KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/910
- Karar No
- 2024/950
- Karar tarihi
- 24 Aralık 2024
Karar Metni
1.187 kelime·6 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/910
KARAR NO : 2024/950
DAVA
Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
DAVA TARİHİ : 29/11/2022
KARAR TARİHİ : 24/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili ----, davalı şirketten yıllar önce hamiline yazılı pay senetleri satın aldığını, yıllar içinde hisse senetlerinin nominal değerinin yükseldiğini, bu paylara ilişkin senetlerin bir örneği dava dilekçesi ekinde sunulduğunu, müvekkilinin, uhdesinde bulunan payların tamamını şirkete devrederek pay senetlerinin karşılık değerini almak istediğini, bu amaçla arabuluculuk sürecine girildiğini, fakat anılan süreçte herhangi bir anlaşma sağlanamadığını, Huzurdaki davanın, müvekkilinin uhdesinde bulunan hisse senetlerinin davalı şirkete devri ile, senet karşılığı meblağın taraflarına ödenmesi talebiyle açıldığını beyanla;
re'sen gözetilecek nedenlerle, Davanın kabulüne, müvekkili tarafından davalı şirketten alınan hisse senetlerinin davalı şirkete verilmesi ile, senet karşılığı tutarın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikle hesaplanarak müvekkiline ödenmesine, Yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinden bırakılmasına, karar verilmesinin talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davalı vekili kendi paylarını iktisabına dair hüküm ve esasların 6102 s. Türk Ticaret Kanunu (TIK) m.379-389 hükümlerinde düzenlendiğini, bu hükümlerin emredici nitelikte olduğunu, zira kanun koyucunun şirketin varlığını, diğer hissedarları ve ticari hayatı korumak maksadı ile hareket ettiğini, bilindiği üzere 6762 s. Mülga kanunda bu tür bir işlemin yapılması tümüyle yasaklandığını, 6102 s. Yasa hazırlanırken ticari hayatın gerekleri, Avrupa Birliği yasalarına uyum ve fiili durumu yasal zemine oturtmak adına şirketlerin kendi hisselerini iktisap etmelerine imkan tanıdığını, ancak belirttiğimiz nedenlerle bu emredici kurallara bağlandığını,
bu bağlamda şirketin kendi paylarını iktisabı için öncelikle genel kurul tarafından yönetim kuruluna bu konuda yetki verilmesinin şart olduğunu, (6102 s. TTK m.379/2).
Bu yetkinin en fazla 5 yıl için geçerli olduğunu, dolayısıyla işlem tarihinde geçerli bir yetkilendirme mevcut olmak zorunda olduğunu, Genel kurul tarafından yönetim kuruluna bu konuda yetki verilmesinin iki istisnası bulunduğunu, 6102 s. TIK m.381 uyarınca yakın ve ciddi bir kayıptan kaçınmak için genel kuruldan yetki alınmaksızın yönetim kurulu kararı ile şirket kendi payını iktisap edebilir.
Ancak bu durumda da yönetim kurulunun yapılacak ilk genel kurulda, genel kurula yazılı bilgi vermesi gerektiğini, 6102 s. TIK m.382 hükmünde ise bir şirketin 379 uncu madde hükümleri ile bağlı olmaksızın hangi hallerde paylarını iktisap edebileceği hüküm altına alınmıştır. Buna göre.
"Esas veya çıkarılmış sermayesinin azaltılmasına ilişkin 473 ilâ 475 inci madde hükümlerinin uygulanması, Külli halefiyet kuralının gerektirmesi, Bir kanuni satın alma yükümlülüğünün bulunması, Bedellerinin tümü ödenmiş olmak şartıyla ve cebri icradan, bir şirket alacağının tahsili amacının olması,
Şirketin, menkul kıymetler şirketi olması Durumunda kendi paylarını iktisap edebilir." hükümlerinin bulunduğunu, burada belirtilen istisnalar sınırlı sayıda (numerus clausus) olup yorum yoluyla genişletilmesinin mümkün olmadığını, Somut olayda TIK m.381 ve m.382 hükümlerinin uygulanması söz konusu olmadığını, zira bu istisnalar kapsamında değerlendirilecek herhangi bir fiili veya hukuki durum söz konusu olmadığını, Kaldı ki davacının da bu yönde bir iddiasının da olmadığını, öte yandan m.379 uyarınca İşlem yapmak genel kurul tasarrufunda olan bir hak ve yetkidir.
Genel kurulun özgür iradesi ile bu konuda yönetim kurulunu yetkilendirmek konusunda bir serbestiye sahip olduğunu, bu serbesti yasanın emredici hükümlerine dayandığını, Mahkeme kararı ile genel kurulun bu hak ve yetkisinin elinden alınması mümkün olmadığını, her şeyden önce dava yoluyla emredici hükümlere aykırı bir durumun oluşturulması söz konusu olamayacağını, bunun kabulü her şeyden önce hukuk devleti ilkesine aykırı olduğunu, üstelik sözleşme ve işlem serbestisine de aykırı olduğunu, aksinin kabulü, isteyen hissedarın dava yoluyla hisselerini istediği zaman şirkete devretmesi gibi absürt bir sonuca yol açacağını,
bunun ise ne hukuken ne de ticari olarak izahının mümkün olmadığını, ayrıca davacının, "davacı" sıfatını haiz olduğunu da ispat etmesi gerekir.
Zira 7262 s. Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun m.32 ile değiştirilen 6102 s. TIK m.489 hükmü uyarınca hamile yazılı senetlerin devrinin geçerliliği Merkez Kayıt Kuruluşuna bildirim şartına bağlandığını, aynı yasanın 42. Maddesi ile de 6102 s. TIK'ya Geçici 14. Madde eklenerek mevcut hamile senet sahiplerinin 31.12.2021 tarihine kadar bildirimde bulunmak Üzere başvurmaları, aksi halde bildirim yapılıncaya kadar paya bağlı haklarını kullanamayacağının hüküm altına alındığını, şu halde davacının iddia ve taleplerinin hiçbir hukuki dayanağı olmadığı,
söz konusu iddia ve taleplerin yasanın emredici hükümlerine açıkça aykırı olduğu, dolayısıyla hukuki yararın bulunmadığı ve davacı sıfatının dahi ispatı muhtaç olduğunu bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla; davanın reddine, yargılama harç ve giderleri ile yasal vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesinin talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuki niteliği itibariyle, alınan hamiline yazılı pay senetlerinin davalı şirkete devri talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.11.06.2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle, " Davalının dava konusu payları satın alma zorunluluğunun bulunmadığı,
Mahkemenin aksi kanaate olması halinde, payların değerinin, 21,74-TL olarak hesaplandığı," şeklinde rapor sunulmuştur.TTK 379/1 maddesinde "bir şirket kendi paylarını esas veya çıkarılmış sermayesinin 1/10 unu aşan veya bir işlem sonucunda aşacak olan miktarda ibazlı olarak iktisap ve rehin olarak kabul edemez.
Bu hüküm bir üçüncü kişinin kendi adına ancak şirket hesabına iktisap ya da rehin olarak kabul ettiği paylar içinde geçerlidir" hükmüne 379/2 Maddesinde " payların birinci fıkra hükmüne göre iktisap veya rehin olarak kabul edilebilmesi için genel kurulun yönetim kurulunun yetkilendirilmesi şarttır.
En çok 5 yıl için geçerli olacak bu yetkide iktisap veya rehin olarak kabul edilecek payların itibari değer sayıları belirlenerek toplam itibari değerleriyle söz konusu edilecek paylara ödenebilecek bedelin alt ve üst sınırı gösterilir.
Her izin talebinde yönetim kurulu kanuni şartların gerçekleştiğini belirtir" hükmüne, TTK 381/1 maddesinde " Bir şirket, yakın ve ciddi bir kayıptan kaçınmak için gerekli olduğu takdirde, kendi paylarını, 379 uncu maddeye göre genel kurulun yetkilendirmeye ilişkin kararı olmadan da iktisap edebilir." hükmüne, TTK 382/1.
Maddesinde de " (1) Bir şirket, 379 uncu madde hükümleri ile bağlı olmaksızın; a) Esas veya çıkarılmış sermayesinin azaltılmasına ilişkin 473 ilâ 475 inci madde hükümlerini uyguluyorsa, b) Küllî halefiyet kuralının gereğiyse, c) Bir kanuni satın alma yükümünden doğuyorsa, d) Bedellerinin tümü ödenmiş olmak şartıyla ve cebrî icradan, bir şirket alacağının tahsili amacına yönelikse, e) Şirket, menkul kıymetler şirketiyse,
kendi paylarını iktisap edebilir. " hükmüne yer verilmiştir.Yukarıda belirtildiği üzere TTK 379 ve devam maddeleri uyarınca bir anonim şirketin kendi paylarını iktisap etmesi bir kısım şartlara ve mali kıstaslara tabi tutulmuştur. Somut olayda davacı taraf davalı şirketin hisselerinin nominal değerlerinin yükseldiği iddiası ile davalı şirketin kendi hisselerinin iktisabını istemektedir.
Davacı taraf TTK 379 vd. Yer alan şartlara dayanmadığı gibi TTK 379 vd. Maddelerine göre davalı şirketin kendi hisselerini iktisap etmesinin herhangi bir şartı ve istisna halleri eldeki davada gerçekleşmemiştir. Hal böyle olunca davalının hisse senetlerini iktisap zorunluluğu bulunmadığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/910, K. 2024/950, 24 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama