KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/1186
- Karar No
- 2024/566
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2024
Karar Metni
5.293 kelime·26 dk okuma·13 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/1186
KARAR NO : 2024/566
DAVA
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 31/12/2018
KARAR TARİHİ : 03/10/2024
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dilekçesinde özetle. 16.12.2016 tarihinde, davalıların sürücüsü, sahibi ve trafik sigortacısı oldukları ---- plakalı ticari taksi ile karşıdan karşıya geçen davacıların müşterek kızları ---- çarparak ölümüne neden olduğu ve çarpan aracın durmayarak sürücüsü ile birlikte kaza mahallini terk ettiği; --- Ağır Ceza Mahkemesi'nin ---- sayılı kararı ile davalı sürücünün mahkum olduğu.
Davalı ----- 01.02.2017 tarihinde başvurularak destekten yoksun kalma tazminatı talep edildiği ve 04.04.2017 tarihinde 63.695 TL ödenerek ibraname imzalandığı ancak ödene inatın yetersiz olduğu; ilave olarak cenaze ve defin masrafları olduğu; kızl beden davacı anne ve babanın üzüldüğü açıklanarak.
Fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla, her iki davacı ayrı ayrı 500 TL olmak üzere 1.000 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 1.000 TL cenaze ve defin masraflarının toplamı 2.000 TL maddi tazminatın,----- plakalı ticari taksinin, Sürücüsü -----, sahibi ----, sahibi ---- kaza tarihi 16.12.2016 itibariyle, ZMS Sigortacısı ---- poliçe limiti ile sınırlı olması kaydıyla, başvuru / temerrüt tarihi 01.02.2017 itibariyle, Her iki davacı ayrı ayrı 50.000 TL olmak üzere toplam 100.000 TL manevi tazminatın, --- plakalı ticari taksinin, sürücüsü ----, sahibi ----,
sahibi ----- kaza tarihi 16.12.2016 itibariyle avans faizi ile müştereken ve müteselsilsen tahsili talep edilmiştir.
CEVAP
Davalı ---- ve ---- vekili cevap dilekçesinde özetle; müşterek sahibi oldukları---- plakalı ticari taksinin işletilmesi için dava dışı ----- birer yıl sürelerle kiralandığı; (15.03.2015 — 15.03.2016) ve (15.03.2016 —15.03.2017) tarihleri arasındaki kira sözleşmesinin sunulduğu; kazanın meydana geldiği 16.12.2016 tarihinde ticari taksinin uzun süreli kiralanmış olduğu için işleteni olmadıkları ve hukuki sorumluluklarının olmadığı; kazanın meydana gelmesinde müteveffa yayanın asli kusurlu olduğu açıklanarak; davanın reddi talep edilmiştir.
(Eski Ünvan ----- cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan ---- plakalı ticari taksinin kaza tarihi itibariyle zmss teminatları altında olduğu; davacıların başvuruları Üzerine 04.04.2017 tarihinde 63.695 TL ödendiği ve başkaca borçlarının kalmadığı; müteveffanın kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu oldukları; kusur ve zararı bilirkişinin belirlemesi gerektiği açıklanarak davanın reddi talep edilmiştir.
DELİLLER
----- Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne, Davalı ---- Müdürlüğüne, ----- Emniyet Müdürlüğü Trafk Tescil Şube Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevapları, tanık beyanları, keşif, Trafik İhtisas Dairesi'nin 04/10/2019 tarihli raporu, 17/02/2020 tarihli bilirkişi ---- kusur raporu, 28/06/2020 tarihli Bilirkişiler-----28/06/2020 tarihli heyet raporu, bilirkişi ---- 25/12/202 tarihli raporu, Bilirkişi ------ tarafından tarafından tanzim edilen kusura ilişkin heyet raporu, aktüerya raporları, mali müşavir bilirkişi 03/04/2023 tarihli raporu ile tüm dosya kapsamı.
Davacı tanığı ------ beyanında: Ben kaza öncesinde tarafları tanımıyordum, kaza anında ben 80 metre kadar aracımla geriden takip ediyordum, kaza anında bir ses duydum, yaklaşık 5-6 sn sonrasında yerde yatan birinin olduğunu farkettim, ona çarpmamak için yavaşladım, o sırada yanıma biri yanaştı, öndeki aracın çarpıp kaçmak üzere olduğunu, aracı takip etmemi söyledi, ben de plaka numarasını alabilmek için aracı takip ettim, ancak çok hızlı olduğu için yetişemedim, plakayıda göremedim, yalnızca aracın ticari sarı taksi olduğunu gördüm, aracın kaza anında kişiye nasıl çarptığını, yolun hangi noktasında çarptığını,
aracın hangi hızla gittiğini görmedim, yalnızca maktülün nerede yattığını gördüm, kaldırıma yaklaşık 20 cm kadar yakındı, maktülün eşyaları yola dağılmıştı, kazanın olduğu yerin 50 metre kadar gerisinde ışıklar vardı, 200-300 metre kadar ileride ışıklar ve yaya geçidi vardı, o bölgede oturduğum için yolu iyi biliyorum, aracın çarpması sonrasında maktülün çarpma nedeniyle savrulduğunu görmedim, yalnızca yerde yattığını gördüm, fren sesi duymadım, tok bir çarpma sesi duydum, kazanın gerçekleştiği yol 3 şeritlidir, geniş bir yoldur, ortada refüj vardır,
muhtemelen maktül çift şeritli olan yolun diğer tarafından refüjü geçerek kazanın gerçekleştiği noktaya kadar gelmiştir, sonrasında ben tekrar geri döndüm, ambulans ve polisler olay yerindeydi, ben ifade verebileceğimi söyledim ancak ifademi almadılar, ben sonradan araştırarak buldum, ceza yargılamasında da ayrıca beyanlarımı sundum, savcılıkta ya da emniyette ifade vermedim, (Davacı vekilinin talebi üzerine davacı tarafın dosyaya sunduğu kaza yerine ilişkin fotoğraflar gösterilmek suretiyle tanıktan soruldu) mahkemenizce tarafıma gösterilen fotoğraflarda çarpmanın gerçekleştiği yer olarak gösterilen yerde maktül yatmaktaydı,
ben bunu tespit sırasında da gösterdim, ancak metre olarak maktülün yattığı yerin yaya geçidine ne kadar uzaklıkta olduğunu söyleyemem, yalnızca fotoğrafta beana gösterilen yerde maktülün yattığını gördüm, kaza anında hava hafif yağışlıydı, hava karanlıktı, ancak kazanın gerçekleştiği yeri aydınlatan lambalar vardı, yağış benim sürüşümü engelleyecek kadar şiddetli değildi, çarpan araç ile benim aracım arasında başka araç görmedim, bölge virajlı bir bölgeydi, ben kazanın gerçekleştiği yere yaklaşırken öncelikle eşyaları gördüm, daha sonra maktülü görünce yavaşladım, " şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı tanığı ---- beyanında " Ben kaza anında maktülün yanındaydım, maktül benim arkadaşımdır, 10 yıldır kendisini tanıyorum, biz olay günü aracımızı kazanın gerçekleştiği yerin karşısında bulunan bir otoparka parkettik, sonrasında karşıdan karşıya geçerken 1.şeridi geçtik, refüjü geçerken kaldırıma yaklaştığımız sırada kaldırımın tam dibindeyken bir araç bir anda bize çarptı, ben kaldırıma doğru savruldum, o anda küt diye bir ses duydum, ----- kaldırımın dibine düştü, kazanın gerçekleştiği yer ile trafik ışıklarının bulunduğu yer arasında 200 metre kadar vardı, ışıklar sağ tarafımızda kalıyordu,
ışıkların bulunduğu yere kadar yaya geçidi yoktu, ben aracı görmedim, bu nedenle hızlı gelip gelmediğini bilmiyorum, ancak karşıdan karşıya geçerken yolu kontrol ettik, başka bir araç yoktu, araç hiç durmadan yola devam etti, ne bir korna sesi, ne bir fren sesi duyduk, yanımıza bir genç yaklaşarak bize ticari taksinin çarptığını söyledi, aracın ileriden döndüğünü söyledi ve aracın kırılan parçalarını gösterdi, hava yeni kararmaya başlamıştı, saat 8 e doğruydu, henüz kar yağmaya başlamamıştı, yeni yeni yağmur çiseliyordu, hatta aramızda yağmur başlayacak diye konuşmuştuk, orayı aydınlatan lamba vardı,
lamba olay yerini yeteri kadar aydınlatıyordu, kaza sonrasında eşyalarımızı rahatça toplamıştık, ----- bir kimya firmasında çalışıyordu, oradan ayrılmıştı, başka bir firmaya başlayacaktı, pazartesi günü iş başı yapacaktı, en son çalıştığı yerde ne kadar maaş aldığını bilmiyorum, bekardı, ailesiyle birlikte yaşıyordu, muhtemelen ailesine destek oluyordur, tam olarak bilmiyorum, yalnızca eğitimi devam eden erkek kardeşine yardım ettiğini biliyorum, (Davacı vekilinin talebi üzerine davacı tarafın dosyaya sunduğu kaza yerine ilişkin fotoğraflar gösterilmek suretiyle tanıktan soruldu) Kaza günü ---- üzerinde sarı bir mont vardı,
benim üzerimdede taba rengi bir mont bulunuyordu, kazanın gerçekleştiği yerin yakınında dönüş vardı, takside kaçmak için bu yoldan dönmüşür, bununla birlikte kazanın gerçekleştiği yerin yakınında çocuk parkı vardı, " şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı tanıkları----- keşif mahallinde dinlenilmiş, davalı tanıklarının kazanın oluşumuna ilişkin görgülerinin bulunmadığı, beyanlarında kazaya karışan aracın kiralandığına ilişkin beyanda bulundukları görülmüştür.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:
Dava, davacı anne ve babanın trafik kazasından kaynaklı destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat istemlerine ilişkindir.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1.maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı yasanın 85/1 maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi,
aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1.maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.
Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi,
kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.
Görülmektedir ki, destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.
O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür.Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, ---- sayılı kararı).
Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.03.1978 tarih ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde de: "Destekten Yoksun Kalma Tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu” hususu vurgulanmış; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.11.2005 gün ve -----. sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesi vd, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1, 85/1ile ilgili madde düzenlemeleri gözetildiğinde; davalı sigorta şirketinin sigortalısına ait aracın trafik sigortacısı olup ZMSS poliçesi gereği, davalı ---- ve ---- işleten ve davalı ----- ise sürücü olarak, davacıların talebine ilişkin gerçek zarar miktarı ile sınırlı sorumludur.
Somut olayda; 16/12/2016 tarihinde saat 19:45 sıralarında Davalı sürücü ----- sevk ve idaresindeki ---- plaka sayılı otomobil ile ---- Bulvarını takiben ----- yönüne seyir halinde iken kaza mahalli olan yol bölümüne geldiği esnada aracının sağ ön kısmıyla; seyir istikametine göre sol tarafta bulunan orta refüjden kaplamaya girip karşıdan karşıya geçiş yapan Müteveffa yaya ---- ve yaya ----- çarpması ile neticelenen dava konusu trafik kazası meydana geldiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamında trafik kazasının meydana gelmesinde kusurlu eylemlerin belirlenmesi hususunda keşif yapılmış ve birden fazla kusur raporu alınmıştır. Mahkemece kusurlu eylemlerin tespitine yönelik yapılan araştırma ve alınan raporlar bakımından değerlendirilme yapıldığında;
Trafik İhtisas Dairesi'nin 04/10/2019 tarihli raporunda.
Olay mahallinde yol bölünmüş cadde, şerit sayısı 5, şerit genişliği 3,50 metre, zemin asfalt kaplama, yüzey ıslak, yatay güzergah viraj, düşey güzergah eğimsiz, vakit gece, aydınlatma var, hava açık, mahal meskun içi olduğu, Kaza tespit tutanağında kaza yerindeki azami hız limitinin 70 km/h olarak işaretlendiği, dava dilekçeleri, kaza tespit tutanağı, kaza yeri krokileri, bilirkişi raporları, kaza görüntüsü, fotoğraflar, ---- Ağır Ceza Mahkemesinin ----- esas sayılı gerekçeli kararı, tüm beyanlar incelenerek,
karşıdan karşıya geçiş yapan yayaların yolun belli bir bölümünü kat ettiği, yol ve mahal şartları, olayın oluş şekli dikkate alındığında.
Davalı sürücü ----- sevk ve idaresindeki otomobil ile meskun mahalde seyri sırasında görüş alanını kontrol altında bulundurarak müteyakkız seyretmesi, yolun belli bir kısmını kateden yayalara karşı zamanında etkili fren ve direksiyon tedbir alması gerekirken bu hususlara riayet etmeyerek yayalara çarptığı anlaşılmakla, kazanın meydana gelmesinde % 25 oranında tali kusurlu olduğu, Müteveffa yaya ------ kaplama üzerinden geçiş yapmadan evvel seyir halinde olan araçların seyir durumlarını yeterince kontrol etmesi, ilk geçiş hakkını davalı sürücü sevk ve idaresindeki araca vermesi,
gerekli ve yeterli kontroller akabinde geçişini tamamlaması gerekirken tüm bu hususlara riayet etmeyerek dikkatsiz ve kontrolsüz geçişi ile kendi can güvenliğini tehlikeye düşürdüğü anlaşılmakla %75 oranında asli kusurlu olduğu bildirilmiştir.
Dosyada alınan Trafik İhtisas Dairesi'nin kusur raporuna itiraz üzerine dosyada kaza mahallinde keşif yapılarak rapor alınmasına karar verilmiş, kaza mahallinde 31/01/2020 tarihinde keşif yapılmış, keşif mahallinde davacı tanığı ---- ve davalı tanıkları dinlenilmiş, davacı tanığı ----- yer gösterme ile beyanda bulunduğu anlaşılmış,
Keşif yapılarak alınan bilirkişi ---- 17/02/2020 tarihli raporunda; kazanın oluşumuna ilişkin davalı ----- beyanlarının uyumlu olmadığını gerekçeli olarak açıklamış, davacı tanığı ---- beyanları irdelenmiş , kamera görüntüleri de değerlendirilerek kazanın meydana geldiği yer ile trafik ışıkları arasında 170 metre mesafe olduğu, kaza anına ilişkin görüntülerin çözümlendiği,
tanık beyanları, görüntü kayıtları değerlendirilerek trafik kazasının meydana geliş şeklinin yayalar ---- ve ----- araçlarını park ettikten sonra 15 saniye trafiğin uygun hale gelmesini bekledikten sonra ----- istikametindeki yoldan 6 saniyede geçtikleri, akabinde orta refüje de 34 saniye bekledikten sonra yolun ----- istikametindeki yolu geçmeye 19:47:48'de başladıkları, kazanın ise 19:47:53'te meydana geldiği, tanık ---- kaldırıma adım attığı sırada meydana geldiği beyanın kazayla uyumlu olduğu,
Karayolları Trafik Kanunu 68/b/3 maddesi ve Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 138/b/3.maddesi "ışıklı işaret veya yetkili kişilerin bulunmadığı geçitlerde veya kavşaklarda güvenlikleri açısından yaklaşan araçların uzaklık ve hızını göz önüne alarak uygun zamanda geçmek, zorundadırlar.
Ancak, 100 metre kadar mesafede yaya geçidi, okul geçidi veya kavşak bulunmayan yerlerde yayalar, taşıt trafiği için bir zorluk veya engel yaratmamak şartıyla ve yoldan gelen taşıtların uzaklık ve hızını kontrol ederek kendi güvenliklerini sağladıktan sonra en kısa doğrultuda ve en kısa zamanda taşıt yolunu geçebilirler." şeklinde düzenlendiği, şeklindeki düzenlemeye nazaran görüşe engel bir durum bulunmadığı gözetilerek Müteveffa yaya --- %55 oranda ve davalı ----- %45 oranda kusurlu olduğunun bildirildiği, dosyada alınan raporlar arasında kusur bakımından çelişki oluştuğu,
Dosyada ----- karayolları kürsüsünden seçilen 3'lü heyet raporunda; ise trafik kazasının meydana gelmesinde davalı sürücü ---- %25 (Yüzde yirmibeş) oranında kusurlu ve müteveffa yaya ----- %75 (Yüzde yetmişbeş) oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, rapor içeriğinde yeterli gerekçe olmadığının ve raporlar arasındaki çelişkiyi gideren açıklamaların yapılmadığı, ek raporun da aynı mahiyette olduğu ve davacı vekili tarafından uzman görüşü sunulduğu görülmüştür.
İtiraz üzerine dosyada kaza mahallinde yeniden keşif yapılarak rapor alınmasına karar verilmiş, kaza mahallinde 20/11/2020 tarihinde keşif yapılmış, keşif mahallinde davacı tanığı ----- dinlenilmiştir.
Keşif yapılarak alınan bilirkişi ----- 25/12/2020 tarihli raporunda; tanık beyanları, kaza tespit tutanağı, kamera görüntüleri ve dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı sürücü --- yönetimindeki -----plaka sayılı ticari taksi
ile Trafik Kazası Teslim Tutanağına göre yerleşim yerinde, gece vakti, yağmurlu
havada, aydınlatma bulunan bölünmüş, yüzeyi ıslak-nemli olan ---- Bulvarını takiben ----- istikametinden ----- istikametine seyir halinde iken mahal şartlarını,
yatay güzergahın geometrik özelliklerini ve far ışıkları altındaki görüş alanını da
dikkate alarak kontrollü ve tedbir alabilecek şekilde seyrine özen göstermediği, orta
ayırıcı kısımdan yola girerek geçiş yapmakta olan yayalara tedbirsizce çarptığı ve
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 52/a(Hızın gerekli şartlara uygunluğunu
sağlamak (Kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda
ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve
onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmak) 52/b (Araçların hızlarını aracın yük, teknik
özelliğine, görüş, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadırlar.)
maddelerini ihlal ettiği anlaşılmış olup, olay mahallinde yatay güzergah virajlı,
yerleşim yeri ve geçiş yapan yayaların 2 kişi olduğu hususu da dikkate alındığında,
dikkatsiz ve özensiz davranışlarından dolayı %45 (Yüzde kırk beş) oranında
kusurlu olduğu, yaya müteveffa ----in dava dışı ----- ile birlikte
kontrolsüz şekilde yola girdiği, yolun geometrik özelliklerini, görüş alanını ve gelen
aracın uzaklık ve hızını dikkate almadığı, araç sürücüsünden korunma tedbiri
almayarak can güvenliğini tehlikeye düşürdüğü kanaatine varılmış olup, ilk kolluk
görevlileri tarafından hazırlanan krokide çarpma noktası olarak gösterilen yer ile
olay anı görüntülerine göre yayaların geçiş şekli-yoldaki birbirine göre konumları
da dikkate alındığında, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 47/d
(Karayollarından faydalananlar, Trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer kural,
yasak, zorunluluk veya yükümlülüklere uymak zorundadırlar.) ve 68/b (Yayaların uyacakları kurallar) ve
138/b-3 (Karşıdan karşıya geçişler; taşıt yolunun karşı tarafına geçmek isteyen yayalar, taşıt yolunu yaya ve okul
geçidiyle kavşak giriş ve çıkışlarından geçmek zorundadırlar. Işıklı işaret veya yetkili kişilerin bulunmadığı geçitlerde
veya kavşaklarda güvenlikleri açısından yaklaşan araçların uzaklık ve hızını göz önüne alarak uygun zamanda geçmek
zorundadırlar.) maddelerini ihlal ettiği anlaşılmakla, dikkatsiz ve özensiz
davranışlarından dolayı %55 (Yüzde elli beş) oranında kusurlu olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır. Dosyada bilirkişiler ----- tarafından aktüerya raporlarının alınması akabinde kusur bakımından taraf itirazlarının karşılanması amacıyla dosyanın heyete tevdi edildiği,Bilirkişi ,----- tarafından tarafından tanzim edilen kusura ilişkin heyet raporunda; yapılan değerlendirmede kazanın meydana gelmesinde hem yaya ---- ve hem de sürücü ---- ’ın kazanın meydana gelmesine etki eden etkin kusurları
olduğu, ancak çarpma noktasının taşıt yolu üzerinde olması ve taşıt yolu üzerinde geçiş /yol hakkının
da araçlarda olduğu, çarpma noktasında yol hakkı kimdeyse asli kusurlunun diğer taraf olacağı da
göz önüne alındığında bu durumda müteveffa yaya ----’in asli kusurlu olduğu,
sürücü --- tali kusurlu olduğu, ancak sürücünün yerleşim yerinde GPRS ile tespit
edilmiş 92 km/saat hızda aracını sürmesinin yayaları fark etmesi ve etkin tedbirleri alamamasında
rol oynadığı göz önüne alınarak sürücünün üst dereceden tali kusurlu olduğu görüş ve kanaatine
varılmış olup, bu nedenle ATK ve ------ heyet raporlarındaki kusur oranlarına itibar edilmediği, dosya ve eki ceza dosyasındaki belge ve bilgiler ışığında tarafların kusur gerekçeleri davalı sürücü ---- %45 oranında kusurlu olduğu ve müteveffa yaya ----- %55 (Yüzde yetmişbeş) oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir.
KUSUR BAKIMINDAN
Dosya kapsamında kaza tespit tutanağı, olay yerindeki hız limitin 70 km olması, davalı sürücünün hızının 92 km/saat olması, kazanın meydana geldiği yerin trafik ışıklarından 170 metre sonra olması, çarpma noktası, kamera görüntüleri, yayaların trafiğin uygun hale gelmesini beklemesi, bilirkişi raporlarındaki tespitlerin bir bütün olarak değerlendirildiğinde davaya konu trafik kazasının meydana gelmesinde davalı sürücünün yerleşim yerinde GPRS ile tespit
edilmiş 92 km/saat hızda aracını sürmesinin yayaları fark etmesi ve etkin tedbirleri alamamasında rol oynadığı göz önüne alınarak, davalı ---- kazanın meydana gelmesinde kusurunun %45 olduğu, müteveffa yaya ---- ise araç sürücüsünden korunma tedbiri
almayarak can güvenliğini tehlikeye düşürdüğü, çarpma noktasının taşıt yolu üzerinde olması ve taşıt yolu üzerinde geçiş /yol hakkının
da araçlarda olduğu sonuç ve kanaatine varılarak kazanın meydana gelmesinde %55 kusurlu olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. 17/02/2020 tarihli bilirkişi ---- kusur raporu, bilirkişi ---- 25/12/202 tarihli raporu ve Bilirkişi ----- tarafından tarafından tanzim edilen kusura ilişkin heyet rapor hükme esas alınmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporlarına yapılan itirazlar yukarıda izah edilen nedenlerle yerinde görülmemiştir. Davacı vekilin davalı sürücünün hızının 154 km/saat olduğu ve çarpma noktasının kaldırımın dibinde olduğu itirazlarına yönelik ise ; bilirkişi heyet raporunda yerleşim yerinde GPRS ile tespit
edilmiş 92 km/saat olduğu ve çarpma noktasının taşıt yolunda olduğunun tespit edilmiş olması nedeniyle bu yöndeki itirazları yerinde görülmemiştir.
Davalılar ---- ve ------ vekili tarafından uzun süreli kiralama nedeniyle işleten sıfatının bulunmadığı savunmasında bulundukları, bu yönde mahkememizce araştırma yapılması gerektiği, kiralama sözleşmesi dikkate alınarak taraflar arasında tanzim edilen kira sözleşmesinin uzun süreli ve üçüncü kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesi olup olmadığı, aracın teslim edilip edilmediği, araç üzerindeki fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma olup olmadığı,
kira sözleşmesinin ve kira bedellerinin Maliye ve Vergi Dairelerine bildirilip bildirilmediği hususlarının araştırılmasına yönelik davalı işletenler, davalı kiracı ----- ve dava dışı komisyon sözleşmesinin tarafı firmanın 2015- 2016-2017 yıllarına ilişkin ticari defter ve kayıtlar üzerinde mali müşavir bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmasına, bilirkişiden tarafların ticari defter ve belgelerinde belirtilen hususlarda inceleme yapılması ve kira sözleşmesinin fatura, ruhsat ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediğinin incelenmesinin istenildiği,
Dava dışı komisyon sözleşmesinin tarafı firma----- firmasına tebligat çıkarıldığı, mali müşavir bilirkişi 03/04/2023 tarihli raporunda; düzenlenen sözleşmelerin Maliye
Bakanlığı veya Vergi Dairesine bildiriminin yapıldığına ilişkin herhangi bir belge bulunmadığı, davalı -----’ ya ait ticari defter incelemesi neticesinde ----- Plakalı aracı dosyaya sunulu sözleşmelere istinaden kiraya verdiğine, söz konusu sözleşmelerden dolayı kira geliri elde ettiğine ilişkin bir kaydın bulunmadığı ve bu gelirlere ilişkin bir faturanın bulunmadığının bildirildiği görülmekle; Yargıtay İçtihatlarına nazaran uzun süreli kiralama nedeniyle işleten sıfatının sona erip ermediğinin araştırıldığı, yasal şartları oluşmadığından davalıların işleten sıfatının bulunduğu anlaşılmıştır.
AKTÜERYA HESABI
Aktüerya Bilirkiş----- hazırlamış olduğu 06/02/2021 tarihli raporunda hesap alınan yaşam tablosu PMF 1931 olup, Yargıtay İçtihatlarına nazaran THR 2010 tablosu esas alınması gerektiğinden yapılan hesaplamaların denetime uygun olmadığı sonucuna varılmıştır. Aktüerya Bilirkişi ----- hazırlamış olduğu 19/03/2021 tarihli raporunda PMF 1931 yaşam tablosunun esas alındığı anlaşılmıştır.
Mahkememizin 22/06/2021 tarihli duruşma ara kararıyla "Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih ---- esas, -----karar sayılı kararı gereği destek tazminatı hesabında yeni ZMMS genel şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz uygulanması da anılan cetveller getirildiğinden ve uygulanması mümkün olmadığından davacılar ve desteğin muhtemel bakiye ömür sürelerinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenmesi ve taraf vekillerinin itirazları değerlendirilerek müteveffanın SGK kayıtları ile tespit edilen son geliri ve asgari ücret üzerinden yapılacak seçenekli hesaplama" yapmak üzere dosyanın bilirkişi -----
gönderildiği, duruşma ara kararına yönelik bilirkişi tarafından 29/06/2021 tarihli bilirkişi ek raporun tazim edildiği, yine taraf itirazlarının karışlanması amacıyla bilirkişiye tevdi edildiği bilirkişi tarafından 19/08/2021 tarihli bilirkişi ek raporun tanzim edildiği anlaşılmıştır. Dosyanın yeni bir aktüerya bilirkişiye tevdi edilmesine karar verildiği, bilirkişi --- tarafından 14/02/2022 tarihli raporun tanzim edildiği görülmüştür.
Asgari ücretin değiştiğinden Yerleşik yargıtay kararları gereği bu durum kamu düzeninden olduğundan (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.02.2022 tarih, ----sayılı kararı) resen dikkate alınması gerekmektedir. Bilirkişiler ------ tarafından hazırlanan raporlarındaki hesaplamaların güncel olmadığı görülmüştür. Nitekim güncelenen asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasına ilişkin ara karara yönelik itirazlar yerinde görülmemiştir.
Dosyada Mali müşavir bilirkişiden rapor alınmasının akabinde dosyada asgari ücrette değişiklik meydana gelmesi ve Yargıtay Uygulamalarına göre davacıların tazminat hesabının yapılması amacıyla dosyanın aktüerya bilirkişiye tevdi edilmesine karar verilmiştir.
Aktüerya Bilirkişi ----- 14/04/2023 tarihli raporunda; davalılar --- ve ---- adına kayıtlı ve davalı---- sevk ve idaresindeki ----- plakalı aracın davalı -----.
Nezdinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi bulunduğu ve limitinin 310.000,00 TL olduğu, bakiye limitin 246.305,00 TL kaldığı, davalı araç sürücünün %45 oranında ve yaya ----- %55 oranında kusurlu olduğu, TRH 2010 yaşam tablosu baz alınarak işleyecek devre bakımından %10 artış %10 iskontolama yöntemine göre maddi zarar hesaplandığı, pay dağılımının ise müteveffa ---- velenip ve 2 çocuk sahibi olacağının kabul edilerek tarihlere göre pay dağlımı yapıldığı, anne ve babadan birinin destekten çıkması halinde çıkanın payının diğer ebeveynin alacağı paya ekleneceğinin kabul edildiği,
kazanç durumu bakımından müteveffanın hizmet döküm cetvelinde 2015 yılında aylık ortalama brüt ücretin 2.652,00 TL ve 2016 aylık brüt ücret ortalaması ise 2.610,90 TL olup asgari ücretin 1.585 katı olduğu, Kimyagerler Derneği'nin emsal ücrete ilişkin yazı cevabında asgari ücretin 2.773 katı seviyesinde kazanç tespitinin bulunduğu, seçenekli hesaplama yapıldığı, ödemenin yapıldığı tarih itibariyle 04/04/2017 tarihindeki verilere göre hak sahiplerinin maddi zararları hesaplanarak ödemenin yeterli olup olmadığına ilişkin ise ödemenin yeterli olmadığı, yapılan ödemelerin faiziyle güncellenerek mahsup edilmesi için hesaplamanın yapıldığı,
SGK yazı cevabında rücuya tabi ödeme olmadığının veya gelir bağlanmadığının bildirildiği, hesaplanan zararlardan kusur tenzili yapıldığı, davalı sigorta şirketinin temerrüt tarihinin 14/02/2017 tarihi olduğunun, emsal ücret araştırmasına göre davacı annenin maddi zararının 338.520,06 TL ve davacı babanın maddi zararının 162.840,47 TL olduğu, davalı sigorta şirketi bakımından limitin garamaten paylaştırıldığı anlaşılmıştır.
Celse arasında mahkememizin 22/06/2023 tarihli ara kararıyla asgari ücretin değiştiği ve 2023 Yılı Temmuz ayında yürürlüğe girecek olduğu görülmekle, dosyanın bilirkişi ---- Tevdi ile dosya kapsamına göre güncellenen asgari ücret gözetilerek ek rapor tanzim edilmesinin istenilmesine karar verildiği, 26/07/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda emsal ücret araştırmasına göre davacı annenin maddi zararının 480.442,69 TL ve davacı babanın maddi zararının 238.505,77 TL olduğunun bildirildiği,
Mahkememizin 21/11/2023 tarihli duruşmasında davacı vekili tarafından bedel artırım dilekçesini sunmak üzere süre talep ettiği, davacı vekiline bedel artırım dilekçesini sunmak üzere verildiği, davacı vekili tarafından 30/11/2023 tarihli bedel artırım dilekçesiyle 26/07/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda emsal ücret araştırmasına göre belirtilen miktar üzerinden davacı annenin maddi zararının 480.442,69 TL ve davacı babanın maddi zararının 238.505,77 TL olarak, cenaze/defin giderinin 4.000,00 TL olarak artırıldığı, bedel artırım dilekçesinin davalılara tebliğe çıkarıldığı,
mahkememizin 14/12/2023 tarihli duruşmasında davalı taraf vekillerine 05.12.2023 tarihine tebliğ edildiği, davalı ----- 12.12.2023 tarihinde tebliğ edildiği (mazbatanın duruşma tarihi itibariyle görülemediği) ve duruşmada davalı vekillerinin bedel artırım dilekçesine karşı beyanda bulunmak istedikleri, davalı tarafların bedel artırım dilekçesine karşı 2 hafta cevap verme süresinin bulunduğu, bu nedenle duruşmanın ertelendiği,
asgari ücretin değiştiği ve 2024 Yılı Ocak ayında yürürlüğe girecek olduğu görülmekle, dosyanın bilirkişi ---- Tevdi ile dosya kapsamına göre güncellenen asgari ücret gözetilerek ek rapor tanzim edilmesinin istenilmesine karar verildiği, 02/01/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda emsal ücret araştırmasına göre davacı annenin maddi zararının 721.300,12 TL ve davacı babanın maddi zararının 351.099,71 TL olduğunun bildirilmiştir.Bilirkişi ek raporundan sonra davacı vekili tarafından 02/09/2024 tarih dilekçesi ile bilirkişi ek raporunda emsal araştırma üzerinden tespit edilen kazanç üzerinden hesaplamaya göre dava değerini artırdığı,
Yargıtay ----Hukuk Dairesi'nin ---- Esas ve ---- karar sayılı ilamında "Belirsiz alacak davası olarak açılan davada harcını yatırarak bedel artırma talebinde bulunulabilir. Ayrıca bundan bağımsız olarak HMK.'nun 176. maddesi gereği ıslah yapmak hakkı da mevcuttur." şeklinde açıklanması nazara alındığında bu talep artırım dilekçesinin hukuki mahiyetinin ıslah dilekçesi niteliğinde olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Davacı vekilinin 02/09/2024 tarihli ıslah dilekçesi nazara alınarak karar verilmiştir.
Destek ----- gelirin belirlenmesinde davacı vekili emsal ücret yapılmasını ve davalı taraflar ise asgari ücret üzerinden yapılmasını talep etmişlerdir.Yargıtay ----Hukuk Dairesi'nin ---- Esas ve ---- Karar sayılı ilamında "...Dosya kapsamına göre desteğin gelir araştırması sonucu tespit edilen gelirinin asgari ücret üzerinde olduğu dikkate alınarak mahkemece bu husus takdir edilerek asgari ücretin üzerinde uygun bir miktar belirlenerek hesaplama yapılması gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir...." , yine Yargıtay ----Hukuk Dairesi'nin ----- Esas ve ---- Karar sayılı ilamında " Bölge Adliye Mahkemesince,
İnşaat Mühendisleri Odasından alçı ustasının alacağı ücrete ilişkin gelir araştırması yapılmamış, asgari ücret kadar gelir elde edeceği kabul edilerek tazminata hükmedilmiştir. Bu itibarla desteğin geliri için yapılan araştırma yetersiz olmuştur.
O halde, İnşaat Mühendisleri Odasından alçı ustası olan desteğin gelirine ilişkin araştırma yapılarak gerçek gelirin net biçimde saptanmasından sonra tazminat hesabı konusunda ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.", şeklinde açıklanmıştır.
Desteğin hizmet döküm cetveli dosya arasına alınmış, desteğin kaza tarihinde aktif bir çalışmasının bulunmadığı, kaza öncesinde ait çalışmasının bulunduğu, davalı taraf vekilleri dosya kapsamında asgari ücret üzerinden aktüerya hesaplamalarının yapılması yönünde itirazda bulunmuş iseler de Yargıtay İçtihatları nazara alındığında destek ---- kimya bölümü mezunu olup, Kimyagerler Derneği tarafından bildirilen emsal ücret araştırmasındaki asgari ücretin 2.773 katı seviyesindeki gelir üzerinden yapılan hesaplamalar dosya kapsamına uygun bulunmuştur.
Davalı sigorta şirketi tarafından dava öncesi yapılan ödemeye ilişkin ibra anlaşması yapıldığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiş ise de; davacılar vekili ödemenin yetersiz olduğu iddiasında bulunmuş, alınan bilirkişi raporlarında ödemenin yetersiz olduğu anlaşıldığından davacıların bakiye destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunabilecekleri anlaşılmıştır.Davalı sigorta vekilinin cevap dilekçesinde , davalılar ---- ile ---- vekilinin bedel artırım dilekçesinde zamanaşımı definde bulundukları görülmekle, huzurdaki trafik kazısından kaynaklana tazminat davası belirsiz alacak davası olarak açılmış olup,
kaza tarihi ile dava tarihi arasında uzamış zamanaşımı söz konusu olduğu gözetilerek, davanın zamanaşımına uğramadığından bu yöndeki itirazlar yerinde görülmemiştir.
CENAZE/DEFİN GİDERİ ABIKIMNDAN
Yargıtay ----- Dairesi'nin ---- Esas ve ----- Karar sayılı ilamında; "6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53. maddesinde cenaze giderlerinin de ölüm nedeniyle meydana gelen zararlardan olduğu hüküm altına alınmıştır. Bu nedenle zarar sorumlusu, ölüm halinde yapılan cenaze giderlerinden de sorumludur. Cenaze giderleri; ölümle doğrudan doğruya ilgili bulunan ve ölenin dini ile sosyal ve ekonomik durumuna uygun giderlerden ibaret olup ölenin taşınması, yıkatılması, gömülmesi, mezarlık ücreti gibi giderleri kapsar. Yargıtay’ın yerleşik uygulamaları gereği davalı taraf, davacıların meydana gelen trafik kazası sonucu oluşan gerçek defin gideri zararlarının tazmini ile sorumlu olup davacı tarafın yerel örf ve adetlerine göre yaptığı özel giderlerden sorumlu değildir. " şeklinde açıklanmıştır.
Bu açıklamalar ışığında cenazenin defnedilmesi için yapılması zorunlu masraflardan davalı tarafın sorumlu tutulabileceği, taziyeye ilişkin giderlerden sorumlu tutulamayacağına ilişkin Yargıtay'ın yerleşik uygulaması göz önünde bulundurularak, ölüm nedeniyle yapılan cenaze ve defin giderlerinin neler olduğu ve cenaze dolayısıyla yapılması zorunlu olan masrafların ---- Büyükşehir Belediyesinden sorulmuş, gelen yazı cevabında 2016 yılı Ücret Tarifesinin gönderildiği, tarifeye göre inceleme yapıldığında cenaze için yer bedelinin 6.000,00 TL olarak bildirildiği, diğer kalemlere ilişkin bedellerin de bulunduğu, davacılar vekili tarafından 4.000,00 TL talep edilmesi nedeniyle defin gideri talebin kabulüne karar verilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ölümlü trafik kazasından kaynaklı tazminat talebinde ceza zamanaşımı gözetildiğinde dava tarihi itibariyle talebin zamanaşımına uğramadığı, kazanın oluşumunundaki yaya olan davacıların desteği ---- olayda %55 kusurlu olduğu, davalı sürücü ----- ise %45 oranında kusurlu olduğunun kabul edildiği, aktüerya hesabında TRH 2010 yaşam tablosuna göre yaşam süresi ve destek süresinin belirlendiği, pay oranlarının belirlenmesinin Yargıtay Uygulamalarına uygun olduğu, davalı taraflarca yapılan ödemelerin güncellenerek mahsup edildiği,
bakiye destekten yoksun kalma tazminatının davacı anne yönünden 721.300,12 TL ve davacı baba yönünden 351.099,71 TL olduğu, davacı vekili tarafından ıslahla dava değerinin maddi tazminat bakımından 1.076.399.83 TL olarak belirlendiği, kazaya karışan araçların ZMSS tarafı olan davalı sigorta şirketi (poliçe limitlerinde) ve davaların müteselsilen ve müştereken sorumluluklarının bulunduğu anlaşılmakla, davacıların destekten yoksun kalma tazminatı bakımından davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Manevi tazminat talebi bakımından yapılan değerlendirmede. Türk Borçlar Kanunu’ nun 58. maddesi hükmüne göre hakimin özel durumları göz önünde tutarak hükmedeceği manevi tazminat miktarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. (Yargıtay -----. HD.-----)Trafik kazası nedeniyle duyulan acı ve elemin kısmende olsa giderilmesi amacıyla tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları da gözetilerek,
olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen ve davacılar için hak ve mesafe kuralları çerçevesinde manevi tazminat miktarının belirlenmesi gerektiği, trafik kazasının meydana gelmesindeki kusur oranları, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına ilişkin tespitler, olayın meydana geliş şekli, olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen ve davacılar için hak ve mesafe kuralları çerçevesinde davacılardaki acı ve elemin bir nebze olsun dindirilebilmesi amacıyla takdiren davacı anne ve baba için ayrı ayrı 40.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak,
davanın kısmen kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı ---- bakımından davanın KABULÜ ile; Davacının 351.099,71 TL destekten yoksun kalma tazminatın davalı sigorta şirketi bakımından temerrüt tarihi olan 14/02/2017 tarihinden itibaren, diğer davalılar bakımından kaza tarihi olan 16/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, (Davalı sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti 80.639,34 TL ile sınırlı olmak üzere),
2-Davacı ----- bakımından davanın KABULÜ ile; Davacının 721.300,12 TL destekten yoksun kalma tazminatın davalı sigorta şirketi bakımından temerrüt tarihi olan 14/02/2017 tarihinden itibaren, diğer davalılar bakımından kaza tarihi olan 16/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, (Davalı sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti 165.665,66 TL ile sınırlı olmak üzere),
3-Davacı ---- manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 40.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ----- kaza tarihi olan 16/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
4-Davacı ----manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 40.000,00 TL manevi tazminatın davalılar , ----- kaza tarihi olan 16/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
5-Davacıların cenaze ve defin giderini talebinin KABULÜ İLE 4.000,00 TL maddi tazminatın davalılar ----- kaza tarihi olan 16/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara VERİLMESİNE, davalı sigorta şirketi bakımından poliçe limiti sona erdiğinden karar verilmesine yer olmadığına,
6-a.Harçlar yasası uyarınca davanın kabul edilen 1.076.399,83 TL lik kısım yönünden alınması gereken 73.528,87 TL harçtan peşin alınan 6,84 TL harç ile tamamlama/ıslah harcı olarak alınan 18.349,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 55.173,03 TL karar harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye İRAD KAYDINA, (Davalı sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limitinden dolayı 16.825,09 TL karar ilam harcı ile sınırlı olmak üzere),
b.Harçlar yasası uyarınca davanın kabul edilen 80.000,00 TL lik manevi tazminat kısım yönünden alınması gereken 5.464,80 TL harçtan peşin alınan 341,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.123,25 TL karar harcının davalılar ----- müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye İRAD KAYDINA,
7-Davacı ----- adına kabul edilen maddi tazminat bakımından kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 56.175,95 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, (Davalı sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limitinden dolayı 30.000,00 TL vekalet ücreti ile sınırlı olmak üzere),
8-Davacı ----- adına kabul edilen maddi tazminat bakımından kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 112.195,02 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, (Davalı sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limitinden dolayı 30.000,00 TL vekalet ücreti ile sınırlı olmak üzere),
9-Davacı ---- adına kabul edilen manevi tazminat bakımından kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ---- müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,
10-Davacı ----- adına kabul edilen manevi tazminat bakımından kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ---- müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,
11-Davalılar ---- kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı -----bakımından reddedilen manevi miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
12-Davalılar ---- ve ---- kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı ---- bakımından reddedilen manevi miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
13-Davacı tarafından yapılan toplam 14.700,00 TL bilirkişi ücreti , 2.145,90 TL posta gideri, 35,90 TL başvuru harcı, 348,39 TL peşin harç, 769,80 TL keşif harcı, 18.349,00 TL tamamlama/ıslah harcı, 318,00 TL ATK ücreti olmak üzere toplam 36.348,99 TL yargılama giderinden kabul-red oranına göre belirlenen 35.731,05 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya VERİLMESİNE, geri kalan bakiyenin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, kalan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, Davalı ----- tarafından yapılan yargılama giderinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına,
14-Karar kesinleştiğinde ----Ağır Ceza Mahkemesi'nin ----- Esas sayılı ceza dava dosyasının iadesnie, Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekili ve ---- vekili ile Davalılar ---- ve ----- vekilinin yüzüne karşı diğer davalı ----- yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/1186, K. 2024/566, 3 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama