KÜNYE
T.C. İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 30 Nisan 2025
- Esas no
- 2023/239 Esas
- Karar no
- 2025/95
- Dava
- İtirazın İptali (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 28/11/2023
Karar Metni
1.260 kelime·6 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davacı ... tarafından ...
22. İcra Müdürlüğünün ...E. sayılı dosyası ile başlatılan takipte, takibe konu lisans bedeline ve tüm ferilerine, Davalı Şirket tarafından itiraz edilmiş olup, iş bu itiraz hukuki dayanaktan yoksun ve usulsüz olduğunu, davalı şirketin davacı ile imzaladığı lisans sözleşmesi dolayısıyla ödemekle yükümlü olduğu mali hak bedellerini ödemediğini, davalı şirket’in faize yaptığı itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalı tarafından yapılan bu itiraz da sözleşmeye aykırı olduğunu, ... tarafından icra takibine konu edilen faiz oranı yine taraflar arasında akdedilen sözleşmeyle belirlenmiş olup davalının sözleşmeyi,
dolayısıyla faiz oranını bildiğini, davalı ile yapılan arabuluculuk görüşmeleri sonuçsuz kaldığını belirterek ... tarafından ...
22. İcra Müdürlüğünün ...E. sayılı dosyası ile başlatılan takibe ilişkin olarak; takibe konu toplam 22.118,58- TL olan asıl alacağa, faize ve tüm ferilerine Davalı Şirket tarafından yapılan hukuki dayanaktan yoksun ve bütünüyle usulsüz itirazın iptaline, davalı Şirket aleyhine %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, askini ispat yükünün davacıda olduğunu, zira faturalar teslim edilmiş olsa davalı şirket tarafından iade edileceği açık olup; yapılacak ticari defter incelemesinde anılan faturaların davalı şirketin defter ve belgelerinde kayıtlı olmadığı açıkça görüleceğini, tüm bu sebeplerle davacının davasının reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava konusu uyuşmalığın; Lisans sözleşmesinden kaynaklı mali hak bedellerinin tahsiline ilişkin balatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Dava konusu uyuşmalık; lisans sözleşmesinden kaynaklı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; davalı taraf cevap dilekçesinde '' Ancak taraflar arasında, sözleşmenin 2020 tarihinden sonra devam ettirildiğine dair herhangi bir ibare bulunmamaktadır. Bu şekilde bir belirsizlik mevcutken sözleşmenin devam ettiği varsayımıyla dava açılması kabul edilemez olup, sözleşmenin devamı hususunu ispatlaması gereken davacı yandır.'' beyanlarında bulunmuş ise de ... ile Davalı Şirket arasında 28.07.2020 tarihli Umuma Açık Mekanlara İlişkin Lisans Sözleşmesi akdedilmiştir.
Taraflar arasında akdedilen Sözleşmenin; “Sözleşmenin Feshi ve Süresi” başlıklı 5. maddesinde:
'' Taraflardan her biri 5.1. Maddesinde belirtilen süre sonunda Sözleşmeyi tek taraflı feshedebilir. Ancak fesih iradesi Sözleşmenin hitamı tarihinden en geç 1 (bir) ay öncesine kadar ulaşacak şekilde Noter vasıtası yazılı olarak karşı Taraf'a bildirilmediği takdirde, sözleşme aynı şartlarda yıldan yıla yenilenerek devam eder.'' hükmü bulunmaktadır.
Bu hüküm uyarınca, davalı şirket davacı ...'a sözleşmenin feshine ilişkin Noter vasıtasıyla herhangi bir bildirimde bulunmamış ve bu nedenle sözleşme ilişkisi devam etmiştir. İşbu dava dosyası incelendiğinde, davalı tarafça sözleşmenin feshine ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı görülmektedir.
Davalı taraf cevap dilekçesinde " Zira virüs işbu duruma paralel olarak, başta turizm ve hizmet sektörü olmak kaydıyla ticari sektörler anlamında etkisini göstermiş olup, ulusal ve küresel çerçevede sosyal etkinlikler günbegün süresiz olarak ertelenmeye yahut iptal edilmeye başlanmıştır. Alacaklı yanın alacaklı olduğunu iddia ettiği dönemlerde, tüm dünyada etkili olan COVİD - 19 pandemisi nedeniyle restoranlar ve müzikli eğlence yerleri genelgeler ile kapatılmıştır. Bu süreçte müvekkil şirket faaliyetlerini devam ettirememiştir. Beyanlarında bulunmuştur.
Davalı taraf her ne kadar cevap dilekçesinde sözleşmenin devam etmediğini bu nedenle herhangi bir ödeme yükümlülüğü olmadığını beyan etmiş ise de davalı taraf yukarıdaki beyanıyla Pandemi dönemi nedeniyle işlerin aksaması ve azalması nedeniyle ödeme güçlüğü yaşadığını açıkça beyan ve ikrar etmiştir. Yukarıda bahsedildiği üzere davalı taraf sözleşmenin feshi için noter aracılığıyla herhangi bir bildirimde bulunmamıştır, hayatın olağan akışında basiretli bir tacirin böyle yaşanacak dönemlere karşı hazırlıklı olması ve bu dönemlerde gerekli tedbirleri alması beklenir. Fakat davalı taraf her ne kadar Pandemi nedeniyle ifa edimini yerine getirmediğini söylese de buna karşılık sözleşmeyi fesih etmemiştir.
Ve yine Borçlar Kanunun "İfa imkânsızlığı" başlıklı 136. Maddesinin 3. Fıkrası: "Borçlu ifanın imkânsızlaştığını alacaklıya gecikmeksizin bildirmez ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almazsa, bundan doğan zararları gidermekle yükümlüdür.
"Borçlu taraf borcun ifasının imkânsız hale geldiği düşüncesinde ise bu imkânsızlığı gecikmeksizin alacaklıya - bildirmez ve gerekli önlemleri almazsa, bildirim yükümlülüğüne uymama ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almadığı için ortaya çıkan zararları gidermekten sorumludur. Davalının ifa imkânsızlığına ilişkin davacıya yapılan bir bildirim söz konusu değildir. Mücbir sebep için borcun ifasının borçlu açısından imkânsız hale gelmiş olması gerekmektedir.
Borcun ifası somut olayda imkânsız hale gelmemiştir. Davalı taraf borcun imkânsız hale geldiği düşüncesinde ise sözleşmenin hitamı tarihinden en geç 1 ay önce fesih bildiriminde bulunması gerekmekte olup somut olayda böyle bir fesih bildirimi yapıldığına dair bir delil sunulmamıştır.
Davalı Şirket tarafından takibe konu borcun yanı sıra fer’ilerine itiraz edilmiştir; ancak Davalı tarafından yapılan bu itiraz da Sözleşmeye aykırıdır. Zira ... tarafından icra takibine konu edilen faiz oranı yine taraflar arasında akdedilen sözleşmeyle belirlenmiş olup davalının sözleşmeyi, dolayısıyla faiz oranını bildiği açıktır. Davacı taraf davalıya sözleşmeyle belirlenen oran ve tutarda faiz işletmiştir.
Taraflar arasında imzalanan Umuma Açık Mekanlara İlişkin Lisans Sözleşmesinin “Mali Şartlar” başlıklı 3. Maddesinin 3.5. numaralı fıkrasında:
"3.5. Sözleşme konusu ödemelerin 3.8. Maddeye göre gecikemesi halinde LİSANS ALAN, Türk Lirası için aylık %2 gecikme faizini ...'a ödeyeceğini, açıkça kabul, beyan ve taahhüt eder.
Sözleşme konusu ödemelerden herhangi birinin belirtilen ödeme tarihlerinde yapılmaması ve/veya gecikmesi halinde, 3.8. Maddede belirtilen son ödeme günleri esas alınarak ayrıca herhangi bir bildirime gerek kalmaksızın gecikme faizi işletilecektir." hükmü düzenlenmiştir. Takip talebi ve ödeme emri incelendiğinde, icra takibinde talep edilen faiz oranının Davalı Şirketçe kabul edilen oran olduğu görülecektir.
Bu nedenle Davalı Şirket tarafından, Sözleşmede belirtilen vadelerde, belirtilen faiz oranı esas alınarak hesaplanan faize yapılan itirazın yerinde olmadığı mahkememizce değerlendirilmiştir.
Aynı şekilde yukarıdaki maddede lisans alan, ödemelerini işbu sözleşmede belirtilen ödeme tarihlerinde yapmaması durumunda, meslek birlikleri tarafından herhangi bir yazılı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşeceğini açıkça belirtmiş davalı taraf da işbu sözleşmeyi imzalayarak ilgili hususu açıkça kabul etmiştir.
Hülasa davalı taraf basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü olmasına rağmen sözleşme ile taahhüt ettiği ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemiş, davalı yana ait mekanın işletilemediği döneme dair gerekli bildirimi yapmamış, sözleşmenin feshi için girişimde bulunmamış olup, anılı sebeplerle davacı tarafın alacaklı olduğu, dosya kapsamına alınan usul ve yasaya uygun tespit ve değerlendirmeler ihtiva eden bilirkişi ek raporu( kök raporda lisans sözleşmesi ve diğer deliller nazara alınmadan inceleme yapıldığından kök rapor nazara alınmamıştır.) ile davacının icra takibindeki alacak kalemleri ile aynı alacağa sahip olduğu,
alacak ve faiz miktarlarında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla itirazın iptali ile takibin aynen devamına karar verilmiş, icra takibine konu asıl alacak miktarının likit ve belirlenebilir olması,
davalı yanın itirazında haksız olması sebebiyle asıl alacak miktarı olan 17.686,71 TL'nin( icra inkar tazminatı yüksek mahkeme kararları gereği sadece asıl alacak miktarı baz alınarak değerlendirilecek olması hasebiyle dava konusu alacağın tamamı üzerinden değil asıl alacak kısmı üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. ) %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
Katip · ¸e-imzalıdır Hakim · ¸e-imzalıdır
İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/239, K. 2025/95, 30 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama