KÜNYE
T.C. İstanbul 4. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2024
- Esas no
- 2023/164 Esas
- Karar no
- 2024/159
- Dava
- Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 07/09/2023
Karar Metni
2.135 kelime·11 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkili firmanın 1963 yılında ...'da kurulmuş olduğunu, pek çok firmayı bünyesinde barındıran, sektöründe lider bir şirket grubu olduğunu, müvekkilinin bugün itibariyle Ülkemizde en çok tercih edilen hazır giyim mağazalarından olan ..., ..., ..., ..., ...., ..., ... ve ... isimli toplam sekiz farklı marka grubu ve bu markalar altında faaliyet gösteren mağazaların da sahibi olduğunu, müvekkili şirketler grubunun 56'sı Türkiye'de olmak üzere dünya çapında toplam 5.887 tane mağazasının bulunduğunu ve müvekkilinin dünya çapında tanındığını,
müvekkili .... markasını ilk kez 1979 yılında İspanya'da tescil ettirdiğini, İspanya'daki ilk marka tescilinin ardından ... markasını 15.10.1984 tarih ve ... sayıl ile WİPO nezdindeki pek çok ülkede pek çok farklı sınıfta tescil etten müvekkiline ait markaların, bugün itibariyle 100'ün üzerinde ülkede pek çok sınıfta tescilli olduğunu, müvekkilinin ... markasını Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde de ilk kez ... tarih, .... sayı ile tescil ettirdiğini, müvekkiline ait .... markasının TÜRKPATENT tarafından... sayı ile tanınmış marka olarak özel koruma altına alındığını, yine ... markasının, sektörün en 2 prestijli araştırma konusu olan,
...tarafından her yıl yayımlanan ...listesinde 2020 yılında dünyanın en değerli ilk 100 markasından biri, giyim kategorisinde ise dünyanın en değerli 2. markası seçildiğini, yine müvekkilinin dünyanın en saygın marka derecelendirmelerinden olan ve her yıl ... tarafından yayımlanan ... listesinde 2020 yılında dünyanın en iyi 35. markası seçildiğini, nitekim müvekkilinin... markalarının tüketiciler tarafından büyük bir ilgiyle takip edildiğini, bu kapsamda müvekkilinin dünyanın en çok kullanılan ve tüketiciler üzerinde ciddi bir etkiye sahip sosyal medya platformlarından ...'da 58,3 milyon, ...'ta yaklaşık 31 milyon,
...'da ise 1,3 milyon kişi tarafından takip edildiğini, ayrıca bugün dünya çapında milyonlarca kişi tarafından kullanılan ... arama motorunda müvekkilinin ... markası ile arama yapıldığında yaklaşık 475.000.000 sonuç elde edildiğini, söz konusu sonuçlar arasında ilk sıralarda müvekkiline ait resmi internet sitesinin yer aldığını, yukarıda verilen bilgiler ışığında, işbu davaya ilişkin iddia ve talepleri değerlendirilirken, müvekkilinin ... markasının yüksek tanınmışlık statüsüne haiz olduğu ve olası ihlaller karşısında,
sıradan bir markaya oranla çok daha büyük zararlar görebileceği ve çok daha geniş bir korumayı hak ettiğinin dikkate alınmasının gerektiğini, bu kapsamda, tescilinden itibaren 5 yıllık süre içerisinde haklı bir neden olmaksızın kullanılmayan markanın, açılan iptal davası üzerine iptali ve sicilden terkininin gerektiğini, işbu davaya konu ... tescil numaralı markanın da davalı tarafından SMK madde 9 gereğince kullanılmamakta olduğunu ve bu nedenle iptalinin gerektiğini, müvekkilinin iş bu davaya açmakta hukuki yararının olduğunu, davalının, davaya konu markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde ciddi ve temel işlevine uygun şekilde,
tescile konu tüm ürün ve hizmetler bakımından kullanılması yükümlülüğünü yerine getirmediğini, somut olayda dava konusu ...tescil numaralı ...markasının tescil tarihi 28.08.2018 olup, SMK md.9 hükmünde belirtilen 5 yıllık sürenin 28.08.2023 tarihinde sona erdiğini ve ilgili markanın kullanım yükümlülüğüne tabi olduğunu, ancak davaya konu ... tescil numaralı ...
Markasının tescil kapsamındaki ürünler ve hizmetler bakımından Kanun'da aranan şekilde kullanılmaya başlanmadığını, kullanım yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, bu kapsamda davalının SMK m.9 ile düzenlenen kullanım yükümlülüğünü yerine getirmediği ve markanın, belirtilen şartlarda kullanıldığını kanıtlayamayacağının aşikar olduğunu, SMK m.9 uyarınca markanın kullanılmaması sebebiyle iptaline ve sicilden terkinine karar verilmesinin gerektiğini, kullanılmama nedeniyle iptal davalarında tescilli markanın, tescilden itibaren 5 yıl içerisinde markasal ve ciddi biçimde kullanıldığının ispat yükünün davalıya ait olduğunu,
Yargıtay kararlarının da bu yönde bulunduğunu, ispat işleminin ise varsayımlar veya ihtimaller ile değil, somut ve objektif belgelerle yapılmasının gerektiğini, bu kapsamda, davalının davaya konu markayı kullandığını iddia etmesi halinde, tescil edildiği görünümde,
Markasal biçimde ve ciddi bir şekilde tescil kapsamında yer alan her bir ürün ve hizmet üzerinde kullandığını somut delillerle ispat etmesinin gerektiğini beyan ve gerekçelerle davalıya ait Türk Patent ve Marka Kurumu nezdindeki ... tescil numaralı ... markasının işbu dava sonunda verilecek esas hükmün kesinleştiği tarihe kadar üçüncü kişilere devrinin önlenmesine yönelik davalıya tebligat yapılmaksızın ihtiyati tedbir kararı verilmesine,
bu kararın marka siciline şerh düşmek amacıyla TÜRKPATENT'e gönderilmesine ve verilen ihtiyati tedbir kararının esas hakkında verilecek hükmün kesinleşmesine kadar devamına, davalıya ait Türk Patent ve Marka Kurumu nezdindeki ... tescil numaralı .... markasının SMK Madde 9 ve ilgili sair hükümleri uyarınca kullanmama sebebiyle iptaline ve Türk Patent ve Marka Kurumu sicilinden terkin ettirilmesine, masraf, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle;Huzurda açılan işbu dava, kanunda öngörülen sürelerde açılmadığından mahkemece de resen değerlendirilerek davanın dava şartı yokluğu sebebi ile usulden reddinin gerektiğini, davacı yanın, müvekkiline ait markaya başvuru tarihinden itibaren söz konusu markadan haberdar olduğunu, SMK md. 25/6'da belirtildiği gibi 5 yıl sessiz kaldığını, bu halde davacının müvekkiline ait markanın iptalini talep edemeyeceğini, sessiz kalma yoluyla hak kaybının, SMK m. 25 f. 6'da düzenlendiğini buna göre “Marka sahibi,
sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez” hükmünün bulunduğunu, söz konusu hükme göre sonraki tarihli markanın kullanıldığını bildiği halde bu durumu izleyen beş yıl boyunca sessiz kalması halinde markayı hükümsüzlük gerekçesi ile ileri süremeyeceğini, SMK md. 23 hükmüne bakıldığında tescilli markanın koruma süresinin başvuru tarihinden itibaren başlamadığını,
somut olaya bakıldığında müvekkiline ait olan "..." markasının başvuru tarihinin 14.08.2017 olduğunu, başvuru tarihinden itibaren 6 yıl geçtiğini, davacı yanın müvekkiline ait markanın kullanıldığını bildiği halde 6 yıl boyunca sessiz kaldığını ve 07.09.2023 tarihinde kötü niyetli olarak işbu davayı ikame ettiğini, Yargıtay kararları da dikkate alındığında marka hakkının ihlaline beş yıldan beridir sessiz kalınması hak kaybına sebebiyet vereceğinden huzurda açılan işbu davanın da reddinin gerektiğini, davacı yanın herhangi bir menfaatinin bulunmamasına rağmen işbu davayı ikame ettiğini,
Mahkemenin de çok iyi bildiği üzere Markanın hükümsüzlüğünü ve dolayısıyla markanın hükümsüzlüğü davasını menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının açabileceğini, bu kapsamda menfaati olanların bu menfaatini de dava aşamasında ispatlamalarının gerektiğini, ancak davacı yanın söz konusu müvekkil adına tescil edilmiş marka üzerinde herhangi bir menfaatinin bulunmadığını, zira menfaatinin bulunması için müvekkiline ait "..." markasının davacıya ait markaya zarar vermesinin gerektiğini, Yargıtay kararları incelendiğinde,
kullanım alanı farklı olan iki markanın ortalama tüketicinin bu marka ile tanımış marka arasında bir bağlantı kurması ve bu bağlantının yaratacağı olumlu izlenim ve çağrışımla satın alma tercihlerine yön verilmesi suretiyle tanınmış markadan haksız yararlanma sonucuna yol açılmasının gerektiğini, ancak davacı marka sahibinin giyim ve ev tekstili alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkil şirketin ise demir çelik ürünleri imalatı yaptığını,
bu halde iki kullanım alanında birbirinden bambaşka ve ortalama tüketici nezdinde tanınmış marka arasında bağlantı kurulması imkansız olduğundan davacı yanın söz konusu davada herhangi bir menfaatinin bulunmadığını, dava konusu markaya bakıldığında "..." ifadesi iki farklı kelimenin bir araya gelmesi ile oluşturulmuş olup birleşik marka olduğunu, Mahkemece de bilindiği üzere birleşik markalarda ortalama bir tüketici için ayırt edici özellik ve akılda kalıcı kelime ilk kelime "..." kelimesi olup "..." ibaresi tali bir unsur olduğundan davacı markası ile iltibas yaratacak herhangi bir durumun da bulunmadığını,
davacı tarafından markanın müvekkili marka sahibi tarafından kullanılmadığı iddiası abesle iştigal olup, işbu iddiaların müvekkilinin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde çürütüleceğini, müvekkil şirketin 2004 yılından beri ... imalat sanayisinde kullanılmakta olan, özellikle Vasıflı Çelik ve Takım Çelikler ürünlerinin tedarikçiliğini yaparak müşterilerine hizmet verdiğini, müvekkil şirket adına kayıtlı TPE nezdinde ... numarası ile kayıtlı bulunan "..." markasını SMK md 9 kapsamında birçok hizmet sınıfında sürekli ve fasılasız kullanıldığını, ancak müvekkil şirket bir limited şirket olduğundan her alanda her gün iş yapması,
hizmet sunması, sürekli proje üretmesi ve hayata geçirmesinin beklenemeyeceğini, diğer yandan marka tescili yapılan konulara bakıldığında hizmet verdiğinin görüldüğünü, müvekkiline ait marka "..." dava konusu markaya ait koruma süresinin devam ettiğini, SMK md 23 hükmüne göre "Tescilli markanın koruma süresi başvuru tarihinden itibaren on yıldır. Bu süre, onar yıllık dönemler hâlinde yenilenir, " ...
Başvuru Numaralı , "...” isimli markanın 14.08.2017 tarihinde başvurusu yapılmış olup on yıllık koruma süresi henüz dolmadığını, yukarıda açıklanan tüm nedenler ile dava konusu markanın hem Müvekkil şirketçe kullanılması hem davacı tarafından markaya ilişkin iddialarını ispatlayamaması sebebi ile davacının davasının reddine karar verilmesi gerektiğini beyan ve gerekçelerle huzurdaki davanın hak düşürücü süre nedeniyle dava şartı yokluğu sebebiyle öncelikle usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine ve marka hakkının korunmasına,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Bilirkişiler Bilişim Uzmanı ..., Marka Vekili ..., Mali Müşavir ... tarafından sunulan 03/08/2024 tarihli raporda: "Davalıya ait markanın ciddi olarak kullanıldığına dair bir delilin dosyada bulunmadığı" şeklinde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
KANAAT VE GEREKÇE
6769 sayılı SMK'nun 9.maddesinde "Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir.(2) Aşağıda belirtilen durumlar da birinci fıkra anlamında markayı kullanma kabul edilir:a) Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması.b) Markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması.(3) Markanın, marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilir." belirtilmiştir.
6769 sayılı SMK'nun 26.maddesinde "(1) Aşağıdaki hâllerde talep üzerine Kurum tarafından markanın iptaline karar verilir:a) 9 uncu maddenin birinci fıkrasında belirtilen hâllerin mevcut olması.b) Marka sahibinin fiillerinin veya gerekli önlemleri almamasının sonucu olarak markanın, tescilli olduğu mal veya hizmetler için yaygın bir ad hâline gelmesi.c) Marka sahibi tarafından veya marka sahibinin izniyle gerçekleştirilen kullanım sonucunda markanın, tescilli olduğu mal veya hizmetlerin özellikle niteliği, kalitesi veya coğrafi kaynağı konusunda halkı yanıltması.ç) 32 nci maddeye aykırı kullanımın olması.(2) İlgili kişiler,
Kurumdan markanın iptalini isteyebilir.(3) Marka iptal talepleri, talep tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı ileri sürülür.(4) Markanın, beş yıllık sürenin dolması ile iptal talebinin Kuruma sunulduğu tarih arasında tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından ciddi biçimde kullanılmış olması hâlinde, birinci fıkranın (a) bendine ilişkin iptal talepleri reddedilir.
İptal talebinde bulunulacağı düşünülerek kullanım gerçekleşmişse talebin Kuruma sunulmasından önceki üç ay içinde gerçekleşen kullanım dikkate alınmaz.(5) İptal hâlleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi iptale karar verilir.
Marka örneğini değiştirecek biçimde iptal kararı verilemez.(6) İptal incelemesi sırasında hak sahibinin değişmesi hâlinde, sicilde hak sahibi olarak görünen kişiye karşı işlemlere devam edilir.(7) İptal talepleri, iptali istenen markanın sahibine tebliğ edilir. Marka sahibi bir ay içinde talebe ilişkin delillerini ve cevaplarını Kuruma sunar. Söz konusu bir aylık süre içinde talep edilmesi hâlinde Kurum bir aya kadar ek süre verir.
Kurum gerekli gördüğü takdirde ek bilgi ve belge sunulmasını isteyebilir. Kurum, iddia ve savunmalar ile sunulan deliller çerçevesinde dosya üzerinden kararını verir." belirtilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, TPMK'dan gelen kayıtlar incelendiğinde ... başvuru,...tescil tarihli ... numaralı "..." ibareli markanın davalı adına tescilli olduğu, davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde davalıya ait yukarıda belirtilen markanın tescil edildiği tarihten itibaren kullanılmadığı beyan edilerek 6769 sayılı SMK'nun 9.ve 26.maddeleri kapsamında markanın iptalinin talep edildiği,
6769 sayılı SMK'nun 9/1 maddesinde tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verileceğinin düzenlendiği, davalı adına tescilli markanın tescil tarihinin 28/08/2018 tarihi olduğu,
davanın açıldığı tarih itibariyle tescil tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin geçtiği, bu nedenle davacının süre yönünden bu davayı açabileceği, davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı beyan edilmiş ise de 6769 sayılı SMK'nun 26/2 maddesinde ilgili kişilerin bu davayı açabileceğinin düzenlendiği, davacının davalının marka ibaresinin içerisinde de bulunan "..." ibareli markalarının bulunduğu, bu nedenle davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, markanın SMK'nun 9.maddesinde belirtildiği şekilde kullanıldığının ispat yükünün davalıda olduğu,
davalı kullanımlarının tespiti için bilirkişi heyetinden rapor alındığı, davalının ticari defter ve faturalarının incelendiği, davalıya ait faturalarda davalının ticaret ünvanının bulunduğu, davalı adına tescilli davaya konu marka incelendiğinde markada bulunan demir ve çelik ibarelerinin ayırt edici ibareler olmadığı, markanın ayırt edici unsurunun "..." ibaresi olduğu, davalıya ait faturalardan davaya konu markanın ayırt edici unsurlarıyla birlikte kullanıldığının tespit edilemediği,
davalı tarafça markanın ayırt edici unsurlarıyla birlikte fiili olarak kullanıldığına ilişkin başka somut ve yeterli delil sunulmadığı tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde ispat yükü üzerinde bulunan davalı tarafça davaya konu markanın SMK 9.maddesi kapsamında belirtildiği şekilde kullanıldığının ispat edilemediği anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/164, K. 2024/159, 19 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama