KÜNYE
T.C. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 9 Ekim 2024
- Esas no
- 2023/1046 Esas
- Karar no
- 2024/899
- Dava
- Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin
- Dava tarihi
- 30/10/2023
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 18/11/2024
Karar Metni
2.072 kelime·10 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkette 2006 yılından bu zamana kadar hissedar olduğunu, söz konusu şirketin şirketin büyük hissedarı olan ... tarafından fiili olarak kurulduğunu ve işletildiğini, şirket açılışı için önceki düzenlemede en az 2 kişi gerektiğinden kardeşlerinin de ...'e hissedar olduklarını, daha sonra kardeşlerden ....'in 20 Temmuz .... tarihli Ticaret Sicil Gazetesi ilanı ile hissesini ...'e devrettiğini, bu aşamadan sonra müvekkilinin(%24), ...'in(%76) hissedar olarak kaldıklarını,
şirket müdürlüğünü yürüten ... tarafından müvekkilinin anlam veremediği işlemler neticesinde şirketi vergi dairesine borçlandıracak işlemler yapıldığını ve neticesinde hiç bir bilgi ve kar payı alamayan müvekkilinin ayrıca vergi dairesine borçlandığını, ...'in devletin sunmuş olduğu yapılandırma avantajından yararlanıp söz konusu vergi borçlarını ödediğini, şirketin 28.11.2007 tarihinde tasfiyeye girdiğinin tescillendiğini, tasfiye memuru olarak da ... Mah. ... Cad. ... Sok.
No:44 D:2 Avcılar/İstanbul adresinde bulunan ...'ın görev aldığını, devam eden süreç içerisinde ...'in 25.05.2016 tarihinde vefat ettiğini, şirket ve şahsi borçları sebebiyle ...'in mirasçılarının mirası reddettiklerini, şirketin tek hissedarı olarak müvekkilinin kaldığını, şirket işlemleri ve borçlandırmaları sebebiyle müvekkili ile ortağı ve abisi olan ... arasında vefat edene kadar sürekli kavgalar olduğunu, birbirleri ile husumetleri de bulunduğunu, kendisi ile hiç bir bilgi paylaşılmadığını ve abisinin basiretsiz ve uygun olmayan işlemleri sonucu borç ödemek zorunda kaldığını,
müvekkilinin tasfiye memuru ile de görüşmeye çalıştığını fakat, adresine gittiğinde kendisine ulaşamadığını, bu şirketteki ortaklığının ticari işlerini engellediğini ve kazanç kaybına neden olduğunu, etrafta alacaklı olduğunu iddia eden kişilerin müvekkilini tehdit ettiğini, davalı şirketin zamanında faaliyet konusundan uzaklaştığını, sürekli zarar ettiğini, malvarlığının israf edildiğini, hakkında icra takipleri açıldığını, bu durumun müvekkilinin aile birliğini tehdit eder konuma geldiğini, ayrıca limited şirketin faaliyetinin tamamen durduğunu ve tasfiye haline düştüğünü,
tasfiye halinde olan bir şirketin sahibi görünmenin müvekkilinin ticari itibarını ve onurunu zedelediğini, limited şirketin ortaklık mevcudu kalmadığını, şirket otaklığından ayrılmak isteyen müvekkilinin tasfiye memuruna bir türlü ulaşamadığını, bunca zamandır da tasfiye işlemlerinin sonuçlanmadığını, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sona erdiğini ve sürekli güvensizlik ortamı oluştuğunu, diğer ortağın kendi kusurundan kaynaklı şirketin kuruluş gayesinin gerçekleşmesinde hukuki ve ekonomik imkansızlık meydana geldiğini, şirketin devamlı olarak zarar ettiğini ve kar sağlayamadığını,
şirket yönetiminde yolsuzluklar yapıldığı kanaatinin güçlendiğini, şirket müdürü olan diğer ortağın şirketi iyi idare edemediğini, bu aşamadan sonra da vefat ettiği için ve mirasçısı da bulunmadığı için dava açmaktan başka çare kalmadığını iddia ederek; öncelikle Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca müvekkilinin haklı sebeplerle şirket ortaklığından çıkarılmasına ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket tasfiye memuru ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin söz konusu şirkete 27.11.2007 tarihinde tasfiye memuru olarak atandığını, 24.12.2007 tarihinde 3.ilan yapılmış olmasına rağmen söz konusu şirketin tasfiye sonunun muhtemel yaşanan aksaklıklar nedeni ile gerçekleştirilemediği kanaatinde olduklarını, keza müvekkilinin söz konusu şirket yetkilileri ile daha sonrasında görüşemediğini, başka bir işte sigortalı olarak çalışmaya başladığını, akabinde ise sağlık problemleri ile savaştığını ve 2023 tarihinde de böbrek nakli ameliyatı gerçekleştirdiğini, müvekkilinin halen daha 4A kapsamında sigortalı olarak çalıştığını,
müvekkilinin işverenine karşı bağımlılık yükümlülüğü gereği çalışması nedeni ile tasfiye memurluluğuna devam etmesinin gerek işverenin haklı nedeni ile iş sözleşmesini feshetmesi gerekse sağlık problemleri gerekse de bağımlı ve süreklilik isteyen bir işte tasfiye memurundan beklenen yükümlülükleri yerine getiremeyeceğinden resen tasfiye memuru seçilmesini talep etme zarureti doğduğunu, ayrıca müvekkili söz konusu davada davalı olarak belirtilmiş ise de, müvekkili bahse konu şirketin ne ortağı ne de kanuni temsilci sıfatına haiz olmadığı için husumet itirazında bulunduklarını belirterek;
müvekkilinin 4A kapsamında bağımlı çalıştığı işveren tarafından haklı nedenle iş sözleşmesinin feshedilmemesi ve tasfiye memuru seçilmesi halinde tasfiye memurundan beklenen yükümlülükleri yerine getiremeyeceğinden, tasfiye memuru olarak müvekkili devam edemeyeceğinden göreve son şirket ortağı veyahut müdürünün getirilmesine karar verilmesini, müvekkili yönünden davanın reddine ve vekalet ücreti ile yargılama giderinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMANIN ÖZETİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, TTK'nın 638/2. maddesi gereğince haklı nedenlerle limited şirket ortaklığından çıkmaya izin verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkememizce taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır.
Uyuşmazlığın; Davacı ortağın davalı limited şirket ortaklığından haklı sebep ile çıkma koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir.
İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden; davalı şirketin sicil kayıtları celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır.
Büyükçekmece Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkere yazılarak; davalı şirketin vergi borcu olup olmadığının araştırılarak Mahkememize bilgi verilmesi istenilmiş; cevabi yazı dosyaya kazandırılmış, incelenmesinde ilgili şirketin 4.941.786,25-TL borcunun olduğu hususunun bildirildiği görülmüştür.
Esenyurt Sosyal Güvenlik Merkezine müzekkere yazılarak; davalı şirketin SGK prim borcu olup olmadığının araştırılarak Mahkememize bilgi verilmesi istenilmiş; cevabi yazı ve ekleri dosyaya kazandırılmış, incelenmesinde davalı şirketin herhangi bir prim borcu bulunmadığının bildirildiği görülmüştür.
Davacı vekili tarafından bildirilen tanıklar mahkememizce bizzat dinlenilmiştir.
Mahkememizce dinlenen davacı tanığı .... beyanında, " ... ile 2001 ve 2007 tarihleri arasında ... isimli şirkette birlikte çalıştık, ... ile konuştuğumuzda abisinin bir aile şirketi kurduğundan bahsederdi, bu şirkete ....'i de ortak yapmıştı diye biliyorum, .... 2007 tarihinde işten ayrılıp askere gitmişti döndüğünde de kendi işini kurdu, kömür işi yapıyordu. Ben arkadaşı olduğum için ...'in abisinin kurduğu şirket ortaklığından çıkmak istediğini biliyorum zaten orayla bir ilgisi yoktu hatta abisinin ona küs vefat ettiğini biliyorum bu nedenle ailesi ile de arası açıldı. ... sürekli şirketten ayrılmak istediğini ayrılamadığını bize anlatıyordu benim olaya ilişkin bilgim ve görgüm bundan ibarettir " demiştir.
Mahkememizce dinlenen davacı tanığı ... beyanında, " 2003 yılında ... A.Ş. Firmasında işe başladım davacı da orada çalışıyordu, 2007 yılına kadar beraber çalıştık. Ben bu tarihten sonra da .... A.Ş.'de devam ettim davacı kendi işini kurdu, karbon grafit işi yani kömür işi yapıyordu.
Arkadaşlığımız sonrasında da devam etti, birlikte çalıştığımız dönemde davacının abisi kurduğu şirketin davacıyı da ortak etti, davacı bu hususta ailesinden baskı gördü arkadaşı olarak ve birlikte çalıştığımız için ben bu durumlara şahitlik ettim, çalıştığımız dönem boyunca davacı aktif olarak sigortalı çalıştığımız işte devam etti birlikte mesai yaptık bu süreçte kurulan şirketle hiçbir ilgi ve alakası olmadı hatta kendisi de sürekli serzenişte bulunuyordu.
Ailesine sürekli söylüyordu hatta abisi ile bu konuda tartıştıklarını ve abisinin kendisine küs olarak vefat ettiğini biliyorum. Ben davacının bu şirketin vergi ve diğer borçlarını ödediğine şahit oldum hiçbir zaman o şirketten kazanç sağladığına şahit olmadım. O dönem tek kişi limited şirket kuramadığından ve aile içerisinde güvenilir kişi olarak davacı bulunduğundan onu ortak ettiler diye biliyorum.
Davacı bu şirketin borçlarından ödemelerinden bıkmış vaziyetteydi, ben davacının abisini de ailesini de bizzat tanıyorum, abisinin çok da doğru işler yapmadığını duyuyorduk, benim olaya ilişkin bilgim ve görgüm bundan ibarettir " demiştir.
Çatalca Sulh Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası UYAP Bilişim Sistemi üzerinden celp edilmiş, incelenmesinde; davacıların ..., ... ve .... olduğu, Mahkemenin 07/10/2016 tarih ve .... Sayılı Kararı ile davacıların müteveffa ...'in mirasını kayıtsız şartsız reddettiklerinin tespitine karar verildiği, kararın 26/12/2018 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
Mahkememiz dosyası, tarafların iddia ve savunmaları, sunulan ve toplanan deliller, dosya kapsamındaki belgeler, davalı şirketin ticari defter kayıt ve belgeleriyle dosya kapsamı üzerinde; davacı ortağın davalı limited şirket ortaklığından haklı sebep ile çıkma koşullarının oluşup oluşmadığı, ortaklıktan çıkma şartlarının oluşması halinde esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesi alacağı bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise miktarı hususlarının tespiti hususlarında rapor düzenlenmek üzere ortaklıklar konusunda uzman Prof. Dr. ..., SMMM ... ile finans uzmanı Prof. Dr...'dan oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından 31/08/2024 tarihli rapor tanzim edilerek mahkememiz dosyasına ibraz edilmiş;
31/08/2024 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde özetle;"...
Dosya münderecatı dilekçe, duruşma tutanakları ile dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda; dava dosyasına ilişkin mali inceleme ve değerlendirmelerin yapılması amacıyla davalı tasfiye halindeki şirketin tasfiye memuru ...’ın vekili Av. ...’den ticari defterler ile mali bilgi ve belgelerin istendiği, talep edilen bilgi ve belgelerin talep tarihinden itibaren yaklaşık 80 gün geçmesine rağmen heyetimize herhangi bir bilgi ve belgenin gönderilmediği, davacının tasfiye halindeki şirketin % 24 oranında pay sahibi olduğu,
davalı tasfiye halindeki şirkette tasfiye memuru ...’ın temsil ve ilzama yetkili olduğu, dava dosyasında bulunan Esenyurt Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlüğünün ....11.2023 tarihli yazısına göre davalı tasfiye halindeki şirketin sigorta prim borcunun bulunmadığı, Büyükçekmece Vergi Dairesi Müdürlüğünün 20.11.2023 tarihli yazısına göre davalı tasfiye halindeki şirketin 4.941.786,25 TL borcunun olduğu,
davacı tarafından Büyükçekmece Vergi Dairesine sunulan 22.05.2023 tarihli dilekçe ile davalı tasfiye halindeki şirketin tahakkuk etmiş vergi borçlarının hissesine (%24) düşen oranlarda 7440 sayılı kanunun 2. Maddesi gereğince peşin olarak yapılandırılmasını talep ettiği, davacı adına kayıtlı kart üzerinden 6301-7440 2. MADDE vergi türünde 88.104,55 TL tutarında ödeme tarihi 22.05.2023 olan internet vergi dairesi ödeme alındısının bulunduğu, dava dosyasında davalı tasfiye halindeki şirkete ait herhangi bir bilanço, gelir tablosu ve mizan kayıtlarının bulunmadığı,
davalı tasfiye halindeki şirketin tasfiye memuru vekilinden 30.05.2024 tarihinde davalı tasfiye halinde ....
Otomotiv şirketinin tasfiye sürecindeki son detay mizanı, bilanço ve gelir tablosu istenilmesine rağmen işbu rapor tarihi itibariyle heyete herhangi bir bilgi ve belgenin sunulmadığı, netice itibariyle, davalı tasfiye halindeki şirketin toplam varlıkları ile toplam borçları tespit edilemediğinden esas sermaye payının gerçek değerinin de tespit edilemediği ve ayrılma akçesi alacağının da hesaplanamadığı, bununla birlikte şirketin 15 yılı aşan süredir gayri faal ve tasfiye halinde bulunması, şirketin borçları sebebiyle şirketin büyük ortağının mirasçılarının mirası reddetmiş olması,
kamu borçlarının şirketten tahsilinin mümkün olmaması sebebiyle davacı ortağın ödeme yapmış olması hususları gözetildiğinde esasen şirketin borca batık olabileceği, dolayısıyla davacı için bir ayrılma akçesinin çıkmamasının kuvvetle muhtemel olduğu, davacının şirketten çıkması için haklı sebeplerin oluştuğu" değerlendirme ve tespitlerinin yapıldığı anlaşılmıştır.
6102 sayılı TTK’nin 638/2. maddesi; “Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir '' hükmünü haizdir. Anılan düzenleme ile ortağa haklı sebeplerin varlığı halinde çıkma davası açabilme olanağı tanınmıştır. Ancak “haklı sebeplerin” nelerden ibaret olduğuna değinilmemiştir. Davacının dava dilekçesinde şirketten çıkmak için ileri sürdüğü iddialar özellikle şirketin kötü yönetilmesine, organ boşluğuna ve bundan kaynaklanan olgulara bağlanmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılama, iddia, savunma, sunulan ve toplanan deliller, 31/08/2024 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının tasfiye halindeki davalı şirketin %24 hisse sahibi ortağı olduğu, davacının ortaklığın başladığı tarihten bugüne kadar şirketin iş ve işleyişiyle ilgili diğer ortaktan bilgi alamadığı gibi kar dağıtımı yapılmadığını, bu şirketteki ortaklığının ticari işlerini engellediğini ve kazanç kaybına neden olduğunu, etrafta alacaklı olduğunu iddia eden kişilerin müvekkilini tehdit ettiğini, davalı şirketin zamanında faaliyet konusundan uzaklaştığını, sürekli zarar ettiğini,
malvarlığının israf edildiğini, hakkında icra takipleri açıldığını, bu durumun müvekkilinin aile birliğini tehdit eder konuma geldiğini, ayrıca limited şirketin faaliyetinin tamamen durduğunu ve tasfiye haline düştüğünü, tasfiye halinde olan bir şirketin sahibi görünmenin müvekkilinin ticari itibarını ve onurunu zedelediğini, limited şirketin ortaklık mevcudu kalmadığını, tasfiye işlemlerinin sonuçlanmadığını, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sona erdiğini ve sürekli güvensizlik ortamı oluştuğunu, diğer ortağın kendi kusurundan kaynaklı şirketin kuruluş gayesinin gerçekleşmesinde hukuki ve ekonomik imkansızlık meydana geldiğini,
şirketin devamlı olarak zarar ettiğini ve kar sağlayamadığını, şirket müdürü olan diğer ortağın şirketi iyi idare edemediğini iddia ederek iş bu haklı nedenlerle limited şirket ortaklığından çıkma istemine ilişkin davayı açtığı, yukarıda özetlenen, denetime uygun ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporundan da anlaşıldığı üzere davalı şirketin 15 yıldan fazla bir süredir aktif ticari faaliyetinin bulunmaması, gayri faal ve tasfiye halinde bulunması, ticari defter ve belgelerine ulaşılamaması, organ eksikliğinin bulunması, tasfiye işlemlerinin tamamlanmamış olması,
şirketin 15 yıldan beri genel kurulunun toplanmaması ve müdür seçimi yapmamış olması nedenleriyle davacının şirketten bir beklentisinin kalmadığı anlaşıldığından; davacı ortağın pay hisse oranının küçüklüğü de dikkate alınarak davacı bakımından şirkete ortak olmanın bir fayda sağlamadığı, bu durumların TTK kapsamında haklı neden oluşturduğu sonuç ve vicdani kanaatine varılarak davanın kabulüne, davacının dava dilekçesi ile ayrılma akçesi talep etmediği anlaşılmakla davacıya ayrılma akçesi ödenmesine yer olmadığına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde tüm hususları içerir hüküm kurulmuştur.
Katip ... · ¸ Hakim ... · ¸
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/1046, K. 2024/899, 9 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama