KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/511
- Karar No
- 2025/302
- Karar tarihi
- 10 Nisan 2025
Karar Metni
3.286 kelime·16 dk okuma·10 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/511
KARAR NO : 2025/302
DAVA
Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/07/2024
KARAR TARİHİ : 10/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. "1)Davalı sigorta şirketi 05.08.2024 tarihli cevap dilekçesinde, ''Hasarın tazmini için davalı müvekkil şirkete yapılan başvuru neticesinde, hem müvekkil şirket hem de bağımsız ve uzman bir eksper tarafından yapılan incelemeler sonucunda dava konusu hasara ilişkin olarak poliçede teminat bulunmadığı tespit edilmiş olmakla konu hasar tutarlarının ödenebilmesi imkan dahilinde değildir.
İşbu sebeple davacı tarafın hasara ilişkin istemlerine katılmak mümkün değildir.'' şeklinde bir iddiada bulunmuştur. Ancak dava dilekçemizde de belirtmiş olduğumuz üzere davacı müvekkil site yönetimi ile davalı sigorta şirketi arasında 11.02.2022 tarihli ve ---- peliçe nolu Site/Apartman Ortak Alan Sigorta Poliçesi yapılmıştır.
İşbu Site/Apartman Ortak Alan Sigorta Poliçesi kapsamında cam kırılması, ''Cam kırılması teminatı poliçe üzerinde belirtilen sigorta bedeline kadar sadece bir çerçeve ve kaide üzerine monte edilmiş, sabit veya hareketle, dikey ve düz, pencere, kapı camları ile aynalar için geçerli olup monte edilmemiş(portatif), yatay, bombeli vb diğer tüm cam(bombeli dolap camları, yatay sehpa, masa camları vb) ile her türlü emtia veya eşya niteliğindeki cam mamuller(cam vazolar vb.) teminat haricidir.
Cam kırılması sigortası genel şartlarının 2a, 2d ve 2e maddeleri kapsama dahil edilmiştir.'' açıklamasıyla ve 86.000-TL'lik teminat limiti ile ilgili Poliçedeki teminatlar içerisine dahil edilmiştir.
Buna göre, davacı müvekkil site yönetimi tarafından yapılmış olan 11.02.2022 tarihli Site/Apartman Ortak Alan Sigorta Poliçesi kapsamında cam kırılması davalı sigorta şirketi tarafından poliçeye dahil edilmiş olup; müvekkil sitede 19.01.2023 tarihinde meydana gelen fırtına/hortum sebebiyle oluşan hasarın işbu poliçe kapsamında davalı sigorta şirketince giderilmesi gerektiği açıktır.
Yani 11.02.2022 tarihli ve ---- peliçe nolu Site/Apartman Ortak Alan Sigorta Poliçesinin teminatlar başlığı altında yer alan 86.000-TL’lik teminat limitli cam kırılması teminatı kapsamında, müvekkil site yönetiminin 19.01.2023 tarihinde meydana gelen fırtına/hortum olayı nedeniyle oluşan ve 19.01.2023 tarihinde davalı sigorta şirketine ihbar edilen tüm hasarlarının ----- nolu Hasar Dosyası üzerinden kabul edilerek davacı müvekkil site yönetimine ödenmesi gerekirken ---- Blok girişindeki camın belirlenen bedeli davalı sigorta şirketi tarafından poliçede ki teminatlar kapsamında olmasına rağmen ödenmemiştir.
2)-Davalı sigorta şirketi 05.08.2024 tarihli cevap dilekçesinde ''Bağımsız ve alanında uzman bir eksper tarafından tanzim edilen 30.01.2023 tarihli raporda;''HASAR 1 Sigortalı site ---- blok bina ana giriş camının sülfür patlamasına bağlı parçalandığı görülmüştür. Hasarın sülfür patlamasına bağlı gerçekleşmesi sebebiyle Hasar 1 TEMİNAT HARİCİ değerlendirilmiştir.
'' ..HASAR --) Sigortalı iş yeri ---- Blok bina dış cephe kompozit kaplamanın bir bölümünün uçtuğu, 18.01.2023 ile 21.01.2023 tarihleri arasında bölgeye en yakın istasyondan alınan verilere göre anlık rüzgar hızının 55,7 ile 77,7 km/s hıza yani 9 bofora ulaştığı tespit edilmiştir. Hasarın fırtınaya bağlı gerçekleştiği kanaatine varılmıştır.
Hasarın yakın nedeni Fırtına olup teminat kapsamında değerlendirilmiştir.'' denilmek suretiyle dava konusu cam kırılması hasarının sülfür patlaması sebebiyle oluştuğu, sülfür patlamasından ötürü cam kırılmasının teminat kapsamında olmadığı açıkça belirtilmiş, çatı uçma hasarının ise fırtına sebebi ile poliçe kapsamında değerlendirilebileceği şeklinde görüş ve kanaatte bildirilmiş olup yapılan değerlendirmeler uyarınca çatı uçma hasarı sonucunda oluşan hasarların tazmini için davacı tarafa, müvekkil şirket tarafından
31.01.2023 tarihinde 3.750,00 TL'lik hasar tazminatı tutaru ödenmiş, sülfür patlaması nedeni ile ise hasarın poliçe kapsamında yer almamasından ötürü herhangi bir ödeme yapılmamıştır.'' şeklinde iddiada bulunmuştur.
Ancak sigorta şirketi nezdindeki ---- Hasar Dosyası üzerinden hazırlanan 30.01.2023 tarihli Hasar Ekspertiz Raporda ki, "----- blok binasının ana giriş kapısının camında oluşan hasarın "sülfür patlaması nedeniyle gerçekleştiği" iddiasının" şeklindeki tespit ve değerlendirmenin 6102 sayılı TTK'nın 1409.maddesi gereğince davalı sigorta şirketince somut delillerle ispatlanması gerekmektedir.
Ancak somut olayda davalı sigorta şirketi herhagi bir gerekçe dahi ileri sürmeden 19.01.2023 tarihinde ---- blok binasının ana giriş kapısının camında oluşan hasarın "sülfür patlaması nedeniyle gerçekleştiği" iddiasıyla oluşan hasarın teminat kapsamı dışında olduğuna kanaat getirerek, davacı müvekkile poliçede ki teminat kapsamında ödeme yapmamıştır.
Somut olayda davalı sigorta şirketinin poliçede ki teminat kapsamında ödemediği hasarın, "sülfür patlaması nedeniyle gerçekleştiği" yönündeki iddiasını somut ve inandırıcı delillerle ispatlaması gerekmektedir. Buradaki ispat külfeti tamamen davalı sigorta şirketine aittir.
Yine somut olayda davalı sigorta şirketi 11.02.2022 tarihli ve ----- peliçe nolu Site/Apartman Ortak Alan Sigorta Poliçesinde, teminat kapsamına alınmayan teminat dışı halleri tek tek, açıkça ve tereddüte yer vermeyecek şekilde Genel veya Özel Şartlar altında sayması gerekirken, somut olayda cam kırılması teminatında "sülfür patlamasını" poliçede teminatını kapsamı dışında bıraktığını poliçeye yazmamıştır.
Yani davalı sigorta şirketinin 11.02.2022 tarihli ve ---- peliçe nolu Site/Apartman Ortak Alan Sigorta Poliçesinde Genel veya Özel Şartlar bölümünde cam kırılması teminatında "sülfür patlamasını" teminat kapsamı dışında haller kısmında açıkça yazması gerekirdi. 3)-Davalı sigorta şirketinin 05.08.2024 tarihli cevap dilekçesindeki beyanları arasında çelişkiler bulunmaktadır.
Şöyle ki; davacı ilk önce camın kendi ayıp ve kusurlarından ötürü yani camın muhteviyatında yer alan sülfürlerin patlaması sonucunda kırılmış olduğuna dair bir iddialarda bulunmuş olmasına rağmen; daha sonra camların üretilirken birçok teste tabi tutulmakta olduğunu ve oluşabilecek muhtemel risklere karşı yüksek dayanıklılık gösterebilecek şekilde tasarlandığını iddia ve beyan etmiştir.
Davalı sigorta şirketinin bu çelişkili açıklamalarından da anlaşılacağı üzere davalı sigorta şirketinin iddiaları gerçeği yansıtmamakta ve tamamen ödeme yapmamak ve işbu davada lehine durum yaratmak adına başvurmuş olduğu bir yoldur.
Davalı sigorta şirketinin de beyan ettiği gibi binalara ait dış camlar üretilirken birçok teste tabi tutularak üretilmekte olup, bina dış camlarının kolay şekilde kırılmaları mümkün olmayıp, bu bina dış camlarının üretimleri esnasında dayanıksız olmaları halinde yapılan testler sonucunda zaten fabrikada sülfür patlaması sonucunda patlardı.
Somut fırtına/hortum olayının meydana geldiği 19.01.2023 günü şiddetli şekilde ki fırtına/hortum sebebi ile müvekkil sitede bina çatılarında, dış cephelerinde ve camlarında kırılma ve hasar oluşması gayet normaldir. Çünkü şiddetli şekildeki fırtına/hortum olayları sonrasında evler dahi yıkılabilmektedir. Bu nedenle davaya konu cam hasarının 19.01.2023 tarihli şiddetli fırtına/hortum olayı sonucunda meydana geldiği açıktır.
Yani somut olayda davaya konu cam hasarıyla 19.01.2023 tarihli şiddetli ve fırtına/hortum olayı arasında nedensellik bağının bulunduğu açıktır.
4)-Davalı sigorta şirketi 05.08.2024 tarihli cevap dilekçesindeki "Davacı tarafın bu hususta dava konusu cama ilişkin olarak meydana gelen hasarın önlenmesi için gerekli önlemleri aldığı, camı ve camın monte edildiği çerçevenin bakım ve onrarımlarının gerektiği gibi yaptırdığını ispat etmesi gerekmektedir." şeklindeki iddiası gereçek dışıdır.
Çünkü somut olayda "talep konusu camda daha önce yapılmış olan onarımların veyahut bakımların gerektiği şekilde yapılmamış olması nedeniyle hasarın meydana geldiği" iddiasını ileri süren davalı sigorta şirketi olduğu için, işbu iddiasını ispat külfeti de davalı sigorta şirketinde olacaktır.
Yani somut olayda talep konusu camda daha önce yapılmış olan onarımların veyahut bakımların gerektiği şekilde yapılmamış olması nedeniyle hasarın meydana geldiği" iddiasını davalı sigorta şirketinin somut delil ve belgelerle ispatlaması gerekmektedir.
5)-Yukarıda açıklamış olduğumuz nedenlerle davalı sigorta şirketi tarafından, davacı müvekkil site yönetiminin ---- nolu Hasar Dosyası üzerinden talep etmiş olduğu ----- Blok bina ana giriş kapısı camının hasarnın kendisine ödenmemiş olması nedeniyle davalı sigorta şirketi hakkında işbu davayı açma zorunluluğumuz hasıl olmuştur." şeklindedir."
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. "Tarafımıza tebliğ edilen dava dilekçesinde özetle.
19.01.2023 tarihinde meydana gelen fırtına / hortum olayı nedeniyle müvekkil şirket nezdinde sigortalı olan davacı ---- Yönetimi'nde bulunan --- Blok binasının ana giriş kapı camının kırıldığı, ---- Blok binasının dış cephe kompozit kaplamasının bir bölümünün uçtuğunu, aynı gün başka bir blokta da hasar oluştuğunu, meydana gelen hasarlara ilişkin olarak müvekkil şirkete ihbarda bulunulduğu, ---- Bloktaki çatı uçması hasarının müvekkil şirket tarafından karşılandığı, ----- Bloktaki cam kırılması için değişim ücretinin ekspertiz raporunda 32.000,00 TL olarak belirlendiği,
ancak işbu tutarın müvekkil şirket tarafından davacı tarafa ödenmediği ve meydana gelen hasar bedelinin taraflar arasında düzenlenmiş bulunan poliçeler kapsamında ödenmesi gerektiğinden bahisle huzurdaki davanın ikame edildiği beyan edilmiştir. Ancak davacı tarafından sunulan işbu dava dilekçesinde yazılı beyanlara katılmamız mümkün değildir.
Şöyle ki;1- İlk olarak belirtmek isteriz ki, tarafımıza yalnızca dava dilekçesi tebliğ edilmiş olup, dilekçe eki olarak gösterilen belgeler tebliğ edilmemiştir. Davaya ilişkin beyanlarımızın eksiksiz olarak sunulabilmesi için "dava dilekçesi ile eklerinin" de tebliği gerekmektedir. HMK'nın "Belgelerin birlikte verilmesi" başlıklı 121. Maddesinde.
Dava dilekçesinde gösterilen ve davacının elinde bulunan belgelerin asıllarıyla birlikte harç ve vergiye tabi olmaksızın davalı sayısından bir fazla düzenlenmiş örneklerinin veya sadece örneklerinin dilekçeye eklenerek, mahkemeye verilmesi ve başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayıcı açıklamanın dilekçede yer alması zorunludur. şeklinde hüküm yer almakta olup, gerekli araştırmanın, incelemenin yapılabilmesi, bilgilerin toplanabilmesi ve bunun sonucunda davalı müvekkilin hak kaybına sebebiyet verecek bir durumun yaşanmaması,
savunmanın doğru bir şekilde yapılabilmesi adına gerekli cevabın Sayın Mahkemenize sunulabilmesi için dava dilekçesi ile sunulan örneklerin tarafımıza da tebliğ edilmesi gerekmektedir. Bu sebeplerle davacı tarafın delillerinin tarafımıza tebliğ edilmesi durumunda, bu hususlarda cevap ve karşı delil sunma hakkımızı saklı tuttuğumuzu beyan ederiz.
2 - Davaya konu ---- Bloktaki camın kırılması neticesinde meydana gelen hasarın tazmini noktasında açılmış olan işbu davada, davacı ----Yönetimi ile müvekkil şirket arasında 11.02.2022 başlangıç tarihli ve----- poliçe numaralı Site / Apartman Sigorta Poliçesi tanzim edilmiş olmakla işbu poliçe kapsamında davacı yönetimin sitesinde meydana gelen hasar kapsamında oluşan zararların tazmini davalı müvekkil şirketten talep edilmiştir.
Ancak davalı müvekkil şirketin sorumluluğu, poliçe özel ve genel şartları kapsamında ve poliçe limiti nispetindedir. Davacı tarafça, işbu zarar nedeniyle davalı müvekkilin ödeme yapması gerektiği beyan edilmişse de ilgili poliçe incelendiğinde söz konusu hasarın poliçe kapsamında olmadığı anlaşılmaktadır.
Meydana gelecek rizikonun poliçe kapsamında değerlendirilebilmesi için ancak teminata dahil edilen bir riskin gerçekleşmiş olması gerekmekte olup, ancak işbu riskin gerçekleşmesi sebebi ile oluşan hasarların karşılanması poliçe limiti dahilinde mümkündür. Ancak dava konusu edilen hasar, poliçe teminatı kapsamına alınan rizikolar sebebi ile oluşmamıştır.
Hasarın tazmini için davalı müvekkil şirkete yapılan başvuru neticesinde, hem müvekkil şirket hem de bağımsız ve uzman bir eksper tarafından yapılan incelemeler sonucunda dava konusu hasara ilişkin olarak poliçede teminat bulunmadığı tespit edilmiş olmakla konu hasar tutarlarının ödenebilmesi imkan dahilinde değildir. İşbu sebeple davacı tarafın hasara ilişkin istemlerine katılmak mümkün değildir.
Bağımsız ve alanında uzman bir eksper tarafından tanzim edilen 30.01.2023 tarihli raporda;''HASAR 1 Sigortalı site ---- blok bina ana giriş camının sülfür patlamasına bağlı parçalandığı görülmüştür. Hasarın sülfür patlamasına bağlı gerçekleşmesi sebebiyle Hasar 1 TEMİNAT HARİCİ değerlendirilmiştir.
'' ...HASAR --) Sigortalı iş yeri ---- Blok bina dış cephe kompozit kaplamanın bir bölümünün uçtuğu, 18.01.2023 ile 21.01.2023 tarihleri arasında bölgeye en yakın istasyondan alınan verilere göre anlık rüzgar hızının 55,7 ile 77,7 km/s hıza yani 9 bofora ulaştığı tespit edilmiştir. Hasarın fırtınaya bağlı gerçekleştiği kanaatine varılmıştır. Hasarın yakın nedeni Fırtına olup teminat kapsamında değerlendirilmiştir.
'' denilmek suretiyle dava konusu cam kırılması hasarının sülfür patlaması sebebiyle oluştuğu, sülfür patlamasından ötürü cam kırılmasının teminat kapsamında olmadığı açıkça belirtilmiş, çatı uçma hasarının ise fırtına sebebi ile poliçe kapsamında değerlendirilebileceği şeklinde görüş ve kanaatte bildirilmiş olup yapılan değerlendirmeler uyarınca çatı uçma hasarı sonucunda oluşan hasarların tazmini için davacı tarafa, müvekkil şirket tarafından
31.01.2023 tarihinde 3.750,00 TL'lik hasar tazminatı tutaru ödenmiş, sülfür patlaması nedeni ile ise hasarın poliçe kapsamında yer almamasından ötürü herhangi bir ödeme yapılmamıştır. Cam Kırılmasına Karşı Sigorta Genel Şartları'nın ''Teminat Dışında Kalan Haller'' başlıklı 3.maddesinin e bendinde; ''e) Kaide ve çerçevelerinin ayıp ve kusurları neticesinde sigortalı cam ve aynalarda harici bir tesir olmaksızın meydana gelecek ziya ve hasarlar,
'' şeklinde düzenleme bulunmakla sigortalı camların kendi ayıp ve kusurlarından ötürü ve harici birt tesir olmadan meydana gelecek zararlar teminat dışında bırakılmıştır.
Yine Cam Kırılmasına Karşı Sigorta Genel Şartları'nın ''Teminat Dışında Kalan Haller'' başlıklı 3.maddesinin d bendinde;''d) Sigortalı cam ve aynaların satıhlarında meydana gelecek çizilmeler ve sıçrak halinde kopmalar,'' denilerek sıçrak halinde kopmaların olması halinde de meydana gelecek hasarın teminat dışı kalacağı belirtilmiş olmakla hasarın sıçrak halinde kopma olduğunun yapılacak inceleme ile anlaşılması halinde de poliçe kapsamında kalmayan hasarlardan ötürü müvekkil şirketin sorumluluğuna gidilemeyecektir.
3 - Somut olayda da dava konusu cam kırılması olayının, camın kendi ayıp ve kusurlarından ötürü yani camın muhteviyatında yer alan sülfürlerin patlaması sonucunda meydana gelmiş olduğunun yapılacak bilirkişi incelemesi ile de ortaya çıkacak olması halinde hasarın teminat kapsamında olmadığı ve bu nedenle müvekkil şirketten hasara yönelik olarak bir ödeme yapılmasının istenmesi mümkün olmayacaktır.
Zira camlar üretilirken birçok teste tabi tutulmakta ve oluşabilecek muhtemel risklere karşı yüksek dayanıklılık gösterebilecek şekilde tasarlanmaktadırlar. Dolayısıyla somut olayın meydana geldiği gün oluşan fırtına sebebi ile camların kırılması hayatın olağan akışına aykırı olup oluşan fırtınanın dava konusu cam kırılmasına haricen bir etki etmesi kanaatimizce mümkün değildir.
4 - Davayı ve karşı yanın beyanlarını kabul etmediğimizi ve dava konusu hasarın poliçe kapsamında olmadığını tekrar etmek kaydıyla belirtmek isteriz ki, davacı tarafından TBK m.52 uyarınca zararın doğmasına veya artmasına sebebiyet verecek davranışlarda bulunulması halinde söz konusu tazminat tutarından indirim yapılması veya hiç hükmedilmemesi gerektiği hususundaki hüküm kapsamında hasarın meydana gelmiş olduğu talep konusu camda daha önce yapılmış olan onarımların veyahut bakımların gereği şekilde yapılmamış olması,
söz konusu hasarların meydana gelmemesi için gerekli önlemlerin alınmamış olması durumunda davacı tarafın sorumlu olacağı açıktır.
Bu hususta ayrıca yapının kusurundan kaynaklı bir hasarın mevcudiyeti karşısında da davacı tarafın sorumlu olacağı açık olmakla söz konusu yapının yapımında gerekli onarımların, iyileştirmelerin yapılmamış olması sebebi ile hasarın gerçekleşmesine etken olunduğu hususunda tespitlerin mevcut olması halinde Yangın Sigortası Genel Şartları "A.4- Teminat Dışında Kalan Haller" kapsamında.
"4.4- Yangın çıkarmaksızın; sigortalı şeylerin kendi ayıplarından, mayalanmalarından, kavrulmalarından veya bünyelerinde meydana gelen bozulmalar ile kavrulmalar nedeniyle uğradıkları zararlar(ın)." teminat harici olacağı açıkça beyan edilmiş olduğundan söz konusu taleplerin karşılanabilmesi mümkün olmayacaktır. Yargıtay ----.
Hukuk Dairesi'nin -----tarihli kararında da ;''Borçlar Kanunu’nun 44/1. maddesi hükmünde; zarar gören tarafın zararın meydana gelmesine razı olması yahut kendi fiili ile zararın meydana gelmesine veya zararın artmasına yardım etmesi veya zararı meydana getiren kişinin durumunu ağırlaştırması durumunda, hakime hükmedilecek tazminatta indirim yapma veya tümüyle reddetme yetkisi tanımak suretiyle müterafik (birlikte) kusurlu davranışın tazminata etkisini kabul etmiş bulunmaktadır.” şeklinde hüküm yer almakla zarar görenin hasarın meydana gelmemesi için gerekli önlemleri almamış olması durumunda,
tazminat sorumlusunun tümden muaf tutulabileceği açıkça belirtilmiştir.
Davacı tarafın bu hususta dava konusu cama ilişkin olarak meydana gelen hasarın önlenmesi için gerekli önlemleri aldığı, camı ve camın monte edildiği çerçevenin bakım ve onarımlarının gereği gibi yaptırdığını ispat etmesi gerekmektedir.5 - Yukarıdaki beyanlarımız saklı kalmak ve kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla, dava dilekçesinde belirtilen ve oluşan hasar tutarlarının tarafımızca kabulünün imkan dahilinde olmadığını ve talep konusu edilen tazminat talebini kabul etmediğimizi de beyan etmek isteriz.
Sayın Mahkemece de gerek görüldüğü takdirde, yargılama aşamasında yapılacak olan bilirkişi incelemeleri ile de esasen poliçe kapsamında istenebilir herhangi bir hasar tazminat tutarının olup olmadığı ve var ise ne kadar olduğu hususları sübuta erecektir.
Ayrıca, söz konusu hasarın, davalı müvekkil tarafından karşılanması gerektiğinden bahisle davacı yanca huzurdaki dava açılmış olduğundan, davacı yanın poliçe teminatı kapsamında olmayan istemlerinin, müvekkil sigortacı şirket tarafından haklı olarak reddedilmiş olduğu hususunun yapılacak yargılama ile sübuta erecek olması halinde, müvekkil şirketin huzurdaki davanın açılmasına sebebiyet vermediği de ortaya çıkmış olacaktır ki, bu durumda hakkında dava açılmasına sebebiyet vermemiş olan müvekkil sigortacı şirket aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine de hükmolunmamasını talep ederiz.
Bunun yanında davacı tarafın faize yönelik istemlerinin kabulü tarafımızca mümkün olmamakla ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi mümkün olacaktır.
Yukarıda yer vermiş olduğumuz usule ve esasa ilişkin itiraz sebeplerimiz baki kalmak ve davayı kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydı ile belirtmek isteriz ki-, bir an için müvekkil şirket bakımından yukarıda yer verilen nedenlerle davanın reddi cihetine gidilmeyecek olması halinde de, esasa ilişkin olarak davayı ve hasar istemelerini kabul etmediğimizi, talep konusu hasarın ve kusur durumlarının yargılamayı ve muhakemeyi gerektirir olduğunu, talep konusu edilen hasar tutarının kadri maruf olup olmadığının bilirkişi incelemesi ile denetlenmesi gerektiğini,ve dolayısı ile,
esasa ilişkin olarak da tüm haksız istemlerin ve davanın reddini ve de talep etmekte olduğumuzu saygılarımızla beyan ve ifade ediyoruz." şeklindedir.
RAPOR
Bilirkişi raporunda özetle: "Teknik Değerlendirme Bakımından Sonuç :Cam çekirdeği çekme gerilimi katmanında Nikel Sülfür genleşmesi temperli camda daha büyük çekme gerilimine yol açbilmektedir. Çekme gerilimi camın dayanabileceği kuvveti aştığında temperli camın patlamasına neden olabilmekte olduğu, Dava konusu olayda buna benzer bir durum olma ihtimali bulunmaktadır. Ancak dava dosyasında bu kanıya varılabilmesi hususunda, kesin bir hüküm için yeterli delil yoktur.
Dosyada ne bir mahkemece yaptırılmış tespit ne de bir resmî tutanağın rastlanmadığı için Teknik olarak görüş bildirilmesinin mümkün olmadığı, Sigorta Kuruluşunun Sorumluluğu Yönünden Sonuç : Bu husustaki hukuki durumun nihai taktir ve değerlendirmesi Sayın Mahkemeye ait olmak üzere: Davalı sigorta kuruluşuna sunulan eksper raporunda poliçe kapsamında olduğuna ilişkin 2. Hasar hususundaki değerlendirmede ---- Blok bina dış cephe kompozit kaplamanın bir bölümünün fırtınaya bağlı olarak uçtuğun değerlendirildiği,
Buna göre -----Blok bina dış cephe kompozit kaplamanın bir bölümünün uçmasına neden olacak şekilde etkili olan fırtınanın, ---- blok bina ana giriş camınında infilak etmesine neden olabilecek nitelikte olduğunun ve davaya konu cam kırılmasının fırtınaya bağlı olarak kırıldığının Sayın Mahkemece de kabulü halinde,--- numaralı site/apartman sigorta poliçesinde Cam Kırılması Sigortası Genel Şartları'nın 2a maddesinin poliçe kapsamına dahil edilmesine göre, davaya konu cam kırılmaya bağlı hasarın poliçe kapsamında olduğu,
bu durumun Sayın Mahkemece kabulü halinde ise davacının davalı yandan talep edebileceği alacak miktarı 32.000,00 TL. olduğu " şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, sigorta sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir. ----- Ticaret Sicil Müdürlüğünün 25/07/2024 tarihli cevabi yazısında ---- Yönetiminin gerçek ve tüzel kişi tacir kaydı bulunmadığı bildirilmiştir.
Benzer konuya ilişkin ---- Bölge Adliye Mahkemesi ---- Hukuk Dairesi'nin ----- aleyhine açtığı davada, davacı site yönetiminin, 6502 sayılı Kanun'un 3. maddesi kapsamında tüketici vasfında olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda belirtilen 6502 sayılı Kanun'un 73/1. maddesi uyarınca davaya bakmakla görevli mahkeme Tüketici Mahkemeleridir.
Bu itibarla ilk derece mahkemesince davaya Tüketici Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken, genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesi olarak bakılıp davanın sonuçlandırılması usul ve yasaya aykırı olmuştur." şeklinde gerekçelere yer verildiği görülmüştür.Davalı vekili beyan dilekçelerinde davalı site yönetiminin aktif dava ehliyetinin olmadığını savunmuştur.
Binanın ortak alanlarında kişilerin can ve mal güvenlikleri ile sağlıklarını tehlikeye atan eksik veya ayıplı işlerin giderilmesi konusunda site ve apartman kat malikleri kurulu tarafından yöneticiye Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 34 üncü maddesi uyarınca yetki verilebileceği gibi, aynı Kanun'un 35 inci maddesi gereğince anagayrimenkulün korunması ve bakımı için kat maliklerinin yararına olan konularda gerekli tedbirleri onlar adına almakla görevli olması nedeniyle bu hususların yöneticinin görevi kapsamında kaldığının kabulü gerektiği,
site ve apartmanın ortak alanlarındaki eksik ve ayıplı işlerin giderilmesinin yönetici tarafından talep edilmesinin hak, adalet ve hakkaniyet ile usul ekonomisi ilkelerine uygun bir çözüm olacağı, bu nedenle yöneticinin temsil yetkisine giren işlerden dolayı üçüncü kişilerle yaptığı sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklarda olduğu gibi, binanın ortak yerleriyle sınırlı olarak kişilerin can ve mal güvenlikleri ile sağlıklarını tehlikeye atan eksik ve ayıplı işlerin giderilmesi için açılması gereken davalarda,
kat maliklerini temsilen dava açma ehliyeti bulunduğu var sayılmalıdır (Y.---- HD. 15/03/2022 tarihli ve ---- sayılı ilamı).Mahkememizce toplanan tüm deliller sonucunda; davacı site yönetiminin tacir sıfatının bulunmadığı gibi tüzel kişiliği de bulunmadığı, hal böyle olunca kural olarak apartman yöneticisi ya da yönetim kurulunun dava ve taraf ehliyeti bulunmadığı anlaşılmış ise de yönetici ya da apartman yönetimi, ancak Kat Mülkiyeti Kanunu'nun tanıdığı yetkiler dahilinde dava açma hakkını kullanabilir.
Kat malikleri kurulunca yetki verilmesi durumunda, kat maliklerini temsil yetkisine giren işlerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda yöneticinin ya da yönetim kurulunun dava açabileceği belirgindir. Böyle bir durumda yönetici vekaletname ile tayin edilen bir vekil gibi değildir. Temsil yetkisini az yukarıda açıklanan özel yasa maddesinden alan bir temsilcidir.
Yargıtay --- Hukuk Dairesinin 15/03/2022 tarihli ve----- Sayılı ilamı esas alındığında somut olayda davacı site yönetimimin akdi ilişki kapsamında üçüncü kişilerle yaptığı sözleşmelerden kaynaklı alacağına kavuşmak amacıyla açılması gereken davalarda, kat maliklerini temsilen dava açma ehliyeti bulunduğunun kabulü gerektiği fakat ----- Ticaret Sicil Müdürlüğünün 25/07/2024 tarihli cevabi yazısı nazara alındığında davacının tacir sıfatının bulunmadığı,
---- Bölge Adliye Mahkemesi ----- Hukuk Dairesi'nin ----- esas ve ------ karar sayılı ilamı göz önünde bulundurulduğunda açılan iş bu davanın tüketici mahkemesinde görülmesi gerektiği değerlendirmeleri ile görevsizlik karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/511, K. 2025/302, 10 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama