KÜNYE
T.C. İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2024
- Esas no
- 2023/415 Esas
- Karar no
- 2024/877
- Dava
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 18/06/2023
Karar Metni
1.723 kelime·9 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA/
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Taraflarınca ... 7. İcra Dairesinin...
E. Sayılı dosya numarası ile Yeminli Mali Müşavirlik Denetim Ve Tasdik Sözleşmesine istinaden düzenlenen faturaların ödenmemesinden dolayı ilamsız icra takibi başlatıldığını, takibin devamı sırasında borçlu tarafın 15/04/2023 tarihli dilekçesi ile borca itiraz ettiğini ve bunun sonucunda takibin durduğunu, taraflarınca dava şartı olan arabuluculuk sürecinin, İstanbul arabuluculuk bürosunun ... arabuluculuk numarası ile görüldüğünü, 22.05.2023 tarihli son tutanak ile anlaşamama şeklinde sonuçlandığını,
Gelinen aşamada borçlu/ davalı tarafın herhangi bir hukuki dayanağı olmayan ve haksız itirazları sebebiyle itirazının iptaline ve duran takibin devamına karar verilmesini işbu dava dilekçesi ile Sayın Mahkemenizden talep etme zarureti hasıl olduğunu, Haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazın iptali ile takibe devam edilmesinin gerektiğini, Müvekkili şirket olan ... ile davalı şirket arasında 2022 yılı hesap dönemi için 31.01.2022 tarihli Yeminli Mali Müşavirlik Denetim Ve Tasdik Sözleşmesi imzalandığını, Müvekkili şirketten davalı ...'nin denetim ve tasdik sözleşmesi kapsamındaki beklentilerinin müvekkili şirketçe karşılandığını,
Yeminli Mali Müşavirlerin Tasdik Edecekleri Belgelerin, Tasdik Konuları, Tasdike İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte belirlendiğini, Müvekkili şirketle tam tasdik sözleşmesi bulunan firmalar açısından da tam tasdik işlemi zorunlu olmayıp isteğe bağlı olarak yapıldığını, imzalandığını ve müvekkili tarafından şirketin vergi dairesine, Gelir İdaresi Başkanlığına ve ...
Yeminli Mali Müşavirler odasına da bildirimlerinin yapıldığını, müvekkili şirket tarafından hizmet sunulan dönemlerin mali sorumluluğunun da bulunduğunu, Yeminli Mali Müşavirler tarafından mükellefler ile imzalanan sözleşmeler internet vergi dairesi üzerinden Gelir İdaresi Başkanlığına, şirketin vergi dairesine ve Ankara Yeminli Mali Müşavirler Odasına bildirimi yapıldığını, bu kayıtların yine ilgili oda kayıtlarından dosyaya getirtilmesini talep ettiklerini,
1997 yılında yayınlanan 4 sıra No.lu Vergi Beyannamelerinin Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerce İmzalanması Hakkında Genel Tebliğ ile tüzel kişilerin verecekleri beyannameleri 3568 sayılı kanun kapsamında yetki almış meslek mensuplarına imzalatmaları gerektiğinin hüküm altına alındığını, Söz konusu tebliğ hükümlerine göre şirketlerin Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlere beyannamelerini imzalatmaları gerektiğini dileyen mükelleflerin Beyannamelerini SMMM’lere imzalatmak zorunda olanlar bir Yeminli Mali Müşavir ile tam tasdik sözleşmesi imzalayarak beyannamelerini bu usulle de verebileceklerini,
davaya konu şirket ile müvekkili şirketin tam tasdik sözleşmesi imzalamak suretiyle beyannamelerini bu yolla verdiklerini, dolayısıyla zorunlu bir hal olan beyanname verme sürecinden bilgi sahibi olunmaması diye bir durumun söz konusu olamayacağını, ayrıca bilgi sahibi olunmayan bir durumda müvekkili şirketin de mali sorumluluğunun göz önüne alındığı zaman bunu tek taraflı bir işlem gibi yapmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirkete yapılmış olan kısmi ödemelerinde sunulan hizmetin karşılıklı anlaşma sonucunda ortaya konulduğunu gösterdiğini, Müvekkili şirketin Ankara Yeminli Mali Müşavirler Odasına kayıtlı bir firma olduğunu,
Müvekkili şirket ile davaya konu şirket arasında imzalanmış sözleşmelerde yer alan tutarların Müvekkil şirket tarafından hizmet gelirinin elde edilmiş ve hizmetin sunulmuş olduğu dönemlerde aylık bazda fatura edilmiştir. müvekkili şirket tarafından ilgili şirkete aylık olarak düzenlenmiş olan faturalarda yer alan hizmet geliri ve faturada yer alan gelirin Katma Değer Vergisi ilgili ayda beyan edilmek suretiyle ödendiğini ve müvekkili şirketin ödemiş olduğu verginin bile tahsilini yapamadığını, İşbu hususta müvekkili şirketin her ay düzenli olarak davalı şirketin vergi denetimini ve tasdik işlemlerini yaptığını,
müvekkili şirketin davalıya düzenlemiş olduğu ocak 2022 tam tasdik bedeli 3.474,90-tl, şubat 2022 tam tasdik bedeli 3.474,90-tl, mart 2022 tam tasdik bedeli 3.474,90-tl, nisan 2022 tam tasdik bedeli 3.474,90-tl, mayıs 2022 tam tasdik bedeli 3.474,90-tl, haziran 2022 tam tasdik bedeli 3.474,90-tl, temmuz 2022 tam tasdik bedeli 3.474,90-tl, ağustos 2022 tam tasdik bedeli 3.474,90-tl, eylül 2022 tam tasdik bedeli 3.474,90-tl, ekim 2022 tam tasdik bedeli 3.474,90-tl, kasım 2022 tam tasdik bedeli 3.474,90-tl,
aralık 2022 tam tasdik bedeli 3.474,90-tl olmak üzere 2022 yılı hesap dönmeminde tüm faturaların düzenlenerek davalı şirkete gönderildiğini, İşbu faturaların icra dosyasına da sunulduğunu, Davalı şirketin hiçbir faturaya itiraz etmediğini, davalı şirketin borca itiraz ettiğini, söz konusu haksız ve hukuki herhangi bir dayanağı bulunmayan itiraz beyanlarını kabul etmelerinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin her ay davalı şirkete faturalarını düzenleyerek gönderdiğini, Müvekkili şirketin düzenlemiş olduğu faturalardan kaynaklı olarak davalı şirketin,
müvekkili şirkete yapmış olduğu ödemelerin muavin kayıtlarında gösterildiğini ve bu ödemeleri talep edilen tutarlardan düşüldüğünü, Bu ödemeler dışında müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, dava sonunda müvekkilinin, davalıdan alacağı miktarın sonuçsuz kalma ihtimali bulunduğundan, davalı adına kayıtlı bulunan araçların, taşınmazlar ile 3.kişilerde olan hak ve alacakları üzerine alacaklarını karşılar nitelikte ihtiyati haciz şerhi işlenmesini talep ettiklerini, Çeşitli hukuk dallarında da uygulama alanı bulan faturaya ilişkin TTK ve VUK’ta kanuni düzenlemelere yer verildiğini,
Yargıtay kararlarından da anlaşılacağı dosya kapsamı incelendiğinde yaklaşık ispat sağlanmış olduğundan ihtiyati haciz kararı verilmesinin gerektiğini, mahkememizce uygun görülecek teminat karşılığında davalının taşınmazları ve araçları üzerine ihtiyati haciz konulmasına, haklı davalarının kabulü ile Borçlu/ Davalı şirket tarafın ... 7. İcra Dairesinin ...
E. Sayılı Takip dosyasına yapılan itirazının iptaline, duran takibin devamına, borçlunun takip konusu borcu işlemiş ticari faiziyle ödemeye ve asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA/
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle. Davacının ihtiyati haciz talebinin mahkememizce kabul edilmesinin anlam ve işlerliğine açıkça aykırı olduğunu, Davacı tarafın ... 7. İcra Dairesi ...
Esas sayılı dosyası ile müvekkili kurum aleyhine haksız icra takibi başlattığını, Başlatılan haksız takibe karşı taraflarınca itirazda bulunulduğunu, davacı tarafın müvekkili kurumdan talep edebileceği herhangi bir hak ya da alacağının bulunmadığını, Ticari defterlerin incelenmesiyle birlikte bu durumun ortaya çıkacağını, İlgili icra takibinin 05.04.2023 tarihinde başlatıldığını ve taraflarınca17.04.2023 tarihinde itiraz ediltiğini, Huzurdaki davanın ise itirazları üzerinden yaklaşık iki ay sonra açıldığını, Tebligat işlemlerinin ise yaklaşık bir ay sürdüğünü,
Özetle üç aylık süre boyunca müvekkilinin taşınır ve taşınmaz varlıklarında herhangi bir değişim olmadığını, banka hesaplarında ise rutin giriş çıkışlar dışında olumsuz bir hareketlilik olmadığını, Müvekkili kurumun mevcut mal varlığının ise dava konusu tutarın oldukça üzerinde olduğunu, Dolayısıyla yargılama sonunda davanın kabulü ihtimalinde dahi davacı alacağını müvekkili kurumdan tahsil edebileceğini, davacının icra takibini başlatırken ihtiyati haciz başvurusunda bulunmadığını, bu hususun davacının iddialarının gerçeğe aykırı olduğunun ve dürüstlük kurallarıyla bağdaşmadığının en açık göstergesi olduğunu,
müvekkilinin mevcut mal varlığı aktifi takip tarihine göre artış gösterdiğini, İlgili kurumlardan celp edilecek kayıtlardan açıkça görüleceğini, verilen ihtiyati haciz kararının davacının alacağının olduğunun yaklaşık ispatla dahi ispat edemediğini ve somutlaştıramadığını, davacının müvekkili şirketten alacağının olup olmadığının ancak ve ancak yargılama sonucu ortaya çıkacağını, Bu halde ihtiyati haciz kararı için kanuni şartların gerçekleşmediğini, Bu nedenle ilgili kararın kaldırılmasının gerektiğini, Davacı tarafın ihtiyati haciz dilekçesinde müvekkili şirketin mal kaçırma ihtimali olduğundan bahsettiğini,
Müvekkili kurumun uzun süredir ulusal ve uluslararası alanlarda faaliyette bulunan bir şirket olduğunu, tüm bu unsurların davacı tarafın dürüstlük kuralına aykırı tutumları ile birlikte değerlendirildiğinde müvekkili şirketin mal kaçırma hazırlığında olduğu yönündeki iddianın asılsız olduğunun ortaya çıkacağını, müvekkili şirketin mal kaçırma, mallarını gizleme gibi bir çalışma içerisinde olmadığı da dikkate alındığında ihtiyati haciz kararı şartı olarak gerçekleşmediğinin açıkça ortada olduğunu, kararın kaldırılmasının gerektiğini,
davacı tarafından takibe ve huzurdaki davaya konu edilen 31.01.2022 tarihli Yeminli Mali Müşavirlik Denetim ve Tasdik Sözleşmesi'ne ve sözleşmede mevcut imzaya açıkça itiraz ettiklerini,.
İmzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, mahkemece gerek görülmesi halinde imza incelemesine de hazır olunduğunu belirttiklerini, sözleşmenin aslının dosyaya ibraz edilmesinin gerektiğini, sözleşmedeki bedeli kabul etmemekle birlikte söz konusu bedelin doldurma olduğunu, birçok çelişki içerdiğini, gerçeği yansıtmadığını, ...
7. İcra Dairesi ...Esas sayılı dosyasına ve davaya konu edilen sözleşmenin bedelinin 35.338,00 TL olarak belirlendiğini, davacı tarafın takip talebinde takibe dayanak olarak belirttiği sözleşmenin bedelinin 41.698,00 TL olarak belirlediğini, Sözleşmedeki bedele göre aylık ücretin 2.944,83 TL iken takipte istenen tutarın 3.474,83 TL olduğunu. davacı tarafça aylık tam tasdik bedelinin 3.474,90 TL olduğu ve buna göre faturalama yapıldığı beyan edildiğini, bu durumun davacının iddia ve taleplerinin haksız ve mesnetsiz olduğunun en açık göstergesi olduğunu,
alacağı hakkında müvekkili kurum ile yazılı veya sözlü bir şekilde iletişime geçmeyen davacı şirketin, tasdik ücretlerini uzun süre almadan hizmet vermesinin beklenemeyeceğini, Alacağını tahsil etmek amacıyla müvekkili kurum ile hiçbir surette iletişime geçilmediğini, davacı tarafın icra inkar tazminatı taleplerinin yerinde olmadığını, reddinin gerektiğini, Tüm bu nedenlerle, İhtiyati haciz kararının kaldırılmasına, davacının hiçbir hukuki dayanağı bulunmayan ve haksız kazanç elde etme çabasıyla açılmış olan davasının esastan reddine, davacı taraf aleyhine %20 kötüniyet tazminatı hükmedilmesine,
Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde,
Dava, İİK m.67 kapsamında itirazın iptali davasıdır.
Davacı vekili tarafından sunulan 06/09/2024 tarihli dilekçesi ile tarafların sulh olduğundan müvekkili şirket yetkilisinin iradesi doğrultusunda feragat ettiklerini, feragat nedeniyle dosyada şu aşamadan sonra işlem yapılmamasına ve dosyada kullanılmayan gider avansının hesaplarına gönderilmesini, feragat beyanları doğrultusunda karar verilmesini, taraflarının ve vekalet ücreti talebi bulunmadığını, sulh protokolü doğrultusunda davalı şirket vekiline de vekalet ücretine karar verilmemesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili tarafından sunulan 09/09/2024 tarihli dilekçe ile davacının davadan feragat ettiğini, bu itibarla davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesini, müvekkili şirketin yetkilisinin iradesi ve 06/09/2024 tarihli sulh protokolü doğrultusunda tarafların lehine vekalet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmemesini talep etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun feragate ilişkin 307 ve devamındaki maddelerine göre; feragat, davacının, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmaksızın talep sonucundan kayıtsız-şartsız vazgeçmesidir. Hükmün kesinleşmesine kadar yapılabilen feragat, kesin hüküm gibi sonuç doğurur. Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir.
Yukarıda yazılı yasal düzenlemeye göre; davanın tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikteki davalardan olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin davadan feragat etmesi nedeniyle davanın feragat nedeniyle reddine, davacının yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi olmadığından tarafların vekalet ücreti talebi bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/415, K. 2024/877, 26 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama