İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/763 K.2025/847

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas2024/763Karar2025/847Tarih9 Ekim 2025Okuma14 dk · 2.733 kelime

KÜNYE

Mercii
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/763
Karar No
2025/847
Karar tarihi
9 Ekim 2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.733 kelime·14 dk okuma·8 bölüm

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/763

KARAR NO : 2025/847

DAVA

İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)

DAVA TARİHİ : 20/10/2024

KARAR TARİHİ : 09/10/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA

Davacı vekilinin dava dilekçesinde;"Müvekkil şirket, servis taşımacılığı alanında faaliyet göstermektedir. Bu faaliyeti çerçevesinde, şartlarına sahip olan taşımacılarla servis taşımacılığı sözleşmesi yaparak müşterilerine hizmet vermekte, bu sözleşme kapsamında anlaşmış olduğu araç sahiplerine hizmeti karşılığında sözleşme şartları kapsamında ücretleri ödenmektedir.

Davalı da, sözleşme yapılan araç sahiplerinden biridir (------) ve kendisi ile, 05/01/2024 tarihli sözleşme akdedilmiştir.

Taraflar arasında akdedilen 05/01/2024 tarihli -------esi atfı ile 15. maddesi gereği cayma bedeli (Günlük tek yön 500 TL - Aydı 22 günden (2x500x22)x2= 44.000 TL Ve yine Taraflar arasında akdedilen 05/01/2024 tarihli -------- hattı taşıma sözleşmesinin 16. maddesi atfı ile 15. maddesi gereği cayma bedeli aylık 23.272,00 TL'den iki aylık hakediş (23.272*2=46.544 TL, 1) 03/03/2024 ------- hattı taşıma söyleşmesi cayma bedeli iki aylık hakediş 44.000,00 TL'dir.

Sözleşmelerin süresi ve feshi başlıklı 16. Maddesi gereği ''sözleşmelerin geçerlilik süresi 30/12/2022 ile 30/09/2023 tarihleri arasıdır.'' Aynı maddenin 2. fıkrasında "sözleşmeli taşımacı sözleşmeyi feshetmek istediğini 30 gün önceden yazılı şekilde haber vermek suretiyle sözleşmeyi sonlandırır ve işi bırakırsa... İşbu sözleşmenin 15/1 maddesinde belirtilen bedelin 2 katını cayma cezası olarak ödeyeceğini kabul, beyan ve taahhüt eder. '' şeklindedir.

Taraflar arasındaki sözleşmesel ilişki devam ederken, davalı hiçbir gerekçe göstermeden ve sözleşme gereği yazılı bildirimde bulunmadan işi bırakmıştır. Bu arada şunu belirtmekte fayda görüyoruz ki, müvekkil şirket faaliyeti çerçevesinde değişik kurumlarla, okullarla ve sair iş yerleri ile yapmış olduğu sözleşmeler karşılığı edimini yerine getirmek için davalı gibi araç sahibi şoförler ile sözleşme yapmakta ve onlara güvenerek taşıma işini gerçekleştirmektedir.

Şoförün habersiz işi bırakması, müvekkilin müşterilerine karşı yükümlülüklerini yerine getirememesine, taşıması gereken gerek öğrenci gerekse personelin ortada kalmasına sebebiyet vermektedir. Dolayısıyla işi bırakacak şoförün önceden haber vermesi ve müvekkilin kendini buna göre başka şoförler bulması işin devamı açısından hayati öneme sahiptir. Deyim yerindeyse, şoförün habersiz olarak işi bırakması, müvekkili ortada bırakmaktadır.

Davalının, işi usulsüz terk etmesi nedeniyle ortaya çıkan 2 aylık hak ediş bedelinin tahsili için -----. İcra Müdürlüğü ------ Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatılmıştır. Davalı, ilamsız icra takibinde borca itiraz etmiş ve takibin durdurulmasını sağlamıştır. Borçlunun itirazları haksız olup, kötü niyetlidir. Müvekkil şirket üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmiş ve sözleşme gereği gibi ifa edilmiştir.

Müvekkil şirketçe, kararlaştırılmış tüm edimler yerine getirilmiş, hizmetler usulune uygun ifa edilmiştir. Müvekkil şirket tüm şifai uyarılarına ve çabasına rağmen söz konusu alacağını tahsil edemediğinden, yasal yollarla alacağının tahsili yoluna girişmiştir. Ancak davalı, dava konusu icra takibine haksız ve yersiz olarak itiraz ederek takibi durdurmuştur. Sözleşmenin kurulması için gerekli olan husus, tarafların karşılıklı irade beyanlarının birbirleri ile uyuşmasıdır.

Ekte sunulan sözleşme gereği taraflar anlaşmış ve çalışmaya başlamışlardır. Bu çerçevede davacı müvekkile, 31/01/2023 tarihinde, 27/02/2023 tarihinde 30/04/2023 tarihinde fatura keserek aralarındaki çalışma ilişkisini pekiştirmişlerdir. Dava konusu sözleşmenin elektronik ortamda imzalandığına ilişkin ELEKTRONİK İMZA PLATFORMU olan ---- Şirketinde (-----vergi no:--------) kayıtlar tutulmaktadır. Borçlu tarafından İtiraz alacaklı tarafa tebliğ edilmemiştir.

Bu nedenle İİK’nun 67. Maddesi gereği süresi içerisinde iş bu itirazın iptali davasını açma zarureti doğmuştur.

Ayrıca İİK 67/2 maddesi "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." şeklinde düzenlenmiştir.

Bu düzenleme gereği, borçlu olduğu halde borcu olmadığını iddia ederek, müvekkilin alacağını geciktiren davalının %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerekmektedir. Diğer yandan, borçlu ile arabulucuk kapsamındaki görüşme çabamız sonuçsuz kalmıştır. Dolayısıyla arabuluculuk son tutanağı, "görüşme neticesinde anlaşamama" şeklinde tutulmuştur.

Buna ilişkin ---- Arabuluculuk Bürosunun ----- Büro numaralı, -------Arabuluculuk Numaralı son tutanak dilekçemiz ekinde sunulmuştur. Fazlaya ilişkin haklarımızı saklı tutulmak kaydıyla ve yukarıda arz ve izah olunan sebeplerle;

Davamızın kabulü ile, Davalı/borçlunun ----. İcra Müdürlüğü ------- Esas sayılı dosyasına vaki itirazın İPTALİ ve takibin DEVAMINA, Takip konusu alacak likit olduğundan ve Davalı/borçlunun itirazında haksızlığı gözetilerek takip konusu alacağın %30'u oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini " şeklinde talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekilinin cevap dilekçesinde ;"USULE İLİŞKİN İTİRAZLAR. Öncelikle belirtmek gerekir ki davacı, dava dilekçesinde "Borçlu tarafından itiraz alacaklı tarafa tebliğ edilmemiştir. Bu nedenle İİK’nun 67. maddesi gereği süresi içerisinde iş bu itirazın iptali davasını açma zarureti doğmuştur." şeklinde belirtmiştir. Bilindiği üzere huzurdaki itirazı iptali davasının dava şartlarından biri geçerli bir şekilde yapılan borca itirazın karşı tarafa tebliğ edilmesidir.

Dava süresi, karşı tarafa tebliğ edilen borca itirazın tebliğ tarihi ile başlar. Dolayısıyla huzurdaki davanın, dava şartı eksikliği gerekçesiyle usulden reddi gerekmektedir. HGK ------..Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, itirazın iptal davası, bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gereken bir dava olup, açık kanunî düzenlemeye göre dava açma süresi itirazın tebliği ile başlar.

Ödeme emrine itiraz, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak takip alacaklısına tebliğ edilmez ise dava açma süresi başlamaz..." ESASA İLİŞKİN İTİRAZLAR. TARAFLAR ARASINDA GEÇERLİ BİR SÖZLEŞME BULUNMAMAKTADIR. Taraflar arasında davaya konu servis taşımacılığına ilişkin geçerli bir sözleşme bulunmamaktadır. Dava dilekçesi ekinde sunulmuş olan sözleşmeler incelendiğinde görülecektir ki taraflardan herhangi birinin sözleşme üzerinde kaşe veya imzası yoktur.

Her ne kadar dava dilekçesinde "Dava konusu sözleşmenin elektronik ortamda imzalandığına ilişkin elektronik imza platformu olan-------Şirketinde ... kayıtlar tutulmaktadır." iddiasına yer verilse de müvekkil şirketin işbu sözleşmeleri imzaladığına dair somut delil sunulmamıştır. Müvekkil şirket davaya konu geçersiz sözleşmelerle ilgili elektronik ortamda imza atmamış; davacı ile sözlü olarak anlaşmaya dahi varmamıştır.

Önemle belirtmek gerekir ki, davacının sunmuş olduğu geçersiz sözleşmelerde yer alan bahse konu işler, müvekkil şirket tarafından kati surette kabul edilmemiştir. Zira davacı yanın önceki tarihlerde meydana getirilen ticari işler neticesinde müvekkile halen ödenmemiş borçları bulunuyor olması sebebiyle müvekkil, ticari menfaatini korumak adına davacı ile daha fazla ticari anlaşma yapmamıştır. Müvekkilin hiçbir şekilde sözleşme kurma iradesi yoktur.

Hiçbir surette kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkil şirket işbu sözleşmelerde yer alan hükümleri kabul etme saikinde olsa dahi ortada sözde "kod" ile imzalanmış olduğu iddia edilen fakat hiçbir yasal dayanağı olmayan, mesnetsiz, davacının ileri sürdüğü ve müvekkilin haberi dahi olmadığı sözleşmeler yer almaktadır.

Dolayısıyla işbu sözleşmeler geçersizdir; geçerli olabileceği varsayımı hukuka aykırıdır, hukuka aykırı deliller doğrultusunda verilecek olan kararlar da yerinde olmayacaktır.

"5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu Madde 5- Güvenli elektronik imza, elle atılan imza ile aynı hukukî sonucu doğurur." Yasa hükmünde açıkça görüleceği üzere Elektronik İmza Kanunu'na göre elektronik ortamda imzalanan sözleşmelerin hukuken geçerli olabilmesi için güvenli elektronik imza ile imzalanmış olması koşulu aranmaktadır.

"5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu Madde 4- Güvenli elektronik imza; a) Münhasıran imza sahibine bağlı olan, b) Sadece imza sahibinin tasarrufunda bulunan güvenli elektronik imza oluşturma aracı ile oluşturulan, c) Nitelikli elektronik sertifikaya dayanarak imza sahibinin kimliğinin tespitini sağlayan, d) İmzalanmış elektronik veride sonradan herhangi bir değişiklik yapılıp yapılmadığının tespitini sağlayan, elektronik imzadır." Nitekim, bahse konu yasa hükmü uyarınca güvenli elektronik imzanın tanımı yapılmıştır.

Maddeye göre elektronik imzanın münhasıran imza sahibine bağlı olması, sadece imza sahibinin tasarrufundaki güvenli elektronik imza oluşturma aracı ile düzenlenmiş olması, nitelikli sertifikaya dayanması, imza sahibinin kimliğinin ve imza üzerinde herhangi bir değişikliğin tespit edilebilir olması gerekmektedir. Böylece, ancak ve ancak kanundan sayılan nitelikler sağlandığı zaman elektronik imza güvenli ve hukuken geçerli olacaktır.

Buna karşın, davacının dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu sözleşmelerde tarafların güvenli elektronik imza ile sözleşmeyi imzaladıklarına dair hiçbir bir husus yer almamaktadır. Dolayısıyla somut uyuşmazlık iddiası incelendiğinde kanunda geçerli olabilecek, taraflarca imzalanmış herhangi bir sözleşme söz konusu değildir.

Müvekkil şirket, işbu geçersiz sözleşmeleri ne elektronik ne de başkaca bir ortamda imzalamamış; karşı tarafın dava dilekçesinde iddia ettiğinin aksine davaya konu sözleşmelere dair anlaşma sağlanmamıştır. Davacının sözleşme adı altında ibraz ettiği bahse konu imzasız ve geçersiz yazılara dayanarak başlattığı icra takibi, haksız ve kötü niyetlidir. Takibin devamında açılan huzurdaki dava da benzer yönde mesnetsiz ve kötü niyetli şekilde ikame edilmiştir.

Nitekim, davacı adeta "karşı taraftan ne koparabilirsem kârdır" mantığıyla yargıyı oyalamakta, dava açma hakkını kötüye kullanmakta ve yargıyı haksız menfaat elde etmek için bir araç olarak kullanmaya çalışmaktadır. Bu durumun hukuken kabulü mümkün değildir. Bu nedenle, huzurdaki uyuşmazlıktaki taleplerin var olmayan ve geçersiz sözde bir hukuki ilişkiye dayandırıldığını bir kez daha belirtmekle birlikte bu hususta her türlü yasal hakkımızı saklı tutmaktayız.

DAVACI ŞİRKETİN, MÜVEKKİL ŞİRKETE KARŞI GEÇMİŞTEKİ TİCARİ FAALİYETLERDEN KAYNAKLI HALİHAZIRDA ÖDENMEMİŞ BORÇLARI MEVCUT İKEN, MÜVEKKİL ŞİRKETİN KARŞI TARAF İLE YENİ BİR TİCARİ AKİT YAPMASI SÖZ KONUSU OLAMAZ. Müvekkil şirket, karşı taraf ile geçmişteki ticari faaliyetlerinden ötürü yerine getirmiş olduğu hizmetin karşılığını alamamıştır; davacının, müvekkil şirkete karşı halihazırda ödenmemiş borçları bulunmaktadır.

Bahse konu olayla alakalı dilekçe ekinde sunulan müvekkil ile karşı taraf arasındaki ------- yazışmaları incelendiğinde görülecektir ki müvekkil şirket yetkilisi, karşı taraf ile iletişime geçerek defaatle borçlarının ödenmesini, aksi halde yeni bir ticari faaliyette anlaşmayacağını açık bir şekilde beyan etmiştir; karşı taraf ise ödemediği borçlarını inkar etmemiştir (Ek1: ------- mesajları ekran görüntüleri).

Her ne kadar dava dilekçesinde "Taraflar arasındaki sözleşmesel ilişki devam ederken, davalı hiçbir gerekçe göstermeden ve sözleşme gereği yazılı bildirimde bulunmadan işi bırakmıştır." şeklinde iddiaya yer verilse de ortada devam eden hiçbir ticari ilişki bulunmamakla beraber ekte sunulan mesaj görüntülerinde sabit olmak üzere müvekkil şirket, karşı taraf borçlarını ödemeden kendileriyle başkaca bir ticari faaliyette bulunmayacağını bildirmiştir.

Bu hususa ilişkin tüm yasal haklarımızı saklı tutmaktayız. Geçmişteki ticari faaliyetlerden kaynaklı alacağını davacıdan tahsil edemeyen müvekkil şirketin, karşı taraf ile yeni bir ticari akit yapması ticari hayatın doğal akışına aykırı olup söz konusu dahi olamaz. Dolayısıyla müvekkilin, dava dilekçesi ekinde sunulan geçersiz sözleşmelerden kaynaklı ödemesi gereken hiçbir "cezai cayma bedeli" yoktur.

DAVACI ŞİRKET İLE DAVA DIŞI ------- ŞİRKETİ ARASINDA ORGANİK BAĞ OLDUĞU TİCARİ KAYITLARCA SABİT OLUP DAVA DIŞI ------ ŞİRKETİ'NİN BAŞKA KİŞİLERİ UĞRATTIĞI ZARARLAR ARAŞTIRMALAR SONUCU ORTAYA ÇIKARILMIŞTIR. Davacı şirketin ticari kayıtları sorgulandığı zaman, şirket yetkilisinin ------- olduğu görülmektedir.

Aynı zamanda dava dışı -----...) Şirketi' nin ticari kayıtları sorgulandığında şirket yetkilisinin ------- olduğu görülecektir (Ek2: Davacı ve dava dışı şirketin ------ ve Mersis kayıtları). Her iki şirketin yöneticisinin aynı soyada sahip olması, faaliyet alanlarının aynı olması, birbirlerine çok yakın adreslerde bulunmaları ve şirket ünvanlarının benzerliği, şirketler arasındaki organik bağı açıkça ortaya koymaktadır.

Bahse konu şirketler birlikte çalışmakta olup ticari faaliyetlerini ortak yürütmektedirler. Yargıtay ----- Hukuk Dairesi’nin 12.02.2013 tarihli ve ------ Esas sayılı kararında.

"Taraflar arasında ‘organik bağ’ bulunduğunun -örneğin; borçlu ile üçüncü kişinin şirket (tüzel kişi) olup, ortaklarının ve/veya yöneticilerinin aynı kişiler (ya da yakın akrabalar) olması halinde, (...) mahkemece dava konusu işlemin -davacı alacaklı bakımından- iptaline karar verileceğinden, borçlu ile üçüncü kişi arasında böyle bir organik bağ bulunduğunu" içtihat etmiştir.

Dava dışı ------ (...) Şirketi hakkında yapılan araştırmalar sonucu başka kişileri de müvekkil şirkete yaşattığına benzer zararlara uğrattığı görülmüştür. ----- (...) Şirketi tarafından zarara uğramış olan kişiler ------ sitesinde şikayetlerini açıkça beyan etmişlerdir (Ek3: ------- sitesinde bulunan şikayetler).

Dilekçemiz ekinde sunmuş olduğumuz şikayetler incelendiğinde görülecektir ki davacı şirketle ortak iş yürüten ve aralarında organik bağ bulunan ------ (...) Şirketi, aynı davacı şirket gibi farklı kişilere de ödeme yapmayarak mağdur etmiştir. Bahsedilen şirketler, ticari faaliyet adı altında anlaşmalar sağlayıp ödeme zamanı gelince edimlerini yerine getirmemeyi adeta alışkanlık haline getirmişlerdir.

Müvekkil şirkete de geçmişteki ticari faaliyetlerden kaynaklanan yüklü bir miktar borcu bulunan davacının, borçlu durumunda olmasına rağmen müvekkile karşı haksız yere icra takibi başlatması; ardından da huzurdaki davayı açması tamamen kötü niyetten kaynaklanmaktadır. Kötü niyetle ve yargıyı oyalama amaçlı açılan huzurdaki davanın, müvekkilin daha fazla maddi ve manevi zarara uğramaması adına reddi gerekmektedir.

Yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle; müvekkil aleyhine olan tüm hususlara itiraz etmekle beraber süresi başlamamış olan davanın dava şartı eksiliği nedeniyle öncelikle usul yönünden REDDİNE, Sayın Mahkemeniz aksi kanaatte ise davacının kötü niyetle yönelttiği tüm haksız talepleri ile mesnetsiz iddialarından ötürü DAVANIN ESASTAN REDDİNE, davacının itirazın iptali ve icra inkar tazminatı TALEBİNİN REDDİNE, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere KÖTÜ NİYET TAZMİNATINA HÜKMEDİLMESİNE,

yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etme zorunluluğu hasıl olmuştur.Tüm hak ve alacaklar saklı kalmak kaydıyla, yukarıda arz ve izah olunan nedenler ve Sayın Mahkemenizce re'sen dikkate alınacak sebeplerle;Süresi başlamamış olan davanın, dava şartı eksiliği nedeniyle DAVANIN ÖNCELİKLE USULDEN REDDİNE,

Sayın Mahkemeniz aksi kanaatte ise davacının kötü niyetle yönelttiği tüm haksız talepleri ile mesnetsiz iddialarından ötürü DAVANIN ESASTAN REDDİNE,Davacının İTİRAZIN İPTALİ VE İCRA İNKAR TAZMİNATI TALEBİNİN REDDİNE,takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere KÖTÜ NİYET TAZMİNATINA HÜKMEDİLMESİNE,Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini" şeklinde talep etmiştir.

DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:

Dava, cayma bedeline dayalı genel haciz yolu ile takipte ödeme emrine itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir.

İtirazın iptali davası İcra İflas Kanunun 67. Maddesinde “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı;

diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.” şeklinde düzenlenmiştir.

İcra dosyası uyap üzerinden celp edilmiş, borçlunun ödeme emrine süresi içerisinde itiraz ederek takibi durdurduğu tespit edilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır.

Mahkememizce 16/01/2025 tarihli bir nolu celsede taraf şirketlerin ticari defter ve kayıtları üzerinden inceleme yapılması amacıyla ara karar kurulduğu, duruşmada hazır olmayan davacı vekiline gerekli tebligatın yapıldığı, davacı tarafından bilirkişi ücretinin dosyaya yatırılmadığı, ticari defterlerini dosyaya ibraz etmediği gibi dava dosyasına ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu yer ile inceleme sırasında muhatap alınacak yetkili kişiyi bildirmesine rağmen bilirkişi incelemesine delil, belge ve defterlerini ibraz etmediği anlaşılmıştır.

Hak kaybına sebebiyet verilmemesi amacıyla 17/04/2025 tarihli 2 nolu celsede taraf şirketlerin ticari defter ve kayıtları üzerinden inceleme yapılması amacıyla ara karar kurulduğu, duruşmada hazır olmayan davacı vekiline gerekli tebligatın yapıldığı, davacı tarafından bilirkişi ücretinin dosyaya yatırılmadığı, ticari defterlerini dosyaya ibraz etmediği gibi dava dosyasına ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu yer ile inceleme sırasında muhatap alınacak yetkili kişiyi bildirmesine rağmen bilirkişi incelemesine delil, belge ve defterlerini ibraz etmediği anlaşılmıştır.

3 nolu duruşmaya katılan davacı vekili müvekkilinin ekonomik durumunun yerinde olmadığından bahisle bilirkişi ücretini yatıramadığını beyan etmiştir.

Benzer konuya ilişkin ----- Bölge Adliye Mahkemesi -----Hukuk Dairesinin ------ esas ve ------- karar numaralı ilamında; " HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir.

Fatura, tek başına alacağın varlığını kanıtlamaya yeterli delil değildir. Bu nedenle fatura konusu alacağın varlıgını ispat külfeti davacıya aittir. Davalı, davaya cevap vermeyerek dava dilekçesinde ileri sürülen tüm vakıaları inkar etmiştir. Takip konusu faturalar davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmayıp, davacı kendi ticari defterlerine göre dahi alacaklı değildir.

Takip konusu faturalara ilişkin emtiaların davalıya teslim edildiği usulüne uygun delillerle kanıtlanmadığından ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi yerinde olup, mahkemece yapılan araştırmada hüküm vermek için yeterlidir. İspat yükünün davalıda bulunmaması ve ihtara rağmen davalı defterlerinin inceleme için sunulmaması, ispat yükünün yer değiştirmesi sonucunu doğurmaz.

HMK'nın 31.maddesi kapsamında, aydınlatılması gereken bir olgu bulunmadığından, mahkemece taraflardan açıklama istenmesine gerek bulunmamaktadır. Hakimin aydınlatma ödevi, davacının ispat yükünün mahkeme tarafından üstlenilmesi şeklinde anlaşılamayacaktır. Davacı yan, teslim olgusunu yazılı delil ile ispat etmediği gibi, açıkça yemin deliline de dayanmamıştır.

Dava dilekçesindeki "her türlü yasal delil" ibaresi, yemin deliline dayanıldığı şeklinde anlaşılamayacağından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. " şeklinde gerekçelere yer verildiği görülmüştür.

Sonuç olarak, davacıya ait ticari defterlerin delil olarak ileri sürülmesine rağmen gerekli gider avansı yatırılmayarak ticari defterlerin incelenmesi önlendiği, davalının davayı ret ettiği, yemin hususu mahkememizce göz önünde tutularak dava dilekçesi incelendiğinde açıkça yemin deliline dayanılmadığı nazara alınarak davacı tarafın ----- İcra Müdürlüğü'nün ------- esas sayılı icra dosyası hakkındaki itirazın iptali davasının miktar bakımından istinaf yolu açık olmak üzere reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacının itirazın iptali davasının REDDİNE,

2-Alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 1.093,55 TL harçtan mahsubu ile bakiye 478,15 TL harcın davacıya İADESİNE,

3-Yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde BIRAKILMASINA,

4-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiği için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.ye göre tespit edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,

5-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana İADESİNE,

6-3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA,Dair, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ------ Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere davalı vekilinin yüzüne karşı davacı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.

İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/763, K. 2025/847, 9 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Esas No : 2024/763
  4. Karar No : 2025/847
  5. Dava
  6. Dava Tarihi : 20/10/2024
  7. Karar Tarihi : 09/10/2025
  8. Gereği Düşünüldü
  9. Dava
  10. Cevap
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/763
Karar No
2025/847
Tarih
9 Ekim 2025

İlgili Kararlar

  • İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/763 K.2025/883
  • Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2024/763 K.2025/1468
  • İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/763 K.2025/745
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi E.2024/763 K.2025/890
  • İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/764 K.2025/742
  • Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/765 K.2025/687

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.