KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2023/241
- Karar No
- 2025/105
- Karar tarihi
- 15 Nisan 2025
Karar Metni
2.426 kelime·12 dk okuma·12 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/241
KARAR NO : 2025/105
DAVA
Marka (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : 29/11/2023
KARAR TARİHİ : 15/04/2025
Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkili şirketin, kimyasal ürünlerle ilgili sektörde faaliyet gösterdiğini, söz konusu ürünlerin satış faaliyetlerini gerçekleştirdiğini, Davalı şirketin müvekkili şirkete ait markaları birebir ve etiketleri ile aynı olacak şekilde kullandığının tespit edilmesi nedeniyle huzurdaki davanın ikame edildiğini, Müvekkili şirketin ticari unvanının asli unsurunun “-----” olduğunu, kullanımları bu şekilde gerçekleştirdiğini, müvekkilinin “ticari unvanı, ürün özellikleri ve markaları” şeklinde etiket kullandığını, satış yaptığı ürünlerin üzerinde bu etiketlerin yer aldığını,
ürünlerin bu giydirme ile satışa sunulduğunu, söz konusu etiketin hem müvekkili şirketin markasal kullanımını hem de şirkete ait kimlik bilgilerini içerdiğinden müvekkili şirket dışında başkası tarafından kullanılmasının hukuka aykırı olduğunu, Davalının, müvekkili şirkete ait ürünleri piyasada 3.kişilere sattığının tespit edildiğini, bir kargo yüklemesi anında bu tespitin yapıldığını, Davalının müvekkili şirketin marka hakkına tecavüzü hakkında ----.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ----- sayılı dosyası üzerinden, davalı tarafından satış yapılan------ adresinde delil tespiti yapıldığını, söz konusu dosyada alınan bilirkişi raporunda;
ürünler üzerindeki kullanımının ve etiketlerin tespit talep eden adına tescilli marka ile birebir aynı olduğu, ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu ve bu haliyle iltibas yaratmakta olduğu, ürünler üzerinde, tespit talep edenin tescilli markalarının iktibas yapılarak taklit edildikleri, markaların iktibas yoluyla taklit edildiği ürünlerin sıradan tüketiciler tarafından orijinalinden ayırt edilemeyecekleri, bu kişiler üzerinde iltibasa ve aldatmaya yol açacakları, SMK’nun 29. vd.maddelerine göre marka hakkına tecavüzün tüm şartlarının sağlandığı,
tespit yapılan adreste davacı-tespit talep edenin adına tescilli ürünler ile birebir aynı “----” ve “-----” ibareli 10 adet 30’ar kg’lık Ph düşürücü olduğu, işyeri çalışanının sözlü beyanları ile de bu ürünlerin aleyhine tespit talep edilen taraftan satın alınmış olduğunun onaylandığı” hususlarının tespit edildiğini beyan ederek davanın kabulüne, markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi ve durdurulmasına, davalının müvekkilin marka hakkına tecavüzü nedeniyle fazlaya dair hakları saklı tutularak,
şimdilik 5000,00 TL’lik maddi tazminatın tecavüz tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVAYA CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davanın TTK 4/1-a maddesi hükümlerine göre dava şartı arabuluculuğa tabi olması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, ----Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ---- sayılı dosyasından yapılan delil tespitinde delil tespitine konu bidonların müvekkili şirket uhdesinde bulunmadığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, Delil tespit dosyasında hukuki dinlenilme hakkına aykırı davranıldığı,
müvekkili şirket hariç tutularak yapılan tespit ve dayanak bilirkişi raporuna itibar edilmemesi gerektiğini, ayrıca HMK 403.maddesi kapsamında acele hal kapsamına girecek bir durumun da söz konusu olmadığını, tespiti istenen hususun acele hal kapsamında olmaması nedeniyle müvekkili şirkete tebligat yapılmaksızın tespit işlemlerine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Müvekkili şirketin yaklaşık 20 yıldır kimyasal maddelerin ticaretini yaptığını, müvekkili şirketin tespit işlemi yapılan ----- ve farklı adreslerdeki okullarına 5 yıldan fazladır bu türden kimyasal maddelerin satışını yaptığını,
bu zamana kadar herhangi bir şikayetle veya sorun ile karşılaşmadığını, Davacı Şirketin, ürünlerin belirli sürede tükenen ürünler olmasından mütevellit dosya dışı üçüncü kişinin adresinde tespit yapılmasını talep etmiş olmasının hiçbir mantıklı açıklaması olmadığını, bu hususun karşı tarafın kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, Bir an için ürünlerin taklit olduğunu varsaysak bile tespit yapılan adres Müvekkili Şirket'in adresi olmadığını, taklit olduğu iddia edilen ürünler üzerinde müvekkili şirketin hiçbir kontrolünün bulunmadığını, bilirkişi tarafından bidonlarda bulunan PH Düşürücü ürünlerin laboratuvar testi yapılmadığını,
etiketlerin birebir aynı olduğu ürünlerin taklit olduğunu bilirkişinin göz kontrolü ile doğrulmasının mümkün olmadığını, Tükenme ilkesi uyarınca üretici tarafından piyasaya sürülen malların tekrar alınıp satılmasını fikri mülkiyet hakkına dayanarak sınırlamanın mümkün olmadığını, bununla birlikte etiketlerin aynı olduğu düşünülse bile,
söz konusu bidonların müvekkili şirket tarafından satılıp satılmadığının belli olmadığını, davacı şirketin, “kargo yüklemesi esnasında” ürünleri tespit ettiği hususunun bir iddiadan ibaret olduğunu, bununla birlikte bilirkişi tespit yerinde bulunan çalışanlar tarafından şifahen edindiği bilgiye göre ürünlerin Müvekkili Şirket tarafından satıldığını öğrendiğini belirttiği, Bilirkişinin raporuna böyle bir hususu hiçbir dayanak olmadan ve isim belirtmeden yazmasının iyi niyet ile açıklanamayacağı, davacının müvekkili şirketin ticari itibarını zedelemeyi amaçladığını, beyanla davanın öncelikle usulden reddine,
Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalı tarafça davacı adına tescilli --- markalı ürünün iltibas oluşturacak şekilde üretilip satılmak suretiyle davacının marka hakkına tecavüzde bulunup bulunmadığı, maddi tazminatın gerekip gerekmediği noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER
Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşması sonrası dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanmıştır. Davacının ----- Ticaret Sicil Müdürlüğünde davacı şirketin 03/01/1992 tarihinde, davalı şirketin ise 29/11/2006 tarihinde tescil edildiği bildirilmiştir.
Mahkememizin ---- sayılı dosyasında alınan raporda.
Keşif yapılan işyeri Dava dışı kuruma ait keşif mahalli ----- adresinde davacı tarafın ŞEKİL “----- ” Tescil No ile Tescilli ŞEKİL markasını taşıyan ürünlerin yer almakta olduğunu, Ürünler üzerindeki kullanımının ve etiketlerin Tespit talep eden adına tescilli Marka ile birebir aynı olduğu; aleyhine tespit talep edilen tarafın kullanımının davacının tescilli markası ile birebir aynı olduğu veayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu, bu haliyle iltibas yaratmakta olduğu,
Ürünlerin üzerinde, davacı-tespit talebinde bulunan tarafın usulüne uygun olarak tescilli markalarının iktibas yapılarak taklit edildikleri, markaların iktibas yoluyla taklit edildiği ürünlerin, sıradan tüketiciler tarafından orijinallerinden ayırt edilemeyecekleri, bu kişiler üzerinde iltibasa ve aldatmaya yol açacakları, bu nedenle ürünlerin orijinal ürünler olmadıkları ve taklit ürünler oldukları, bu çerçevede 6769 Sayılı Kanun’un 29 vd Maddesinde düzenlenmiş bulunan marka hakkına tecavüz fiilinin tüm şartlarının sağlandığı, ve tespit talebinde bulunan tarafın tescilli markalarına tecavüz teşkil edilmekte olduğu,
tespit yapılan adreste davacı-tespit talebinde bulunan adına tescilli ürünler ile birebir aynı ----” ibareli 10 adet 30’ar kg’luk Ph Düşürücü olduğu, İşyeri çalışanlarının sözlü beyanları ile de bu ürünlerin Aleyhine Tespit talep edilen taraftan satın alınmış olduğu onaylandığı," yönünde görüş bildirilmiştir.
Bu tespitlerden sonra davacı tarafça üretilen ---- tescil numaralı ----" ve --- tescil numaralı "-----” markalı ürünler üzerinde davacının SMK'dan kaynaklı marka hakkının koruma kapsamında olduğu, yapılan tespit işlemi ile davalı tarafın davacı tarafa ait ----" ve "-----” markalı ürünleri izinsiz olarak üretmek ve satmak suretiyle davacının marka hakkına tecavüz teşkil eden eylemleri yönünden yaklaşık ispatın sağlandığı gözetilerek tedbir talebinin kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Dosyaya Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; ----- tescil numaralı ŞEKİL markasının 01.sınıfta 23/06/2010 tarihinde, ----- tescil numaralı ŞEKİL markasının 01, 02, 03, ve 05.sınıflarda 02/02/2007 tarihinde davalı adına tescil edildiği ve ----- tescil numaralı markasının başvuru aşamasında olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır. ----- Okullarının müzekkere cevabında, davalı şirketin 07.11.2023 tarihinden sonra 22.01.2024 tarihinde bir ticari ilişki gerçekleştiğini ve sunulan faturada yer alan ürünlerin temini sağlandığı bildirilmiştir.
Marka hakkına tecavüz ve davacı tarafın lisans bedeli talebi dikkate alınarak tazminat talepleri yönünden marka hukuku uzmanı, kimya mühendisi ve muhasip oluşan heyet raporunda özetle; mali Yönden: Davacı firmanın Kimyasal Ürün alım satımı alanında faaliyet gösterdiği, Nace Kodu ----- kimyasallar, gübreler ve zirai kimyasal ürünlerin bir ücret veya sözleşmeye dayalı olarak toptan satışını yapan aracılar olduğu,
kimyasal ürünlerin yanında başka ürünlerin de ticaretini yaptığı, Davalı firmanın Kimyasal ürünlerin alı satımı alanında faaliyette bulunduğu,Nace Kodu -----Diğer temizlik faaliyetleri (yüzme havuzları, tren, otobüs, uçak, tanker, plaj ve şişelerin temizlenmesi ile dezenfekte faaliyetleri dahil, oto yıkama hariç) , Firmanın İş Konusu Her nevi kimyasal katkı maddelerinin gıda ve imalat sanayiinde kullanılan boya ham maddelerinin ve solventlerin antioksidanlarının enzimlerinin imalatı ithalatı ihracatı toptan ve perakende ticaretini yapmak ve ana sözleşmesinde yazılı olan diğer işler olduğu,
Davalının satışları incelendiğinde dava konusu kimyasal ürünler dışında başka ürün satışları yapıp yapmadığı defter kayıtları üzerinde tespit edilemediği, davalının dava konusu ürün satışlarında elde etmiş olduğu kazancın tespit edilmesi için diğer belgelere de (satış faturaları veya stok takip sistemi var ise buradan elde edilecek bilgiler) ihtiyaç duyulmaktadır.
Davalı ve davacının kimyasal ürün satışlarında KDV oranlarının %18 ,2023 yılı Temmuz ayıdan itibaren % 20 olduğu, davalı kayıtları üzerinde % 18 ve % 20 KDV’li ürün satışlarının tespit edildiği,Lisans Bedeli bu bilgiler doğrultusunda aşağıdaki gibi hesaplanabilmiştir. Davalının % 18 ve % 20 KDV oranı üzerinden yapmış olduğu satışlar aşağıdaki gibi olduğu tespit edilmiştir.
2019 yılı satış cirosu : 1.620.978,19 TL. 2020 yılı satış cirosu : 1.735.556,16 TL. 2021 yılı satış cirosu : 1.986.524,52 TL. 2022 yılı satış cirosu : 3.489.833,13 TL. 2023 yılı satış cirosu : 6.926.828,42 TL. Toplam Ciro : 15.759.720,42 TL. olduğu,
Uygulamada ciroya belirli oranların uygulanması suretiyle lisans bedelinin hesap edildiği kararlara da rastlanmaktadır. Bu yöntem iki şekilde uygulanmaktadır. Lisans bedeli, ilk olarak marka hakkı ihlal edilenin cirosuna belirli oranların uygulanması yoluyla hesaplanabilir. İkinci olarak, tecavüz edenin satışlarını gösteren defter ve belgelere ulaşım imkânı varsa bu belgelerden ulaşılan ciroya uygulanacak bir oran üzerinden de lisans bedeli hesaplanabilir.
Yargıtay kararlarında lisans bedeli belirlenirken markasına tecavüz edilen davacının kazancı üzerinden hesap yapıldığında genellikle cironun %1’i ile % 4’ü arasında bir oran uygulanmaktadır. Mütecavizin gelirine göre hesaplama yapıldığında ise bu gelire uygulanan oranın alt sınırı çoğu zaman %5’in altına düşmemekte somut olaya, tecavüze konu olan ürünün çeşidi ve fiyatı ile markanın tanınmışlığına göre ciroya uygulanan oran %25’lere kadar çıkabilmektedir.
Bu açıklamalar doğrultusunda davalının % 18 ve % 20 KDV oranları üzerinde yapmış olduğu satışları üzerinde tazminat tutarı aşağıdaki gibi hesaplanmış olup Takdir Sayın Mahkemeye aittir.
Toplam Ciro : 15.759.720,42 TL. Lisans Bedeli Oranı : % 5
Lisans Bedeli Tutarı : 787.986,02 TL. olarak hesaplandığı, Marka Hukuku Yönünden Davalı kullanımlarına göre, ŞEKİL markasının ayırt edilemeyecek kadar benzeri, markasının ise aynısı kullanılmak suretiyle, marka hakkı sahibinin ürünleri ve markaları taklit edilmek suretiyle SMK’nun 29/1-b maddesi hükmüne göre marka hakkına tecavüz eyleminin gerçekleştiği değerlendirilmiştir.
Davalı yan vekilince, marka hakkının tükenmesi ilkesinin uygulanması savunmasına ilişkin olarak, tespiti yapılan ürünlerin marka sahibi tarafından veya onun izni ile 3.bir kişi tarafından piyasaya sunulduğuna ilişkin, söz konusu ürünlerin davacı yan tarafından üretilip kendisi tarafından satıldığı veyahut onun izni ile 3.kişi tarafından kendilerine satıldığının ispatına ilişkin bir bilgi veya belgeye rastlanmadığından tükenme ilkesinin uygulanmayacağına dair görüş bildirmişlerdir.
------ emsal lisans bedeli sorulmuş olup, cironun %10'unun lisans bedeli belirlenmesinde uygun olacağı yönünde görüş bildirilmiştir. Davacı vekilinin bedel artırım dilekçesinde özetle; davanın kabulüne, davalı tarafından gerçekleştirilen tecavüzün tespiti, önlenmesine ve durdurulmasına, davalının, müvekkilin marka hakkını tecavüzü neticesinde, 787.986,02-TL’lik maddi tazminatın, dava dilekçemizde talep ettiğimiz faiz oranı ve başlangıç tarihleri üzerinden davalıdan tahsili ile müvekkile ödenmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK HAKKINDAKİ YASAL DÜZENLEME
6769 sayılı SMK'nın SMK 7/2, 29, 56/1, 77, 149, 150 ve 151.Maddeleri,
GEREKÇE
Dava marka hakkına tecavüzden kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasıdır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29. Maddesinin (a) bendine göre, marka sahibinin izni
olmaksızın markayı 7/2 maddede belirtilen biçimlerde kullanmak marka hakkına tecavüz olarak
nitelendirilmiştir.
Sınai Mülkiyet Kanununun 149. maddesinde marka hakkına tecavüz edilen marka sahibinin fiili tecavüzün olup olmadığının tespitini, muhtemel tecavüzün durdurulmasını, tecavüz fiillerinin durdurulmasını, tecavüzün kaldırılmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir.
Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibinin ileri sürebileceği talepler SMK'nın 149. Maddesinde düzenlenmiş, bu hükme göre; (1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c) Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. ....g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi, şeklinde belirtilmiştir.
Markaların karıştırılma (iltibas) tehlikesi, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle, sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir.
Diğer bir tanıma göre karıştırılma ihtimali, bir -tescilsiz- işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir.Yapılacak incelemede karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekir.
Bunun için de ilk önce markalar arasında ayniyet veya benzerlik ve daha sonra mal ve/veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığı araştırılmalıdır. Burada iltibas tehlikesinin belirlenmesinde, benzerliğin vasat düzeydeki tüketicilerin ilk bakışta ürün veya hizmetin karıştırılmasına sebep olması veya karıştırma tehlikesinin bulunması ölçütü esas alınır. Ancak özel alıcı grubu olan hedef kitle de somut olayda nazara alınabilir.
Bu açıklamalardan sonra dava konusu somut uyuşmazlıkta, -----tescil numaralı "----" markasının 01. Sınıfta, ---- tescil numaralı ---" markasının 01,02,03,5.
Sınıflarda, --- tescil numaralı "------+ŞEKİL" markasının 35. Sınıfta davacı adına tescilli olduğu ve halen koruma altında bulunduğu, davalı tarafından dava dışı--- adresinde iş yeri bulunan ----- işletme adlı işletmeye satışı yapılan ph düşürücü olarak satılan ürünler üzerinde "------ŞEKİL" ibarelerinin markasal olarak kullanıldığı, 26.06.2024 tarihli dava dışı -----okullarının cevabi yazısında davalı şirketten 07.11.2023 tarihinden sonra PH düşürücü ve sodyum hipoklorit, satın alındığı, bu haliyle dava konusu tespit edilen ürünlerin davalı şirketten satın alındığı,
bu haliyle davalı tarafın satışını yaptığı ürünler üzerinde davacı tarafın ----- markalarının birebir kullanıldığı, bu ürünlerin davacı tarafça üretilip satıldığında dair bir delil de dosyaya ibraz edilmediği dikkate alındığında davalı kullanımlarının davacı tarafın markası ile ses, anlam ve yazım itibari ile aynı olduğu kabul edildiğinde davalı kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz oluşturur mahiyette olduğu kabul edilmiştir.
Bu tespitlerden sonra davacı tarafın marka hakkına tecavüzden kaynaklı maddi tazminat talepleri de incelenmiş, SMK'nın 150. Maddesine göre hakları ihlal edilen marka hakkı sahibinin oluşan zararının tazminini talep hakkı bulunduğu, az yukarıda ifade edildiği üzere davalı tarafından davacının marka üzerindeki haklarının ihlal edildiğinin sabit olduğu, davacı tarafın SMK'nın 151/2-c maddesi gereği lisans bedeli yönünden talepte bulunduğu, ------ kayıtlarına göre tarafların sektöründeki lisans bedelinin davalı cirosunun %5'i oranında olduğu, davalı kayıtlarına göre alınan bilirkişi raporu ile belirlendiği üzere bu miktarın da 787.986,02,00-TL olduğu kabul edilmiş ve bu miktar yönünden maddi tazminat talebinin kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/241, K. 2025/105, 15 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama