız fiile dayalı tazminat davası olduğu anlaşıldığından,
davanın genel hükümler çerçevesinde asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğini, davacı yan, dava dilekçesinde ''..araç mahrumiyet bedeli talebimiz;.. müvekkil aracını kullanamadığı süre içinde, başka firmalardan daha önceden müşterileri olduğu için araç kiralamak zorunda kalmış olup aracın kullanılamamasından ve bu süreçte, başka ikame araç da verilmediğinden başka araç kullanmak zorunda kaldığından bir maddi zarara maruz kalmış olduğundan, maddi zararın,
davalılar tarafından giderilmesini talep etme zorunluluğu doğmuştur..'' demesiyle ikame araç kiraladığını ve bu kira bedellerine dair oluşan maddi zararın karşılanması gerektiğini iddia etmiştir. Yani ileri sürülen iddiaya bakıldığında; araç mahrumiyetinden (kira bedeli) kaynaklanan maddi zararın talep edildiği görülmektedir.
Ancak söz konusu alacak kaleminin arabuluculuk son tutanağında yer almadığı, davacı yan iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla huzurdaki davanın ''belirsiz alacak davası'' şeklinde değil 6100 Sayılı HMK. M. 109 gereği ''kısmi dava'' şeklinde açılması gerektiğini, davacı yanın huzurdaki davayı belirsiz alacak olarak açmasında hiçbir hukuki yarar bulunmadığını, bu nedenle hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dosya içeriğinde mevcut;
ekspertiz raporu, ikame araç kiralandığına ilişkin faturalar, aracın onarım masraflarına ilişkin kayıtlar, yapılan hesaplamalar ve araç yaşının, modelinin, kullanım şeklinin açıkça belirtildiği araç tescil özet raporu gibi belgelerden de anlaşılacağı üzere davacı yanca talep edilen maddi tazminatın belirlenebilir bir bedel olduğunu, buna rağmen işbu davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, 6100 Sayılı HMK. 109.
Maddesi ile belirtilen kanun hükmü açıkça talep konusunun belirli veya belirlenebilir olmasının belirsiz alacak davası açmaya engel teşkil edeceğini, aracın hasarlanan parçaları, aracın modeli, yaşı, önceki geçirdiği kazaları, değişen parçaları, onarım masrafları, ikame kira bedelleri (davacı tarafından sunulan 1 aylık sürece ilişkin faturalar) belirli olup davacı yan tarafından da bilindiğini, gelişmiş teknoloji karşısında aracın plakasını yazmak suretiyle piyasadaki rayiç 2. el fiyatını, her yaşa göre hasarlanmanın özelliği nazara alınarak değer kaybının ne kadar olduğunu,
kaç günde onarılabileceğini veya aynı aracın kaç günde yeniden satın alınabileceğini, onarım süresinde ikame aracın kiralama miktarının ne kadar olabileceğini davacının bilmemesinin mümkün olmadığını, davanın hukuki yarar yokluğundan reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, haksız fiil niteliğindeki trafik kazası nedeniyle kusurlu olduğu belirtilen sürücü, davalı araç maliki ve ZMMS'ye aleyhine açılan değer kaybı, bakiye hasar bedeli ve ikame araç bedeli talebine dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davalı taraflar davanın reddini savunmakla, kazada davalı sürücünün kusurunun bulunmadığını, davacıya hasar bedeline ilişkin daha önce ödeme yapıldığını ileri sürmektedir.
Davacının, dava ikame edilmeden önce, davalı sigortaya ve zorunlu arabuluculuğa başvuru şartını yerine getirdiği görülmüştür.
Türk Borçlar Kanunu m. 50 gereği; Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı Yasa'nın 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verildiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu kazada kusur yönünden yapılan araştırmada,
Mahkememizce kusur oranlarının tespiti ile şartları oluşmuşsa davacının talep edebileceği değer kaybı ve bakiye hasar bedeli tazminatının belirlemesi için dosyamız bilirkişiye tevdi edilmiş, ... tarihli raporunda “davalı ... plakalı otomobil sürücüsü ...' in; ... caddesi üzerinde ... istikametinden ... istikametine seyir halinde bulunduğu esnada ... sokak ... yaklaştığında yolun karşı istikametine geçmek suretiyle karşı istikametten gelen davacıya ait ... plakalı otomobilin şeridinde iken çarpması neticesinde kazanın meydana geldiği” gerekçeleriyle davalı sürücünün kazada tam kusurlu olduğunu bildirmiştir.
TBK 74. maddesinde “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz." hükmüne yer verilmiştir.
"TBK.74 maddesinde haksız eylemin “kusur” öğesi konusunda hukuk hakimine tanınan yetkiler iki bölüm olup, birincisi “kusur bulunup bulunmadığına”, öteki “kusurun derecesini ve zararın tutarını belirlemeye” ilişkindir. Maddenin ilk cümlesine göre “kusurun varlığını” araştırmada yetkileri sınırlı olan hukuk hakimi, maddenin ikinci cümlesine göre “kusurun derecesini ve zarar tutarını belirlemede” tam bağımsız kılınmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 266/1. maddesinde "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz." hükmüne yer verilmiştir. Trafik kazasına etki eden ve tarafların kusur durumlarının belirlenmesinde rol oynayabilecek olan araç hızlarının tespiti, aracın teknik özelliklerine göre kazanın oluş şeklinin belirlenmesinde zorunluluk bulunması vs. gibi bir durum yoksa, kazadaki kusur oranlarını belirlemenin teknik bilgiyi gerektiren bir yönü bulunmamaktadır.(Aynı yönde bkz. Yargıtay 17. H.D. 2019/2909 E. 2020/7805 K.)
Buna göre yukarıda anılan TBK 74 maddesi ile HMK 266. maddeleri ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin anılan kararları bir arada değerlendirildiğinde kusur oranlarının belirlenmesi konusunda mutlak rapor alınması zorunlu olmadığı gibi bu alınan raporların da herhangi bir şekilde bağlayıcılığı bulunmamaktadır, dosya arasındaki bilgilerden kazanın ne şekilde gerçekleştiği belirlenebiliyor ise kusur oranın hâkim tarafından belirlenmesi gerekmektedir.
Mahkememizce tarafların bilirkişi raporuna itirazları da değerlendirilerek, kusur yönünden raporun mahkeme ve kanun yolu denetimine elverişli, yasaya ve oluşa uygun olduğu, raporun ve kaza tespit tutanağının kusur değerlendirmesi yönünden mutabık nitelikte olduğu, kazada davalı ... plakalı otomobil sürücüsü ...' in; ... caddesi üzerinde ... istikametinden ... istikametine seyir halinde bulunduğu esnada ... sokak ... yaklaştığında yolun karşı istikametine geçmek suretiyle karşı istikametten gelen davacıya ait ... plakalı otomobilin şeridinde iken çarpması ile tam kusurlu olduğu anlaşılmakla; dava konusu kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün %100 oranında kusurlu olduğu, davacı sürçünün ise herhangi bir kusurunun bulunmadığı takdiren kabul edilmiştir.
Dava konusu kazada, davacının aracındaki değer kaybı yönünden yapılan araştırmada,
Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları dikkate alınarak araç değer kayıpları için kaza tarihindeki serbest piyasa koşullarına göre vasıtanın kazadan önceki rayici ile onarım sonrası değeri arasındaki farkın araç değer kaybı olarak belirlenmesi gerekmektedir.
Dava konusu aracın hasar geçmişine ilişkin tüm bilgi ve belgeler (tramer kaydı, sigorta şirketlerinde oluşturulan hasar dosyası, trafik tutanaklar ve fotoğraflar vs) ilgili yerlerden getirtilip Adli Tıp Kurumuna dosyamız gönderilerek aracın markası, modeli,yaşı, kilometresi ve değere etki eden diğer özellikleri de dikkate alınarak dava konusu aracın kaza öncesi serbest piyasa koşullarındaki 2. el değeri ile aracın onarım sonrası serbest piyasa koşullarındaki 2. el değeri (kaza sonrası onarımla değişen orijinal parçalar varsa bunların araca kattığı değer de dikkate alınarak) arasındaki farkın belirlenmesi yöntemiyle değer kaybının tespiti yapılmıştır.
Buna göre davacının aracında meydana gelmiş olabilecek değer kaybı ve bakiye hasar bedeli tazminatının tespiti için dosyamız bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, ... tarihli rapor ve dosyadaki diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde, araçtaki değer kaybının ... TL olabileceği, aracın dava konusu kaza nedeniyle tamirat amacıyla en fazla 20 gün bir tamirhanede bekleyebileceği, bu tamirat süresi boyunca ikame kiralanacak araç bedelinin ...
TL olabileceği, araçta meydana gelen hasar bedelinin ise ... TL olduğu, davalı ... tarafından ... TL “hasar bedelinin” dava ikame edilmeden evvel davacı tarafa ödendiği, poliçedeki sınıra göre davalı ... sorumlu olduğu teminat sınırının(poliçeye göre ... TL) bu ödeme ile dolduğu, davalı ... kaza nedeniyle başkaca bir zarardan sorumlu olmadığı kabul edilmiştir.
Davacı her ne kadar aracın aylarca tamirhanede kaldığını, bu sürede başkaca araçlar kiralandığını tüm kiralanan araçların faturalarının bulunduğunu, faturaların tüm karşılığından davalı gerçek kişilerin sorumlu olduğunu savunmuşsa da Yargıtay ilgili dairesi genel kabulüne göre zarar görenin aracının fiilen kaç gün tamirhanede kaldığı hususundan ziyade hakkaniyet gereği kaç gün kalması gerektiği Mahkememizce tespit edilerek hakkaniyetli süre yönünden davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
(Aynı yönde bkz. Ankara B.A.M. 26. H.D. 2020/1095 E. “Araç mahrumiyeti zararının tespiti için, aracın davaya konu trafik kazası sonucu oluşan hasarlarının ne kadar sürede (makul süre) onarılacağının belirlenmesi, daha sonrada bu sürede aynı özelliklere sahip başka bir aracın kullanımı için ne kadar araç kiralama bedeli ödeneceğinin belirlenmesi gerekir.
Davalı taraf gerçek zarardan sorumlu olduğundan davacı tarafça tek taraflı olarak sunulan belgelerle bağlı değildir, ancak bu belgelerde gösterilen onarım süresi ve araç kiralama bedelinin makul olup olmadığının da bilirkişi tarafından denetlenip, değerlendirilmesi ve sonuçta makul tamir süresi ile makul araç kiralama bedelinin bilirkişi tarafından tespit edilmesi gerekir.”)
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/499, K. 2024/696, 7 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama