KÜNYE
T.C. İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 31 Mart 2026
- Esas no
- 2024/614 Esas
- Karar no
- 2026/250
- Dava
- Menfi Tespit
- Dava tarihi
- 05/10/2024
Karar Metni
1.542 kelime·8 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Takibe konu ödeme emrinden de görüleceği üzere davalı; müvekkili hakkında Keşide Yeri ... olan ... keşide tarihli ... Seri Numaralı 200.000,00 TL bedelli ... Bankası çekin takibe konu edilerek ... 2. İcra Dairesinin...
Esas sayılı dosyası ile kombiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından takibe dayanak yapılan çekte yer alan ciroyu ve imzayı kabul etmediklerini, bu imzaya açıkça itirazlarını sunduklarını, gerek müvekkilinin alınacak ıslak imzaları gerekse müvekkilinin ıslak imzaların bulunduğu kurumlara mahkemece müzekkere yazılarak iş bu kurumlardan alınacak imza asıllarının tamamı ile birlikte takibe konu çek üzerinde yer alan imzanın müvekkiline ait olup olmadığı hususunda yapılacak bilirkişi incelemesi ile imzanın müvekkile ait olmadığı tespit edileceğini,
müvekkilinin bu durumu davalı şirkete iletmesine rağmen herhangi bir netice alamadığını, ihtiyati tedbirler, hakkının ihlal edildiğini iddia eden tarafın, bir an önce istediği sonuca ulaşmasını sağlayacağını, dava sonuçlanıncaya kadar ... 2. İcra Dairesinin ...
Esas sayılı dosyasının öncelikle dava sonuna kadar takibin teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı ile durdurulmasına, davanın kabulüne, menfi tespit talebinin kabulüne, müvekkili ...'ın davalı ...Şirketi'ne Keşide Yeri ... olan ... keşide tarihli ... Seri Numaralı 200.000,00 TL bedelli ... Bankası çeki sebebiyle borçlu olmadıklarının tespitine, müvekkili...'ın davalı ... Anonim Şirketi'ne ... 2. İcra Dairesinin ...
Esas sayılı dosyasında ki asıl alacak ile bu miktarın faizi, icra masrafları ve vekalet ücreti açısından borçlu olmadığının tespitine, davalının takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dilekçesi ve duruşma günü davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava İİK'nın 72/1. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit ve kısmi ödemenin istirdadı istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 12/11/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle;Belgelerin analizi sonucunda elde edilen bulgular ışığında; İnceleme konusu çekin arka yüzünde ...'a atfen atılmış 1. Ciro imzası ile ...'ın karşılaştırma belgelerindeki imzaları arasında grafolojik ve grafometrik tanı unsurları açısından saptanan yüksek derecedeki uyumsuzluk ve benzemezlikler nedeni ile ...Bankasına ait, 200.000 TL bedelli, ... nolu çekteki imzanın 1. Ciranta imzasının, karşılaştırma belgelerindeki imzalarına kıyasla, ...'ın eli ürünü olmadığı kanaatine varılmıştır.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 19/02/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle;...
Vergi dairesi tarafından sunulan müzekkere cevap dilekçesi ve ekleri incelenmesi neticesinde davacı şirketin mükellefiyetliğinin 14.04.2022 tarihinde başladığı, 12.07.2022 tarihinde ise mükellefiyetliğinin bittiği anlaşıldığı, davacıdan sonraki ciranta olan ...Şirketinin davalı faktoring şirketi ile yapmış olduğu faktoring sözleşmesinde alacağına konu ettiği faturanın 13.06.2024 tarihli olduğu, davacının 2024 yılında ticari bir mükellefiyeti bulunmadığından ticari defteri olamayacağı anlaşıldığından, dava konusu faturanın davacı kayıtlarında yer alıp almadığına dair bir tespit yapılması mümkün olmadığı,
davalı şirketin incelenen ticari defter ve dökümleri neticesinde, dava dışı ihbar olunan .... Şti. İle arasında faktoring işlemi yapıldığı, .... bankası ... şubesine ait keşide yeri ... olan 07.08.2024 keşide tarihli, keşidecisi ... Şti. Olan ... seri numaralı, 200.000,00 TL bedelli çeki dava dışı ihbar olunan...Şti.'den 13.06.2024 tarihli ...(...) ve Ödeme araçları Tevdi Bordrosu ile faturaya dayalı olarak dava konusu çeki devir ve temlik aldığı, ... İcra dairesinin ...
Esaslı takip dosyasına davacı tarafından 15.11.2024 tarihinde 223.646,18 TL ve 05.02.2025 tarihinde 33.174,81 TL olmak üzere (223.646,18 * 33.174,81 -) 256.820,99 TL yatırıldığı, Bu bağlamda yukarıda ve rapor içeriğinde detaylıca anlatıldığı üzere, Takdiri Sayın Mahkemenize ait olmak üzere, dava konusu çekte yer alan imzanın davacı şirkete ait olmadığı veya çekin üçüncü kişilerin eline geçtiği yönünde bir kanaate varılması hâlinde, davacının dava konusu çekten dolayı davalı şirkete borcu olmayacağı, ...
İcra dairesinin ... Esaslı takip dosyasına yatırmış olduğu 256.820,99 TL'nin istirdadının gerekeceği Kanaatine varılmıştır.
Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukuki ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı (Kuru-El Kitabı), İstanbul 2006, s. 302).
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.
Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir ( Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233 ).
Ayrıca, adi senette borçlu olarak gözüken kimse, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığının ve dolayısıyla, senet borçlusu konumunda bulunmadığının tespiti amacıyla, cebri icra tehdidi ile karşı karşıya ise, icra takibinin yapılmasından önce; süresi içinde ödeme emrine karşı imzaya itiraz yoluyla itirazda bulunmayı ihmal etmiş ve takip kesinleşmişse, takibe başlanılmasından sonraki evrede sahtelik davası açabilir, böyle bir sahtelik davası hukukî niteliği itibariyle 2004 sayılı İİK 72’de düzenlenmiş olan menfi tespit davasıdır .
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer.
Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer.
Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.322-323 ).Senet borçlusu tarafından senette yer alan imzanın kendisine ait olmadığının iddia edilmesi halinde çözümü özel veya teknik bilgi gerektirdiğinden bilirkişi incelemesine karar verilir.
İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır.
Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması;
sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve... E.,...
K. sayılı kararında da benimsenmiştir.
Tarafların iddiaları ile toplanan deliller ve usulüne uygun olarak alınan bilirkişi raporu, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı aleyhine çeke dayalı icra takibi yapıldığı, davacının çekteki imzanın kendisine ait olmadığını savunduğu, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu çekteki imzanın davacı eli ürünü çıkmadığı,
davacının çekteki imzanın sahte olduğunu iddia ettiği, senedin sahte olması senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup mutlak defi niteliğinde olduğu ve her hamile karşı ileri sürülebileceği, bu nedenle davalının iyiniyet iddiasının dinlenemeyeceği, çekteki imzanın davacıya ait olmadığı tespit edilmekle çeke dayalı yapılan icra takibinden dolayı davacı tarafın davalı tarafa borcu olmadığının tespitine, dava konusu bedelin davacıdan kısmen davalı tarafça icra dosyasından tahsil edildiği görülmekle bu tutarın davalıdan istirdatı ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.
(Emsal ilam T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ... e. ... K. Sayılı ilamı ) öte yandansa dava konusu çekin ciro silsilesi düzgün olup, davalının ilk ciranta olan davacı imzasının ona ait olmadığını bilemeyeceği ve dolayısıyla kötüniyetli sayılamayacağı sebebiyle koşulları bulunmayan kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Katip · e-imzalıdır. Hakim · e-imzalıdır.
İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/614, K. 2026/250, 31 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama