KÜNYE
T.C. İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2025
- Esas no
- 2024/161 Esas
- Karar no
- 2025/162
- Dava
- Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 10/09/2024
Karar Metni
1.107 kelime·6 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davacı ...'in Türkiye’nin ilk sürdürülebilir köy projesi olarak inşa edilen ve yapımı projeye adını veren ...
A.Ş. tarafından gerçekleştirilen “...” yaşam alanı ile “...” ana markası kapsamında “...”, “...”, “...” “...”, “...” ve “...” seri markaları altında hayata geçirilen “...” projesinin kurucusu olduğunu, projeye adını veren “...” markası (Başvuru No.....) Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... sınıflarda 15.06.2020 tarihinden beri ... adına tescilli bulunduğunu, bunun yanı sıra, “...” markası (Başvuru No....) ... sınıflarda 22.01.2021 tarihinden beri davacı adına ... adına tescilli bulunduğunu, “...” markası (Başvuru No....) ... sınıflarda ve “...
A.Ş.” markası (Başvuru No. ...) ... sınıflarında davacı adına tescilli olduğunu, Türkiye’nin ilk güneş enerjisi ile sürdürülebilir eko-projesi olan “...” projesi çevre faktörünün ön plana çıkarıldığı, şehir hayatına alternatif temiz, saf ve yepyeni bir köy yaşamı konsepti üzerine kurulu ve kendi enerji kaynakları, gıda güvenliği için kendi tarım alanları, suyun doğru şekilde yeniden kullanımı için kendi atık yönetimi olan ve çevresel sürdürülebilirlik hususunu temel alan ve bu yaşam bileşenleri ile ülkemizde benzeri olmayan, konaklama hizmetlerini de içeren, ilham verici bir ... olduğundan,
“...” markası ve markanın esaslı unsurunu teşkil eden “...” ana markası projenin kendine has özellikleri, ayırt ediciliği ve ticari değeri açısından büyük önem arz ettiğini, davalının sahibi olduğu ... ili ... ilçesindeki konut tesisi ve açık yaşam alanı projesinde, proje adı olarak “...” ve “...” markalarını kullandığı görselleri sunduğunu, “...” isimli ve ... sayfasında “...” ve “...” markalarını yer verdiği tespit edildiğini,
davalı tarafından inşaat hizmetleri için fiilen kullanılan “...” ve “...” markalarını tescilli olmamasına rağmen davalının inşaat hizmetleri alanında davacıya ait markaların tescilli olduğu .... sınıflarda “...” ve “..." markalarını yukarıda sunulan URL’de olduğu üzere “...” ibaresini ayırt edici asli unsur şeklinde ön plana çıkararak, hukuka aykırı surette kullandığını davalı adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde başvurusu bulunmayan ve tescilsiz “...” ve “...” markalarının fiilen kullanımı ile davacı markalarının aleyhine gerçekleştirilen tecavüzün tespitine, men’ine ve ref’ine karar verilmesi,
davalının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde başvurusu bulunmayan ve tescilli olmayan “..." ve “...” markalarının, Müvekkilin markalarının tescilli olduğu sınıflarda fiilen “...” ve “...” markalarını kullanılması nedeniyle davacı aleyhine yaratılan durumun haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine ve mevcut haksız rekabetin men’ine ve tecavüzün ref’ine karar verilmesi, davalı’nın Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde başvurusu bulunmayan ve tescilli olmayan “...” ve “...” markalarının Müvekkilin tescilli markaları olan ve detayları dava dilekçesinde yer alan “...”, “...”, “...” ve “...
A.Ş.”, “ ... ”, “...” ve “...” markalarının hukuki ve ticari açıdan ayırt edici ve asli unsurunu teşkil eden "..." kelimesini aynen ve esaslı unsur olarak içerdiği gerekçesiyle davalı tarafından davacı aleyhine yaratılan marka hakkına tecavüzün tespitine, tecavüzün menine ve tecavüzün ref’ine karar verilerek, Davalı’nın kötü niyetli hareket ettiği ve yargılama süresince tescilsiz “...” ve “...” markalarını Müvekkilin markalarının tescilli olduğu sınıflarda fiilen kullanmasının Müvekkilin markalarına vereceği telafini imkansız zarar da dikkate alınarak,
Davalı tarafından Davalıya ait “...” ve “...” tescilsiz markaları veya “...” ibaresini asli unsur olarak içeren sair herhangi bir işaretin, dava sonuçlanıncaya kadar Müvekkile ait markaların tescilli olduğu sınıflardaki hizmetler için her türlü şekil ve mecrada kullanılmasının önlenmesine yönelik gıyapta ihtiyati tedbir kararı verilmesi ve davalıya ait tescilsiz markaların dava sonuçlanıncaya kadar üçüncü kişilere devirlerinin önlenmesine, ihtiyati tedbir kararlarının hüküm kesinleşinceye kadar devamına karar verilmesi talep etmiştir.
Davalı yanın bildirilen adresine çıkartılan tebligatın iade dönmesi sebebiyle tespiti yapılan adresine TK 35.Maddesine göre tebligatların çıkarıldığı ancak davalının davaya cevap vermediği ve herhangi bir beyan dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
Bilirkişiler 26/04/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... A.Ş. markalarının ortak ve esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, aynı kelime olan Nefes sözcüğüne farklı kelimeler eklenmek suretiyle marka adlarının ... 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Bilirkişi Heyet Raporu...
Esas oluşturulduğu, marka serisi oluşturmaya yetecek kadar markaların mevcut olduğu, markalarım başvuru sahibi olarak ... adına tescilli olduğu, söz konusu markaların tamamı benzer sektörlerde olup fiili olarak kullanıyor olduğu tespitine ulaşılmıştır.
Bu değerlendirmeler sonucunda davacının markasının seri marka olduğu, markaların inşaat/gayrimenkul ile ilgili sınıflarda tescilli olduğu dikkate alındığında davalının "..." ve “...” ibarelerini içeren tescilsiz kullanımı hem nitelik olarak inşaat/gayrimenkul sektörüyle doğrudan ilgili olması hem de kullanılan ... ibaresinin ayırt ediciliğiyle esas unsurun ... olması ölçütleri ile ortalama tüketici nezdinde,
söz konusu ibarenin davacının seri markalarının arasında olduğuna dair bir algı oluşabileceğinden bahisle davalının "..." ve “...” şeklindeki kullanımı SMK gereği marka hakkına tecavüz ve TTK gereği haksız rekabet oluşturduğu kanaatini bildirmişlerdir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava konusu uyuşmalığın; Marka hakkına yapılan tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni ve refi ile bu kapsamda ihtiyati tedbir kararı verilmesi ve HMK 329. Maddenin tatbik edilmesi ile dava sonunda yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraftan tahsili istemine ilişkin olduğu görülmüştür.
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, ..., ..., ..., ..., ...,..., ... A.Ş. markalarının ortak ve esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, aynı kelime olan Nefes sözcüğüne farklı kelimeler eklenmek suretiyle marka adlarının ... 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Bilirkişi Heyet Raporu... Esas oluşturulduğu, marka serisi oluşturmaya yetecek kadar markaların mevcut olduğu, markalarım başvuru sahibi olarak ... adına tescilli olduğu, söz konusu markaların tamamı benzer sektörlerde olup fiili olarak kullanıyor olduğu tespitine ulaşılmıştır.
Bu değerlendirmeler sonucunda davacının markasının seri marka olduğu, markaların inşaat/gayrimenkul ile ilgili sınıflarda tescilli olduğu dikkate alındığında davalının "..." ve “...” ibarelerini içeren tescilsiz kullanımı hem nitelik olarak inşaat/gayrimenkul sektörüyle doğrudan ilgili olması hem de kullanılan ... ibaresinin ayırt ediciliğiyle esas unsurun ... olması ölçütleri ile ortalama tüketici nezdinde, söz konusu ibarenin davacının seri markalarının arasında olduğuna dair bir algı oluşabileceğinden bahisle davalının "..." ve “..." şeklindeki kullanımı SMK gereği marka hakkına tecavüz ve TTK gereği haksız rekabet oluşturduğu mahkememizce tespit edilmiştir.
Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda da marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin oluştuğu tespit edilmiş olup, davalı tarafın alınan rapora karşı itirazda bulunmaması sebebiyle davacı lehine de kazanılmış hakkın oluştuğu anlaşılmakla yukarıda yapılan tespit ve değerlendirmeler ile davacı lehine oluşan kazanılmış hak durumu nazara alınarak davanın kabulü yönünde aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
Davacı vekili her ne kadar HMK 329.maddenin uygulanmasını talep etmiş ise de, davalının kötü niyetli olduğunu gösterir bir veri elde edilemediğinden bu yöndeki talebin reddi ile aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
Katip · ¸e-imzalıdır Hakim · ¸e-imzalıdır
İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2024/161, K. 2025/162, 25 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama