KÜNYE
T.C. İstanbul Asliye 2.TİCARET Mahkemesi
- Mercii
- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2024
- Dosya no
- 2023/619
- Karar no
- 2024/818
- Dava
- İTİRAZIN İPTALİ (İşletme Devir Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 21/09/2023
Karar Metni
1.746 kelime·9 dk okuma·4 bölüm
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen İTİRAZIN İPTALİ davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Dava dışı ...A.Ş.nin onaylayan sıfatıyla yer aldığı, müvekkili ile davalı arasında 09.10.2018 tarihinde İşletme Devir Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme ile ... işletmesinin müvekkiline devredildiğini, sözleşmenin 13.maddesi ile davalının söz konusu tatil köyünde bizzat sattığı ... devre mülk hakkı sahibince ödenmesi gereken aidatların müvekkiline eksiksiz ödenmesinin garanti edildiğini, devre mülk hakkı sahiplerinden önemli bir kısmının 2021 yılı aidatlarını ödemediklerini, bunun üzerine davalıya ...
5. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, ihtarnamenin 17.02.2022 tarihinde tebliğ edildiğini, davalının ise ... 2. Noterliği’nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile olumsuz cevap verdiğini, dava dışı ... A.Ş.'ye ... 5. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ettiklerini ve ... devre mülk sahibinden tahsil edilemeyen 2021 yılı aidatlarının davalı ...
A.Ş.’ye yapılacak ilk taksitten itibaren kesilerek müvekkilinin banka hesabına ödenmesinin ihbar ve ihtar edildiğini, ihtarnameye ... 9. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile; "... A.Ş. tarafından davalı ... A.Ş.'ye karşı keşide edilen ... 23. Noterliği'nin ...tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile söz konusu taksitlerin ödenmesinin "ödemezlik def’i hakkı" kapsamında durdurulduğu, şu an için taksitlerden kesinti yapılarak ...
A.Ş.’ye ödeme yapılmasının mümkün olmadığı, İleride ödemezlik def’i hakkının son bulması halinde ... A.Ş.’nin talebinin yeniden değerlendirilecek olduğu" yönünde cevap verildiğini, bunun üzerine alacağın tahsili için ...
29. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borca itiraz edildiğini, takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına, davalının aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. Müvekkilinin söz konusu sözleşme hükümleri uyarınca üzerine düşen tüm yükümlükleri yerine getirerek işletmeyi devrettiğini, fiilen ve hukuken işletmeden ayrıldığını, ... tarihinde ...
2. Noterliği 03964 Yevmiye numaralı ihtarnamesi ile taleplerinin hukuka aykırı olduğu ve kabulünün mümkün olmadığını açıklayan cevabi ihtarname çekildiğini, dava dilekçesinde iddia edildiği gibi, müvekkilinin ...'nde bizzat sattığı 3616 devre mülk hakkı sahibince ödenmesi gereken aidatların davacı ...
A.Ş.'ye hak sahiplerince ödenmemesi halinde, müvekkili tarafından eksiksiz ödenmesinin garanti edilmesi ve üstlenilmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, özellikle atıf yapılan sözleşme hükmünün amacının, daha önce işletmeyi yürüten müvekkili firmanın işletmeden ayrıldığı andan sonra aidat tahsilatı yapmaması,
sehven müvekkili hesabına yatırılan aidat olur ise yeni işletme firmasına iade edilmesi ve tüm üyelerin yeni işletme firmasını muhatap olarak ödemelerin davacı tarafa yapılması gerektiğini bildirmek olduğunu, aidat ödemesi yapmayan mülk sahiplerine davacının takip başlatması gerektiğini, uzmanlık gerektirmeyecek şekilde Kat Mülkiyeti Kanununda bu durum izah edilmiş olup, davacı yanca müvekkil firmadan aidat ödemeyenlerin aidatlarını veya aidatı fazla bulan kişilerin aidat miktarının tamamlanmasını istemesinin hayatın olağan akışına, ticari kanun, örf adet ve teamüllere, mantığa, hukuka ve iyi niyete açıkça aykırılık arz ettiğini,
davacı yanca üyelerden alınması gereken aidat alacağının, müvekkili firmanın arsa sahibi başka bir firmadan doğmuş veya doğacak alacağından, doğrudan kesinti yoluyla tahsil edebilmesinin hukukun mümkün olmadığını, davacının aidat ödemelerini yerine getirmeyen hak sahipleri hakkında gerekli hukuki ve cezai yollara başvurulmaksızın, sözleşme hükümlerini gerçeğe aykırı bir şekilde yorumlanarak öncelikle icrai işlem tesisi ardından hukuki yollara başvurarak müvekkiline talep yöneltilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, müvekkili firma hesabına işletmeden ayrılma tarihi olan 31/12/2018 tarihinden bu yana herhangi bir aidat yatırılmadığını,
bu hususta gerekli bilgilendirmelerin davacı yana ihtarnameler yolu ile her yıl yapıldığını, ayrıca davacı yanın müvekkilinden iddia ettiği alacak kalemini, arsa sahibi olan ...
Firmasının, müvekkil firmaya ödemekte olduğu hisse devri bedeli taksitlerinden mahsuplaşma yöntemi ile kesinti yapılması suretiyle alınmaya çalışıldığını, mahsuplaşma yöntemi ile kesinti yapılmasının mümkün olmadığını, sözleşmenin IV-13/d maddesi hükmünün, davacı yanın iddia ettiği şekilde geniş yorumlanamayacağını, müvekkil firma ile dava dışı ...
A.Ş. arasında 05.10.2018 tarihli tasfiye protokolü imzalandığını ancak söz konusu protokolün bu davanın konusu da olmadığını, karşı yan tarafından ...
AŞ. 'den ödeme alınmaması nedeniyle müvekkile karşı takip başlatıldığının beyan edilmesi ve işbu zamana kadar Heramis Tatil Köyü aidat ödemelerinde asli ve tek yükümlü olan site sakinlerine ilişkin olarak yapılmış ve başlatılan hiçbir icra takibinin olmamasının açıkça kötüniyetin göstergesi olduğunu, haksız ve hukuki mesnetten yoksun, kötü niyetle ikame edilmiş bulunan davanın reddine, karşı yanın asıl alacağın %20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME
Dava; işletme devir sözleşmesinden kaynaklanan sözleşmeye dayalı olarak ödenmeyen aidatların davalı tarafından ödenmesi gerekirken, ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
2004 sayılı İİK’nın 67/1. fıkrası gereğince takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Davacının ... 29. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile 19/07/2023 tarihinde, davalı aleyhine, dava dilekçesinde belirtilen ihtarnamelere dayanarak, 567.795,00.-TL asıl alacak, 111.486,16.-TL işlemiş faiz, 374,36.-TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 679.655,52.-TL üzerinden ilamsız icra takibi başlattığı, (...) ödeme emrinin borçlu/davalıya 26/07/2023 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 26/07/2023 arihinde hiçbir borcu olmadığını, borcun tamamına ve faize itiraz ettiğini belirterek takibi durdurduğu, itiraz dilekçesinin davacı/alacaklı vekiline tebliğ edildiğine dair belgeye rastlanmadığı, davacının da 21/09/2023 tarihinde 657.045,52.-TL üzerinden 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içinde huzurdaki itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında 09.10.2018 tarihli "İşletme Devir Sözleşme"nin imzalandığı ve ...'te bulunan ... işletmesini davacının devraldığı hususunda tartışma bulunmamaktadır.
Çözümlenmesi gereken sorun, sözleşmenin 13.maddesi gereğince davalının söz konusu tatil köyünde bizzat sattığı 3616 devre mülk hakkı sahibince ödenmesi gereken aidatların eksiksiz ödenmesinin garanti edilip edilmediği, devre mülk hakkı sahiplerinin bir kısmı tarafından ödenmeyen 2021 yılı aidatlarından davalının sözleşme hükümleri uyrınca sorumlu tutulmasının mümkün olup olmadığı, mümkün ise ödenmeyen aidatların, dolayısıyla davacının alacağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller, icra dosyası ile tüm dosya kapsamı ile beraber alınan bilirkişi raporları ve yapılan yargılama sonunda;
Taraf defterleri üzerinde inceleme yapmaya ihtiyaç bulunduğundan ve bu iş uzmanlık gerektirdiğinden, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Davacının ibraz ettiği defter ve belgeler incelendiğinde, 2021 - 2022 yılı ticari e-defterlerinin TTK.nun 64/3.maddesi gereğince açılış/kapanış tasdiklerinin yapıldığı, defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiş, bu nedenle defterlerin sahibi lehine delil oluşturma vasfına sahip olduğu kabul edilmiştir.
Talimatla alınan 21.05.2024 tarihli bilirkişi raporunda, dava dilekçesinde belirtilen 388 devre mülk sahibinin toplamı 567.795,00.-TL tutarında olan 2021 yılı aidatlarını ödemedikleri, "İşletme Devir Sözleşmesi" 13-c Maddesinde konu edilen ve yüklenici “... tic. A.Ş.” tarafından işletmeci “... A.Ş.” nin banka hesaplarına ödenmesi sağlanması gereken aidat tutarı 2021 yılı için toplam 567.795,00 TL olduğu, sadece ödenen devre mülk aidatlarının defter kayıtlarına intikal ettirilmesi ve ödenmeyen aidat miktarlarının defter kayıtları üzerinde davalı ... Tic. A.Ş. ile ilişkilendirilmemesi sebebi ile defter kayıtlarında borç veya alacak kaydı bulunmadığı, davalının borç ödemede 24/02/2022 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü yönünde görüş bildirmiştir.
Davacı vekili, taraflar arasında 09.10.2018 tarihinde İşletme Devir Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme ile ... işletmesinin davacıya devredildiğini, sözleşmenin 13.maddesi ile davalının söz konusu tatil köyünde bizzat sattığı 3616 devre mülk hakkı sahibince ödenmesi gereken aidatların eksiksiz ödenmesinin garanti edildiğini, devre mülk hakkı sahiplerinden önemli bir kısmının 2021 yılı aidatlarını ödemediklerini, ödenmeyen bedellerden davalının sorumlu olduğunu iddia etmektedir.
Davalı vekili ise, sözleşmedeki hükmün amacının, daha önce işletmeyi yürüten müvekkili firmanın işletmeden ayrıldığı andan sonra aidat tahsilatı yapmaması, sehven müvekkili hesabına yatırılan aidat olur ise yeni işletme firmasına iade edilmesi ve tüm üyelerin yeni işletme firmasını muhatap olarak ödemelerin davacı tarafa yapılması gerektiğini bildirmek olduğunu, aidat ödemesi yapmayan mülk sahiplerine davacının takip başlatması gerektiğini, aidat ödemeyenlerin aidatlarını veya aidatı fazla bulan kişilerin aidat miktarının tamamlanmasını istemesinin hayatın olağan akışına, ticari kanun, örf adet ve teamüllere, mantığa, hukuka ve iyi niyete açıkça aykırılık arz ettiğini savunmaktadır.
TAraflar arasında imzalanan ve inkar edilmeyen 19.12.2018 tarihli "İşletme Devir Sözleşmesi'" nin. 13.maddesi gereğince;
"...
c- Bu aidatları ve artış şartını satışını yaptığı mevcut Alıcılara (3.616 kişi) tebliğ edip 2019 yılından itibaren aidatların bunlara uygun olarak doğrudan İŞLETME'nin (DAVACI) banka hesaplarına ödenmesini sağlayacağını,
d- Bu aidatları yüksek bularak ödemekten imtina edecek Alıcılar'ın ödemedikleri/noksan ödedikleri kısımlarını İŞLETMECİ'ye (DAVACI) ödemeyi (veya bu miktarlarm ARSA SAHİBİ tarafından YÜKLENİCİ'ye (DAVALI) yapılacak ilk aylık taksitten kesilerek İŞLETMECİ'ye (DAVACI) ödenebileceğini) kabul, taahhüt ve garanti etmiştir.
e- Ayrıca YÜKLENİCİ (DAVALI) Alıcılardan gelecek yıllara ait olarak peşin tahsil etmiş olduğu aidat ödemeleri var ise bunları, bundan sonra da 2019 yılı için yanlışlıkla veya alışkanlıkla kendi hesaplarına yatırılan aidatları gecikmeksizin İŞLETMECİ''nin (DAVACI) banka hesaplarına aktaracaktır." hükmü bulunmaktadır.
Sözleşme metninin yoruma gerek duymayacak derecede açıktır. Davalı şirket sözleşmenin bu hükmüyle "2019 yılından itibaren .... aidatları yüksek bularak ödemekten imtina edecek Alıcılar'ın ödemedikleri/noksan ödedikleri kısımlarını..." kendisinin ödeyeceğini kabul ve taahhüt etmiştir. Bu nedenle icra takibine yaptığı itirazı haksız bulunmuş, davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Bilirkişi raporunda temerrüt tarihi 24/02/2022 olarak tespit edilmiştir. Davacının borçlu davalıya gönderdiği ... 5.Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinin 17.02.2024 tarihinde tebliğ edildiği, ihtarnamede tanınan 7 günlük sürenin 24.02.2022 tarihinde dolduğu anlaşılmakla temerrüt tarihinin doğru olarak tespit edildiği anlaşılmıştır.
Raporda icra takibindeki işlemiş faiz hesabı yapılmamış olsa da mahkemece yapılan hesaplamada faiz hesabının doğru olduğu gözlenmiş (https://yasal-faiz.hesaplama.net/), bu nedenle dava ve usul ekonomisi gözetilerek bu hususta ek rapor almaya gerek duyulmamıştır.
Davacı kayıtlarına göre taraflar arasında sözleşmesel ticari ilişki olduğu, davacının usulüne uygun defter kayıtlarına göre davalıdan yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere sözleşmeden kaynaklı toplamda 567.795,00.-TL alacağı bulunduğu kabul edilmiştir.
Davacının talebine konu alacak likit (belirlenebilir) olduğu anlaşılan faturalara dayalı olduğundan, asıl alacak üzerinden davalının haksız itirazı nedeniyle takdiren % 20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
KATİP ... HAKİM ...
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/619, K. 2024/818, 25 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama