KÜNYE
T.C. İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2024
- Esas no
- 2024/22 Esas
- Karar no
- 2024/252
- Dava
- Haksız Arama Nedeniyle Tazminat
- Dava tarihi
- 10/09/2021
Karar Metni
1.784 kelime·9 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizden verilen 15/06/2022 tarih ve 2021/286 Esas - 2022/108 Karar sayılı görevsizlik kararı İstanbul 1.Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiş, bu mahkemenin merci tayini için dosyayı ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi' nin gönderilmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37.Hukuk Dairesinin 03/01/2024 tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamıyla Mahkememizin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verilmiş olup, yapılan açık yargılama sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davalının, müvekkili tarafından kendi marka ürün görselini kullandığı iddiası ile şikayeti üzerine ...
1.Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesince arama kararı verildiğini, emniyet tarafından müvekkiline ait ... sayılı yerde bulunan ... isimli iş yerinde yapılan aramada davalı ... markasının görselinin ürünlerde kullanıldığı iddiası ile iş yerinde askıda ve girişe göre solda yerde olmak üzere 253 adet hırkaya el konulduğunu, Müvekkili tarafından davalının markasının hiçbir şekilde kullanılmamasına rağmen haksız olarak işyerinde ki mallarına 24/10/2013 tarihinde el konulduğunu, müvekkilinin el konulan malları nedeniyle ticari kayba uğradığını, bu malları satamadığını,
müvekkilinin işyerinde yapılan arama ve el konulması nedeniyle ticari itibarinda sarsıldığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL maddi tazminat ve 40.000 TL manevi tazminatın mallarının el konulması tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinden özetle.
Dava konusu olayda ...' ne husumet düşmediğini, öncelikle davanın husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, taraf ehliyetinin, 6100 Sayılı HMK'nın 50. maddesinde açıkça düzenlenmiş olduğunu, taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği gibi taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece resen nazara alınması gerektiğini, davada davalı tarafın taraf ehliyetinin bulunmadığını, davanın husumet yokluğu nedeniyle de reddine karar verilmesi gerektiğini,
yine davanın öncelikle arabuluculuk dava şartının yerine getirilmemesi ve husumet yokluğu nedenleriyle usulden reddine karar verilmesi mahkeme aksi kanaatte ise davacının herhangi somut bir iddia ileri sürülmemekle ispat yükünü yerine getiremediği açık olmakla birlikte davanın tümden reddine karar verilmesi gerektiğini beyan etmişlerdir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava konusu uyuşmazlık; Haksız arama nedeniyle davacının uğradığı itibar kaybı da gözetilerek uğradığı zarar iddiası kapsamında şimdilik 1.000 TL maddi, 40.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili kapsamında açıldığının tespitine ilişkindir.
İstanbul Bam 37.HD nin Mahkememizi yargı yeni olarak belirlemesi üzerine 14.3.2024 tarihli celsede ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, ceza yargılamasına ait kesinleşen dosya celp edilmiş, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.
Ceza yargılamasına ilişkin dava dosyası celp edilmiş olup, kapatılan ... 3.FSHCM’nin... esas- ...karar ve 26.5.2014 tarihli ilamı incelendiğinde müştekisinin ... şirketi, sanığın ... , suçun marka hakkını ihlal olduğu, yapılan yargılamada sanığın beraatına karar verildiği ve ilamın 15.11.2008 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Ceza yargılamasına ilişkin soruşturma dosyasında müştekinin ..., ..., ...adresinde mukim yabancı bir tüzel kişilik olduğu ve arama yapılması istemini bu yabancı firmanın talep ettiği, iddianame ve ceza yargılamasına konu karar başlığında da yabancı tüzel kişilik ... ‘in yer aldığı, keza Türk Patent ve Marka kurumu tarafından celp edilen marka tescil belgesinde de marka sahibinin ... ,..., ... adresinin yer aldığı, dolayısıyla davacının dava dilekçesinde davalı olarak gösterdiği firmanın ise Türkiye mukim ... ( adresinin ise ...) olduğu ve ceza yargılamasında arama talep eden yabancı firma ile bir ilgisinin tespit edilemediği, bu yönde davacının dilekçesinde bir açıklamada bulunulmadığı, somut olayda davalıya pasif husumet de düşmediği anlaşılmıştır.
Her ne kadar davacı vekili HMK 124. Madde kapsamında yabancı firmanın da taraf olarak eklenmesini 3.10.2024 tarihli celsede talep etmişse de HMK 124. Maddesi ancak açık bir maddi hata yada dürüstlük kuralından kaynaklı olarak kabul edilebilir bir hata yapılmış ise taraf değişikliğine cevaz vermektedir.
Oysa Ceza yargılamasına ilişkin soruşturma dosyasında müştekinin... ,..., ...adresinde mukim yabancı bir tüzel kişilik olduğu ve arama yapılması istemini bu yabancı firmanın talep ettiği, iddianame ve ceza yargılamasına konu karar başlığında da yabancı tüzel kişilik ... ‘in yer aldığı,dolayısıyla davacı vekilinin açık bir maddi hata yada dürüstlük kuralından kaynaklı olarak kabul edilebilir bir hata yaptığını savunamayacağı, kaldi ki zaten aralarında organik bağ olduğu için dava açtığını da duruşmada açıkça ikrar ettiği gözetildiğinde HMK 124.
Madde kapsamında taraf değişikliği istemi yargılamanın geldiği aşama itibarıyla kabul edilmemiştir.
Bilindiği üzere; Taraf ehliyeti, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 50. maddesinde açıkça düzenlenmiş olup bir davada taraf olabilme yeteneğini ifade eder. Taraf ehliyeti, medeni (maddi) hukuktaki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 8. maddesinde düzenlenen medeni haklardan yararlanma (hak) ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekil olarak anlaşılmalıdır. Buna göre; medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek ya da tüzel kişi davada taraf ehliyetine sahip kabul edilmelidir.
Dava ehliyeti ise, HMK'nın 51. maddesinde kişinin kendisinin veya yetkili kılacağı bir temsilci aracılığı ile bir davayı takip etme ve usul işlemlerini yapma ehliyeti olarak ifade edilmiştir. Dava ehliyeti, TMK'nın 9. maddesinde düzenlenen medeni hakları kullanma (fiil) ehliyetinin usul hukukundaki görünümü olup buna göre medeni hakları kullanma ehliyeti bulunan her gerçek ya da tüzel kişinin dava ehliyeti bulunmaktadır.
Taraf sıfatına bir başka deyişle husumet ehliyetine gelince, bu kavram dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, "aktif husumeti", davalı sıfatı ise "pasif husumeti" karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir.
Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukukî koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir.
Taraf sıfatının bu anlamda önemli özelliği ise def'î değil itiraz niteliğinde olması sebebiyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflar ileri sürmemiş olsa bile mahkemece re'sen nazara alınmasıdır.
(YHGK 2020/(21) ...E.- ... K.- 22.06.2022. YHGK ...E.-... K.17.05.2022. YHGK ...E.- ...K. 14.04.2022). uygulamalarında da işaret edildiği gibi: “Sıfat" terimi uygulamada yerleşmiş bir terim değildir. Uygulamada sıfat için "husumet" terimi kullanılmaktadır .Sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir.
Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da o hakkın sahibine aittir (aktif husumet). Örneğin: bir alacak davasında davacı olma sıfatı o alacağın alacaklısına aittir.
Alacak davası, o alacağın alacaklısından başka bir (üçüncü) kişi tarafından açılırsa (dava konusu alacağın mevcut olmadığından dolayı değil) davacının davacı sıfatına sahip olmadığından (sıfat yokluğundan, husumetten) dolayı reddedilir. Bir sübjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek olan kişi, o hakka uymakla yükümlü (borçlu) olan kişidir (davalı sıfatı, pasif husumet). Örneğin: bir alacak davasında davalı olma sıfatı o alacağın borçlusuna aittir.
Alacak davası, o alacağın borçlusundan başka bir (üçüncü) kişiye karşı açılırsa, (dava konusu alacağın mevcut olmadığından dolayı değil) davalının davalı (borçlu) sıfatına sahip olmadığından (sıfat yokluğundan, husumetten ) dolayı reddedilecektir.
Dolayısıyla bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkesine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğinden, dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedine karar verilir. Taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def'i değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de res’en nazara alınması zorunlu bir olgudur (YHGK 27.1.2016,13/684-106).
Bir sübjektif hakkın sahibinin ve o hakka uymakla yükümlü olan kişinin kimler olduğu (yani bir davada davacı ve davalı sıfatının kimlere ait olduğu) tamamen maddi hukuka göre belirlenir. Bu nedenle, bir kişinin belli bir davada gerçekten davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı hususu, usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu (sübjektif) hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunudur.
Bir davanın tarafları (veya taraflardan biri) o davada gerçekten (davacı veya davalı) taraf sıfatına sahip değilse, mahkeme, dava konusu hakkın esası (mevcut olup olmadığı) hakkında inceleme yapıp karar veremez. Mahkeme, davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddine karar verir.
Bu karar, davanın mesmu olmadığına (dinlenemeyeceğine) ilişkin bir karar olmayıp, gene davanın esasına ilişkin bir karardır (taraf olarak gösterilenlerden birinin taraf sıfatının bulunmadığını tespit eden bir karardır).
Şüphesiz, böyle bir karar yalnız o davada taraf olarak gösterilmiş olan kişiler arasında kesin hüküm (HMK m.303) teşkil eder; dava konusu hak ve gerçekten taraf sıfatına sahip (ve fakat o davada taraf olarak gösterilmemiş) olan kişi bakımından kesin hüküm teşkil etmez.
Bir davanın tarafları o davada gerçekten taraf sıfatına sahip ise, o zaman mahkeme dava konusu hakkın esası hakkında inceleme yapar ve karar verir. Mahkemenin bu kararı, dava konusu hak ve davanın ( gerçek taraf sıfatına sahip olan) tarafları bakımından kesin hüküm teşkil eder (HMK m.303).
Somut olayda ise davacı davanın başında hakkında dava açtığı tüzel kişinin arama kararını alan ve uygulatan tüzel kişilik olmadığını bildiği halde aralarında organik bağ olduğu düşüncesiyle herhangi somut delili olmadan huzurdaki davalıyı taraf olarak göstermiştir.
Oysa Ceza yargılamasına ilişkin dava dosyası incelendiğinde; kapatılan ... 3.FSHCM’nin ...esas- ...karar ve 26.5.2014 tarihli ilamı incelendiğinde müştekisinin ...şirketi olduğu İngiltere’de mukim olduğu, sanığın Selahattin Aydın , suçun marka hakkını ihlal olduğu, yapılan yargılamada sanığın beraatına karar verildiği ve ilamın 15.11.2008 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Ceza yargılamasına ilişkin soruşturma dosyasında müştekinin ... ,..., ... adresinde mukim yabancı bir tüzel kişilik olduğu ve arama yapılması istemini bu yabancı firmanın talep ettiği, iddianame ve ceza yargılamasına konu karar başlığında da yabancı tüzel kişilik ... ‘in yer aldığı, keza Türk Patent ve Marka kurumu tarafından celp edilen marka tescil belgesinde de marka sahibinin ... ,..., ...
Adresinin yer aldığı, dolayısıyla davacının dava dilekçesinde davalı olarak gösterdiği firmanın ise Türkiye mukim ... ( adresinin ise ...) olduğu ve ceza yargılamasında arama talep eden yabancı firma ile bir ilgisinin tespit edilemediği, aramanın bu firma tarafından talep edilmediği, şikayetin Türkiye mukim davalı yanca yapılmadığı , davacının ise davalıya husumet düştüğünü ispat eden delil sunmadığı, bu yönde davacının dilekçesinde bir açıklamada bulunulmadığı,
somut olayda davalıya pasif husumet de düşmediği anlaşılmış ve Husumet doğru yöneltilmediğinden davalı yönünden açılan davanın husumet yokluğu gözetilerek reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Katip ... · e-imza Hakim ... · e-imza
İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2024/22, K. 2024/252, 19 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama