KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/113
- Karar No
- 2024/985
- Karar tarihi
- 11 Aralık 2024
Karar Metni
3.285 kelime·16 dk okuma·7 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/113
KARAR NO : 2024/985
DAVA
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 18/02/2022
KARAR TARİHİ : 11/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili verdiği dava dilekçesinde;
15/05/2021 günü saat 15:45 sularında davalı ---- idaresindeki ---- plaka sayılı motosiklet ile ---- İli, ---- İlçesi, --- Mahallesi, ---- Caddesi'nde ----- istikametinde seyir halindeyken, yoldan karşıya geçmekte olan ---- çarpmış, çarpma noktasının sağ yan tarafından duraklama ve park etmek yasaktır levhası olmasına rağmen davalı ---- tarafından park edilen ----- plakala sayılı aracın sol yan kısımlarına çarpması neticesinde kazanın meydana geldiği, bu kaza nedeniyle ---- olay yerinde yaşamını yitirdiği, Meydana gelen kaza nedeniyle ---- Cumhuriyet Başsavcılığı'nın --- soruşturma ----- esas numaralı dosya ile soruşturma başlatıldığı,
soruşturma dosyası kapsamında ---- numaralı iddianame tanzim edilmiş ve davalı ---- ile davalı -----.
Türk Ceza Kanunu'nun 85/1., 53., 63. Maddeleri uyarınca cezalandırılması talep edildiği, yargılamanın --- Asliye Ceza Mahkemesi ---- Esas sayılı dosyası ile devam ettiği, olay yerine müdahale eden Trafik Ekibince tutulan Kaza Tespit Tutanağı ile ---- Karayolları Trafik Kanunu'nun 52. Maddesinin a bendi ve Kara Yolları Trafık Kanunu'nun 52. Maddesinin b bendini ihlal ettiği tespit edildiği,.
Her ne kadar Kaza Tespit Tutanağında ---- hakkında tespitte bulunulmamışsa da ---- Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ---- soruşturma numaraları soruşturma dosyası kapsamında tanzim edilen bilirkişi raporunda ---- Karayolları Trafik Kanunu'nun 60. Maddesinin a bendi ve Karayolları Trafik Kanunu'nun 61. Maddesinin a ve b bentlerini ihlal ettiğinin tespit edildiği, desteklen yoksun kalma tazminatının Türk Borçlar Kanunun "Ölüm" başlıklı 53. Maddesinde düzenlenmiş olup söz konusu maddenin 3. Fıkrası "Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar." şeklinde olduğu,
anılan madde ile destekten yoksun kalma tazminatı ölen kişinin yaşarken destek verdiği kişilerin aldığı desteğin, ölüm sebebiyle ortadan kalkması sebebiyle uğradıkları zararlar olarak tanımlandığı, Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları gereğince eşin-eşe, anne ve babanın-çocuklara, çocukların-anne ve babaya destek verdiğinin karine olarak kabul edildiği, ---- vefat ettiğinde 46 yaşında olup evli ve 2 çocuk annesi olduğu. ---- vefatından sonra geriye olay tarihinde 45 yaşında olan eşi ---- 17 yaşında olan oğlu ----, 7 yaşında olan kızı ---- ile 66 yaşındaki annesi ---- ve 71 yaşındaki babası --- kaldığı, ---- vefat ettiğinde ev kadını olduğu,
---- ev kadını olarak eşi ve çocuklarına, ayrıca anne ve babasına her şekilde destek vermekte olup onların hayatını kolaylaştırdığı, çocuklarının öğrenci olduğu, Yargıtay ----Hukuk Dairesi yerlesik içtihatlarında kabul gören uygulamaya göre normal şartlarda erkek çocuklar 18, kiz çocukları 22 yaşına kadar destek tazminatı alabilecekler, çocukların yüksek okul okuyor olması yada okuması ihtimali varsa 25 yaşına kadar destek alabilecekleri, müvekkillerinin tarifi zor ve imkansız bir acı içerisinde oldukları, hayatlarının tamamen alt üst olduğunu, kısmen de olsa acıların giderilmesi amacıyla tarafların sosyal ve ekonomik durumları,
olayın meydana gelişi dikkate alınarak müvekkilleri, --- ve ---- için 150.000,00.-er TL, müvekkilleri ---- ile ---- için 100.000,00.-er TL den toplam 550.000,00.-TL manevi tazminatın davalı ---- ile davalı ----- müştereken ve müteselsilen olay tarihinden itibaren işleyecek en yüksek yasal faizi ile tahsilini talep ettiği, sürücü ----- kullandığı --- plaka sayılı aracın kaza tarihinde -----tarafından ZMMS ile sigortalı olduğu, müvekkilleri adına sigorta şirketine başvuru yapıldığını, başvuru neticesinde 16/09/2021 tarihinde kendilerin 104.631,58.-TL ödeme yapıldığı,
taraflarla arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, anlaşamama tutanaklarının dosyaya sunulduğunu belirterek her bir davacı için şimdilik 100 TL den toplam 500 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ---- ile --- yönünden kaza tarihinden, davalılar --- ve ---- yönünden şirketlere başvurma tarihinden itibaren işleyecek en yüksek yasal faizi ile yukarıda açıklandığı üzere toplam 550.000.-TL manevi tazminatın davalılar --- ve ---- kaza tarihinden işleyecek en yüksek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı---- vekili verdiği cevap dilekçesinde özetle;
Davayı ve müvekkilinin şirket sorumluluğunu kabul anlamına gelmemek şartıyla ----plaka sayılı aracın, müvekkili şirket nezdinde, ----- poliçe numaralı, 04.12.2020-2021 vade tarihleri olmak üzere Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk ( Trafik ) Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin, ancak sigortalısının kazadaki kusuru oranında ve maddi zararın varlığı ispat edildiği takdirde, (sigorta poliçesinde teminat dışı olmayan) maddi zarardan sorumluluğu –poliçe azami teminat limitiyle sınırlı olarak- söz konusu olabileceğini,
----- vefatı nedeniyle davacılara 16.09.2021 tarihinde 104.335,00-TL tazminat ödemesi yapıldığını, müvekkili şirketin sorumluluğunu yerine getirdiğini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, öncelikle davacı yan sigortalının kusurunun, müteveffanın vefatı ile kaza arasındaki illiyet bağının ve maddi zararın ispat edilmesi gerektiğini, bilirkişi raporu alınarak , muris yaşının, gelirinin, yaşasaydı muhtemel ömrünün, davacı yaşının, muhtemel ömrünün, destek oranları gibi veriler dikkate alınarak tazminat rakamının belirlenmesini talep ettiklerini,
Sosyal Güvenlik Kurumundan davacılara herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığını, maaşın bağlanıp bağlanmadığı hususlarının sorulması gerektiğini, bu hususta tespit edilecek tazminat rakamınında göz önünde bulundurulması gerektiğini beyanla haksız,hukuki dayanaktan yoksun davanın Reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı --- vekili verdiği cevap dilekçesinde özetle;
15.05.2021'de meydana gelen trafik kazası nedeniyle müvekkilinden destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talebinde bulunulduğunu, davacıların bu talebinin yerinde olmadığını, müvekkilinin olay tarihinde yönetimindeki ----plakalı motorsiklet ile seyir halinde iken ışıklı yaya geçidine yaklaşık 18 metre kala karşıya geçmek için yola çıkan müteveffaya çarpmasıyla kazanın meydana geldiğini, ---- Cumhuriyet Başsavcılığının ---- numaralı soruşturmasıyla müvekkili ve diğer davalı ---- hakkında taksirle ölüme neden olmadan dolayı dava açıldığını, Ceza davasının halen ---Asliye Ceza Mahkemesinin ----- esas sayılı dosyasında görüldüğünü,
olaya dair soruşturma aşamasında alınan 29.06.2021 tarihli kusur raporunun mevcut olduğunu, bu raporda müvekkili ile diğer davalı ---- tali kusurlu müteveffanın ise asli kusurlu bulunduğunu, Adli tıp kurumunca 17.06.2021 tarihli müteveffanın ölüm nedenine dair otopsi raporu düzenlendiğini, bu raporda müteveffanın kanında "ilaç etkin maddelerinden (78ng/ml) Sertralin, (1ng/ml) Risperidon bulunduğu, İdrarda; sistematiğimizdeki uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin bulunmadığı,
ilaç etkin maddelerinden Risperidon, Sertralin, Parasetamol" bulunduğunun kayıtlı olduğunu, 29.06.2021 tarihli kusur raporunda, otopsi raporundaki bulguların değerlendirilmediğini, ayrıca kaza mahallinde yolun gidiş yönüne göre sağ tarafında park halindeki 3 aracın da değerlendirilmediğini, bu araçların olay anında müvekkilinin manevrasına engel olduklarını, belirttikleri bu hususların detaylı olarak ileri sürdükleri bilirkişi raporuna itiraz niteliğindeki 10.01.2022 tarihli dilekçelerinde ceza yargılamasında sunulduğunu, park halindeki araçlar ile maktulün kullandığı anlaşılan ilaçların kazadaki kusur durumunu etkileyeceğini,
zira Türk Borçlar Kanunun 52/1.
Maddesinde yer alan "Zarar gören, ... zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir." hükmü uyarınca değerlendirme yapılabilmesi için belirtilen ilaçların kişinin davranışlarını yönlendirme yeteğine etkisi konusunda uzman görüşü alınması gerektiğini, geçmiş sağlık kayıtlarının ve kullandığı ilaçların bilgisinin ilgili sağlık kuruluşlarından temininin müteveffanın kaza anındaki davranışlarını yönlendirme yeteneğinin ortaya çıkarılması ve dolayısıyla kusur durumunun tespiti için önemli olduğunu,
bu nedenle belirtilen kayıtların toplanmasına dair yaptıkları talebin ceza davasında 24.01.2022 günlü duruşmada 4 numaralı ara karar ile reddedildiğini, bu bilgilerin de temininden sonra kusur konusunda rapor aldırılmak üzere dosyanın, bünyesinde hem tıp hem de trafik konusunda uzmanlar bulunan, Adli Tıp Kurumu trafik ihtisas dairesine gönderilmesi gerektiğini, Ceza yargılamasında yeniden bilirkişi incelemesi konusunda karar verildiğini, ancak Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi ve/veya tıp uzmanlarının da görüşünün alınması konusunda bir değerlendirme yapılmadığını,
kusur oranlarının olaya uygun olarak belirlenebilmesi için dosyanın kusur tespiti yönüyle Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi gerektiğini, müvekkilinin, olay tarihinde motorsiklet ehliyetinin bulunmamasının tek başına kusurlu olduğu anlamına gelmediğini, burada önemli olan müvekkilin Karayolları Trafik kanununda sürücüler için belirlenmiş yükümlülüklere aykırı davranışının olup olmadığı olduğunu, müvekkilinin, bu yükümlülüklere aykırı bir davranışının olmadığını, aksine müteveffanın, motorsikleti farketmesine rağmen,
ışıklı yaya geçidine 18 metre kala yola atlaması ile müvekkilin manevrasına engel teşkil eden yol kenarında park halindeki araçların kazanın asıl ve tek nedeni olduğunu, yetersiz sürücü belgesi ile araç kullanılmasının idari yaptırıma tabi bir eylem olup dava konusu olayda meydana gelen ölümün nedeni olan kusurlu bir davranış olarak kabul edilemeyeceğini, zira ölüm olayı ile ehliyetsizlik arasında bir nedensellik/illiyet bağı bulunmadığını, müvekkilinin kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını, ceza yargılamasındaki mevcut bilirkişi raporunun, kusur tespiti yönüyle dosya kapsamındaki tüm verilere dayanmadığından yetersiz olduğunu,
Ceza yargılamasının kesin hükümle sonuçlanmaması ihtimali de gözetildiğinde yukarıda belirtilen eksik hususların da tamamlanması ile kusur konusunda Adli Tıp Kurumu'ndan rapor aldırılmasını talep ettiklerini, davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin de yerinde olmadığını, zira müvekkilinin olayda kusursuz olduğunu, ancak yargılamada kusurlu olduğu ortaya konulursa da tazminat taleplerinin mevzuata ve Yargıtay uygulamasına uygun olmadığı kanaatinde olduklarını, davacılar ---- ve ----- açısından müteveffa ile aralarında destek ilişkisinin varlığına veya ilerde olacağına dair somut bir olgunun ortaya konulmadığını,
farazi olarak destek olunacağı düşüncesiyle tazminat talebinde bulunulduğunu, yine davacılardan müteveffanın oğlu ---- açısından da dava dilekçesinde lise sonrasında eğitimine devam etmediğinin açıkça belirtildiğini, dava tarihi itibariyle davacı ---- 18 yaşını doldurduğu ve eğitim görmediği anlaşıldığından mevcut Yargıtay uygulamasına göre destekten yoksun kalma tazminatı konusunda hak sahibi olmadığının da açık olduğunu, müvekkilinin üniversite eğitimini yeni bitirmiş, hayata yeni atılmış bir genç olduğunu, Ceza yargılamasında itiraz ettikleri bilirkişi raporunda bile tali kusurlu olarak kabul edildiğini,
müvekkil yanında olayda kusuru bulunan başka kişilerin de bulunduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ---- vekili verdiği cevap dilekçesinde özetle;
Dava dilekçesindeki hiçbir iddiayı kabul etmediklerini, davacının istemlerinin tamamının hukuka aykırı olduğunu, zira davacı tarafın söz konusu taleplerini müvekkiline yöneltirken ---- Cumhuriyet Başsavcılığının ---- numaralı soruşturma dosyasında yer alan fazlasıyla hatalı şekilde düzenlenmiş kusur raporunu baz aldığını, zira söz konusu kusur raporuna müvekkili aleyhine açılan ----Asliye Ceza Mahkemesinin ----Sayılı dosyasının yargılama aşamasında gerekçeli şekilde itiraz ettiklerin, ilgili ceza dosyasında yeni bir bilirkişi raporu düzenlenecek ve akabinde dosyanın ATK ya gönderilerek rapor alınacağını,
bu aşamada söz konusu kusur raporuna itibar edilerek müvekkil aleyhine dava açılmasının hatalı olduğunu, kusur raporunda fazlası ile eksikliklerin mevcut olduğunu, zira müvekkiline atfedilen kusurun sebebinin park yasağı olan yerde aracının park halinde olması olduğunu, fakat kamera görüntüleri ve fotoğraflarda görüleceği üzere kazanın park halinde olan müvekkilinin aracının birkaç metre arkasında meydana geldiğini, halbuki söz konusu kaza anında 2 den fazla başka araçın kaza anının hemen yanında park halinde bulunduklarını,
söz konusu araçlar ile ilgili hiçbir tespit ve araştırma yapılmadan kaza yerinin ilerisinde bulunan müvekkiline ait araca kusur atfedilmesini kabul etmediklerini, müvekkilinin aracının park yasağı olan yerde bulunması ile söz konusu kazanın meydana gelmesinde hiçbir sebep sonuç ilişkisinin söz konusu dahi olmadığını, zira kazanın meydana geldiği yerde bulunan diğer araçlar hakkında hiçbir tespit yokken müvekkilinin aracına kusur atfını kesinlikle kabul etmediklerini, davacının taleplerinin fahiş ve gerçek dışı olduğunu, zira davasına dayanak tuttuğu kusur raporunda davacının asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini,
ayrıca davacının 46 yaşında ve bir işte çalışmıyorken vefat ettiğini, hal böyle olunca davacı mirasçılarının taleplerinin hayli fazla olduğunu, bu nedenle haksız taleplerin reddine karar verilmesini, davacılar ----- ve ---- açısından müteveffa ile aralarında destek ilişkisinin varlığına veya ilerde olacağına dair somut bir olgu ortaya konulmadığını, farazi olarak destek olunacağı düşüncesiyle tazminat talebinde bulunulduğunu, yine davacılardan müteveffanın oğlu ---- açısından da dava dilekçesinde lise sonrasında eğitimine devam etmediğinin açıkça belirtildiğini,
dava tarihi itibariyle davacı ---- 18 yaşını doldurduğu ve eğitim görmediği anlaşıldığından mevcut Yargıtay uygulamasına göre destekten yoksun kalma tazminatı konusunda hak sahibi olmadığın açık olduğunu, bu nedenle davacıların destekten yoksun kalma taleplerinin de reddinin gerektiğini, ayrıca davacının yapmış olduğu ara buluculuk görüşme davet mektuplarının müvekkiline ulaşmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
DELİLLER VE GEREKÇE
Dava trafik kazası kaynaklı destekten yoksunluk nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.15/05/2021 günü saat 15:45 sularında davalı ---- idaresindeki--- plaka sayılı motosiklet ile --- İli, ---- İlçesi, ---- Mahallesi, --- Caddesi'nde ---- istikametinde seyir halindeyken, yoldan karşıya geçmekte olan--- çarpmak ve ardından diğer davalı ---- tarafından park edilen ---- plakala sayılı aracın sol yan kısımlarına çarpması neticesinde meydana gelen kazada, davacıların muris-desteği ---- olay yerinde yaşamını yitirdiği,
dosyada mevcut 21/04/2023 tarihli asıl ve 18/12/2023 tarihli ek Kusur bilirkişi raporlarına göre müteveffanın %65, davalı sürücü ---- %35 oranında kusurlu olduğu, davalı ---- kazanın oluşmasında herhangi bir kusurunun tespit edilemediği, dosyaya sunulan kusur bilirkişi raporlarının dosya kapsamına uygun ve hüküm kurmaya elverişli olduğu görülmüştür.Dava konusu kaza ile ilgili dosyamız davalıları ---- ve -----.Asliye Ceza Mahkemesinin ---- esas ve ---- karar sayılı dosyasında yargılamasının yapıldığı, sanık ---- Beraatine karar verildiği,
sürücü sanık ---- TCK 85/1 maddesi uyarınca cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu dosyada yapılan yargılamada sanık sürücü ---- tali kusurlu, müteveffa----asli kusurlu, sanık ---- ise kazanın meydana gelmesinde atfi kabil bir kusurunun bulunmadığı değerlendirilmiştir.
---- tarafından yapılan ödemenin ödeme tarihi itibariyle yerindeliği (Ödeme tarihi itibariyle zararın yüzdesel olarak ne kadarının karşılandığı) tespit edilirken ödeme tarihi itibariyle geçerli olan yasal asgari ücret verilerinin dikkate alınması gerektiği, bununla birlikte yerleşik Yargıtay kararlarından da anlaşılacağı üzere yapılan ödemenin yerindeliğinin tespitinin yanında, yapılan ödemenin yetersizliği söz konusu olması halinde hesap tarihine en yakın veriler dikkate alınarak hesap yapılması ve yapılan ödemelerin ödeme tarihinden hesap tarihine kadar geçen süre kadar işlemiş yasal faizleriyle birlikte hesaplanan zarardan tenzil edilmesi gerekmekte olup aktüerya bilirkişi raporunda hesaplamanın buna göre yapıldığı görülmüştür
Dosya Aktüerya bilirkişiye destekten yoksunluk tazminat hesabı için tevdi edilmiş, dosyaya sunulan 24/04/2024 tarihli asıl ve 25/06/2024 tarihli ek raporlarda TRH-2010 tarihli yaşam tablosu kullanılarak yapılan hesaplama sonucunda, eş ----- nihai zararının 673.674,57 TL, erkek çocuk ----- 555,74TL, kız çocuk ---- 161.704,20 TL anne ----- 145.759,17 TL, baba ---- 63.427,02 TL olarak tespit edildiği, davalı ----. tarafından 16.09.2021 tarihinde paydaş eş ---- için 63.083,69 TL, kız çocuk --- için 17.304,14 TL, anne --- için 15.127,49 TL, baba ---- için 9.116,26
TL maddi tazminat ödemesi yapıldığı, erkek çocuk---- için ödeme yapılmadığı anlaşılmış olup aktüerya bilirkişi tarafından raporunda yapılan ödemenin usulüne uygun biçimde güncellenmiş, yapılan hesaba göre Eş ----- yapılan ödemenin güncellenmiş halinin 78.840,79 TL, ---- yapılan ödemenin güncellenmiş halinin 21.626,38 TL, ---- yapılan ödemenin güncellenmiş halinin 18.906,05 TL -----yapılan ödemenin güncellenmiş halinin 11.393,33 TL olduğu,
yukarıda tespit edilen nihai zarardan sigorta tarafından yapılan ödemelerin güncellenmiş haliyle mahsubu sonucunda davacı eş ---- bakiye zararının 594.833,78.-TL, bunun 211.668,67.-TL sinin ---- poliçe kapsamında bakiye teminat kapsamında kaldığı, aşan zararıan 383.165,00.-TL olduğu, kız çocuk ----' in bakiye zararının 140.077,82.-TL, bunun 49.846,00.-TL sinin ---- Sigorta poliçe kapsamında bakiye teminat kapsamında kaldığı, aşan zararının 90.231,00.-TL , anne ---- bakiye zararının 126.853,12.-TL, bunun 45.140,60.-TL sinin ---- poliçe kapsamında bakiye teminat kapsamında kaldığı,
aşan zararın 81.713,60.-TL, baba ---- bakiye zararının 52.033,69.-TL, bunun 18.515,93.-TL sinin ---- poliçe kapsamında bakiye teminat kapsamında kaldığı, aşan zararının 33.517,00.,-TL olduğu, erkek çocuk ---- bakiye zararının 555,74.-TL, poliçe teminat kapsamında 197,76.-TL, aşan zararın 357,90.-TL olduğu,
bilirkişi raporlarının dosya kapsamına uygun ve hüküm kurmaya elverişli oldukları görülmüş, 25/06/2024 tarihli ek raporda yapılan nihai hesaplama hükme esas alınmış, davacıların bu şekilde hesaplanan maddi tazminat tutarlarını davalı ---- yönünden 15/05/2021 kaza tarihi, davalı ----- yönünden 16/09/2021 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte talep edebilecekleri, aktüerya bilirkişi raporunda ---- bakiye poliçe limitinin 325.368,42 TL olarak hesaplandığı anlaşılmıştırMüteveffa ---- kaza nedeniyle vefatından kaynaklı olarak davacılar eşi, çocukları ve anne - babasının bu kayıptan dolayı derin ızdırap duyacakları,
acı ve elem yaşayacakları muhakkak olup, TBK 56/2 maddesi uyarınca manevi tazminat talep etmekte haklı oldukları, manevi tazminatın tespitinde de müteveffanın ve diğer kazaya karışanların kusurları, kazanın oluş biçimi, tarafların ekonomik ve sosyal durumu gözetilerek manevi tazminat tutarının tespiti gerektiği, dosya kapsamına göre bu hususlar dikkate alındığında müteveffanın eş ve çocukları için 50.000,00.-er TL, müteveffanın annesi ve babası için 25.000,00.-er TL manevi tazminatın hakkaniyete de uygun ve davalı ---- belirtilen tazminat miktarını talepte davacıların haklı oldukları, manevi tazminatın sigorta poliçe kapsamında olmadığı,
sigorta şirketinin manevi tazminat yönünden sorumluluğunun bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır.Yukarıda yapılan açıklamalara ek olarak, dosya kapsamında dava dışı SGK tarafından paydaşlara rücuya tabi ödeme yapıldığına dair herhangi bir bilgi ve belge tespit edilememiş olup, paydaşların hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatından bu açıdan herhangi bir tenzil yapılmadığı, ---- “a ait öğrenci belgesi dikkate alınarak paydaşlık sonu yaşı 25 kabul edilerek hesaplama yapıldığı, dosya kapsamındaki belge ve bilgiler incelendiğinde;
müteveffanın kaza tarihi itibariyle kazanç getirici herhangi bir işte çalışmışlığına dair SGK hizmet dökümü, bordro vb. herhangi bir belge tespit edilemediğinden, müteveffanın ev hanımı olduğu varsayılarak AGİ “siz asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığı, günümüz rapor/hesap tarihi itibariyle 48 Yaşını ikame eden paydaş eş ---- açısından AYİM Tablosuna göre yeniden evlenme olasılığının değerlendirildiği, paydaş eş ---- yeniden evlenme olasılığının %4 (YüzdeDört) olduğu,
günümüz rapor/hesap tarihi itibariyle 18 yaşından küçük her bir çocuk için %5 (2 Çocuk için %10) evlenme olasılığı azaltıldığında paydaş eş ---- 'in yeniden evlenme olasılığının olmadığı, davalı ----- tarafından 16.09.2021 tarihinde paydaş eş ---- için 63.083,69 TL, kız çocuk ---- için 17.304,14 TL, anne ---- için 15.127,49 TL, baba ---- için 9.116,26 TL maddi tazminat ödemesi yapıldığı,
erkek çocuk ---- için ödeme yapılmadığı hususları dikkate alınmış, sonuç olarak yukarıda yapılan açıklamalar ışığında davacıların desteği müteveffa ---- vefatı ile sonuçlanan trafik kazasının meydana gelmesinde davalı sürücü --- % 35, müteveffanın % 65 kusurunun bulunduğu, diğer davalı ----- atfi kabil bir kusurun --- ZMMS sigortacısı ----- poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak maddi tazminat yönünden ---- ile müştereken ve müteselsilen sorumluluğunun bulunduğu, manevi tazminattan davalı ---- sorumlu olduğu,
tazminat hesabında davalı ---- yönüden faizin başlangıç tarihinin kaza tarihi, ----- yönünden ise faiz başlangıç tarihinin ödeme tarihi olduğu, davalılar ---- herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmakla, davalılar ---- ve ---- yönünden davanın kısmen kabulüne, davalılar ----- yönünden ise kanıtlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki gibi karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/113, K. 2024/985, 11 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama