KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/755
- Karar No
- 2024/398
- Karar tarihi
- 10 Temmuz 2024
Karar Metni
2.639 kelime·13 dk okuma·11 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/755
KARAR NO : 2024/398
DAVA
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 06/10/2022
KARAR TARİHİ : 10/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
06.09.2021 günü sürücü ----- sevk ve idaresindeki ----- plakalı kapalı kasa ----- kamyonetle gerekli önlemleri almadan caddeden ara sokağa doğru, sola dönüş manevrası yaparken sokakta karşıdan karşıya geçmekte olan müvekkillerinin oğlu/kardeşi 18 yaşındaki ----- ezerek ölümüne neden olduğunu, kazaya karışan aracın muayenesinin geçmiş olduğunu, davacıların Borçlar Kanunu 45/1 hükmünce cenaze ve defin giderleri isteme haklarının bulunduğunu, ölümlü trafik kazası nedeniyle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 6100 sayılı yasanın 107. maddesine göre belirlenecek maddi tazminatın;
araç sahibi ve sürücü yönünden olay tarihinden itibaren işletilecek faizi, sigortacı yönünden sigorta limiti aşılmamak üzere temerrüt tarihinden itibaren işletilecek faizi ve yapılan ödemeler mahsup edilerek, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, Davacı anne ve babanın her biri için 550.000 TL ve kardeş için 400.000 TL olmak üzere toplam 1.500.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden işletilecek faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte ortaklaşa ve zincirleme sürücü ve araç sahibi gerçek kişi davalılardan tahsiline,
kazaya karışan ---- plakalı araç üzerine ihtiyati tedbir konulmasına; araç sahibi ve sürücünün taşınır, taşınmaz malları ile bankalardaki ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı -----vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu -----plakalı aracın 17/09/2020 tanzim ve 16/09/2020-2021 vade tarihli ----- numaralı zorunlu mali sorumluluk poliçesi ile teminat altına alındığını, kabul manasında olmamak üzere davacılar için trafik sigortası genel şartlarında ve diğer mevzuatta belirlenen usul ve esaslara göre sigortalı araç sürücünün %100 kusuru üzerinden anne ---- için 136.826,00 TL ve baba -----için 118.469,00 TL tazminat ödemesi yapıldığını, yapılan ödemelerle müvekkili şirketin ibra edilmiş olduğunu ve başvurunun müvekkili şirket açısından reddi gerektiğini, davayı kabul manasında olmamak üzere,
zorunlu mali sorumluluk genel şartları kapsamında aktüeryal tazminat hesaplama esasları açıkça belirlenmiş olup tazminat hesaplamasının artık standart hale getirtildiğini, hesaplama yapılırken müteveffanın bireysel özelliklerinin de dikkate alınma gerektiği, davacının yaşı, destek süresi, mesleği, somut olayda destekten yoksun kalanların destek süreleri, eşin tekrar evlenme olasılığı (TÜİK verileri) gibi hususlara dikkat edilerek ve genel şartlara uygun olarak,
aktüer siciline kayıtlı bir aktüer tarafından destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması gerektiğini, müvekkili şirket tarafından sorumlu olunan miktarın ödendiğini ve poliçe teminatı dahilinde başkaca hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, kabul manasında olmamak üzere kusur oranının tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmesi gerektiğini, davayı kabul manasında olmamak üzere müteveffanın gelirinin resmi belgelerle kanıtlanması aksi takdirde asgari ücret olarak alınması gerektiğini,
manevi tazminat taleplerinin Karayoları Trafik Kanunu Ve Trafik Sigortası Genel Şartları gereğince teminat dışı kalan hallerden olduğunu ve müvekkil şirketin sorumluluğu bulunmadığını, davanın reddini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ---- usulüne uygun tebliğe rağmen davaya cevap sunmadığı görülmüştür.
CEVAP
Davalı -----usulüne uygun tebliğe rağmen davaya cevap sunmadığı görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava ölümlü trafik kazası nedeni ile uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. 06.09.2021 tarihinde meydana gelen kazada davacılar ----- taraf delilleri toplanmış alanında uzman kusur ve aktüer bilirkişiden rapor alınmıştır. Somut olaya dair savcılık makamınca alınan 24.09.2021 tarihli kusur raporu incelenmiş olayda davalı ---- asli kusurlu müteveffanın ise kusursuz olduğu görülmüştür.
Ceza davasında alınan Adli Tıp kurumu Trafik ihtisas daire başkanlığının 05.10.2022 tarihli raporu incelenmiş -----asli kusurlu olduğu, müteveffanın ise kusursuz olduğu tespiti yapılmıştır.
Mahkememizce olaya dair kaza tespit Tutanağı, kaza yerine ait resimler ve tüm dosya kapsamında rapor düzenlenmesi amacı ile dosya alanında uzman kusur bilirkişiye tevdii edilmiş alınan 17.07.2023 tarihli raporda tespit edildiği üzere somut olayda davalı sürücünün görüş alanı içerisindeki geçiş yaptığını gördüğü yayaya tedbirsizce çarptığı ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 47/d (Trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer kural, yasak, zorunluluk veya yükümlülüklere,
uymak zorundadırlar) S311-b (Sola dönüş kurallarına uymama) ve 67/a (Araç manevralarını düzenleyen kuralları) maddelerini ihlal ettiği anlaşılmakla, kamyonetin krokideki konumu, yayaya sol yan ön kısmı ile çarptığı hususu ve sürücünün yayayı gördüğü hususu da dikkate alındığında, dikkatsiz ve özensiz davranışlarından dolayı 100 (Yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, davacılar yakını yaya ---- kavşak başı mahallini kullanarak geçiş yaptığı sırada dar açı ile dönüşe geçen kamyonetin çarpması sonucu kazaya karıştığı anlaşılmakla, kendi ölümü ile neticelenen kazanın oluşumunda kusursuz olduğu sonucuna varılmıştır.
Her ne kadar davalı sigorta şirketince davacıların ödeme nedeni ile davalıyı ibra etmiş olmaları nazara alınarak davanın reddi savunulmuş ise de ibraname incelendiğinde davacıların açıkça sadece ödenen kısım itibarı ile davalıyı ibra ettikleri, fazlaya dair haklarını saklı tuttukları görülmüştür. TC.
Yargıtay----Hukuk Dairesi'nin 30.04.2013 tarih ve ---- Esas, ---- Sayılı kararı ile 11.10.2012 tarih ve ---- Esas, ----- Sayılı kararında ve bu husustaki yerleşik içtihatlarında "Bu düzenlemeye göre açılan dava süresinde olup, mahkemece yapılacak iş, ilk önce ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemenin yetersiz olup olmadığının belirlenmesidir.
Bunun için ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödeme miktarının karşılaştırılarak, ödemenin yeterli bulunması halinde ibra nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerekir.
Şayet ödemenin yetersiz olduğu anlaşılırsa bu kez karar tarihine en yakın veriler dikkate alınarak tazminat hesaplanmalı ve zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince davalı tarafından yapılan ödemeye hesaplama yapıldığı tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanarak, hesaplanan tutardan mahsup edilmelidir." şeklindedir.
Davalı yanca yapılan ödemenin yetersiz olduğu da kök raporda açıkça tespit edilmiş olup davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemeler güncelleştirilerek faizi ile birlikte hesaplanarak yapılan hesaplamalardan düşülmüştür.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanun’unun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresinin ve ikinci cümlesinde yer alan “…ve genel şartlarda…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
Bunun sonucu olarak Yeni Genel Şartların " Ek 1. Değer Kaybı Hesaplaması", "Ek:2 Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Hesaplaması" ve "Ek:3 Sürekli Sakatlık Tazminatı Hesaplaması" başlıklı kısımlarında ki tazminatın belirlenmesine ilişkin esaslar artık uygulanmayacak.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamındaki tazminatlar, öncelikle Karayolları Trafik Kanunu, bu kanunda yer almayan hususlarda ise Türk Borçlar Kanun’un haksız fiile ilişkin hükümlerinde ki usul ve esaslara göre belirlenecektir. Her iki Kanun da hüküm bulunmayan hallerde ise Yargıtay'ın içtihatları uygulanacaktır.
Buna göre tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde Yargıtay ----. Hukuk Dairesinin Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda bahsedilen kararı sonrasında vermiş olduğu güncel 14/01/2021 tarih,---- sayılı kararı gereğince TRH 2010 tablosu uygulanacaktır.
Ancak progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay ---- Hukuk Dairesinin 02/03/2020 tarih,---- Sayılı ilamında "...İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda yukarıya aktarılan Yargıtay ----.
Hukuk Dairesinin görüş değişikliği içeren emsal kararına uygun olarak zaten TRH yaşam tablosu esas alınarak hesaplama yapılmış olmasına göre davacı vekilinin TRH yaşam tablosu uygulanması gerektiğine ilişkin istinaf talebi yerinde değildir.
Ancak progresif rant yönteminin kullanılması gerekirken genel şartlarda belirtilen 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması doğru olmamıştır. " belirtmiştir.Tüm bu açıklamalar kapsamında 6098 sayılı TBK hükümleri ve yukarıda atıf yapılan emsal yüksek mahkeme kararları gereği TRH 2010 yaşam tablosu ve %10 artış %10 iskontolu hesap yöntemi ile tazminat hesaplanmıştır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12.11.2019 tarih-----.
Hukuk Dairelerinin bu konudaki yerleşmiş içtihatlarında talep olmasa dahi hüküm tarihine en yakın tarihte uygulanan ve kamu düzenine ilişkin olan yasal asgari ücretin kazanç tespitinde ve hesaplamada res'en dikkate alınması gerektiği,
olay tarihinden itibaren hesap raporunun tanzim edildiği tarihte bilinen en yakın tarihe kadar geçen dönem içinde gerçekleşen her türlü ücret artışları ve emsal ücretlere göre tespit ve hesaplanması gerektiği belirtilmektedir.Davacı yanca her ne kadar müteveffanın geliri yönünden kök rapora itiraz edilmiş ise de bu hususta mahkememizce deliller toplanarak ek rapor alınmış alınan raporda belirtildiği üzere müteveffanın olay tarihinde 2 yıllık meslek yüksek okuluna kayıt yaptırmış olması Türkiye'de davaya konu 09.09.2021 olay tarihi veya 2023 yılı itibariyle 2 yıllık meslek yüksek okulu veya 4 yıllık üniversite mezunu sayısı,
Türkiye'deki işsiz üniversite mezunlarının sayısı, iş bu davada kazalının olay tarihi itibariye henüz 18 yaşında olup Meslek Yüksekokuluna yeni kayıt yaptırması, aktif olarak çalışmasının bulunmaması olay tarihi itibariyle sendikalı olarak aktif çalışmasının bulunmaması gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde kazalı bakımından emsal ücretlere göre değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı kanaatine varılmıştır.
Ancak yargılama sırasında yasal asgari ücretin değişmesi ve bu durumun resen dikkate alınması nazara alınarak bilirkişiden bu hususta ek rapor alınmıştır. Aktüer bilirkişi hesaplamaları yüksek yargı tarafından belirlenen kriterlere uygun olup denetime uygun bulunmuştur.
Alınan 22.02.2024 tarihli ek raporda somut olay nedeni ile davacı ---- destekten yoksun kalma sebebi ile nihai zararının 711.757,65 TL olduğu, -----ise 1.051.793,17 TL destekten yoksun kalma tazminat alacağı olduğu, davalı sigorta şirketinin sorumluluk miktarının ise toplamda 174.705,15 TL olduğu sonucuna varılmıştır. Davacı dava dilekçesinde faiz türünü bildirmemiş olup tüm davalılar yönünden yasal faiz istemiş sayılmıştır.
Her ne kadar talep arttırım dilekçesinde sigorta yönünden avans faiz talep etmiş ise de seçimlik hakkın kullanıldığı ve bundan dönülemeyeceği açık olup alacaklara yasal faiz işletilmiştir.
Tarafların sosyal ve mali durumları ----- güvenlik şefi olarak çalıştığı, sosyal ve mali durum inceleme tarihinde 8.500 TL maaş ile çalıştığı,5.000 TL kira geliri olduğu, kirada oturmadığı,adına kayıtlı 1 daire bulunduğu,---- ise apartman görevlisi olduğu, 13.000 TL maaş aldığı, ---- ise öğrenci olduğu görülmüştür. Davalı ---- ilçesinde adına kayıtlı 2 adet konut vasıflı gayrımenkul bulunduğu, adına kayıtlı --- model ----- marka kamyonet bulunduğu diğer davalı adına kayıtlı araç veya gayrımenkul olmadığı görülmüştür. Kazaya karışan aracın davalı yanca iş bu dava açılmadan kısa süre önce elden çıkarıldığı UYAP entegrasyon kayıtlarından görülmüştür.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi hükmüne göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve ---- sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Tüm dosya kapsamı, olayda davalının %100 kusurlu olması, olay tarihindeki paranın alım gücü, tarafların sosyal ve mali durumları bir bütün olarak değerlendirilmiş olayda davacıların henüz çok genç yaşta olan evlatlarını- kardeşini kaybetmiş olmaları nedeni ile uğranılan acı ve elemin bir nebze olarak dindirilmesi amacı ile takdiren kısa kararda belirtilen miktarda manevi tazminatlara hükmedilmiştir.
Yargıtay ---- HD. -----Sayılı ilamı ".. Dava, trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir....Dava konusu olayda, davacıların ihtiyari dava arkadaşı olup, ayrı ayrı manevi tazminat isteminde bulunmalarına ve her bir davacı için ayrı ayrı hüküm kurulmasına (kısmen kabul kararı verilmesine) göre davacıların her biri için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir."( Aynı gerekçeler için bkz. Yargıtay---- HD. ---- Sayılı ilamı)
Yargıtay ----. Hukuk Dairesi ---- --sayılı ilamında "....Dava destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı, aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak birlikte dava açtıkları durumda da esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak; her bir davacı yönünden lehine hükmedilen tazminat miktarına göre kendisini vekille temsil ettiren davacı lehine; reddedilen her bir dava yönünden de kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerekmektedir.
Mahkemece her bir davacı bakımından maddi ve manevi tazminata ilişkin talepler reddolduğu halde, davalı ---- mirasçıları ve davalı ----- vekili lehine davacıların her biri için ayrı ayrı vekalet ücreti takdiri yerine tek vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil bozma nedeni ise de;
bu yanılgıların giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK.'nun geçici 3/2. maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK.'nun 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir." gerekçeleri ile aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunan kimselerin açtıkları davalarda ayrı ayrı vekalet ücreti takdiri gerektiğini belirtmiştir. Somut olayda davacılar ihtiyari dava arkadaşıdır.
AAUT'nin 10/4. Madde ve fıkrası uyarınca manevi tazminat davası maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün olan taleplerle birlikte açılması durumunda manevi tazminat açısından ayrıca vekalet ücretine hükmedilir.Tüm dosya kapsamı yukarıda anlatılan hususlar bir bütün olarak değerlendirilmiş davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/755, K. 2024/398, 10 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama