KÜNYE
T.C. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığı
- Esas No
- 2018/1682
- Karar No
- 2019/1158
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2019
- Esas no
- 2018
- Karar no
- 2019
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ... -
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- ...
- Vekili
- Av. ... -
- Dava
- Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 10/12/2018
Karar Metni
854 kelime·4 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülen davanın açık yargılamasında,
DAVACININ TALEBİ
Davacı taraf dava dilekçesinde, davacının davalı ile eser sözleşmesi niteliğinde bir alt yüklenicilik sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşme gereğince tüm edimlerini yerine getirdiğini, inşaatta üzerine düşen imalatı tamamladığını, bu imalattan dolayı toplam 2.661.385,00 TL alacaklı olduğunu ancak davalı şirketin ekonomik güçlüğe düştüğünü, borca batık hale geldiğini, alacaklarını tahsil edemediklerini, Türk Medeni Kanunun 893.maddesi gereğince inşaatçı ipoteği tesis edilebilmesi için alacağın mahkeme kararıyla kesinleşmesi gerektiğini ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, ileriki aşamada talebini ıslah ederek davalıdan istediği miktarı 2.661.385,00 TL'ye yükseltmiştir.
DAVALININ CEVABI
Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.
DELİLLER ve GEREKÇE: Derdest dava eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasıdır. Kural olarak ispat külfeti davacı taraf üzerindedir. Somut olayın özelliğine göre davacı taraf, davalının müteahhitliğini yaptığı bir inşaat işinde taşeron olarak çalıştığını ileri sürdüğüne göre hem eser sözleşmesini hem de yüküm altına girdiği eseri sözleşmesine uygun biçimde yapıp teslim ettiğini ispat etmelidir.
Davalı taraf davaya cevap vermemiş olduğundan münkir konumundadır. Davalının davayı inkar etmesi sebebiyle davacı tarafın ispat külfeti sürmektedir. Buna karşılık ön inceleme oturumuna katılan davalı vekili, taraflar arasındaki alt yüklenicilik sözleşmesini ikrar etmiş ve bahse geçen borç ilişkisinin doğru olduğunu, davalının ekonomik darboğaza girmesi sebebiyle gerekli ödemeleri yapamadığını, miktar açısından davayı kabul ettiklerini bildirmiştir.
Bu beyan davayı kabul anlamındadır ve davayı sonlandıran bir taraf işlemidir. Ancak davalı vekilinin vekaletinde davayı kabul yetkisinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Davalı vekili bu kez bu yetkiyi de içeren yeni bir vekalet sunarak davayı kabul beyan ve iradesini tekrar etmiştir. Davalının beyanı karşısında Mahkememizce araştırılacak başka bir yön kalmamıştır. Zorunlu biçimde davanın kabulü gerekir.
Davacı tarafın dava dilekçesinde açıkça beyan ettiği üzere eldeki davanın amacı nizalı bir alacağın tahsili için hüküm elde etmeye yönelik değildir. Alacağın varlığı ve miktarı konusunda taraflar arasında bir ihtilaf yoktur. Davacının temel amacı, alt yüklenici sıfatıyla inşa ettiği yapının üzerinde bulunduğu taşınmaz üzerinde T. M. K. m: 893/3 hükmü gereğince inşaatçı ipoteği tesis etmektir. Rizai biçimde ipotek tesis edilmediğinden mahkemeden hükmen tescil talep etmesi zorunludur ki bu davada imal ettiği inşaat bedeli konusunda ikrara veya mahkeme kararına ihtiyacı vardır. İşte eldeki dava bu ihtiyacı karşılamak üzere açılmıştır.
Nitekim davaya müdahale talep eden ve kendilerini ilgilendirdiği için feri müdahil olarak davaya kabul edilen arsa sahiplerinin savunması da bu yöndedir. Kendileri hasım gösterilmeden danışıklı biçimde açılan bir dava ile sonuca varılamayacağı ileri sürülmüştür. Ne var ki mahkememizde ipotek tesisine ilişkin bir dava yoktur. İpotek tesisi talepli dava asliye hukuk mahkemesinde görülmektedir. Bu dava anılan davaya delil olsun ve ipotek miktarı belli olsun diye açılmıştır.
Davanın tarafları arasındaki akdi ilişkiye bağlı olarak açılan davada, bu davadan dolaylı biçimde etkilenecek kişilerin beyanları sonuca etkili olmayacaktır. Daha açık bir ifade ile inşaatçı ipoteği tesisi için açılan davada yüklenici ve taşeron arasındaki alacak davasında verilen beyan ve ifade etkili olmaz. Alt yüklenicinin yükleniciye karşı açtığı davanın kabul edilmesi iş (arsa) sahibi yönünden kesin hüküm teşkil etmez.
Zira asliye hukuk mahkemesinde görülen veya görülecek olan davada sadece belli bir bedeli olan eserin inşa edildiğinin yahut inşa edilen kısmın bedelinin ne kadar olduğunun ispatı yeterli değildir.
İnşaatçı ipoteği tesis ettirmek isteyen taraf sözleşmeye göre müteahhit ve iş sahibi arasındaki paylaşımı, bu güne kadar yapılan ödemeleri, ödeme yerine geçmek üzere ne kadar bağımsız bölüm tapusunun müteahhide devredildiğini, devredilen bağımsız bölümlerin borcun ne kadarını karşıladığını, yapılan imalatın toplam bedeline göre daha ne kadar alacaklı olduğunu, hala devri gereken bağımsız bölüm bulunup bulunmadığını, bağımsız bölüm devri mümkün değilse bakiye alacak miktarını ispat ederek, sadece bu miktarla sınırlı biçimde ipotek tesisini isteyebilir.
Aksi halde arsa sahibinin müteahhidin taşerona karşı tüm edimleri için kefil olması gibi bir durum doğar ki, bu hukuken kabul edilemez. Arsa sahibi ile davacı alt yüklenici arasında bir akdi ilişki yoktur. Alt yüklenici sadece yüklenicinin arsa sahibinden alacaklı olduğu miktarla sınırlı biçimde sorumlu olmalıdır. Aksi halde kanun koyucunun iradesinin dışında bir uygulama ile, arsa sahibini inşaatta çalışan herkese karşı sorumlu tutacak bir sonuca ulaşılır.
Yukarıda izah edildiği üzere eldeki davanın inşaatçı ipoteği tesisine ilişkin davadan bağımsız bir alacak davası olduğu gözetilerek, sadece tarafları arasında hüküm doğuracak şekilde karar verilmiştir. Fer’i müdahil tarafın davayı tavsifine itibar edilmemiş, arsa sahiplerinin hasım gösterilmesi gerektiği fikrine iştirak edilmemiştir.
Başkan ... · e-imzalıdır · Üye ... · e-imzalıdır · Üye ... · e-imzalıdır · Katip ... · e-imzalıdır
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/1682, K. 2019/1158, 6 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama