KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/214
- Karar No
- 2024/834
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2024
Karar Metni
1.951 kelime·10 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/214
KARAR NO : 2024/834
DAVA
Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 28/03/2023
KARAR TARİHİ : 14/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların taşımaya konu eşyaların müvekkili şirket aracılığı ile -----
taşınması hususunda mutabık kaldıklarını, müvekkili şirketin taşıma işini layığını yerine getirdiğini, davalının taşıma ücretini ödediğini, ancak taşımanın işinin nihayete erdirildiği ----- gümrük esnasında lokal hizmetler, ayrıca boşaltma ve yükleme (drop and pick) masrafları söz konusu olduğunu, bu kapsamda müvekkili şirketin davalının yazılı onayını alarak,
taşıma sonrasında oluşan muhtelif masrafları karşıladığını ve fatura karşılığında taşeron firmaya ilgili bedelleri ödediğini ve davalıya fatura ettiğini, davalının noter kanalıyla gönderdiği ihtarname ile faturaya itiraz ettiğini, bunun üzerine alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe davalı/takip borçlusunun itirazı ile takibin durduğunu beyanla, Davalı/Borçlunun ----İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, Haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz eden ve takibin durmasına sebep olan Davalı/Borçlunun,
takipteki alacak miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacı tarafın talebinin müvekkilinin tarafı olmadığı bir icra dosyasına ilişkin olduğunu, davaya konu uyuşmazlığı çözmeye görevli mahkemenin tüketici mahkemeleri olduğunu, bu nedenle görevsizlik kararı verilmesi gerektiği, Tüketici mahkemesinin görevli olduğunun kabul edilmemesi halinde ise;
iş bölümü yönünden deniz taşımacılığından kaynaklı bu uyuşmazlığı çözmeye görevli mahkemenin denizcilik ihtisas mahkemeleri olduğunu, İcra takibinde borcun sebebi ve/veya takibin dayanağı belge olarak ibraz edilmeyen hiçbir belgenin itirazın iptali davasına konu edilemeyeceğini, davacının iddia ettiği gibi müvekkil tarafından verilen bir yazılı onayın bulunmadığını, müvekkilinin davacı tarafından almış olduğu taşıma hizmetine konu tüm ödemeleri eksiksiz yerine getirdiğini ve davacı şirkete hiçbir borcu bulunmadığını savunarak, görevsizlik kararı verilmesini ve davanın reddini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE:
Dava hukuki niteliği itibariyle, ---- İcra müdürlüğünün ---- Esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.
İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir.
Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, -----.
İcra müdürlüğünün ---- Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile davacının ----İcra Dairesinin ---- Esas sayılı İcra dosyası nezdinde başlatmış olduğu takibin dayanağı olan,
navlunun ferilerine ait fatura muhtevası hizmetin davacı tarafından davalıya ifasının gerçekleştiği, davacının
navlunun ferilerinden olan fatura konusu alacağa hak kazandığı,
davacının dayanak fatura tutarı ile aynı olan takipteki asıl alacak tutarı kadar
takibe vaki itirazın iptalini ve takibin kaldığı yerden devamını talep edebileceği
sonuç ve görüşlerine ulaşıldığı, keyfiyetin nihai takdiri ve her cenahtan bilcümle
hukuki tavsifi tamamıyla mahkemeye ait olduğu sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi ek raporu ile davacının ---İcra Dairesinin ----- Esas sayılı İcra dosyası
nezdinde başlatmış olduğu takibin dayanağı olan, navlunun ferilerine ait fatura
muhtevası hizmetin davacı tarafından davalıya ifasının gerçekleştiği, davacının
navlunun ferilerinden olan fatura konusu alacağa hak kazandığı,
davacının dayanak fatura tutarı ile aynı olan takipteki asıl alacak tutarı kadar
takibe vaki itirazın iptalini ve takibin kaldığı yerden devamını talep edebileceği
şeklinde ulaşılan sonuç ve görüşlerimizi değiştirecek bir unsurun tespit
edilemediği, keyfiyetin nihai takdiri ve her cenahtan bilcümle hukuki tavsifi
tamamıyla Mahkemeye ait olduğu sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
Faturaya dayalı alacak davalarında davalı akdi ilişkiyi açıkça kabul etmemiş ise taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunduğunu ispat külfeti faturayı düzenleyen alacaklı tarafa düşmektedir. ticari ilişki ve bu ilişkiden kaynaklı alacağının olduğunu iddia eden taraf bunu yazılı belgeler ile ispat etmesi gerekir. Alacaklı düzenlediği faturadaki malların ya da hizmetin karşı tarafa teslim edildiğini HMK 200. Maddesinde belirtilen deliller ile ispat etmesi gerekir.
Fatura tek başına taraflar arasındaki akdi ilişkinin belgesi sayılamazNormal şartlarda alacaklı faturaya konu mal ve hizmeti borçluya teslim ettiğine dair borçlunun imzasını kabul ettiği irsaliye veya teslime dair yazılı belge ile ispat edebilir.
Davacının, davalı borçlu ile aralarında akdi bir ilişki olduğunu, bir başka anlatımla takibe konu faturadaki fatura konusu hizmet ifası ile ilgili ticari ilişkiyi ispat etmeden iddia ettiği alacağın tahsilini sağlaması mümkün değildir. Akdi ilişki ise, taraflar arasında düzenlenen imzası davalı tarafından kabul edilmiş bir sözleşme, faturaya konu malların borçluya teslim edildiğine dair bir irsaliye ve teslim fişi ile vb. somut yazılı belgelerle ispat edilebilir.
Malın teslim edildiği ispat edilememiş ise davalı borçlunun herhangi bir ispat külfeti altında olduğu söylenemez. Eğer alacaklı davacı malın teslimini sevk irsaliyesi ya da başkaca borçlunun imzasının içerir bir belge ile ispat ettiğinde bu kez teslim edilen malların bedelinin ödendiğini ispat külfeti davalı borçluya geçecektir.
Davaya konu davalı tarafından itirazla duran takibin dayandığı fatura muhtevası hizmetin, davalıya ait zati (ev eşyası) taşınması olduğu taraflar arasında çekişme konusu olmadığından, 6102 sayılı TTK’nın 4. Kitabı olan Taşıma Kitabı, üçüncü kısım Taşınma Eşyası hükümlerinin uyuşmazlığın çözümünde esas alınması gerekmektedir. Zira TTK 894’üncü maddesi. “Bir evden, bürodan veya benzeri bir yerden alınıp benzeri bir yere taşınan eşya “taşınma eşyası”dır.
Konusu taşınma eşyası olan taşıma sözleşmesine, bu Kısımda öngörülen hükümlerde veya uygulanması gerekli milletler arası sözleşmelerde aksine hüküm bulunmadıkça, bu Kitabın Birinci ve İkinci Kısım
hükümleri uygulanır” şeklinde hüküm altına alınmıştır. Dosya kapsamında, düzenlenen navlun faturası öncesi 33.50,00USD tutarındaki navlun bedeline nelerin dahil olduğu konusunda bir yazışma ve
sözleşme sunulmamış olsa da navluna ait faturanın 28.09.2022 tarihinde eşyanın 06.11.2022
--- Limanına varış tarihinden önce düzenlendiği ve bu tarihten sonraki e-posta
yazışmalarında ilave bedellerin müzakere edildiği, taşınan emtianın varış limanına ulaştığında
eşyanın, limandan depoya ve oradan da (daha önce taşınacak kat bilgisi
verilmediği anlaşılan) 19. Katta bulunan daireye taşınması için ortaya çıkan -----’deki lokal
Masrafları olduğu gözetildiğinde, davacı tarafından talep edilen bedelin asıl navlun ücretine
ilave olması gereken, navlunun ferileri hükmünde olduğu görüşüne ulaşılmıştır.
Davacı ile ati eşyanın taşıma sürecini e-posta yazışmaları ile yürüten davadışı ---- uzantılı e-posta adresini
kullandığı, Gelir İdaresi Başkanlığından Mahkememize gönderilen 18.04.2023 tarihli
yazıda davalı --- --’nın---- Yönetim Kurulu üyesi olduğu, bu
şirkete ait ----adresindeki web sitesinde, şirketin iştirakleri
arasında ----’nin bulunduğu, davalının da -----
Yönetim Kurulu Başkanı olduğu, dolayısıyla yazışmaları yapan ------
davalının yönetim kurulu başkanı olduğu şirket çalışanı olduğu ve davalıyı asiste ettiği
anlaşılmaktadır. Davacı yetkilisi tarafından, davalı adına hareket ettiğini ve onun adına e-posta
gönderdiğini bildiren ---- ile asıl navlun faturasına dahil olmayan ve
sonradan oluşan ----’deki lokal maliyetlerin paylaşıldığı, davalının ise bu giderleri kabul
etmeyerek, taşımayı durdurma yönünde bir talimatının olmadığı görülmüştür.
Davacının, asıl navluna ilave giderler konusunda davalıya bilgi verdiği ve aydınlattığı
yazışmalarla sabittir. Davacı, -----’deki ilave işler konusunda ifa yardımcısı davadışı ----- Lojistik
firmasından kendisine bildirilen, fatura edilen toplam 4.320,00USD tutarındaki faturayı
ödeyerek ve kendisi bu tutardan indirim yaparak, mezkur faturaya dayanarak davalıdan
navlunun ferileri hükmündeki lokal masrafların tamamı için 4.200,00USD karşılığı
78.180,006TL tutarında faturayı davalıya keşide etmiştir.
Davacı tarafından bu hizmetlerin verildiği davalının da kabulündedir. Davalı bu tutarın
esas navlun ücretine dahil olduğunu savunarak, aldığı hizmete ait kendisine düzenlenen
faturayı kabul etmemiş olsa da dosya kapsamında sunulan belgelerin incelenmesi sonucunda,
her ne kadar takibe dayanak fatura açıklamasında bekleme bedeli ifadesi yer alıyorsa da bunun
esas navlun hizmetine ilave hizmetlerden meydana geldiği, salt
faturadaki ifadeden dolayı faturaya ve ödemeye itirazın yerinde olamayacağı, davacının fatura
konusu hizmeti verdiği sübuta ermekle, hizmet verdiği davalıdan hizmet ücretini talep
edebileceği, bu bedelin yükümlü olan davalıdan tahsili için başlatmış olduğu takibe davalının
vaki itirazının iptalini ve takibin devamını talep edebileceği bilirkişi tarafından tespit edilmekle eldeki delillerden takibin dayanağı olan, navlunun ferilerin ait fatura
muhtevası hizmetin davacı tarafından davalıya ifasının gerçekleştiği davacının
navlunun ferilerinden olan fatura konusu alacağa hak kazandığı, anlaşılmakla bilirkişi raporu da hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacının dayanak fatura tutarı ile aynı olan takipteki asıl alacak tutarı kadar İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır.
Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir.
Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Takip talebi ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde alacağın likit olduğu anlaşılmakla kabulüne karar verilen alacak miktarınn %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir.
Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir.
Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın kısmen KABULÜNE,
1-Davalının ----İcra müdürlüğünün ----- Esas sayılı takip dosyasına, yapmış olduğu itirazının iptaline, takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine,
2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Kötüniyet tazminatı talebinin reddine,
4-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 5.340,00 TL'nin dava açılırke davacı tarafça peşin olarak yatırılan 944,22 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 4.396,26 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL başvurma harcı, 944,22 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.124,12 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 3.500,00 TL bilirkişi ücreti, 151,25 TL posta gideri olmak üzere toplam 3.651,25 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
9-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
10-Kararın kesinleşmesi halinde kullanılmayan gider avansının ilgili tarafa iadesine,
Dair davacı vekilinin (e-duruşma) yüzüne karşı, davalı ---- vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/214, K. 2024/834, 14 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama