KÜNYE
T.C. Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/543
- Karar No
- 2025/412
- Karar tarihi
- 11 Nisan 2025
- Esas no
- —
- Karar no
- —
- Hakim
- —
- Katip
- —
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Vekili
- —
- Dava
- Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 13/05/2024
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
- Gereği düşünüldü
- —
Karar Metni
1.492 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili şirkete ait .....plakalı araç şirket çalışanı .....’in sevk ve idaresinde iken .....’a ait .....plakalı araç sürücüsü .....’ın takip mesafesini koruyamadığından müvekkil şirketin aracına arkadan çarpması sonucu .....tarihinde maddi hasarlı trafik kazası gerçekleştiğini, sunulan kaza tespit tutanağından da anlaşılacağı üzere dava dışı davalı sigortalısı .....’a ait araç meydana gelen kazaya tam (%100) kusuru ile sebebiyet verdiğini, müvekkiline ait araçta kaza neticesinde gerçekleşen değer kaybı da ekonomik yönden maddi bir zarar kalemi oluşturduğundan sigorta şirketince bu zararın doğrudan tazmin edilmesi gerektiğini,
açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla (şimdilik 100,00 TL); davanın kabulüne, bilirkişi incelemesi sonucunda ortaya çıkacak olan araçta oluşan değer kaybının kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tazminine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini vekaleten talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; .....plakalı kazaya karışan araç müvekkil şirkete,.....- .....tarihleri arasında geçerli olmak üzere .....numaralı Karayolu Zorunlu Mali Mesuliyet Poliçesi ile sigortalı olduğunu, işbu poliçeden dolayı sorumluluğu sigortanın kusuru oranında olmak üzere, bedeni zararlarda şahıs başına azami 120.000,00-TL ile sınırlı olduğunu poliçeye müstenit müşterek müteselsil sorumluluğu poliçe limitiyle sınırlı olup, keza masraf ve vekâlet ücreti sorumluluğu da bu miktara isabet eden oranlarda olacağını, poliçe limiti maktuen ödenecek rakam olmadığını,
poliçe limitleri kapsamında araç hasarı tazminatı yönünden 9.000,00-TL ödeme yapıldığını, müvekkil şirketin sorumluluğundan bahsedebilmek için, öncelikle sigortalı araç sürücüsünün kusurunun ispat edilmesi gerekmektedir. bu suretle dosyanın kusur bilirkişisine verilmesine, davacı tarafından kaza tespit tutanağında yapılan kusur tespitine istinaden tazminat talebinde bulunulmuş ise de, taraflarınca kaza tespit tutanağında yapılan kusur tespitine itiraz edilmediğini bu kapsam itirazlar kapsamında tüm ceza evraklarının da temin edilerek kusur hususunda bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, sunulan nedenlerle;
müvekkil sigorta şirketi aleyhine ikame edilen işbu davanın reddine, masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, davalı sigorta şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi düzenlenen aracın sürücüsünün kusuruna dayalı meydana gelen çift taraflı trafik kazası nedeniyle davacının aracında meydana gelen hasara bağlı oluştuğu ileri sürülen değer kaybına ilişkin yapılan ödemenin yetersiz olduğundan bahisle bakiye değer kaybı istemine ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinde, .....plaka sayılı aracın davaya konu kazanın meydana geldiği tarihi de kapsar şekilde davalı sigorta şirketi tarafından sigortalandığı, poliçede araç başına maddi tazminat limitinin 120.000,00 TL olarak belirtildiği, dosya içeresinde yer alan araç sürücüleri tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağına göre .....tarihinde davaya konu kazanın meydana geldiği, dava açılmadan önce davacı tarafından davalı sigorta şirketine yapılan başvuru üzerine değer kaybına ilişkin herhangi bir ödeme yapılmadığı, dava açılmadan önce arabuculuk sürecinin görüşme sonucunda anlaşamama ile sonuçlandığı anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık;davaya konu kazanın meydana gelmesinde davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan aracın sürücüsünün kusurunun bulunup bulunmadığı, davaya konu kaza nedeniyle davacının aracında hasar oluşup oluşmadığı, oluştuğunun kabulü halinde davacının aracında değer kaybı meydana gelip gelmediği, gelmiş ise miktarı ile faiz türü ve başlangıcı etrafında toplandığı anlaşıldı.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.".
85/1 maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”.
85/son maddesinde ise, “İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler gereğince davalı sigorta şirketi, düzenlenen sigorta poliçesi ile sigortalı aracın sürücüsünün kusuru nedeniyle meydana gelen trafik kazalarında üçüncü kişilere verilen zararı, zararın türüne göre poliçede belirtilen teminat üst limiti ile üstlenmiştir.
Mahkememize sunulan .....tarihli trafik bilirkişi raporunda özetle; " .....Plakalı davalı taraf çekici sürücüsü .....; .....plakalı
davalı taraf çekici sürücüsü .....geri geri manevra yaptığı esnasında kazaya karıştığı ve
kazada 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 67. Maddesinde belirtilen Karayolları Trafik
Yönetmeliğinde açıklanan araçların manevralarına dair kurallardan Madde 137 ( Araç sürücülerinin;
…park etmiş araçlar arasından çıkarken, taşıt yolunun sağına veya soluna yanaşırken, şerit
değiştirirken, sağa, sola, geriye dönerken, geri giderken ve bunlara benzer hallerde; karayolunu
kullananlar için tehlike ve engel yaratmamaları ve manevraları sırasında sakıncalı bir durum
olmadığını gördükten sonra, karayolunu kullananlar için tehlike ve engel yaratmadan, iç ve dış
aynalardan ve gerekli hallerde sürücünün başını çevirip yola bakmak suretiyle ön , arka ve
yanlardaki trafik durumu kontrol ederek, yoluna devam etmesi gerekir iken tedbirsiz ve dikkatsiz
bir şekilde şehir içi araç ve yaya trafiğinin yoğun olduğu yolda, yoldan geçen araçlara geçiş kolaylığı
sağlayıp, güvenli durumun oluştuğuna emin olmadan geri manevra yaparak ayrıca Trafiği yoğun olan
yollarda kamyon, otobüs, çekici, römork veya yarı römorklu bir aracın geri manevrası,
sürücünün görüşüne açık alanda emniyetle sağlanamıyor ise, tehlikesizce geriye hareket
edebilmeleri ve uyarılmaları için bir gözcü bulundurmaları mecburidir) kuralarını uymayarak,
Trafik Kanunun 84. maddesinde yer alan asli kusurlardan (J) bendindeki Manevraları düzenleyen
genel şartlara uymama,” kurallarını ihlal ettiği yüzde yüz (% 100) kusurlu olduğu,
.....plakalı davacı taraf kamyonet sürücüsü .....; Sürücü .....’ın idaresindeki .....plakalı yarı römörklu çekici ile tedbirsiz ve dikkatsiz bir
şekilde geri geri manevra ile ilerlerken, .....sevk ve idaresindeki .....plakalı
kamyonete, park yerinden çıkmak için geri geri manevrasını tamamlamak üzereyken taşıt yoluna
tamamen çıktıktan sonra yola manevra ile yola katılacağı esnada, geri geri manevra yapan ve
gözcüsü olmayan çekicinin çarpmasına maruz kaldığı bu kazada .....plakalı kamyonet
sürücüsü .....kural ihlali ve kusurunun olmadığı,” mütalaa edilmiştir. Anılan rapordaki tespitlerin dosya kapsamı ile uyumlu olduğu kanaatine varılarak davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan .....plakalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurla olduğu, davacının anılan kazanın oluşumunda atfı kabil kusurunun olmadığı kabul edilmiştir.
Trafik kazası neticesinde oluşan değer kaybı "gerçek zarar" olduğundan, zarar TBK hükümlerince ve Yargıtay tarafından belirlenen ilkeler çerçevesinde belirlenmelidir.
Anayasa Mahkemesi’nin 17/7/2020 tarihli ve 2019/40 E., 2020/40 K. sayılı Kararı ile, 2918 Sayılı Yasanın 90. Maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresinin ve ikinci cümlesinde yer alan “…ve genel şartlarda…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması,
Anayasa Mahkemesi kararlarının, devam eden uyuşmazlıklar açısından uygulanacak olması karşısında, hesaplamanın ZMMS Genel Şartları ekindeki hesaplama yöntemine göre yapılamayacağından, bu nedenle öncelikle değer azalması veya değer kaybının belirlenmesinde dikkate alınması gereken ölçütler her olayın somut özelliğine göre değişebilecek ise de aracın markası, özellikleri ve model yılı, kullanım amacı, kullanım süresi, yıpranma payı, aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği (orijinal olup olmadığı) hususları değer kaybında göz önüne alınmalı,
aracın hasarsız hali ile onarıldıktan sonraki değer arasındaki fark bilirkişi tarafından değerlendirilerek, değer kaybı olup olmadığı belirlenmelidir.
Anılan ilkeler doğrultusunda makine mühendisi tarafından hazırlanan raporda özetle; " Dava konusu aracın hasar görmemiş halinin 920.000,00 TL bedel ile temin edilebileceği, aracın kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonra 890.000,00 TL bedel ile temin edilebileceği göz önünde bulundurulduğunda, aracın kaza tarihindeki hasar görmemiş haldeki 2. el piyasa değeri ile kazadan sonra onarılmış haldeki 2. el piyasa değeri arasındaki fark,
reel değer kaybı olarak kabul edilmiş olup dolaysıyla davaya konu kaza sonrasında yapılan onarım işlemlerinden kaynaklı olarak dava konusu .....plakalı araçta oluşan değer kaybı miktarının olay (kaza) tarihi itibariyle 30.000,00 TL(920.000,00 TL — 890.000,00 TL - 30.000,00 TL) olduğu" mütalaa edilmiştir. Anılan rapordaki tespitlerin dosya kapsamı ile uyumlu olduğu kanaatine varılarak davacının bakiye değer kaybı zararının 30.000,00 TL olduğu kabul edilmiştir.
Davalı sigorta şirketi, sigortalısının kusuru oranında tazminatla yükümlü olup, tespit edilen değer kaybının tamamının ödenmesinden sorumludur. Buna göre tüm dosya kapsamı ile dava değer artırım dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde; davacının talep edebileceği bakiye değer kaybı miktarının 30.000,00 TL olduğu kabul edilerek talep artırım dilekçesi ile artırılan miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip Hakim
Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/543, K. 2025/412, 11 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama