KÜNYE
T.C. İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2024
- Esas no
- 2020/324 Esas
- Karar no
- 2024/466
- Dava
- Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 28/05/2019
Karar Metni
2.372 kelime·12 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekilinin dava dilekçesi özetle; davacı müvekkilinin 23.11.2012 tarihinde davalılardan sermaye piyasası araçları alım satım işlem çerçeve sözleşmesi imzaladığını, davalı şirketlerden almış olduğu yatırım hizmetleri çerçevesinde borsada hisse senedi alım satım işlemleri yapmaya başladığını, davacının yıllar içerisinde aynı şirketlerden hizmet almaya devam ettiğini, sermaye piyasası mevzuatında yapılan değişikliklere uyum ve yasal gereklilik uyarınca kendisine 07.10.2016 tarihinde sermaye piyasası araçları alım satım aracılığı çerçeve sözleşmesi imzalatıldığını,
sermaye piyasası mevzuatında yapılan değişikli ve acentelik müessesinin yerini emir iletimine aracılık hizmetleri almış olduğundan imzalanan 2016 tarihli sözleşmede ... bankası acente sıfatı ile değil " Emir İletimine Aracı" olarak ifade edildiğini, ... Bankası ...
Şube'de imzalanan 2012 tarihli sözleşme üzerine davacıya söz konusu şube nezdinde bir yatırım hesabı açıldığını, davacı ilgili tarihte şubede çalıştığını, müşteri temsilcisi ile iletişim halinde olarak hisse senedi alım satım işlemlerine başladığını, söz konusu müşteri temsilcisinin kısa süre sonra işten ayrılması üzerine yeni işe başlayan ... ... adlı müşteri temsilcisi ile iletişim halinde hisse senedi alım satım işlemlerine devam ettiğini, birkaç yıl sonra ... ... 'ın ...
Bankası ... Şubesi'ne geçtiğini, davacı işlemlerine ...
Şubesi üzerinde devam ettiğini, davacının ... ... adlı müşteri temsilcisi ile iletişim halinde pek çok hissede alım satım işlemleri gerçekleştiğini, davacıya sürekli olarak belirli hisse senetlerinde alım satım yapması yönünde somut yönlendirmelerde bulunduğunu, davacının yapılan bu hisse senedi alım satım işlemleri sonucunda genel olarak zarar etmesi veya satın alınan hisselerin fiyatlarında düşüşler yaşanması nedenleriyle ,
gerek uğranılan zararları bir şekilde başka hisse senetlerine yatırım yaparak telafi etme veya satın alındıktan sonra fiyatı düşmüş hisse senetlerinden düşmüş fiyatlardan da satın alarak ortalama maliyeti düşürme çabaları sonucunda sürekli olarak yatırım hesabına ek nakit transferleri yaptığını, hesabına yatırdığı ana para tutarı yaklaşık 2.230,00 TL olduğu,
yatırılan ana paranın bu civardayken yanlış yatırım kararları nedeniyle uğranılan zararın kapatılmasının mümkün olmadığını, zararın her türlü kapatılamaması nedeniyle ... ... 'ın davacıyı kredili işlemler yapmaya yani hisse senedi işlemlerini davalı şirketlerden borçlanarak gerçekleştirmeye ikna ettiğini, davacının hisse senedi işlemleri nedeni ile uğradığı zarara ek olarak kredi faizlerine de katlanmak zorunda kaldığını, davacının yatırım hesabında 20 bin adet ...
A.ş hisse senedi bulunduğu, değeri yaklaşık 125.00 TL olduğunu, davacının yaklaşık 2.230,000 TL ana parasından kalan tutarın yaklaşık 125.000 TL olduğunu, ... ... adlı şahsın hizmeti sunarken davacıya geri taahhütlerinde bulunduğunu, iyi niyet kurallarına aykırı hareket ettiğini, davacının bilgisizlik ve tecrübesizliğinden faydalandığını,
davalıların sözleşme ilişkisi içerisinde oldukları davacıya verdikleri zarardan kaynaklanan belirsiz alacağın mahkemece yapılacak yargılama neticesinde zararın tam e kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere asgari 10.000 TL tutarındaki kısmının bu tutarların davacının yatırım hesaplarına aktarıldıkları tarihten itibaren en yüksek avans faizi üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte davalılardan alınarak müvekkiline ödenmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... Bankası A.Ş. vekili cevap dilekçelerinde özetle. Davacı tarafından talep edilen hususların tüketici işlemi niteliği taşımadığını, niteliği itibariyle davanın Asliye Ticaret Mahkemelerinin görev alanına girdiğini.
Davacının internet bankacılığı aracılığı ile tüm yatırını/hisse senedi hesaplarını takip etmiş olduğunu, hesap bakiyelerini görüntülemiş olduğunu, 2013-2018 yılları arasında herhangi bir itirazı olmadığım, itirazı olmadığı gibi yüzlerce işlem de yapan davacının dava konusu işlemlere icazet verdiğinin kabul edilmesi gerektiğini. Davacı müvekkil banka nezdinde. dava konusu ettiği yatırım işlemleri öncesinde.
Sermaye Piyasası Risklerine İlişkin Sözleşme ve Formları imzalamış olması nedeniyle gerekli risklerden haberdar olduğunu. Davacı 01/01/2013 tarihinden bugüne kadar internet bankacılığı aracılığı ile hesaplarını kontrol ettiğinden, yatırım/hisse senedi hesaplarının portföyünü ve bakiyesini internet bankacılığı aracılığı ile görüntülediğinden, davacının dava konusu işlemlerden haberdar olmadığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu.
Davacı tarafından sunulan whatsapp konuşma kayıtlarının delil niteliği bulunmadığını ve delile itiraz ettiklerini. Dava konusuna ilişkin kayıt ve belgelerin, davacıya ait hesap ve işlemlerin 20/08/2015 tarihi itibariyle devralması sebebiyle, öncelikle diğer davalı ... AŞ'ye celbi gerektiğini, Husumet itirazları doğrultusunda davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini ifade etmiştir.
Diğer davalı ... A.Ş. vekilinin cevap dilekçesinde özetle.
Fiilen gerçekleşmiş bir zararın varlığı kabul edilse dahi zararın hesaplanmasının imkânsız olduğunu, çünkü davalının hesabında hale hazırda 20.000 adet ... hisse senedinin mevcut olduğunu ve borsada fiyatlarının günlük değişebildiğin!, zararın realize edilmiş olması gerektiği, bu nedenle dava şartı olan zararın fiilen gerçekleşmemiş olduğunu, Davacıya Yatırım Uzmanı tarafından hiçbir yönlendirme yapılmadığını, hisseler ve piyasalar hakkından fikir alış verişinde bulunulmasının hizmetin bir parçası olduğunu, davacıya kesin bir kazanç veya getiri ve taahhüdü ise hiçbir zaman verilmediğini.
Davacının 2015 yılından 2018 yılma kadar yaklaşık 3 yıl boyunca hisse senedi işlemleri için talimat vermiş veya işlemlere icazet vererek onaylamış olduğunu, diğer davalı ile bu sürenin 6 yıl olduğunu, Davacının kaybının birkaç işlemle veya çok kısa sürede alman kararlar ile oluşmadığını, bilgi ve onayı olmadan tek bir işlemin dahi olmadığını, davacı 3 yıl boyunca yatırım uzmanı ile uzun uzadıya değerlendirmeler yaparak,
yatırım kararlarını ya kendisi vermiş ya da onaylamış alım satım işlemlerini her gün yaptığı 4-5 konuşma ile ve hatta yurt dışındayken dahi ara vermeden kendisinin yürütmüş olduğunu, zararın arttığını bile bile işlemlere devam ettiğini, Böyle bir durumda aracı kurumun zarardan sorumlu olduğunu iddia etmenin mümkün olamayacağını, çünkü davacının her zaman hisse senedi alım satımını durdurmak ve zararını bir nokta kesmek imkânına sahip olduğunu, davacıya hiçbir şekilde kar taahhüdü verilmediği de dikkate alındığında işlemlere bile bile devam eden davacının zarar nedeniyle müvekkili sorumlu tutabilmesinin mümkün olmayacağını,
İki ayrı kredi sözleşmesiyle Kredili Alım Satım işlemleri dahi yaparak daha fazla getiri elde etmek için risk almayı seçtiğini, bunun da davacının ne kadar hırslı ve kazanç odaklı olduğunu gösterdiğini, Dava dilekçesinde müvekkil şirketin çalışanı ... ...'ın lisansı olmadığı iddia edilmiştir.
Tam 3 yıl boyunca sürekli olarak birlikte çalıştığı yatırım uzmanının 3 yıl sonra lisansının olmadığının iddia edilmesinin ancak kötü niyet olarak kabul edilebileceğini, ... ...'ın davacıya verilen hizmet kapsamında her türlü lisansı mevcut olup kendisinin kıdemli yatırım ürünler, yönetmeni olup. Düzey 3 lisans sahibi olduğunu.
Davacı tarafın, dilekçesinin 11 .sayfasında Yatırım Danışmanlığı sözleşmesi yapılmadan önce Yerindelik Testi yapılması gerektiği ve fakat bunun yapılmamasının eksiklik olduğunu iddia etmişse de, davacı ile yatırım danışmanlığı ilişkisi kurulmamış ve bu yönde hizmet verilmemiştir denildiği, Son olarak da davacının bilgisizlik ve tecrübesizliğinden faydalanıldığı iddia edilmişse de, tam 6 yıl boyunca hisse senedi alım satımı yapan, doğrudan sürecin içinde bulunan bir yatırımcının deneyimsiz olduğunu iddia edebilmenin mümkün görünmediğini bu nedenle davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER
Delil olarak; tarafların sunduğu bilgi ve belgeler, ses kayıt çözümlemeleri ve bilirkişi incelemesine dayanılmış olup, gösterilen deliller toplanarak dosya arasına konulmuştur.
LSTS sisteminden alınan bilgiye göre ... ... ... A.Ş. çalışanı iken Araştırma Uzmanı görevinde bulunduğu, 17.12.2010 tarihinde ... Bankası A.Ş. ... Yatının ... Şubesinde Müşteri Temsilcisi olarak, göreve başladığı, 01.11.2015 tarihinde ise ... ... A.Ş.' de Yatırım Danışmanı unvanı ile görev yapmaya başladığı, bundan sonraki iş unvanının yine aynı şekilde Yatırım Danışmanı olarak devam ettiği, belirlenmiştir.
Dosya kapsamına göre tarafın sunmuş olduğu ses kaydının çözümlemesi bilirkişi tarafından yapılmış olup döküm halinde dosyaya sunulmuştur.
Buna göre 30.12.2015 tarihinden itibaren ... ŞUBESİ ... no'lu yatırım hesabında çeşitli davalılar çalışanları müşteri temsilcileri ile çalışılmış olduğu, emir iletimlerinde çok büyük bir kısmının Saıııim ... ile gerçekleştirildiği, ayrıca sayısı fazla olmamakla birlikte ...
MOBÎL hattından davacı tarafından işlem yapıldığı, Genellikle Pay Piyasasında işlem yaptığı, birçok pay senedinde alım satımlar yapıldığı, Davacı hesabında toplam 109 adet değişik pay senetlerinde görüş alışverişi ve işlem yapıldığı, En fazla emir girişi yapan Saıııim ... ile gerçekleşen ses kayıtlarında 50 kontrat uzun, kısada kalalım türünden ifadeler ile VÎOP işlemlerin varlığı, tespit edilmiştir.
Davacıya kullandırılan kredi oranlarına ilişkin, aracı kurum yeni uygulamalarına ilişkin çeşitli dönemlerde çeşitli bilgilerin verildiği, Davalıların müşteri temsilcileri tarafından çeşitli hisse senetlerinin destek ve direnç noktalarının, siyasi ve ekonomik gelişmelerin bu hisse senetlerine olan etkilerine hisse senetleri ile ilgili beklentilere yer verildiği, Çeşitli dönemlerde Davacı hesabındaki TL ve senet bakiyelerine ilişkin bilgilerin verildiği ve mutabakat yapıldığı,
Yatırım Danışmanı ... ... tarafından konuşma kayıtlarında "şu fiyata şu kadar girelim", şu fiyattan şu kadar satalım" "şu fiyat kademelerine girelim, bekleyelim" " bu satışı yaparken kafamdaki strateji bu idi" türünden ifadeler belirlendiği, Yatırım Danışmanı tarafından "TL kadar zarar ettik, TL kar ettik TL zararı şu pay senedinden çıkartmaya çalışacağız" türünden vaat ve ifadeleri tespit edildiği, Yatırım Danışmanı ... ... tarafından " net söylüyorum kazancımız hayırlı olsun" gibi bir hafta sonrasına dair kesin ifadelerde bulunduğu,
siyasete ve piyasalara ilişkin genel tavsiye içeren raporların dışına çıkılarak kendi görüş ve fikirlerini davacıya ilettiği, Davacının " kredi tutarını azaltalım, zaten öyle konuşmuştuk, bize bir faydası yok." türünden ifadeleri ile kredi bakiyesinin birkaç kez kapatılmasını istediği, Davacının bazı konuşma kayıtlarında hesabın karlılığından memnun olmadığını, yaptıkları işlemlerin başarısızlıkla sonuçlanmış olduğunu, ifade ettiği belirlenmekle birlikte işlemleri sonlandırmaya yönelik bir karar ve eyleminin olmadığı,
tespit edilerek Yatırım Danışmanı ... ...'ın yönlendirici nitelik taşıyan ve Yatırım Danışmanlığı kapsamında yer alan ifadeleri tespit edilmekle birlikte ... ... tarafından davacı adına ve hesabına yapmış olduğu veya yapmayı planladığı alım satım işlemlerini devamlı davacı ile paylaştığı ve onun da yorumunu alarak sisteme işlemleri girdiği, davacının da bu alım satım planlarına ve önerilerine "tamam" "olur" "anladım" "Tamam takip edin ...
Bey" şeklinde onay ve olur verdiği, kabul ettiği, işlemlerin bilgisi ve onayı dahilinde yapıldığı, işlemlerin yapılmasına kendi karar ve iradesi ile icazet verdiği belirlenmiştir.
Ardından bilirkişi incelemesi yaptırılarak alınan son tarihli 31/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle, Davacı müşteri ile davalı aracı kurum müşteri temsilcileri tarafından oluşturulan işlem kalıbında; davalı aracı kurum müşteri temsilcileri tarafından yapılan yorumlar ve yönlendirmelerin, davacı ile müzakere edildiği, davacının görüşlerini beyan ettiği, işlemlerin davacı tarafından onaylandığı, davalı aracı kurum müşteri temsilcilerince baskı unsuru oluşturabilecek bir ibare tespit edilemediği, davacının işlemlere ilişkin herhangi bir itirazının olmaması,
kredili işlemler ve kredi limit artışlarında imzalamış olduğu belgeler ile onay verdiği, hesabına işletilen kredi faiz maliyetinden haberdar olduğu , Davacının, giin içerisinde hesap bakiyesini ve gerçekleştirilen işlemleri takip ettiği, süreç içindeki işlemlerle ilgili olarak itirazi ya da reddeden bir ifade kullanmadığı, işlemlerin bir akışta sürmesine ve giderek bir döngüye girmesinde onaylayıeı, kabul eden bir yaklaşımda olduğu, işlemleri onayladığı anlaşılmaktadır.
Oysa ki davacının, teknik olarak mobil internet imkanlarıyla hesabını takip edebildiği gibi. öneri ve işlemlere itiraz, günlük/aylık lıcsap ekstrelerine itiraz, şikayet vb pek çok hak ve olanağa sahip olduğu, Davalı aracı kurum müşteri temsilcisi ... ...'ın lisansının askıda olduğu dönemde, davacı işlemlerinin karlı olması nedeniyle, davacı vekilinin lisans konusundaki itirazlarının oluşan zararda etkili olmadığı,
Davalı aracı kurum tarafından verilen hizmet sınırlarının, Sermaye Piyasası Kurulu'nun yürürlükteki mevzuatla belirlediği sınırı aşmasına rağmen, müşteri hesabında gerçekleştirilen işlemlerde elde edilen zararla illiyet bağı olmadığı, oluşan zararda aracı kurum ve çalışanı konumundaki müşteri temsilcilerinin sorumluluğunun bulunmadığı tespit edilmiştir.
GEREKÇE
Dava, sermaye piyasası alanında borsada hisse senedi alım satımdan kaynaklı zararın tahsili talebine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporu birlikte incelenip değerlendirildiğinde. Davacı yatırımcının davalı ... Bankası A.Ş. nezdinde ... no'lu sermaye piyasalarında alım satım yapabilmesine imkân veren yatırım hesabı bulunduğu, bu hesaba ilişkin 2012 yılında yatırım fonu ve vadeli mevduat işlemleri mevcut iken 25.10.2013- 29.08.2015 tarihleri aralığında yatırım fonu ve vadeli mevduat haricinde ayrıca hisse senedi alım satımları ile türev işlemler yaptığı.
29/08/2015 tarihinde yatırım hesabı ve tüm yatırım işlemlerinin diğer davalı ... AŞ'ye devrolduğunu, hesapla ilgili yatırım işlemlerinin aracı kurum üzerinden devam ettiği, bu kapsamda ... ile ve ana ortaklığı ...
Bankası, Şubeleri aracılığı ile Sermaye Piyasası Kanununa ve SPK düzenlemelerine tabi olarak faaliyetlerine devam etmekte olduğu, yaklaşık 3,5 aylık bir sürede Yatırım Danışmanlığı görevini ifa edcmeyeccği belirlenmiş olmakla birlikte ses kayıtlarının deşifresinden ... ...'ın lisansının askıya alındığı bu dönemde mevzuata aykırı olarak davacı müşterinin alım satımlarını gerçekleştirdiği ve işlemlerini yapmış olduğu, Davacıya davalılar çalışanı ... ... tarafından verilen hizmetin süreklilik arz ettiği, "yöneltici" nitelikte olduğu,
genel yatırım tavsiyeleri olmayıp davacıya yönelik "alalım, satalım, gelince şu kademeye satalım, bu fiyattan satılırsa şu fiyata, şu kademelere alım girelim.
Bu fiyattan gelirse şu fiyata şu kademelere satım girelim," türünden yatırım stratejileri oluşturduğu, getiri hesaplamaları yaptığı, davacının elde edeceği kazançlara istinaden net, kesin ve vaat içeren ifadelerde bulunulduğu, bu yorum ve ifadelerin ise yorum ve yönlendirme şeklinde olduğu, Yatırım Danışmanı ... ...'ın davacıya verdiği hizmetin herhangi bir araştırma raporu ve diğer finansal bilgi sunulması faaliyetlerini içeren genel tavsiye niteliğinde olmadığı ancak Davacının kendisinin de internet ve mobil uygulama üzerinden borsaya emir gönderebildiği, piyasaya vakıf olduğu, davalılar temsilcisinin baskısı ile işlem yapmadığı,
emirlere ilişkin görüşlerini rahatlıkla beyan edebildiği, sisteme girilmesi planlanan emirlere yönelik herhangi bir itirazının bulunmadığı, bu konuda karşılıklı görüş alışverişinde bulunulmuş olduğu, müşteri temsilcisince verilen alım satım kararlarında rızası ve onayı bulunduğu anlaşılmakla Davacı müşteri ile davalı aracı kurum müşteri temsilcileri tarafından oluşturulan işlem kalıbında; davalı aracı kurum müşteri temsilcileri tarafından yapılan yorumlar ve yönlendirmelerin, davacı ile müzakere edildiği, davacının görüşlerini beyan ettiği, işlemlerin davacı tarafından onaylandığı,
davalı aracı kurum müşteri temsilcilerince baskı unsuru oluşturabilecek bir ibare tespit edilemediği, davacının işlemlere ilişkin herhangi bir itirazının olmaması, kredili işlemler ve kredi limit artışlarında imzalamış olduğu belgeler ile onay verdiği, hesabına işletilen kredi faiz maliyetinden haberdar olduğu , Davacının, giin içerisinde hesap bakiyesini ve gerçekleştirilen işlemleri takip ettiği, süreç içindeki işlemlerle ilgili olarak itirazi ya da reddeden bir ifade kullanmadığı, işlemlerin bir akışta sürmesine ve giderek bir döngüye girmesinde onaylayıeı, kabul eden bir yaklaşımda olduğu, işlemleri onayladığı anlaşılmaktadır.
Oysa ki davacının, teknik olarak mobil internet imkanlarıyla hesabını takip edebildiği gibi. öneri ve işlemlere itiraz, günlük/aylık lıcsap ekstrelerine itiraz, şikayet vb pek çok hak ve olanağa sahip olduğu, Davalı aracı kurum müşteri temsilcisi ... ...'ın lisansının askıda olduğu dönemde, davacı işlemlerinin karlı olması nedeniyle, davacı vekilinin lisans konusundaki itirazlarının oluşan zararda etkili olmadığı,
Davalı aracı kurum tarafından verilen hizmet sınırlarının, Sermaye Piyasası Kurulu'nun yürürlükteki mevzuatla belirlediği sınırı aşmasına rağmen, müşteri hesabında gerçekleştirilen işlemlerde elde edilen zararla illiyet bağı olmadığı, oluşan zararda aracı kurum ve çalışanı konumundaki müşteri temsilcilerinin sorumluluğunun bulunmadığı kanaati ile oluşan durumun davalı Banka ve yatırım firması ile çalışanların kusurundan oluştuğuna dair bir tespit olmayıp davacının talimat ve onayı doğrultusunda yapılan işlemlerin sonucu oluşan kâr ve zarara ilişkin olduğu, tüm bu sebepler ile;
davacının görmüş olduğu zararlardan sözleşmeler kapsamında davalıların sorumlu olmadığı, oluşan zararın davacının başlangıçta kabul etmiş olduğu risk kapsamında değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığından kanıtlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/324, K. 2024/466, 10 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama