KÜNYE
T.C. Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 19 Mart 2024
- Esas no
- 2023/1031 Esas
- Karar no
- 2024/314
- Dava
- Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 16/01/2023
- Karar yazım tarihi
- 28/03/2024
Karar Metni
3.495 kelime·17 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili 16/01/2023 havale tarihli dava dilekçesiyle. Müvekkilinin emekli bir iş insanı olup, Çanakkale İli, ...... İlçesi,......
Mah., ...... ada, ...... parsel de bulunan taşınmazına bir villa yaptırmak istediğini, davalı tarafından bu villanın inşaat işleri için 16.06.2021 tarihinde proje teklifi sunulduğunu ve müvekkilinden de bu proje için 50.000 TL nakit alındığını, ek 1 olarak çizilen proje ve görsellerini delil olarak sunduklarını, davalı taraf ile bu projeye uygun villanın yapılmasına dair hukuken sözleşmenin de 10.07.2021 tarihinde “Yapı Müteahhitliği Sözleşmesi” olarak müvekkiline imzalattırıldığını, davalı tarafından bu sözleşmeye göre tüm inşaat kabul edilen projeye uygun olarak tamamlanarak teslim edileceğini,
aradaki sözleşme gereğince her bir hak edişleri 100.000 TL'ye ulaştığında tahakkuk yapılacağı belirtilmiş isede ekte sundukları ödeme dekontlarından anlaşılacağı üzere müvekkilinden 800.000TL ye yakın para talepleri üzerine kendilerine ilk 4-5 ay içinde ödendiğini, ek 3'te karşı tarafın gönderdiği hesap dökümlerine havi belgelerinde mevcut olduğunu, karşı tarafın bu kadar para almasına rağmen ( herhangi bir faturada vermediğini) işleri geciktirmeye ve planlanan işlerin zamanını geçirmeye başladığını, kendisine bu planlı işler için verilen ve taahhüt ettiği sürelerin hiç birine uymadığını,
bu kadar para ödenmesine rağmen karşı tarafın işi uzatmaya ve inşaatı ne projeye, ne teknik çizimlere ne de görsellerine uygun bir şekilde ilerletmemeye başladığını, diğer taraftan müvekkilince alındığı iddia edilen ve faturaya konu 39,685 m3 çam kerestenin inşaata konu villasında kullanılmadığını, yine müvekkilince parası ödenen ahşap aparatları, bağlayıcı aparatlar, metal malzemelerin inşaatta kullanılmadığı, 1018 m2 kalıp işçiliği yapıldığı karşı tarafça belirtilmesine rağmen bu kadar bir işçiliğin yapılmadığı,
inşaat için bu kadar paranın çok fazla olduğu müvekkiline gönderilen harcama kalemlerinde taş işçiliğinin çok fahiş rakamlarda yansıtıldığı, nalbur adı altında müvekkiline toplam rakam verildiği içeriği belli olmadığı halde 50-60.000.TL civarında rakamlar yansıtıldığı,
işler devam ederken yan villaya işler yapıldığı ve bu yan villa işleri için de müvekkilinin villasına kullanılması gereken ve müvekkilince parası ödenen kereste ve yapı aparatlarının ve kalıpların ve bir çok malzemelerin kullanıldığının öğrenildiğini, yapılacak bilirkişi incelmesinde zaten kullanılan malzeme kalemlerinin tespit edilerek alınma zamanlarındaki bedellerinin tespiti ve sair kalıp ve taş işçiliği ve yukarıdaki tüm konuların tespit edileceğini, bu durumlar ortaya çıkınca davalı taraf ile inşaat hakkında konuşulmaya başlandığını,
fakat hiçbir ilerleme sağlanamadığını ve müvekkilinin ısrarlı olarak inşaatın bitirilmesi talepleri üzerine bu sefer de, 25.04.2022 tarihinde müvekkiline hazırladıkları fesh protokolünün imzalattırıldığını, fesih tarihinde inşaat işinin mevcut halinin fotoğraflarının ek 5'te olduğunu, anlaşma fesh edildikten sonra ise karşı tarafın anlatılan durumlara ait zararları karşılayacağı, alınan fazla paraların iade edileceğini söylemesine ve taahhüt etmesine rağmen, yine müvekkilinin işten anlamaması,
iyi niyeti ve güvenini kötüye kullanarak hiçbir sözlerini de yerine getirmediklerini, bilakis te üstüne üstlük müvekkiline ait tüm malzemeler ile civarda aldıkları diğer villa işlerini bitirmelerinde kullandıklarının öğrenildiğini, bu durumlar karşısında kendilerine çekilen ihtarnameye verdikleri cevapta "kerestelerin taraflarınca satın alındığı ve ....... 'a kiralandığı şeklinde kabul edildiğini”, çatı bağlantı aparatlarının ise taraflarında hapis hakkı kapsamında tutulduğunu, taraflarına alacakları kapsamında dava açmaya hazırlandıkları ve bu konuda arabulucuya gittiklerine dair tutanağın ekte olduğunu,
diğer taraftan ise müvekkilinin karşı taraf anlaşmayı fesh ettikten sonra kendi imkanları ile inşaatı bitirmeye çalıştığını, inşaatı karşı tarafın bıraktığı hali ile mevcut halinin bilirkişi incelemesiyle karşılaştırıldığında aradaki müvekkiline yükletilen bu inşaat bitirilme farkını da yine sebepsiz zenginleşme içinde olan ve haksız fiillerinden sorumlu olan karşı tarafın ödemesi gerektiğini, çünkü cevabi ihtarnamelerin de dahi 1 yıldır devam eden proje diyerek,
bir nevi 1 yıllık zaman olduğu halde projeyi bitiremediklerini kabul etmekle birlikte, ayrıca da fesih durumuna rağmen halen çalışma durumları varmış gibi müvekkilini oyaladıklarının da açık olduğunu, aynı zamanda müvekkilince parası ödenerek alınan keresteleri de bu seferde 25.000.TL'ye geri almak istedikleri fakat 25.04.2022 tarihine kadar da devam eden görüşmelerinde bir sonuç çıkmadığı içinde kendilerince bunun alındığı ve müvekkiline kiralandığı varsayımını ileri sürerek,
bir nevi fesih protokolünü imzalatmakta dahi ne denli kötü niyetli olduklarını ortaya koyduklarını, inşaat sözleşmeleri kapsamında uygulamada en sık karşılaşılan müteahhidin hemen hemen inşaatın parasını aldıktan sonra işleri sürüncemede bıraktığı bir nevi temerrüdü bilerek isteyerek oluşturduğu durum olduğunu, bu durumun aynısı ile müvekkilinin şimdi karşı karşıya kaldığını, hukuken bilindiği üzere bu gibi durumlarda TBK'nın 117'nci maddesi kapsamında müteahhide verilen süreye uyulmaması ya da sözleşmede kesin vade bulunması halinde süre verilmesine gerek olmaması durumunun temerrüt için yeterli görüldüğünü,
fesih tarihine bakıldığında verilen 1 yıllık sürenin dolmasına 3 ay kaldığını, inşaatın çizilen projeye göre de bitirilmesinin artık imkansız olduğunun kendilerince dahi anlaşıldığını, bu durumda fesh ile de adil ve hakkaniyete uygun bir tasfiye ilişkisine girildiğini müvekkilinin haklı olarak beklediğini, uzman bir inşaat mühendisinden aldıkları maliyet tablosundan da görüleceği üzere bu inşaat projeye göre yapılmış olsa idi hak edişleri toplamının 468.000 TL olması gerektiğini, ki bu parayı hak etmediklerinin de inşaatı bıraktıkları aşamada mümkün olmadığını, fakat müvekkilinden 800.000 TL ye yakın para aldıklarını,
müvekkiline geri ödemeleri gereken fazladan aldıkları miktarın bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkacağını, bu net rakam ortaya çıkıncaya kadar şimdilik 20.000 TL lik kısmı talep ettiklerini, ayrıca da karşı tarafın müvekkilinin parasını ödeyerek aldığı malzemeleri başka inşaatlarda kullanması,
yan villa işlerini öne alarak müvekkili inşaatında kendi kusuru ile temerrüt durumuna düşmesinin planlanan zamanda planlanan seviyelere gelememesinin tüm bu nedenleri ile davalı taraf sözleşmenin feshinde tam kusurlu olduğunu, bu hukuki durum tahtında müvekkilinin müspet zarar talebinin de gündeme geldiğini, bu bağlamda müvekkilinin yarım bırakılan inşaatın tamamlanması için harcadığı para bilirkişi incelemesiyle ortaya çktığında bu bedelden, karşı taraftan alınacak fazladan ödenmiş bedelden düşülerek bulunacak miktarın müspet zararlarını oluşturacağını, bu müspet zararları içinde şimdilik 10.000 TL lik davalarını ikame ettiklerini,
müvekkilinin şimdi ise iskan ruhsatını almak için de mimari projenin imzası gerektiğini, karşı tarafın imza için bu davanın açılmamasını bir nevi tehdit unsuru olarak kullandığını ve tüm bu süreçte uğratıldığı manevi eziyet için tüm manevi tazminat haklarını da saklı tuttuklarını, arz ve izah edilen sebeplerden ötürü, fazlaya ilişkin tüm yasal hakları saklı kalmak üzere fesih protokol tarihi itibari ile inşaat durumunun tespiti ile projeye uygun olup olmadığının karşılaştırılmasına, inşaat için yapılan tüm harcamaların tespit edilerek özellikle kullanılan malzemelerin karşı taraf faturaları ile karşılaştırılarak hesaplanmasına,
özellikle 39.695 m3 çam kereste kullanılıp kullanılmadığının, karşı tarafça yapılan kaba yapının kalıp ve beton işçiliğinin toplam metrekaresinin tespiti ve projeye uygunluğunun denetimi ve fiyatlandırılmasına, 1018 m2 kalıp işçiliğinin olup olmadığının, müvekkilince ödenen ahşap aparatların bağlayıcı aparatların metal malzemelerinde inşaatta kullanılıp kullanılmadığının da tespit edilmesine, mümkünse üniversiteden akademik unvanı olan bir bilirkişi heyetiyle incelenerek tespit edilmesi suretiyle hesaplanarak müvekkiline geri ödenmesi gereken rakamın bulunmasına,
bu rakam bulunuluncaya kadar şimdilik kaydıyla 20.000 TL'nin, karşı tarafın kendi kusuru ile feshe neden olması nedeni ile fesih tarihindeki inşaatın bırakıldığı halinden bitirilmesi/tamamlanması durumuna kadar müvekkilince yapılan harcama kalemlerinin bilirkişi incelemesi ile tespit edilerek bulunacak rakamdan, müvekkiline geri ödenmesi gereken rakam düşülerek bulunacak miktarın müspet zararları bulunarak ödenmesine,
müspet zararları tespit edilinceye kadar şimdilik 10.000 TL'nin karşı tarafın müvekkilinin inşaatına yakın villa inşaat/ların yapım işlerini alıp almadığı ve müvekkiline ait inşaat malzemelerini bu villaların inşaatlarında kullanıp kullanmadığı konusunda yerinde inceleme yapılmasına ve gerektiğinde kolluk ve yerel halkın ve şahitlerimizin dinlenilerek bu konuda rapor alınmasına, dava harç ve masrafları ile ücreti vekaletin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili 20/02/2023 tarihli karşı dava-cevap dilekçesinde.
Taraflar aralarında imzalanan 10.07.2021 tarihli ''Yapı Müteahhitliği Sözleşmesi'' ile karşı tarafın arsasına villa yapım işi hususunda anlaşıldığını, bu sözleşmenin konusu ve türü bakımından "Maliyet artı kâr sözleşmesi" olduğunu, kısaca açıklamak gerekirse yükleniciye kabul edilebilir ya da başka bir şekilde tanımlanmış maliyetler üzerine bu maliyetlerin bir yüzdesi veya sabit bir tutar eklenerek ödeme yapılan inşaat sözleşmesi olduğunu, yani karşı tarafdan 100.000TL'lik avanslar alınarak,
harcanmasına müteakip yeniden 100.000TL'lik avans alınacağını, emlak danışmanlık ve komisyonculuk şirketi sahibi olan karşı tarafın bu şirket üzerinden evi daha sonra satmak ve kar elde etmek amacı ile yaptırdığını, yani aralarındaki ilişkinin ticari ilişki olup iki tarafında ticari işletmesini ilgilendirmediğini, ödemeler düzenli yapıldığı sürede çok hızlı bir şekilde inşaat ilerlediğini, ancak eylül ayına girilmesiyle beraber karşı taraf işverenin ödemelerini eksik yapmaya başladığını, aslında karşı tarafın ödemenin eksik bakiyesini tamamlayana kadar müvekkili şirketin inşaatı durdurması gerekirken,
aralarında daha önceden var olan tanışıklığa binaen ödemeler konusunda kendisine destek olunduğunu ve daha sonra mahsuplaşmak üzere şirketin kendi kasasından taşeron firmalara ödemeleri gerçekleştirilerek inşaata devam edildiğini, lakin karşı taraf her yeni avans ödemesinde daha da içeri girerek,
neredeyse ödemelerin yarısını yapabilir hale geldiğini, bu nedenle taşeronların ödemeleri zar zor yapılabildiğinden inşaatın yavaşladığını, 10.07.2021 tarihli Yapı Müteahhitliği Sözleşmesi'nin 8. Maddesinin (d) fıkrasında da düzenlendiği üzere hak ediş bedellerinin, zamanında ödenmemesi ve mal sahibinden kaynaklanan gecikmelerden müvekkili şirketin sorumlu olmayacağının açık olduğunu, dilekçelerinin açıklamalar kısmının 3.maddesinde yapılması gereken ödemeler ve yapılan ödemeler üzerinden bir tablo oluşturularak,
karşı tarafın ödemelerdeki temerrütünü ve avans ödemelerinden uğradıkları 23.078,92 TL zarar miktarını açıkladıklarını, tabloda gösterilen avans ödemelerinden doğan zararları olup proje bedelinden ve beklenen kardan yoksun kalındığı için oluşan müspet zararlarının hariç olduğunu, süreç bu şekilde giderse müvekkili şirketin zararının artan bir ivmeyle gideceğinin öngörülmesi üzerine karşı taraf ile görüşülerek düzenli ödeme yapması talep edildiğini, müvekkilin bu talebi karşılığını asılsız, hukuki dayanağı olmayan iddialar olarak aldığını, davacı-karşı davalının fesih tarihine kadar oluşan zararlarını dahi ödemekten imtina ettiğini,
önce betonun eksik döküldüğünü iddia ettiğini, yapılan ölçüm sonucu eksiklik çıkmayınca ...... 'un ustanın elini öperek 'helallik' istediğini, bu ve bunun gibi bir çok iddiasının aksi defalarca kendisine kanıtlandığını, işin müvekkili şirket açısından devam edilemez hale geldiğini, sonrasında karşı tarafın kendisinin zaten "İç dekorasyon, konut renovasyonu ve duvar kağıdı ithalatı ve uygulama işleri" yaptığını, kalan kısmı kendisinin tamamlayacağını söylediğini, bunun sebebinin ise sözleşme gereği gibi ifa edilse idi müvekkilinin 100.000 TL civarında daha kar elde edeceğinin hesaplandığını, bu meblağı karşı tarafın cebinde tutmak istediğini,
müvekkili şirketin ise işe devam etmesinin engellenerek hem bu kardan olduğunu, hem de 1 yıllık anlaşmaları olduğu için bu süreçte geri çevrilen bir çok işten ve potansiyel karlarından olduğunu, işin müvekkili şirket açısından, karşı tarafın tacizleri ve ödemede temerrüte düşmesi sebebiyle yürütülemez bir hal aldığı için tarafların görüştüğünü ve karşılıklı olarak sözleşmeyi feshettiğini, ancak fesih tarihine kadar yapılan işlere karşılık oluşan ve tamamlamayı taahhüt ettiği 38.078,92 TL (15.000 TL proje bedelinden ve 23.078,92 TL avans ödemelerinden eksik kalan) ödemeyi karşı tarafın yapmadığını,
bunun üzerine zararlarını karşılamamasına rağmen hali hazırda zilyedi bulundukları çatı bağlantı aparatları üzerinde hapis haklarını kullandıklarını, bu malzemelerin herhangi bir yerde kullanılmamış olup zararlarının giderilmesine müteakip verilebileceğini, bütün bu olaylardan sonra karşı taraf inşaatı kendisi tamamlayamadığını, yapım işinin altından kalkamadığı için yeni bir şirketle anlaştığını, şimdi de mesleki yetkinliği olmadığı bir konuda, gereksiz bir özgüvenle hareket ederek aldığı kararların neticesinde, kendisini tatmin etmeyen sonuçlar ortaya çıktığı için, bu durumdan müvekkili şirketi sorumlu tutmaya çalıştığını,
özetle davacı-karşı davalı ........'un kendisinin yıllardır ticaret yaptığını, bu işlerin kurdu olduğunu, sektörde yeni gördüğü müvekkili şirket ortaklarını parmağında oynatacağını, ne isterse yapabileceğini, süreçte eksi bakiyede giderek ipleri elinde tutacağını canı isterse kime ve neye göre zarar olduğu belli olmayan ama kendisinin zarar olarak nitelendirdiği hususları müvekkili şirketten çıkararak inşaatın büyük bir bölümünü neredeyse bedavaya getirebileceğini düşündüğünü, ancak hesaba katmadığı kısmın müvekkili şirketin neredeyse 40 yıllık bir şirket olup, kuruluşundan bu yana arkasında büyük bir tecrübe barındırdığını,
şirket ortaklarının ülkemizdeki bir çok müteahhitin aksine, mesleki yetkinliğe sahip inşaat mühendisi ve mimarlar olduğunu, daha önce Türkiye'nin önde gelen şirketlerinde çalıştığını ve işini layıkıyla yapan iş insanları olduğunu, karşı tarafın bu durumu gururuna yediremeyerek önce müvekkili şirket yüklenicinin açıklarını bulmak için Ezine Sulh Hukuk Mahkemesinde tespit yaptırdığını, kendi aldırdıkları raporun müvekkili şirket lehine gelerek yapılan imalatlarda bir kalem eksikliği dahi bulunamadığını, bu kez de karşı tarafın kendi aldırdıkları tespit raporuna dayalı bir dava açmayarak huzurda görülen davayı açtığını,
buraya da özel bir bilirkişiden ısmarlama bir rapor sunduklarını, açıklamalarının daha iyi anlaşılabilmesi için dilekçemiz, dava dilekçesindeki aynı numaralarla paragraflara ayrıldığını, böylece iddia ve savunmalarının madde madde karşılıklı olarak takip edilebileceğini, davacı-karşı davalı genel ifadelerle dosyayı bulandırarak konuyu şeffaflıktan uzak bir zeminine çekmek istediğini, konuları anlaşılamaz kılarak bu muğlaklıktan suni bir mağduriyet yaratmaya çalıştıklarını, oysa ki taraflarının sürecin başından itibaren şeffaflıktan yana olduğunu, davacının emekli bir iş insanı olmadığını, aktif ticaret hayatı devam eden bir tacir olduğunu,
...... vergi numaralı,..... sicil numaralı ........ Ürünler San. Ltd.
Şti şirketinin temsile yetkili %50 ortağı (EK-2) ve aynı zamanda ........ vergi numaralı, ........ sicil numaralı Emlak Danışmanlık ve Komisyonculuk Şirketinin sahibi olup, halen daha aktif olarak çalıştığını, gelir elde ettiği iş kollarından birinin " Emlak Danışmanlık ve Komisyonculuk" işi olduğunu, bu şirket üzerinden al-sat, yap-sat işleri de yürüttüğünü, karşı taraf bu inşaata başlarken taşınmazı yaptırma gerekçesini daha sonrasında satmak olarak bildirdiğini, dolayısıyla taraflar arasındaki uyuşmazlığın iki tarafında ticari işletmesini ilgilendirdiğinden ticari bir uyuşmazlık olup, görevli mahkemenin Ticaret Mahkemesi olduğunu,
taraflar aralarında yapılan sözleşmeye yetki maddesi koyduğunu, sözleşmeden de açıkça anlaşılacağı üzere yetkili mahkemenin Küçükçekmece Adliyesi Mahkemeleri olduğunu, mahkememizin hem görevsiz hem de yetkisiz olduğunu, proje bedelinin eksik ödendiğini, 16.06.2021 tarihinde taraflar arasında proje bedeli hususunda karşılıklı anlaşıldığını, karşı tarafca aynı tarihte taraflarına 50.000 TL ödendiği iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, bu şekilde ödeneceğine mutabık kalınsa da bu anlaşmaya uyulmayarak,
bedelin sözleşme tarihinde ödenmediğini, sözleşme tarihinden 3 ay sonra 15.09.2021 tarihinde şirkete yapım işleri için 45.000 TL ödenmiş olup bunun 15.000 TL sinin proje bedeline ilişkin ödendiğinin taraflar arasındaki ...... yazışmalarında görüldüğünü, projeye ilişkin son ödeme bedelinin ise 20.000 TL olup bu ödemenin 26.11.2021 tarihinde gerçekleştiğini, ödemeyi gösterir kaydın 2021 yılı hesap raporu muavin defterinin 5. sayfasında 703 03 02 no'lu ........ gelirler ilave hesabının içinde 26.11.2021 tarihinde ........'un inşaat için yaptığı ödemeler başlığında görülebileceğini, proje bedeli olarak başkaca bir ödeme yapılmadığını,
halen daha bu bakiyeden 15.000 TL alacaklarının bulunduğunu, karşı taraf 50.000.TL'lik proje bedelinin tamamının sözleşme gününde ödendiğini iddia ediyorsa, ispat yükünün kendilerinde olduğunu, "Yapı müteahhitliği sözleşmesi müvekkile imzalattırılmıştır." denerek mahkeme nezdinde ........'a zorla bir sözleşme imzalattırıldığı algısı yaratarak mahkemeyi yanıltmak amacı güdüldüğünü, tüm süreç boyunca periyotlar halinde tahakkuk yapılarak,
inşaatta imal edilen ve satın alınan tüm kalemleri gösteren ayrıntılı hesap raporlarının (nalbur, işçi yemek ve konaklama ücretleri, beton, inşaat demiri vb.) karşı tarafa gönderildiğini, kendisinin raporları onaylamasına müteakip, yeni avans bakiyesi sözleşmenin 4. maddesine dayanılarak açıkça belirtildiği üzere karşı taraftan talep edildiğini ve yeni avans alındığını, anlaşmalarının her yeni ay 100.000 TL ödeme alınacak şekilde olmadığını, her tahakkuk sonunda yeni avans alınacağı şeklinde anlaşıldığını, 4 - 5 ay içinde 800.000 TL alındı demekle hangi iddiasını ispatladığının anlaşılmadığını,
misal 4-5 ay içerisinde 10 kez tahakkuk yapılsaydı 1.000.000 TL'de alınabileceğini, sözleşmede buna aykırı bir durum olmamakla beraber aksine sözleşmenin özünün bunu gerektirdiğini, kaldı ki ödemelerin iddia edildiği gibi periyotlarda ve miktarlarda yapılmadığını, sözleşme tarihi olan 10.07.2021 tarihi ile 14.09.2021 tarihi arasında karşı tarafın sözleşmeye uygun şekilde tahakkuk tarihini müteakip ödemelerini yapmış olup bu tutarın 200.000.TL olduğunu, 14.09.2021 tarihinden sonra sözleşmede belirtilen ödeme periyotları geciktirilmeye başlandığını, Yapı Müteahhitliği sözleşmesine göre kasada olan bakiyesi sıfırlanınca,
karşı tarafın bakiyeyi tekrar 100.000 TL'ye tamamlaması gerektiğini, sıfırın altına hiç düşmemesi gerektiğini, örneğin karşı taraf bakiyede -52.540,16 TL'ye düştüğünde tahakkuk tarihi itibariyle müvekkili şirketin aslında 152.540,16 TL alacaklı olduğunu, bunun ödenmesi gerektiğini, ancak tabloda görüleceği gibi ödemelerin eksik yapıldığını, sözleşme tarihinin 10.07.2021 olup, fesih tarihinin 25.04.2022 olduğunu, anlaşılacağı üzere 1 yıllık sürede müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini, aksine iş sahibi ........ ödeme yapmakta zorlandığını söylediğinden,
kendisinin talebi üzerine 2022 Mart Ayı başında inşaatın durdurulduğunu, yaşanan gecikmelerin buna bağlı olduğunu, buna rağmen müvekkili şirketin yine de temerrüdü bulunmadığını, madde 98'e ve sözleşmeye uygun olarak inşaatın durdurulması gereken tarih 14.09.2021 olmasına rağmen, firmalarının iyi niyetli olarak işin tamamlanabilmesi için inşaata devam ettiğini ve bu sürenin kendilerinin çabaları ile 7 ay ötelendiğini, bunun sebebinin bir inşaat durduğu zaman tekrar başlaması,
aynı ekiplerin toparlanmasının çok daha ciddi uğraş gerektirdiğini ve daha büyük problemlere sebebiyet verdiğini, karşı tarafın bu hususta mağdur olmaması için ödeme yapmadığı aylarda, projenin finansmanı şirket kasasından takviye edilerek karşı tarafa yardımcı olunduğunu, inşaat'ın yüklenici müvekkili şirket tarafından imal edilen kısımlarının projeye uygun olduğunu, öncelikle fesih protokolünde projenin ruhsata uygun yapıldığını karşı tarafın zaten kabul ettiğini, huzurda görülen dava vuku bulmadan önce,
iddialarına dayanak oluşturması umuduyla karşı tarafın Ezine Sulh Hukuk Mahkemesinin ..... d.iş dosyasından bilirkişi raporu talep ettiğini, mahkemece aldırılan 12.09.2022 tarihli bilirkişi tespit kök raporunda fesih tarihine kadar taraflarınca yapılan imalatların projeye uygun ve tamamlanmış olduğunun tespit edildiğini, ayrıca taraflarında inşaatın fesih tarihindeki fotoğrafları ve videolarının olduğunu, bunun üzerine davacı-karşı davalının rapora itiraz etmiş olup, aynı mahkemece 02.12.2022 tarihli ek rapor alındığını, bu raporun da lehlerine sonuçlandığını ve taraflarınca yapılan uygulamalarda herhangi bir aykırılık tespit edilmediğini,
bu raporların karşı tarafın talebi üzerine alınmış ise de dosyaya sunmayarak, ısmarlama özel bir rapor sunduklarını, karşı tarafın dosyaya sunmaktan imtina ettiği tespit raporlarını dosyaya sunduklarını, daha önce delil tespiti yoluyla tespiti yapılmış konularla ilgili yeniden tespit istenemeyeceğini, ayrıca 31.01.2023 tarihinde, proje müellifi olan şirket ortağı .......'na ihtar çekilerek inşaatın projeye uygun şekilde bitirildiğini bu sebeple mimari projeyi imzalamasını talep ettiklerini ihtar ettiklerini, karşı tarafın ihtarı ve dava dilekçesindeki beyanlarının çelişkili olduğunu, ........ ihtarında,
müvekkili şirketin imalatlarının projeye ve teknik çizimlere uygun olarak tamamladığını kabul ettiğini, dolayısıyla yapının projeye uygun ilerletilmediği iddiasına dayanmasının abesle iştigal olduğunu, karşı tarafın inşaatın tüm süreçlerinde bizatihi olarak bulunduğunu, denetlediğini ve yapımlarının onayladığını, inşaat sahasında bir çok defa bulunduğunu gösterir fotoğrafların dosyaya sunulacağını, çam kereste kullanılmadan herhangi bir betonarme imalatın yapılmasının mümkün olmadığını, nalbur giderlerinin tamamının faturalı olup dosyaya sunulacağını, nalbur giderleri içerisinde kum, çimento, izolasyon malzemeleri (strafor, drenaj levhası,
sürme su izolasyonu vb.) tuğla, gaz beton, mıcır, drenaj borusu, dolgu toprağının en büyük gider kalemleri olduğunu, bunun haricinde çivi, vida, tel, çırpı ipi, epoksi ve benzeri yapı kimyasalları vb. gibi görece daha küçük malzemelerinde nalburdan alındığını, bilirkişi incelemesinde bu hususların ortaya çıkacağını, diğer projelerinin tamamıının müvekkili şirketin kendi malzemeleri ve bütçesi kullanılarak yapıldığını, müvekkili şirkete ait Çanakkale İli, Ezine İlçesi, ......
Mahallesi, ......
Sok. ...... ada ..... parsel'de bulunan ''.......'' isimli bir proje daha olduğunu, karşı tarafla müvekkili şirket arasında iş devam ederken başka iş yapılamaz gibi bir anlaşma mevcut olmadığını, buna engel bir durum bulunmadığını, kaldı ki ...... projesinin yapı ruhsat onay tarihinin 31.03.2022 olduğunu, zaten davaya konu taşınmaz ile ilgili işlerin 2022 senesinin mart başında durdurulduğunu, müvekkili şirketin yaklaşık 40 yıllık bir inşaat firması olup, bu gibi küçük hesaplara ihtiyacı olmadığını, bir çok asılsız iddiada bulunularak müvekkili şirketin itibarını zedelememeye çalışıldığını,
eğer başka projelerde karşı tarafın inşaatına ait malzemelerin kullanıldığını iddia ediyorlarsa bu iddianın ispata muhtaç olduğunu, ancak bu hususa ilişkin bir delil dosyaya sunamadıklarını, fesih nedenleri taraflarından değil öncelikli olarak karşı tarafın ödemede temerrüde düşmesinden kaynaklı olduğunu, müvekkili şirket kusurundan kaynaklanan bir zararın bulunmadığını, çatı bağlantı aparatları üzerinde hapis haklarının kullanıldığını, fesihten sonra beklenildiğini ancak uzun bir süre ödeme alınamayınca taraflarınca ihtiyari arabuluculuğa başvurularak resmi yolla temrrüte düşürüldüğünü,
arabuluculuk süreci anlaşmama ile sonuçlanınca 08/07/2022 tarihli ihtarları iye borcunu ödemesi talep ederek, ödemeyi yapmadığından gerekçeyle hali hazırda zilyedi bulundukları ve borca konu çatı bağlantı aparatları üzerinde hapis hakkımızı kullandıklarını kendilerine ihtar ettiklerine, 10.02.2022 tarihli muavin defterinde, 2-5 numaralı sayfasında ".....
Demir Sanayi Ticaret" başlıklı hesap raporunda değerinin görüldüğünü, hapis haklarından sonra dahi avans bakiyesinden halen daha 9.578,91.TL'lik alacak bakiyesi bulunduğunu, ortada bir sebepsiz zenginleşme ve haksız fiil bulunmadığını, yapı müteahhitliği sözleşmesinin "maliyet artı kâr sözleşmesi" olduğunu, davacı-karşı davalının müvekkili şirkete fesih tarihi olan 25.04.2022'den beri dava açacağını söyleyerek,
bununla şirket ortaklarını tehdit ettiğini sanarak şirketten defalarca para talep ettiğini, önce 60.000 TL sonra 100.000 TL istediğini, sonuç olarak ........'ün müvekkili şirketi 138.078,98 TL civarında (net tutar bilirkişi incelemesi neticesinde bulunacaktır) zarara uğrattığını, fazlaya ilişkin hakları ile dava açma hakları saklı kalmak üzere hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz asıl davanın reddine, bilirkişi incelemesiyle asıl alacakları hesaplandıktan sonra ıslah edilmek üzere şimdilik 10.000TL üzerinden karşı davalarının kabulüne,
yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ettiklerini belirtmiştir.
Davacı-karşı davalı dosyaya sunmuş olduğu 18/03/2024 havale tarihli dilekçesinde, açmış oldukları asıl davadan feragat ettiğini, karşı dava yönünden herhangi bir yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi olmadığını, bu yönde karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili dosyaya sunduğu 18/03/2024 tarihli dilekçesi ile asıl davada dosyanın davacının feragat beyanı doğrultusunda karara bağlanmasını, davacı-karşı davalıdan herhangi bir yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi olmadıklarını, karşı dava yönünden davadan feragat ettiklerini beyan etmiştir.
Davadan feragat, davaya son veren taraf işlemlerinden olup, davacının yada vekilinin mahkemeye hitaben yaptığı tek taraflı bir irade beyanı ile olur ve tamamlanır. Feragatin geçerliliği için mahkemeye veya davalı tarafından kabul edilmesine gerek yoktur. 6100 sayılı HMK 311 maddesi uyarınca feragat karşı tarafın kabulüne gerek olmaksızın kesin hükmün hukuksal sonuçlarını doğurur.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, asıl ve karşı dava yönünden tarafların mahkememize vermiş olduğu 18/03/2024 tarihli dilekçesi ile açmış olduğu davadan feragat ettikleri anlaşıldığından feragat nedeniyle davanın reddine, karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/1031, K. 2024/314, 19 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama