KÜNYE
T.C. İstanbul 4. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2025
- Esas no
- 2024/140 Esas
- Karar no
- 2025/127
- Dava
- Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 09/09/2024
Karar Metni
1.228 kelime·6 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilinin dava dilekçesinde;Müvekkili ... A.Ş.'nin 1971 yılında kurulduğu, müvekkili olan şirketin 04.06.1992 yılından itibaren ...'ya kayıtlı olarak; ticari faaliyetlerini “...A.Ş” ticaret unvanı altında yürütmekte iken 27/08/2019 tarihinde ticaret unvanını ...
A.Ş. olarak değiştirdiği, “...” ve “...” markalarının Müvekkili olan şirket adına 1994 yılından itibaren TPMK nezdinde tescilli olarak korunduğu, hâlihazırda Türkpatent nezdinde müvekkili olan şirket adına 260 adet tescilli başvuru aşamasında “...” ve “...” esas unsurlu markanın yer aldığını, ...” markasının Türkpatent nezdinde ... numara ile tanınmış, marka olarak da tescil edildiği ve şirketin ana faaliyet kolunun tekstil sektörü ile ilgili olarak ...sınıfları, inşaat sektörü ile ilgili .... sınıflarda tescilli “...” esas unsurlu birçok markası olduğunu,
müvekkili olan şirketin tescilli ve tanınmış markası olan “...” ibaresinin “...Şirketi” tarafından ticaret unvanının esas unsuru olacak şekilde kendi adına tescil edilmiş olduğunu, davalının “...
Şirketi” şeklindeki ticaret unvanında yer alan “...” ibaresinin ticari dürüstlüğe aykırı olarak müvekkili olan şirketin ticaret unvanından ve markalarının tanınmışlığından faydalanma ve haksız yarar elde etme amacı güttüğünü, davalı yanın vekil eden şirket'in tescilli ve tanınmış ... markasını, ticaret unvanı olarak tescil ederek kullanmakta olduğunu, davalının “...
Şirketi” şeklindeki ticaret unvanının asli unsurunun salt bir şekilde, vekil eden şirketin tescilli ve tanınmış “...” ibaresinden oluştuğunu, iş bu durum 6769 sayılı SMK’nın 7/2-c ve 7/3-e bendi uyarınca vekil eden şirket’in marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, davalı şirketin ticaret unvanında esas unsur olarak bulunan “...” ibaresi sebebiyle davalının ticari faaliyetleri ile vekil eden şirket’in ticari faaliyetleri arasında tüketici nezdinde bağlantı kurulması muhtemel olup,
davalının söz konusu iltibas yaratmaya yönelik ticaret unvanı tescili nedeni ile tüketici nezdinde iltibas meydana gelerek vekil eden şirket’in ticaret unvanına duyulan güven zedelendiğini, davalının vekil eden şirket’in ticaret unvanın tanınırlığından ve müşteri kitlesinden haksız olarak yararlanma niyeti olduğunu, 6769 sayılı SMK’nın 149. maddesi kapsamında davalının vekil eden şirket adına Türkpatent nezdinde tescilli ve tanınmış markalarına tecavüz teşkil eden fiillerinin tespiti ile durdurulmasına, tecavüzün sonuçlarının giderilmesine, tecavüz eylemlerinin devamını önlemek üzere uygun görülecek sair tedbirlerin alınmasına,
vekil eden şirket’in ticaret unvanının esaslı unsurunu, esaslı ve ayırt edici unsur olarak ticaret unvanında barındırmak ile birlikte “...” ibaresi ile vekil eden şirket’in ticari işletmesi ve faaliyetleri ile ticari dürüstlüğe aykırı bir biçimde iltibas yaratarak vekil eden şirket’in ticaret unvanına tecavüz teşkil eden davalının fiil ve eylemlerinin 6102 sayılı TTK’nın 52. maddesi uyarınca tespiti ile; davalının ticaret unvanında “...” ibaresinin kullanmasının yasaklanmasına, davalının Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde tescilli ticaret unvanının silinmesine, masrafı davalıdan alınarak,
hüküm özetinin türkiye çapında yayın yapan ve hükmün kesinleşeceği tarih itibariyle tirajı en yüksek üç gazeteden birinde ilanı’na, ... 7. Noterliği’nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesine ilişkin masrafların davalı şirket tarafından karşılanmasına, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı asilin cevap dilekçesinde; Açılmış olan davada mahkemenin yetkisiz olduğunu, ... mahkemelerinin yetkili olduğunu ve dosyanın ... mahkemelerine gerektiğini, davacı şirketin markalarının tekstil sektörüne ilişkin olduğunu, kendilerinin otomotiv sektöründe ticari faaliyet gösterdiklerini, bu sebeple davacının hiçbir zararı olmadığını, “... ” olan şirket adlarını “...” olarak değiştirdiklerini, ilgili değişikliğin ticaret sicil gazetesinde yayımlandığını, tabelalarında bile “...” yazdığını, tüm ticari faaliyetlerini bu isim üzerinden yürüttüklerini beyanla davanın reddi ile mahkeme ve avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
Bilirkişiler Marka vekili ...ve Ticaret Mevzuatı alanında uzman ... tarafından sunulan 07/02/2025 tarihli kök raporda.
"Davacı markaları ve davalı yanın dava tarihi itibari ile geçerli olan ( davanın başlamasından sonra değiştirilmiştir. ) ticaret unvanı kullanımları ve kapsadıkları mal ve hizmetlerin benzer olarak nitelenebileceği, dava konusu marka ve tespit edilen kullanımlar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimaline sebebiyet verecek kadar benzerliğin var olduğu, ilgili kullanımların davacının marka hakkına tecavüz teşkil eder nitelikte olduğunun değerlendirilebileceği, davalı yana ait ...
Şirketi şeklindeki ticaret unvanının 6769 sayılı yasanın 7,3-e hükmü kapsamında ticaret unvanının terkini koşullarının oluştuğunun değerlendirilebileceği kanaati heyetimizde mevcut olmakla beraber huzurdaki davada davalı tarafın 30/09/2024 tarihinden itibaren unvan değişikliği yaptığı görülmüş" şeklinde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
KANAAT VE GEREKÇE
Dava, TPMK nezdinde davacı adına ... tescil numarası ile kayıtlı "..." markasına davalı tarafından yapılan tecavüzlerin tespiti, men'i, ref'i ve davalının tescilli ticaret unvanının sicilden terkinine ilişkindir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 29. Maddesi marka hakkına tecavüz sayılan filleri düzenlemiştir. Madde içeriği incelendiğinde;
Madde 29- 1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır;
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
2) 19 uncu maddenini ikinci fıkra-sı hükmü tecavüz davalarında def'i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır.
Dosyada alınan bilirkişi raporu incelendiğinde.
"Davacı markaları ve davalı yanın dava tarihi itibari ile geçerli olan ticaret unvanı kullanımları ve kapsadıkları mal ve hizmetlerin benzer olarak nitelenebileceği, dava konusu marka ve tespit edilen kullanımlar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimaline sebebiyet verecek kadar benzerliğin var olduğu, ilgili kullanımların davacının marka hakkına tecavüz teşkil eder nitelikte olduğunun değerlendirilebileceği, davalı yana ait ...
Şirketi şeklindeki ticaret unvanının 6769 sayılı yasanın 7,3-e hükmü kapsamında ticaret unvanının terkini koşullarının oluştuğunun değerlendirilebileceği" belirtilmiştir.
Her ne kadar davalı, rapora itirazında davacı ile iş kollarının farklı olduğunu, şirket ismi belirlenirken ortağının isminden esinlendiklerini beyan etmiş ise de, yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince, ticaret unvanının markasal kullanımı yanında markanın sahip olduğu işlevlere zarar verme anlamında tehlike oluşturan kullanımlar da, markasal kullanım şeklini almamış olsa dahi, SMK'nın 29/1-a maddesi yollamasıyla aynı kanunun 7/3-e maddesi geriğince marka hakkına tecavüz teşkil edebilir.
Dolayısıyla bir markadaki aynı işareti içeren ticaret unvanının kullanımının marka hakkına tecavüz oluşturması, unvanın sadece markasal kullanımına bağlı değildir, ticaret alanındaki diğer kullanımlar sırasında da böyle bir etkinin ortaya çıkması mümkündür. Dolayısıyla davalının ticari unvanında esaslı unsur olarak ... ibaresini kullanması, kaldı ki davacının ...
Sınıfta da(kara,deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara,deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri) tescilinin bulunduğu gözönüne alındığında tecavüzün oluştuğu kanaati hasıl olmuş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davalı şirketin dava tarihinden sonra ticari unvan değişikliği yaptığı anlaşıldığından sicilden terkin talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığı anlaşılmış olup, yerleşik yüksek mahkeme içtihatları gereğince davanın açılış tarihi itibariyle haklı olan taraf lehine vekalet ücreti ve yargılama gideri kararı verileceğinden kendisini vekil ile temsil ettiren davacı lehine vekalet ücretine takdir edilmiş ve yargılama masrafları davalı üzerinde bırakılmıştır.
Katip · ¸e-imzalıdır Hakim · ¸e-imzalıdır
İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2024/140, K. 2025/127, 3 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama