KÜNYE
T.C. İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2024
- Esas no
- 2023/179 Esas
- Karar no
- 2024/217
- Dava
- Fikir Ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli
- Dava tarihi
- 31/08/2023
Karar Metni
1.818 kelime·9 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı dava dilekçesinde özetle; Kendisine ait ... isimli televizyon program formatı için ... yapım şirketini TV kanallarına pazarlanması için yetkilendirdiğini, davalıya 12/08/2020 tarihinde bu hususta mail gönderildiğini 21 ağustosta bu program formatının yapılmayacağının davalı tarafça ... Yapım şirketine bildirildiğini, ancak bir yıl sonra 30/08/2021 tarihinde ... de ... adıyla eşlere yemek yarışmasının yayınlanmaya başladığını söz konusu programın kendi formatı olduğunu bu nedenle FSEK 68 ve FSEK 70 çerçevesinde maddi tazminat talebinde bulunmuştur.
SAVUNMA
Davalı vekili esasa ilişkin beyanlarında özetle. Davacının pazarlama yetkisini dava dışı ...
Şirketi'ne verdiği davaya konu formatın, davalı şirkete ilk kez 12 Ağustos 2020 tarihinde teklif edildiğini, ilk kez 30/08/2021 tarihinde davalıya ait "..." logolu televizyon kanalında yayın hayatına başlayan "..." isimli formatın ise yaratıcısı ve geliştiricisi ... tarafından davalı şirkete ilk kez 24 Haziran 2017 tarihinde davalı şirket bünyesinde istihdam edilen ...'e gönderilen mail ile teklif edildiğini, bir formatın esas unsurlarının özgünlük ve yayın akışındaki detaylar olduğunu, eşlerin tek başına mutfakta yemek yapması fikrini, FSEK kapsamında eser vasfında olmayıp tek başına koruyuculuğa sahip olmadığını,
davacıya ait program formatı ile davalı şirketin kanalında yayınlanan programın gerek içerik gerekse dekor ve tasarım itibariyle birbirinden farklı olduğunu, benzerlik hususlarının herkesçe bilinen, kimsenin tekeline verilmeyecek hususlar olmakla davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyan etmiştir.
Bilirkişiler ... ve ... 08/08/2024 tarihli bilirkişi raporlarında.
Dava konusu uyuşmazlıkta davacıya ait program formatı ile davalıya ait program arasında haksız rekabetin söz konusu olup olmadığının da irdelenmesi gerektiği, Zira eser vasfını haiz olmasa dahi davacının sahibi olduğunu iddia ettiği program formatının aynen veya benzerinin kullanılması da haksız rekabet teşkil edebileceği, Davacıya ait program formatı ile davalıya ait televizyon programı arasında benzerlik, aynılık, haksız rekabetin olup olmadığı dosyada belgeler üzerinde yapılan inceleme ile değerlendirildiği,
Haksız rekabet, TTK m.54 vd. maddelerinde düzenlenmiş olup, dürüstlük kuralına aykırı olarak ekonomik düzeni bozan, ekonomik düzenin aktörleri aleyhine sonuçlar doğuran hareket ve fiillerin tümünü ifade ettiği, Haksız rekabet hukuku da haksız fiilin bir türü olarak, haksız rekabet faili ile mağduru arasında dürüstlük kuralına uyma şeklinde hukuk düzeni tarafından tahmil edilen vazifeye muhalefet sebebiyle doğan bir zararı veya zarar tehlikesini bertaraf etmeyi amaçlayan hukuki bir kurum olduğu.
Haksız rekabette korunan hak herkese karşı ileri sürülebilen mutlak bir hak olup bu hakkın mutlaka ticari bir işletme ile ilgili olmasına ve tarafların rakip olmasına da gerek olmadığı.
Türk Ticaret Kanunu m.55/1-a bendinin 4 nolu alt bendine göre, “başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırlmaya müsait önlemler almak” haksız rekabet teşkil edeceği, Bu hüküm bir haksız rekabet hali olan karıştırılmayı başka bir deyişle iltbası düzenlediği, ticari alandaki faaliyetlerde, şeyler arasında bir benzerliği veya karışımı ifade etmekte olup, satın alınan iki mal arasında veya kullanılan iki unvan arasında veya iş mahsullerinde birbirinden ayrılmayacak derecede benzerliğe istinat ettirilmesi olduğu, Bu bent kapsamında haksız rekabetin söz konusu olabilmesi için şu unsurların varlığı gerek olduğu.
Sonuçlarından yararlanarak daha iyisini gerçekleştirmek ve rekabete katılmak hakkını haiz olduğu, Ancak, dürüstlük kurallarının ihlal edildiği noktada koruma başayacağı, Haksız rekabet hukukunun konusu, dürüstlük ilkesine aykırı ticaret yönetim ve uygulamalarına karşı işletmesel çabayı, birikimi ve yatırımı kapsayan emeğin korunması olduğu, Davacı formatı ile davalı programı karşılaştırmalı olarak incelendiğinde;
davacı formatında Program her gün farklı bir konsept ve formatta alanında uzman kişilerle halkı ilgilendirecek konular işlenirken çiftlere yemek yaptırılıp o gün kazanan çifte hediye verilmekte, programa astrolog konuk olup sorulara cevap vermek, Davalı programında ise her hafta beş farklı eş veya çift ya da kayınvalideler mutfakta yarışmakta kazanana ödül olarak çeyrek altın hediye edildiği, Davacı formatında sunucu İçin tekli bir koltuk, konuklar için ... biçiminde bir koltuk ve sehpa, dev ekran, orkestra bölümü ve dekoru eskiyi andıran bir mutfak bulunduğu,
Davalı programında ise günümüz ölçülerinde şık dekore edilmiş mutfaklar ile şömine etrafında koltuklu alanlar ve tadım masası öngörüldüğü, Bu çerçevede dava konusu program yemek yarışma programı olup, bu tür programlar bir çok kişi tarafından yapılmakta ve genellikle aynı özellikleri taşımakta ve harc-ı alem nitelik arz ettiği, Bu nedenle davacı programı ile davalı programı arasında farklılık söz konusu olduğu gibi temel benzerliğin yemek programı, yarışma, konsepti olduğu,
yukarıda belirtilen benzerliklerin ise harcıalem nitelik arz eden ve yarışma programlarda sıkça kullanılan benzerlikler olması nedeniyle ortada haksız rekabet teşkil eden bir eylemin bulunmadığı kanaati hasıl olmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava konusu uyuşmalık; Davacı tarafın hazırlamış olduğu program formatının izinsiz bir şekilde davalı tarafça kullanılması iddiasından kaynaklı olarak FSEK 68. Madde kapsamında şimdilik 420 TL'nin davalıdan olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile tahsili ile FSEK 70/3 maddesi kapsamında tüm yayın günlerinin kazancının hesaplanarak % 50'sinin davalıdan olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile tahsili ile haksız fiilin bir yayın kuruluşu tarafından yapılması sebebi ile hükmün ... televizyonu tarafından yayınlanmasına ilişkindir.
Fikir ve sanat eserleri hukukunun en önemli kavramı eserdir. Bir fikrî çalışmanın, fikir ürününün korunabilmesi için, onun teknik anlamda eser niteliğini taşıması gerekir. Hangi fikir ürünlerinin eser olarak kabul edileceği FSEK’e göre belirlenir. FSEK’nin 1. maddesinde eser; “sahibinin hususiyetini taşıyan ve aşağıdaki hükümler uyarınca ilim ve edebiyat, musikî, güzel sanatlar veya sinema eserleri sayılan her nevî fikir ve sanat mahsulüdür.” şeklinde tanımlanmıştır. Buna göre, bir fikir ürününün eser olarak vasıflandırılabilmesi için, iki unsurun bulunması gerekir. Bunlar, fikrî çalışmasının sahibinin özelliğini taşıması ve Kanun’da sayılan eser türlerinden olmasıdır.
Hemen belirtilmesi gerekir ki, fikrî bir çalışma, ancak dış dünyaya aksettirildiği ve üçüncü kişilerin duyularına hitap edecek niteliğe büründüğü takdirde eser niteliğini kazanabilir. Başka bir deyişle insanın düşünceleri değil, bunların dış âleme yansıdığı biçim eser olarak koruma altındadır. Ayrıca eser bir bütün olarak himaye görür; yoksa eserde yer alan veya eserde ifadesini bulan her türlü münferit fikir veya düşünce ayrı ayrı korumaya konu olamayacağı gibi, kural olarak bütünlük arz etmeyen fikir ürünleri de eser olarak nitelendirilemezler.
Somut olay yukarıda bahsi geçen bilgiler muvacehesinde değerlendirildiğinde; davaya konu program, bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere;
''Sunuluş biçimi, akışı, içeriği benzer formattaki programlar gibi hususiyet taşımayan alelade programlardan olup FSEK kapsamında eser vasfını haiz değildir. Zira davacıya ait programa hususiyet katan herhangi bir unsur söz konusu olmayıp, bu tür programlar bir çok kişi tarafından yapılmakta ve genellikle aynı özellikleri taşımakta ve harc-ı alem nitelik arz etmektedirler.
Ayrıca davacının sunduğu format dosyasının programın yapımı için gerekli teknik detayları taşımadığı (sahne tasarımı, ışık tasarımı, kamera açıları ve çekim tekniği v.s.) program ana fikrini oluşturmaktan öteye geçememektedir. Bir fikrin eser olarak nitelendirilebilmesi için o fikrin bir şekle bürünmesi gerekir. Başka bir deyişle telif hukukunda fikirler değil fikrin ifade ediliş şekli korunur.
Yani Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku çerçevesinde korunan husus, düşünceler ve fikirler değil bunların ifade şeklidir.
Fikri çalışmanın eser olarak korunabilmesi için fikir düzeyini aşması gerekir. Herkes tarafından ileri sürülebilecek, yeterince detaylandırılmamış, insanlığın ortak malı niteliğinde kalmış ve özgünleşmemiş fikirler eser olarak korunmazlar.
Davaya konu program formatının eser vasfı sayılmada gerekli unsur olan “hususiyet taşıma“ unsurunu da taşımadığı kanaatine bilirkişi raporunda varılmıştır.
Genel olarak televizyonculuk sektöründe davaya konu program formatının notere tespit ettirildiği tarihten de çok önce, televizyon programlarının ana yapısı, eğer bir dizi, haber programı şeklinde değil de belli bir konu çerçevesinde yapılan programlarda, televizyonun görsel, işitsel duyularla algılanabilen temel yapısında, anlatılma istenen konunun başka bir deyişle amaç unsurunun televizyon izleyicisine ulaştırılabilmesinde program belli çatısal unsurları bünyesinde barındırmaktadır.
Bu unsurlar, stüdyoda programı izleyen seyirciler, programın sunucusu, programın konukları, uzman konuk, müzik, dekordur. Bunun yanında programın içeriğini eğlendirici ve sürükleyici kılmak için çoğu zaman bu unsurlara ek olarak sokak röportajları ve konu ile ilgili skeçler, kısa parodiler de yer almaktadır.
Dolayısıyla bu tür programların diğer benzer programlardan daha farklı olması, serbest bir biçimlendirmeye sahip olması, bu programa genelin üstünde bir özelliğin katılması imkanı oldukça dardır."
Davaya konu program formatında farklı bireysel uslüp ve yaratıcı ifade şekli yaratan bir unsur söz konusu değildir. Yukarıda yapılan tespit ve değerlendirmeler ışığında davacı yanın program formatının eser mahiyeti taşımadığı açık olup, davaya konu program formatı FSEK kapsamında belirlenen eser niteliğini haiz olmadığından, eseri koruma amacı güden FSEK md. 68 ve 70'in uygulama alanı bulunmamaktadır.
Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporu ile haksız rekabet yönü ile de inceleme yapılmış olup, dava dilekçesi incelendiğinde davacı yanın, bu yönde bir talebinin bulunmadığı anlaşılmakta ise de, bir an bu yönde bir talebin var olduğu değerlendirildiğinde dahi dosya kapsamına alınan bilirkişi raporu ile isabetle tespit edildiği üzere; dava konusu program yemek yarışma programı olup, bu tür programlar bir çok kişi tarafından yapılmakta ve genellikle aynı özellikleri taşımakta ve harc-ı alem nitelik arz etmektedirler.
Bu nedenle davacı programı ile davalı programı arasında farklılık söz konusu olduğu gibi temel benzerliğin yemek programı, yarışma, konsepti olduğu, yukarıda belirtilen benzerliklerin ise harcıalem nitelik arz eden ve yarışma programlarda sıkça kullanılan benzerlikler olması nedeniyle ortada haksız rekabet teşkil eden bir eylemin bulunmadığı mahkememizce değerlendirilmiş, anılı sebeplerle FSEK 68 ve 70/3 maddesine dayanarak ikame edilen maddi tazminat istemi ile kararın ... kanallarında yayınlanması istemli açılan davanın reddi yönünde aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
Mahkememizce icra edilen duruşmada her ne kadar, uyuşmazlık tecavüzün refi, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu yazılmış ise de; dava dilekçesinin dava kısmında bu şekilde yazılı olması hasebiyle sehven uyuşmazlığın " tecavüzün refi, maddi ve manevi tazminat istemi" olarak yazıldığı,
dava dilekçesi içeriği ve sonuç kısmı incelendiğinde davacı yan mali ve manevi haklarının ihlal edildiğinden bahisle FSEK 68 ve FSEK 70/3 maddesine dayalı olarak maddi tazminat isteminde bulunmuş, dava içeriği ve sonuç kısmında tecavüzün refi ve manevi tazminata ilişkin bir talebin bulunmadığı anlaşılmış olup, bu durumda uyuşmazlık konusunda yazılı tecavüzün refi ve manevi tazminat istemleri sehven fazladan yazılmış olup, davanın FSEK 68 ve FSEK 70/3 maddesi kapsamına ilişkin açılan maddi tazminat istemine ilişkin olduğu,
FSEK 68 ve 70/3 maddesinin birlikte ele alınıp değerlendirilen talepler olduğu ve iki farklı kanun maddesi kapsamında yapılan hesaplamada hangisi fazla ise fazla çıkan miktara göre karar verileceği bu durumda iki ayrı kanun maddesine göre ayrı ayrı hesaplanan miktarın toplamı üzerinden hüküm kurulaması sebebi ile uygulamada işbu iki talep yönünden ikame edilen davalarda tek bir dava değeri verilerek davanın ikame edildiği, dolayısı ile iş bu taleplerin esasen bir davayı oluşturduğu, bu dava yönünden de dava değerinin 420 TL olarak gösterildiği,
davacının bir diğer talebi ise hükmün ... kanalında yayınlanmasına ilişkin olup, iş bu talep bir dava olmayıp feri mahiyet teşkil eden hükmün kesinleşmesi sonrası yapılan ilana ilişkin bir talep olduğu, hülasa açılan davanın FSEK 68 ve FSEK 70/3 maddeleri kapsamında ikame edilen maddi tazminat istemine ilişkin olması sebebi ile bu dava için gösterilen dava değeri nazara alınarak yargılama gideri ve vekalet ücreti hesaplanmış, aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
Katip · ¸e-imzalıdır Hakim · ¸e-imzalıdır
İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/179, K. 2024/217, 18 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama