KÜNYE
T.C. İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 29 Nisan 2025
- Esas no
- 2022/914 Esas
- Karar no
- 2025/303
- Dava
- Tazminat (Rücuen Tazminat
- Dava tarihi
- 29/12/2022
Karar Metni
1.614 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle. Müvekkili şirket tarafından ödenen işçilik alacaklarında / tazminatlarında davalı tarafın sorumluluğunda olan miktarlar kıdem tazminatı bordrolarında görüldüğünü ve rücuen müvekkili şirkete tarafından 114.030,07 TL'nin ödendiğini, müvekkili şirket dava konusu hukuki ilişkide, davalı taraf karşısında ihale makamı sıfatına haiz olduğunu, müvekkili şirket ile davalı arasındaki sözleşmede;
... işin yapılmasını, yürütülmesini ve işçilerin organizasyonunu bir bütünlük içinde yükleniciye (davalıya) bıraktığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde, sözleşme konusu işlerle ilgili yüklenicinin çalıştıracağı personele ilişkin İş Kanunları ve diğer mevzuattan kaynaklanan sorumlulukların yükleniciye ait olduğu taraflarca imza altına alındığını, ihale sözleşmesi kapsamında ihale makamının işçilik alacaklarından sorumlu olmadığı hususu son derece açık olduğunu,
huzurdaki davanın kabulü ile tahkikat sürecinde ve bilirkişi incelemesi neticesinde ortaya çıkacak olan miktarda artırmak üzere ve fazlaya ilişkin haklarımızın saklı kalması kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin, müvekkili ... tarafından gerçekleştirilen ödemelerin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan tahsili talep etmiştir.
Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; işçinin başka alt işverenlerde de çalışmış olmasına rağmen tüm dönemlerin müvekkil şirket üzerinden tasfiye edilmeye çalışılması haksız ve mesnetsiz olduğunu, dava dışı işçinin farklı işverenler nezdindeki tüm çalışması davacı kamu kurumunda geçmiş olup, feshe konu tasfiyenin sorumluluğu da asıl işverenin kamu kurumu olan davacıda olduğunu, 6552 sayılı yasa ile 4857 sayılı yasada yapılan değişiklikler sonrası kıdem, ihbar tazminatı ile ücret, izin, fazla mesai ve genel tatil alacakları yönünden yüklenici şirketin hiçbir sorumluluğu kalmadığını,
davacının iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının alacak iddiaları zamanaşımına uğradığını, izah edilen sebeplerle ve resen dikkate alınacak başkaca sebeplerle; haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, davacı asıl işveren tarafından davacı dışı işçilere ödenen işçilik alacaklarının davalı alt işverenden tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekili tarafından mahkememize ibraz edilmiş olan dava dilekçesinde özetle.
Kamu İhale Kanunu'nun ilgili hükümleri kapsamında ihale yoluyla hizmet alımları yapan ve ihale makamı sıfatını haiz bir kamu kurumu olan davacı şirket ... ile davalı şirket arasında muhtelif tarihlerde akdolunan hizmet alımına dair sözleşmeler uyarınca, sözleşme kapsamında çalışmış olan personeller Mustafa Sinan ...'e Kıdem Tazminatı - Yıllık İzin Alacağı - Fazla Mesai Alacağı - UBGT Alacağı için 10.02.2022 tarihinde 85.332,36 TL ödeme yapıldığını,
...'a ise Kıdem Tazminatı için 28.03.2022 tarihinde 28.697,71 TL ödeme yapıldığını beyanla ödenen işçilik alacaklarının / tazminatlarının sözleşme ve yasal mevzuat gereği şimdilik 1.000,00 TL'sinin, davacı ... tarafından gerçekleştirilen ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesi istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür.
4857 Sayılı İş Kanununun 2/6.maddesinde, "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine dair yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereğiyle teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir.
Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işverenle birlikte sorumludur." hükmü bulunmaktadır.
Dava konusu olayda da davacı ile davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumludurlar.
Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup, sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir.
Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 167. (Mülga Borçlar Kanunu'nun 146.) maddesinde düzenlenen, "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar.
Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır." şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir.
Dava konusu olayda da davacı ile davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu'ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müteselsilen sorumludurlar.
Aralarındaki sorumluluğun tayininde ise sözleşme hükümlerinin değerlendirilmesi gerekmekte olduğundan yargılama esnasında celp edilmiş olan tüm evraklar, davalı ile davacı arasında akdedilmiş olan sözleşme hükümleri, yapılan ödemeler bir bütün olarak değerlendirilmek suretiyle rapor tanzimi için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş olup bilirkişi Muhammed Gerçek tarafından ibraz edilen raporun hüküm kurmaya elverişli olmaması sebebiyle yeni bir bilirkişiden rapor alınmış olup bu kapsamda bilirkişi ... tarafından mahkememize ibraz edilmiş olan raporda özetle;
Dosyaya sunulan hizmet alım sözleşmelerinde, ücret ve sosyal hakların yükleniciye ait olduğu, asıl işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair hüküm bulunmadığı göz önüne alınarak yukarıda açıklanan Yargıtay kararı doğrultusunda dava konusu kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti ve UBGT ücretinde davalı şirketin kendi dönemi ve çalışma süresi ile orantılı olarak sorumlu olduğu, feshe bağlı yıllık izin ücretinin tamamından son yüklenici davalı şirketin sorumlu olacağı değerlendirilmiştir.
Dava dışı isçi ... ... yönünden Davalı ... Şirketinin sorumlu olduğu tutar: 17.814,15 TL,
Dava dışı ... a yönünden Davalı ... Şirketinin sorumlu olduğu tutar : 28.540,57 TL,
Toplam: 17.814,15 TL + 28.540,57= 46.354,72 TL rücu edilecek miktar olduğu,
Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir.
Davacı vekili tarafından sunulan 10.03.2025 tarihli harçlandırılmış ıslah dilekçesinde 46.354,72 TL'nin, her bir ödeme tarihinden itibaren işlemeye başlatılacak faizleri ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesi talebinde bulunduğu, dava dilekçesinde ise faizin türü olarak yasal faiz talep edilmiş olduğu görülmüştür.
Emsal mahiyette olan Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/2215 Esas, 2021/1999 Karar Sayılı, 06.12.2021 Tarihli "Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir.
SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.
İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır.
İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.
Yıllık izinler kullanılmadığı takdirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır.
İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatili ücreti, UBGT, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır.
İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir." şeklindeki gerekçeli ilamı, taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşme hükümleri, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporu uyarınca davacının dava dışı işçiye ödemiş olduğu miktarı sorumlulukları oranında davalıdan tahsil edebileceği, zamanaşımının sözleşmeden kaynaklı genel zamanaşımına tabi olduğu,
davacının ödemiş olduğu bedellerin ödeme tarihleri ile davanın açıldığı tarih itibari arasında geçen sürede zamanaşımı süresinin dolmamış olduğu kanaatine varılmakla talep edilen miktar üzerinden davanın kabulüne karar vermek gerekmiş olup dava ve ıslah dilekçesinde faizin başlangıç tarihi olarak ödeme tarihinin esas alınması talebinde bulunulmuş ise de işbu dava açılmadan önce davalının temerrüde düşürüldüğünün ispatlanamadığı kanaatine varılarak mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette olan Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2023/2694 Esas, 2023/2926 Karar Sayılı,
25.09.2023 Tarihli gerekçeli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda dava tarihinden itibaren, davacının talebi doğrultusunda yasal faizi işletilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/914, K. 2025/303, 29 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama